Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2019Türkiye’de Zorunlu Göç Mağduru Çocuklar: Çatışmalar ve Yıkımlar Nedeniyle “Kendi Evinde Mülteci Olmak
Çoban Keneş, Hatice
Zorunlu göç, ona maruz kalan tüm gruplar için maddi ve manevi olumsuz sonuçlarıolan travmatik bir süreçtir. Kadınlar, yaşlılar, çocuklar gibi kırılgan konumda olanlariçinse çok daha ağır sonuçlar doğurabilmektedir. Özellikle de yaşları nedeniylealgılama düzeyleri ve savunmasız konumları dikkate alındığında yerinden edilmeyemaruz kalmanın çocuklar açısından nasıl sonuçlar yaratabileceği öngörülebilir.Çocuklar, bilmedikleri, anlamadıkları ve hiçbir etkilerinin olmadığı nedenler yüzündençıkan savaşlara, çatışmalara maruz kalmakta ve bu sürecin en kırılgan kesimi olarakyaşanan süreçten çok daha ağır etkilenmektedirler. Bu nedenle zorunlu göçünsonuçlarına çocuklar açısından bakılması çocukların ve toplumun sağlığı açısındangerekli ve önemlidir. Ancak, zorunlu göç üzerine yapılmış çalışmalar arasında zorunlugöçün, yerinden olmanın ve yerinden edilmenin sonuçlarına çocuklar açısından bakanaz çalışma bulunmaktadır. Bu amaçla çalışmada göç, zorunlu iç göç, yerinden edilmeliteratüründen yola çıkılarak göç çalışmalarında daha az ele alınan bir konu olarakyerinden edilmiş çocukların görünür kılınmasına aracılık edilecektir.Çalışmada, ağırlıklı olarak Kürt nüfusunun yaşadığı Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 2015 yılısonlarında başlayan askeri operasyonlar ve çatışmalar nedeniyle yaşanan yerindenedilmenin sonuçlarına çocuklar açısından bakılmıştır. Bölgede yaşayan sivil Kürtler2015 yılı sonlarına doğru önce silahlı çatışmalar ortasında kalmış, çatışma bitiminde dealtyapı ve binaların büyük ölçüde yıkılmasıyla, zorunlu göçe maruz kalmışlardır.Çalışma kapsamında 6-11 ve 12-18 yaş aralıklarındaki yerinden edilmiş Sur’lu çocuklarlagörüşmeler yapılmış, çocukların anlatımlarıyla, çocukların bakış açısıyla yerindenedilmenin sonuçları ortaya konulmuştur. Çocukların anlatımlarından çıkarılan beştemel gösterge, kendi ülkelerinde olsalar bile bu çocukların çatışmalar ve zorlayerinden edilmenin sonuçlarını birer mülteci gibi yaşadıklarını ortaya koymuştur.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2018Academic Freedom in Turkey: TSSA Congresses and Talking on Disadvantaged Groups
Çoban Keneş, Hatice
Academic milieus such as symposia, congresses and conferences may be analyzed as places where the traces of academic freedom can be tracked. Such an analysis can be carried out through determination of whether the proceedings of these events include studies on disadvantaged groups that focus on class-based, ethnic, religious and sexual discrimination by moving beyond the hegemonic discourse and the dominant paradigm. Within this scope, the current study has two main areas of focus: the first is an analysis of whether and in what context the problems faced by the disadvantaged groups have been discussed in the Turkish Social Sciences Association’s (TSSA) biannual congresses held during the rule of the Justice and Development Party (JDP); and the second is an evaluation of academics that offer a critical perspective on "sensitive" issues. To this end, the current paper, starting from the TSSA congress held in 2001 - a year before the JDP seized power- and including the congresses held in 2003 and 2005, offers a general evaluation of the congresses. In the second part, the paper addresses the congresses held in 2009, 2011, 2013 and 2015, which can be defined as a more liberal period of the JDP rule, coinciding with efforts towards a peaceful resolution to Armenian, Alawite and Kurdish questions. Finally, the paper offers an analysis of the last congress held in 2017 under the state of emergency that saw replacement of a liberal outlook of the government with straightforward pressure on dissent. A total of six congresses have therefore been analyzed with regard to the program content, the proceedings, and ways of handling the issues that relate to Kurds, Armenians, Alawites, women and children.
- MakaleYalnız künye2016Metaforun Ayrımcı Hegemonyanın İnşasındaki Rolü: Suriyelilerin Haberleştirilmesinde Metafor Kullanımı
Çoban Keneş, Hatice
Retorik çalışmaları ekseninde gelişen eleştirel üretimler ve özellikle bilişsel semantik çalışmalar etrafında örgütlenen eleştirel yaklaşımlarla birlikte metafor, bir dil, anlam veya süsleme aracı değil, hayatı anlamanın ve ifade etmenin bir yolu, bir düşünme biçimi olarak görülür. Bu çalışmalar; dil, söylem ve anlam ilişkisinde metaforun hegemonik olan anlamların inşasında ve sürdürülmesinde nasıl ideolojik bir rol oynadığına, oynayabileceğine dair bir perspektif sunar. Aynı çalışmalar metaforlar aracılığıyla bir söylemin ideolojik yapısının sistematik bir şekilde nasıl okunabileceğine ilişkin fikir verir. Eleştirel çalışmaların ortaya koyduğu bilgiden yola çıkan bu çalışmada da gazete haberlerinde sığınmacılara, söylemlerin inşasındaki rolünü sorunlaştırmak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında mültecilerin 2011 Nisan ayı itibariyle Türkiye'ye toplu giriş yapmalarını; Türkiye'de kalış sürelerinin uzaması ve yeni mülteci girişleri ile birlikte özellikle 2015 yılında ekonomiye maliyetlerini; 2 Eylül 2015 tarihinde Bodrum sahiline vuran cansız bedeniyle mültecilerin 'ölüm yolculuğunu' görünür kılan üç yaşındaki Suriyeli mülteci Ayan Kurdi'nin ölümünü konu edinen haberlerden seçilen örnekler analiz edilmiştir. Bu kapsamda ideolojik konumlanışları ve yayıncılık anlayışları birbirinden farklı olan Sabah, Posta,Hürriyet, Zaman ve Cumhuriyet gazetelerinde olayla ilişkili haberlerde Lakoff ve Johnson'un metafor üzerine geliştirdikleri kavramsal çerçeve ile van Dijk'in eleştirel söylem analizi yöntemi bir arada ele alınarak mültecilere yönelik ayrımcılığın üretilmesine ve yaygınlaştırılmasına aracılık eden söylemlerin metaforları kullanma biçimi üzerine odaklanılmıştır
AtıfTR Dizin18
İncele - MakaleAçık Erişim2014Yeni ırkçılığın bileşeni olarak cinsiyetçilik: ırkçılığın cinsiyetçilikle eklemlenmesi
Çoban Keneş, Hatice
Irkçılık ve cinsiyetçilik üzerine yapılan tartışmaların farklı bir boyuta sıçramasıyla ilişkili olarak ırkçılığı ve cinsiyetçiliği aynı yapısal koşullardan doğan, birbirini besleyen ideolojiler olarak ele alan bu çalışmada daha çok dilde temellenen, söylemler aracılığıyla dolaşıma giren ve pek çok ayrımcı ideolojiyi birbirine eklemleyerek dolaylı- örtük bir şekilde üretilen yeni ırkçılığa ve yeni ırkçı söylemlerin temel bileşenlerinden biri olarak cinsiyetçiliğe odaklanılmıştır. Yeni ırkçılık ve cinsiyetçilik arasındaki ilişki üzerine var olan bilgilerin ışığında farklı ayrımcı ideolojilerin toplumsal cinsiyet üzerinden eklemlenerek kurduğu yeni ırkçı söylemler derinlemesine görüşmelerden elde edilen ifadeler aracılığıyla analiz edilmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin4
İncele

