Yazarlar
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Ergene Meriç Havzası Çorlu Çayı su kalitesinin bakteriyolojik ve fizikokimyasal açıdan değerlendirilmesi
Birce Büyükdumanlı
Bu çalışmada, Ergene Meriç Havzası Çorlu Çayı'nın fizikokimyasal ve bakteriyolojik su kalitesi değerlendirilmiştir. Araştırma, bölgedeki su kaynaklarının kirliliğini inceleyerek, sanayi, tarım ve yerleşim alanlarının bu kirliliğe olan katkılarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. İlkbahar ve sonbahar 2024 tarihlerinde beş farklı istasyondan alınan su örnekleri üzerinde yapılan fizikokimyasal analizler, çözünmüş oksijen, pH, sıcaklık, tuzluluk, bulanıklık, kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ), biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ), askıda katı madde (AKM), toplam organik karbon (TOK) ve bakteriyolojik analizler (koliform bakteriler ve E. coli) değerlendirilmiştir. Sonuçlar, özellikle organik kirliliğin yüksek olduğu ve bakteriyolojik kirliliğin kontrol altına alınmadığı bir durumu işaret etmektedir. Mevsimsel analizlerde Nisan 2024 için Çözünmüş oksijen değerinin genel olarak düşük KOİ ve BOİ değerlerinin yüksek olması suyun fekal kaynaklı organik kirlilikle yüklü olduğunu göstermektedir. Kasım 2024 tarihinde istasyonlar bakteriyolojik olarak incelendiğinde; kasım döneminde mevsimsel yağışların olması sebebi ile kısmi bir seyrelme gözlemlenmiştir. Buna bağlı olarak organik parametrelerde ve bakteriyolojik kirlilikte bir miktar azalma olduğu görülmüştür. Ancak AKM ve TOK yüksekliği bakteriyel mevcudiyetin devam ettiğini ve fekal kaynaklı kirliliğin tam olarak ortadan kalkmadığını göstermektedir. Çorlu Deresi bakteriyolojik olarak yüzme veya sulama gibi insan teması kullanımlar için uygun olmadığı, mevcut koşullar suyun organik yükler ve fekal açısından sürekli baskı altında olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bulgular ışığında, bölgesel su yönetimi politikalarının güçlendirilmesi, arıtma sistemlerinin modernize edilmesi, tarımsal ve endüstriyel atıkların kontrol altına alınmasının gerekliliği önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Ergene nehri su kalitesinin bakteriyolojik ve fizikokimyasal açıdan değerlendirilmesi
Sadiye Yüce Tavukçu
Bu tez çalışmasında, Ergene Nehri'nin Ulaş, Esenler, Yukarı Sevindikli, Aşağı Sevindikli ve Ballı Hoca istasyonlarında 2024 yılının Nisan ve Kasım dönemlerinde gerçekleştirilen su kalitesi izleme çalışmaları kapsamında fizikokimyasal ve bakteriyolojik parametrelerin mekânsal ve mevsimsel değişimi değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı, nehrin mevcut su kalitesini güncel veriler ışığında ortaya koymak, organik ve mikrobiyolojik kirliliğin boyutunu incelemek ve havza genelindeki kirlilik baskısını bilimsel olarak ortaya koymaktır. Elde edilen bulgular, Ergene Nehri'nin özellikle orta ve aşağı kesimlerinde yoğun kirletici etkiler altında bulunduğunu göstermiştir. Aşağı Sevindikli, Ballı Hoca ve Esenler istasyonlarında ölçülen yüksek KOİ, BOİ, AKM ve bulanıklık değerleri, bu bölgelerin hem noktasal (endüstriyel ve evsel atıksu deşarjları) hem de yayılı (tarımsal faaliyetler ve yüzey akışı) kirlilik kaynaklarının birleşik etkisi altında olduğunu ortaya koymaktadır. Kasım döneminde KOİ ve BOİ değerlerinde belirgin artış gözlenmiş olup bu durum, düşük debi koşullarında azalan seyreltme kapasitesiyle ilişkilendirilmiştir. Bakteriyolojik analizlerde tüm istasyonlarda >100 CFU/mL düzeyinde fekal indikatör bakterilerin tespit edilmesi, Ergene Nehri'nin rekreasyonel kullanım açısından ciddi hijyenik risk taşıdığını ortaya koymuştur. Genel olarak değerlendirildiğinde, Ergene Nehri'nin su kalitesi Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği (2012) sınıflandırmasına göre büyük ölçüde III. sınıf (kirlenmiş su) seviyesinde bulunmuştur. Bu durum, nehrin hem ekolojik işleyiş hem de halk sağlığı açısından baskı altında olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, havza ölçeğinde kirlilik kontrolünün güçlendirilmesi, ileri arıtma teknolojilerinin yaygınlaştırılması, tarımsal yayılı kaynakların sınırlandırılması ve düzenli izleme çalışmalarının sürdürülmesi önerilmektedir. Çalışma, Ergene Havzası'nın çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik bir bölge olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
