Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yayınları
11 →- MakaleAçık Erişim2026Aziz Nesin'in Çizgi Romanları Üzerine Bazı Değerlendirmeler
Cuşa, Hasan
Aziz Nesin, kaleme aldığı çizgi romanlarda toplumun aksayan yönlerini eleştirel bir üslupla dile getirir. Nesin, çizgi romanı edebiyat ile görselliğin birleştiği bir alan olarak görmüş; bu alanı özellikle bürokrasi, toplumsal adaletsizlik, sınıf farklılıkları ve gündelik hayatın çelişkilerini eleştirmek için kullanmıştır. Onun çizgi romanlarında mizah, basit bir eğlence unsuru değil; aksine düşündüren, eleştiren ve okuru toplumsal gerçeklerle yüzleştiren bir işleve sahiptir. Bu bağlamda Aziz Nesin’in çizgi roman anlayışı, mizah ile toplumsal eleştiriyi birleştiren ve görsel anlatıyı edebî bir ifade biçimine dönüştüren özgün bir anlatı türü olarak değerlendirilebilir. Bu çalışma Aziz Nesin’in çizgi romanlarını modern toplumun aksayan yönlerini görünür kılan eleştirel anlatılar olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Makalede, yazarın farklı mahlaslarla kaleme aldığı çizgi romanlarda bürokrasi, iktidar ilişkileri, medya söylemi, tüketim kültürü, ahlaki değerler ve liyakat gibi kavramların nasıl temsil edildiği ortaya konulmaktadır. Bu çerçevede çalışma, “Baba Mirası”, “Berber Nonoş”, “Deniz Aslanı” ve “Bilmem Ne Adası” adlı çizgi romanlarla sınırlandırılmış; söz konusu eserler üzerinden Aziz Nesin’in toplumsal eleştiri anlayışı değerlendirilmiştir. Çizgi romanlar, yalnızca olay örgüsü bakımından değil; görsel düzenleme, karakterlerin konumlandırılması, beden dili, mekân kullanımı ve mizahın işlevi açısından da incelenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026Halide Edip Adıvar’ın Vurun Kahpeye Romanında Günah Keçisi Mekanizmasının Görünümü
Cuşa, Hasan
Bu makale, Halide Edip Adıvar’ın Vurun Kahpeye romanını René Girard’ın “günah keçisi mekanizması” kuramı çerçevesinde yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel savı, romanın Millî Mücadele dönemini konu alan anlatısının, toplumsal kriz anlarında ortaya çıkan kolektif şiddet pratiklerini belirgin biçimde görünür kıldığıdır. Bu doğrultuda Girard’ın taklitçi arzu, farklılıkların silinmesi, kurban figürünün seçimi ve kolektif arınma gibi temel kavramları kuramsal dayanak olarak ele alınmıştır. Yöntemsel açıdan metin merkezli çözümleme ile kuramsal çerçeve birlikte kullanılmış; Aliye karakterinin roman boyunca geçirdiği dönüşüm tematik ve söylemsel boyutlarıyla incelenmiştir. İnceleme bulguları, Aliye’nin modern, bağımsız ve aydın bir kadın olarak kasaba toplumunda bastırılmış gerilimlerin odağına yerleştirildiğini ve bu nedenle “öteki”leştirildiğini göstermektedir. Dinî söylemin araçsallaştırılması, cinsiyetçi toplumsal yapı ve savaşın yarattığı psikolojik ortam, bu ötekileştirmeyi giderek bir kurbanlaştırma sürecine dönüştürmektedir. Sonuç olarak çalışma, Vurun Kahpeye’nin Girard’ın kuramsal çerçevesini edebî düzlemde somutlaştıran güçlü bir toplumsal şiddet anlatısı sunduğunu ortaya koymaktadır.
- MakaleYalnız künye2025Anayurt oteli’nde grotesk estetik ve romantik grotesk imgeler
Cuşa, Hasan
Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli adlı romanı, Türk edebiyatında bireyin yabancılaşma, içsel bölünme ve varoluşsal tedirginlik gibi temaları yoğun biçimde işleyen önemli yapıtlar arasında yer almaktadır. Roman, bugüne dek çoğunlukla psikanalitik yaklaşımlar çerçevesinde değerlendirilmiş; ancak bu okumalar, anlatının grotesk estetik boyutunu yeterince görünür kılamamıştır. Bu çalışma, Anayurt Oteli’ni Mihail Bahtin’in grotesk estetik anlayışı ve romantik grotesk imgeler doğrultusunda ele alarak romana alternatif bir kuramsal perspektif kazandırmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında öncelikle roman üzerine yapılmış önceki incelemeler değerlendirilecek, mevcut yorumların sınırlılıkları ortaya konulacak ve Bahtin’in grotesk kuramı, bu eksikliklerin giderilmesinde teorik bir zemin olarak kullanılacaktır. Bu bağlamda çalışma, hem Anayurt Oteli’nin tematik derinliğine yeni bir boyut kazandırmayı hem de grotesk estetik ile romantik grotesk imgelerin edebî çözümlemelere sunduğu imkânları ortaya koymayı hedeflemektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Türkçenin Yol Ayrımları: Sevük ve Levend’in Dil Sorunsalına Yönelik Yaklaşımları
Cuşa, Hasan
Cumhuriyet dönemi, Türkçenin modernleşmesi ve ulusal kimlik inşası bağlamında önemli bir dönüşüm sürecine sahne olmuştur. Bu dönemde dil reformu, toplumsal yapının yeniden şekillendirilmesi ve ulusal bir bilinç inşa edilmesinde kilit bir araç olarak konumlanmıştır. İsmail Habib Sevük ve Agâh Sırrı Levend, Türkçenin sadeleşmesi ve modernleşmesi üzerine geliştirdikleri kuramsal yaklaşımlarla bu sürecin entelektüel çerçevesini oluşturmuşlardır. Sevük, dilin sadeleşmesini, halkın konuşma dili ile aydınların yazı dili arasındaki mesafenin kapanması ve toplumsal uyumun sağlanması açısından değerlendirirken, Levend, bu dönüşümün dilin tarihsel ve kültürel köklerine dayalı bir yapılandırma ile gerçekleştirilmesi gerektiğini savunmuştur. Sevük'ün pragmatik ve evrimsel yaklaşımı, dil reformlarının hızla toplumsal tabana yayılmasını hedeflerken; Levend’in sistematik ve radikal önerileri, dilin bilimsel ve entelektüel bir kimlik kazanmasını amaçlamaktadır. Bu çalışma, Sevük ve Levend’in Türkçenin sadeleşmesi ve modernleşmesi konusundaki teorik yaklaşımlarını sistematik bir biçimde gözler önüne sermeyi amaçlamaktadır. İki düşünürün dilin evrimine dair önerileri, dönemin sosyo-politik ve kültürel dinamikleri çerçevesinde ele alınmıştır. Sevük’ün doğal evrimi önceleyen yaklaşımı ile Levend’in radikal reformları savunan görüşü, Türkçenin ulusal kimliğin korunması ve uluslararası düzeyde etkili bir dil haline gelmesi için iki farklı yol haritası sunmaktadır. Sevük’ün bakışı, dilin toplumsal tabanını genişleterek daha geniş kitlelerce benimsenmesini hedeflerken, Levend’in görüşü, dilin entelektüel ve akademik düzeyde derinleşmesine ve yetkinleşmesine odaklanır. Çalışmanın sonuç kısmı, iki düşünürün dil sorunsalına yönelik görüşlerini karşılaştırmakla birlikte, aynı zamanda her iki yaklaşımın güçlü ve zayıf yönlerini de ortaya koymaktadır. Çalışma, bu iki yaklaşımın hangi koşullarda daha sürdürülebilir olabileceğini ve Türkçenin hem ulusal hem de küresel ihtiyaçlara nasıl daha iyi yanıt verebileceği konusunda bir perspektif sunmaktadır.
- DerlemeYalnız künye2024Körlük ve İçgörü / Çağdaş Eleştirinin Retoriği Üzerine Denemeler
Cuşa, Hasan
- MakaleAçık Erişim2022Reşat Nuri Güntekin’in “Bekçi” adlı hikâyesinin latin harflerine aktarımı ve tahlili
Cuşa, Hasan
Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889- 7 Aralık 1956) Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı alanında kaleme aldığı hikâye, roman ve tiyatro türündeki eserleriyle adından söz ettiren yazarlardan biridir. Hikâyelerinde genel olarak toplumun aksayan yönlerini eleştiren ve bireyin ahlaki eylemlerini sorgulayan Reşat Nuri, mizahî unsurlardan yararlanarak olup bitenleri ironik bir dille anlatmaya çalışmıştır. “Yıldız Böceği” müstear adıyla Kelebek dergisinde “Bekçi” adlı hikâyeyi yayımlayan Reşat Nuri, bu hikâyede genç yaşında dul kalan Nadide Hanım’ın, evini hırsızlardan korumaya çalıştığı sırada içine düştüğü komik durumu gözler önüne sermiştir. Hikâyede toplumsal bir mesele olan hırsızlığı önlemek için çaba sarf eden bireyin, sosyal normlara aykırı olan ve etik açıdan doğru bulunmayan davranışı eleştirilmiştir. Toplumal ve bireysel değer yargılarını konu edinen bu hikâye, bireyin gayri ahlaki eylemini komik bir biçimde yansıtması bakımından önem taşımaktadır. Bu çalışmada Reşat Nuri’nin hikâye kitapları arasında yer almayan Bekçi hikâyesinin Latin harflerine çevrilmesi ve tahlil edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda inceleme nesnesi olan “Bekçi” hikâyesi; olay örgüsü, şahıs kadrosu, zaman, mekân, bakış açısı, dil ve üslup gibi unsurlar göz önünde bulundurularak tematik ve yapısal açıdan çözümlenmiştir. Bunun yanı sıra hikâyenin hangi tür tekniklerle inşa edildiği ve kurgusal düzlemde anlatıcının nasıl bir rol oynadığı ortaya konulmuştur.
- MakaleYalnız künye2021Traces of schrödınger’s cat ın adalet ağaoğlu’s novel hayır
Cuşa, Hasan
Schrödinger’s cat is a theory put forward by Austrian physicist Erwin Schrödinger in 1935. According to this theory based on the thought experiment, it is assumed that there is a cat inside a closed box and a mechanism that becomes active depending on some conditions. This mechanism consists of a radioactive atom with a 50 percent probability of deterioration and a bottle with cyanide in it. If the radioactive atom is broken, the mechanism will be triggered and the bottle will break. Therefore, the poison released from the bottle will cause the death of the cat. If this atom is not broken, the mechanism will not work and therefore the cat will continue its life from where it left off. In the context of parallel universes, the cat will be considered both alive and dead, unless observation is made in the experimental box. This experiment indicates that the impossibility of the third state is possible. In Schrödinger’s cat experiment, what matters is not whether the cat survives, but the realization that the cat is on the fine line between death and life. From this point of view, it can be said that such a similar thought experiment exists in Adalet Ağaoğlu’s novel Hayır. The purpose of this study is to reveal that Schrödinger’s cat experiment carries traces in this novel.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2020Function of Intertextual Relations in Araba Sevdası
Cuşa, Hasan
Intertextuality means that a text is related to other texts and these relationships are created based on different methods. Psychoanalyst Julia Kristeva believes that no text is created from scratch and also a text carries traces from preceding texts, each text directly or indirectly affects each other from different perspectives, and therefore there is no pure text in her concept of intertextuality which she put forward and based on Mihail Bahtin's theory of speech. This view, adopted by literary theorists, forms the theoretical framework of intertextual relations. In this study, Araba sevdası, written by Recaizade Mahmut Ekrem, will be examined in terms of intertexual studies. The aims of this study is to put forward which techniques were used in this novel and how they were fictionalized in the perspective of intertextual relations. It is possible to say that intertextual relations have been shown in Araba Sevdası. These kinds of relationships emerge with references to the names of writers and works and are also expressed with quotations created by copying a few sentences exactly. Besides these references, when the novel is examined in the context of intertextual relations it is clear that the pastiche technique was used in order to copy some style of other works.
- MakaleYalnız künye2020Sabahattin Ali’nin Hikâyelerinde Kaygı ve Korkunun İzdüşümü
Cuşa, Hasan
Felsefe, psikoloji, sosyoloji, antropoloji ve edebiyat gibi farklı disiplinlerin ortak konusu olan kaygı ve korku insanın temel duyguları arasında yer alır. Kaygı, kişinin kendi benliğinde veya içinde yaşadığı toplumsal çevrede varlığını tehdit eden bir uyaranla karşılaştığında hissettiği bir duygudur. Korku ise bireyin algıladığı tehlike karşısında kendini savunmaya yönelik gösterdiği bir tepkidir. Kaygı ile korku her ne kadar birbirinin yerine kullanılan kavramlar olsa da bunların farklı anlamlara sahip olduğunu söylemek mümkündür. Korkuyu kaygıdan ayıran fark, tehdit olarak algılanan veya tehlike olarak görülen bir şeyin varlığıdır. Yani korkuya neden olan şey belliyken kaygının kaynağı belirsizdir. Sabahattin Ali, genellikle hikâyelerinde farklı nedenlere bağlı olarak kaygı duyan bireyin yaşadığı korkuları anlatır. Kaleme aldığı hikâyeleriyle bireyin kaygılı yaşamını eserlerinde odak noktası haline getiren yazar, kahramanların bazı durum ve olaylar karşısında içten içe hissettikleri korku dolu anları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer. Bu çalışmanın amacı kaygı ve korku perspektifinden Sabahattin Ali’nin hikâyelerini incelemektir. Araştırma konusu olan hikâyelerde kaygılanan bireyin korkuya kapılmasına neden olan unsurların yalnızlık, çaresizlik, ölüm, hastalık ve belirsizlik olduğu sonucuna varılmıştır.
- MakaleYalnız künye2020Labyrinth of Possibilities in the Context of the Theoretical Reader Model in Bilge Karasu's Kısmet Büfesi
Cuşa, Hasan
The approaches text-oriented and author used in the study of works have been losing their influence since the second half of the 20th century. Reader-centered readings acquire importance among literary criticism and theories. Modern and postmodern writers create some emptiness in their texts. Completion of such emptiness from the terms of contextual and formal lefts to the reader's power of interpretation Bilge Karasu, one of the important writers of modern Turkish literature is one of the writers who put the reader into the center of her works. Kısmet Büfesi reflects the reader's perspective and imagination therefore this work has an important place in reader-centered readings. This work researches the theoretical reader model and how the author interprets the text he narrates as a reader. The theoretical reader can have a condition that interprets every possible situation in the maze of possibilities. The aim of this research constitutes to reveal that the author is undermining the role of the theoretical reader and that are constructed depending on the possibilities of the stories in Kısmet Büfesi. In examined stories, it is concluded that anything which is shown and narrated by the author has the possibility of existence or impossibility also the fragility of absolute reality in fictional texts was concluded.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-28T15:07:08.186000574Z | |
| dc.date.available | 2026-10-28T15:07:08.186000574Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/5312 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Cuşa, Hasan | |
| person.affiliation.name | MUNZUR ÜNİVERSİTESİ | |
| person.familyName | Cuşa | |
| person.givenName | Hasan | |
| person.status | unverified |

