Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024In Search of Scent in Theatre
Şentürk, Gamze
Theatre is an art form that brings together visual, auditory, and physical elements, establishing a strong connection between the audience and the performance. This synesthetic art employs an aesthetic language that engages all the senses, creating a unique experience for the audience, where the amalgamation of scent, sound, and visuals offers a multi-sensory journey. The audience experience plays as a holistic bodily encounter, ensuring active engagement. In theatre, the sense of smell is often overlooked. However, in recent years, experimental, innovative, and avant-garde theatrical works have opened up new possibilities for using scents on stage. Surprisingly, the use of scent in theatre can be traced back to ancient times. This study aims to explore the history of the sense of smell, its origin and its use in theatre. Furthermore, it traces how scent has influenced the theatrical experience and evolved into a fundamental element from the ancient era to the early modern period.
- MakaleAçık Erişim2024Tiyatronun Rönesansı: Pandemi Döneminde Dijitalleşme ve Britanya Tiyatrosu
Şentürk, Gamze
2019 yılında ortaya çıkıp dünyayı etkisi altına alan ve insanları evlerine hapseden pandemi süreci, tiyatro başta olmak üzere sahne sanatları üzerinde benzersiz bir etki yaratarak sahneyi bir dönüşüme uğratmıştır. Bu süreçte sahne sanatları alanında gelişen yeni duruma uygun olarak önlemler alınmaya çalışılmış ve sahne adeta yeniden şekillenmeye başlamıştır. Tiyatroda köklü değişikliklerin olduğu bu dönemde Britanya tiyatrosu da önerdiği yenilikçi ve deneysel uygulamalarla pandemi sürecini yönetmeye çalışmıştır. Kuşkusuz bu noktada teknolojinin sunduğu katkı göz ardı edilemez. Pandemi sürecinde dijitalleşen tiyatro, seyircisine yeni deneyimler yaşatmıştır. Sanatın evrensel gücünün bir kez daha anlaşıldığı bu süreçte teknoloji, biçim, içerik ve uygulama açısından tiyatroyu destekleyici bir unsur olarak ortaya çıkmıştır. Seyircisini oyunla buluşturan ve yenilikçi biçimlerin kullanılmasına büyük olanaklar tanıyan teknolojinin tiyatroda bir dönüşüm yaratması söz konusu olmuştur ve adeta tiyatroda bir rönesans yaşanmıştır. Bu çalışma, Britanya tiyatrosunun pandemi sürecini teknolojinin verdiği imkânlarla nasıl aştığını ortaya koymayı ve pandemi sürecinde tiyatro-teknoloji etkileşimini açığa çıkararak teknoloji çağında tiyatro endüstrisinin geleceğini tartışmayı amaçlamaktadır.
- MakaleYalnız künye2024Sözün Büyüsü: Tiyatro ve Hikâye Anlatıcılığı
Şentürk, Gamze
Tiyatronun kökenleri hakkında birçok kuram ortaya atılmıştır. Bu kuramlar arasında, tiyatro ile ritüeller arasındaki yapısal benzerliklere odaklanarak tiyatronun Bereket Tanrısı Dionysus adına düzenlenen dini törenlerden, yani ritüelden türediğini savunan Ritüel Köken Kuramı en bilinenlerden biridir. Topluluklar bu törenlerde ritüeller yoluyla tanrılara olan bağlılıklarını gösterirken tiyatronun drama, müzik, hareket ve dans gibi temel bileşenleri bu ritüellerin ayrılmaz birer parçası olarak ortaya çıkar. Ritüel Köken Kuramı dışında, tiyatronun hareket, dans ve müzik gibi alanlarda yetenekli olan Antik Yunan insanının bilinçli bir şekilde geliştirdiği bir etkinlik olarak ortaya çıktığını ileri süren Büyük Adam Kuramı’ndan bahsetmek mümkündür. Bu kurama göre, tiyatro, yaratıcı yeteneklerle donatılmış Antik Yunan insanın hem sanatını icra etmek hem de toplulukları eğlendirmek amacıyla geliştirdiği bir formdur. Bu yaklaşım, aslında tiyatronun sanatsal ve bireysel yaratıcılığın bir ürünü olduğu düşüncesinin altını çizer. Tiyatronun kökenine dair öne sürülen bir diğer kuram ise Hikâye Anlatma Kuramı’dır. Bu kurama göre, tiyatro hikâye anlatıcılığından türemiştir. Hikâye anlatıcıları, sesleri ve hareketleri kullanarak çeşitli karakterleri kişileştirme ve hikâyelerini anlatma pratikleriyle tiyatronun doğuşuna katkıda bulunmuşlardır. Tiyatronun kökenlerine dair birçok farklı görüş olmasına rağmen, genel olarak tiyatronun hareket, eylem, dans ve müzik gibi unsurları içeren bir hikâye anlatıcılığı olduğu düşünülmektedir. Tiyatro, sadece bir eğlence formu olmaktan öte, toplumsal değerlerin, kültürel normların ve dini inançların da yansıtıldığı bir alan olmuştur. Bu çalışma, Antik Yunan tiyatrosundan başlayarak özelde Britanya tiyatrosunu merkeze alarak çağdaş dönem tiyatrosuna kadar tiyatro ve hikâye anlatıcılığı arasındaki sıkı ilişkiyi ve hikâye anlatıcılığının tiyatroda bir anlatım aracı olarak nasıl ortaya çıktığını açıklamayı amaçlar.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Araf'ta yaşamak: ivo andriç'in drina köprüsü romanında kullanılan 'köprü' metaforunun sınır çalışmaları bağlamında değerlendirilmesi
Şeker, Melike
16. yüzyılda Batı Avrupa ve Amerika'nın bazı bölgelerinde hâkim sistem olan kapitalist dünya ekonomi, 19. yüzyıl ile birlikte dünyaya yayılarak evrensel niteliğine ulaşmıştır. Bu yayılma, bölgeleri kendi özgül koşulları doğrultusunda değiştirip dönüştürmüş ve beraberinde 'eski düzen' ile 'yeni düzen' arasındaki etkileşimin aynı anda var olduğu bir sisteme yol açmıştır. Bu etkileşimin yaşandığı topraklardan biri olan Balkan coğrafyasının 19. yüzyılı, İvo Andriç'in 1945'te yayımlanmış olan Drina Köprüsü adlı romanında ele alınmıştır. Kapitalist dünya sisteminin işleyişini sağlayan milli devlet, milli kimlik ve sınırlar gibi oluşumların ortaya çıkış serüveninin, Drina nehri üzerinde inşa edilen Drina köprüsünün etrafında yaşananlar aracılığıyla aktarıldığı bu roman, özellikle kapitalist devletin temel özelliği olan sınırların kara hudutlarıyla belirlenmiş yapılar olarak toplumu, 'biz' ve 'öteki' olarak kurgulaması işlevinin nehir üzerine inşa edilen köprüler aracılığıyla nasıl sağlandığını göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Böylece Andriç'in güçlü gözlem yeteneğiyle aktardığı Drina köprüsünün inşa süreci, aslında sınır dediğimiz olgunun yalnızca kara hudutlarına çekilmiş bir hat olmanın ötesine taşınabileceğini göstermesi bakımından özgün bir yapıttır. Toplumsal etkileşimlerin günlük yaşam pratikleri doğrultusunda gerçekleştirildiği mekân olan Drina köprüsü, toplumlar arasında 'imkân' olmanın yanı sıra 'engel' olma halinin de eş anlı üretildiği simgesel bir yapı olmuştur.
- MakaleAçık Erişim2023The border-ballad reimagined: liminality in the strange undoing of prudencia hart
Demir, Ayşegül
David Greig’in Prudencia Hart ve Bir Tuhaf Dibe Vurma Öyküsü oyunu, İskoçya’nın bir sınır kasabasında kış gündönümünde geçerken, eşiksellik (liminality) konseptini merkezine alır. Geleneksel bir sınır baladı olan “Tam Lin”e dayanan bu oyun, karnavalesk ve ironik bir bakış açısıyla yeniden yorumlanmıştır ve çeşitli sınırların kesişme noktaları üzerine, özellikle de geçmiş ile günümüz, geleneksel ile modern, gerçeklik ile fantezi, ve yaşayanlar ile ölüler arasındaki sınırlar üzerine kuruludur. Ana karakter Prudencia, eski dünyanın gelenekleri ile modern dünyanın gereklilikleri arasında bocalayan geleneksel bir akademisyendir. Nick ise, insan formunda beliren bir Şeytan’dır. Bu makale, Arnold van Gennep’in eşiksel mekân (liminal space) kavramına dayanarak, oyunun eşiksellik ve eşikte bulunan karakter (liminal personae) konularını incelemektedir. Makale, oyunun mekânsal, zamansal ve toplumsal sınırları nasıl işlediğini analiz eder ve karakterlerin bu eşiksel deneyimlerin nasıl bir dönüşüm yarattığını açığa çıkarır. Ayrıca, bu analiz, oyunun geniş kültürel ve toplumsal temalarını daha iyi anlamaya yardımcı olacak şekilde tasarlanmıştır. Ek olarak, makale, Greig’in eserinin sınır baladı türünün geleneklerini nasıl ele aldığını, nasıl yeniden yorumladığını ve bu yeniden yorumlamanın eserin kendine özgü estetik ve tematik özelliklerini nasıl zenginleştirdiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu yaklaşım, Greig’in eserinin geleneksel ve modern öğeleri nasıl bir araya getirerek, eşiksel deneyimlerin ve dönüşümlerin anlatılmasında yeni ve özgün bir yol bulduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Tiyatro ve ortamlararasılık/medyalararasılık: süper iyi günler
Şentürk, Gamze
Sahne, dekor, ışık, ses, oyuncu, seyirci, yönetmen ve tasarımcı gibi çeşitli unsurları bünyesinden barındıran tiyatro, çeşitli ortamların/medyaların etkileşime girdiği ortamlararası/medyalararası bir sanattır. İlk ortaya çıktığından bugüne içinde geliştiği çağın olanaklarını kullanarak anlatmak istediği hikâyesini seyircisine sunmaya çalışan bu sanat, on dokuzuncu yüzyılda elektriğin bulunmasıyla birlikte geliştirilen teknolojileri aşamalı olarak sahnesine dahil etmiştir. Yeni teknolojik uygulamalarla işitsel-görsel açıdan son derece zengin, deneysel ve yenilikçi üretimlere imza atılmıştır. Tiyatronun ortamlararasılığı/medyalararasılığı ise on dokuzuncu yüzyılın sonlarından itibaren tartışılmaya başlanmıştır. Teknolojinin tiyatroda kullanımını destekleyenlerin yanı sıra desteklemeyenlerin de içinde bulunduğu bu tartışmalar, modern teknolojinin tiyatronun aurasını değiştirmeye başladığı 2000’li yıllarda daha şiddetlenmiştir. Bu dönemde tiyatro ve teknoloji etkileşimi sıcak bir tartışma konusu haline gelmiştir. Her ne kadar konuyla ilgili bir uzlaşı olmasa da modern teknolojinin tiyatronun sahne diline yenilikler kattığı ve bu sayede yeni bir kitleye hitap ettiği açıktır. Günümüzde tiyatronun teknoloji çağına nasıl ayak uydurduğunu açığa çıkarmayı amaçlayan bu çalışma, tiyatro- teknoloji ilişkisini öncelikle Türk ve Batı tiyatrolarındaki gelişmelere karşılaştırmalı olarak değinerek sonrasında da hem İngiliz hem de Türk sahnelerinde seyirci karşısına çıkarılan Süper İyi Günler [The Curious Incident of the Dog in the Night-Time, 2003] oyununu çözümleyerek irdelemeyi amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2022Anthony Neilson’ın Realism ve Narrative Adlı Oyunlarında Melezlik
Şentürk, Gamze
Yazar, yönetmen, oyuncular, dekor ve kostüm sanatçıları, müzisyenler, dansçılar, ışıklandırma uzmanı; kısaca sahne önü ve sahne arkası teknik ekibin ortak çabalarının bir ürünü olan tiyatro, özü gereği melez bir sanattır. Tiyatro, doğuşundan bugüne türler ve sanatlar arası alışverişlerde bulunarak ve her çağın teknolojisinden faydalanarak medyalar arası ve melez bir sanat olma özelliğini korumaktadır. Ancak tiyatronun melezliği neredeyse yirminci yüzyıla kadar ciddi bir araştırma ve tartışma konusu yapılmamıştır. Son on beş yılda ise Hans-Thies Lehmann, Patrice Pavis, Gerda Poschmann, Andy Lavender, Jean Pierre Sarrazac ve Erika Fischer-Lichte gibi isimlerin öncülüğünde tiyatronun melezliğinin ve üretimlerde öne çıkan melezlemelerin tiyatro ve performans çalışmalarında kuramsal olarak çalışılmaya ve tartışılmaya başlandığı görülmektedir. Bu çalışma tiyatronun melez doğasını geçmiş ve günümüz perspektifinden İngiliz tiyatrosunda önemli bir yere sahip olan oyun yazarı Anthony Neilson’ın Realism/Gerçekçilik (2006) ve Narrative/Anlatı (2013) adlı iki oyunu üzerinden örneklerle açıklanmayı amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ2Melopoetic Matters in Alevi-Bektashi Nowruz Celebrations
Daimi, Cengiz
On March 21, the day when night and day are equal according to the position of the earth in the face of the sun, new year and spring celebrations were being celebrated in the northern hemisphere. In ancient times, March 21 had been celebrated with festivals organized in the name of gods of abundance and plenitude who died and revived as Akitu in Babel and Prulliyas in Anatolia, around the conflicts of darkness-brightness, summer-winter, birth-death, scarcity-abundance in the mythology. March 21, in this geographical and cultural environment extending from Ancient Egypt to Mesopotamia, from Anatolia to Iran, from India to China and to Rome afterwards, had been commemorated with concepts such asresurrection, rising, equality, peace, salvation and freedom. It is also celebrated in Turkey. Nowruz, which is performed based on the birth of Hazrat Ali, the new year and welcoming of the spring, especially as a ritual of Ayin-i Cem in the community of Alevi and Bektashi, led to creativity in fields of art and culture. Nawruz, led to creativity in many other fields of culture and art such as literature, theatre, music, dance, miniature, painting, gravure, sculpture, sport, philosophy, food, faith thad been subject to works of poets such as Ömer Hayyam, Nizami Gencevi, Mela-i Ciziri, Nesimi, Pir Sultan, Ahmed-i Xani et al. from the 13-14th century’s divan and folk literature. The creativity of Nawruz which is reflected on the literature and music is performed as Nevruziye Poems. We analysed the literary and musical styles of these poems and presented them as a table. As we have seen, Nevruziye poems are mainly based on Nawruz Maqam determined by Safiüddin from Urmia, in the history. These tunes based on Dügâh (La) pitch are on today’s Hüseyni Aşiran and Şur maqam. Nawruz Maqam in the history is the same maqam as Hüseyni Aşiran and Şur maqam. In other words, Nevruziye poems of Nawruz ritual are Koşma form in the literature form and they are on Nawruz Maqam musically.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2020Çağdaş ingiliz tiyatrosu’nda başvurulan feminist stratejiler
Şentürk, Gamze
Erkek egemen dünyada kadınların başta toplumsal, kültürel, ekonomik ve politik alanlar olmak üzere pek çok alanda yaşadıkları her türlü eşitsizliğe karşı başlattıkları feminist hareket; yirminci yüzyılın son çeyreğinde etkisini bir hayli arttırmıştır. Erkeklerle eşit statüye ve eşit haklara sahip olmak isteyen ve bu haklı mücadelelerini dünyaya duyurmaya çalışan kadınlar, sadece politik mecralarda değil kültürel mecralarda da büyük bir mücadele vermişlerdir. Üç dalga halinde yayılan kadınların bu özgürlük hareketi, yazın ve tiyatro alanlarında özellikle 1960 sonrasında İkinci Dalga Feminizm hareketiyle kendini daha etkili bir şekilde göstermiştir. Bu dönemde İngiliz kadın oyun yazarları, ataerkil düzenin geri planda tuttuğu kadınların seslerini tiyatro çalışmalarında içeriğe, biçime ve uygulamaya dayalı birtakım feminist stratejilere başvurarak duyurmaya çalışmışlardır. Bu anlamda İngiliz tiyatrosunda uygulama alanı bulmuş feminist stratejiler bu çalışma dahilinde İngiliz feminist tiyatrosunun önde gelen oyun yazarlarından Pam Gems (1925-2011), Caryl Churchill (1938-) ve Timberlake Wertenbaker’ın (1951-) tiyatro oyunları üzerinden açığa çıkartılmaya çalışılacaktır.
AtıfTR Dizin1
İncele

