Yayınları

4 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Gülme teorileri bağlamında ali aga’nın fıkraları

    Ekici, Muhammet Faruk; Çetindağ Süme, Gülda

    Türk milletinin sözlü kültür ürünleri, Türk’ün tarihî seyre dâhil olduğu günden bugüne varlığını korumuş, kolektif bilincin salt unsurlarını asırlar ve nesiller arasında taşıyan bir köprü işlevi üstlenmiştir. Bu sözlü geleneğin ürünlerinden biri fıkralardır. Fıkralar genel olarak belli tipler ekseninde ortaya çıkmıştır. Söz konusu fıkra tiplerinden biri de farklı bir dünya görüşüne sahip olan ve bunu fıkralarına açıkça yansıtan Tonyalı Ali Aga’dır. Bu çalışmada, Türk fıkralarıyla ilgili yapılan tasnif değerlendirmeleri hakkında kısaca bilgi verildikten sonra mahalli bir fıkra tipi örneği olan, Trabzon’un Tonya ilçesinde yaşamış ve dünyaya burada veda etmiş Ali Uzun’un hayatı tanıtılmıştır. Çalışmada, Ali Uzun’un Türk fıkra tipleri içerisindeki yeri belirtildikten sonra onun çeşitli sözlü kaynaklardan mülakat yöntemiyle derlenen fıkraları üstünlük, uyumsuzluk ve rahatlama gibi gülme teorileri açısından incelenmiştir. Bu sayede, Karadeniz insanının hayata bakışına ve mizahi unsurlarla örülü yaşamına ayna tutan Ali Aga, Türk mahalli fıkra tiplerinden biri olarak fıkralarıyla literatürdeki yerini almış olacaktır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Görünmeyeni görmek: âşık veysel’in şiirlerinde fenomenoloji

    Ekici, Muhammet Faruk

    Âşık Veysel’in şiirleri fenomenolojik açıdan incelendiğinde bu şiirlerde insan varoluşunun özünü anlamlandırma ve sorgulama çabasının varlığı görülmektedir. Bu makalede, Âşık Veysel’in şiirleri fenomenolojik olarak analiz edilip insan varoluşunun anlamlandırılmasına yönelik detaylı bir okuma sunmak amaçlanmaktadır. “Uzun İnce Bir Yoldayım”, “Benim Sadık Yârim Kara Topraktır”, “Dostlar Beni Hatırlasın”, “Beni Hor Görme Kardeşim”, “Sen Bir Ceylan Olsan Ben de Bir Avcı”, “Dünyada Tükenmez Murat Var İmiş” ve “Bu Dünyayı Kuran Mimar” şiirleri; varoluş, ölüm, zaman, doğa ve öz gibi temalar çerçevesinde incelenmiştir. Çalışmada Edmund Husserl ve Maurice Merleau-Ponty’nin fenomenoloji kuramları temel alınarak betimleyici ve yorumlayıcı analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu şiirlerde bilinç, geçicilik, yönelimsellik, öznelerarasılık ve beden-fenomen ilişkisi çerçevesinde çözümlemeler yapılmıştır. Ayrıca bireyin yaşamla, ölümle ve toplumla kurduğu ilişki fenomenolojik açıdan yorumlanmıştır. Sonuç olarak Âşık Veysel’in şiirlerinin bireysel deneyim ile kolektif bilinç arasında bir köprü kurduğu; bireyin yaşam, ölüm, doğa ve toplum ile ilişkisini aydınlatmada önemli bir işleve hizmet ettiği görülmüştür. Bu çalışma, halk edebiyatı ürünlerinin çağdaş düşünce sistemleriyle nasıl analiz edilebileceğine dair özgün bir örnek teşkil etmekte ve halk bilimi alanında fenomenolojik yönteme dayalı incelemelere katkı sağlamayı hedeflemektedir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Alevi-Bektaşi Şiirinde Zıtlıkların Birliği: İman ve İnançsızlık

    Ekici, Muhammet Faruk

    İslam’da birbirine karşıt anlamları ifade eden küfür ve iman kavramları, Alevi-Bektaşi şiirinde bir bütünün parçaları olarak değerlendirilmiştir. Öyle ki bu şiirlerde küfrün imana dönüştüğünü bile görmek mümkündür. Bu çalışmanın amacı, Alevi-Bektaşi şiir geleneğinde “küfrün iman olması” paradoksunun tasavvufi, kültürel ve edebî boyutlarını analiz etmektir. Makalede, Alevi-Bektaşi şiirinde “küfrün imana dönüşmesi” konusu tasavvufi, kültürel ve edebî yönleriyle ele alınmıştır. Bu çerçevede, küfür ve iman kavramlarına yeni anlamların nasıl kazandırıldığı tasavvufi düşüncenin temel kavramları olan vahdet-i vücut, zıtların birliği ve batıni yorum geleneği çerçevesinde açıklanmıştır. Alevi-Bektaşi şiirinde küfrün imana dönüşmesi Şah Hatayi, Nesimi, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal ve Virani gibi Alevi-Bektaşi şairlerinin şiirleri üzerinde gösterilmiştir. Çalışmada, literatür taraması yöntemi kullanılarak küfür ve iman kavramlarının geçtiği şiirler tespit edilmiştir. İslami gelenekteki küfür ve iman ayrımı, tasavvufta bu kavramların nasıl bütünleştiği ve Alevi-Bektaşi şiirinde nasıl yorumlandığı karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Değerlendirmeler, klasik İslam düşüncesi ve tasavvufun temel öğretileri çerçevesinde yapılmıştır. Araştırma sonucunda, Alevi-Bektaşi şiirinde küfrün iman olması konusunun bireyin içsel dönüşümünü ve hakikate ulaşma sürecini simgelediği görülmüştür. Bu yaklaşım, inancın dışsal ritüellerden öte derin bir manevi yolculukla tamamlandığını göstermektedir. Çalışma, Alevi-Bektaşi şiirindeki derin tasavvufi yapıyı keşfedip anlamaya katkı sağlamayı; halk bilimine ve tasavvufa dair bilimsel çalışmalar için yeni perspektifler kazandırmayı da amaçlamaktadır.

  • MakaleYalnız künye2025
    Fenomenolojik Açıdan Bamsı Beyrek’in Serüveni

    Ekici, Muhammet Faruk

    Dede Korkut Kitabı’nda yer alan ve Türk edebiyatının en önemli anlatılarından biri olan Bamsı Beyrek Hikâyesi, bireyin varoluşsal yolculuğunu ve içsel dönüşümlerini anlatmasıyla dikkat çekmektedir. Bu makalede, Bamsı Beyrek Hikâyesi fenomenolojik bağlamda ele alınarak kahramanın bilincinde yaşadığı deneyimlerin bir analizinin yapılması amaçlanmaktadır. Fenomenoloji, bireyin yaşadığı olayları nasıl deneyimlediğini ve bu deneyimlerin onun bilincinde nasıl yapılandığını inceleyen bir felsefi yaklaşımdır. Bamsı Beyrek’in hikâyesi, kahramanın kendini ve dünyayı algılama biçimini anlamak açısından zengin bir metin olarak karşımıza çıkmaktadır. Hikâye; kahramanlık ve varoluşsal deneyim, aşk ve bağlılık, ölüm ve varoluş kaygısı, toplumsal yapı ve kimlik, zaman ve bekleyiş, kader ile irade şeklinde altı temel başlık altında incelenmiştir. Kahramanlık ve varoluşsal deneyim bölümünde, Bamsı Beyrek’in zorluklarla karşılaştığı her an, onun varoluşsal farkındalığını artıran bir deneyim olarak ele alınmıştır. Aşk ve bağlılıkla ilgili bölümde, bireyin kendini ve dünyayı anlamlandırma sürecinde aşkın ve sadakatin önemli bir rol oynadığı vurgulanmıştır. Beyrek’in Banu Çiçek’e olan aşkı, onun varoluşsal bütünlüğünü tamamlamasına katkı sağlamıştır. Ölüm ve varoluş kaygısı şeklindeki bölümde, bireyin yaşamını ve yaşamın anlamını sorgulaması yönündeki deneyimleri ele alınmıştır. Toplumsal yapı ve kimlik bölümünde ise, kahramanın toplumsal ilişkileri ve sorumlulukları çerçevesinde onun kimlik kazanma süreci analiz edilmiştir. Zaman ve bekleyiş bölümünde, esaret dönemi ve bu süre zarfında yaşanan bekleyişle birlikte bireyin zamanı nasıl deneyimlediği değerlendirilmiştir. Son olarak kader ve irade ile ilgili bölümde, Beyrek’in tercihlerinin onun yaşamındaki sonuçları nasıl şekillendirdiğine değinilmiştir. Bu çalışmada Bamsı Beyrek’in bireysel ve toplumsal kimliğini nasıl oluşturduğu, fenomenolojik çerçevede aşk, kahramanlık ve ölüm temaları aracılığıyla incelenmiştir.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-28T15:11:09.667693757Z
dc.date.available2026-10-28T15:11:09.667693757Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/5983
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleEkici, Muhammet Faruk
person.affiliation.nameMUNZUR ÜNİVERSİTESİ
person.familyNameEkici
person.givenNameMuhammet Faruk
person.statusunverified