Bu dergideki yayınlar

1 →
  • MakaleYalnız künye2017
    Machiavelli’nin politik teorisindeki hümanist ahlak anlayışı

    Özel, Murat Eren

    Rönesans Felsefesi içerisinde yer alan ve 'insan'ı ya da başka bir ifadeyle 'insansal olan'ı merkeze alan çalışmalara Hümanizm düşüncesi adı verilmektedir. Machiavelli'nin insansal ve tarihsel olandan hareket eden politik öğretisi, İtalya'da başlayan ve bir parçası olduğu Rönesans ve Hümanizm düşüncesinin genel ilke ve eğilimleriyle uyum göstermektedir. Rönesans'ın tüm zenginliğiyle yaşandığı dönemde İtalya'da bulunan Machiavelli'nin, yeni bir çığır açan görüşlerini ortaya koyarken, birey olarak insandan ve onun kendi tutku ve çıkarları peşine koşan bir varlık tanımından hareket etmesi, kendisinin de içinde yer aldığı Hümanizm düşüncesinin, insanın birey olarak kendi yaşamını gerçekleştirme ve geliştirme gücüne sahip olduğu vurgusu ile örtüşüyordu. Machiavelli'nin politik öğretisinde 'erdem' anlayışı önemli bir yer işgal etmektedir ve bu yeni erdem anlayışından hareketle, onun öğretisinde etik bir kısmın varlığından da söz edilebilir. Onun ahlak anlayışı da, aynı politik teorisinde olduğu gibi, yaşadığı dönemin ruhuna uygun bir biçimde insansal olanı merkeze koyan, yani diğer bir ifadeyle, hümanist bir karakter göstermektedir. Machiavelli'nin ahlaka yaklaşımını, 'egemen' ve 'yurttaş'ın sahip olması gereken hümanist nitelikte erdemlerden hareketle düşünmemizin daha doğru bir yaklaşım olacağını söylenebilir. Çünkü Machiavelli politik öğretisinde önemli bir yer ayırdığı erdemler üzerine konuşurken, yönetici ile halkın sahip olması erdemler arasında bir ayrım yapıyor gibi görünmektedir. Bu makalede Machiavelli'nin politik öğretisinde yer alan erdemler öğretisini ve onun ahlak anlayışını ele alacağız

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2148-0958
dc.date.accessioned2026-10-28T15:07:13.209752237Z
dc.date.available2026-10-28T15:07:13.209752237Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/5395
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleFelsefi Düşün - Akademik Felsefe Dergisi