Yazarlar
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Ekoloji ve feminizmi birlikte düşünmek: Carol J. Adams'ın ekofeminizmi
Gülsena Üneşi
Bu çalışmada, doğanın tahakküm altına alınmasıyla kadınların tahakküm altına alınmasının birbirleriyle patriarşi temelinde bağlı olduğunu, toplumsal cinsiyet siyaseti tarafından inşa edilmiş kültür gereği kadınlar ve hayvanlar üzerinde kurulan tahakkümün ve bu tahakkümün temellerinin nasıl şekillendiğini gözler önüne sermeye çalıştık. Patriarşik yapıyı eleştirel bir bakışla incelediğimiz çalışmamız, geçmişten günümüze kadınların ve erkeklerin beslenme alışkanlıklarının kültür eliyle nasıl farklılaştırıldığını, sadece ceset yemek ve patriarşik dünya görüşü arasındaki ilişkileri değil aynı zamanda feminizm ve vejetaryenlik arasındaki kesişim noktalarını da ortaya çıkarmaktadır. Söz konusu kesişim noktalarının 'kayıp gönderge' 'etin cinsel politikası', 'et kral'dır', 'dişileştirilmiş protein' gibi Adamsçı yeni kavramsallaştırmalar etrafında nasıl şekillendiğini açıklamaktadır. Bu bağlamda, çalışmamız için belirlediğimiz temel sorun; erkeklerin/erkekliğin et yemekle özdeşleştirildiği, et yemeye ve etin getirdiği güce ihtiyaçlarının olduğu kadınların ise güce ihtiyaçları olmadığından bitkilerle özdeşleştirildiği kültür yapısıdır. Aynı zamanda patriarşik kültürde dişi hayvanların ve kadınların nasıl kayıp bir göndergeye dönüştürülüp cinsel politikalara dâhil edildiğine dikkat çekilmekte ve hayvan problemlerinin çözümlenmeden kadın kurtuluşunun da mümkün olamayacağı iddia edilmektedir. Hayvan bedeninin beslenme biçimlerindeki yeri ve gerekliliğinin sorgulanmasının cinsiyet eşitsizliğinde birtakım önemli sonuçlara ulaşılmasında dayanak olduğunu ve kayıp göndergelerin dilsel pratiklerde nasıl ortaya çıktığı açığa çıkarılmaktadır. Adams'a göre, patriarşik ideoloji yalnızca kadınların değil, dişi hayvanların da nesneleştirilip sömürülmesinden sorumludur. Bununla beraber, cinsiyetçiliğin tamamıyla türcü bakış açısının sonuçlarından biri olduğu açıktır. Bu nedenle cinsiyet eşitliğinin sağlanması için, hayvanları yani tam anlamıyla doğayı kapsayacak biçimde tüm canlıları hesaba katan yeni yöntemlere ihtiyaç vardır. Modern ekofeminist söylemin bu yöntemlere yanıt verecek potansiyeli vardır ancak, doğa üzerindeki tahakkümün ciddi bir boyutu olan hayvanlar üzerindeki tahakkümün bütünsel bir çerçevede ele alınması konusunda yetersizdir. Carol J. Adams'ın ortaya koymuş olduğu feminist-vejetaryen eleştirel kuram, hayvanlar ve kadınlar üzerinde kurulan tahakkümü kesişim noktalarıyla birlikte ele alarak cinsiyetçi toplumsal kültür siyasetinin etkilerini gösterir ve eleştirilerini dile getirir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Ekolojik krize çözüm olarak ekososyalizm
Fatih Ağırman
1960'li yıllardan itibaren kimi öncü bilimsel çalışmalar aracılığıyla varlığı kanıtlanan ve ardından 1970'li yıllarla birlikte verimli bir düşünsel tartışma konusu haline gelen ekolojik kriz, günümüz siyasal düşüncesinin yeniden yapılandırılmasını gerektirecek çapta hararetli tartışmalara konu olmaktadır. Marksist gelenek bünyesinde değerlendirebileceğimiz çeşitli düşünsel yaklaşımlar, ekolojik krizin aciliyetini dikkate alan yeni bir siyasal söylem oluşturma ve buna uygun olarak bir kavram dağarcığı geliştirme gayreti içindedirler. Bu yaklaşımlardan biri olan ekososyalizm, ekolojik krizin aşılıp toplumsal yaşamın yeniden düzenlemesi söz konusu olduğunda en önemli alternatiflerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmamızda, öncelikle politik ekolojinin temel kavramlarını tartışmaya açacak, ardından da bu kavramsal temel üzerine ekolojik krizin tarihsel nedenlerini tespit etmeye çalışacağız. Son olarak ise, ekolojik krizin aşılmasında bir çözüm alternatifi olarak ekososyalizmin sunduğu toplumsal projeyi alanın temel referanslarını kullanarak inceleyeceğiz.
