Koleksiyon/r/munzur/2

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • MakaleYalnız künye2015
    The new instrument of making the labour markets flexible in turkey: part-time employmen

    Acun, Serdar; Güneş, Bayram

    000 yılından başlayarak Türkiye emek piyasası hızlı bir yapısal dönüşüm yaşamıştır. Özelikle 2001-2007 yılları arasında toplam istihdam içinde tarım sektöründen hizmetler sektörüne önceki yıllardan çok daha hızlı bir geçiş gerçekleşmiştir. Yapısal dönüşüm sektörel istihdam paylarının değişimi ile sınırlı kalmamış, örneğin kişilerin eğitim düzeyi istihdam edilebilmek için giderek artan bir öneme sahip olmuştur. Yaşanan yapısal dönüşümle birlikte Türkiye'de yarı zamanlı istihdam, eksik istihdam, kısmi süreli istihdam gibi tipik olmayan istihdam biçimleri de bir dönüşüm geçirmiştir. Yapılan düzenlemeler ile kayıtdışı istihdamda bir azalma yaşanmış ancak atipik istihdam biçimleri buna koşut olarak artmıştır.Çalışmamızda artan atipik çalışma biçimlerinden biri olan yarı zamanlı istihdam incelenmeye çalışılmıştır. 2004 yılından başlayarak Türkiye İstatistik Kurumu'nun anketlerinde yarı zamanlı çalışma ile ilgili sorulara da yer vermesiyle birlikte yarı zamanlı istihdamın günümüze kadar olan seyri çalışmamızın temel veri setini oluşturmuştur. Çalışmamızda lojistik regresyon modeli kullanılarak yarı zamanlı istihdamı cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim, yaşanılan yer, kayıtlılık, işteki durum, sektör, işyeri büyüklüğü gibi faktörlerin nasıl etkilediği incelenmiştir.Çalışma sonucunda; kadın olmak, genç olmak, boşanmış olmak, daha çok eğitim almak, kırda yaşamak, kayıtsız olmak, kendi hesabına çalışmak, tarım emekçisi olmak, küçük bir işyerinde çalışmak, ekonominin kriz içinde olduğu dönemin hemen ardından gelen dönem içinde bulunmak, yarı zamanlı istihdam edilme olasılığını artıran unsurlar olarak belirlenmiştir.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Reflecting upon Ourselves through National Press Within the Framework of the visit of Pope Benedict XVI: Tolerant and Civilised Muslims, Admirable Turks *

    Özdemir, İnan; Keneş Çoban, Hatice

    This study focuses on the handling of the visit of Pope Benedict XVI to Turkey in 2006 in the three best-selling newspapers of the period (Zaman, Hürriyet, Posta). Negative remarks of the Pope with regard to Islam and Turkey s membership to EU prior to his visit turned this visit into a struggle with a particular emphasis on the atrocity between us and them. Based upon the literature on the relationship between national press and nationalism, this study focuses on how the press constructs the image of us and them through certain discursive strategies. One of the findings of the study is that despite their different understandings with regard to publishing, the three newspapers handled Pope s visit as a tool of consolidation by reconstructing the "image of us" as Muslim Turks. The press emloyed the main strategies of denying one s own negative aspects and defamation of the other. For instance, the fact that Turkish politicians and bureaucrats addressed the Pope as "Mr. Pope" by ignoring his political and religious titles was regarded positively, whereas a particular emphasis was put on the "individuality" of the violence against religious minorities in Turkey stating that such acts were personal actions of the perpetrators. That Islam is a religion of "peace and reason" and that Muslims are tolerant people were frequently repeated in the news stories dealing with the visit, while Christianity was portrayed within the framework of the conflicts between Catholicism, Protestantism and Orthodoxy. In addition to that, an admirable and lovable image of Turks was constructed in the news stories through the "changing views" of the Pope. One of the striking findings of the study is the dramatic change in the language used in the news stories about the Pope. While the Pope was defamed in the news stories prior to his visit because of his negative remarks about Turkishness and Islam, he was portrayed moderately and positively due to his statements and behaviours praising the "image of us" during his visit.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Journey to the holy land: jerusalem travels of some emperors, crown princes and dignitaries (1855-1901)

    Satış, İhsan

    People from different parts of the world have been visiting Jerusalem for the purposes of becoming pilgrims, seeing historical and sacred sites, and satisfying their curiosities from the past to recent days. Emperors, crown princes and dignitaries had also visited Jerusalem as ordinary people have done. While, however, ordinary people have been motivated by religious sentiments, emperors, crown princes and dignitaries, in addition to religious sentiments, have been motivated by political factors as well. Visitors to Jerusalem have also supported the members of their own religions and religioussects both financially and spiritually. Based on the Ottoman archives, thisstudy aims to identify the emperors, crown princes and dignitaries who visited Jerusalem between1855-1901, and focuses on their activities whilethey were in Jerusalem. While, however, the Ottoman archives give information on theidentity of theroyal visitors, they fail to provide us sufficiently with theinfor- mation on thereal purposes of their visits.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Yemekhaneler ve kantinlerde iç hava kalitesi ile ilgili ölçüm sonuçları ve analizi -Tunceli Üniversitesi örneği

    Işık, Erdem; Çibuk, Serkan

    İç hava kalitesi günümüzde insanların sağlığı ile çalışma performansı açısından doğrudan ilişkili olduğu için önem kazanmaya başlamıştır. İç hava kalitesi genellikle kapalı mahallerde yaşayan insanlar için önem arz etmektedir. Özellikle üniversitelerin yemekhaneleri ve kantinlerinde öğrencilerin sağlıkları ve öğrenme performansları üzerinde iç hava kalitesinin önemli ve olumlu etkileri vardır. Bu çalışmanın temel amacı, ülkemiz için henüz yeni ve önemi gittikçe artmakta olan iç hava kalitesinin öncelikle yüksek öğretim kurumlarında incelemesini yaparak, konunun önemini ve durumunu tartışmaya açmaktır

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Türk Hariciye Raporlarına Göre İspanya İç Savaşı (1936-1939)

    Sertel, Savaş

    İspanya tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. İklimi, coğrafyası, tatlı su kaynakları ve bitki örtüsüyle dünyada yaşamaya en elverişli yerlerden biridir. Bundan dolayı pek çok topluluk burada yaşamıştır. Özellikle Endülüs Emevi Devleti'nin burada kurulması İspanya için çok büyük bir şans olmuştur. Avrupa'nın barbar, İslam dünyasının en ileri medeniyet olduğu dönemlerde bu coğrafya Avrupa'nın en büyük filozof ve bilim adamlarını yetiştirmiştir. İbn Rüşt, İbn Meymun gibi âlimler Avrupalı öğrencilere dersler vermiştir. Avrupa'da Krallar kütüphanelerinde birkaç bin cilt kitapla övünürken, Endülüs Halifesinin kütüphanesinde 400 bin cilt kitap yer almıştır. Reconquista ile yok edilen Müslüman ve Yahudiler İspanya'nın zenginliğini ve medeniyetini de götürmüştür. Buna karşılık İspanya yeni bir şey bulmuştur. Coğrafi keşifler ve altın. Uzun bir süre dünyanın en büyük sömürge ve kan imparatorluğu olan İspanya XIX ve XX. Yüzyılda hızla kan kaybederek İber yarımadasına çekilmiştir. Zamanla ekonomisi ilkel tarıma dayanan İspanya Avrupa'nın en güçsüz ülkelerinden biri olmuştur. Bu süreçte Krallık, diktatörlükler, askeri darbeler ve cumhuriyetler kurulmuştur. Güçsüz İspanya bu süreçlerde sürekli darbeler ve darbe provaları yapmıştır. 1936'da meşru hükümete karşı ordu bir kez daha isyan etmiştir. Ancak bu kez isyancılar dış güçlerin limitsiz yardımıyla beslenmiştir. Empreyalist devletler 1936-1939 yıllarında yapılan kanlı iç savaşın finansörü olmuştur

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Yavru Nil Tilapyalarında (Orerochromis niloticus L.) Büyüme Performansı ve Vücut Bileşimi Üzerinde Yemleme Sıklığının Etkisi

    Bilgüven, Murat; Kurt Kaya, Gülderen

    Bu çalışmada Nil Tilapyalarının büyüme performansı, ortalama yem tüketimi, yemden yararlanma oranı ile toplam vücut ve karkas kompozisyonu üzerinde yemleme sıklılığının (günde 1, 2, 3 ve 6 öğün) etkisi araştırılmıştır. Denemede, ortalama ağırlığı 9.39±0.19 g olan 420 adet Nil Tilapyası kullanılmıştır. Bu amaçla her biri 3 paralelden oluşan 4 grup oluşturulmuş ve çalışma 10 hafta sürmüş olup, her bir tanka 35 adet balık stoklanmıştır. Çalışmada % 35 ham protein (HP) ve 11.7 MJ/kg sindirilebilir enerji (SE) içeren ticari bir yem kullanılmıştır. Deneme sonunda, ortalama canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı, proteinden yararlanma oranı ve özel büyüme oranı bakımından gruplar arasında önemli fark bulunmuştur (P<0.05). Bununla beraber, gruplar arasında karkas bileşimi bakımından gözlenen farkın da önemli olduğu gözlenmiştir (P<0.05). Sonuç olarak, büyüme oranı üzerinde yemleme sıklığının yavru balıklarda önemli bir etkisinin olduğu ancak büyümeyle birlikte bu etkinin azaldığı söylenebilir

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Stomach contents of the Lesser Spotted Dogfish, (Scyliorhinus canicula (Linnaeus, 1758)) inhabiting Northeastern Mediterranean

    Başusta, Nuri; İfakat Özca, Ebru

    In this study, stomach contents of 604 specimens of Scyliorhinus canicula (Linnaeus, 1758) obtained from the Northeastern Mediterranean between May 2012- March 2014 were examined to determine diet regime. 482 of the sampled fish (79.8%) had stomachs containing food. For each prey group, percentage numerical presence, percentage weight, frequency of occurrence and relative importance index (% IRI) values were calculated. The most important prey groups for S. canicula living in the Northeastern Mediterranean were Crustaceans and fishes (with IRI= 50.08% and IRI = 46.7% respectively). The second group was Cephalopods with IRI = 2.3 %. Spinculidae (IRI = 0.92%) was the rare prey group

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Little Lord of Union and Progress: Minister of Rationing Black Kemal’s Life and Activities

    Yedek, Şahin; Sertel, Savaş

    Head of Union and Progress Governance Ahmet Kemal Bey was known by the name of “Küçük Effendi” and “Kara Kemal”. There were two Kemal in governance for this reason he was known as “Kara Kemal.” The other Kemal is known as “Sari Kemal” was Mustafa Kemal. Talat Pasha was called as “Büyük Effendi” and Kara Kemal was called “Kücük Effendi.” During he was in management of Union and Progress Governance, he took the duty of Minister of Food, agriculture and live stock for a while. He was sentenced with capital punishment by defaultly with some unionist because of assassination attending to Mustafa Kemal in Izmir in 1926. While lots of people were being arrested because of Izmir assassination attempt, he was disappeared before trials. While trial was going on he was arrested by the police in his house in Istanbul and suicide queerly. Trials of Ankara independence court were going on after Kara Kemal’s death

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    Toplumun kadın şaire bakışı

    Yesilyurt, Turkan

    Türk ve dünya şiirinde kadın şairler dünden bugüne süren edebiyat yolculuklarında farklı engellerle karşılaşmışlardır. Kadınlara dolayısıyla kadın şairlere üniversitelerin kapıları uzun süre açılmamıştır. Virginia Woolf, kadınların üniversite eğitimi görememelerini eleştirir. İnas Darülfünûnunun (Kadınlar Üniversitesi) ilk mezunlarından birisi olan kadın şairlerimizden Şükûfe Nihal da evliliğin devamına engel teşkil ettiği gerekçesiyle Darülfünuna kaydı yapılmadığından ilk eşinden ayrılmıştır. Üst sınıfa mensup Şükûfe Nihali n tersine yoksul bir evde doğan Yaşar Nezihe ise eğitim hayatını ancak bir yıl sürdürebilmiştir. Okul çağına geldiğinde okumasına izin vermeyen babasından gizli olarak okula devam etmiş; ancak bu durumu öğrenen babası kendisini evden kovmuştur. Ahmet Rasim okuyan kadınlara, toplumda, şüpheyle bakıldığını ifade eder. Kuşkusuz okuma-yazması istenmeyen kadınların şiir yazması hiç hoş görülmeyecektir. Trabzonlu Şair Fıtnat Hanımın ilk eşinin kendisini şiir yazmayı yasakladığından yakınır. Leylâ Hanımın şair Feride Hanımla ilgili bir hatırası şiir ve edebiyatla ilgili kadınları yalnız bazı erkekler değil aynı zamanda bazı kadınlar da yadırgadığını gösteren örneklerden biridir. Ne okuması ne de yazması tercih edilen kadınlar aşkı yazmaya kalkınca tehlikeli bir alana girmiş olacaklardır. Gerçekten de aşk konusunda yazan kadın şairler; aile, akraba ve edebiyat çevrelerinin tepkilerine maruz kalmışlardır. Aile ve edebiyat çevrelerinin kadın üzerinde oluşturduğu baskı sebebiyle kadınlar aşk üzerine yazarken dış sansürden daha önce oto sansürleriyle baş etmek zorunda kalmışlardır. Trabzonlu Fıtnat Hanım, şair kadınların aşklarını söylemekten çekindiklerini ifade eder. Kamuoyunun tesirini acı bir biçimde yaşayan şairlerden biri de İranlı şair Furûğ Ferruhzadtır. Bir şiiri yüzünden çıkan dedikodu nedeniyle babaevini terk etmek zorunda kalmıştır. Necati Bey, kendisine nazire yazan Mihri Hatunu edepsizlikle itham etmiştir. Gerçekten de kadın şairler daha baştan erkek edebiyatçılar tarafından görülmek istenmez. Ahmet Rasim de Mihrünnisa Hanımın bir şiirini okuduğunda bu şiiri bir kadının yazmış olabileceğini kabul etmek istemediğini itiraf eder. Ellen Moers edebî hayatın alışverişlerinin edebiyatı nasıl beslediğini, bu alışverişin dışında bırakılan İngiliz ve Amerikan kadın edebiyatçıların nasıl acı çektiklerini dile getirir. İngiltere ve ABDnin tersine XVII. yüzyıla kadar Fransada kadın edebiyat ve toplum yaşamında bir geleneğe yaslanmıştır. Buna rağmen Moliere de Gülünç Kibarlar adlı eserinde bir kadın edebiyat çevresini yergi konusu yapmıştır. Bütün engellere rağmen yazmaktan vazgeçmeyen kadın şairlerin çoğu ise hak ettikleri ilgiyi görememiş; gerektiği gibi değerlendirilmemiştir. Şair Şeref Hanım kadın şairlere yapılan haksızlığı şiirlerinde gözler önüne sermiştir. Aslında sorun kadın ya da erkek değil, şair olmak merkezinde toplanmalıdır. Kuşkusuz bütün ayrımcı yaklaşımlara karşı durmak gerekir. Ancak, kadınların başka alanlarda olduğu gibi şiir dünyasında da açık veya gizli bir biçimde engellendiği tarihsel bir gerçektir.

  • MakaleYalnız künye2015
    Keban Baraj Gölü Kerevit (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) Avcılığında Hedef Dışı ve Iskarta Av Oranlarının Belirlenmesi

    Yüksel, Fahrettin; Yildirim, Tacettin; Çoban, M. Zülfü; Küçükyılmaz, Mehmet; Kurtoğlu, Mehtap; Ber, Abdulmutalip; Demirol, Ferhat; Gündüz, Fatih

    Bu çalışma, Keban Baraj Gölü'nde yapılan kerevit (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) avcılığında hedef dışı ve ıskarta av miktarının tespiti amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında, bölgede yaygın olarak kullanılan "D" formlu, tek girişli, çift venterli, 5 çemberli ve germeli olarak yapılandırılmış, 36 mm göz açıklığına sahip 200 adet kerevit pinteri kullanılmıştır. Keban Baraj Gölü'nde ticari olarak kerevit avcılığı yapılan; Keban, Ağın ve Çemişgezek avlak sahalarında 2012 yılının Haziran - Ağustos ayları arasında toplam 17 avcılık operasyonu gerçekleştirilmiştir. Bölgede ticari kerevit avcılığı yapan balıkçılarla anket çalışması yapılarak, pinterler ile yakalanan hedef dışı ve ıskarta avların türleri belirlenmiştir. Avcılık denemelerinde hedef tür olan A. leptodactylus dışında 14 farklı türden bireyler yakalanmıştır. Çalışma süresince avlanan toplam 186 kg ürünün, 29,2 kg'ı (% 15,66) hedef av, 2 kg'ı (% 0,91) tesadüfi av, 155 kg'ı (% 83,43) ise ıskarta av olarak sınıflandırılmıştır. Keban Baraj gölü kerevit avcılığında ıskarta oranı 5,33 olarak hesaplanmıştır. Bir başka ifadeyle yasal av boyunda (>=10 cm) 1 kg kerevit yakalayabilmek için 5,33 kg ıskarta av yapıldığı tespit edilmiştir. Iskarta ölüm oranı Acanthobrama marmid türü için % 14,9, diğer türler için % 0,3, tüm türlerin geneli için ise % 10,8 olarak hesaplanmıştır.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Arşiv belgelerine göre inönü döneminde türkiye- hindistan ilişkileri

    Sertel, Savaş

    Hindistan dünyada en fazla ilgi çeken bölgelerden biridir. Bunun en büyük sebebi tropik iklimi, verimli tarım arazileri, uzun nehirleri ve ürün çeşitliliğini fazla oluşudur. Tarih boyunca insanlar yaşamaya elverişli ılıman iklime sahip su kenarlarını tercih etmişlerdir. Bundan dolayı da Hindistan coğrafyası çok eski medeniyetleri ev sahipliği yapmıştır. Sulak arazilerinin fazla olmasından dolayı bölgede hayvan çeşitliliği de fazladır. Asya fillerinin en yaygın yaşadıkları coğrafya olan Hindistan'da filler ortaçağ savaşlarında tank vazifesi görmüştür. Hindistan Türkleri çok eski çağlarda tanımıştır. Bölgede Sakalar, Kuşhanlar ve Akhunlar hüküm sürmüştür. Bu Hint diline de etki etmiştir. Türkçe Hint diline çok etkilemiştir. Bununla birlikte Türkçe Hindistan'da konuşulan yerel dillerden biridir. Osmanlı döneminde ise Türk-Hint ilişkileri olması gereken düzeyde yer almamıştır. Osmanlılar bölgeyi istila eden Portekizlilere karşı Hindistan'a donanma göndermiştir. Ancak istenen başarı elde edilememiştir. Hindistan zamanla İngiliz sömürgesi haline gelmiştir. Buna rağmen Hint Müslümanları Osmanlı Padişahlarını dini önderleri ve halifeleri olarak tanımıştır. Osmanlı'nın yaptığı Tarblusgarp, Balkan ve I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı'yı maddi olarak desteklemiştir. Bu destek Kurtuluş Savaşı yıllarında da devam etmiştir. Bizzat Atatürk adına yüz binlerce lira para gönderilmiştir. Ancak Halifelik kaldırılınca buna büyük tepki göstermişler ve Türkiye'ye karşı ilgisiz davranmışlardır. İnönü döneminde ise ikili ilişkiler ticari düzeyde kalmıştır. Hindistan 1947'de bağımsızlığını kazandıktan sonra Türkiye'de büyükelçilik açmıştır

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Demokrat parti döneminde türkiye-belçika ilişkileri

    Sertel, Savaş

    Belçika Avrupa'nın en küçük ve en yoğun nüfuslu ülkelerinden biridir. Kurulduktan çok kısa bir süre sonra dünyanın en büyük sanayilerinden biri haline gelmiştir. Zengin kömür ve çelik madenlerine sahip olmuştur. Ayrıca sömürgelerinden getirdiği kauçuğu da dünya piyasalarına satarak zenginleşmeye başlamıştır. Tarafsızlık politikası ve gelişmiş sanayisi ile Osmanlı Devleti'nin en fazla ticaret yaptığı ülkelerden biri olmuştur. Osmanlı Devleti ihtiyaç duyduğu silahların büyük bir kısmını Belçika'dan almıştır. Belçika, ABD ile birlikte Osmanlı'nın tüfek ihtiyacının en önemli sağlayıcısı olmuştur. İlerleyen süreçte Osmanlı Devleti'nin elektrik, tramvay, doğalgaz ihalelerinin büyük bir kısmını da Belçikalı firmalar almıştır. Lozan'ı ve dolayısıyla Türkiye'yi tanıdıktan sonra cumhuriyet yönetimi de Belçika ile ticari ilişkilerini geliştirmiştir. Bu ilişkilerden karlı çıkan Belçika olmuştur. Güçlü bir sanayiye sahip olan ülke ürettiği malları Avrupa piyasalarına satamadığından Türkiye pazarı Belçika'ya çok cazip gelmiştir. Atatürk ve İsmet İnönü dönemlerinde de Türkiye silah ihtiyacının önemli bir kısmını Belçika firmalarından almıştır. Demokrat Parti döneminde iki ülke ilişkileri daha da zenginleşmiştir. İki ülke arasındaki sosyal ve kültürel ilişkiler de artmıştır. 6224 Sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanununun kabulünden sonra pek çok Belçika firması Türkiye'de yatırım yapmaya başlamıştır. Bu yatırımların en önemli avantajı yabancı firmaların teşvik almak amacıyla teknolojilerini Türkiye'ye transfer etmeleri olmuştur. Demokrat Parti döneminde Türkiye-Belçika ilişkileri altı başlık olarak ele alınmıştır

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Hilmi yavuz’un şiirlerinde ilkyaz, yaz, sonyaz ve karyazı ıı

    Yeşilyurt, Türkan

    -

  • MakaleYalnız künye2015
    Ontolojik analiz yöntemiyle necati bey’in bir gazelini şerh denemesi

    Uz, Özkan

    Günümüzde modern yaklaşımlar, dilbilimsel akımlar ve felsefi anlayışlarla şiire yaklaşım yöntemleri, Klasik Türk şiirinde de kullanılmaya yöntemlerinden birisi de Ontolojik Analiz Metodudur. Ontolojik analiz metodunda amaç, metni anlam tabakalarına ayırarak, metni hem iç hem dış yapısını birbirinden bağımsız değerlendirmektir. Ontolojik yöntemle ilgilenenler ele aldıkları konuyu tabakalar şeklinde ele alırlar. Parçadan bütüne giden bu yöntem bir bakıma tümevarım metoduna benzemektedir. Her tabaka kendi içerisinde ve diğer tabakalara kattığı değerle nitelendirilir Bu yazıda on beşinci yüzyıl Divân şairlerinden Necâtî Bey'in "senin" redifli gazeli ontolojik analiz yöntemi ile incelenmeye çalışılmıştır. Necâtî'nin şiirini incelerken öncelikle şiiri oluşturan en küçük parçayı yani beyitleri kendi aralarında yapısal yönden incelenmiştir. Daha sonra da ses, anlam, karakter ve kader tabakalarını belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra da şiirin iç ve dış yapısını da göz önünde bulundurarak bir bütün olarak değerlendirmesi yapılmıştır. Şüphesiz ki ontolojik analiz yöntemi bir şiiri incelemede teknik olarak tek başına yetersiz kalacaktır. Fakat bu yöntemin yine de birçok beyti açıklamada ufkumuzu genişleteceği ve bize farklı bakış açısı kazandıracağı kanaatindeyiz. Şiirde uygulamaya çalıştığımız yöntemin, konuyla ilgilenen araştırmacılar için yeni arayışlara ufuk açmasını ümit ediyoruz.

  • MakaleYalnız künye2016
    Regarding the Pain of Miners: Representation of Soma Disaster in Press in Turkey

    Özdemir, İnan; Keneş Çoban, Hatice

    This article analyzes the discursive representation of 2014 Soma coal mine disaster in the most circulated five national newspapers (Zaman, Posta, Hürriyet, Sözcü, Sabah) in Turkey. As part of the analysis the newspapers were searched for a one-week period after the disaster (14-21 May 2014) and a total of 1169 news were found. The news were first analyzed with content analysis to depict the main topics of the coverage. In the second phase, the news were analyzed for their main discursive strategies. The results indicate that, despite their different political and editorial preferences, the newspapers overlooked the social, economic and political background of disaster by using three main discursive strategies: Generalization, dramatization and personalization. More specifically the press constructed a national mourning story from the pain of miners&amp;#8223;, dramatized the issue with focusing on the tragic stories about miners lives, deaths and heroisms and blamed the particular individuals for the causes of the mine, so that, the press covered the disaster with a class biased perspective.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Follow up levels of football for detainees and convicts

    Karahüseyinoğlu, Furkan; Kırtepe, Abdurrahman; Karahüseyinoğlu, M. Fatih; Gacar, Atalay

    This study which aimed to find out how detainees and convicts in Open Prison and Execution İnstitution viewed themselves in terms of spectators, supporters and fans was conducted in 2015. 303 male detainees and convicts at Urfa-Siverek open prison and execution institution participated in the study. Data was analyzed through percentage and frequency distributions using descriptive statistical method. Khi square analysis results were taken into account for the significance of the relationship in terms of independent variables. As a result; Football tracking levels were separated and assessed conceptually as &quot;spectators, supporterd and fanatics&quot;. 35.6% of convicts and prisoners defined themselves as supporters, 33.7% as spectators and 30.7% identified themselves as fans. Convicts and the prisoners were listed as supporters of Fenerbahce (31.7%), Galatasaray (25.7%), other (21.8%) and Besiktas (20.8%) teams. Majority of Galatasaray (38.4%) and Beşiktaş (42.9%) supporters themselves as supporters, while mostly Fenerbahce supporters defined themselves (43.8%) as &quot;fanatic&quot;. Fanatical supporters were found to be upset if their teams lost and spectator, supporter or fanatics were mostly found to watch sports programs or matches

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Hidrolize edilmiş elektrostatik toz boya atık miktarına bağlı olarak poliamid 6 (PA6) ve polioksimetilenin (POM) eriyik akış indeksleri ve yoğunluklarındaki değişimlerin incelenmesi

    Kismet, Yilmaz

    Yapılan bu çalışmada, polioksimetilenin (POM) ve poliamid 6'nın içerdikleri hidrolize edilmiş elektrostatik toz boya atık miktarına bağlı eriyik akış indeksleri ve yoğunluklarındaki değişimler araştırılmıştır. Hidrolize edilmiş elektrostatik toz boya atıkları termoplastik ve termoset yapıdaki elektrostatik toz boyaların kullanılması sonucunda oluşan atıkların karışımını içermektedir. Bu atıklar ayrı ayrı poliamid 6 ve polioksimetilen içerisine ağırlıkça farklı (%10, %20 ve %30) oranlarında karıştırılarak karışımlar oluşturulmuş ve bu karışımların akışkanlıkları ile yoğunluklarındaki değişimler belirli sıcaklık ve basınç altında incelenmiştir. Böylelikle poliamid 6 (PA6) ve polioksimetilenin (POM) akışkanlıkları ve yoğunluklarının, artan hidrolize edilmiş elektrostatik toz boya atık miktarına bağlı olarak nasıl değişim gösterdiği tespit edilerek grafiklerle ortaya konmuştur.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Arapgir ilçesi (Malatya) karayosunu florası

    Alataş, Mevlüt; Batan, Nevzat

    In this study, the moss flora of the Arapgir District (Malatya) was investigated between April and October 2015. In total 45 taxa, belonging to 11 families and 25 genera were determined by identifying moss specimens collecting the study area. At the same time all the taxa are new records from Malatya province according to the gridsquare system of Henderson (1961) six taxa are new records for B9 grid square. While the largest families in terms of number of taxa are Pottiaceae (14), Brachytheciaceae (11), Orthotrichaceae and Bryaceae (4), the largest genera are Syntrichia (5), Orthotrichum and Tortula (4). Also, the life forms of the taxa which were examined in terms of ecological and floristic have been analyzed. From life forms; while Turf life form ranks the first, Mr life form ranks the second. Finally, the most taxa within the floristic list in terms of some ecological characteristics are xerophyt, photophyt and subneutrophyt

    AtıfTR Dizin9
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Giresun ilinde yayılış gösteren Hypericum L. (Hypericaceae) cinsinin mikromorfolojik ve anatomik özelliklerinin araştırılması

    Cakilcioglu, Ugur; Selvi, Selami; Türkmen, Zafer; Hayta, Şükrü; Polat, Rıdvan

    In this study the species Hypericum L. exhibiting distribution in and around Giresun were examined comparatively for micromorphological and anatomic characteristics. In anatomic examinations, cross sections from stems and leaves of the plants were examined and anatomic comparisons were made between the species. In micromorphological studies, epidermal surfaces of the stem and leaf and seed surface were examined. The micromorphological and anatomic characters were presented comparatively in tables. It was determined that the anatomic structure of the stem was almost identical in all species examined although the anatomic structure of the leaf was anatomically different. As a consequence it is seen that the characters such as structure of the stem and leaf, mesophyll type of the leaf, stoma configuration on the leaf surface (amphistomatic or hypostamatic), and canal types (type A, B and C) are the ones which will be used in systematic species discrimination.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Gülek Boğazı'nın (Mersin-Adana) florası

    Paksoy, Mehmet Yavuz; Savran, Ahmet

    This research was carried out to determine the flora of Gülek Pass. Between 2000 and 2004, 1500 plant specimens were collected from this area. As a result of the examination on these specimens, 82 families and 839 taxa that belong to 370 genera were determined. In this study area, seven taxa belong to Pteridophyta and 832 taxa belong to Magnoliophyta divisio. The 158 of the total taxa are endemic to Turkey and the rate of endemism is 18.8%. Distribution of taxa according to phytogeographical regions is as follows; Irano-Turanian 24.9%, Mediterranean 19.6% and EuroSiberian 5.6%.

    AtıfTR Dizin6
    TR Dizinİncele