Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Bu dergideki yayınlar

28 →
  • MakaleAçık Erişim2025
    Investigation of the Bioactivity Properties of TiZrCrNb0.3Ta0.07 Medium Entropy Alloy Produced from TNTZ Waste

    Say, Yakup; Yayla, Nihal; Güler, Ömer; Güzel, Harun

    High entropy alloys (HEAs) and medium entropy alloys (MEAs) have garnered significant attention as alternative materials in various fields due to their superior physical and chemical properties compared to conventional alloys. One of the most promising applications of this innovative material class is in biomaterials. In this study, a bio-medium entropy alloy (BioMEA), TiZrCrNb0.25Ta0.05, was successfully synthesized using non-toxic elements (Ti, Zr, Cr, Nb and Ta) through arc melting of TNTZ alloy waste. The produced BioMEA was comprehensively characterized using scanning electron microscopy (SEM), energy dispersive spectroscopy (EDS), and X-ray diffraction (XRD) to analyze its structural and chemical properties. Additionally, the in-vitro degradation, ion release, and bioactivity properties of the alloy were evaluated and compared with those of the conventional TNTZ alloy, with a focus on the effects of heat treatment. The results demonstrated that heat treatment did not cause significant changes in the microstructure of the TiZrCrNb0.25Ta0.05 alloy but led to the formation of intermetallic compounds such as Cr2Zr and Cr2Ta on the surface. Degradation tests revealed an unexpected mass gain across all sample groups after a four-week immersion period due to surface precipitation, surpassing the expected mass loss from degradation. Ion release analyses showed similar behavior between the TiZrCrNb0.25Ta0.05 and TNTZ alloys, with ion release levels in the ppb range, confirming that Ti was released at non-toxic levels. Bioactivity tests identified low lesvels of Ca-P-O deposition on all sample surfaces, with the highest bioactivity observed in the heat-treated TiZrCrNb0.25Ta0.05 sample. Overall, the findings suggest that the TiZrCrNb0.25Ta0.05 alloy has the potential to serve as an alternative biomaterial to the TNTZ alloy, with its bioactivity properties being further enhanced through heat treatment. Further studies are recommended to optimize its bioactivity and evaluate its in-vivo performance for biomedical applications.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Elazığ İli Örneğine Ait On-Grid Çatı Üstü Güneş Enerji Santralinin Yıllık Gerçek Üretim Verilerinin PV*SOL Simülasyon Değerleri ile Karşılaştırılması

    Celik, Ertugrul; Özdemir, Osman

    Geçmişten bugüne kadar insanoğlunun temel gereksinimlerinin karşılanması için enerjiye ihtiyaç duyulmaktadır. Dünyada nüfusun hızlı bir şekilde yükselmesi, teknolojik faaliyetlerin gelişimiyle birlikte enerji tüketimi gün geçtikçe artmaktadır. Günümüzde artan enerji talebini karşılamak için fosil yakıtlar ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanılmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları, doğal süreçler aracılığıyla sürekli olarak yenilenen ve fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında düşük emisyon değerlerine sahip olan çevre dostu enerji üretim kaynaklarıdır. Güneş enerjisi sistemlerindeki teknolojik ilerlemeler, maliyetlerin düşmesi ve verimliliğin artması, güneş enerjisini yenilenebilir enerji kaynakları arasında güçlü bir alternatif haline getirmektedir. Özellikle arazi ve çatılara kurulan Güneş Enerji Santrallerinin (GES) sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada Elazığ ili sınırları içinde sanayi bölgesinde bir işletmenin çatısına kurulmuş şebekeye bağlı çatı (on-grid) üstü GES sistemi ele alınmıştır. Çatı üstü GES toplam 165 adet, 545 Watt gücünde monokristal panellerden oluşmakta olup toplam gücü 89,9 kWp’tir. Sistem performansını artırmak amacıyla seçilen alan için en iyi yönelimi ve eğim açısını bulmak amacıyla PV*SOL yazılımı kullanıldı. Bu çalışmada mevcut GES sisteminin bir yıllık enerji üretim verileri aylara göre incelenerek, PV*SOL simülasyonunda elde edilen benzetim sonuçları ile karşılaştırılarak PV*SOL yazılımının doğruluk oranı değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda PV*SOL simülasyon programından elde edilen veriler ile çatı üstü GES gerçek verileri arasında %0,03 fark olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar göz önüne alındığında, uygulaması yapılan enerji sisteminin teknik ve ekonomik olarak uygun olduğu söylenebilir.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Bellek Tabanlı LSTM ve GRU Makine Öğrenmesi Algoritmaları Kullanarak BIST100 Endeks Tahmini

    Çelik, Yusuf

    Makine öğrenmesi tabanlı tahmin yaklaşımlarının finansal piyasalarda geliştirilmesi, hızlı ve hassas karar alma, karmaşıklıkla başa çıkma, risk yönetimi, algoritmik ticaret ve duygusal etkilerin azaltılması gibi avantajlar sağlar. Bu yaklaşımlar, sürekli öğrenme ve adaptasyon yetenekleriyle finansal başarı için rekabet avantajı oluşturabilir. Bu makale çalışmasında, Borsa İstanbul (BIST) 100 endeks tahmini için bellek tabanlı makine öğrenmesi modellerine dayalı bir yaklaşım sunulmuştur. Bu amaçla, ardışık veri değerlendirmesinde popüler olan uzun kısa-süreli bellek (LSTM) ve geçitli tekrarlayan birim (GRU) mimarileri kullanılmıştır. Elde edilen model çıktılarına göre bu modellerin, eğitim ve doğrulama aşamalarında düşük kayıplar gösterdiği ve BIST100 endeksinin genel eğilimlerini başarıyla takip ettiği gözlemlenmiştir. Ancak, modeller piyasa dalgalanmaları ve ani değişimlerde gerçek değerlerden sapmalar göstermiş, bu da belirsizlikleri ve genelleme kapasitelerinin sınırlarını ortaya koymuştur. Geleceğe yönelik tahminler, eğitim veri setindeki desenlere dayanarak yapılmış ancak zamanla artan belirsizlik göstermiştir. Çalışma, makine öğrenmesi algoritmalarının finans verileri üzerindeki kullanım alanı konusunda önemli bilgiler sağlayacak potansiyele sahiptir.

    AtıfOpenAlex5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Effects of Porosity and Boron Reinforcement in AISI 316L Stainless Steel for Biomedical Applications

    Aslan, Naim; Aksakal, Bunyamin; Fidan, Ferzan

    AISI 316L stainless steel (SS) is one of the most widely used biomaterials in the manufacture of implants and biomaterials. It has advantages over equivalent biomaterials such as low cost, good mechanical properties and biocompatibility. The pores found in porous biomaterials provide mechanical interlock, ensuring strong attachment of the implant to the tissue. In this study, 20%, 30% and 40% by volume of polyvinyl alcohol (PVA) and Boron powder were added into 316L powder to obtain porous SS implant. To investigate the effect of porosity and boron effect on the stainless-steel implant material, the samples produced in PVA and Boron added groups, were sintered at 1180 oC under an argon atmosphere. With the evaporation of PVA in the structure, porous and boron added samples were obtained in two groups. Finally, the samples were subjected to Brinell hardness and compression tests and analyzed by SEM, EDS and XRD. As a result of the hardness tests, the highest values were measured as 37.006, 31.32, 25.28 HB. 39.5, 34.5, 26.2 MPa strengths were measured for 20%, 30% and 40% porous samples respectively.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Bir Boyutlu Evrişimsel Sinir Ağı Yardımıyla Faz Kilitleme Değeri ve Diferansiyel Entropi Özellikleri Kullanılarak EEG Sinyallerinde Duygu Tanınması

    Sengur, Abdulkadir; Özçelik, Salih Taha Alperen; Uyanik, Hakan

    Duygu analizi günümüz bilim dünyasında üzerinde en çok araştırma yapılan alanların başında gelmektedir. Özellikle insan-bilgisayar etkileşimi gibi günlük hayatımıza her geçen gün daha çok dahil olan alanların yanı sıra nörobilim ve psikoloji gibi bilim dallarının da yakından incelediği bir konudur. Duygu analizi için konuşma sinyalleri, mimikler, vücut dili, yüz ifadeleri gibi yöntemler kullanılsa da bu yöntemler manipülasyona açık oldukları için biyolojik sinyaller kadar güvenilir sonuçlar vermezler. Bu çalışmada sanal gerçeklik (SG) teknolojisi yardımıyla hazırlanmış, biyoelektriksel bir sinyal olan elektroansefalografi (EEG) sinyalleri ile duygu tanıma için yeni bir yöntem önerilmiştir. Bu yöntemde EEG sinyallerinin alt bantlarının diferansiyel entropi (DE) ve faz kilitleme değeri (FKD) özellikleri, tasarlanan bir boyutlu evrişimsel sinir ağı (1B-ESA) yardımı ile pozitif ve negatif duyguların tanınması için kullanılmıştır. Her iki özellik yardımıyla elde edilen özellik matrisleri on defa teste tâbi tutularak ortalama başarı değerleri elde edilmiştir. Bu testler sonucunda DE ve FKD özellikleri ile en yüksek ortalama başarı puanları, tüm alt bant özellik matrislerinin birleştirilmesi ile sırasıyla %74,0611,41 ve %63,75901,72 olarak elde edilmiştir. Ayrıca çalışmada elde edilen yüksek frekanstaki sinyal bileşenlerine ait testlerin başarı oranlarının düşük frekans bantlarına göre daha yüksek elde edilmesi daha önce bu alanda yapılan benzer çalışmaların sonuçlarını destekler nitelikte olmuştur.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    KOBİ’lerin Ekonomiye Sağladıkları Katkının Tahmini İçin Derin Öğrenme Tabanlı Model

    Akcayol, M. Ali; Utku, Anıl; Sevinç, Ali

    Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme (KOBİ)'ler, sermayesi, işgücü ve varlıkları, ulusal yönetmeliklere göre belirlenen eşik değerlerin altında olan özel sektör işletmeleridir. KOBİ'ler, özellikle gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere dünyadaki çoğu ülkenin ekonomisinde önemli rol oynamaktadır. Dünya genelinde işletmelerin yaklaşık %90'ını oluşturan KOBİ'ler, istihdamın %50'sinden fazlasını sağlamaktadır. Ülke ölçeğinde KOBİ’lerin ekonomiye katkılarının tahin edilmesi planlama ve yatırım açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada, KOBİ’lerin ekonomiye sağladıkları katkının tahminine yönelik derin öğrenme tabanlı bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen LSTM tabanlı derin öğrenme modelinin sonuçları, RF, SVM, CNN, MLP, RNN ve GRU ile karşılaştırılmıştır. Deneysel sonuçlar, geliştirilen derin öğrenme modelinin 2,169 MSE, 1,473 RMSE, 1,175 MAE ve 0,959 R2 değeri ile karşılaştırılan diğer modellerden daha başarılı tahmin performansına sahip olduğunu göstermiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2023
    Nanosilika Modifiyeli Bağlayıcıların Tekerlek İzi Direnci ve Sıcaklık Hassasiyetlerinin Belirlenmesi

    Akpolat, Mustafa

    Bu çalışmada, Nanosilika (NS) katkısının bitümlü bağlayıcıların tekerlek izi ve sıcaklık hassasiyetine olan etkisi değerlendirilmiştir. Bu kapsamda saf ve 3 farklı orandaki (%2, %4 ve %6) nanosilika modifiyeli bağlayıcılar üzerine penetrasyon, yumuşama noktası, viskozite ve çoklu gerilmeli sünme geri dönme (MSCR) deneyi uygulanmıştır. Saf ve NS modifiyeli bağlayıcıların sıcaklık hassasiyetini belirlemek için geleneksel deney sonuçlarından yararlanılarak penetrasyon indeksi (PI) ve penetrasyon-viskozite sayısı (PVN) belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, saf bağlayıcının nanosilika ile modifiye edilmesiyle bağlayıcının kıvamında azalma ve viskozitesinde artış sağlanmıştır. Bu sayede sıcaklık hassasiyeti daha düşük modifiye bağlayıcılar elde edilmiştir. Ayrıca MSCR deney sonuçlarına göre nanosilika modifiyesinin bütün sıcaklıklarda daha düşük Jnr değerleri vererek bağlayıcının tekerlek izi parametresini geliştirdiği daha ağır taşıt trafiklerine cevap verebileceği ve yüksek servis sıcaklıklarında kullanılabileceği belirlenmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2023
    Investigation of Recovery of Zinc Ions from Zinc-Containing Leached Malachite Ore by D2EHPA Extractant

    Karacahan, Mehmet Kayra

    In this study, the recovery of Zn2+ from the actual leach solution obtained after leaching smithsonite ore in sulfuric acid solutions was investigated by applying the solvent extraction method. The organic phase was prepared using D2EHPA and kerosene. The effects of the initial pH of the solution, extractant concentration, stirring time, and stirring speed on the extraction process were investigated. It was determined that the extraction efficiency increased with the increase in the extractant concentration, the initial pH of the aqueous solution, the stirring speed, and the stirring time. In order to selectively increase the transfer of Zn2+ from the aqueous phase to the organic phase, the optimal values for the initial pH of the aqueous phase, extractant concentration, stirring time, and stirring speed were determined as 3.5, 0.1 mol/L, 10 min, and 500 rpm, respectively. The stoichiometry and mechanism of the extraction process were determined by applying the equilibrium slope method.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Motor Yataklarında Meydana Gelen Arızaları Tespit Etmek için Yeni Bir Tek Boyutlu Konvolüsyonel Sinir Ağı Modeli

    Yıldırım, Özal; Orhan, Ahmet; Ertarğın, Merve

    Elektrik motorları, çeşitli işlemleri otomatikleştirme ve kolaylaştırma yeteneklerinden dolayı endüstride önemli bir yere sahiptir. Elektrik motorlarında meydana gelen arızalar, cihazın veya sistemin çalışmasını etkileyebilmekte ve büyük maddi kayıplara neden olabilmektedir. Bu nedenle arızaların erken aşamada tespit edilmesi kritik bir öneme sahiptir. Arızaların tespitinde bilgisayar destekli yazılımlar kullanılması maliyetten ve zamandan tasarruf etme potansiyeli nedeniyle ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada, motor yatağı arıza türlerini tespit etmek için derin öğrenme tabanlı bir model önerilmiştir. Tek boyutlu konvolüsyonel sinir ağı (1D-CNN) mimarisi kullanan bu model ile sadece titreşim verileri kullanılarak arıza tipi tespiti sağlanmaktadır. Önerilen mimari, titreşim sinyallerini motor arıza teşhisinde hızlı ve güvenilir olarak kullanan etkin bir modeldir. Çalışma kapsamında farklı hız senaryoları kullanılarak eğitim ve test aşamalarının detaylı performans değerlendirmeleri sağlanmıştır. Genelleme kabiliyeti yüksek olan bu model ile, farklı senaryolarda yüksek doğruluk oranları ile arıza tespiti yapılmıştır.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Karayollarındaki Asfalt Çatlaklarının Tespiti İçin Yeni Bir Konvolüsyonel Sinir Ağı Tabanlı Yöntem

    Ergen, Burhan; Doğan, Gürkan

    Karayolu yüzeyindeki asfalt çatlakları en yaygın kaplama hasarlarından biridir. Bu çatlaklar zamanında tespit edilip bakıma alınmazsa büyüyerek trafik güvenliğini ve yoğunluğunu arttıracak boyutlara ulaşmaktadır. Bu nedenle, asfalt çatlaklarının tespitinin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi çok önemlidir. Geleneksel manuel çatlak tespiti, son derece zaman alıcı, çok maliyetli ve çok çaba gerektirir. Bu nedenle, araştırmacılar odaklarını otomatik asfalt çatlaklarının tespitine yoğunlaştırdılar. Ancak, son yıllarda otomatik çatlak tespiti kapsamlı olarak araştırılmasına rağmen çatlakların farklı yoğunluğa sahip olması ve kaplama ortamının karmaşıklığı nedeniyle hala zor bir görevdir. Bu çalışmada, bu zorluğun üstesinden gelmek için konvolüsyon sinir ağı temelli bir yöntem önerildi. Önerilen yöntem, sınıflandırma ve segmentasyondaki başarısı ve hafifliği bilinen MobileNetv2 'nin temelde kullandığı konvolüsyon ve ters artıklı blok yapılarını baz alarak geliştirildi. Yapılan deneysel testler sonucunda, önerilen yöntemin performansı literatürdeki diğer yöntemlere göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu da, otomatik asfalt çatlak tespitinin daha başarılı olması anlamına gelmektedir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex8TR Dizin7
    TR Dizinİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn1308-9072
dc.date.accessioned2026-10-28T15:06:55.737510755Z
dc.date.available2026-10-28T15:06:55.737510755Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/5101
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleFırat Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi