Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Afet bölgesi yeniden inşa projelerinde sürdürülebilir mimarlık

    Mehmet Ali İçyeroğlu

    Bu yüksek lisans tezi, Türkiye gibi yüksek düzeyde deprem riski taşıyan bir ülkede, Afet sonrası yeniden inşa süreçlerinin sürdürülebilir mimarlık ilkeleri doğrultusunda nasıl kurgulanabileceğini çok boyutlu bir yaklaşımla ele almaktadır. Doğal afetler, yalnızca fiziksel yıkıma neden olmakla kalmamakta; aynı zamanda toplumsal bütünlüğü, ekonomik sürekliliği ve çevresel dengeyi tehdit eden krizlere dönüşmektedir. Özellikle 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, mevcut yapı stokunun yetersizliğini ve uygulanan konut politikalarının sürdürülebilirlik konusunda zayıf kaldığı somut biçimde ortaya koymuştur. Bu durum, afet sonrası yapılaşma süreçlerinin sadece hızlı ve maliyet odaklı çözümlerle değil; aynı zamanda uzun vadeli dayanıklılığı, sosyal uyumu ve çevresel bütünlüğü esas alan sürdürülebilir mimarlık anlayışıyla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, sürdürülebilir mimarlık ilkelerinin afet sonrası konut üretim süreçlerine entegrasyonunu teorik ve pratik düzeyde incelemek, mevcut uygulamaları analiz etmek ve sürdürülebilirlik temelli alternatif bir yeniden inşa modeli geliştirmektir. Araştırmanın ilk bölümünde sürdürülebilir mimarlığın kavramsal altyapısı oluşturulmuş; çevresel duyarlılık, enerji verimliliği, yerel malzeme kullanımı, iklimle uyumlu tasarım, toplumsal katılım ve ekonomik sürdürülebilirlik gibi temel unsurlar detaylandırılmıştır. Türkiye'deki mevcut yeniden yapılaşma uygulamaları ise tarihsel gelişim süreciyle birlikte ele alınmış ve TOKİ'nin (Toplu Konut İdaresi Başkanlığı) Kahramanmaraş depremi sonrası gerçekleştirdiği kalıcı konut projeleri vaka çalışması olarak seçilmiştir. Bu projelerin detaylı analizi sonucunda, sürdürülebilir mimarlık ilkelerinin sahada daha az yer aldığı; özellikle kullanıcı ihtiyaçlarının, yerel coğrafi ve kültürel özelliklerin ve iklim koşullarının yeterince dikkate alınmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada, yalnızca ulusal düzeydeki uygulamalarla sınırlı kalınmamış; aynı zamanda Japonya, Yeni Zelanda ve Endonezya gibi ülkelerde afet sonrası sürdürülebilir yeniden yapılaşma konusunda benimsenen başarılı modeller karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu analiz, Türkiye bağlamına uygun, esnek ve yerel temelli çözümler geliştirilmesine olanak sağlamıştır. Araştırmanın yöntemi; sistematik literatür taraması, doküman incelemesi, karşılaştırmalı analiz ve SWOT (Strengths-Weaknesses-Opportunities-Threats) değerlendirmesi gibi nitel tekniklerden oluşmaktadır. Bu yöntemler aracılığıyla sürdürülebilirlik kriterlerinin mevcut afet sonrası yapılaşma süreçlerine hangi araçlar ve stratejilerle entegre edilebileceği üzerine kapsamlı bir değerlendirme sunulmuştur. Elde edilen bulgular, teknik yeterliliğin tek başına yeterli olmadığını; sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada politik irade, kurumsal koordinasyon, kullanıcı katılımı ve disiplinlerarası yaklaşımın belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tez, hem akademik literatüre kuramsal bir katkı sağlamayı hem de Türkiye'deki afet sonrası yapılaşma pratiklerinin sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yeniden yapılandırılmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede geliştirilen stratejik öneriler, kamu kurumları, yerel yönetimler, planlamacılar, mimarlar ve afet yönetimi uzmanları için yol gösterici nitelikte olup; yeniden inşa süreçlerinin sadece fiziksel barınmayı değil, aynı zamanda yaşam kalitesini, toplumsal dayanıklılığı ve çevresel bütünlüğü gözeten sürdürülebilir bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    TRB1 bölgesi kamu hastanelerinde afet yönetimine ilişkin mevcut durumun karşılaştırmalı analizi

    Halise Miray Say

    Afetler, genellikle ani gelişen olaylardır ve önceden tahmin edilmesi ve engellenmesi oldukça zordur. Türkiye, hem doğal hem de insan kaynaklı afetlerin sıklıkla yaşandığı bir ülkedir. Özellikle son 10 yılda büyük afetlerin sayısında önemli bir artış gözlenmektedir. Etkili bir afet yönetimi ile afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması, afet sonrası olaylara hızlı ve etkili müdahale edilmesi ve afetten etkilenen topluluklar için daha güvenli ve gelişmiş bir yaşam ortamı oluşturulması sağlanabilir. Afet sonrası yaraların iyileştirilmesi açısından en etkili kurumlarımız şüphesiz hastanelerdir. Hastaneler, afet sonrası hazırlıklar ve planlamalar yaparak hasarları en aza indirmek için hayati bir rol oynamaktadır. Bu kapsamda, bu çalışmayla, TRB1 bölgesi içinde bulunan Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli illerindeki devlet hastanelerinin afet/kriz anlarında, mevcut durumlarının tespit edilmesi ve birbirleri ile karşılaştırılarak afet yönetimi açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Veri toplama aracı olarak, 1996 yılında Serhat HACIMUSALAR'ın "Felaketlerde Hastanelerin Organizasyonu ve İzmir'deki Hastanelerin Durumu" adlı tez çalışmasında kullanılan 30 sorulu anket formu esas alınmıştır. Bu kapsamda hazırlanan 30 soruluk anket Planlama – Tahliye, Acil Servis, Ambulans ve Güvenlik – İletişim, Eczane ve Yemek Hizmetleri – Jeneratör, Kimyasal ve Radyoaktif Kazalar, Morg olmak üzere 4 ana başlıkta değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, bölgedeki dört hastanenin de mevcut bir afet planına sahip olduğunu, görev tanımlamalarının yapıldığını ve afet anında işbirliği yapılacak kuruluşların belirlendiğini göstermektedir. Ayrıca, bu hastanelerin tatbikat takvimleri hazırladığı ve afet tatbikatları gerçekleştirdiği görülmektedir. Anket sonuçlarına göre, dört kamu hastanesinin de afet anlarında bir kriz odası oluşturduğu, bu kriz odaları için birden fazla iletişim aracının sağlandığı ve afet plan örneklerinin kriz odalarında bulundurulduğu belirtilmektedir. Buna karşın, bazı hastanelerde afete hazırlık konusunda bazı eksikliklerin olduğu görülmüştür. Örneğin, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yetersiz ambulans ve geçici morg yerinin henüz tespit edilmediği ifade edilirken, Bingöl Devlet Hastanesi'nde kimyasal ve radyoaktif kazalar için gerekli tedbirlerin henüz alınmadığı belirtilmiştir. Tunceli Devlet Hastanesi'nde ise görece önemsiz olan yedek aydınlatma cihazı ve ambulanslar için şehir-bölge haritalarının eksikliği dikkat çekmektedir.