Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Bu dergideki yayınlar
2 →- MakaleAçık Erişim2026Çok Partili Siyasal Hayata Geçiş Sürecinde Çoruh (Artvin) Vilayetinde Siyaset (1946-1950)
Zengin, Ersoy
Bu çalışma, Türkiye’de çok partili siyasal hayata geçiş sürecini Çoruh (Artvin) vilayeti örneği üzerinden incelemektedir. II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan siyasal ve ekonomik liberalizasyon süreci, yeni siyasal oluşumlara zemin hazırlamış; bu ortamda kurulan Demokrat Parti (DP), kısa sürede ülke genelinde teşkilatlanma faaliyetlerine başlamıştır. 1946 yılında Rasim Şahinler, Hasan Ciner ve Zihni Ural’ın öncülüğünde Çoruh’ta atılan ilk örgütlenme girişimleri yetersiz kalmış, bu nedenle 21 Temmuz 1946 tarihinde gerçekleşen seçime DP milletvekili adayı çıkaramamıştır. Seçimlerde iktidar partisinin hile yaptığını öne süren DP, seçim güvenliğinin sağlanması için yasal güvenceler talep etmiş ve usulsüzlük iddialarını sürekli gündemde tutmuştur. İktidar ile muhalefet arasındaki gerilim Çoruh vilayetinde de açık biçimde hissedilmiş; 1947 muhtarlık seçimlerinde DP’li Zihni Ural’ın yayımladığı beyannamede Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) teşkilatı hırsızlıkla suçlanmıştır. Aynı yıl eski bir CHP yöneticisi olan Kaydi Çeltikçioğlu’nun DP’ye katılmasıyla partinin il yönetim kurulu teşkil edilmiştir. Bu kurulunun büyük bir kısmı Çeltikçioğlu’nun akrabalarından oluşmuştur. CHP, uzun yıllar iktidarda bulunmanın sağladığı örgütlenme avantajına sahipti. Halkevleri ve halkodaları aracılığıyla topluma ulaşma bakımından güçlü bir konuma sahip olan CHP, kırsal alanlardaki zayıf teşkilat yapısını gayretli partililerle güçlendirmeye çalışmıştır. Bazı memurların DP’ye yakın durmaları, tayinlerle engellenmek istenmiş, ancak bu uygulama beklenen sonucu vermemiştir. Uzun iktidar dönemi CHP içinde yorgunluğa, halkta ise bıkkınlığa yol açmıştır. Basın ve aydın çevrelerinin önemli bir kısmının DP’ye destek vermesi, partinin kısa sürede güçlü bir muhalefet odağına dönüşmesini sağlamıştır. Seçimlerden iki ay önce yayımlanmaya başlayan Demokrat Çoruh gazetesi, iktidarı eleştiren yayınlarıyla bu süreci hızlandırmıştır. Derin ideolojik farklılıklar bulunmamasına karşın, değişim isteyen Çoruh halkı 14 Mayıs 1950 tarihli seçimde DP adaylarını desteklemiştir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Kafkas Cephesi’nde Savaşan Osmanlı Askerlerinin Anılarında Turan İdeali (1914–1918)
Zengin, Ersoy
Çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı Devleti 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın ilk yıllarında Osmanlıcılık politikasıyla varlığını sürdürmeye çalıştı. Ancak 1912–1913 yıllarında Balkan Savaşı’nda yaşanılan yenilgi Osmanlı toplumunda büyük bir travmaya sebep oldu. Artık devletin geleceği için Osmanlıcılıktan çok Türkçülük politikası gerekli görülüyordu. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Turancı politika hayata geçirildi. Gelecekte varlığını devam ettirebilmek için büyük bir Türk kitlesine dayanmak isteyen Osmanlı Devleti, Kafkaslar ve Orta Asya’ya yöneldi. Ölüm, kalım savaşının verildiği bu dönemde Kafkas Cephesi’nde savaşan Osmanlı askerlerinin özellikle eğitimli kesimi Turancı görüşteydi. Turancılar için Rusya egemenliği altında esir olarak yaşayan Müslümanların kurtarılması ve buradaki Türk topluluklarıyla siyasal birlikteliğin kurulması kutsal bir vazife idi. Turan idealinde Türkçülük ve İslamcılık birlikte düşünülmekteydi. Türkçe konuşan Müslümanlar, Türk olarak kabul edilmekteydi. Türklerin önderliğinde Rus, İngiliz ve Fransız emperyalizminin sömürdüğü Orta Doğu ve Asya Müslümanlarının özgürlüğü hedeflenmekteydi. Birinci Dünya Savaşı’yla ilgili tartışmalı birçok konu Turancılık politikasıyla yakından ilgilidir. Örneğin Sarıkamış yenilgisi Enver Paşa’nın Turancılığına bağlanmaktadır. Bir diğer basmakalıp yargı ise Kafkas Cephesinde müttefik Almanya’nın menfaatleri doğrultusunda savaşıldığıdır. Turan idealiyle ilgili olarak ileri sürülen bir diğer iddia ise Hristiyan toplumunu hedef aldığıdır. Kimi yazarlara göre Osmanlı Türkleri Kafkasya’daki Türklerle birleşebilmek için kendilerine engel olarak gördükleri Ermeni ve diğer Hristiyan toplumları yok etmek istemişlerdir. Bundan dolayı Turancılık politikasının anlaşılması yakın dönem Türk ve dünya tarihi açısından önem arz etmektedir. Esasen anılarda da açıkça ortaya konulduğu gibi sadece Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa’nın Turancı olmadığını, bu görüşün daha geniş kitlelerce benimsendiğini ifade etmek yanlış olmayacaktır. Ayrıca Kafkas Cephesi’nin açılmasında Alman menfaatlerinden çok Türk subaylarının kararlarının daha baskın olduğunu ifade etmek gerekir. Anılarda kurulması düşünülen Turan İmparatorluğu’nda Hristiyanların da yer alacakları, onların milli haklarına saygı duyulacağı net bir şekilde ortaya koyulmaktadır.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 2822-2725 | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-28T15:11:08.538392150Z | |
| dc.date.available | 2026-10-28T15:11:08.538392150Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/5967 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Turcology research (Online) |

