Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Afganistan'ın ötekileri: Bölgesel tarihi ve toplumsal tezahürleri ile Afganistan Hazaralarının Türkiye'ye göçü

    Dilan Bilen

    Afganistan, bölgesel olarak keşfinden bugüne dek hem coğrafi ve siyasi açıdan, hem de sahip olduğu yer altı kaynakları bakımından gözde bir yer olarak tarihte yerini almıştır. Böylesine göze çarpan bir bölge olması ülkede dinmeyen bir savaş sürecini başlatmış ve bu da beraberinde birçok sosyal problemi doğurmuştur. Bu sosyal sorunlar, günümüzde Afganistan'ın gelişmişlik düzeyinin düşük olmasına etki eden önemli faktörler arasındadır. Uzun yıllar boyunca iç nedenli mezhepsel ayrılıklar sonucu ortaya çıkan kargaşalar ile gündemde olan Afganistan bölgesi, aynı zamanda dış ülkelerin stratejik hedef noktası olarak çeşitli darbe ve işgal girişimlerine maruz kalmıştır. Bugün çoğunluğunun Sünni mezhebini benimsediği bu bölgede, Şiiler azınlık olarak kalmıştır. Afganistan'ın Şii toplulukları arasında sayıca en fazla olan Hazaralardır. Hazara halkı, özellikle de 1880 Abdul Rahman Han'ın siyasi politikalarından sonra devamlı bir öteki olma durumu ile karşı karşıya kalmıştır. Artan mezhepsel çatışmalar ve dinmeyen ötekileştirme pratikleri, Hazara halkını yerinden etmiş ve başta komşu ülkeler olmak üzere daha birçok ülkeye göç etmek zorunda bırakmıştır. Bu çalışmada Hazaraların Afganistan'daki bölgesel tarihi, İslamiyet'i ne zaman kabul edip Şia'yı benimsedikleri ve Afgan toplumu içerisinde sosyal, siyasal, ekonomik vb. kurumlarda ne derece görünür oldukları anlatılmaya çalışılmıştır. Hazara halkının sosyo-kültürel özelliklerine değindiğimiz bu çalışmada ayrıca eğitime verilen önemin sosyal konumlarını nasıl etkilediği, siyasette ne derece etkin oldukları ve Radikal İslam örgütlerinin gerçekleştirdikleri eylemler neticesinde yaşadıkları göç deneyimlerinin sonuçlarının neler olduğu aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Afganistan, Hazara, Peştun, İslamiyet, Din, Etnik Kimlik, Kültür, Şii, Sünni, Sovyetler Birliği, Taliban, Mezhepsel Çatışmalar, Göç Pratikleri

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Sosyal medya ve kamusal alan tartışmaları ekseninde nefret söylemi: Twitter üzerine bir inceleme (Suriyeliler örneği)

    Elif Yıldız

    Dijital teknoloji ve iletişim ağları, yaşadığımız çağda pek çok şeyi radikal biçimde değişime uğratmaktadır. Başta insanlar arası ilişkiler olmak üzere, devlet, siyasi kurumlar ve medya ile kurduğumuz tüm ilişkiler, hatta bilgiye ulaşma, okuma ve anlama süreçlerimiz bile bu dönüşümden etkilenmektedir. Her türlü mesafenin yeniden tanımlandığı bu yeni düzende, tüm bu karmaşık toplumsal kurguların dönüşümü, birebir politikayı da dönüştürmektedir. İnsanlar arası iletişimin potansiyellerindeki bu artışın, daha fazla insanın daha kısa sürede birbiriyle etkileşime girebilmesi anlamında politikayı etkilememesi neredeyse imkansızdır. Dijital iletişim ağlarında karşılaşan insanlar için bu ortamların artık kamusal bir nitelik taşıdığına ilişkin yeni bir durum söz konusudur. Bu nedenle, yeni medya ya da sosyal medya dediğimiz dijital mecraların günümüzün yeni kamusal alanı olup olamayacağı sorusu bu tezin de temel tartışmasıdır. Dijital mecraların kamusal niteliğini tartışırken Hannah Arendt'in kamusal alan ve politika olgularına yaklaşımı da tezin teorik çerçevesini oluşturmaktadır. Diğer taraftan, sosyal medyada gerçekleşen politik tartışmalarda sıklıkla rastladığımız nefret söylemi olgusunu ise kamusallığı tartışabilmek için bir referans noktası olarak seçtik. Çalışmamızda bu mecraların günümüzün yeni kamusal alanı olma potansiyelini, Twitter'da Suriyeliler üzerinden üretilen nefret söylemlerini, söylem analizi yöntemine tabi tutarak tartışmayı amaçlıyoruz.