Yazarlar
- Ayşe Nur Aydın(2)
- Serap Sabancı(2)
- Çağdaş Güneş(2)
- Abdulhamit Han Çelik(1)
- Abdullah Genç(1)
- Abdullah Tekçe(1)
- Abdullatif Akçakaya(1)
- Abdulselam Gün(1)
- Abdurrahim Taş(1)
- Adem Soysal(1)
- Adnan Karadağ(1)
- Adnan Keçe(1)
- Adıgüzel Güllükopar(1)
- Ahmet Bedrettin Alişer(1)
- Ahmet Emin Gençaban(1)
- Ahmet Kemal Geyik(1)
- Ahmet Koçyiğit(1)
- Ahmet Onur Taşdemir(1)
- Ahmet Serdar Kılıç(1)
- Ahmet Sesli(1)
- Ahmet Turan Gümüşbaş(1)
- Alaattin Uras(1)
- Alev Akgül(1)
- Ali Atlı(1)
- Ali Bal(1)
- Ali Bozkaya(1)
- Ali Eren Demir(1)
- Ali Gökkoruk(1)
- Ali Güzelçiçek(1)
- Ali Keçeci(1)
- Ali Sarıgül(1)
- Ali Ziver Bilge(1)
- Alişir Çakmaz(1)
- Alperen Kalkan(1)
- Anıl Polat(1)
- Anıl Sözen(1)
- Arzu Açar(1)
- Arzu Dağlı(1)
- Arzu Doğan(1)
- Aslı Eymir(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Sosyal medya ve kamusal alan tartışmaları ekseninde nefret söylemi: Twitter üzerine bir inceleme (Suriyeliler örneği)
Elif Yıldız
Dijital teknoloji ve iletişim ağları, yaşadığımız çağda pek çok şeyi radikal biçimde değişime uğratmaktadır. Başta insanlar arası ilişkiler olmak üzere, devlet, siyasi kurumlar ve medya ile kurduğumuz tüm ilişkiler, hatta bilgiye ulaşma, okuma ve anlama süreçlerimiz bile bu dönüşümden etkilenmektedir. Her türlü mesafenin yeniden tanımlandığı bu yeni düzende, tüm bu karmaşık toplumsal kurguların dönüşümü, birebir politikayı da dönüştürmektedir. İnsanlar arası iletişimin potansiyellerindeki bu artışın, daha fazla insanın daha kısa sürede birbiriyle etkileşime girebilmesi anlamında politikayı etkilememesi neredeyse imkansızdır. Dijital iletişim ağlarında karşılaşan insanlar için bu ortamların artık kamusal bir nitelik taşıdığına ilişkin yeni bir durum söz konusudur. Bu nedenle, yeni medya ya da sosyal medya dediğimiz dijital mecraların günümüzün yeni kamusal alanı olup olamayacağı sorusu bu tezin de temel tartışmasıdır. Dijital mecraların kamusal niteliğini tartışırken Hannah Arendt'in kamusal alan ve politika olgularına yaklaşımı da tezin teorik çerçevesini oluşturmaktadır. Diğer taraftan, sosyal medyada gerçekleşen politik tartışmalarda sıklıkla rastladığımız nefret söylemi olgusunu ise kamusallığı tartışabilmek için bir referans noktası olarak seçtik. Çalışmamızda bu mecraların günümüzün yeni kamusal alanı olma potansiyelini, Twitter'da Suriyeliler üzerinden üretilen nefret söylemlerini, söylem analizi yöntemine tabi tutarak tartışmayı amaçlıyoruz.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Kümes hayvanları kesimhane atıksularında bazı kritik hammaddelerin köklü bir bitki ile alımının araştırılması
Aslıhan Arslan
Bu tez çalışmasında, Elazığ ilinde bulunan kümes hayvanları kesimhanesi atıksularına maruz kalan ve köklü bir bitki olan Phragmites australis bitkisinde bazı kritik hammaddelerin konsantrasyonlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç için, kümes hayvanları kesimhanesi atıksularına maruz kalan Phragmites australis bitkisinin kök, gövde ve yaprakları ayırt edildi ve bazı kritik hammaddelerin (V, Sb, Co, La) konsantrasyonları ICP-MS ile belirlendi. Elde edilen analiz sonuçlarına göre kümes hayvanları kesimhanesi atıksularına maruz kalan Phragmites australis bitkisinin kritik hammaddelerden V, Co, Sb ve La'ı iyi bir şekilde akümüle ettiği belirlendi. Phragmites australis bitkisinin akümülasyon kapasiteleri hesaplandığında V için 23633 kat, Co için 108000 kat, Sb için 4000 kat ve La için 197000 kat olduğu hesaplandı. Phragmites australis bitkisinin akümülasyon kapasitesi incelendiğinde en yüksek akümülasyonun La için gerçekleştiği tespit edildi. Sonuç olarak, Phragmites australis bitkisinin kümes hayvanları kesimhanesi atıksularında bulunan kritik hammaddeleri akümüle ettiği ve fitoremediasyon teknolojisinde kullanılabileceği belirlendi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Yaşlanma işleminin aa7075 alüminyum alaşımının mekanik özellikleri üzerine etkileşiminin incelenmesi
Ramazan Ergin
Alüminyum alaşımlarının öz kütle seviyesinin düşüklüğü, yüksek özgül mukavemet, yüksek korozyon direnci ve mekanik niteliklerinin iyileştirilmesi, biçimlendirme ve işleme rahatlığı gibi nitelikler çoğu alanda yararlanmasını sağlamaktadır. Bu alanların başında otomotiv, havacılık-uzay, elektronik, taşımacılık, makine ve imalat sektörleri gelmektedir. Özellikle otomotiv, uzay ve havacılık sektörlerinde hafif olmaları nedeniyle ağırlıklar olabildiğince düşürülerek yakıt tasarrufu sağlanmasında ve hava kirliliğinin önlenmesinde büyük bir öneme sahiptir. Alüminyum alaşımlarının önemli niteliklerinden bir diğeri de mekanik niteliklerinin geliştirilebilir olmasıdır. Bu alaşımların mekanik niteliklerinin geliştirilmesine bağlı olarak birçok sektörde kullanım alanları ortaya çıkmaktadır. Alüminyum alaşımlarının mekanik niteliklerinin geliştirilmesinde yaşlandırma işlemi büyük öneme sahiptir. En çok kullanım alanına sahip Al alaşımlarından birisi de 7075 Alüminyum alaşımlardır. 7075 alüminyum alaşımları Alüminyum-Çinko-Magnezyum-Bakır içermesi nedeniyle çeşitli yaşlandırma işlemleri yapılarak mekanik nitelikleri iyileştirilerek ticari olarak kullanıma sunulmuştur. Mukavemeti artırılan bu alüminyum alaşımı serisi endüstriyel kullanımda herhangi bir termal etkiye maruz kaldığında mekanik niteliklerindeki kaybı deformasyon yaşlanması uygulanarak giderilebilir. Bu çalışmada ısıl işlem uygulanmış halde ticari olarak temin edilen alüminyum alaşımının mekanik özelliklerine deformasyon yaşlanmasının etkisi belirlenmiş ve mekanik özellik mikro yapı arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu çalışmada, Al alaşımlarında ısıl işlemlerin alaşımın mekanik nitelikleri ve işlenebilirlik özellikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Bu bağlamda farklı sürelerde yaşlandırma işlemi uygulanan numunelerin mekanik özelliklerindeki değişimler ile işlenebilirlik özellikleri ve bunlar arasındaki ilişkiler incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Katı atık düzenli depolama tesislerinde hata türü etkileri analizi yöntemiyle iş sağlığı ve güvenliği açısından risk analizi-Bingöl örneği
Mehmet Sıddık Baki
Yapılan araştırmalar neticesinde, Dünyada ve Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıkları çok önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İş sağlığı ve güvenliğine yeterince önem verilmemesi, çalışanların genelinde iş sağlığı ve güvenliği bilincinin bulunmaması, uzun çalışma saatleri, yoğun iş temposu, kişisel koruyucu kullanmama, tecrübesizlik ve eğitim/bilgi eksikliği, iş kazaların sebeplerin başında gelmektedir. İşgörenlerin uzun çalışma saatleri, yoğun iş temposu,tecrübesizlik ve eğitim/bilgi eksikliği gibi nedenlerden dolayı iş kazalarının yüksek oranda yaşandığı gözlemlenmiştir. Çalışma bu noktadan hareketle iş yerlerinde karşılaşılabilecek tehlikelerin belirlenerek risk değerlendirmesinin oluşturulması sonucu tehlikelerin kabul edilebilir seviyeye getirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada bu bağlamda iş sağlığı ve güvenliğinin kavramsal çerçevesini, iş sağlığı ve güvenliğinin genel prosedürlerini Türkiye'deki uygulamalarını konu alan literatür taraması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Risk Değerleme, Risk Analizi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Güneş enerji santrali yer seçimi için iki aşamalı bir model önerisi: Tunceli örneği
Yunus Emre Aykaç
With the developing industry over the world and in our country, the need for energy is increasing day by day. The importance of renewable energy sources is increasing day by day due to the great damage caused by fossil fuels to the environment. One of the most important of these is solar energy, which has a very high potential in our country. Due to the high cost of panels and the long return period of the solar power plant investment to be made, the location where the solar power plant will be established is of vital importance for the feasibility of the investment. This study aims to develop a two-stage multi-attribute decision-making (MADM) model for a solar power plant for Tunceli. In this context, initially, by searching the literature and taking expert opinions, the factors affecting the location selection were determined as soil structure and ground, fault line, recreation, landslide, slope, solar radiation, elevation, orientation and distance to power substations. These criteria were weighted by the Best-Worst Method (BWM). Although many MADM methods require a comparison matrix that includes all criteria, fewer comparison matrices are needed in BWM. Since the comparisons in BWM are based on the best and the worst criterion, it enables decision makers to make a more reliable pair wise comparison. Secondly, the most suitable location was selected among eight alternative locations (Tunceli Center, Pülümür, Ovacık, Mazgirt, Hozat, Çemişgezek, Nazımiye, Pertek) according to the weighted criteria. In the second stage, five different MADM methods were used. These are TOPSIS, VIKOR, SAW, GRA and ELECTRE. According to the BWM results; while solar radiation factor was the most important factor with a weight value of 0.334, the fault line factor was determined as the least important factor with a weight value of 0.038. According to the location selection results; Pertek district has been determined as the most suitable location with respect to all five methods. This study is expected to provide a useful guide for neighboring regions in solar power plant location selection and location selection problems in other areas.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Zebra midyesi (Dreissena polymorpha)'nin kadmiyuma karşı bazı biyokimyasal yanıtları
Ahmet Bedrettin Alişer
Bu çalışmada, kadmiyum (Cd)'un farklı konsantrasyonlarına 96 saat süreyle maruz bırakılan zebra midyesi (Dreissena polymorpha)'nde biyokimyasal yanıtının araştırılması amaçlanmıştır. D. polymorpha organizmaları Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği (SKKY)'de su kalite sınıflarında bulunabilirlik oranlarıda göz önüne alınarak biri kontrol (0,00) 10µg/L Cd, 20 µg/L Cd ve 40 µg/L Cd olmak üzere 4 grup oluşturulmuştur. Kontrol grubu dahil 4 grupta süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), Glutatyon Reduktaz (GPx) enzim aktivitelerindeki değişimler ile TBARS ve GSH seviyeleri ELISA kitleri kullanılarak belirlenmiştir. D. polymorpha'nın SOD enzim aktivitesinde 24. saat uygulamasına bağlı olarak her üç konsantrasyonda da istatistiksel olarak önemli düzeyde azalma olmuştur (p0.05). CAT enzim aktivitesi ise; tüm uygulama konsantrasyonunda anlamlı derecede değişiklik olmamıştır (p>0,05). GPx enzim aktivitesinde ise; Cd uygulaması sonrası kontrole kıyasla önemli bir artış bulunmuştur (p0,05). TBARS ve GSH seviyelerinde hem 24. saat hemde 96. saatte kontrole kıyasla tüm Cd uygulama gruplarında önemli düzeyde artış olmuştur. Cd'a karşı D. polymorpha'da SOD, CAT, GPx enzim aktiviteleri ile TBARS ve GSH seviyelerinde meydana gelen değişikliklere bakıldığında söz konusu biyokimyasal yanıtların alındığı parametrelerin biyobelirteç olarak kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Bazı gıda atık maddelerinin boyar madde biyogiderim potansiyelinin optimizasyonu
Hividar Kocakaya
Boyar maddeler; uygulandığı malzemeye kalıcı olarak rengini veren, yoğun renkli ve karmaşık yapılı organik bileşiklerdir. Çeşitli endüstriyel alanlarda kullanılan sentetik boyalar çevreye, özellikle de su alanlarına deşarj edilen ciddi organik kirleticilerdir. Özellikle tekstil, ilaç, kozmetik, plastik, deri, boya, kağıt ve gıda endüstrilerinde kullanılan bu sentetik boyalar, ticari önemleri ve çevreye verilen zararları nedeniyle kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Çevreye salınan bu organik kirleticiler, ekosistemdeki canlı organizmalara zarar verir. Özellikle su fazına boşaltılan sentetik boyalar, toksisiteleri nedeniyle sudaki organizmalara zarar verirler. Bu nedenle, bu boyaların sudan uzaklaştırılması büyük önem taşımaktadır. Membran ayırma, mantar renk giderme, pıhtılaşma, biyosorpsiyon, kimyasal oksidasyon ve adsorpsiyon gibi bazı farklı yöntemler, boyaların endüstriyel kalıntılardan uzaklaştırılması için kullanılabilir, ancak adsorpsiyon tekniği hariç diğer yöntemlerin bazı dezavantajları vardır. Fizikokimyasal yöntemler arasında çevre dostu bir yöntem olan adsorpsiyon tekniği; ucuzluk, esneklik, basitlik ve işlem kolaylığı nedeniyle sentetik boyaların atık sulu ortamdan uzaklaştırılmasında etkilidir. Boyar madde giderimi için portakal kabuğu, böğürtlen, karpuz kabuğu, kavun kabuğu, buğday kepeği, ayçekirdeği, şeker pancarı küspesi, yumurta kabuğu, mantar atıkları gibi birçok atık madde adsorban olarak kullanılmıştır. Ayrıca adsorpsiyon yönteminde temas süresi, çözelti başlangıç konsantrasyonu, sıcaklık, pH ve adsorban miktarı gibi birçok parametre araştırılmaktadır. Bu çalışmada; adsorpsiyon yöntemiyle sulu çözeltideki metilen mavisi ve eriokrom siyahı T boyar maddelerinin biyogideriminde çay atığı, muz kabuğu ve kestane kabuğunun adsorban olarak kullanılabilirliği araştırıldı. Ayrıca bu çalışma, metilen mavisi ve eriokrom siyah T boyalarının adsorpsiyonunda etkili olan temas süresi, çözelti başlangıç konsantrasyonu, sıcaklık, pH ve adsorban miktarı gibi parametrelerin etkisine odaklanmıştır. Deneysel çalışma koşulları merkezi kompozit tasarımı kullanılarak tasarlandı ve bu parametreler optimize edildi. Varyansın yanıtlarını ve analizini (ANOVA) tahmin etmek için merkezi kompozit tasarım kullanılarak bir regresyon modeli elde edildi ve model yeterliliğini kontrol etmek için uyum eksikliği testi kullanıldı. Kontrol edilen ve önerilen kuadratik modelin deneysel tasarım verilerinden kaynaklandığı gözlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; parametrelerin hem tek başına hem de ikili etkileşimlerinin adsorpsiyonu etkilediği tespit edildi. Artan pH değeri, sıcaklık, temas süresi ve başlangıç derişimi ve azalan adsorban miktarı ile metilen mavisinin adsorpsiyonun arttığı gözlenirken; artan başlangıç derişimi, sıcaklık, temas süresi, düşük pH değeri ve azalan adsorban miktarı ile kullanılan adsorbanların eriokrom siyahı T boyar maddesi için adsorplama kapasitesinin arttığı tespit edildi. Boyar maddelerin biyogideriminde kullanılan muz kabuğu, kestane kabuğu ve çay atığı adsorban maddelerinin adsorplama kapasitesi; metilen mavisi için kestane kabuğu>çay atığı>muz kabuğu olarak, eriokrom siyahı T için muz kabuğu>çay atığı> kestane kabuğu olarak bulundu.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Ultrasonik destekli ekstraksiyon parametrelerinin belirlenerek keçiboynuzundan elde edilen pekmezinin bazı kalite özelliklerinin araştırılması
Zeynep Eroğlu
Keçiboynuzu pekmezi yapımında en önemli basamak şıra elde etme aşamasıdır. Keçiboynuzunda (Harnup) bulunan %60'lık toplam şeker içeriğinin, keçiboynuzunun lifli yapısı nedeniyle şıraya geçirilmesi oldukça zordur. Geleneksel olarak 12 saatten 3 güne kadar değişen sürelerde ekstraksiyon yöntemiyle şıra elde edilmektedir. Şıraya keçiboynuzundaki bileşenlerin daha fazla miktarda ve kısa sürede geçirilmesi amacıyla güncel ekstraksiyon yöntemlerinden olan ultrasonik destekli ekstraksiyon işlemi kullanılmıştır. Ultrasonik destekli ekstraksiyon işlemi için cevap yüzey yöntemi kullanılarak Box-Benkhen metoduna göre desen oluşturulmuştur. Optimizasyonda ekstraksiyon süresi, sıcaklığı, meyve/çözgen oranı, ultrasonik güç bağımsız değişkenler olup; toplam çözünür kuru madde, verim, antioksidan kapasitesi ve toplam fenolik madde miktarı ise yanıt olarak seçilmiştir. Elde edilen optimizasyon sonuçlarına göre optimum çalışma koşulları 40˚C, 21dk, 1/9 oranında, %84 ultrasonik güç olarak belirlenmiştir. Belirlenen optimum koşullarda ultrasonik ekstraksiyon ile şıra elde edilip bu şıradan atmosferik basınçta, 70˚C ve 80˚C vakum altında pekmez üretilmiştir. Geleneksel şıra elde etme yöntemi ile ultrasonik destekli şıra elde etme yöntemleri arasındaki farkları gözlemleyebilmek için geleneksel yöntem ile de şıra elde edilip yine üç farklı yöntemle pekmez üretilmiştir. Keçiboynuzu pekmezlerinin kimyasal bileşimi, renk, toplam antioksidan kapasite ve toplam fenolik madde miktarı açısından geleneksel şıra eldesi ile ultrasonik şıra eldesi bakımından pekmez üretimleri arasında fark olmadığı tespit edilmiştir. Ultrasonik yöntem ile HMF miktarlarının kısmen arttığı ancak bu artışın kabul edilebilir düzeyin altında olduğu görülmüştür. Pekmezlerin şeker dağılımında ultrasonik yöntemde glukoz miktarı azaldığı, sakkaroz miktarı arttığı ve fruktoz miktarlarında önemli bir fark görülmediği belirlenmiştir. Fenolik dağılımına bakıldığında kateşin ve vanilin miktarının ultrasonik ekstraksiyon yöntemiyle arttığı, rutin miktarının ise azaldığı saptanmıştır. Gallik asit, prokateşik asit, klorojenik asit ve trans-p-qumarik asit açısından ultrasonik yöntem ile geleneksel yöntem arasında fark bulunmamıştır. Ayrıca vanilin ve rutinin açık kazanda pişirme ile parçalandığı gözlemlenmiştir. Keçiboynuzu pekmezi geleneksel ve ticari olarak çok farklı ekstraksiyon sıcaklık (50˚C ile 90˚C arasında) ve sürelerinde (4-12 sa arasında hatta 3 güne kadar) üretilmektedir. Çalışmamızda uygulanan ultrasonik ekstraksiyon yöntemi ile sürenin 21dk ve sıcaklığın 40˚C düşürülebildiği görülmektedir. Pekmez üretim yöntemlerinde ekstraksiyon aşamasında ultrasonik destekli ekstraksiyondan faydalanılabileceği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Bir silindir etrafındaki akışın ince kabuk vasıtasıyla düşük bir Reynolds sayısında kontrolü
Tuğba Südüpak
Bu çalışmada, bir ince kabuğa sahip bir silindir etrafındaki akışın sayısal benzetimi gerçekleştirilmiştir. Çalışılan, silindir çapına (D) dayalı Reynolds sayısı (Re) Re=75'tir. Silindir bir ince kabuk tarafından çevrelenmiştir. İnce kabuğun üç adet açıklığı bulunmaktadır ve 0,005D'lik bir kalınlığa sahiptir. Açıklıklar arasındaki açılar eşittir. Şu muteakip geometrik karakteristiklerin etkileri incelenmiştir: kabuk üzerindeki üç eş-boyutlu açıklığın mesafesi, hücum açısı ve kabuk dış çapının silindir çapına oranı. Tüm sayısal tahminler için ticari hesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD) paket program olan Fluent® (Ansys®Academic Research CFD, Release 19.1) kullanılmıştır. Kuvvet katsayılarının grafikleri, ince kabukların direnç düşürmede etkili olamadıklarını göstermiştir. Zaman-ortalamalı direnç katsayısında hafif bir düşüş (%4,5) olmaktadır fakat bu önemsizdir. İnce kabuk, KOK kaldırma katsayısını düşürmede oldukça yararlıdır. M03-11-21, KOK kaldırma katsayısını düşürmede en iyi performansı göstermiştir. RMS kaldırma katsayısı, tek silindir durumuna göre %41,5 düşürülmüştür. Bununla birlikte, ince kabuğun çalkantı direnç ve kaldırma katsayılarını eş zamanlı tetiklemede de gayet başarılı oluğu bulunmuştur. M05-11-20'nin KOK direnç ve KOK kaldırma katsayıları, sırasıyla, tek silindirinkilerden 16,3 ve 2,24 kat fazladır. Kabuk ve silindir arası boşluğun, açıklıkların mesafesinin ve hücum açısının art izinde değişiklik açısından oldukça önemli olduğu not edilmelidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Dikdörtgen-çentikli plaka ile bir silindir üzerindeki direnci düşürme
Ferzan Fidan
Literatürde önceki araştırmacılar tarafından küt cisim direncini düşürmek için birçok akışa ters yönde konumlanmış küçük parçalar önerilmiş olmasına rağmen, bu araştırmaların hiçbirinde bir akışa ters yöndeki parça ve bir küt cisimden oluşan sistemin direncini düşürmek için üç-boyutlu bir parça kullanılmamıştır. Bu çalışmada, çeşitli dikdörtgen-çentikli plakalı sistemlerin aerodinamik performansı deneysel olarak test edilmiştir. Deneyler kapalı-çevrim rüzgar tünelinde gerçekleştirilmiştir. Tüm zaman-ortalamalı direnç, , ölçümlerinde, silindir çapına (D) bağlı Reynolds sayısı (Re) 12000 civarıdır. Bir dairesel silindir ve onun önündeki çentikli plakalardan meydana gelen sistemlerin (P01, P02, P03 ve P04 durumları) sonuçları, tek silindirinki (TS durumu) ve bir dairesel silindir ve onun önündeki düz plakadan meydana gelen sisteminki (P00 durumu) ile kıyaslanmıştır. Ön kısımdaki plakanın tipine bakılmaksızın, sistemlerin 'leri TS'ninkinden daha düşüktür. İki cisim arasındaki çok düşük boyutsuz mesafelerde, 0 düşürme bakımından en iyi performansı P00 durumu göstermiştir. g/D>0,25 için, P04 durumunun performansı P00'ınkine çok benzemektedir. Bununla birlikte, olası en düşük g/D'de 'yi minimuma düşürmede, P03'ün etkinliği en yüksek durum olduğu tespit edilmiştir. g/D=0,75 olduğu durumda, P03 sisteminin 'si, TS'ninkinden ve P00 sistemininkinden, sırasıyla, %37 ve %11 daha düşüktür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Bazı meyvelerden elde edilen şaraplardaki biyojen aminlerin tespiti
Fırat Tok
Biyojen aminlerin neden olduğu zehirlenmelerden en sık görüleni, histamin ve tiramin zehirlenmesidir. Biyojen aminlerin toksikolojik etkileri düşünüldüğünde, şaraplardaki biyojen aminlerin belirlenmesinin önemi de anlaşılmaktadır. Biyojen aminler, birçok gıdada doğal olarak bulunan veya mikrobiyal faliyet sonucu oluşan organik bileşenlerdir. Şaraplarda biyojen aminlerin varlığı ve bunların toksikolojik etkileri sağlık açısından önemli bir sorun oluşturabilmektedir. Biyojen aminlerin insan vücudunda bazı metabolik görevleri olmasına rağmen yüksek miktarda tüketildiğinde insan sağlığına zarar verebilirler. Bu çalışma, piyasadan temin edilen 10 farklı meyve şaraplarındaki (nar, karadut, vişne, kavun, çilek, böğürtlen, yaban mersini) amino asitlerin dekarboksilasyonları yoluyla oluşan biyojen aminler incelenmiştir.Piyasadan temin edilen 2'şer adet vişne, çilek, karadut ve 1'er adet yaban mersini, nar, böğürtlen, kavun şaraplarını yüksek performans sıvı kromatografisi (HPLC) cihazında 340 nm (uyarma) ve 420 nm (emisyon) dalga boylarında fluoresans detektör ile biyojen amin analizi gerçekleştirilmiştir. En yüksek putresin değeri 11,72 mg/L ile çilek şarabında tespit edilmiştir. En yüksek histamin değeri 5,68 mg/L ile yine çilek şarabında tespit edilmiştir. Bütün şarap örneklerinde kadaverin, feniletilamin ve triptamin tespit edilmemiştir. Toplam biyojen amin içeriği olarak en yüksek değer 53,96 mg/L ile böğürtlen şarabında en düşük değer ise 11,62 mg/L ile yaban mersini şarabında görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Öküzgözü ve boğazkere üzüm çeşitlerine ait çekirdeklerin yağ asit kompozisyonu bakımından karşılaştırılması
Necmi Aritürk
Son yıllarda yapılan çalışmalar üzüm çekirdeklerinde bulunan sağlıklı yağ asitlerinin yüksek bir potansiyele sahip olduğunu ortaya çıkartmıştır. Bu nedenle çalışmamız ülkemizin en önemli üzüm çeşitleri içerisinde yer alan Elazığ bölgesinde yetiştiriciliği yapılan Öküzgözü ve Boğazkere üzüm çeşitlerinin çekirdek yağlarının kalite kriterlerini belirlemek, yağ miktarı ve yağ asit düzeyleri bakımından karşılaştırmak amacıyla planlanmıştır. Yaptığımız analizler sonucunda; miristik asit (%0,36±0,02), palmitik asit (%20,45±0,67) ve palmitoleik asit (%5,80±0,10) miktarları karşılaştırıldığında, Boğazkere üzüm çeşitine ait çekirdeklerde, Öküzgözü üzüm çeşitine ait çekirdeklerden daha yüksek oranlarda tespit edilmiştir. Stearik asit (%1,15±0,03), oleik asit (%19,40±0,4), linoleik asit (%54,75±0,69), alfa-linoleik (%0,07±0,02) ve gama-linoleik asit (%0,24±0,01) miktarları karşılaştırıldığında ise Öküzgözü üzüm çeşitlerine ait çekirdeklerde, Boğazkere üzümlerine ait çekirdeklerden daha yüksek oranlarda tespit edilmiştir. Tespit edilen yağ asitleri oranları çeşit bakımından istatistiki olarak önemli bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Alabalık (Oncorhynchus mykiss) juvenillerinde yeni bitkisel anestetik maddelerin etkin konsantrasyonlarının belirlenmesi
Çiğdem Coşansel
Su ürünleri yetiştiriciliğinde 2-fenoksietanol, MS-222 (tricaine) ve benzokain gibi sentetik anestetikler yaygın olarak kullanılmaktadır. Amerika ve İngiltere'de yemeklik balıklarda kullanılmasına yasal olarak izin verilen tek anestetik madde MS-222'dir. İlaç ve Gıda Örgütü (FDA) tarafından MS-222'nin balık vücudundan atılma süresi 21 gün olarak belirtilmiştir. Bu da balıkların pazarlanmasında gecikme yaşanmasına neden olmaktadır. Sentetik anestetiklere karşı iyi bir alternatif seçeneği olarak düşünülen bitkisel ürünlerden elde edilen değişik yağların kullanımları her geçen gün kullanımları artmakta ve çalışmaları sürmektedir. Yapılan araştırmalarda karanfil yağının anestetik etkileri üzerine birçok çalışma gerçekleştirildiği görülmektedir. Bununla birlikte, okaliptüs ve melisa yağlarının anestetik etkisi hakkında çalışmanın az sayıda olduğu görülmüştür. Çalışmada karanfil yağı; 25, 37.5, 50 µL/L, okaliptüs yağı; 300, 350, 400 µL/L ve melisa yağı; 200, 300, 400 µL/L olarak üçer farklı konsantrasyonda kullanılmış olup gökkuşağı alabalığı yavru bireylerinde uygun anestetik konsantrasyonlar tespit edilmiştir. Her doz için üç ayrı deneme yapılarak en uygun dozlar belirlenmiştir. Karanfil yağında 37,5 µL/L, okaliptüs yağında 400 µL/L, melisa yağında 400 µL/L konsantrasyonları ile kullanımı gökkuşağı alabalığı için uygun bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Karanfil yağı, Okaliptüs yağı, Melisa yağı, Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss), Anestetik madde
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Tüketim alışkanlıkları ve alışveriş bağımlılığının psiko-sosyal nedenleri ve sonuçları: Tunceli ili örneği
Lizge Can Yıldırım
Alışveriş bağımlılığı ile ilişkili etkenleri inceleyen bu çalışmada, konuyla ilgili edebiyat incelemesinin ardından Tunceli ilinde gerçekleştirilen anket çalışmasıyla birincil veriler toplanmakta, analiz edilmekte ve sonuçlar yorumlanmaktadır. Alışveriş bağımlılığının küçük ölçekli illerde yeterince araştırılmadığı ve yeteri kadar saha çalışmasının olmadığı görülmektedir. Bu bağlamda çalışmada; alışveriş, alışveriş bağımlılığı, alışveriş bağımlılığının nedenleri, sonuçları teorik düzeyde öncelikle incelenmektedir. Ardından belirlenen veri toplama araçlarından yararlanılarak elde edilen bilgilerle alışveriş bağımlılığıyla ilişkili etkenler ile tüketim davranışımıza bağlı olarak artan olumlu ya da olumsuz etkiler ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Son yıllarda teknolojik gelişmelere bağlı olarak ve popüler kültürün getirdiği bazı eğilimlerle artan, alışveriş bağımlılığı ve tüketim alışkanlıkları, bu çalışmada yerel düzeyde incelenerek tartışılacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Eğitim sürecinde bilgisayar destekli karar destek sistemleri ile alternatiflerin önceliklendirilmesi
Yiğit Alişan
İnsanın geleceğini şekillendirmesinde büyük payı olan, en önemli etkenlerden biri eğitimdir. Eğitim sürecinin en temel unsurları öğrenen, öğreten ve ortamdır. Teknoloji ve bilişim alanındaki gelişmeler bu üç unsuru da oldukça etkilemiş durumdadır. Bu gelişmeler bazı mesleklere gereksinimi kaldırırken, yeni meslek olanakları da doğurmaktadır. Eğitim ortamları olan okullar, üniversiteler ve kurslar kendi müfredatlarını ve ders içeriklerini; Öğreten ve öğrenen de öğretme ve öğrenme yöntem ve tercihlerini bu gelişmeler doğrultusunda ve bu gelişmeleri kullanarak güncellemeleri gerekmektedir. Aksi durumda, bu unsurlar kalitesini ve rekabet gücünü kaybetmeye mahkûm kalırlar. Bu durumda, gerekli güncellemelerin yapılabilmesi için yeni araçlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, bu ihtiyaçları giderebilecek bir öneri sistemi sunulmuştur. Önerilen sistem üç aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşaması veri toplama aşamasıdır. Bu aşamada, web kazıma yöntemleri kullanılarak internet ortamından veriler toplanmaktadır. İkinci aşamada ise toplanan bu veriler, doğal dil işleme yöntemleri ile anlamlı ve işlenebilir bilgiler haline getirilmiştir. Üçüncü aşamada, bilgisayarlı karar destek sistemleri kullanılarak tercihlerin önceliklendirilmesi sağlanmıştır. Önerilen sistem ile: eğitim ortamları hangi meslek grupları için yeni bölümler açması gerektiğine, ihtiyaç duyulmayan hangi bölümlerin kapatılması gerektiğine ve hangi meslek için hangi dersleri açması gerektiğine; öğretenler derslerin içerik ve öğretme yönteminin nasıl şekillendireceğine; öğrenenler de hangi ortamı, bölümü, mesleği ve dersleri seçeceğine daha kolay karar verebileceklerdir. Önerilen sistemin test edilmesi için bilgisayar mühendisliğine yönelik bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Bunun için, çeşitli iş ilanı sitelerinden sektörün çalışanlardan beklentilerinin ve üniversitelerin ilgili bölümlerinin ders içeriklerinin neler olduğuna dair veriler toplandı. Arz talep eşleştirmesi ile üniversiteler ve dersler ELECTRE, TOPSIS ve VIKOR yöntemleri ile sıralandı ve gerekli güncellemeler gösterildi. Yapılan sıralamaların, farklı kriterlere göre sıralama sunan ÖSYM ve URAP verilerine benzer sonuçlar sunması önerilen yöntemin uygulanabilirliğini ve güvenilebilirliğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Cip Barajı (Elazığ) sularının sulama dönemi fizikokimyasal özelliklerinin araştırılması
Erbay Demir
Yapılan bu çalışmada Elazığ İli kuzeybatısında bulan Cip Baraj Gölünde su kalitesinin özeliklerini incelemek amacıyla Nisan 2017- Temmuz 2017 Sulama döneminde Cip Baraj Gölünden su numuneleri alınarak su kalitesinin fiziko-kimyasal özelliklerine bakılmıştır. Araştırma süresince alınan numunelerden sıcaklık, pH, nitrit, nitrat, sodyum, potasyum, flor, klor, sülfat, bikarbonat, iletkenlik, oksidasyon redüksiyon potansiyeli, çözünmüş oksijen ve tuzluluk arazide ve laboratuvarda yapılan spektrofotometrik analizlerle tespit edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçları "Kıta içi Su Kaynakları Sınıflarına" ve "TS 266" kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Yapılan analizlerde klor düzeyi II. sınıf su (az kirlemiş sular) kalitesine, nitrit değerinin IV. sınıf sukalitesine (çok kirlenmiş sular) sahip olduğu tespit edilmiştir. Nitrat değeri ise nisan ve mayıs aylarında I. sınıf su (yüksek kaliteli sular) kalitesine sahipken haziran ve temmuz aylarında II. sınıf su (az kirlenmiş sular) kalitesindedir. İletkenlik değeri II. sınıf su (az kirlemiş sular) kalitesine sahip olduğu tespit edilmiştir. Diğer parametreler açısında su kalitesi I. sınıf su (yüksek kaliteli sular) kalitesi özelliklerini taşımaktadır veya TS266'ya uygundur. Elde edilen analiz sonuçları neticesinde Cip Baraj Gölü'ndeki sularda kirliliğin olduğu tespit edilmiş olup ve dönemsel olarak arttığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Su Kalitesi,Cip Baraj Gölü, fiziksel ve kimyasal özellikler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Alevi inancında deyişler: Tunceli örneği
Perihan Dalgıç
Kültürel, sosyal, toplumsal, siyasal olayları konu edinen müzik, tarihsel olaylar neticesinde şekillenerek günümüze kadar ulaşmıştır. Müzik yalnızca duyguları değil kültürleri, inançları, ideolojileri de konu edinmiştir. Özellikle 'ötekiler' şeklinde tanımlanan farklı kimlikler; müziği kendi kültürlerini, ideolojilerini, dinsel faaliyetlerini ve tarihsel olaylarını aktarmada bir araç olarak kullanmışlardır. Aleviler de müziği sosyal yaşamları başta olmak üzere kültürel, dinsel, siyasal alanlara dâhil etmişlerdir. Bu çalışmada da Tunceli'deki inanç yapısının müzikal yapıları üzerindeki etkisi, Alevi deyişlerinin (Tunceli örneği üzerinden) sosyal, siyasal, dinsel, kültürel olgulara dair göndermeleri sosyolojik olarak analiz edilecektir. Anahtar Kelimeler: Tunceli (Dersim), Alevilik, Müzik, Düzgün Baba, Munzur Baba, Hızır, Ali, Deyiş
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Tunceli'de vergi ahlakının belirleyenleri
Fatih Gök
Vergi cebri ve karşılıksız bir yükümlülük olduğu için mükellefler tarafından genellikle sıcak karşılanmamakta ve mükellefleri vergiden kaçınmanın yollarını aramaya itmektedir. İnsanlara yardımseverliği ve iyiliği öğütleyen toplumsal kurallar bütünü olan ahlak düzeyinin yüksek olduğu toplumlarda vergi kaçırma davranışları düşük düzeyde olmaktadır. Mükelleflerin vergiye karşı tutum ve davranışlarının belirlenmesinde önemli bir rolü olan vergi ahlakı, vergi ödeme konusundaki içsel bir motivasyon olarak tanımlanmaktadır. Mükelleflerin vergilemeye bakışlarında önemli bir etkiye sahip olan vergi ahlakı birçok faktör tarafından etkilenmektedir. Çalışmamızda Tunceli'de vergi ahlakının belirleyenlerinin tespit edilmesi amacıyla bir saha çalışması yapılmıştır. Amaçlı örnekleme yoluyla seçilen 358 mükellefe anket ve mülakatlar uygulanmış, şehirdeki ilgili kurum yöneticileri ile derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bu kapsamda demografik (yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi), ekonomik (gelir, istihdam), sosyo-politik (kamu kurumlarına duyulan güven, dindarlık düzeyi, kanunlara uyum) faktörler ve vergilendirme tarzının (hissedilen vergi yükü, vergi denetim ve cezaları) vergi ahlakına etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Ahlakı, Anket, Tunceli
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Ratlarda kurşun asetat kaynaklı karaciğer hasarı üzerine chrysinin etkilerinin araştırılması
Pınar Coşkun
Bu çalışma kurşun asetat (PbA) kaynaklı karaciğer hasarı üzerine chrysinin (CH) etkilerinin araştırılması amacıyla yapıldı. Çalışmada 35 adet Sprague Dawley cinsi erkek rat, her grupta 7 rat olacak şekilde 5 gruba ayrıldı. 1. Grup (Kontrol): Oral yolla serum fizyolojik verildi. 2. Grup (CH grubu): CH (50 mg kg-1 ağırlık gün-1) 7 gün boyunca oral olarak ratlara verildi. 3. Grup (PbA grubu): PbA (30 mg kg-1) 7 gün boyunca 30 mg kg-1 PbA oral yolla ratlara verildi. 4. Grup (PbA+CH 25 grubu): 7 gün boyunca 25 mg/kg CH uygulamasından 30 dakika sonra 30 mg kg-1 PbA ratlara oral yoldan verildi. 5. Grup (PbA +CH 50 grubu): 7 gün süreyle 50 mg/kg CH uygulamasından 30 dakika sonra 30 mg kg-1 PbA ratlara oral yoldan verildi. Son uygulamadan 24 saat sonra (8.günde) ratlar hafif sevofloran anestezisi altında ötenazileri yapılarak, doku ve kan örnekleri alındı. Serumda Aspartat Aminotransferaz (AST), Alanin Aminotransferaz (ALT) ve Alkalin Fosfataz (ALP) düzeylerine, karaciğer dokusunda Malondialdehit (MDA), Glutatyon (GSH) ve Nitrik Oksit (NO.) düzeyleri ile Süperoksid Dismutaz (SOD), Katalaz (CAT), Glutatyon Peroksidaz (GSH-Px) ve Arginaz enzim aktivitelerine bakıldı. Kontrol ile kıyaslandığı zaman serum ALT, AST ve ALP düzeyleri PbA verilen grupta arttı, bu artış CH ile kısmen düzeltildi. Karaciğer MDA ve NO. düzeyleri PbA verilen gruplarda artarken, antioksidan enzim aktiviteleri ile GSH düzeyi azaldı. CH uygulanması; artan MDA ve NO. düzeylerini azalttı, azalan antioksidan enzim aktiviteleri ile GSH düzeylerini ise artırdı. Histolojik olarak bakıldığında ise, kontrol ve CH gruplarındaki ratların karaciğer dokuları normal histolojik görünümdeydi. Tek başına PbA uygulanan grup ratlarının karaciğerlerinde hepatositlerde şiddetli düzeyde nekrotik değişiklikler ve hidropik dejenerasyonlar görüldü. PbA+CH 25 grubundaki ratların karaciğerlerinde hepatositlerde orta düzeyde nekrotik değişiklikler ve hidropik dejenerasyonlar görüldü. Bu gruplarda ayrıca yer yer periportal ve perivasküler alanlarda mononükleer hücre infiltrasyonlarına rastlandı. PbA ile birlikte CH 50 uygulanan gruptaki ratların karaciğerlerinde ise nekroz, hidropik dejenerasyonlar ve mononükleer hücre infiltrasyonlarının azaldığı belirlendi. Sonuç olarak karaciğerde PbA kaynaklı hasarlarını azaltmada CH etkili olmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Uzunçayır Baraj Gölü fitoplankton tür kompozisyonu ve fiziko-kimyasal parametrelerin belirlenmesi
Selahattin Gürçay
Uzunçayır Baraj Gölü fitoplankton dağılımı ve bazı fiziko-kimyasal parametreleri, Nisan 2017 - Mart 2018 tarihleri arasında araştırma alanı olarak seçilen Uzunçayır Baraj Gölünde (Tunceli) belirlenmiş olan yedi istasyon da incelenmiştir. Araştırma süresince Uzunçayır Baraj Göl'ü yüzey sularında yıl boyu alınan parametrelerin ortalama değerleri; sıcaklık için 13,2 ºC, pH 8,5 çözünmüş oksijen miktarı 11.1 mg/l olarak, toplam azot miktarı 1.13 olarak, toplam fosfor miktarı 0.007 mg P/L, olarak elektriksel iletkenlik 304 ms/cm, klorofil-a 1,1 mg /L ve seki disk derinliği 2,3 m olarak hesaplanmıştır. Uzunçayır Baraj Gölü'nde Çalışma süresince; tüm istasyonlarda fitoplankton olarak; Bacillariophyta (72 takson), Charophyta (6 takson), Chlorophyta (18 takson), Chrysophyta (3 takson), Cyanophyta (15 takson), Dinophyta (13 takson) ve Euglonozoa (8) olmak üzere toplam 135 takson kaydedilmiştir. Çalışma sırasında örnekler yüzeyden plankton kepçesiyle alınmış, fitoplankton topluluklarının aylık durumları izlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Uzunçayır Baraj Gölü, fitoplankton, su kalitesi
