Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Keban baraj gölü Pertek avlak sahasında bulunan midye populasyonlarının ekolojik özelliklerinin su altı dalış tekniği ile belirlenmesi

    Zühal Taş

    Sualtı dalış gözlem çalışmalarında en küçük boydaki midyelerin kıyıda 5-10 cm derinliklerde tutunabilecekleri nesnelerin üzerinde kümeler halinde oldukları görülmüştür. Kıyıdan derinliklere doğru gidildikçe de midyelerin boylarının büyüdüğü tespit edilmiştir. Midyelerin uygun tutunma yeri olan yerlerde direk güneş ışınlarına doğru durmadıkları, kayalık yerlerin yan kısımlarına yapışarak indirekt olarak faydalandıkları görülmüştür. Büyük midyelerin genelde ortalama 30 mm büyüklükte oldukları belirlenmişse de, 40 mm den daha büyük ve çok sayıda midye kabuklarına da rastlanılmıştır. Ancak bunlardan hiç birine canlı olarak rastlanılmamış, kümeler halinde ölü ve boş kabukları bulunmuştur. Midyelerin su zeminine göre yayılım gösterdikleri belirlenmiştir. Çıplak taban çamurundansa rahatça tutunabilecekleri kayalık bölgeleri tercih ettikleri görülmüştür. Çıplak kumlu tabanlarda ise bulabildikleri teneke kutu, şişe, plastik artıklar, halat, balık ağları ve hatta tekne tabanlarına kadar tutunup kümeler halinde yaşadıkları tespit edilmiştir. Gözlem yapılan ve midyelerin yaşamalarına uygun zemin yapılarının tamamen midyeler ile kaplı oldukları olduğu, en fazla canlı midye kümelerinin 0-8 m arasındaki derinliklerde olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan suyun daha berrak olduğu ve gün ışığının daha derinlere ulaşabildiği bölgelerde ise 15 m derinliklerde de canlı midye kümelerine bolca rastlanılmış ve canlı midyelerin bulunduğu derinlik sınır yaklaşık 18 m civarlarında kalmıştır. Midyelerin sifonlarının sürekli olarak açık bir şekilde suyu süzme işlemini yaptıkları görülmüştür. Çalışma bölgesinin büyük bölümünde aşırı sediment olduğu midyelerin üstünü kapladığı, midyelerin bu durumda sifonların normalden daha fazla uzatarak suyu süzme işlemini gerçekleştirdikleri görülmüştür. Midyelerin canlıları da substrat olarak kullandıkları kerevitlerin ve hareketli midyeler olan Unionidlerin de üzerlerinde kümeler halinde bulundukları tespit edilmiştir. Midyelerin ortalama uzunluklarının 21,025±3,02 mm, ortalama genişliklerinin 10,33±1,49 mm, kabuklu ağırlıklarının ortalama 9,45±4,29 g ve ortalama et ağırlıklarının 1,99±1,55 mg olduğu tespit edilmiştir. Midyelerin uzunluk ile ağırlıkları arasında R² = 0,749 doğrusal ve güçlü bir ilişki bulunmuştur. "b" değerlerine baktığımızda negatif allometrik büyüme gösterdiği tespit edilmiştir. Bu çalışmada kıyıya yakın bölgelerde daha berrak ve sedimantasyon az olduğu yerlerden alınan midyeler ile, sedimentin daha çok olduğu ve hatta midyelerin üzerinin sedimentle kaplandığı alanlardan alınanların antioksidan seviyelerindeki farkın araştırılması amaçlanmıştır.Yapılan analiz sonuçlarına bakıldığında sedimentin az olduğu bölgeden alınan midyelerde SOD, CAT ve MDA seviyelerinin sedimentle kaplanan midyelerden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. SOD ve CAT'ın daha yüksek olması sedimentin az olduğu bölgelerdeki midyelerde oksidatif stresin düşük olduğu anlamına gelmekteyse de MDA'nın yüksek olması bu sedimentte bu duruma etki eden nedenlere de bakılmasını gerektirmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Tunceli sarımsağı (Allium tuncelianum Kollman) masere yağlarının yoğun stoklanmış Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823'da antioksidan parametrelere etkisi

    Fatih Efendioğlu

    Bu çalışmada da Tunceli sarımsağının (Allium tuncelianum Kollman) yoğunluk stresi altındaki kerevitler üzerinde (Astacus leptodactylus) antioksidan etkisinin incelenmesi amaç edinilmiştir. Kas analiz sonuçlarında iki deneme grubuda birbirine çok yakın D1 23,176±0,112 U/ml ve D2 23,384±0,370 U/ml rakamsal değerlerde bulundu. Kontrol grubunun değeri ise 21,056±0,209 U/ml rakamsal olarak daha düşük seviyelerde bulundu. İki deneme grubu arasında istatistiksel bir farklılık bulunmazken (P>0,05), deneme grupları ile kontrol grubu arasında anlamlı bir fark vardı (P<0,05). Hepatopankreas analiz sonuçlarında da kasta elde edilen değerlerde olduğu gibi, deneme grupları arasında rakamsal olarak birbirine yakın (D1 30,804±0,110 ve D2 30,502±0,757U/ml), kontrol grubu daha düşük değerde (26,422±0,600 U/ml) tespit edildi. Gene kas grubunda olduğu gibi deneme grupları arasında istatistiki fark yoktu (P>0,05) fakat deneme grupları ile aralarındaki fark anlamlıydı (P<0,05). Katalaz (CAT) analizleri de kasda ve hepatopankreasda ayrı ayrı yapıldı. Kas analiz sonuçlarında deneme grupları sonuçlarının birbirine rakamsal olarak çok yakın olduğu (D1; 15,556±0,349 ve D2; 15,266±0,178 nmol/dk/m), kontrol grubu değerinin (16,268±0,722 nmol/dk/m) ise daha yüksek olduğu gözlemlendi. Bununla birlikte gruplar arasındaki istatistiksel olarak bir fark bulunmadı (P>0,05). Hepatopankreas analiz sonuçlarında da hem kontrol ve hemde deneme grupları rakamsal olarak birbirine çok yakın (K; 23,694±0,455 nmol/dk/m, D1; 23,296±0,383 nmol/dk/m ve D2; 22,822±0,419 nmol/dk/m) olarak bulundu ve aralarında istatistiksel olarak da bir fark tespit edilmedi (P>0,05). Glutatyon peroksidaz sonuçları SOD sonuçlarına benzer bir durum sergilemiştir. Kas analiz sonuçlarına bakıldığında, deneme gruplarının rakamsal olarak kontrol grubundan (K; 6,728±0,403 U/mg) daha yüksek ve birbirine çok yakın olduğu (D1; 8,560±0,167 U/mg ve D2; 8,950±0,086 U/mg) tespit edildi. Deneme grupları arasında istatistiksel olarak bir farka rastlanılmazken (P>0,05), kontrol grubu ile aralarındaki farkın anlamlı olduğu görüldü (P<0,05). Kas analizine benzer sonuçlar hepatopankreas sonuçlarında görüldü. Deneme grupları rakamsal olarak birbirine çok yakın (D1; 7,182±0,094 U/mg ve D2; 7,110±0,220 U/mg) ve kontrol grubu değerinden (K; 5,898±0,331 U/mg) yüksek oldukları tespit edildi. Dene grupları arasında istatistiki bir fark yoktu (P>0,05) ve deneme grupları kontrol grubundan istatistiksel olarak farklıydı (P<0,05). MDA kas analizlerine bakıldığında en düşük değerin D2 grubunda (2,088±0,089 µM) olduğu, onu D1 grubunun takip ettiği (2,434±0,110 µM) ve en yüksek değerin kontrol grubunda (3,376±0,213 µM) olduğu görüldü. Deneme grupları arasında istatistiksel olarak farkın olmadığı, control grubundan ise istatistiksel olarak farklı oldukları tespit edildi. Hepatopankreas sonuçlarında da kas grubuna benzer durum görüldü. En düşük MDA değeri D2 grubunda (4,354±0,143 µM), ikinci olarak D1 grubunda (4,696±0,192 µM) ve en yüksek değerin kontrol grubunda (6,768±0,112 µM) olduğu gözlemlendi. Deneme grupları arasında istatistiki olarak bir fark olmazken, deneme grupları ile kontrol grubu arasında istatistiki bir farkın olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Tunceli sarımsağı, Allium tuncelianum, Astacus leptodactylus, antioksidan

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Masere sarımsak (Allium sativum Limne) ve Tunceli sarımsağı (Allium tuncelianum Kollman) yağlarının yoğun stoklanmış sazan balıklarının (Cyprinus carpio) bazı kan ve antioksidan parametrelerine etkileri

    Anıl Polat

    Bu çalışmada da Tunceli sarımsağının (Allium tuncelianum Kollman) diğer sarımsaklara (Allium sativum L.) göre olabilecek farklı etkilerini tespit etmek için, yem katkı maddesi olarak verilen sarımsakların sazan balıklarının (Cyprinius carpio) kan ve antioksidan parametrelerine etkisinin incelenmesi amaç edinilmiştir. Balıkların ilk tanklara bırakıldıkları günden sonra her 15 günde bir ölçümler alınmıştır. Rakamsal olarak en fazla ağırlık artışının masere Tunceli sarımsağı katkılı yemlerle beslenen grupta olduğu (20g), ikinci olarak onu kontrol grubunun (17 g), üçüncü olarak masere sarımsak yağı katkılı yem grubunun (15 g) ve son olarak da ayçiçeği yağı katkılı kontrol grubunun (12 g) sırasıyla takip ettiği belirlenmiştir. Gruplar arasında ağırlık artışında rakamsal olarak farklılıklar gözlenmiş olmakla beraber, istatistiksel olarak bir fark tespit edilememiştir (P>0,05). FCR (yem dönüşüm oranı) değerlerinde de benzer şekilde 1.16 ile en yüksek değer Tunceli sarımsağı, 1,38 ile ikinci olarak kontrol, 1,67 ile üçüncü olarak sarımsak ve son olarak 2,13 ile ayçiçeği kontrol grubunda bulunmuştur. Kan analizleri sonuçlarında, deneme grupları arasında LYM %, MID %, MID %, HGB, MCV, MCH, RDW-SD ve MPV değerlerinde istatistiksel olarak bir fark tespit edilememiştir (P>0.05). WBC, LYM #, MID #, GRAN #, RBC, HCT, MCHC, RDW-CV, PLT, PDW, PCTY ve P-LCR değerlerinde ise istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu görülmüştür (P<0,05). Süperoksit Dismutaz (SOD) analiz sonuçları incelendiğinde, en yüksek değerin sarımsak grubunda 0,639±0,057 U/ml olduğu, bu grubu 0,527±0,024 U/ml değeri ile Tunceli sarımsağının ikinci sırada, 0,520±0,059 U/ml değeri ile kontrol ayçiçeği yağının üçüncü sırada ve en düşük 0,456±0,047 U/ml değeriyle de kontrol grubunun son sırada izlediği görüldü. Kontrol ayçiçeği grubu ile Tunceli sarımsak grubu arasında istatistiksel bir fark görülmezken (P>0,05), diğer gruplar arasında istatistiksel bir farkın olduğu belirlendi (P<0,05). Katalaz (CAT) analiz sonuçlarına bakıldığında, en yüksek değerin 0,758±0,055 nmol/dk/ml ile Tunceli sarımsağı grubunun olduğu, sarımsak grubunun 0,625±0,032 nmol/dk/ml değeri ile ikinci, kontrol ayçiçeği grubunun 0,609±0,031 nmol/dk/ml değeri ile üçüncü ve kontrol grubunun 0,453±0,015 nmol/dk/ml değeri ile son sırada yer aldığı tespit edildi. Ayçiçeği yağı kontrol grubu ile sarımsak grubu arasında istatistiksel bir fark ortaya çıkmazken (P>0,05), diğer gruplar arasında önemli bir farkın olduğu tespit edildi (P<0,05). Malondialdehit (MDA) analiz sonuçlarında ise en düşük değerin 0,770±0,017 µM ile Tunceli sarımsağında olduğu, onu 1,133±0,046 µM değeri ile sarımsak grubunun ikinci sırada, 1,190±0,025 µM değeriyle ayçiçeği kontrol grubunun üçüncü sırada ve 1,351±0,031 µM değeri ile de kontrol grubunun son sırada takip ettiği görüldü. Ayçiçeği kontrol grubu ile sarımsak grupları arasında istatistiksel bir fark bulunmaz iken (P>0,05), diğer tüm gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu gözlemlendi (P<0,05). Anahtar Kelimeler : Tunceli sarımsağı, Cyprinius carpio, FCR, kan analiz, antioksidan

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Tunceli ilinde yetişen sumak bitkisinin fitokimyasal bileşenlerinin incelenmesi

    Esra Yüksel

    Sumak Anacardieceae ailesine ait bir bitkidir. Bu çalışmada Tunceli'de doğal olarak yetişen sumak bitkisi 5 farklı ilçeden toplandı, yıkandıktan ve oda sıcaklığında kurutulduktan sonra analize kadar buzdolabında saklandı. Sumak örneklerinde pH, renk, kül miktarları, toplam fenolik madde içeriği, DPPH serbest radikali giderme kapasitesi, metal şelatlama kapasitesi, CUPRAC, indirgeme kuvveti, mineral madde içeriği, organik asitlerden; tartarik asit, malik asit ve sitrik asit, fenolik bileşiklerden; gallik asit, vanilik asit, kafeik asit, rutin, resveratrol, (-)- epikateşin ve (+)- kateşin hidrat içeriği belirlendi. Yapılan çalışmada toplam fenolik madde (TFM) miktarı 1929±63 mg GAE kg-1-231±10 mg GAE kg-1 aralığında bulundu. Bütün sumak örneklerinde TFM miktarı en yüksek asitlendirilmiş metanol ekstraktında, DPPH serbest radikali giderme kapasitesi ise asitlendirilmiş asetonitril ekstraktında olduğu görüldü. S5 nolu örneğin ise bütün ekstraktlarının metal şelatlama kapasitesi diğer örneklerden yüksek olduğu fakat EDTA'nın metal şelatlama kapasitesinden düşük olduğu belirlendi. CUPRAC'ın ise en yüksek 118.0±3.0 mg KAE kg-1 ile S5 nolu örneğin asitlendirilmiş metanol ekstraktında, en düşük 10.2±0.6 mg KAE kg-1 ile yine S5 nolu örneğin asitlendirilmiş asetonitril ekstratında olduğu tespit edildi. Bütün örneklerin indirgeme kuvvetleri ise sentetik antioksidanların indirgeme kuvvetlerinden düşük olduğu, ayrıca örneklerin mineral madde bakımından da zengin oldukları, baskın olan organik asidin malik asit, fenolik bileşiğin ise gallik asit olduğu tespit edildi.