Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Karkamış baraj gölü fitoplankton tür kompozisyonunun belirlenmesi

    Ahmet Sesli

    Karkamış Baraj Gölü fitoplankton dağılımı ve bazı fiziko-kimyasal parametreleri, Ocak 2015– Aralık 2015 tarihleri arasında belirlenen beş istasyon da incelenmiştir. Araştırma süresince Karkamış Baraj Gölünde yüzey sularında yıl boyu alınan parametrelerin ortalama değerleri sıcaklık için 14,3 ºC, pH 8,41 çözünmüş oksijen miktarı 10 mg/l olarak, nitrit azotu miktarı 0,019 mg NO2--N/L olarak, nitrat azotu miktarı 2,292 mg NO3--N/L çözünmüş reaktif fosfor miktarı 0,034 mg o-PO4-3-P/L, toplam fosfor miktarı 0,016 mg P/L olarak hesaplanmıştır. Karkamış Baraj Gölü'nde Çalışma süresince; Bacillariophyta'ya ait 56, Chlorophyta'ya ait 15, Chrysophyta'ya ait 1, Cyanophyta'ya ait 10, Dinophyta'ya ait 2 ve Euglenophyta'ya ait 1 olmak üzere toplam 85 takson kaydedilmiştir. Bu taksonlardan 44 tanesi tüm istasyonlarda kaydedilmeleri ile önem kazanmışlardır. Bu gruplara ait alglerden en fazla türle temsil edilenler Bacillariophyta'dan Gomphonema (8 takson), Epithemia, Fragilaria, Navicula ve Ulnaria (4'er takson), Cymbella, Gyrosigma ve Nitzschia (3'er takson) ile Cyanophyta'dan Phormidium (3 takson) olmuştur. İstasyonlarda tespit edilenlere göre bakıldığında takson sayısı, en fazla II. istasyonda 59 takson, en az V. istasyonda 50 takson olarak kaydedilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Karkamış baraj gölünün fizikokimyasal parametrelerinin araştırılması

    Rıdvan Tepe

    Bu çalışma, Şanlıurfa ve Gaziantep sınırları içinde bulunan Karkamış Baraj Gölü'nün fizikokimyasal özelliklerini ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Karkamış Baraj Gölü'nde Ocak-Aralık 2015 tarihleri arasında belirlenen 5 istasyonda yüzey ve farklı derinliklerden su örnekleri alınmıştır. Alınan su örneklerinde yıl boyunca (minimum, ortalama, maksimum) sıcaklık (9,4-14,3-21,6 oC), pH (7,8-8,4-9,1), çözünmüş oksijen (9-10-11,8 mg/L), elektriksel iletkenlik (251-332-412 µS/cm) amonyum azotu (0,003-0,069-0,194 mg NH4+-N/L), nitrat azotu (1,549-2,292-3,473 mg NO3-N/L), nitrit azotu (0,001-0,006-0,053 mg NO2-N/L), orto fosfat fosforu (0,007-0,034-0,076 mg PO4/L), toplam azot (0,722-1,154-1,696 mg N/L), toplam fosfor (0,007-0,016-0,026 mg P/L) bulunmuştur. Sonuç olarak Karkamış Baraj Gölü, Yerüstü Su Kalitesi Yönetimi Yönetmeliği Kıtaiçi Su Kaynaklarının Sınıflarına Göre Kalite Kriterlerine göre I. Sınıf yüksek kaliteli su sınıfında olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Karkamış Baraj Gölü, Su kalitesi, Fizikokimyasal özellikler.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Uzunçayır Baraj Gölü'nden izole edilen Navicula accomoda (Diyatome)'nın büyüme koşullarının araştırılması

    Orhan Tan

    Bu çalışmanın amacı, tatlı su diyatomu Navicula accomoda'nın optimum büyüme kinetiği parametreleri ve sınırlayan nutrientin belirlenmesidir. Araştırmada Navicula accomoda türü Uzunçayır Baraj Gölü'nden izole edilmiştir. Büyümesi sürekli-aydınlık periyotta ve kesikli kültür sisteminde; ışık, sıcaklık ve nutrientlerin etkileri incelenmiştir. Buna göre optimum sıcaklık 18°C ve ışık şiddeti 300 ftCd olarak bulunmuştur. Her bir nutrient için hesaplanan µmax ve Ks değerleri sırasıyla: fosfat için 3,36 çiftlenme/gün, 51,4 µg-at- NH4+-N/L, nitrat için 2,94 çiftlenme/gün, 32,1 µg-at 1 NO3- -N/Ltesi. Sınırlayıcı nutrient ise fosfat olarak bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Balık patojeni olan Yersinia ruckeri üzerine rezene esansiyel yağlarının etkisinin in vitro araştırılması

    İlon Veysiye Erkil

    Katkısız doğal ürünlerin ticari antibiyotiklere karşı alternatif bir tedavi olabileceği düşüncesiyle yapılan bu çalışmada, rezene (Foeniculum vulgare Miller) esansiyel yağının Enterik Kızıl Ağız Hastalığının etkeni olan Yersinia ruckeri'ye karşı inhibitör etkileri in vitro olarak araştırılmıştır. Rezene esansiyel yağının kimyasal bileşenleri GC ve GC–MS analizi ile belirlenmiş ve ana bileşeninin trans-anetol (% 67,99) olduğu saptanmıştır. Rezene esansiyel yağının antimikrobiyal etkisi olup olmadığını belirlemek üzere ise disk difüzyon metodu kullanılmış, oluşturdukları inhibisyon zonları ölçülmüştür. Bu amaçla rezene esansiyel yağının iki deneysel konsantrasyonu (5 ve 10 µL) uygulanmış, kontrol grubu olarak ise antibiyotik (Streptomisin ve Tetrasiklin) kullanılmıştır. Rezene esansiyel yağı 5 µL/disk uygulaması ile Y. ruckeri'nin inhibisyon zonu 10,52 ± 1,04 mm; 10 µL/disk ile muamale edilen konsantrasyonda ise 13,10±1,67 mm olduğu gözlenmiştir. Streptomisin ve Tetrasiklin ise sırasıyla 21,05±3,23 ve 27,72±2,02 mm zon oluşumuyla güçlü bir antibakteriyel aktiviteye sahip oldukları belirlenmiştir. Denenen iki konsantrasyon kontrol grubu antibiyotiklerle karşılaştırılmış ve daha zayıf bir inhibisyon zonu oluşturdukları anlaşılmıştır. Bu araştırma ile rezene esansiyel yağının Y. ruckeri'ye karşı antibakteriyel etkili olduğu saptanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Ozon uygulamasının bakteriyel balık patojeni Yersinia ruckeri üzerine etkinliğinin incelenmesi

    Tuba Otay

    Bu çalışmada, Yersinia ruckeri'nin ozon gazına duyarlığı araştırıldı. Y. ruckeri (ATCC 29473) triptik soy agar (TSA) besiyerinde inoküle edilerek 22 oC'de 24-48 saat inkübe edildi. İnkübasyon süresi sonunda elde edilen saf kültürden 100µl'lik fizyolojik tuzlu su (FTS - % 0,9 NaCl - Sigma) içeren tüplerde 0.5 Mcfarland bulanıklığına karşılık gelen (UV spektrofotometre ile OD600nm=0.132 absorbans) 1.5x108 cfu/ml konsantrasyonunda bakteri süspansiyonu hazırlandı. Bu konsantrasyondan 1:10 oranında seri dilüsyonlar yapıldı. 1.5x104 cfu/ml dilüsyonunda bakteri konsantrasyonu, farklı sürelerde (5 dk, 10 dk, 15 dk ve 30 dk) ozona gazına maruz bırakıldı. Bakterinin ozon gazına duyarlılığı 12 ve 40 γ/ml konsantrasyonlarına sahip jeneratör yardımıyla belirlendi. Elde edilen verilere göre, Y. ruckeri'nin 12 γ/ml ozon uygulanımı ile 5 ve 10 dk içerisinde en etkin bakterisidal etkinin sağlandığı belirlendi. Ancak ilerleyen zamanlarda ozonun etkinliğini kaybettiği gözlendi. Bununla birlikte 40 γ/ml ozon uygulanımında bakterisidal etkinin zamana bağlı olarak arttığı ve 15 ile 30 dakikalarda bakterilerin tümünün öldüğü tespit edildi. Bu deneme sonunda Y. ruckeri'nin ozon gazına duyarlı olduğu gösterdiği bakterisidal etki ile belirlendi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Akuaponik ve kapalı devre sistemlerde japon balığı (Carassius auratus) gelişiminin ve su kalitesi değişiminin incelenmesi

    Serdar Kapalıgöz

    Akuaponik sistemler uygulanabilir alternatif bir tarım yöntemi olarak son zamanlarda oldukça yaygınlaşmıştır. Birçok ülkede ve son yıllarda Türkiye'de bu sistem gelişen teknolojinin yardımıyla modern bir şekilde uygulanmaktadır. Bu sistemin kazandığı popülerlik ve uygulanabilirlik ışığında, bu tez çalışması yürütülmüştür. Bu çalışmada, Japon balığının (Carassius auratus) gelişimi akuaponik (APS) ve kapalı devre (sump filtre) (SFS) sistemlerde karşılaştırmalı olarak ele alınmış ve bu iki farklı filtre sisteminin su parametrelerine olan etkileri araştırılmıştır. APS'de roka (Eruca vesicaria) bitkisi kullanılmış, bu bitki mikroyeşillik olarak üretilmiştir. Bitkinin su kalitesine etkisi SFS ile kıyaslanarak sistemlerin filtrasyon verimlilikleri incelenmiştir. Canlı ağırlığı ortalama 1,76±0,03 gr olan Japon balıkları altı adet akvaryuma, her birine on beşer adet olacak şekilde stoklanmıştır. Roka tohumları üç gün suda bekletilip filizlendirilmiştir. Daha sonra her bir Akuaponik yatağına yaklaşık 200 adet tohum olacak şekilde serpme yöntemi ile tohumlar ekilmiştir. 60 gün süren çalışmada belirli periyotlarla NH3-N, NO2-N, NO3-N, PO4, bazı anyon ve katyon değerleri ölçülmüştür. Çalışma sonunda Japon balıkları APS'de ortalama 3,11±0,100 gr, SFS'de ise 3,07±0,103 gr canlı ağırlığa gelmiştir. Spesifik büyüme oranları ve yem dönüşüm oranları, APS ve SFS'de sırasıyla 0,94±0,024 - 0,93±0,014 ve 2,04±0,062 - 2,01±0,056 olarak hesaplanmıştır. Her iki grupta yaşama oranları %100 olarak kaydedilmiştir. Çalışma süresince hem APS'de hem de SFS'nde su kalitesi bakımından Japon balığının sağlığını ya da refahını olumsuz yönde etkileyebilecek kötü su koşulları yaşanmamıştır. Başlangıçta pH değerleri 8,5 düzeyinde iken deney sonuna doğru her iki sistemde de pH değeri düşme eğilimi göstermiştir. Bulgular nitrifikasyon işleminin hem APS'de hem de SFS'nde başarıyla gerçekleştiğini göstermektedir. Bununla birlikte, SFS'nde nitrifikasyon işleminin APS'e göre nispeten daha iyi çalıştığı görülmüştür. Çalışmada NH4 değerleri 30. günde APS'de 0,0054 NH4 mg/lt, SFS'de 0,0019 NH4 mg/lt olarak tespit edilmiştir. Deneme sonunda 60. günde ise APS'de 0,0033 NH4 mg/lt, SFS'de 0,0022 NH4 mg/lt olarak kaydedilmiştir. NH4 değerlerinde APS'de önemli oranda azalma, NO3-N değerlerinde ise 30. günden itibaren sürekli bir artışın olduğu görülmektedir. Bu sonuçlara göre roka filizlerinin yüksek pH ortamında NO3-N'u yerine daha çok NH4'u kullandığı tespit edilmiştir. Rokalar mikroyeşillik boyutu olan 3,78 cm boya 20 günde gelmişlerdir. Takip eden günlerde yüksek pH nedeniyle roka filizlerinin gelişim hızında yavaşlama gözlemlenmiştir. Genel olarak bakıldığında, tez çalışmasına konu olan Japon balığı - roka APS'nin su kalitesini optimal koşullarda tutma konusunda SFS ile benzer olduğu, Japon balığının gelişimi ve yaşama oranı üzerine olumsuz bir etkisinin olmadığı ve roka bitkisinin mikroyeşillik olarak üretiminin mümkün olduğu görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Rastgele sayı üreteçlerinin donanımsal olarak gerçekleştirilmesi

    Dilan Bakır

    Bu tez çalışmasında, simetrik şifreleme algoritmalarından olan Trivium algoritmasının Alanda Programlanabilir Kapı Dizileri (FPGA - Field Programmable Gate Array) kullanılarak gerçekleştirilmesi incelenmiştir. Rastgele sayı üretimi ve şifreleme kavramları hakkında kısa bilgiler verildikten sonra öncelikle akış şifrelerin tasarım yapıları irdelenmiştir. Trivium algoritmasının gerçekleştirilmesi sürecinde VHDL (Very High Speed Integrated Curcuit Hardware Description Language) programlama dilinde simülasyon sonuçları elde edilerek 80 bitlik anahtar girdisi sonucu 128 bitlik rastgele sayı üretilmiştir. Daha sonra test kriterleri incelenerek üretilen 128 bitlik rastgele değerler kriterlere tabi tutulmuştur. Son aşamada ise üretilen bu rastgele sayı değerleri FPGA' da donanımsal olarak gerçekleştirilmiş ve elde edilen test sonuçları tartışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Bursa ilinde yetişen Osmanoğlu ve Sarıaşlama kestanelerinin toplam fenolik madde miktarı, fenolik kompozisyonu ve antioksidan kapasiteleri üzerine haşlama ve fırınlamanın etkisi

    Aslı Eymir

    Kestane; vitaminler, mineraller, amino asitler ve antioksidan özelliği olan fenolik bileşikler içermektedir. Kestanenin besin değeri kestanenin türüne, çeşidine, yetiştiği çevre şartlarına bağlı olarak farklılık gösterebilir. Ayrıca işleme teknolojileri de besin değerinde değişikliklere sebep olabilmektedir. Literatür verilerine bakıldığında da kestanenin kimyasal özelliklerinin oldukça değişken olduğu görülmektedir. Çevre ve büyüme şartlarına göre fenolik bileşenlerin değişim gösterdiği ve toprağın cinsine göre kestanenin protein içeriğinin değiştiği çalışmalarla belirlenmiştir. Bu çalışma Bursa ilinde yetişen Osmanoğlu ve Sarıaşlama kestanelerinin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri, toplam fenolik madde miktarları ve kompozisyonları ile antioksidan kapasiteleri üzerine haşlama ve fırınlamanın etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Toplam fenolik madde miktarı Folin-Ciocalteu metodu, antioksidan kapasitesi DPPH. radikal giderme aktivitesi ile, fenolik madde kompozisyonları ise HPLC yöntemi kullanılarak belirlendi. Çiğ kestanenin bazı fiziksel ve biyokimyasal özelliklerine bakılmış ve bunun sonucunda, nem % 48.78–56.57, kül 1.11–1.27 g 100 g-1, su aktivitesi 0.705–0.844, pH 7.03–7.29, renk L⃰ 60.52; a⃰ 0.13; b⃰ 12.39 olarak bulundu. Toplam fenolik madde miktarı çiğ kestanede 129.17±6.23, haşlanmış kestanede 180.97±18.25, fırınlanmış kestanede 149.86±7.95 mmol GAE kg-1 bulundu. DPPH yöntemi ile belirlenen antioksidan kapasite çiğ kestanede 0.42±0.01, haşlanmış kestane 0.31±0.03, fırınlanmış kestane 0.40±0.01 μmol askorbik asit eşdeğeri g-1 olarak bulundu. DPPH yöntemine göre haşlama işlemi antioksidan kapasitede anlamlı bir azalmaya neden olurken fırınlama işlemi değişkliğe neden olmadı. Toplam fenolik miktarında haşlama ve fırınlama işlemi ile önemli bir artış olduğu görüldü.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Tunceli yöresinde yetişen kuşburnu (Rosa canina) ve alıç (Crataegus orientalis) yabani meyvelerinin toplam fenolik madde miktarı, fenolik kompozisyonu, antioksidan kapasitesi ile bazı fizikokimyasal özelliklerinin belirlenmesi

    Şenay Kasun

    Yaşadığımız çevre ve günlük koşullar içerisinde çeşitli sebeplerle oluşan serbest radikallerin canlı organizmalarda meydana getirdiği olumsuz etkileri önleyebilecek doğal antioksidanlar gittikçe önem kazanmaktadır. Bu çalışma ile Tunceli yöresinde doğal olarak yetişen, il merkezi ile 3 farklı ilçeden (Pertek-Mazgirt-Hozat) toplanan kuşburnu (Rosa canina) ve alıç (Crataegus orientalis) meyvelerinin bazı fizikokimyasal özellikleri, antioksidan aktiviteleri, toplam fenolik madde miktarları (TFMM) ve fenolik kompozisyonları belirlendi. UV-GB spektrofotometresi kullanılarak; TFMM Folin-Ciocalteu metodu ile, antioksidan aktiviteleri ise DPPH˙ (2,2-difenil-1-pikril hidrazil) radikalini giderme aktivitesine göre belirlendi. Fenolik madde kompozisyonları ise yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) kullanılarak belirlendi. Meyvelerin toplandığı yerlere göre fizikokimyasal analiz sonuçları ile DPPH˙ radikalini giderme aktiviteleri tek yönlü manova istatistiksel testi kullanılarak kıyaslandı. Kuşburnu ve alıç örneklerinin TFMM Mann Whitney U testi ile, antioksidan aktiviteleri ise bağımsız iki örnek T-testi ile kıyaslandı. Yapılan fizikokimyasal analizler sonucunda toplandığı ilçelere göre; kuşburnunda su aktivitesi 0.692-0.716, pH 3.56-3.61, renk ölçümü L* değeri 28.97-30.37, a* değeri 16.42-18.38, b* değeri 11.90-12.83, toplam kuru madde miktarı %44.74-51.67 ve kül miktarı %2.61-3.13 arasında belirlenmiştir. Kuşburnu örneklerinde belirlenen parametrelerden sadece renk (L*,a*,b*) ölçüm değerlerinin il merkezi ve ilçeler arasındaki değişimi istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Alıç örneklerinde su aktivitesi 0.715-0.824, pH 3.54-3.58, renk ölçümü L* değeri 33.68-38.41, a* değeri 5.26-8.34, b* değeri 13.72-16.37, toplam kuru madde miktarı %28.07-31.62 ve kül miktarı %0.75-1.23 arasında tespit edilmiştir. Alıç meyvesinin ise su aktivitesi ve renk (L*,a*,b*) ölçüm değerlerinin toplandığı yerlere göre gösterdiği değişimin istatistiksel açıdan önemli olduğu görülmüştür. Kuşburnu ve alıç meyvelerinde sırasıyla, TFMM 1265.02-1344.68 ile 318.18-370.85 mg GAE kg-1 yaş ağırlık, DPPH˙ radikalini giderme aktivitesi 4.83-5.26 ile 1.85-2.36 μmol askorbik asit eşdeğeri g-1 yaş ağırlık olarak belirlenmiştir. Yabani meyveler arasında DPPH˙ radikalini giderme aktivitesi ve TFMM bakımından istatistiksel bir farklılığa rastlanılmış ve her iki parametre açısından da kuşburnunun alıça oranla daha yüksek değerlere sahip olduğu görülmüştür. Fenolik madde profillerinin belirlenmesi analizlerinde prosiyanidin B2 ve kateşin fenolikleri kuşburnu meyvesi için, kateşin ve epigallokateşin fenolikleri ise alıç meyvesi için temel fenolikler olarak tanımlanmıştır. Meyveler arasında epigallokateşin, protokateşuik asit ve kuersetin-3-glukozit fenolik bileşenleri miktarları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüş olup, alıç meyvesi kuşburnuna oranla bu fenolikleri daha yüksek miktarda içermektedir. Anahtar Kelimeler: Kuşburnu, Alıç, Serbest radikal, Antioksidan, Toplam fenolik madde, Antioksidan aktivite, Fenolik profil, HPLC, Tunceli.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Tunceli bölgesindeki bazı doğal su kaynaklarından alınan su örneklerinin fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizler açısından değerlendirilmesi

    Çağdaş Çetin

    Küreselleşen dünyada kentleşme ve nüfus oranının hızla artması birtakım sorunları beraberinde getirmektedir. Bu sorunların en önemlilerinden biri su kirliliği konusudur. İnsanlar biyolojik ve fizyolojik faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için günlük ortalama 2.5 litre içme suyuna ihtiyaç duyarlar. İnsan için hayati derecede önem arz eden suyun içme ve kullanma başta olmak üzere faydalanılan tüm konularda belirli bir kalite standardında olması için ülkeler çeşitli mevzuatlar geliştirmekte ve uygulanmaktadır. Bu çalışmada Tunceli İl merkezi ile Pertek, Ovacık, Çemişgezek, Hozat, Pülümür, Mazgirt, Nazımiye ilçelerinde yer alan doğal kaynak suları fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik parametreler yönünden incelenerek Türk Standartları Enstitüsünün (TS-266), Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) ve Avrupa Standartlarının (EC) belirlemiş olduğu içme suyu standartlarına uygunlukları ile su kaynaklarından 7 haftalık periyotlar ile alınan örneklerin birbirleri arasında su kalite parametreleri açısından istatistiki farkın olup olmadığının belirlenmesi araştırıldı. Çalışmada 8 kaynaktan haftalık periyotlarla 7 hafta boyunca alınan 56 adet su örneği materyal olarak kullanıldı. Çalışma kapsamında kullanılan tüm su örnekleri süspanse katı maddelerden ileri gelebilecek hataların engellenmesi için filtrelendi. Yapılan fiziksel analizlerde; sıcaklık, pH, iletkenlik parametreleri, kimyasal analizlerde; kalsiyum, magnezyum, toplam sertlik, amonyum, nitrit, nitrat, fosfat, demir, klor, sülfat parametreleri, mikrobiyolojik analizlerde ise toplam mezofilik aerop bakteri ile koliform bakteri değerleri araştırıldı. İstatistiksel analiz olarak Tek Yönlü Manova Duncan testi ve Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Su kaynaklarının pH değerleri 7.24 ile 8.36 arasında, Sıcaklık değerleri 2.9 ile 12.7 ˚C arasında, İletkenlik değerleri 165.8 ile 760 μS/cm arasında, Kalsiyum değerleri 22.4 ile 102.6 mg/L arasında, Magnezyum değerleri 1.94 ile 70.04 mg/L arasında, Toplam sertlik değerleri 8.44 ile 39.16 ˚F arasında, Nitrit değerleri <0.001 ile 0.6734 mg/L arasında, Nitrat değerleri 0.0162 ile 10.0104 mg/L arasında, Fosfat değerleri 0.679 ile 1.111 mg/L arasında, Klor değerleri 0.9997 ile 10.9966 mg/L arasında ve Sülfat değerleri 6.9545 ile 40.5341 mg/L arasında değiştiği ve bu parametrelere ait değerler arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli (p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Su örneklerinin tamamında demir miktarı (mg/L) analiz limit değerinin altında olduğundan tespit edilememiştir. Yapılan mikrobiyolojik analizlerden Toplam Mezofilik Aerop Bakteri değerlerinin 3х101 ile 4.8х102 (KOB/mL) arasında, Koliform bakteri değerlerinin <1 ile 2.8х101 (KOB/mL) arasında ve Amonyum değerlerinin <0.001 ile 0.1336 mg/L arasında değiştiği ve değerler arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli (p<0.05) olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca haftalara göre incelenen parametrelerden yalnızca kalsiyum, amonyum, nitrit ve fosfat değerleri arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli (p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak analizi yapılan su örneklerinin %90'nı TSE, WHO ve EC standartlarına uygun olduğu belirlenmiştir. 5. İstasyon olan tekya çeşmesi, 8. İstasyon olan zahban su kaynağı ile 2. İstasyon olan kodi çeşmesi su kaynağının bazı haftalardaki ölçümlerinin nitrit ve koliform bakteri açısından standartlara uymadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İçme suyu, Su kalitesi, Fiziksel özellikler, Kimyasal özellikler, Mikrobiyolojik özellikler, Tunceli.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Su ürünleri yetiştiriciliğinde ürün destekleme politikalarının değerlendirilmesi

    Fatih Yüksel

    Bu çalışmanın amacı, toplam üretim miktarlarına göre sınıflandırılmış olan işletmeleri baz alarak Türkiye'de uygulanan su ürünleri yetiştiriciliğinde ürün destekleme politikalarını incelemek, bu sınıflandırmalara göre destekleme sistemlerinin uygulanışı, yapısı ve işlevi hakkındaki fikirlere göre mevcut durumu değerlendirmektir. Tesislerin üretim kapasitelerine göre 4 sınıf (A, 0-29,99 ton/yıl; B, 30-249,99 ton/yıl; C, 250-499,99 ton/yıl ve D, 500 ton/yıl ve üzeri) oluşturulmuştur. Araştırmada, her sınıfta tüm Türkiye'den rastgele seçilmiş olan 25 (yirmi beş) adet tesis olmak üzere toplamda 100 (yüz) adet tesis kullanılmıştır. Tüm sınıfların (A, B, C ve D Sınıfları) su ürünleri desteklemeleri hakkında edindikleri bilgileri, çoğunluk itibariyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl/İlçe Müdürlükleri yetkililerinden (sırasıyla, % 28, 32, 28 ve 44) aldıkları belirlenmiştir. Düşük kapasiteli tesisler (A Sınıfı) destekleme miktarlarının yetersiz olduğunu, ama tüm sınıflar çoğunlukla devam etmesi gerektiğini bildirmişleridir. Desteklemelerin, tesislerin kapasitelerinin artmasına paralel olarak (B, C ve D Sınıfları) artan oranlarda tesislerin kapasite artışında etkili olduğu (sırasıyla, % 56, 64 ve 72); mekanizasyona ve yetersiz olsa da pazarlama ve markalaşmaya artan oranlarda katkıda bulunduğu belirlenmiştir. Destek miktarlarının araştırma sınıflarında kapasite artışına göre doğal olarak arttığı gözlenmiştir. Tüm sınıflarda, desteklemelerin üreticilerin görüşleri de alınarak geliştirilmesi gerektiği bildirilmiş ve destekleme miktarının arttırılması, kg başına verilen destek miktarının arttırılması, yem desteği, ekipman ve personel desteğinin verilmesi ve yavru desteğinin tekrar verilmesi talep edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Şanlıurfa ili merkez ilçesinde yaşayanların su ürünlerine yaklaşımlarının incelenmesi

    Adnan Karadağ

    Bu çalışma, Şanlıurfa İli Merkez İlçesinde yaşayan kişilerin su ürünlerine olan yaklaşımlarını, tüketim tercihlerini ve etkileyen faktörleri tespit etmek amacı ile yapılmıştır. Daha önceki çalışmalara ek olarak bu çalışmada, yetişkinler ile birlikte daha düşük yaş gruplarındaki kişilerin konuya eğilimlerini belirlemek amacıyla, Ülkemizdeki "eğitim sistemi modeli (4+4+4)" dikkate alınarak her eğitim kademesindeki (ilkokul, ortaokul ve lise) kişiler dikkate alınmıştır. Her aşamada 350 olmak üzere toplam 1400 kişi değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin % 62 bay olmakla birlikte, genel yaş aralığı 31-40 arasında (% 28) yüksek bulunmuştur. Et türlerinin tüketim miktarlarına bakıldığında ilk sırayı tavuk etinin (% 61) aldığı, balık etinin ise % 15 ile 3. sırada kaldığı, en fazla tüketilen balık türlerinin % 31 ile sazan, % 29 ile hamsi ve % 15 ile alabalık olduğu, ilk tercih edilen türlerin sazan (% 31) ve hamsi (% 29) olduğu görülmüştür. Balık sevme oranı ise % 74'tür. Balık alırken dikkat ettikleri en önemli noktanın tazelik (% 42) olduğu, alırken fiyat endeksine (% 77) dikkat ettikleri, tüketim sıklığına bakıldığında çoğunluğun ayda bir defa balık tükettikleri (% 40), su ürünlerini en çok (% 51) kış mevsiminde tükettikleri ve insan sağlığı açısından balık tüketiminin yararlarının orta derecede bilindiği (% 29) gözlenmiştir. Balık pişirme yöntemleri incelendiğinde ise çoğunluğun kızartmayı tercih ettiği (% 58) ve bunu ızgara yaparak tüketmenin (% 34) izlediği belirlenmiştir. İşlenmiş ürünleri tercih etmeyenlerin (% 69) oranı da oldukça yüksektir. Araştırmaya katılan öğrenci gruplarının farkındalıklarının eğitim düzeyine göre arttığı görülmüştür. Şanlıurfa İli Merkez İlçesinde yapılan çalışmada yıllık ortalama hane başına balık tüketim miktarlarının çoğunlukla 5-10 kg arasında (% 27) ve yıllık ortalama kişi başına balık tüketim miktarlarının 3,2 kg olduğu belirlenmiştir. Balık tüketim alışkanlığın kazandırılması için ise okul çağlarından itibaren tüm halkın ilgili kurum/kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları ile işbirliği içerisinde gerekli eğitim, seminer, panel ve eğlencelerin düzenlenmesinin etkili olacağı kanaatine varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Su ürünlerinde gıda güvenliği ve tüketimi konusunda Osmaniye ilindeki tüketicilerin bilgi düzeylerinin incelenmesi

    Cüneyt Akgül

    Bu araştırma, Osmaniye ili merkez ilçesinde yaşayan insanların balık tüketim alışkanlıklarını ve tercihlerinin belirlemek, su ürünlerine gıda güvenliği açısından yaklaşım düzeylerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. 2015 yılı içerisinde gerçekleştirilen çalışmanın materyalini, Osmaniye'de ikamet eden toplam 399 kişiye uygulanmış olan anketle elde edilen veriler oluşturmaktadır. Analiz sonuçlarına göre; Osmaniye ilinde ankete katılanlardan %78,4'ü balık tükettiğini belirtmiştir. Balık tüketim sıklığı en çok aylık tüketim şeklinde olup, kış aylarında yoğunlaşmıştır. İlde kişi başı yıllık balık tüketim miktarı 6,1 kg olarak saptanmış olup, bu oranın Türkiye ortalamasının altında kaldığı tespit edilmiştir. Katılımcıların %82,4'ü balığı taze olarak tükettikleri, tüketim şekli olarak da ızgara (%32,3) ve kızartma (%65,2) tercih ettikleri saptanmıştır. İşlenmiş su ürünleri tüketim oranının ise % 12,1 olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların %63,9'u deniz balığı olarak hamsiyi, %33,2'si tatlı su balığı olarak alabalığı tercih etmektedir. Katılımcılardan evli tüketicilerin %86,3'ünün, bekar tüketicilerin %13,7'sinin balık tükettiği görülmektedir. Balık tüketim oranının en çok %31,7 ile 32-38 yaş grubu arasında dağılım gösterdiği ve eğitim seviyesine göre ise %47,8'i ile ön lisans eğitim düzeyine sahip katılımcılar arasında olduğu görülmüştür. Tüketicilerin su ürünleri satın alırken gıda güvenirliği açısından daima son kullanma tarihine baktıkları tespit edilmiştir. Ayrıca gıda güvenliğiyle ilgili bilgileri en fazla radyo-televizyon programlarından edindikleri ortaya konmuştur. Çalışmaya katılan tüketicilerin çoğunluğu gıda güvenliğinin sağlanmasında en büyük görevin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında olduğunu belirtmişlerdir. Bu çalışma ile tüketicilerin gıda güvenliği konusunda bilinç düzeylerinin yüksek olduğu ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Yerel yönetimlerde çalışanların motivasyonunda liderliğin önemi: Tunceli ili örneği

    Ezgi Çağla Bitkin

    Yerel Yönetimler; insanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş, karar organı seçimle başa gelen anayasal kuruluşlardır. Bilimde ve teknolojideki gelişmeler, kentteki hızlı nüfus artışı, sosyo - ekonomik iş bölümü halkın ihtiyaçlarının çeşitlenmesine neden olmuştur. Yerel yönetimlerin istenilen şekilde işlevlerini yerine getirebilmeleri için çalışan personelin motivasyonu sağlanmalıdır. Bu kapsam çerçevesinde ele alınan çalışmanın amacı; yerel yönetimlerde çalışan personelin liderliğe verdikleri önem bir motivasyon faktörü olarak görülüp ölçülmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada liderlik kavramı, liderlik tipleri ve liderlik teorileri ayrıca; motivasyon, motivasyonu etkileyen faktörler ve motivasyon teorileri ele alınarak incelenmiştir. Bununla birlikte yönetim kavramının ne olduğuna yerel yönetimlerin görev, yetki ve sorumluluklarına, personeline, yerel yönetimlerde personelin motivasyonunu etkileyen faktörlere dikkat çekilerek liderlik kavramının önemine vurgu yapılmıştır. Demografik özelliklere göre motivasyonel öncelikler belirlenmeye çalışılmıştır. Son bölümde ise, Tunceli İli Yerel Yönetimlerinde çalışan personelden alınan veriler analiz edilerek demografik özelliklere göre motivasyonel öncelikler belirlenmeye çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Çıldır Gölü'ndeki kerevit (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) avcılığının sosyal, yapısal ve ekonomik yönden değerlendirilmesi

    Ahmet Koçyiğit

    Bu çalışma Çıldır Gölü (Ardahan/Kars) kooperatif üyesi balıkçıların sosyo-ekonomik analizinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Balıkçıların tamamının bu kooperatiflere üye oldukları ve bunların dışında başka bir sivil toplum kuruluşuna üye olmadıkları belirlenmiştir. Balıkçıların yaşlarının 34 ile 74 arasında değiştiği, %100'ünün evli ve eşlerinin yaşlarının ise 20 ile 70 arasında olduğu tespit edilmiştir. Genellikle %74 oranı ile ilköğretim mezunu oldukları saptanmıştır. Balıkçıların %65.21'i meslekleriyle ilgili özel bir eğitim almıştır. Balıkçıların %17.4'ünün balıkçılık dışında herhangi bir geçim kaynaklarının olmadığı, geriye kalan %82.6'sının ise tarım, hayvancılık veya farklı alanlarda da faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Genellikle 1 adet tekneye sahip oldukları, teknelerin çoğunluğunun 6 m boyunda ve demirden yapılmış oldukları belirlenmiştir. Aile bireylerinin % 43.47'sinin avcılık faaliyetlerine katıldığı görülmüştür. Teknelerin hepsinin mülkiyeti balıkçıların kendisine ait olup, %30.4'ü tekneyi ailelerin yardımı ile aldıklarını bildirmişlerdir. Balıkçıların kerevit avcılığında pinter ve balık avcılığında fanyalı ağları kullandıkları tespit edilmiştir. Balıkçılar AB ve kalkınma ajansı destekleri ile mazot ÖTV indirimlerinden faydalanmadıklarını beyan etmişlerdir. Balıkçıların %56.53'ü balıkçılıkdan elde edilen gelirin yeterli olmadığını ve ek iş olarak restaurant işletmeciliğinden %59.3 ile en fazla kazanç elde ettiklerini söylemişlerdir. Çıldır Gölü balıkçıları mesleklerinin ekonomik olarak yetersiz bulsalar dahi, %60.87 orana sahip 14 balıkçının, ek gelir kaynağı, alışkanlık, tutku/ hobi, babadan kalma meslek ve suya yakın olmaları nedenlerinden bir veya bir kaçının içinde barınması nedeni ile bu işi yapmaktan mutlu oldukları saptanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Hamsi (Engraulis encrasicolus Linnaeus, 1758) marinatlarının kimyasal ve duyusal kalitesi üzerine kuşburnu sosunun etkisi

    Reşit Bilici

    Bu çalışma, kuşburnu sosunun hamsi marinatlarının raf ömrü üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Marinasyon işlemi için %2 asetik asit ve %12 tuz kullanıldı. Balık filetoları salamura suyuna 1:1.5 (balık: marinat salamura suyu) oranında yerleştirildi. Olgunlaşmanın ardından marinatlar iki gruba ayrılarak bir grup zeytinyağında, diğeri ise kuşburnu sosunda +4°C de buzdolabı koşullarında muhafaza edilmiştir. Muhafaza süresince toplam fenolik madde miktarı (TFM), pH, toplam uçucu bazik azot (TVB-N mg/ 100g), tiyobarbitürik asit (TBA, mg MDA/kg) ve peroksit (POS, meq/kg) değeri incelenmiştir. Duyusal değerlendirme için görünüş, koku, renk ve tekstür özellikleri incelenmiştir. TFM miktarı 12,95 ve 38,95 olmak üzere sırasıyla zeytinyağlı ve kuşburnu soslu grupta tespit edildi. TVB-N miktarı 56. günde zeytinyağlı grupta 38,71 mg/100g, kuşburnu soslu marinatlarda ise 24,47 mg/100g olduğu tespit edilmiştir. TBA miktarı zeytinyağlı grupta 6,85 mg MDA/kg olarak kuşburnu soslu grupta ise 3,97 mg MDA/kg olarak saptanmıştır. POS ise zeytinyağlı grupta 18,69 meq/kg, kuşburnu soslu grupta ise 9,60 meq/kg olarak bulunmuştur. Araştırma sonunda duyusal özelliklerine göre zeytinyağlı grubun 42. güne kadar, soslu grubun ise 49. güne kadar tüketilebilir değerlere sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak yapılan çalışmada kuşburnu sosu ile muhafaza edilen hamsi marinatların zeytinyağı ile muhafaza edilenlere göre daha iyi kalitede de olduğu ve raf ömrü üzerine olumlu etkisinin olduğu bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Murat nehrindeki Garra rufa (Heckel, 1843)'nın bazı populasyon parametrelerinin incelenmesi

    Şaban Aslan

    Bu tez çalışmasında, Murat Nehri'nde yaşayan ve "doktor balık" olarak bilinen Garra rufa (Heckel, 1843)'nın büyüme ile ilgili bazı populasyon parametrelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada kullanılan toplam 322 adet balık örneği, serpme ağı ve elektroşoker cihazı kullanılarak, Mart 2016 ile Şubat 2017 tarihleri arasında Murat Nehri'nden temin edilmiştir. Balıkların boy ve ağırlık ölçümleri yapıldıktan sonra yaş tespitleri yapılmıştır. Yaş tespitinde pul materyali kullanılmıştır. Büyüme parametreleri standart metotlarla belirlenmiştir. Von Bertalanffy büyüme parametrelerinin belirlenmesi amacıyla FAO-ICLARM FISAT II paket programı kullanılmıştır. Populasyonun I-V yaş grupları arasında dağılım gösterdiği ve dişi/erkek oranının 1:1,24 olduğu tespit edilmiştir. Boy-ağırlık ilişkisi regresyon analizi ile belirlenmiştir. Buna göre; regresyon katsayısı (b) dişilerde 2,4551 (negatif allometrik büyüme), erkeklerde 2,2039 (negatif allometrik büyüme) ve tüm bireylerde 2,3167 (negatif allometrik büyüme) olarak belirlenmiştir. İncelenen balık örneklerinin total boyları 5,1-15,5 cm, ağırlıkları ise 3,0-50,6 g arasında değişiklik göstermiştir. Populasyonun genelinde tüm yaş gruplarının kondisyon faktörü değerlerinin ortalaması 1,17 olarak tespit edilmiştir. En yüksek oransal büyüme (%39,56) I-II yaş grubu arasında gerçekleşmiştir. Populasyonun von Bertalanffy büyüme parametreleri dişilerde; L∞=16,33 cm, K=0,37 yıl-1, t0=-0,18 yıl, W∞=42,59 g, erkeklerde; L∞=15,25 cm, K=0,43 yıl-1, t0=-0,03 yıl, W∞= 31,37 g ve tüm bireylerde; L∞=15,88 cm, K=0,39 yıl-1, t0=-0,13 yıl, W∞=36,62 olarak belirlenmiştir. Farklı çalışmalardan elde edilen büyüme parametrelerin karşılaştırılmasında kullanılan "büyüme performans indeksi" (Munro'nun fi üssü, Φ') dişilerde 4,59, erkeklerde 4,61 ve populasyonun genelinde 4,59 olarak hesaplanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Malatya ilinde havuzlarda alabalık yetiştiriciliği yapan işletmecilerin sosyo-ekonomik analizi

    Timur Demir

    Bu çalışma, Malatya İli'nde havuzlarda su ürünleri yetiştiriciliği yapan işletmecilerin sosyo-ekonomik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Tez çalışması, 2016 yılında Malatya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğüne kayıtlı 32 adet, havuzlarda alabalık yetiştiricilik tesisinin işletmecileri ile yapılan araştırma sonuçlarını kapsamaktadır. Malatya İli'nde toplam kayıtlı tesis (Kafes+Havuz) sayısı 77 adettir. 2015 yılı istatistik verilerine göre 3520 ton/yıl olan üretimin 450 ton/yıl (%12,78)'i havuzlarda yetiştirilmektedir. İşletmeciler balıkçılıkla uğraşmaktan memnun olduklarını belirtip, su ürünlerine verilen desteklemelerin kaldırılıp, balık yemine verilmesini talep etmektedirler. İşletmecilerin büyük çoğunluğu Su Ürünleri Yetiştiriciler birliği üyesidir. Havuz tesislerinde kullanılan suyun, dere-ırmak ve kaynak suyu olduğu, işletmeciler yetiştirdikleri ürünlerin büyük çoğunluğunu, çevredeki lokantalara verdiklerini, geri kalan az miktardaki balığı ise taze olarak parekende sattıklarını belirtmişlerdir. İşletmecilerin yaşlarının 40-66 arasında değiştiği görülmüştür. İşletmecilerin tamamının erkek ve medeni durumu bakımından evli olduğu belirlenmiştir. Eğitim durumları incelendiğinde en yüksek oranın % 45 ile lise mezunlarından oluştuğu görülmüştür. % 50'sinin esnaf, % 35'inin çiftçi, % 5'inin sadece balıkçı olduğu, % 100'nün sosyal güvencesi olduğu belirlenmiştir. Havuz yetiştiriciliği yapan işletmecilerin hepsi, kendilerine ait evde ikamet ettiğini, % 95'nin binek oto veya kamyonetinin olduğu çalışmada tespit edilmiştir. Ayrıca işletmecilerin büyük çoğunluğunun (%85'i) su ürünleri yetiştiriciliği konusunda eğitim aldığı görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Gama ışımasının dolgu malzemesi takviyeli polietilen ve polipropilenin mekanik ve fiziksel özellikleri üzerine etkileri

    Hasan Celal Kılıç

    Bu çalışmada, elektrostatik toz boya takviyeli termoplastikler (polietilen ve polipropilen) den üretimi yapılmış standart deney örneklerinin mekanik özelliklerine gama ışımasının yaptığı etki araştırılmıştır. Matris maddesi polietilen ve polipropilen olan ve ağırlıkça %5, %10, %20, %30, % 40 ve %50 oranlarında elektrostatik toz boya atığı içeren bu numuneler yirmi dört saat boyunca 44 kGy'lık gama ışımasına maruz bırakılmışlardır. Işıma sonrasında numunelere mekanik testler uygulanarak üç nokta eğilme mukavemetleri, çekme mukavemetleri ve darbe dayanımlarındaki değişimler tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar gama ışımasına tabi tutulmamış numunelere ait sonuçlar ile karşılaştırılarak ışıma etkisi ile mekanik özelliklerin nasıl bir değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca gama ışımasının yarattığı etkinin net gözlemlenebilmesi yani matris maddesi ile dolgu maddesinin fiziksel olarak bağlanma mekanizmalarının ışımadan nasıl etkilendiğini anlayabilmek için numunelerin kesitleri elektron mikroskobunda incelenmiş ve bu görüntüler ışıma öncesine ait görüntüler ile mukayese edilmiştir. Bu şekilde, gama ışımasının dolgu malzemesi elektrostatik toz boya atığı olan polietilen ve polipropilen kompozit numunelerinin mekanik ve fiziksel özellikleri üzerine etkileri belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Remazol brilliant blue R tekstil boyar maddesine maruz bırakılan gökkuşağı alabalığı'nda (Oncorhynchus mykiss) biyokimyasal yanıtın araştırılması

    Leyla Doğan

    Tekstil endüstrisi üretiminde kullanılan boyalar biyolojik arıtmaya dirençli, toksik maddeler olup, birçoğu polimer yapılara sahiptir. Bu boyalar baskı ve boyama gibi çeşitli aşamalar aracılığıyla sucul çevreyi kirletirler ve moleküler, hücresel, biyokimyasal ve fizyolojik bozukluklara neden olabilirler. Bu çalışmada; çeşitli konsantrasyonlarda tekstil endüstrisinde yaygın olarak kullanılan Remazol Brilliant Blue R' ye maruz bırakılan gökkuşağı alabalığında biyokimyasal yanıtın araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla lokal çiftliklerden 56 adet Oncorhynchus mykiss (Gökkuşağı Alabalığı) temin edilmiştir. Bir kontrol grubu ve üç uygulama grubu olmak üzere Gökkuşağı Alabalıklarına (Oncorhynchus mykiss) boyar madde uygulandı. Bu grupların Glutatyon S-Transferaz (GST), Sitokrom P-450 (CYP1A1) ve Laktat Dehidrojenaz (LDH) enzim aktiviteleri ölçülmüştür. Bu ölçümler ELISA yöntemiyle ticari kitler kullanılarak Mikroplaka okuyucuda okunmuştur. GST enzim aktivitesinde genel olarak 24. saatte kontrol grubu ile kıyasladığımızda B (1 mg l-1) ve C (2 mg l-1) gruplarında artış göstermiş olup gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak önemlidir(p<0.05). 48. saatte ise A (0,5 mgl-1) ve B (1 mgl-1) gruplarında artış gözlemlenmiştir (p<0.05). CYP1A1 enzim aktivitesinde B (2 mgl-1) grubunda T0 ile karşılaştırıldığında 24. saatle artmış, 48. saatte ise azalmıştır (p>0.05). CYP1A1 düzeyleri farklı doz uygulanan gruplar arasında 24. saatte kontrol grubuyla kıyasladığımızda A (0,5 mg l-1) ve B (1 mg l-1) gruplarında artış (p<0.05), C (2 mg l-1) grubunda ise azalma görülmektedir (p<0.05). LDH enzim aktivitesinde farklı doz uygulanan gruplar arasında 24. saatte kontrol grubu ile kıyaslandığında A (0,5 mgl-1), B (1 mgl-1) ve C (2 mg l-1) gruplarında anlamlı bir artış gözlenmiştir (p<0.05). 48. saatte ise kontrol grubu ile kıyaslandığında A (0,5 mg l-1) ve B (1 mg l-1) gruplarında istatistiksel olarak anlamlı artış gözlenmiştir (p>0.05). Bu çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; RBBR tekstil boyasına maruz kalan Oncorhynchus mykiss (Gökkuşağı Alabalığı)' ın toksik etkinin belirlenmesinde GST, CYP1A1 ve LDH enzimlerinin biyobelirteç olarak kullanılmasının yararlı olabileceği gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tekstil Boyar Madde, Remazol Brillant Blue R (RBBR), GST, CYP1A1, LDH, Oncorhynchus mykiss (Gökkuşağı Alabalığı)