Yayınları
6 →- MakaleAçık Erişim2024Palu’da yaşayan bir gelenek: bâtıl-nâme duası ile sihir bozma
Selçuk, Bahır; Demirbağ, Abdulsamet
Geçmişten bugüne uzanan, üzerine sıkça tartışmalar yapılan büyü ve büyü bozma inanışına hemen her toplumda rastlamak mümkündür. Türk toplumunda büyü bozmak için uygulanan yöntemlerden biri de dua etmektir. Bu duaların hem yazılı metinlerde hem de sözlü kültür geleneğinde hayli örneklerinin olduğu bilinmektedir. Özellikle geçmişten günümüze uzanan büyü bozma dualarından biri de bâtıl-nâme adı verilen Türkçe duadır. Farklı varyantları tespit edilen bu dua ve dua ile ilgili ritüelin hâlâ canlılığını koruduğu bölgelerden biri de Elazığ’ın Palu ilçesidir. Yörede batalama/batâl-nâme olarak bilinen bâtıl-nâme duasının bir nüshası Şeyh İbrahim Efendi-zâde Ali Efendi tarafından kaleme alınmıştır. Hemen her türlü büyü çeşidini etkisiz kılmak için okunan bu duanın nisan yağmuru suyuna okunup içilmesi geleneği kültür açısından önem arz etmektedir. Dolayısıyla bu çalışma söz konusu geleneğin gün yüzüne çıkarılması ve kaybolmaması adına yapılmıştır. Bu çalışmada bâtıl-nâme duasının çeviri yazılı metni verilecek, bu metnin genel özellikleri sıralanarak Palu yöresinde devam eden bu dua ile sihir bozma geleneği üzerinde durulacaktır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Şeyh gâlib’in “eyler semâ” redifli gazelini şerh denemesi
Demirbağ, Abdulsamet
On sekizinci yüzyılın mümtaz şahsiyetlerinden biri olan Şeyh Gâlib, klasik Türk şiiri sahasına damgasını vurmuş Mevlevi şairlerdendir. Şairin şiirleri incelendiğinde kendisine has üslubu, kullanmış olduğu sembolleri ve hayalleri ile şiirlerinin derin manalar içerdiği görülmektedir. Şiirlerindeki bu özelliklerin yanı sıra şairin aynı zamanda bir Mevlevi şeyhi olmasının etkileri de şiirlerinde vücut bulmuştur. Şairin çalışmaya konu olan eyler semâ redifli gazeli de bu özellikleri bünyesinde barındırmaktadır. Dolayısıyla Mevleviliğe dair bazı hususiyetler ve tasavvufi imgeler diğer şiirlerinde olduğu gibi bu gazelde de bir estetik unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde şairin hayatı, Mevlevilik, zikir ve sema konularından bahsedilmiştir. Sonrasında ise yedi beyitten oluşan gazelin şerhine geçilmiştir. Şerhi yapılan bu şiirde genel manada ilahi aşkın tesiriyle varlık âlemindeki her nesnenin cezbe hâlinde olduğu düşüncesi işlenmiş, bu hâl Mevlevi zikri olan sema ile ilişkilendirilerek verilmiştir. Zengin çağrışımların söz konusu olduğu bu gazelin şerhini yaparak hem şairin edebî yönüne hem de şerh alanına katkı sunmaya çalışılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Bir Münâcât Örneği: “Du'â-i Müstecâb”
Demirbağ, Abdulsamet
Klasik Türk edebiyatı, yüzyıllar boyunca birçok edebî türün işlendiği zengin muhtevasıyla dikkat çekmektedir. Bu edebî türlerden bazılarının dinî nitelikleriyle ön plana çıktığı görülmektedir. Bunlardan biri de içeriğinde Allah’a yalvarma ve yakarış konularını bulunduran münâcâtlardır. Manzum ve mensur yazılış biçimleri olan münâcâtlarda çaresiz kalan kimselerin Allah’ı yegâne sığınak olarak gördüğü ve ona acziyetini sunduğu görülmektedir. Dolayısıyla münâcâtlar, kulun Allah’a samimi bir şekilde yapmış olduğu duaları içeren metinlerdir. Kulun gereksiniminden doğan bu dua metinleri, geçmişten günümüze varlığını sürdürmektedir. Hem yazılı hem de sözlü kültürde pek çok örneği bulunan münâcâtlara toplum tarafından ilgi gösterilmektedir. Bu münâcât örneklerinden biri de Elazığ’ın Palu ilçesinde yaşamış Şeyh Abud Efendi tarafından yazılan Duâ-i Müstecâb’dır. Bu dua metni, Şeyh Abud Efendi’nin el yazısıyla yazılmıştır. Buna rağmen metnin kendisine mi ait yoksa istinsah mı olduğu tespit edilememiştir. Duâ-i Müstecâb’ı kaleme alan Şeyh Abud Efendi, 1908 yılında Palu’nun Andılar (Sağona) köyünde dünyaya gelmiştir. Babası yörenin önemli âlimlerinden Şeyh Ömer Efendi, annesi ise Zarife Hanım’dır. Dedesi Şeyh Muhammed Efendi’nin (Hacı Baba) yanında eğitim alan Şeyh Abud Efendi, Palu ve yöresinde bulunan birçok yerde fahri imamlık yapmıştır. Öte taraftan Palu’da kanaat önderi görevi üstlenerek halkın birçok sorununu da çözüme kavuşturmuştur. Gittiği yerlerde birçok talebe yetiştirerek ilmî sahaya katkıda bulunan Şeyh Abud Efendi, 2002 yılında vefat etmiştir. Çalışmaya konu olan Duâ-i Müstecâb adındaki bu dua metni, Şeyh Abud Efendi’nin yazdığı mecmuada bulunan müstakil bir metindir. Bu mecmua 34 yapraktan oluşmakla birlikte çalışması yapılan bölüm 12 yapraktır. Bu eserde çalışılan münâcât dışında hutbeler, nikâh duası, cenaze namazının kılınışına dair bilgiler, telkin-i şerif ve birtakım Arapça dua ve metin bulunmaktadır. Çalışmamız mecmuada bulunan Duâ-i Müstecâb başlığı altındaki bölümdür. Dolayısıyla verilen bilgiler bu konu çerçevesinde ortaya konmuştur. Ne zaman yazıldığına dair bir bilgi bulunmayan bu mensur dua, konu çeşitliliği açısından zenginlik göstermektedir. Metinde hem uhrevi hem de dünyevi birçok konudan bahsedilmiştir. Ahlak, bereket, aile, kötü kimseler, anne-baba, fakir-zengin, kabir, cennet ve cehennem... işlenen konulardan bazılarıdır. Metinde Allah’a yalvarma şeklinde edilen bu duaların kabulü için maddi temizliğin yanında manevi bir temizliğin önemine vurgu yapılmıştır. Metnin ilk bölümünde geçen tövbe ifadeleri ise bu hususu kanıtlar niteliktedir. Metinde duaların kabulü için Hz. Muhammed’in aracı kılındığına dair ifadeler de geçmektedir. Bunun yanında mübarek ay ve günlerin isimleri de zikredilmiştir. Çalışması yapılan bu münâcâtın birtakım ifadelerine hem yazılı hem de sözlü kültürde rastlanmıştır. Ancak bu hâliyle bir çalışmanın olmadığı tespit edilerek orijinal metnin hem çeviri yazısı hem de incelenmesi yapılmıştır. Çalışmada metnin yıpranmasından dolayı okunamayan ve yazımı yanlış olan sözcüklerin orijinal hâli esas alınmıştır. Harekeli ve nesih yazı türünde yazılan bu metnin sayfaları tarafımızca numaralandırılmıştır. Her bir sayfada 9-10 satır bulunmaktadır. Metin boyunca yer yer Arapça birtakım ifadeler kullanılsa da metinde sade bir dil kullanımı göze çarpmaktadır. Kullanılan Arapça ifadeler, edilen dua ile bağlantılı verilmiştir. Sade ve akıcı bir dilin kullanılması metnin kolay ve zevkle okunmasını sağlamıştır. Duâ-i Müstecâb’da Eski Anadolu Türkçesinin imla özelliklerini yansıtan birtakım örneklerin olması metne dil açısından zenginlik katmıştır. Söz konusu durum ile ilgili inceleme bölümünde örnekler verilmiştir. Bu çalışmada ilk önce münâcât türü ve örnekleri hakkında bilgi verilecek, daha sonra metnin çeviri yazısı ve incelemesi yapılacaktır. Çalışmanın yapılmasıyla birlikte sözlü ve yazılı gelenekte parçalar hâlinde bulunan dua ifadeleri bir araya getirilerek bütünlük sağlanacaktır. Ayrıca münâcât türünün özelliklerini taşıyan bu dua metninin ortaya çıkarılmasıyla hem dinî hem de edebî sahaya katkı sunulacaktır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Tokadî-zâde Şekîb’in Neşîde-i Vicdân’ındaki Manzum Metinler
Demirbağ, Abdulsamet
Tokadî-zâde Şekîb, XX. yüzyıl klasik Türk edebiyatı geleneğini devam ettiren şahsiyetlerden biridir. Birçok eser kaleme alan Şekîb’in bu eserlerinden biri de manzum ve mensur metinler içeren Neşîde-i Vicdân’dır. Neşîde-i Vicdân’ın manzum kısmında gazel, kaside, mesnevi, terkib-bend, kıta ve murabba nazım şekilleri ile yazılmış şiirler yer almaktadır. Şair, eserine bir kaside ile başlamış, bir kıta ile eserini sonlandırmıştır. Hz. Muhammed’e ve Ehl-i beyt’e dair derin bir muhabbetin gözlemlendiği şiirlerin bir kısmını dinî ve tasavvufi bağlamda değerlendirmek mümkündür. Özellikle naatlarda ve mersiyelerde bu hususun öne çıktığı, akıcı ve coşkun bir ruh hâlinin dikkat çektiği görülür. Aruz kusurlarına pek rastlanmayan şiirlerde Arapça ve özellikle Farsça terkipler yoğun olarak kullanılmıştır. Ayrıca manzumelerde mürdef kafiye fazlaca kullanılmıştır. Bu çalışmada hacminden dolayı mensur metinler kapsam dışında tutulmuş, sadece manzum metinler üzerinde durulmuştur. Bu çerçevede önce şairin hayatı hakkında kısa bir bilgi verilmiş, sonra manzumelerin çeviri yazısı yapılarak manzumelerin yapı ve anlam özelliklerine yer verilmiştir. Çalışmanın sonuna ise eserin manzum bölümlerinin orijinal metni eklenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2024Ahmed-i rıdvân’ın rıdvâniyye’sinde dinî ve tasavvufî unsurlar
Nazik, Sitki; Demirbağ, Abdulsamet
Klasik Türk edebiyatı temsilcileri yazdıkları eserler vasıtasıyla zaman zaman toplumla aralarında bir bağ kurabilmiş, yer yer halkın diline, duygu ve düşünce dünyasına tercüman olmuşlardır. Genelde kaside ve gazellerle bilinen klasik edebiyatın önemli nazım şekillerinden biri de mesneviler olmuştur. Konularına göre farklı başlıklar altında değerlendirilen mesnevilerin bir çeşidi de dinî ve ahlakî mesnevilerdir. Nitekim 15-16. yüzyıl şairi Ahmed-i Rıdvân’ın yazdığı Rıdvâniyye bu kategoridedir. Rıdvâniyye, şairin diğer mesnevilerinde görülen konu bütünlüğünün aksine birbirinden bağımsız konulardan oluşmaktadır. Bu konular genellikle dinî ve tasavvufî özelliktedir. Mesela “tevhit, iman, ibadet, edep, tövbe, sabır, rıza, hamd, şükür, aşk, nefis” ve benzeri birçok unsurun/kavramın eserde geçtiği tespit edilmiştir. Ahmed-i Rıdvân ele aldığı bu konularla birtakım dinî ve tasavvufî hususlara dikkat çekmiştir. Dolayısıyla bu çalışma, insanı doğrudan ilgilendiren din ve buna bağlı olarak tasavvufa dair unsurların/kavramların şair tarafından nasıl ele alındığının ortaya konulması açısından önemlidir. Çalışmada eserin tamamı incelenmiş, eserde geçen dinî ve tasavvufî içerikli beyitlerden bazıları örnek olarak verilmiştir. Eserden seçilen beyitler konu bağlamında, yani anlama dayalı şerh yöntemiyle açıklanmıştır. Böylece Rıdvâniyye’nin dinî ve tasavvufî yönden zengin bir kavram/unsur çeşitliliğine sahip olduğu, bunların çoğunlukla dinî ve tasavvufî muhtevayı aksettirecek tarzda eserde kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleYalnız künye2024Hz. Peygamber’e Yazılan Manzum Bir Arzuhâl Üzerine
Demirbağ, Abdulsamet
Öz: Hz. Muhammed’e duyulan muhabbet, hem sözlü hem de yazılı kültürde en fazla dile getirilen konulardandır. Türk edebiyatında Peygamber ile ilgili ilmî eserlerde ortaya konan bu muhabbet, sanatkârlarca kaleme alınan birçok manzum ve mensur eserde de ele alınmıştır. Örneğin Peygamber’in hayatının anlatıldığı siyerler ile mevlitler, miraç hadisesinin anlatıldığı miraç-nâmeler, Hz. Muhammed’in fiziki ve diğer özelliklerinin anlatıldığı hilyeler ve methedildiği naatlar bunlardan bazılarıdır. Bu eserlerle kâinatın varlık sebebi Hz. Muhammed’e duyulan bu sevgi en güzel şekilde işlenmiş, bu sevginin sonraki nesillere aktarılması gaye edinilmiştir. Asırlarca süregelen İslam toplumundaki bu muhabbet, aciz olan kulun Allah’a ettiği niyazlarda Peygamber’in aracı kılınmasına vesile olmuştur. Çünkü İslam’da Allah’ın “Habibim” diye nitelendirdiği Hz. Muhammed hürmetine edilen duaların kabul olunacağı düşüncesi hâkimdir. Hz. Muhammed için gönüllere nakşedilmiş bu muhabbet, Türk toplumunda da her yaştan ve her kesimden kimseler tarafından hissedilerek bir görev şeklinde addedilmiştir. Toplumların diline tercüman olan şairlerin işlediği bu duygunun ilk örneklerine Yûsuf Hâs Hâcib’in Kutadgu Bilig’inde rastlanılmaktadır. Sonrasında Mevlânâ, Yunus Emre Şeyyâd Hamza vb. şairler tarafından şiirlerin yazıldığı bilinmektedir. Öte taraftan Peygamber sevgisinde bir zirve olarak kabul edilen ve on beşinci asırdan beri okunarak gelen Süleyman Çelebî’nin yazdığı Vesiletü’n-necât veya halk arasında mevlit olarak bilinen eseri, bu hususun dile getirildiği en önemli eserlerdendir. Yine Türk edebiyatında Ahmed Paşa, Fuzûlî, Nâbî, Şeyh Gâlib gibi şairler de Hz. Muhammed sevgisini eserlerinde en güzel şekilde kaleme almışlardır. Hz. Muhammed’i farklı açılardan öven şairlerin bir kısmı da maddi sıkıntılardan dolayı kutsal beldelere gidememenin çaresizliğini yaşayan kimseler olmuştur. İşte bu çaresizlik ve Peygamber’e duyulan derin özlem bazen yazıya dökülmüştür. Çalışmaya konu olan arzuhâl örneği de anlatılan durumun bu yönünü ortaya koymaktadır. Arzuhâller, kaynaklarda dilekçe mahiyetinde kaleme alınan ve gerekli lüzum üzerine bir ihtiyacı anlatan metinlerdir. Ancak manevi açıdan değerlendirildiğinde çeşitli istek ve dileklerin Allah’tan istenildiği bazen de edilen bu dualar için peygamberlerin aracı kılındığı yazılardır. Bu gelenekteki dualarda dünyevi ve uhrevi birtakım isteklerden bahsedilir. Bu dua metinleri, yazıldıktan sonra hacca ve umreye giden kimselerle kutsal beldelere gönderilir. Bu dualar bazen ehil kimselere yazdırıldığı gibi bazen de ihtiyaç sahibinin samimi bir şekilde kaleme almasıyla gerçekleştirilmektedir. Arzuhâllerin kutsal beldelerde Kâbe, Hz. İbrahim makamı veya Hz. Muhammed’in kabrinin bulunduğu yerlere bırakılmasıyla kabul olacağı inancından bahsedilmektedir. Anadolu’nun bazı yörelerinde geçmişten günümüze birçok geleneğin devam ettiği bilinmektedir. Arzuhâl yazma geleneğinin hâlen yaşatıldığı yörelerden biri de Elazığ’ın Palu ilçesidir. Nitekim Palu’nun Beyhan kasabasında yaşayan şair, âlim ve hattatlığıyla tanınan Molla Muhammed Ali tarafından yazılan elimizdeki metin manzum bir arzuhâl örneğidir. Bu şiir, Hz. Muhammed’e duyulan sevginin ve bundan ötürü kabrini ziyaret etmek isteyen çaresiz bir kimsenin yalvarış ve yakarışlarını konu edinmiştir. Şiir, 8’li hece ölçüsüyle yazılmış 20 dörtlükten oluşmaktadır. Şiirin genelinde Hz. Peygamber’e duyulan muhabbet ve kabrinin olduğu muhiti görmek arzusu dile getirilmiştir. Şiirde kutsal beldelere gidememenin verdiği çaresizlik de ortaya konmuştur. Dolayısıyla şiir boyunca çaresiz bir âşığın özellikleri göze çarpmaktadır. Lirik bu metin, sade ve akıcı bir üslupla yazılmıştır. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde Peygamber’e duyulan muhabbetin Osmanlı Türkçesiyle ifade edilmesi de önemlidir. Çeşitli sözcük türleri ve edebî sanatlar ile zengin bir görünüm arz eden şiir, okuyucu sıkmayan bir tarzda yazılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde Hz. Muhammed hakkında kısa bir bilgi verilmiştir. Sonrasında Türk edebiyatında Hz. Muhammed’e duyulan muhabbetin birtakım örnekleri okuyucuya sunulmuştur. Birinci bölümde ise şiirin tahlili yapılmış, ikinci bölümde şiirin çeviri yazısına yer verilmiştir. Çalışmanın sonuna şiirin orijinal metni konulmuştur. Çalışması yapılan manzum arzuhâl örneği ile birlikte hem geleneğin kaybolmaması gaye edinilmiş hem de yazılı ve sözlü kültürümüze katkı sağlanmak istenmiştir.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-28T15:11:24.310187150Z | |
| dc.date.available | 2026-10-28T15:11:24.310187150Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/6224 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Demirbağ, Abdulsamet | |
| person.affiliation.name | MUNZUR ÜNİVERSİTESİ | |
| person.familyName | Demirbağ | |
| person.givenName | Abdulsamet | |
| person.status | unverified |
