Yazarlar
- Dal, Nursel Alp(5)
- Tire, Olcay(4)
- Alp Dal, Nursel(3)
- Akgül, Ceylan Sülü(2)
- Baltacı, Nazlı(2)
- Gümüşsoy, Süreyya(2)
- Orhan, İlksen(2)
- Taşçı Beydağ, Kerime Derya(2)
- Yeşiltepe, Akgün(2)
- Yüksekol, Özlem Doğan(2)
- Şentürk, Gamze(2)
- Acar, Sedat(1)
- Akdağ, Nuran(1)
- Aruser, Ulkin Gunduz(1)
- Aslan, Alper(1)
- Aslan, Sinan(1)
- Aslaner, Recep(1)
- Ateş-Saygılı, Çiğdem(1)
- Ateşşahin, Ercan(1)
- Atıcı, Bünyamin(1)
- Ağralı, C.(1)
- Ağralı, Cansu(1)
- Beydağ, Kerime Derya(1)
- Beydaǧ, K. Derya(1)
- Demir, Ayşegül(1)
- Derya Beydağ, Kerime(1)
- Dönmez, Sevgül(1)
- Ekşi, Ali(1)
- Ertem, Gül(1)
- Gulcicek, Demet(1)
- Gurkan, Kubra Pinar(1)
- Göktaş, Merve(1)
- Gülçiçek, Demet(1)
- Gürel, Reyyan(1)
- Ikde Öner, Özlem(1)
- Karadag, Gulendam(1)
- Karahüseyinoğlu, Furkan(1)
- Karakaya, Yunus Emre(1)
- Karatay, Gülnaz(1)
- Korunur, Harun(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Tek Ebeveynli Ailede Kadın Olmak: Güçlükler, Başa Etme Stratejileri, İhtiyaç ve Beklentiler
Akgül, Ceylan Sülü
Bu çalışma; tek ebeveynli ailede yaşayan kadınların yaşadığı güçlükler, baş etme stratejileri, ihtiyaç ve beklentilerini incelemek amacıyla kaleme alınmıştır. Kadının ve çocuğun güçlenmesinin aileyi ve toplumu güçlendireceği anlayışıyla, sosyal hizmetlere yönelik politika önerilerinin sunulması da diğer amaçlar arasında yer almaktadır. Nitel araştırma yöntemiyle kaleme alınan çalışma üç ana temaya ayrılarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular MAXQDA 2024 programı kullanılarak betimsel analizler yoluyla deşifre edilmiştir. Tunceli ili sınırları içerinde yaşayan 10 kadın çalışmanın örneklem grubunu oluşturmuştur. Buna göre hem çocuğun bakımını hem evin geçimini üstlenen kadınların ekonomik, psikolojik ve sosyal açıdan çok yönlü zorluklar yaşadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların baş etme sürecinde çocuklarının varlığı, kişisel motivasyonları ve sosyal destek ağlarının önemli rol oynadığı görülmüştür. Kadınlar başta çocuklarının bakımı için uygun destek koşulları sağlandığında istihdam hayatına katılma ve ekonomik bağımsızlığını sağlama konusunda oldukça istekli olmakta bu minvalde çeşitli beklenti ve önerilerini paylaşmaktadır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Dindarlık Eğilimi ve Aile İçi Şiddet Farkındalığı Arasındaki İlişkide Toplumsal Cinsiyet Algısının Aracılık Rolü
Öztürk, Meral; Türk, Ahmet; Tire, Olcay
Bu araştırma dindarlık eğilimi ve aile içi şiddet farkındalığı arasındaki ilişkide toplumsal cinsiyet algısının aracılık rolünü incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacına uygun olarak tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 18-70 yaş aralığında 463’ü (%68,9) kadın ve 209’u (%31,1) erkek olmak üzere 672 kişi katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması x̄=28,70±10,02’dir. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Dindarlık Eğilimi Ölçeği, Aile İçi Şiddet Farkındalığı Ölçeği ve Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde Pearson korelasyon analizi ile PROCESS Makro regresyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular, katılımcıların olumlu bir toplumsal cinsiyet algısına, yüksek düzeyde dindarlık eğilimi ve aile içi şiddet farkındalığına sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Dindarlık eğilimi ile aile içi şiddet farkındalığı ve toplumsal cinsiyet algısı arasında pozitif yönlü, toplumsal cinsiyet algısı ile aile içi şiddet farkındalığı arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aracılık analizi sonucunda dindarlık eğilimi ve aile içi şiddet farkındalığı arasındaki ilişkide toplumsal cinsiyet algısının kısmi aracılık etkisine sahip olduğu saptanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ2The Female Face of the Digital World: From Cooperatives to Global Financial Freedom
Veysikarani Geyik, Dilek; Akdağ, Nuran; Malkoç Kinikli, Filiz
The objective of this study is to examine, through a narrative literature review and a qualitative cross-case comparison, how women’s cooperatives and cooperative-linked financial mechanisms contribute to women’s financial inclusion and economic empowerment under different institutional and socioeconomic conditions. The study synthesizes evidence from successful initiatives, including the Self-Employed Women’s Association (SEWA) in India, digital savings cooperatives in Indonesia, and M-Pesa-enabled cooperative models in Kenya, women-oriented banking in Rwanda, Cooperative Home Care Associates in the United States, and women’s cooperatives in Türkiye. The findings indicate that cooperative systems enhance women’s access to financial services, strengthen financial and digital capabilities, support income generation, and foster leadership and economic participation. However, persistent barriers, including limited digital access, inadequate financial literacy, and restrictive socio-cultural norms, continue to constrain the effectiveness and scalability of these models. The study concludes that strengthening women’s cooperatives through targeted policy support, capacity-building initiatives, and digital financial inclusion strategies can significantly improve women’s economic empowerment while contributing to more inclusive financial systems and broader sustainable development objectives.
- MakaleYayıncıda açık erişim2026Scopus SJRQ2Digital Mourning After Femicide: A Netnographic Study of Social Responses in Turkey
Karatay, Gülnaz
This study examines the construction of collective mourning and social memory in digital environments following the discovery of university student Ayşe Tokyaz’s body in a suitcase, using a netnographic approach. Femicide is framed as a form of structural violence that produces societal trauma. A total of 414 online comments from Haberler.com were reviewed; 226 met the inclusion criteria, and 205 were analyzed after data cleaning. An integrated qualitative method combining thematic analysis, manual sentiment coding, and discourse analysis was employed. Findings highlight strong demands for justice and capital punishment, alongside distrust in the legal system and calls for retribution. Patriarchal norms appear in victim-blaming and sexist discourse, while demands to reveal the perpetrator’s identity reflect “digital justice.” Collective mourning is expressed through empathy and shared grief, whereas fear signals ongoing trauma. Some users invoke religious references. As a single-case study, findings are context-specific.
- MakaleYalnız künye2026Scopus SJRQ2Institutions, gendered informality, and intrahousehold distribution: A dual-economy model
Ateş-Saygılı, Çiğdem
We study how enforcement institutions shape formalization and the intrahousehold distribution of resources in a developing economy. The model combines an enforcement wedge inside informal technology, gendered formal-attachment margins, and a collective household with a state-dependent female Pareto weight. In the benchmark wage-responsive specification, enforcement raises formalization by compressing informal wages and reallocating work toward formal jobs. Yet aggregate formalization and women's intrahousehold gains need not move together. When women are more exposed to informality and men convert the induced formal-to-informal wage ratio into formal attachment more strongly in level terms, enforcement can lower women's relative earnings, relative formal status, the female Pareto weight, and the consumption ratio during adjustment. An exact effective-access transition and local calculations for the effective-access and reduced-form labor-disutility margins show that this adverse incidence can be offset within the model while preserving formalization gains. Descriptive quarterly evidence for Türkiye documents gendered dynamics in non-agricultural social-security non-registration around salient macroeconomic and institutional episodes. The empirical evidence motivates the labor-market exposure and access channels but does not observe household bargaining or individual consumption.
- MakaleAçık Erişim2025Toplumsal Cinsiyetin Meslek Seçimindeki Rolü: Sosyal Hizmet Bölümü Üzerinden Yapısal Bir Analiz
Akgül, Ceylan Sülü
Çalışma, toplumsal cinsiyet normlarının bireylerin meslek seçimine olan etkisini sosyal hizmet bölümü özelinde, nitel araştırma yöntemi ile incelemektedir. Amaçlı örnekleme ile seçilen katılımcılardan elde edilen veriler, MAXQDA 2024 programı ile analiz edilerek değerlendirilmiştir. Bulgular, sosyal hizmetin “kadın mesleği/kadın işi” olarak algılandığını; bu algının oluşumunda toplumsal (duygusal ve yardım odaklılık algısı) ve ekonomik (masabaşı/rahat iş algısı) paradigmaların etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Erkek öğrenciler için de benzer şekilde, sosyal (farklı cinsel yönelime sahip bireylerle çalışmak istememe) ve ekonomik (gelir getirisi ve statüsü yüksek mesleklere yönelme isteği) gerekçelerin etken olduğu anlaşılmaktadır. Katılımcıların büyük bir kısmı, meslek tercihlerinde kendi bireysel kararlarından ziyade sosyal çevrenin etkisiyle ve yeterli bilgiye sahip olmadan seçim yaptıklarını ifade etmiştir. Ayrıca, mesleğin medyada genellikle 'kadın' figürler üzerinden temsil edilmesinin, mesleğe yönelik algıları etkilediği ve şekillendirdiği de anlaşılmaktadır. Bu durum, meslek tercihlerinde cinsiyet kalıplarının (normlarının) ve hegemonik iş bölüşümünün sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri yeniden ürettiğine işaret etmekte ve bu minvalde yeni öneriler sunulmaktadır.
- MakaleYalnız künye2025Scopus SJRQ1Does a university degree matter for wives? Investigating the relationship between husbands’ socioeconomic resources and wives’ labour force participation
Acar, Sedat
The labour market engagement of women in traditionally oriented societies is frequently constrained by their husbands’ socioeconomic resources. The rise in women’s educational attainment plays a pivotal role in reshaping the gender-based division of labour and enhancing their labour force participation. Drawing on nationally representative cross-sectional data from the Turkish Income and Living Conditions Survey (2006–2022; N = 136,874), this study examines the moderating role of wives’ educational attainment in the association between husbands’ socioeconomic resources (income and education) and wives’ labour force participation. The interaction model reveals that the probability of labour force participation is higher for wives with university-educated husbands only among those who are university-educated themselves; in contrast, participation rates decline for non-university-educated wives. Among university-educated wives, labour force participation is markedly higher in educationally homogamous marriages than in hypogamous marriages. While the negative income effect attributed to husbands persists across both educational strata of wives, its magnitude is significantly attenuated among university-educated wives. These findings indicate that in Turkey, a university degree serves as a critical mechanism for married women to circumvent economic and cultural barriers to labour force participation, with homogamous marital unions further facilitating their engagement.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3Period poverty among women after the 2023 Kahramanmaraş Earthquake in Turkey – a cross-sectional study
Alp Dal, Nursel; Kurt, Nuray; Derya Beydağ, Kerime; Aruser, Ulkin Gunduz; Nagórska, Anna; Nagórska, Małgorzata
Introduction and Objective. Menstrual poverty lies at the intersection of poverty, sustainability, reproductive rights, and gender inequality. The study investigates menstrual poverty among women affected by the 2023 earthquake in Turkey. Materials and Method. A descriptive cross-sectional study was conducted between 24 April – 24 May 2023 with 400 women impacted by the earthquake. Data were collected via social media using a survey form. Chi-square tests, Bonferroni test, and binary logistic regression model were used for statistical analysis. Results. The mean age of participants was 27.27 ± 8.40 years; 69.5% had higher education, 57.0% lived in urban areas, and 90.5% had no chronic disease. A significant relationship was found between access to menstrual products and basic needs (clean water, toilet paper, soap, safe toilet access, and healthcare) during menstruation after the earthquake (p<0.05). A significant correlation was also observed between disruptions to the menstrual cycle and the following variables: lack of privacy, perception that lack of privacy affected menstruation, healthcare access, and difficulty obtaining menstrual products (p<0.05). Conclusions. Most participants faced difficulties accessing menstrual products, water, hygiene supplies, privacy, and healthcare. Those living in tents or containers reported greater challenges. These barriers contributed to menstrual poverty and impacted women’s cycles. As menstrual health and hygiene are basic needs and human rights, menstrual poverty must be addressed globally.
AtıfScopus2OpenAlex3İncele
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3The Level of Intimate Partner Violence Against Women, Contributing Factors, and its Effects on Psychological Resilience: An Evaluation of Women in Turkey
Orhan, İ.; Ünal, E.; Ağralı, C.; Küçükkelepçe, D.Ş.
Background: Violence by intimate partners is a serious public health problem that negatively affects women’s physical, emotional, and social well-being. In Turkey, factors such as traditional gender roles, economic inequalities, and cultural norms contribute to the continuation of this form of violence. Understanding how such experiences influence women’s psychological strength is essential for effective support and prevention strategies. Aim: This study aims to determine the relationship between domestic violence against women, the factors affecting it, and levels of psychological resilience among women in Turkey. Patients and Methods: We conducted this research with 425 women residing in Tunceli, Turkey. In this cross-sectional, relational study, data were collected using a personal information form, the Violence Against Women Scale (SVAWS), and the Brief Resilience Scale (BRS). The relationship between scores obtained from the scales was determined through correlation and linear regression analyses. Cronbach’s alpha coefficient was calculated to assess the reliability of the scales. Results: The average age of the women who participated in the study was 41.22 ± 12.93 years. Approximately one in four women (24.5%) experienced violence, with the primary reasons for violence being financial problems (40.4%) and issues caused by family members of the couple (28.8%). A significant negative correlation was found between the SVAWS and BRS scores (r = −0.228, P < 0.01). Additionally, there was a significant negative relationship between all subdimensions of the violence scale and psychological resilience. Conclusion: The study found that as the level of violence experienced by women increased, their level of psychological resilience decreased.
- MakaleYalnız künye2025Scopus SJRQ2The Relationship Between Employment Guilt and Psychological Resilience Levels of Working Mothers
Orhan, İlksen; Ünal, Esra; Ağralı, Cansu
Psychological resilience is a significant factor affecting feelings of guilt, as it helps mothers maintain a better balance between work and family responsibilities. This study was conducted to identify the relationship between employment guilt and the psychological resilience levels of working mothers. The research involved 483 working mothers residing in Osmaniye province, Turkey, who were employed in various fields. In this cross-sectional correlational study, data were collected online via Google Forms using the Personal Information Form, the Maternal Employment Guilt Scale, and the Brief Resilience Scale. The results of this study suggest that as the psychological resilience levels of working mothers increased, their employment guilt levels decreased. The results from this research can be used to identify potential interventions that could mitigate the negative effects of employment guilt on psychological resilience.
AtıfScopus4WoS4OpenAlex5İncele
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3Gynaecological cancer awareness and healthy lifestyle behaviors of women aged 20-65 years: A descriptive cross-sectional study
Yaşar, Beril Nisa; Şeker, Sevda Arslan
For both individual and community health, women's health is vital. In particular, gynecological cancers can be prevented or treated by adopting healthy lifestyles, raising awareness, and detecting them early. This study aimed to identify levels of gynecological cancer awareness and healthy lifestyle behaviors among women aged 20-65 years. There were 251 women in the descriptive cross-sectional study. The Gynecological Cancers Awareness Scale (GCAS), the Descriptive Characteristics Form, and the Healthy Lifestyle Behavior Scale-II (HLBS-II) were used to gather data. The data was analyzed using the Pearson's correlation test, multiple linear regression, and descriptive statistics. The average HLBS-II score was 123.53±20.75, while the average GCAS score was 149.64±21.30. The HLBS-II and GCAS scores showed a statistically significant positive correlation. Women knowledgeable about early diagnosis methods scored 10.758 times higher on the GCAS, while women familiar with vulvar self-examination scored 11.016 times higher. Employed women had a mean HLBS-II score 6.124 times higher than non-employed women (p<0.05). Women's awareness of gynecological cancer was high, but they also had moderately good lifestyle choices. To raise awareness and promote healthy lifestyle choices, healthcare professionals are advised to take part in health-promoting initiatives.
AtıfScopus2WoS2OpenAlex2İncele
- MakaleAçık Erişim2024Charlotte Jones’un Havada Yüzmek Adlı Oyununda Derin Sularda Yüzmek: Bir Akıl Hastanesinde Kadın Deliliğini ve Kadın Dayanışmasını Keşfetmek
Şentürk, Gamze
Yüzyıllar boyunca delilik, kadın direncine, gücüne ve özgürlüğüne dair tarihsel bir etiket olarak değerlendirilmiştir. Elaine Showalter, Jane M. Ussher, Phyllis Chesler ve Shoshana Felman gibi feminist düşüncenin öncü sesleri, kadın deliliğinin tarihsel süreçte nasıl şekillendiğini ve toplumsal normlarla nasıl ilişkilendirildiğini irdelemişler ve kadınların yaşadığı deneyimlerin toplumsal bağlamda nasıl anlam kazandığını göstermeye çalışmışlardır. Onlara göre, erkek egemen toplumda delilik olgusu, kadınlık bağlamında sıkça vurgulanmış ve bu ilişki çeşitli söylemlerle pekiştirilmiştir. Yaşam biçimleriyle ataerkil ideolojiye meydan okuyan kadınların zaman zaman deli olarak damgalanarak akıl hastanelerine kapatıldıkları sıklıkla dile getirilmiştir. Bu kurumlar, ataerkil sistem tarafından kadınların özgürlüklerini ve kişisel gelişimlerini kısıtlamak için kullanılan araçlar olarak görülmüştür. Feminist hareketin güç kazandığı yirminci yüzyılda, birçok feminist oyun yazarı, kadınlara yönelik eril baskının bir aracı olarak akıl hastalığını ve akıl hastanelerini incelemeye ve bu konu üzerine yazmaya yönelmiştir. Bu yazarların temel motivasyonu ise kadınları deli olarak etiketleyen ve akıl hastanelerine kapatan sosyal ve tarihsel dinamikleri sorgulamak olmuştur. Britanya tiyatrosunun yükselen isimlerinden biri olan ödüllü oyun yazarı Charlotte Jones (1968-), 1997 yılında yazdığı ilk oyunu Havada Yüzmek te St. Dymphna s Hospital adlı bir akıl hastanesine kapatılan iki kadına odaklanır. Jones, ‘ataerkil hegemonya kurbanı’ olarak akıl hastanelerini hapsedildiğini düşündüğü kadınları ve ataerkil baskıya karşı direnişte 'kadın dayanışmasının' önemini vurgulamak için onların akıl hastanelerindeki deneyimlerini ve zor yaşam koşullarını ortaya koyar. Bu makale, Havada Yüzmek oyunundaki deli kadın imgesine odaklanarak Dora ve Persephone adlı karakterler üzerinden Jones un sorunsallaştırdığı akıl hastanesinde kadınların karşılaştıkları sistematik baskıyı ve bu baskıya karşı bir çözüm olarak sunduğu kadın dayanışmasını açığa çıkarmayı amaçlar.
- MakaleAçık Erişim2024Türkiye’de Yaşayan 18-49 Yaş Arası Bekar Kadınların Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlarının Belirlenmesi
Taşçı Beydağ, Kerime Derya; Dal, Nursel Alp
Amaç: Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de yaşayan 18-49 yaş arası bekâr kadınların kürtaja yönelik damgalayıcı tutum, inanç ve davranışlarına etki eden faktörleri belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipteki araştırma, 1 Aralık 2021- 20 Şubat 2022 tarihleri arasında çevirim içi anket yolu ile elde edilmiş; 1016 bekar kadın örneklemi oluşturmuştur. Araştırma verileri, demografik soru formu ve Genç Kadınlarda Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlar Ölçeği ile elde edilmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamında yer alan kadınların Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlar Ölçeği puanlarının ortalaması 29.49 ± 10.428 olarak bulunmuştur. Araştırmaya dahil olan kadınların Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlar Ölçeği puanları yaş, öğrenim düzeyi, gelir durumu, kardeş sayısı, aktif cinsel hayat durumu, en uzun yaşanılan yer, yaşanılan bölge, inanç durumu ve ailesinde ya da yakın çevresinde kürtajın karşılanma şekli değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Sonuç: Kadınların, kürtaja yönelik damgalayıcı tutum, inanç ve davranışlarının düşük seviyede olduğu, ancak pek çok değişkenin tutumları üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Sağlık çalışanları, kürtaj yaptıran kadınları değerlendirirken damgalanmaya maruz kalma durumlarını da göz önünde bulundurmalı, toplumsal damgalamayı yüksek düzeyde yaşayabilecekleri fark edebilmeli ve tespit ettiğinde uygun girişimlerde bulunmalıdır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Kadınların Saygılı Doğum Bakım Algıları ile Doğum Memnuniyeti Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Tanımlayıcı ve Kesitsel Bir Araştırma
Baltacı, Nazlı; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan; Ateşşahin, Ercan
Amaç: Bu araştırma, kadınların saygılı bakım algıları ile doğumda verilen hizmetlerden memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla kesitsel ve ilişki arayıcı olarak yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Araştırma 15 Ocak 2023-15 Mart 2023 tarihleri arasında araştırmaya katılma kriterlerini karşılayan 247 kadın ile yürütülmüştür. Araştırmada veriler; Kişisel Bilgi Formu, Kadınların Saygılı Doğum Bakımı Algısı Ölçeği (KSDBAÖ) ve Doğum Memnuniyeti Ölçeği (DMÖ) ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanmıştır. Verilerin analizi sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler gibi tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi, Tukey HSD testi, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi ile yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 28,55±6,13, doğum yaptığı gebelik haftası ortalaması 39,09±1,48’dir. Kadınların DMÖ puanı ortalaması 111,31±10,09 olarak yüksek düzeyde ve KSDBAÖ toplam puanı ortalaması 85,31±8,15 olarak yüksek düzeyde bulundu. KSDBAÖ’nün “rahatlık sağlamak” alt boyutu puan ortalaması 85,31±8,15; “bakıma katılım” alt boyutu puan ortalaması 29,11±4,78 ve “kötü muamele” alt boyutu puan ortalaması 23,93±1,53 olarak saptandı. Sonuç: İntrapartum annelik bakımı temel bir insan hakkıdır ve bu süreçte doğumun etik, psikolojik, sosyal ve kültürel boyutları dikkate alınmalıdır. Araştırmanın sonucunda kadınların saygılı doğum bakımı algısı artıkça doğumda aldıkları hizmetlerden memnuniyet düzeylerinin arttığı, kötü muameleye maruz kaldıkça doğuma ilişkin memnuniyetlerinin azaldığı belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Üniversite Öğrencilerinin Kişilik Tipleri, Kariyer Farkındalığı ve Gelecek Kaygıları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Simsek, Abdullah; Karahüseyinoğlu, Furkan
Bu araştırma üniversite öğrencilerinin kişilik özelliklerinin, kariyer farkındalığı ve gelecek kaygıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modeli kullanılarak nicel araştırma yönteminde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı dört kısımdan oluşmakta olup, ilk kısımda katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin sorular yer almaktadır. İkinci kısımda katılımcıların kişilik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla “Beş Faktör Kişilik Ölçeği” kullanılmış, üçüncü kısımda katılımcıların kariyer farkındalıklarının belirlenmesi amacıyla “Mesleki Kariyer Farkındalığı Ölçeği” ve son olarak dördüncü kısımda ise “Beck Umutsuzluk Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Munzur Üniversitesinde önlisans bölümlerinde eğitim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Katılımcıların cinsiyetlerine bakıldığında 211 kadın, 163 erkek öğrenci olmak üzere 374 öğrenci yer almaktadır. Elde edilen verilerin normallik analizi ile değerlendirilerek basıklık ve çarpıklık değerlerine bakılarak, verilerin normal bir dağılım gösterip göstermediği incelenmiş ve inceleme sonucunda verilerin normal dağılım gösterdiği sonucu elde edilmiştir. Araştırmaya katılım gösteren öğrencilerin demografik özelliklerinin ve belirleyici diğer özelliklerin ortaya konulmasında yüzde, ortalama, frekans ve standart sapma gibi ölçütler değerlendirmede yer almıştır. Verilerin normal dağılım göstermesinden dolayı araştırmada t-testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada yer alan kişilik özelliklerinin kariyer farkındalığı ve umutsuzluk üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla da korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; kadın katılımcıların mesleki bilinçlerinin erkek katılımcılara göre daha yüksek olduğu, gelecekle ilgili duygular ve motivasyon kaybı açısından erkeklerin kadınlara göre umutsuzluklarının daha yüksek olduğu, mesleki hazır bulunmuşluk ve mesleki bilincin yaşı küçük olan öğrencilerin yüksek olan öğrencilerden daha yüksek olduğu, mesleki bilinç düzeyleri açısından aylık hane halkı geliri düşük olan öğrencilerin, gelir düzeyi yüksek olan öğrencilerden daha yüksek olduğu sonucuna varılmaktadır. Öğrencilerin kariyer farkındalığı arttıkça umutsuzluklarının azaldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
AtıfOpenAlex6TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2024Cross-dressing in contemporary british feminist theatre
Şentürk, Gamze
Sex and gender are two concepts that are often unconsciously used interchangeably, but they have distinct meanings. They are crucial in understanding the gender hierarchy or the distinction between man and woman created by the patriarchal order. While sex refers to a biological difference or an innate existence based on signs such as chromosomes and genitals, gender is a socio-cultural identity subsequently acquired through social interaction. While the biology-oriented approach reduces femininity and masculinity to the body based on an essentialist approach, the socio-culturally oriented approach underlines that femininity and masculinity are culturally constructed, fluid, and changeable. The gender roles assigned to man and woman in patriarchal society bring along certain expectations based on their sexes and their society’s values and beliefs about gender. The fact that both woman and man are expected to wear appropriate dress for their gender roles is the reflection of this expectation. When a man wears clothing traditionally associated with women or when a woman wears clothing traditionally associated with men, they might face ridicule or criticism because these clothing choices challenge established gender norms, and because the clothes are reminders of roles or symbols that favour social roles. Contrary to this, cross-dressing is described as an act of wearing clothes and accessories that belong to the opposite sex, and it is possible to see its examples as a deconstructive strategy in contemporary British feminist theatre. This article aims at discussing the functions of cross-dressing as a body memory in contemporary British feminist theatre over selected plays such as Caryl Churchill’s plays Cloud Nine (1979) and Top Girls (1982), Timberlake Wertenbaker’s New Anatomies (1984), and Moira Buffini’s Silence (1999).
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Determination of glass ceiling barriers in Academicians
Aslan, Sinan; Yeşiltepe, Akgün; Ozturk, Aygul
Aim: This study was planned to determine the perceptions of academicians working at universities in Turkey about artificial barriers that prevent women from rising to upper levels of management. Materials and Methods: This descriptive study was carried out by reaching 394 academicians who are actively working in the Academy and who agreed to participate in the study between February 16 and March 15, 2022, via online survey method. Results: While a difference was found between perceived glass ceiling barriers of academicians who participated in the study and their age, gender, marital status, status of having children, educational status and academic title (p<0.05); no difference was found between perceived glass ceiling barriers and income status, working years, number of boards academicians were in, the state of choosing the profession willingly and the state of being satisfied with the profession (p>0.05). Mean score of Glass Ceiling Barriers Scale for Academicians used in this study was found as 74.30±18.93 and it was found that academicians had moderate level of perceptions about artificial barriers preventing women from rising to upper levels of management. Conclusion: The research clearly reveals the thoughts of both men and women on gender equality and provides guiding data for academics.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ1The nation’s happiness, women’s altruism and the affective politics of self-blame: Generating a ‘mood of commitment’
Gülçiçek, Demet
This article contributes to the growing interest in affect and emotions in sociological research, with a specific focus on ‘mood’, developing the concept ‘mood of commitment’. It approaches political commitment as a mood, an affective lens, a dedication to a greater cause, asking how political commitments might be a low intensity affective relationship, and also a heightening, high intensity rhythm at the same time. I conceptualise ‘mood of commitment’ as an object of analysis that can be engaged to critically understand a wide range of political commitments. This article focuses on the case of Ottoman Muslim women’s movements in the early 20th century, amid the turmoil of nationalist movements and ‘modernisation’ processes. It firstly analyses objects of desires that are circulated to be persuasive in the political movements, and attunement of women’s movements with already existing nationalist movements. It secondly unpacks the kind of work involved in claiming to be in the ‘right’ mood of commitment, emphasising the production of hegemonic positions.
AtıfScopus2WoS2OpenAlex2İncele
- MakaleYalnız künye2024Scopus SJRQ1Investigation of Sexual Distress in Pregnant Women: A Turkish Multi-center Study
Koç, Emine; Baltacı, Nazlı; Yüksekol, Özlem Doğan; Gürel, Reyyan; Ulucan, Mihriban
Introduction: During pregnancy, sexual distress is common, but its prevalence and underlying factors require elucidation. This study was performed to investigate sexual distress in pregnant women. Methods: This research was designed as a descriptive and multi-center study. The study included 2365 pregnant women from 6 geographical regions of Turkey between April 1, 2022, and February 1, 2023. Data was collected using the “Pregnant Information Form” and “Female Sexual Distress Scale-Revised (FDS-R).” Descriptive statistics, independent sample t-test, analysis of variance, and the Pearson correlation test were used for data analysis. Results: Herein, 46.1% of pregnant women experienced sexual distress, and the mean FDS-R score of the study participants was 14.49. Participants who were dissatisfied with their sexual life before and during pregnancy (p < 0.001), those who did not have sexual intercourse during pregnancy (p < 0.001), those who experienced decreased sexual desire during pregnancy (p < 0.001), those who did not receive sexual education during pregnancy (p < 0.001), and those who experienced problems when engaging in sexual intercourse during pregnancy (p < 0.001) experienced more sexual distress. Sexual distress increased when the mean age and the number of pregnancies and children increased, whereas it decreased when the gestational week increased. Conclusions: Approximately half of the pregnant women included in the study experienced sexual distress. The findings highlight the importance of midwives and nurses encouraging pregnant women to discuss their sexuality. Policy implications: The findings of this study show that sexual distress during pregnancy is common and affected by some factors related to personal and sexual life during pregnancy. This result provides evidence of the need to develop culturally appropriate interventions and policies that include sexual partners in the context of improving pregnant women's sexual distress, sexual health, good family relationships and mental health.
AtıfScopus2WoS2OpenAlex2İncele
- MakaleAçık Erişim2023Doğurgan Çağdaki Kadınlarda Travmatik Doğum Algısı ve Etkileyen Faktörler
Taşçı Beydağ, Kerime Derya; Dal, Nursel Alp
Amaç: Bu araştırma, doğurgan çağdaki kadınlarda travmatik doğum algısı düzeyini ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki çalışmaya, Türkiye’de yaşayan ve çalışmaya katılmayı kabul eden ve gebe olmayan 1090 kadın, kartopu örnekleme yöntemi ile 1 Ekim- 31 Kasım 2020 tarihleri arasında alınmıştır. Çalışmanın verileri sosyal paylaşım sitesi ve sosyal paylaşım ağı üzerinden çevirim içi anket ile toplanmıştır. Veriler, ilgili literatür doğrultusunda hazırlanmış olan demografik soru formu ve Travmatik Doğum Algısı Ölçeği (TDAÖ) ile elde edilmiştir. Bulgular: Kadınların TDAÖ puan ortalaması 63.78±30.04 bulunmuştur. Kadınların, gelir düzeyi, medeni durum, çalışma durumu, yaşadıkları yer, doğum yapma durumu, doğumdan korkma durumu, annesinin doğum hikâyesinin nasıl olduğu, kötü doğum hikâyesi duyma durumu, vajinal ve sezaryen doğuma tanık olma durumlarının travmatik doğum algısını etkilediği tespit edilmiştir. Sonuç: Kadınların orta düzeyde travmatik doğum algısına sahip oldukları saptanmıştır. Sağlık profesyonellerinin birincil amacı travmatik doğumların oluşması önlenmek olmalıdır. Eğer travmatik doğum önlenememişse kadının bu süreci sorunsuz anlatabilmesi için destek olunmalı ve doğum sonu bakımla olumsuz doğum algısı olumluya dönüştürülmelidir.
AtıfOpenAlex2
İncele
