Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yayınları

9 →
  • MakaleYalnız künye2016
    The Pleadings by Âli Pasha and Kastro Bey on the Ar- menian Catholic Community in the Ottoman Empire

    Satış, İhsan

    Armenian Catholics were recognized as a separate community by Sultan Mahmut II in 1830. When they were recognized as a separate comunity, Armenian Catholics obtained certain rights. They built their administrative and religious organizations as part of these rights. Through direct intervention, the Pope tried to gain influence over the Armenian Catholics, as well as other Catholic community in the Ottoman Lands. Âli Pasha and Kastro Bey did not remain indifferent to the situation the Armenian Catholics were in and wrote a pleading each. This pleadings provide important information on the formation of the Armenian Catholic community, the confllicts in the community and the Pope's intervention in the affairs of the Armenian Catholics. In this study, pleadings by Ali Pasha and Kastro Bey is transcribed and studied in terms of material and content

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    THE OTTOMAN BERATS OF THE GREEK ORTHODOX PATRIRACH OF JERUSALEM (1872-1931)

    Satis, Ihsan; Ceyhan, Muhammed

    Ottoman Berats (charters(1)) were official documents issued by Sultans delineating the tasks, powers, exemptions and concessions granted to Greek Orthodox Patriarchs to be the applicable within the jurisdiction of the Patriarchs. The Berat also showed that the Patriarch was elected by the Synod and approved by the Sultan. A Patriarch who did not have Berat could not perform his duties or exercise executive authority. This article critically examines the Berats of the Greek Orthodox Patriarch of Jerusalem in the period 1873-1931. These Berats are analysed in terms of their contents as well as in connection to the way non-Muslims were subject to rules which applied to the domestic relations of the Greek Orthodox community and to public law areas which came within the scope of Sharia law.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    Web of Scienceİncele
  • MakaleYayıncıda açık erişim2015Scopus SJRQ4
    The Greek Orthodox Patriarchate of Jerusalem

    Satis, Ihsan; Ceyhan, Muhammed

    The oldest independent Greek Orthodox Patriarchates within the Ottoman Empire were those in Constantinople, Antioch, Alexandria and Jerusalem. Among these four patriarchates, the Greek Orthodox Patriarchate of Jerusalem continues to preserve the highest status among the Patriarchates of Jerusalem as the oldest and largest church in Palestine. The history of Patriarchate goes back to Jesus as evident from the writings of the Apostles. Eastern Roman Empire granted autonomy in the local hierarchy of eastern churches at the council of Chalcedon in 451. Thus, the Greek Patriarchate of Jerusalem was established. The Greek Patriarchate of Jerusalem always had a special kind of symbolic influence, and importance for the universal Christian imagination, chiefly as the site of holy places where the Lord taught, suffered, and ascended to Heavens again. Patriarchate, which fell under Ottomans rule in the reign of Sultan Selim, was granted many privileges and exemptions. These exemptions and concessions continued until the collapse of the State. The patriarchate, too, was a beneficiary to the changes brought about by the 1856 Reform Edict and regulations of the Greek Orthodox Patriarchate of Jerusalem were drafted in 1875. In this paper, the foundation, general structure, and the regulations of 1875 will be discussed.

  • MakaleYalnız künye2015Scopus SJRQ4
    Kudüs rum patrikhanesi

    Ceyhan, Muhammed; Satış, İhsan

    -

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Journey to the holy land: jerusalem travels of some emperors, crown princes and dignitaries (1855-1901)

    Satış, İhsan

    People from different parts of the world have been visiting Jerusalem for the purposes of becoming pilgrims, seeing historical and sacred sites, and satisfying their curiosities from the past to recent days. Emperors, crown princes and dignitaries had also visited Jerusalem as ordinary people have done. While, however, ordinary people have been motivated by religious sentiments, emperors, crown princes and dignitaries, in addition to religious sentiments, have been motivated by political factors as well. Visitors to Jerusalem have also supported the members of their own religions and religioussects both financially and spiritually. Based on the Ottoman archives, thisstudy aims to identify the emperors, crown princes and dignitaries who visited Jerusalem between1855-1901, and focuses on their activities whilethey were in Jerusalem. While, however, the Ottoman archives give information on theidentity of theroyal visitors, they fail to provide us sufficiently with theinfor- mation on thereal purposes of their visits.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    Tanzimat Döneminde Kudüs ve Çevresinde Avrupalı Devletlerin Nüfuz Mücadelesinden Bir Kesit: Hristiyan Cemaatlerin İmar Faaliyetleri

    Satış, İhsan

    Kudüs, üç monoteist dinde kutsal kabul edilen bir şehir olup, tarih boyunca jeopolitik konumundan ya da ticari öneminden değil, kendisine atfedilen kutsiyet ile ön plana çıkmıştır. Ancak XIX. yüzyılda Avrupalı devletler, Osmanlı toprakları üzerindeki çıkarları gereği kendilerine yakın olan Hıristiyan cemaatlerini himaye etmiş ve şehri dini bir hüviyetten siyasi bir hüviyete sürüklemişlerdir. Avrupalı devletler, şehirde bir yandan kendi kurumlarını kurarken bir yandan da Hıristiyan cemaatlerin imar faaliyetlerini finanse etmişlerdir. Bu dönemde dini himayenin siyasi önemini anlayan İngiltere, Prusya ile birlikte Osmanlı topraklarında bir Protestan kilisesinin kurulması için yoğun bir faaliyet içine girmiş; 1841de Kudüs Protestan Piskoposluğu ve 1845te de Kudüste bir Protestan Kilisesi kurulmasını sağlamıştır. Hıristiyan cemaatlerin imar faaliyetleri İbrahim Paşanın Filistine hâkim olduğu yıllarda başlamış olup, Tanzimat Fermanıyla birlikte yoğunlaşmıştır. Fermanın getirdiği ilkeler neticesinde Kudüs\\\\\\'teki Hıristiyan cemaatler, yeni kilise inşa etmek ve var olanları onarmak istemişlerdir. Bu çalışmada, Tanzimat döneminde Avrupalı devletlerin siyasal amaçlarını gerçekleştirmek için Kudüs ve çevresinde dini imar faaliyetleri, Osmanlı Devletinde kilise inşa ve onarım prosedürü ve son olarak devletin yeni kilise inşa teklifleri karşısındaki tavrı ele alınmaya çalışılmıştır.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Islah-ı Sanayi Komisyonu ve şirketlerin teşekkülü: Debbağ şirketi örneği

    Satış, İhsan

    Islah-ı Sanayi Komisyonu, Tanzimat’tan sonra önemini kaybeden lonca ve gedik sisteminin sona ermesiyle, ticaret ve sanayi odalarının kuruluşu arasındaki geçiş sürecinde, yerli sanayi korumaya ve geliştirmeye yönelik işlevi olan bir kurumdur. Bu kurum küçük sanayi kollarını birleştirerek, Simkeşler, Saraçlar, Debbağlar şirketlerini kurmuştur. 1873’te Komisyon kaldırılarak görevlerinden bir kısmının belediyeye verilmesi düşünülmüş olup bir kısmı da Şurayı Devlet Nafia dairesine aktarılmıştır. Bu makalede, Islah-ı Sanayi Komisyonu’nun işlevi, amacı ve kurulan şirketler içerisinde Debbağ Şirketi ele alınacaktır.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Kırım Savaşı’ndan sonra Kafkasya’dan Anadolu’ya göçler ve Şanlıurfa Yöresine İskânlar

    Satış, İhsan

    Kafkaslara doğru yayılmacı bir politika izleyen Rusya, Kırım Savaşı’ndan sonra bölgede hâkimiyet sağlamak amacıyla bölge halkını göçe zorlamıştır. Zor durum- da kalan bölge halkı Anadolu’ya göç etmeye başlamıştır. Belirli periyotlarla göç eden topluluklar Osmanlı Devleti tarafından planlı bir şekilde Anadolu’nun belirli yerlerine iskân edilmişlerdir. Göçmenlerin yerleştirildikleri yerlerden birisi de Şanlıurfa’dır. Bu makalede Kırım Savaşı’ndan sonra Kafkasya’dan Anadolu’ya ge- len göçmenlerden Şanlıurfa’ya yerleştirilenler ele alınarak, bölge halkının göç- menlere yaptığı yardımlar incelenmiştir.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2011
    Sadâret’ten başvekâlet’e sadrazamlık

    Satış, İhsan

    19. yüzyıla kadar, padişaha karşı ülke yönetiminden, tebaanın güvenliğinden, dış politikadan ve savaşlardan sorumlu olan sadrazam, II. Mahmut’un merkeziyetçi reformları neticesinde yetkileri azalmaya başlamıştır. II. Mahmut, sadrazama bütün vekillerin başı olmak üzere başvekil sanını vererek, yetkilerini nezaretler arasında dağıtmıştır. Avrupa’ya ayak uydurma sürecinde sadrazamlık hızla kurumlaşırken asıl işlevi de siyaseti belirlemek ve uygulamak olmuştur. Lakin II. Mahmut’un ölümünden sonra Sultan Abdülmecit, Koca Hüsrev Paşa’yı sadrazam tayiniyle başvekil unvanı kaldırılarak tekrar sadrazam tabiri kullanılmaya başlanmıştır. Bu makalede, 19. yüzyılın ilk yarısında sadrazamlık kurumundaki değişimler ele alınmıştır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-28T14:59:08.607613708Z
dc.date.available2026-10-28T14:59:08.607613708Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/4292
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleSatis, Ihsan
person.affiliation.nameTunceli Univ, Fac Econ & Managerial Sci, Dept Int Relat, Tunceli, Turkey
person.familyNameSatis
person.givenNameIhsan
person.statusunverified