Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Bu dergideki yayınlar

4 →
  • MakaleAçık Erişim2023
    Milli istihbarat teşkilatının 1966-1982 yılları arasında edindiği cihaz ve araçlar

    Sertel, Savaş; Kızıltoprak, Tuncay

    Tarih boyunca devletler sürekli bir güç mücadelesi halinde olmuştur. Bu nedenle kendilerine tehdit olabilecek bilgileri öğrenme merakı içinde olmuşlardır. Dolayısıyla devletler kendi güvenliklerini riske edecek durumlara, muhtemel çıkabilecek güç mücadelesi sonucunda üstünlüklerini sağlamak amacıyla istihbarat ve casusluk faaliyetlerine başvurmuştur. İstihbarat özellikle savaş dönemlerinde hayati önem taşımıştır. Devletler zor zamanlarında kullanabilmek için istihbarat teşkilatları kurarak casuslar yetiştirmiştir Cumhuriyet Dönemi’nde Milli Emniyet Hizmetleri Riyaseti kurularak Türkiye’nin resmi istihbarat teşkilatı oluşturulmuştur. Milli Emniyet Hizmetleri Riyaseti İkinci Dünya Savaşı sırasında bir yandan savaşan ülke temsilciliklerinden bilgiler sızdırmaya çalışırken bir yandan da önleme hizmetleri yaparak yabancı istihbarat örgütleri ve faaliyetleri ile mücadele etmiştir. Türkiye 1952 yılında NATO’ya üye olmuş ve Sovyetler Birliği’ne karşı Batı ittifakı ile beraber hareket etmeye başlamıştır. Soğuk Savaş yıllarında özellikle ABD’den istihbarat desteği almıştır.1965 yılında Millî İstihbarat Teşkilâtı oluşturulmuştur. Milli İstihbarat teşkilatı istihbarat faaliyetleri için modern cihazlara ve araçlara ihtiyaç duymuş ve zaman zaman teşkilata ihtiyaç duyduğu cihaz ve araçlar alınmıştır. Bazı araçlar ise çeşitli ülkelerden ve çeşitli ülke vatandaşlarından zaman zaman teşkilata hibe yoluyla kazandırılmıştır. Bu çalışmada Millî İstihbarat Teşkilâtı Müsteşarlığının 1966 ve 1982 yılları arasında aldığı araç ve cihazların hangi yollarla elde edildiği ve bu teçhizatların kullanım alanlarına değinilecektir. Millî İstihbarat Teşkilâtı ihtiyaç duyduğu teçhizatın büyük bir kısmını NATO müttefiki olan Amerika Birleşik Devletleri’nden satın almıştır. Bazı araçlar ise dış ülkelerden veya o ülkelerde yaşayan yabancı uyruklu şahıslardan hibe yoluyla edinilmiştir. Alınan araçların çoğu otomobil ve arazi araçlardır. Bunun yanı sıra teşkilat için uçaklar ve helikopterler de satın alınmıştır. Bu da teşkilatın hareket kabiliyetini artıran bir unsur olmuştur. Teşkilatın ihtiyaç duyduğu bilgisayarlar Amerikan IBM firmasından alınmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Kıbrıs barış harekâtı öncesinde türk donanma filosunun modernleştirilmesi (1968-1974)

    Sertel, Savaş

    Kıbrıs meselesi 1954 yılından sonra Türkiye ile Yunanistan arasında Akdeniz’de büyük bir çekişmeyi doğurmuştur. Ortaya çıkan gerginlik sonucu iki ülke de silahlanmaya başlamıştır. Bu durum başta ABD olmak üzere NATO üyesi ülkeleri tedirgin etmiştir. İki NATO üyesi ülkenin Kıbrıs için çatışması veya savaşması ABD ve NATO için prestij kaybı yaratacağından hareketle ABD bu meseleyi soğutmaya çalışmıştır. SSCB’nin Akdeniz’deki bu gerginlikten istifade etmesini istemeyen ABD 6. Filosunu bölgede görevlendirmiştir. Ancak Kıbrıs Rumlarının Türklere katliam yapması üzerine Türkiye 1960’lı yıllarda Kıbrıs’a çıkarma yapmak için hazırlıklara başlamıştır. Gerek 1964 yılında ABD başkanın Johnson’un yazdığı mektup gerekse 1960’lı yıllarda donanmada yeterince çıkarma gemisi olmaması Türkiye’nin adaya yapacağı çıkarmayı geciktirmiştir. Türk donanması 1960’lı yıllardan itibaren filosundaki gemileri yenilemek ve geliştirmek için tersanelerinde imkân ve kabiliyetleri ölçüsünde gemiler üretmeye çalışmıştır. Türkiye 1968–1972 dönemini kapsayan ikinci beş yıllık gemi inşa programında savaş gemisi yapımına ağırlık verilmiştir. İmkân ve kabiliyetlerinin üretimine el vermediği savaş gemilerini ise başta ABD olmak üzere NATO üyesi gelişmiş ülkelerden almıştır. Türkiye’nin 1968-1974 yılları arasında ABD’den aldığı gemilerin büyük bir kısmı 1940’lı yıllarda üretilmiştir. Türkiye satın aldığı eski teknoloji gemiler için ABD tersanelerinde tadilatlar yaptırarak modernizasyondan sonra donanmasına dahil etmiştir. Türkiye donanmada kullanacağı küçük çaplı hücumbot gemilerini ise Almanya’dan almıştır. Almanya’dan alınan hücum botlar Alman donanmasından değil Alman gemi firmalarından alınmıştır. Bu hücumbotlar 1-2 yıllık yeni teknelerdir. Kıbrıs Barış Harekâtı için ordusunu güçlendirmek isteyen Türkiye 1968 ve 1974 yılları arasında donanma gemi filosunu zenginleştirmek için pek çok gemi satın almıştır. Ancak harekâttan sonra uygulanan askeri ambargo silah ve mühimmat konusunda sıkıntı yaşanmasına yol açmıştır. Bunun sonucu olarak Türk savunma sanayi yerli üretim silah ve mühimmat oranını giderek artırmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex5TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Tuncelı report of major ragıp gümüşpala (1936-1937)

    Zengin, Ersoy

    Ragıp Gümüşpala was born in Edirne in 1897. Ragıp Gümüşpala, who graduated from the Military Academy in 1916, fought on various war fronts during the First World War. Towards the end of the war, he was captured by the English. After living a life of captivity for a while in Egypt, he came to Turkey and joined the National Struggle. After the proclamation of the republic, he participated in the operations to suppress the rebellions of Sheikh Said (1925) and Koçuşağı (1926). After carrying out various duties, he became an intelligence officer of Tunceli governorate and command post between 1936 and 1938. He is known to have fallen captive to the rebels during operations to suppress the rebellion. After the 27 May 1960 coup, Ragıp Gümüşpala became the Chief of General Staff. He carried out this duty for a short period and retired in the same year. He founded Adalet Partisi (Justice Party) in 1961 and became a member of parliament of Izmir. Major Ragıp Gümüşpala recorded his observations and analyses on the people of Dersim as a report. Gümüşpala, who examines the people of Dersim in terms of their race, religion, sect and traditions, put forward some striking arguments. Gümüşpala reports that Tunceli Act went into effect in 1935 and the juridical and administrative staff took the office after Elaziz was established as the center of Tunceli Province. He expresses how the Republic’s government would make the region prosperous by road, bridge and school projects and what projects would be implemented in order to save the people of the region from poverty. Gümüşpala underlines the necessary precautions, presenting the elements distinguishing the Alawite and Sunni people. He manifested how the Qizilbashs moved away from the Sunni Turkish society; the sayyids and dedes misled the Qizilbashs; muftis and hodjas misled the Sunnis; how the religious authorities disconnected these two societies. He touched upon the influence of Christianity on the belief and culture of the Qizilbashs. He reports that the Armenians built church-like buildings in the regions deemed as sacred by the Qizilbashes and made them kiss a piece of bone that they put in the middle of a cross, claiming that it was the finger of His Holiness Ali. He reports that the pilgrim sites of the Qizilbashs were also used by the Armenians during the Ottoman period; and both of the races worshipped in the same location. Gümüşpala grounds the reason of the Qizilbash’s residence in Dersim, a geography where living conditions are hard, on the Sect Wars between Selim I and Ismail I in the 16th century. He states that the Qizilbashs found a space for living in Dersim having a rough terrain as a result of the politics of suppression inflicted on them by Selim I. Gümüşpala, who believed that the Qizilbash of Dersim had Turkish origins, tried to explain this argument through elements of language and culture. That the villages, clans, places and persons were referred with their Turkish names, that the sentence structures they used were compatible with Turkish syntax, that the tombstones were made of sculptures of ram, that their folk songs and tunes were the same as those of the Turks in the Central Anatolia were given as proofs of this thesis. He thinks that Turkish language of the region differs because the people of Dersim married Persian and Zaza people during their migration from Khorasan to Anatolia. He thinks that a distorted version of the Turkish language, that is a mixture of Turkish and Persian, took shape as a result of these marriages. He argues that the Qizilbashs of Dersim have sacred spaces in the mountains and in the forests because of the Shamanist tradition which the Turks had previously as belief. He claims that the name of Şamuşağı clan, located in Ovacık, was derived from Shaman/Shamo uşağı. Furthermore, that the dedes had the ability of prophecy is attributed to the Shaman belief. In his report, Gümüşpala argues that the influence and authority of the state can be realized in the region if the influence of sayyids and landlords decreases. Although certain parts of the report were previously published, the report which will be published contains much new information that can contribute to Turkey’s recent history.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2017
    Türkiye işçi hareketleri tarihinde imalat-ı harbiye işçileri

    Zengin, Ersoy

    Türkiye'de ilk endüstrileşme devlet eliyle silah sanayisi alanında gerçekleşmiştir. Avrupa'daki gibi sanayi gelişmediğinden işçi sınıfı oluşmamıştır. Ancak 19. Yüzyılın sonlarına doğru sadece emeğiyle geçinen bir emekçi kitlenin oluşmaya başladığı görülmektedir. Avrupa'da gelişen işçi hareketleri İmalat-ı Harbiye/Tophane işçilerini etkilemiştir. Osmanlı Devleti'nde ilk işçi örgütü Tophane işçileri arasında gizli olarak "Tophane Amele Cemiyeti" adıyla 1894'te kurulmuştur. II. Meşrutiyetle birlikte siyasette sosyalizm temsil edilmeye başladı. Mütareke Dönemi'nde İstanbul'da faaliyet gösteren Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkasında İmalat-ı Harbiye işçileri oldukça faaldiler. Tarihimizde ilk işçi mebus olma unvanını taşıyan Numan Usta İmalat-ı Harbiye işçilerindendi. Anadolu'da gelişmekte olan Halk İştirakiyun ve Türkiye Komünist Fırkası içinde oldukça etkin işçiler bulunmaktaydı. İşçi hareketlerinin hayli arttığı 1920-1922 yılları arasında sosyalist örgütlenme ile Komünist Partisi arasında bir yarış olduğu görülmektedir. Bu makalede Osmanlı Devletinin son dönemi ve Kurtuluş Savaşı yıllarında İmalat-ı Harbiye Fabrikalarında çalışan işçilerin, işçi hareketlerindeki yeri ve faaliyetleri incelenecektir

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2146-4456
dc.date.accessioned2026-10-28T15:07:13.626787172Z
dc.date.available2026-10-28T15:07:13.626787172Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/5402
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleBELGİ DERGİSİ