Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Araştırmacılar(3)

Birim yayınları

14 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    The New Dynamic of Global Competition: The Technological Utilization of Rare Earth Elements and Their Impact on International Relations

    Durmuş, İrfan; Tam, Gürkan

    Aim: This study aims to analyze the technological utilization, global reserve distribution, and production structures of rare earth elements (REEs), as well as the structural concentration and vulnerability of their supply chains, and to evaluate their implications for international relations, geopolitical power dynamics, and economic dependency. The study examines the strategic consequences of China’s dominance in global REE production and processing and develops policy recommendations regarding Türkiye’s potential integration into global value chains. Method: The research is designed as a secondary-data-based study employing a structured descriptive and comparative content analysis. Quantitative and qualitative datasets obtained from internationally recognized institutions, including the International Energy Agency (IEA), the U.S. Geological Survey (USGS), European Commission reports, and relevant national authorities, were systematically analyzed to assess reserve distribution, production concentration, and sectoral utilization patterns. Results: The findings demonstrate that REEs have evolved beyond their role as industrial raw materials and have become strategic instruments of global power projection. The high concentration of global production and processing capacity in China generates significant supply security risks and structural economic dependencies for advanced economies. While Türkiye’s declared reserve potential in Beylikova represents a substantial strategic opportunity, limitations in domestic processing capacity and high value-added manufacturing constitute major structural challenges. Conclusion: REEs have emerged as strategic commodities at the center of twenty-first-century geoeconomic competition, particularly in the contexts of energy transition, defense industries, and digital technologies. Ensuring sustainable supply security requires not only reserve diversification but also the development of refining capabilities, recycling technologies, and multilateral cooperation mechanisms. Türkiye’s ability to position itself as a reliable actor in global REE markets depends on the formulation of an integrated national strategy. Originality: This study contributes to the literature by approaching REEs through an interdisciplinary framework that integrates technological, geoeconomic, and international relations perspectives, thereby moving beyond purely geological or technical analyses.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2026
    İklim Krizi Çağında Nükleer Caydırıcılık: Stratejik İstikrar ve Kriz Dinamikleri

    Durmuş, İrfan; Özbay, Sadi Özbay; Özek, Nesrin

    Bu çalışma, iklim krizi ile nükleer caydırıcılık arasındaki ilişkinin mevcut literatürde hangi mekanizmalar üzerinden kurulduğunu ve hangi analitik boşlukların sürdüğünü incelemektedir. Makale, Web of Science, Scopus, TR Dizin ve DergiPark’ta 2003–2026 dönemini kapsayan Türkçe ve İngilizce yayınları temel alan şeffaf bir yarı-sistematik literatür taramasına dayanmaktadır. Nihai sentez korpusu 33 çekirdek çalışma ile kavramsal omurgayı kuran 10 kurucu/çerçeve metinden oluşmakta ve kaynaklar tür, rol ve kanıt ağırlığına göre sınıflandırılmaktadır. İnceleme, literatürün dört tema etrafında toplandığını göstermektedir: (1) nükleer altyapının iklim kaynaklı kırılganlıkları; (2) kriz yönetimi, komuta-kontrol ve yanlış hesaplama riskleri; (3) bütçe öncelikleri, jeopolitik rekabet ve yayılma dinamikleri; (4) nükleer savaşın iklimsel sonuçları ile adalet tartışmaları. Çalışma, iklim krizinin nükleer caydırıcılığı yalnızca üsler ve tesisler üzerinde yarattığı doğrudan etkilerle değil, stratejik çevreyi daha oynak, daha maliyetli ve daha siyasal hale getirerek dönüştürdüğü sonucuna ulaşmaktadır. Bulgular ayrıca literatürün altyapı odaklı, Batı merkezli ve ikinci dereceden siyasal etkiler bakımından sınırlı kaldığını göstermektedir.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Milli istihbarat teşkilatının 1966-1982 yılları arasında edindiği cihaz ve araçlar

    Sertel, Savaş; Kızıltoprak, Tuncay

    Tarih boyunca devletler sürekli bir güç mücadelesi halinde olmuştur. Bu nedenle kendilerine tehdit olabilecek bilgileri öğrenme merakı içinde olmuşlardır. Dolayısıyla devletler kendi güvenliklerini riske edecek durumlara, muhtemel çıkabilecek güç mücadelesi sonucunda üstünlüklerini sağlamak amacıyla istihbarat ve casusluk faaliyetlerine başvurmuştur. İstihbarat özellikle savaş dönemlerinde hayati önem taşımıştır. Devletler zor zamanlarında kullanabilmek için istihbarat teşkilatları kurarak casuslar yetiştirmiştir Cumhuriyet Dönemi’nde Milli Emniyet Hizmetleri Riyaseti kurularak Türkiye’nin resmi istihbarat teşkilatı oluşturulmuştur. Milli Emniyet Hizmetleri Riyaseti İkinci Dünya Savaşı sırasında bir yandan savaşan ülke temsilciliklerinden bilgiler sızdırmaya çalışırken bir yandan da önleme hizmetleri yaparak yabancı istihbarat örgütleri ve faaliyetleri ile mücadele etmiştir. Türkiye 1952 yılında NATO’ya üye olmuş ve Sovyetler Birliği’ne karşı Batı ittifakı ile beraber hareket etmeye başlamıştır. Soğuk Savaş yıllarında özellikle ABD’den istihbarat desteği almıştır.1965 yılında Millî İstihbarat Teşkilâtı oluşturulmuştur. Milli İstihbarat teşkilatı istihbarat faaliyetleri için modern cihazlara ve araçlara ihtiyaç duymuş ve zaman zaman teşkilata ihtiyaç duyduğu cihaz ve araçlar alınmıştır. Bazı araçlar ise çeşitli ülkelerden ve çeşitli ülke vatandaşlarından zaman zaman teşkilata hibe yoluyla kazandırılmıştır. Bu çalışmada Millî İstihbarat Teşkilâtı Müsteşarlığının 1966 ve 1982 yılları arasında aldığı araç ve cihazların hangi yollarla elde edildiği ve bu teçhizatların kullanım alanlarına değinilecektir. Millî İstihbarat Teşkilâtı ihtiyaç duyduğu teçhizatın büyük bir kısmını NATO müttefiki olan Amerika Birleşik Devletleri’nden satın almıştır. Bazı araçlar ise dış ülkelerden veya o ülkelerde yaşayan yabancı uyruklu şahıslardan hibe yoluyla edinilmiştir. Alınan araçların çoğu otomobil ve arazi araçlardır. Bunun yanı sıra teşkilat için uçaklar ve helikopterler de satın alınmıştır. Bu da teşkilatın hareket kabiliyetini artıran bir unsur olmuştur. Teşkilatın ihtiyaç duyduğu bilgisayarlar Amerikan IBM firmasından alınmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Demokrat parti döneminde Türkiye dış politikasının Elâzığ basınındaki yansımaları

    Durmuş, İrfan

    Bu çalışma, siyasi tarihimizde ve çok partili yaşama geçişte büyük bir öneme sahip olan Demokrat Parti’nin (DP) iktidarda olduğu dönemdeki dış politikalarının Elâzığ basınında yansımalarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında 1950-1960 dönemlerini kapsayan Elâzığ basınının önemli gazeteleri taranmıştır. Elâzığ’ın o dönemdeki önemli yazılı basın kaynaklarından Uluova, Turan ve Elâzığ gazetelerinden elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırma çerçevesi Elâzığ ilinde yayımlanan yerel gazeteler, DP hükümetinin dış politikaları hakkında yayınlanmış haberler ve araştırmacının yorumundan oluşmaktadır. Çalışma kapsamında 1950-1960 yılları arasında yayına devam eden gazeteler incelenmiş olup 1200 civarında DP ile ilgili haber ve yazılı belgeye rastlanmıştır. Nitel vaka analizi yönteminin benimsendiği çalışma sonucunda, Elâzığ basının DP iktidarının dış siyasetteki uygulamalarını yakından takip ederek dış politikadaki gelişmelere haber içeriklerinde geniş yer verdiği görülmüştür.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Kıbrıs barış harekâtı öncesinde türk donanma filosunun modernleştirilmesi (1968-1974)

    Sertel, Savaş

    Kıbrıs meselesi 1954 yılından sonra Türkiye ile Yunanistan arasında Akdeniz’de büyük bir çekişmeyi doğurmuştur. Ortaya çıkan gerginlik sonucu iki ülke de silahlanmaya başlamıştır. Bu durum başta ABD olmak üzere NATO üyesi ülkeleri tedirgin etmiştir. İki NATO üyesi ülkenin Kıbrıs için çatışması veya savaşması ABD ve NATO için prestij kaybı yaratacağından hareketle ABD bu meseleyi soğutmaya çalışmıştır. SSCB’nin Akdeniz’deki bu gerginlikten istifade etmesini istemeyen ABD 6. Filosunu bölgede görevlendirmiştir. Ancak Kıbrıs Rumlarının Türklere katliam yapması üzerine Türkiye 1960’lı yıllarda Kıbrıs’a çıkarma yapmak için hazırlıklara başlamıştır. Gerek 1964 yılında ABD başkanın Johnson’un yazdığı mektup gerekse 1960’lı yıllarda donanmada yeterince çıkarma gemisi olmaması Türkiye’nin adaya yapacağı çıkarmayı geciktirmiştir. Türk donanması 1960’lı yıllardan itibaren filosundaki gemileri yenilemek ve geliştirmek için tersanelerinde imkân ve kabiliyetleri ölçüsünde gemiler üretmeye çalışmıştır. Türkiye 1968–1972 dönemini kapsayan ikinci beş yıllık gemi inşa programında savaş gemisi yapımına ağırlık verilmiştir. İmkân ve kabiliyetlerinin üretimine el vermediği savaş gemilerini ise başta ABD olmak üzere NATO üyesi gelişmiş ülkelerden almıştır. Türkiye’nin 1968-1974 yılları arasında ABD’den aldığı gemilerin büyük bir kısmı 1940’lı yıllarda üretilmiştir. Türkiye satın aldığı eski teknoloji gemiler için ABD tersanelerinde tadilatlar yaptırarak modernizasyondan sonra donanmasına dahil etmiştir. Türkiye donanmada kullanacağı küçük çaplı hücumbot gemilerini ise Almanya’dan almıştır. Almanya’dan alınan hücum botlar Alman donanmasından değil Alman gemi firmalarından alınmıştır. Bu hücumbotlar 1-2 yıllık yeni teknelerdir. Kıbrıs Barış Harekâtı için ordusunu güçlendirmek isteyen Türkiye 1968 ve 1974 yılları arasında donanma gemi filosunu zenginleştirmek için pek çok gemi satın almıştır. Ancak harekâttan sonra uygulanan askeri ambargo silah ve mühimmat konusunda sıkıntı yaşanmasına yol açmıştır. Bunun sonucu olarak Türk savunma sanayi yerli üretim silah ve mühimmat oranını giderek artırmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex5TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    İrade-i milliye ve hâkimiyet-i milliye gazetelerine göre suriye’de arap-fransız çatışması (1919-1920)

    Yedek, Şahin; Sertel, Savaş

    Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti parçalanmış ve Ortadoğu yeniden şekillenmiştir. Bu şekillenmenin mimarı İngiltere ve Fransa olmuştur. Özellikle İngiltere savaş sonrasında Süveyş Kanalı’nı elinde tutarak Hindistan odaklı sömürge imparatorluğunu daha çok güçlendirmiştir. Ayrıca petrol merkezi olan Arap topraklarını da Sykes-Picot Anlaşması ile Fransızlarla paylaşmıştır. Savaştan önce Osmanlı Devleti’ne karşı savaşmaları karşılığında Araplara vaat edilen Arap Krallığı sözde tasarısı ise en başta olduğu yere geri dönmüş, yani çöpe atılmıştır.Savaştan sonra İngilizler Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ı Suriye Kralı ilan etmiştir. Suriye’nin Sykes-Picot Anlaşması ile petrol bölgeleri olan Musul ve Kerkük’e karşılık Fransızlara bırakılması hoşnutsuzluk yaratmıştır. Siyasi manevraları iyi bilen İngilizler yeraltı ve yerüstü kaynakları sömürerek halkla çatışmaya girmemiştir. İngilizlerin aksine siyasi manevralarda iyi olmayan Fransızlar, Suriye’de halkın inanç ve kültürüne müdahale etmiş, Ermenileri Fransız üniforması giydirerek orduda kullanmıştır. Fransızların bu tutumlarına karşısında bağımsızlık isteyen Suriyeliler artmış ve Fransızlarla açıkça çatışmalara girilmeye başlanmıştır. Anadolu’da ulusal bir Türk devleti kurmak isteyen Mustafa Kemal ve arkadaşları da Suriye’deki Fransız karşıtı bağımsızlık hareketlerine destek vererek, Suriye’den gelen bağımsızlık taraftarları ile Ankara’da görüşmüştür. Ayrıca Anadolu’dan Suriye bağımsızlık taraftarlarına gıda, lojistik ve silah yardımı yapılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2015
    TBMM'de Bir Cumhuriyet Aydını: Dr. Fatma Memik

    Sertel, Savaş

    Fatma Memik Türk siyasi hayatında çok önemli bir insan olmasına rağmen fazla tanınmamaktadır. Bu makaleyi yazma amacımız Sayın Memiki tanıtmak ve siyasi hayatını ortaya koymaktır. 5 Aralık 1934 tarihinde 2589 Sayılı Kanun ile Türkiyede kadınlara milletvekili seçilebilme hakkı getirilmiştir. Buna göre ilk etapta parlamentoya 17 kadın vekil katılmıştır. Daha sonra yapılan ara seçimlerde Çankırıdan Hatice Özgenerin katılımıyla bu sayı 18 olmuştur. Sadece sayısal olarak değil nitelik açsından da bu 18 sembol isim çok önemlidir. Bu kişilerin hemen hepsi Atatürk tarafından seçilmiş, çoğu üniversite eğitimi almış, bir kısmı ise yurt dışında okumuştur. Bununla birlikte çağdaş Avrupa ülkelerini bir kısmında kadınların seçme ve seçilme, bir kısmında ise seçilme hakkı yoktu. Bu şartlar içerisinde Atatürkün Türk halkına kadın-erkek eşitliğini benimsetebilmek için meclise kadın milletvekili seçilmesini sağlaması ileri görüşlülüğünü, modernliğini ve inkılâpçılığını da göstermektedir. Ancak önemli bir sorun vardı. TBMMye katılan ve çoğu tahsilli olan kadın milletvekillerini büyük bir kısmı mecliste hiçbir varlık gösterememiştir. TBMMye katılan en genç kadın milletvekili olan Edirne milletvekili Dr. Fatma Memik meclise katıldığında genç olduğu kadar çok başarılı bir kadın doktor profili çizmiştir. Mesleğiyle birlikte siyaseti de yürütmüştür. CHP Eminönü teşkilatında yer almıştır. Başarısı ve azmiyle göz doldurmuştur. Atatürk meclise bir kadın doktorun da katılmasını istediği için Dr. Fatma Memik 1935teki parlamentoya milletvekili olarak katılmıştır. Fatma Memik meclisin en faal kadın milletvekillerinden olmuştur. 5, 6 ve 7. dönem Edirne milletvekili seçilmiştir. 5. Dönemde çok faal olan Fatma Memik 7. dönemde hiçbir faaliyette bulunmamıştır. Bu çalışmada TBMM Tutanakları, Arşiv belgeleri, TBMMnin yayınladığı eserler öncelikli kaynaklarımızı teşkil etmiştir. Fatma Memikin TBMMdeki konuşmaları, seçim bölgesindeki incelemeleri ve seçim bölgesinin sorunlarının çözülmesi için gösterdiği çabalar, hafta sonları trenle İstanbula giderek fakir hastaları ücretsiz muayene etmesi gibi çabaları da çalışmamızda tespit edilmiştir.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    1927 nüfus sayımı sonuçlarına göre elazığ nüfusu

    Sertel, Savaş

    Türkiye'nin ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştır. 1927 yılında gerçekleştirilen nüfusu sayımı için 1926 yılında nüfus sayım kanunu çıkarılmıştır. Yine aynı yıl İstatistik Genel Müdürlüğü kurulmuş ve Belçikalı Camilla Jacquart kurumun başına getirilmiştir. 28 Ekim 1927 tarihinde ise Türkiye Cumhuriyet'inin ilk nüfus sayımı yapılmıştır. Sayım süresince sokağa çıkma yasağı uygulanmıştır. 1927 nüfus sayımında nüfusun çeşitli özellikleri ele alınmıştır. Bu çalışmada 1927 nüfus sayımı sonuçlarına göre Elazığ'da yaşayan nüfusun nitelikleri incelenmiştir. Bu sayım sonucuna göre Elazığ nüfusu 140.400 kişi'dir. İlin temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Meslekler itibarıyla il nüfusu incelendiğinde ilde uzun bir süre endüstrileşme yönünde bir gelişme olmayacağı da anlaşılmaktadır. 1927 yılında Elazığ'da okuryazarlık oranı %4.85'tir. Bu orana göre eğitim ve kültürel faaliyetlerin gelişmesi için de eğitim alanında daha fazla yatırım yapılması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Kırsal nüfusun Türkiye ortalamasının üzerinde olması kentleşmenin uzun yıllar alacağını göstermektedir. Kısacası 1927 nüfus sayımında Elazığ ile ilgili veriler ilin içe kapalı bir ekonomik ve kültürel yapısı olduğunu, bunun kırılması için çok fazla yatırım gerekeceğini ortaya çıkmıştır

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Türk Hariciye Raporlarına Göre İspanya İç Savaşı (1936-1939)

    Sertel, Savaş

    İspanya tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. İklimi, coğrafyası, tatlı su kaynakları ve bitki örtüsüyle dünyada yaşamaya en elverişli yerlerden biridir. Bundan dolayı pek çok topluluk burada yaşamıştır. Özellikle Endülüs Emevi Devleti'nin burada kurulması İspanya için çok büyük bir şans olmuştur. Avrupa'nın barbar, İslam dünyasının en ileri medeniyet olduğu dönemlerde bu coğrafya Avrupa'nın en büyük filozof ve bilim adamlarını yetiştirmiştir. İbn Rüşt, İbn Meymun gibi âlimler Avrupalı öğrencilere dersler vermiştir. Avrupa'da Krallar kütüphanelerinde birkaç bin cilt kitapla övünürken, Endülüs Halifesinin kütüphanesinde 400 bin cilt kitap yer almıştır. Reconquista ile yok edilen Müslüman ve Yahudiler İspanya'nın zenginliğini ve medeniyetini de götürmüştür. Buna karşılık İspanya yeni bir şey bulmuştur. Coğrafi keşifler ve altın. Uzun bir süre dünyanın en büyük sömürge ve kan imparatorluğu olan İspanya XIX ve XX. Yüzyılda hızla kan kaybederek İber yarımadasına çekilmiştir. Zamanla ekonomisi ilkel tarıma dayanan İspanya Avrupa'nın en güçsüz ülkelerinden biri olmuştur. Bu süreçte Krallık, diktatörlükler, askeri darbeler ve cumhuriyetler kurulmuştur. Güçsüz İspanya bu süreçlerde sürekli darbeler ve darbe provaları yapmıştır. 1936'da meşru hükümete karşı ordu bir kez daha isyan etmiştir. Ancak bu kez isyancılar dış güçlerin limitsiz yardımıyla beslenmiştir. Empreyalist devletler 1936-1939 yıllarında yapılan kanlı iç savaşın finansörü olmuştur

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Little Lord of Union and Progress: Minister of Rationing Black Kemal’s Life and Activities

    Yedek, Şahin; Sertel, Savaş

    Head of Union and Progress Governance Ahmet Kemal Bey was known by the name of “Küçük Effendi” and “Kara Kemal”. There were two Kemal in governance for this reason he was known as “Kara Kemal.” The other Kemal is known as “Sari Kemal” was Mustafa Kemal. Talat Pasha was called as “Büyük Effendi” and Kara Kemal was called “Kücük Effendi.” During he was in management of Union and Progress Governance, he took the duty of Minister of Food, agriculture and live stock for a while. He was sentenced with capital punishment by defaultly with some unionist because of assassination attending to Mustafa Kemal in Izmir in 1926. While lots of people were being arrested because of Izmir assassination attempt, he was disappeared before trials. While trial was going on he was arrested by the police in his house in Istanbul and suicide queerly. Trials of Ankara independence court were going on after Kara Kemal’s death

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-28T14:33:29.284372053Z
dc.date.available2026-10-28T14:33:29.284372053Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/45
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleTürkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalıtr
dc.titleHistory of the Republic of Turkeyen
organization.identifier.codemunzur-edebiyat-tarih-turkiye-cumhuriyeti-tarihi
organization.unitTypedivision
rdl.unit.alias\bturkiye cumhuriyeti tarihi anabilim dali\b
rdl.unit.alias\bhistory of the (turkish )?republic\b