Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Toprak ortamında herbisit biyoremediasyon veriminin Gammarus pulex'in bazı biyokimyasal paramatreler kullanarak araştırılması

    Yusuf Söylemez

    Bu çalışmada glifosat herbisitinin tarım alanlarında kullanılan konsantrasyonu baz alınarak hazırlanan sulu çözeltileri, laboratuvarda oluşturulmuş beş adet yapay tarla düzeneklerine ilave edilmiş ve bu düzeneklerin her birine çeşitli konsantrasyonlarda B. aryabhattai bakterisi ilave edilmiştir. Oluşturulan bu düzeneklerden günden güne süzüntü alınarak kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ve toplam organik karbon (TOK) parametrelerine bakılıp B. aryabhattai bakterisinin gösterdiği giderim verimleri takip edilmiştir. Arıtım öncesi ve en yüksek giderim veriminin olduğu arıtım sonrası alınan süzüntü suyunun G. pulex üzerinde gösterdiği toksik etkiler de süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), asetilkolinesteraz (AChE), glutatyon (GSH) gibi enzimatik ve enzimatik olmayan antioksidan parametrelerle, lipid peroksidasyonun göstergesi olan tiyobarbitürik asit reaktif maddesi (TBARS) seviyelerindeki değişimlerle takip edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilere göre B. aryabhattai bakterisi en yüksek giderim verimini 10 ml' lik B. aryabhattai ortamında KOİ bazında % 71.1; TOK bazında ise % 85.6 seviyesinde tespit edilmiştir. Enzim aktivite sonuçlarına bakıldığında ise MDA düzeyleri ile AChe kontrol ile kıyaslandığında üç farkli subletal dozda glifosat uygulanan gruplarda hem 24. hem de 96. saatin sonunda arttığı, GSH düzeyleri ile SOD, CAT enzim aktivitesi azaldığı tespit edilmiş ve dolayısıyla B. aryabhattai' nin biyoremediasyon faaliyetlerinde etkin bir bakteri türü olduğunun yanı sıra G. pulex'in de alıcı ortamlarda toksik yanıt araştırmalarında uygun bir model canlı olduğu görüşüne varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Türkiye'de muhafazakârlığın toplumsal algılanışı: Tunceli-Elâzığ karşılaştırmalı bir çalışma

    Kenan Karaman

    Muhafazakârlık algısının toplumsal algılanışına yönelik yapılan araştırmayla; Tunceli ve Elâzığ illeri özelinde muhafazakârlığın ne şekilde algılandığı ve bu algının altında yatan değişkenlerin neler olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma kapsamında durum tespiti şeklinde desenlenen araştırmanın çalışma grubunu, Tunceli ve Elâzığ illerinde ikamet eden ve aynı zamanda bu illerin yerel halkından olan en az lisans düzeyinde eğitim almış 42 birey oluşturmuştur. Bunların 16'sı Tunceli, 26'sı Elâzığ yerel halkındandır. Araştırma verileri, çalışma grubuna uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiş ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Verilerin analizi sonucunda; Tunceli ilinin kısmen "geleneksel" ve "mezhepsel" anlamda muhafazakârlık eğilimi göstermesine karşılık, politik muhafazakârlıktan uzak bir toplumlum yapısına sahip olduğu görülmektedir. Elâzığ ilinin ise "milliyetçi-muhafazakâr" ve değişime karşı direnç gösteren bir toplumsal yapıya sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Yine araştırma bulgularına göre; Elâzığ ilinden çalışma grubuna katılanlar kendilerini ideolojik anlamda "politik muhafazakâr" olarak görürlerken, Tunceli ilini politik anlamda milliyetçi, muhafazakâr ve değişime karşı direnç gösteren değil, tam aksine değişime açık bir toplumsal yapıya sahip olarak görmektedirler. Araştırmayla, Elâzığ muhafazakârlığının altında değişkenler olarak dinsel (İslami) inanç ve değerler yatarken, Tunceli muhafazakârlığının altında yatan değişkenlerin daha yerel ve geleneksel değerler olduğu, ulaşılan diğer bir bulgudur. Muhafazakârlığın ülke genelinde birlikteliğin sağlanmasına yardımcı olması, siyasal ve sosyal kutuplaştırmadan uzaklaştırılması, toplumun tüm kesimlerinin önemli derecede sorumluğundadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    COVID-19 pandemisinde ülkeler bazında kriz yönetimi sürecinin incelenmesi

    Nihan Usta

    Covid-19 virüsü, 2019 yılının Aralık ayında Çin'de ortaya çıkmış ve kısa sürede dünya geneline yayılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihinde pandemi ilan edilmiştir. 20. Yüzyılda ortaya çıkan diğer birçok salgın hastalıktan farklı olarak Covid-19 virüsü yalnızca az gelişmiş ülkeleri değil gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri de etkilemiştir. Tepe yöneticilerin salgının neden olduğu krize yönelik attıkları ilk adımlar ve hareket geçme hızları Covid-19 pandemisi krizinin ülkeler bazında yönetilmesinde farklılıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Her ülkenin uğraştığı virüs aynı iken ülkeler arasında farklı yönetim şekillerinin ve tepkilerin oluşmasının nedeni araştırılarak kriz yönetiminin etkinliğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Covid-19 salgını, ülke ekonomilerini birbirinden farklı boyutlarda etkilemiştir. Salgının ortaya çıkması ile beraber dünyanın birçok ülkesinde uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları, iş yerlerinin kapatılması, üretimin yavaşlaması hatta bazı alanlarda durması, ulusal ve uluslararası seyahatin kısıtlanması; turizm faaliyetlerinin zayıflaması, sağlık sistemlerine yapılan harcamalar ülke ekonomileri üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır. Dünyanın en güçlü ekonomisine sahip olduğu belirtilen ülkelerin bile Covid-19 salgınının neden olduğu ekonomik kriz yönetimi alanında yetersiz kaldıkları görülmektedir. Bu çalışmada Çin, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye'nin Covid-19 salgını sürecinde aldıkları tedbirler ve bu tedbirlerin etkili olup olmadığı Veri Zarflama Analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular ile ülkelerin kriz yönetim sürecindeki başarı durumları belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Masere udi hindi (Aquilaria agallocha Roxb.) yağının yüksek yoğunlukta stoklanan japon balıklarında (Carassius auratus) antioksidan durumuna etkileri

    Murat Börübaş

    Bu tez çalışmasında, masere udi hindi (Aquilaria agallocha Roxb.) yağının yüksek yoğunlukta stoklanan Japon balıklarının (Carassius auratus) antioksidan durumuna ve büyüme performansına olan etkileri incelenmiştir. 30 gün süren çalışma sonunda en yüksek canlı ağırlık Mas1 grubunda elde edilirken, yüksek stoklama yoğunluğundaki masere udi hindi deneme gruplarında bütün son ağırlık verileri KY grubuna göre yüksek bulunmuştur. En iyi YDO değeri Mas1 grubunda bulunurken, yüksek stoklama yoğunluğundaki Mas05 ve Mas2 gruplarına ait YDO değerleri, düşük stoklama yoğunluklu KD grubuna göre daha iyi çıkmıştır. MB, RBO ve SBO büyüme parametreleri bakımından Mas1 grubu en yüksek değerleri verirken, KY grubunda en düşük veriler kaydedilmiştir. Masere udi hindi yağı ilaveli yemlerin yüksek stoklama yoğunluğundaki Japon balıklarının büyüme performansında etkili olduğu görülmüştür. Büyüme performansı açısından en etkili masere udi hindi yağı oranı %1 olarak tespit edilmiştir. Antioksidan durumu ile ilgili olarak, Japon balıklarının masere udi hindi yağı ilaveli yemlerle beslenmesi yüksek stoklama yoğunluğunda oksidatif stresi azaltmıştır. Yüksek stoklama yoğunluklarında, SOD ve CAT enzim aktivitelerinin artışında en etkili masere udi hindi yağı oranları sırasıyla %1 ve %0,5 olarak tespit edilmiştir. MDA düzeyinin azaltılmasında en etkili masere udi hindi yağı oranı %1 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, Japon balıklarının yüksek stoklama yoğunluğunda büyüme performansının ve antioksidan durumunun iyileştirilmesinde masere udi hindi yağı etkili bulunmuştur. Büyüme performansı ve antioksidan durumu göz önünde bulundurulduğunda, Japon balıkları için yemlerinde tavsiye edilebilecek masere udi hindi yağı optimal oranı %1'dir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    COVID 19 pandemi döneminde öğretmenlerin bilişsel esneklikleri ile mesleki canlılıklari arasındaki ilişkinin belirlenmesi

    Coşkun Özçelik

    Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin Covid 19 pandemi döneminde bilişsel esneklik ve mesleki canlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Tunceli'de resmi kamu kurumlarında görev yapmakta olan 244 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak katılımcıların sosyodemografik özelliklerine yönelik kişisel bilgi formuyla birlikte "Bilişsel Esneklik Ölçeği" ve "Mesleki Canlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde Statistical Package for Social Science for Windows (SPSS) 24.0 ve AMOS 24.0 paket programı kullanılmıştır. Her bir ölçek için açımlayıcı ve doğrusal faktör analizleri yapılmış arkasından bağımsız örneklem t testi, varyans analizi, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma bulgularında öğretmenlerin Bilişsel Esneklik Ölçeği katılma düzeyleri ile öğretmenlerin cinsiyetleri, yaşları, eğitim düzeyleri, medeni durumları, çocuk sayıları, toplam çalışma süreleri, mevcut kurumda çalışma süresi, idari görev durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Mesleki Canlılık Ölçeği ve ölçeğin alt boyutlarına katılma düzeylerinde, öğretmenlerin eğitim düzeyleri, medeni durumları, toplam çalışma süreleri, mevcut kurumda çalışma süresi, idari görev durumu açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamamıştır. Kadın öğretmenlerin mesleki canlılık seviyeleri, erkek öğretmenlere göre daha yüksektir. İş tatmini alt boyutunda; 20 ve 29 yaş arasında olan öğretmenlerin iş tatmini düzeyleri, diğer yaş gruplarında bulunan öğretmenlere göre daha yüksek düzeydedir. Dinçlik ve ustalık alt boyutlarında da; 2 çocuk sahibi olan öğretmenlerin dinçlik ve ustalık alt boyutlarına katılma düzeyleri, diğer öğretmenlere göre daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların Bilişsel Esneklik Ölçeğine katılma düzeyleri ile Mesleği Canlılık Ölçeğine katılma düzeyleri arasında doğru yönlü kuvvetli bir ilişki mevcuttur. Buna göre öğretmenlerin bilişsel esneklik seviyeleri yükseldikçe mesleki canlılık seviyeleri de önemli ölçüde arttığını göstermektedir. Yapılan regresyon analiziyle, öğretmenlerin mesleki canlılıkları, kişilerin bilişsel esnekliklerini %52,7 oranında açıklamaktadır. Çalışma sonucunda öğretmenlerde bilişsel esneklik ve mesleki canlılık kavramları arasındaki ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Bir biyogaz tesisinde bazı parametrelerin değerlendirilmesi

    Hakan Gül

    Bu tez çalışmasının ana amacı, Malatya ilinde bulunan biyogaz tesisinin işletilmesinde bazı parametrelerin değerlendirilmesidir. Bu amaçla, biyogaz tesisinde bulunan iki adet çürütücüye ait pH, sıcaklık, katı madde (KM) ve organik katı madde (OKM) verileri ile çürütücülerden elde edilen CH4, H2S ve O2 verileri aylara göre değerlendirildi. Ayrıca, biyogaz tesisinden elde edilen gübrelerde bazı elementler (Be, Na, Al, K, Ca, Mo, Ba ve B) tespit edildi. Elde edilen verilere göre, çürütücülere ait pH değerlerinin 7,63-7,72 arasında, sıcaklık değerleri 36,09-38,32 0C arasında, KM değerleri %5,40-6,40 arasında ve OKM değerleri %62,27-66,50 arasındaydı. Biyogaz tesisinde elde edilen CH4 değerleri %55,72-56,49 arasında, H2S değerleri 1483,07-1593 ppm arasında ve O2 değerleri %0,56- 0,57 arasındaydı. Biyogaz tesisinden elde edilen gübrelerde en yüksek element konsantrasyonu kalsiyum için 49067 mg/kg, en düşük element konsantrasyonu molibden için 2,17 mg/kg'dı. Sonuç olarak, biyogaz tesisinin metan oluşum değeri ve diğer parametreleri incelendiğinde tesisin verimli bir şekilde işletildiği belirlendi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Demirköprü Baraj Gölü (Manisa)'ndeki su ve Viviparus contectus (Millet, 1813) örneklerinde ağır metal kirliliğinin belirlenmesi

    Emsiye Göktürk Aksu

    Akuatik organizmalar, su ekosistemlerinde var olan kimyasalları besinleriyle beraber almalarından dolayı vücutlarında metal biriktirirler. Potansiyel olarak ağır metallerin varlığının değerlendirilmesi için, biyoizleme çalışmalarında Gastropodlar kullanılmıştır. Bu nedenlerle, bu çalışma Demirköprü Baraj Gölü'nden (Manisa, Türkiye) sudaki ağır metal biyoakümülasyonunu (Cd, Cr, Pb, As, Zn ve Cu) ve Viviparus contectus'u analiz etmeyi amaçlamıştır. Ayrıca numune alma sırasında suyun fiziko-kimyasal özellikleri [pH, su sıcaklığı (°C), çözünmüş oksijen (mg/L)] ölçülmüştür. Elde edilen bulgulara göre tatlı su salyangozlarında en çok biriken metal Zn, su örneklerinde en çok biriken metal ise Pb olup, ağır metal birikimi mevsime göre değişmektedir. Elde edilen ağır metal konsantrasyonları EPA, FAO ve Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği'ne göre sınır değerlerin altındadır. Sonuç olarak, su ortamı antropojenik kirlilikten olumsuz etkilenmektedir ve elde edilen veriler biyoizleme çalışmaları için yararlıdır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Murt, kekik ve aynısefa bitki esansiyel yağlarının antibakteriyel etkinliği

    Ali Bozkaya

    İnfeksiyöz (bakteri, virüs, parazit, mantar) kaynaklı hastalıklar yetiştiricilik ünitelerinde en sık görülen nedenler olup balıkların sağlığına yönelik ciddi tehdit oluştururlar. Bakteriyel enfeksiyonlar ise böyle stres durumlarındaen ciddi enfeksiyonlara neden olurlar. Uzun yıllardır hastalıkların tedavisinde antibiyotik uygulamaları kurtarıcı rol üstlenmiş ancak antibakteriyel direnç oluşumu tedavisel ve çevresel sorunlarına neden olmuştur. Bu nedenle son yıllarda antibiyotiklere alternatif yeni tedavi olanakları geliştirilmiş ve doğal bitkilerden elde edilen bitki uçucu yağlarının terapötik uygulamaları üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada infeksiyöz etkenlerin başında gelen bakteriyel kökenli hastalıklara karşı alternatif tedavi olarak değerlendirilen bitki uçucu yağlarının antibakteriyel etkinliği üzerinde durulmuştur. Bu amaçla halilibrahim zahter (Satureja thymbra L.), aynısafa (Calendula officinalis L.) ve murt (Myrtus communis L.) uçucu yağları; gr (-) olan Pseudomonas aeruginosa, Klebsiella pneumoniae ve gram (+) olan Enterococcus faecalis ve Staphylococcus aureus bakterilerine maruz bırakılmış disk difüzyon ve mikrodilüsyon broth yöntemleri ile sonuçlar değerlendirilmiştir. Uçucu yağlara ait majör bileşenler C. officinalis için α-Kadinol (%29.4) ve δ-Kadinen (%19,7); M. communis için Eucalyptol (%38,44) ve α–Pinene (%25,13); S. thymbra için Gamma-Terpinene (%21,89) ve timol (19.38) olarak bulundu. Antimikrobiyal etkinlik duyarlılık test sonuçları incelendiğinde; M. communis uçucu yağı tüm bakteriler üzerinde mikrobisid etki gösterdi. K. pneumoniae (28 mm) üzerinde en yüksek; S aureus (12,3 mm) ise en düşük etki izlendi. S. thymbra uçucu yağı K. pneumoniae dışındaki tüm bakteriler üzerinde mikrobisid etki; C. officinalis ise P. aeruginosa ve S. aureus (10.3 mm) üzerinde mikrobiyostatik; K. pneumoniae (14.3 mm) ve E. faecalis (19.6 mm) de mikrobisid etki gösterdi. Tüm uçucu yağlar için MİK değerleri 12.5 µL - 100 µL aralığında izlendi. Çalışma bulgularımız gösteriyor ki bitki uçucu yağları patojen bakterilerin üremelerini durduracak inhibitör konsantrasyonlarda, hastalıklar üzerinde etkili bir tedavi şekli oluşturabilecek profil özelliği taşımaktaysa da konu üzerinde daha kapsamlı çalışmalarla desteklenmesi gerekmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Deneysel bir yeşil teras çatıyı simüle eden lizimitrenin hidrolojik tepkilerinin Hydrus-1D ile modellenmesi

    Murat Sür

    Bu yüksek lisans tezinde, Fransa'nın Ulusal Araştırma Enstitüsü (ANR) tarafından finanse edilen "VegDUD" (Sürdürülebilir kentsel gelişimde bitkilerin rolü: klimatoloji, hidroloji, enerji yönetimi ve atmosfer ile ilgili konulara dayalı bir yaklaşım) araştırma programı kapsamında ve Fransa'nın Yapı Bilim Merkezinde (CSTB, Nantes) inşa edilen çeşitli seyrek tip yeşil teras çatı konfigürasyonunu simüle eden deneysel lizimetre verileri kullanılmıştır. Bu deneysel yeşil teras çatı sistemleri tabi tutulduğu Nantes kentinin (Fransa) atmosferik hava koşullarındaki yağmur epizotlarına karşı hidrolojik tepkileri ölçülmüştür. Bu tezin amacı, 12 cm suni toprak katmanı olan ve üzerinde "Sedum album" bitki örtüsü olan, lizimetrenin hidrolojik tepkilerini 1 boyutlu Richards Denklemini sonlu eleman tekniği ile çözümleyerek, hidrolojik tepkilerini modellemektir. Bunun için Richards Denklemini sayısal ortamda sonlu elemanlar metodu ile çözebilen ve ücretsiz lisans kullanımı olan Hydrus-1D yazılımı kullanılmıştır. Tez çalışmasında 12 cm katmanı olan ve üzerinde "Sedum album" bitki örtüsü olan ve 2011 yaz aylarında kaydedilen veriler: anlık yağmur suyu miktarı, sistemden süzülen su debisi, meteorolojik istasyon ölçümleri ve katmanın içindeki su muhtevasını ölçen zaman alanlı refletktometre (TDR) sensör verileri kullanılmıştır. Problemin üst sınır koşulu olan potansiyel terleme ve buharlaşma (Potential Evapo-transpiration) için Penman- Montheith modeli kullanılarak problem çözümlenmiştir. Yetiştirme katmanın hidrolojik fonksiyonları olan su tutma eğrisi ve iletkenlik fonksiyonları için van Genuchten-Mualem (vGM) modeli tercih edilmiştir. Bu fonksiyonların parametreleri ise, VegDUD programı kapsamında yürütülen infiltrasyon deneylerin ve literatürde ters yöntem ile elde edilen zemin hidrolik parametreleri kullanılmıştır. Yetiştirme katmanı ilk aşamada sade (homojen) bir akış modeli (tek permeabilite) izlenerek simüle edilmeye çalışılmıştır. Ancak lizimetreden süzülen su miktarının gerçek ve modellenen su miktarı arasında ciddi farklar oluştuğu gözlendi. Özellikle, sistemden çıkan yağmur suyu miktarın gerçekten çok daha düşük olduğu gözlendi. Bu nedenle, ikinci bir aşamada, çift akışlı bir model tercih edilmiştir (çift permeabilite). Bu durumda, modellenen "runoff" debisi, gerçeğe daha yakın olduğu gözlenmiştir. Ancak çift-permeabilite modelin daha çok parametre gerektiğinden, bu parametrelerin tespiti için kullanılan infiltrasyon verilerin çoğaltılması ve zemin hidrolik parametrelerin tayını için ters yöntem metotlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, tercih edilen 1D boyutlu yaklaşım 3 boyutlu sistemin davranışı temsiliyetinde yetersiz kalabilir, özellikle hafif olan eğimin etkisi konfigüre edilememiştir. Sonuç olarak, yeşil çatı sistemlerin hidrolojik davranışlarını modellemek için homojen (tek permeabilite) modelin pek uygun olmadığı görüldü. Bunun yerine çift permeabilite modelin daha uygun olduğunu görüldü. Araştırma perspektifi olarak çift permeabilite modelin zemin hidrolik parametrelerin daha doğru tayin edilmesi için daha fazla infiltrasyon deneyleri ve geliştirilmiş BEST-2K yöntemi kullanarak tayin edilmesi ve akışın 3 boyutlu bir ortamda modellenmesi öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Çift permeabilite model, evapotranspirasyon, Hydrus-1D, Richards Denklemi, yeşil çatı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Farklı oranlarda meyve suyu ilave edilerek elde edilen fermente badem sütünün bazı kalite özelliklerindeki değişimin belirlenmesi

    Gülseven Duran

    Bu çalışmada, 3 farklı oranda (%10, %20 ve %30) ve iki çeşit (portakal ve ananas suyu) %100 meyve suyu ilave edilmiş ve edilmemiş fermente badem sütü örneklerinin bazı kalite özellikleri (pH, titrasyon asitliği), Lactobacillus acidophilus canlılığı, küf ve maya sayıları, reolojik özellikleri ve duyusal değerlendirmelerindeki değişimler incelenmiştir. Farklı oranlarda portakal ve ananas suyu ilave edilmiş ve edilmemiş fermente badem sütü örneklerinin pH değerlerinin fermantasyon aşaması sonunda sırasıyla 3.97–4.40 ve 3.99-4.28 arasında değiştiği, depolama aşaması boyunca ise 7. ve 14. günde sırasıyla 4.33-4.77 ve 4.48-4.95, 4.35-4.87 ve 4.54-4.93 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Farklı oranlarda portakal ve ananas suyu ilave edilmiş ve edilmemiş fermente badem sütü örneklerinin titrasyon asitliği değerlerinin ise fermantasyon aşaması sonunda sırasıyla %0.178–%0.478 ve %0.186-%0.360 arasında değiştiği ve ilave edilen meyve suyu çeşidine bağlı olmadan depolama işlemi boyunca değerlerin artış gösterdiği belirlenmiştir. En düşük pH ve en yüksek titrasyon asitliği değerlerinin hem portakal suyu hem de ananas suyu ilave edilen örnekler için %30 oranında meyve suyu ilave edilmiş örneklerde elde edilmiştir. Portakal suyu ilave edilmiş fermente badem sütü örneklerinin L. acidophilus içeriğinin fermantasyon aşaması sonunda 7.58-7.95 log kob/ml arasında değiştiği, depolama işlemi boyunca hafif bir azalma eğilimi gösterdiği belirlenmiştir. Ananas suyu ilave edilmiş fermente badem sütü örneklerinde ise fermantasyon aşaması sonunda L. acidophilus miktarı 7.31-7.67 log kob/ml arasında değiştiği ve depolama işlemi boyunca hafif bir azalma eğilimi gösterdiği tespit edilmiştir. Farklı oranlarda portakal ve ananas suyu ilave edilmiş ve edilmemiş fermente badem sütü örneklerinin hiçbirinde küf ve maya tespit edilmemiştir. Farklı işlem koşulları kullanılarak üretilen fermente badem sütü örneklerinin tümünün Newton olmayan psödoplastik akış davranışı gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca portakal ve ananas suyu ilave edilmiş ve edilmemiş fermente badem sütü örnekleri için en uygun reolojik modellerin sırasıyla Üssel ve Herschel-Bulkley modeli olduğu belirlenmiştir. Yapılan duyusal değerlendirme sonucunda ise, farklı oranlarda portakal ve ananas suyu ilave edilmiş ve edilmemiş fermente badem sütü örnekleri için genel kabul edilebilirliğin %30 meyve suyu ilave edilen örneklerde olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bu çalışmanın sonuçlarının endüstriyel ölçekte kurulabilecek ekipman ve pompalama sistemleri için değerli bilgiler sağlayabileceği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Atatürk önemi öğretmen eğitimi ve öğretmenlerin nitelikleri

    Şerife Bektaş

    Türk millî eğitim sistemi içerisinde öğretmen yetiştirme her dönemde üzerinde durulan bir konu olmuş, siyasal ve toplumsal hayatta meydana gelen değişikliklere paralel olarak birbirinden bağımsız yapılan ve sıklıkla değiştirilen programlar, altyapı oluşturulmadan uygulamaya konmuştur. Bu nedenle uygulamada bazı aksaklık ve eksikler ortaya çıkmıştır. Eğitim ve öğretim hususunda ne değişirse değişsin, kaliteli ve etkin bir öğretmenin konumunu hiçbir şeyin alamayacağı, her dönemde açık bir şekilde anlaşılmıştır. Bu nedenle öncelikle öğretmen eğitimi konusunda çeşitli devletlerin uygulamaları göz önünde bulundurulmuş, kimi zaman da Türk eğitimcilerin önerileri dikkate alınarak gerekli reformlar yapılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de 1923'ten başlanarak öğretmen yetiştirilmesinde gerçekleştirilen değişiklik ve düzenlemeler, konuyla ilgili yayımlanmış özellikle resmi yayınlar başta olmak üzere, telif eserler, makaleler, süreli yayınlardan yararlanılmış, bilgiler bir bütün haline getirilerek özellikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk dönemindeki öğretmen eğitimi ve öğretmenlerin nitelikleri üzerinde durulmuştur. Tez konumuzun sınırları dâhilinde yapılan çalışmalar sebep ve sonuçlarıyla irdelenerek araştırılmış, sonuçları detaylarıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Atatürk, Eğitim, Nitelik

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Çinko oksit nanopartiküllerin biyosentezi, karakterizasyonu ve kadmiyum giderim potansiyelinin incelenmesi

    Abdullah Tekçe

    Bu tez çalışmasında yeni bir biyopolimer boncuk üretildi ve sentezlenen biyopolimer boncuklar fonksiyonelleştirilerek çevre kirliliğinin önemli nedenlerinden biri olan kadmiyumun (Cd2+) sulu çözeltilerden uzaklaştırılması amacıyla kullanıldı. Bu amaçla ilk olarak reyhan bitki ekstraktı kullanılarak yeşil sentez yöntemi ile çinko oksit (ZnO) nanopartikülleri (ZnO-NP) elde edildi. Üretilen nanopartiküller ultraviyole görünür bölge (UV-GB) spektroskopisi, Fourier dönüşümlü infrared (FTIR) spektroskopisi, X ışını kırınımı (XRD) ve taramalı elektron mikroskobu-enerji dağılım spektroskopisi (SEM-EDS) ile karakterize edildi. Daha sonra nanopartiküller sodyum aljinat ile kaplanarak yeni bir biyopolimer boncuk (ZnO-NP@ALJ) geliştirildi ve böylece ZnO nanopartiküllerin ve sodyum aljinatın performansı ve kararlılığı arttırıldı. Biyosentezlenen boncuklar ayrıca etilendiamin tetraasetik asit (EDTA) ve tannik asit ile fonksiyonelleştirildi. Bu şekilde elde edilen üç farklı boncuğun adsorpsiyon yetenekleri karşılaştırıldı. Adsorpsiyon parametrelerinin optimizasyonu için yüzey yanıt metodu (YYM) ile kombine edilmiş merkezi kompozit tasarımı (MKT) yöntemi kullanıldı. Bu yöntem ile adsorpsiyon prosesine etki eden pH, sıcaklık ve adsorban miktarı gibi bağımsız değişkenlerin optimum seviyeleri belirlendi. Varyans analizleri yapıldı ve elde edilen regresyon katsayıların yüksek olduğu tespit edildi. Fisher ve t-testleriyle, kullanılan metotların validasyonları gerçekleştirildi. ZnO katkılı polimerik kompozit malzemenin Cd2+ iyonlarının gideriminde adsorpsiyon doğasını aydınlatmak için izoterm denge çalışmalarından Langmuir, Temkin ve Freundlich modelleri kullanıldı. Kinetik verileri değerlendirmede yalancı birinci dereceden, yalancı ikinci dereceden ve parçacık içi difüzyon modelleri kullanıldı. Cd2+ iyonlarının gideriminde en uygun modelin yalancı ikinci dereceden model olduğu tespit edildi. Termodinamik çalışmaları sonucunda ise adsorpsiyonun kendiliğinden gerçekleştiği sonucuna varıldı. Üretilen üç kompozit malzeme için optimum şartlar pH için 5, sıcaklık için 32.5 °C ve adsorban miktarı için 5 mg olarak belirlendi. Bu optimum koşullarda (ZnO-NP@ALJ)-TA'nın 35.9 mg g-1 ile en yüksek adsorpsiyon kapasitesine sahip malzeme olduğu bulundu.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Pülümür çayı'nın (Tunceli) fizikokimyasal ve epilitik alg florası

    Serdar Çetindağ

    Bu çalışmada, Pülümür Çayı'nın (Tunceli) fiziko kimyasal ve epilitik alg florası yönünden ilişkileri incelenmiştir. Eylül 2021-Ağustos 2022 tarihleri arasında belirlenen 10 istasyonda aylık periyotlar da alınan örneklerde incelenmiştir. Pülümür Çayı'nda yapılan değerlendirmelerde (minimum-ortalama-maksimum) pH (8,15-8.71-9.88), sıcaklık (0,3-8,9-15,5oC), çözünmüş oksijen (8,9-10,7-13 mg/L), klorofil-a (0,365-1,058-2,332), nitrat azotu (0,110-1,188-3,390 mg NO3-N/L), amonyum azotu (0,021-0,133-0,495 mg NH4*-N/L), nitrit azotu (0,003-0,032-0,148 mg NO2-N/L), orto fosfat fosforu (0,308-1,151-2,681 mg PO4/L), toplam sertlik (10,7-18,1-25), kalsiyum sertlik (7,4-11,9-17,9) tespit edilmiş olup, Pülümür Çayı'nın Yerüstü Su Kalitesi Yönetimi Yönetmeliği kapsamında orto fosfat fosforu Sınıf III, nitrit azotu Sınıf II ve diğer parametreler ise Sınıf I su kalitesi sınıfında olduğu tespit edilmiştir. Yapılan incelemede epilitik alg florası yönünden diyatomeler Bacillariophyta, bentik alg florası Charophyta, Chlorophyta, Cryptista, Cyanobacteria, Haptophyta, Euglenozoa, Ochrophyta, Rhodophyta ve Miozoa gruplarına göre daha önemli olmuştur. Pülümür Çayı'nda Cocconeis placentula, Diatoma vulgare, Diatoma vulgaris, Diatoma moniliformis, Ulnaria ulna, Navicula radiosa, Nitzschia palea, Cymbella tumida, Gomphonema minutum, Gomphonema parvulum, Navicula capitatoradiata, Fragilaria capucina ve Hannaea arcus dikkat çekmektedir. Diyatomeler epilitik alg topluluğu içerisinde bütün ay ve istasyonlarda güçlü bir gelişme kaydetmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Çalışma hayatında pozitif psikolojik sermayenin iş tatminine etkisinin incelenmesi

    Fatma Coşgun Andıç

    Bu araştırmanın amacı, çalışma hayatında pozitif psikolojik sermayenin iş tatminine etkisini incelemektir. Araştırmada öncelikle pozitif psikolojinin tarihsel gelişimi, tanımı ve önemine yer verilmiştir. Ardından pozitif psikolojik sermayenin tanımı, önemi, alt bileşenleri, bireysel ve örgütsel faydalarına yer verilmiştir. Daha sonra iş tatmini kavramının tanımı, önemi, iş tatminini etkileyen etkenlere değinilmiştir. Araştırmanın devamında pozitif psikolojik sermaye ve iş tatmini arasındaki ilişki açıklanmıştır. Araştırma kapsamında pozitif psikolojik sermayenin iş tatminine etkisinin ortaya çıkarmak için yürütülen araştırmanın evrenini 2021-2022 yıllarında Bursa'da bir otomotiv sektöründe çalışanlar oluşturmuştur. Araştırmada online anket yöntemi uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, "Pozitif Psikoloji Sermaye Ölçeği" ve "Minnesota İş Tatmini Ölçeği" kullanılmıştır. 318 katılımcının katılımıyla elde edilen veriler istatistik paket programı ile incelenmiş ve tespit edilen bulgulara yönelik sonuç ve önerilerde bulunulmuştur. Araştırma sonucunda çalışanların iyimserlik, psikolojik dayanıklılık, umut ve öz yeterlilik algıları ile iş tatmini düzeyleri arasında pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki gösterdikleri tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Puzolan ve atık lastik agregası içeren çelik lifli betonların mekanik özellikleri

    Tacettin Şahin

    Bu çalışmada, Puzolan ve atık lastik agregası kullanımının çelik lifli beton özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla C30 sınıfında, farklı çelik lif ve atık lastik oranlarına sahip numuneler imal edilmiştir. CEM I 42,5 R sınıfı portland çimentosunun kullanıldığı karışımda, puzolan olarak uçucu kül kullanılmıştır. Uçucu kül, karışımdaki çimento ağırlığının % 15'i (67,5 kg/m³) oranında ikameli olarak kullanılmıştır. Su/çimento oranı kontrol numunesi karışımında 0,48, akışkanlaştırıcı kullanılan lifli numune karışımlarında ise 0,40 olacak şekilde ayarlanmıştır. Bu amaçla % 1,5 oranında süper akışkanlaştırıcı kullanılmıştır. Karışımda, 35 mm uzunlukta 0,75 mm çapında galvanize, tutkallı çelik lifler 50 kg/m³ ve 30 kg/m³ oranlarında kullanılmıştır. 0-5 mm, 5-12 mm ve 12-22 mm çapında doğal agregalar sırasıyla % 45, % 30 ve % 25 oranlarında kullanılmıştır. Taze beton karışımları % 10 ve % 15 oranlarında öğütülmüş atık lastik, ince agrega yerine ikameli edilerek hazırlanmıştır. Hazırlanan karışımlar taze beton deneyleri yapıldıktan sonra kalıplara yerleştirildi. 24 saat sonra kalıptan alınan beton numuneler 28 gün laboratuarda kür tanklarında, daha sonra açıkta bekletilmiştir. Üretilen numuneler; basınç, eğilmede çekme, yarmada çekme, diyagonal yarma, ultrases geçiş hızı, kılcal su emme, donma çözülme ve aşınma deneylerine tabi tutulmuştur. Bu testler için 30 adet 100x100x500 mm boyutlarında kiriş, 135 adet 100x100x100 mm boyutlarında küp numuneler üretilmiştir. Deneyler sonucunda çelik lifli betonların neredeyse tamamının lif içermeyen kontrol numunesine kıyasla daha yüksek dayanıma sahip olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca çelik lifli betonlar kendi aralarında kıyaslandıklarında; % 10 atık lastik ve 50 kg çelik lif içeren K1 ile % 10 oranında atık lastik ve 30 kg çelik lif içeren K3 beton numunelerinin diğer betonlara göre daha yüksek dayanıma sahip olduğu anlaşılmıştır. 150 ve 300 devir donma çözülme etkisine maruz bırakılan tüm lifli numuneler kontrol numunesinden yaklaşık % 50 oranında daha az etkilenmiştir. Kendi aralarında kıyaslandıklarında 50 kg lif ve % 10 öğütülmüş atık lastik içeren beton numunelerin 300 devir donma çözülme etkisine karşı daha dayanıklı olduğu anlaşılmıştır. Tüm deney sonuçları topluca değerlendirildiğinde, 50 kg/m³ çelik lif ve % 10 oranında atık lastik agregası içeren K1 betonunun en ideal oranlara sahip karışım olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Makine öğrenmesi yöntemi ile fonksiyonel derecelendirilmiş tabakalardaki temas problemi analizi

    Muhammed Taha Polat

    Bu çalışmada, dairesel iki panç ile yüklenmiş fonksiyonel derecelendirilmiş tabakalardaki temas analizi sonlu elemanlar metodu (SEM) ve Makine Öğrenmesi teknikleri kullanılarak çözüm gerçekleştirilmiştir. Problem, dairesel geometrideki rijit iki panç ile yüklenmiş fonksiyonel dereceli iki tabakadan oluşmaktadır. Dış yükler P ve Q, tabakaya iki rijit panç aracılığıyla aktarılmıştır. Tüm yüzeyler sürtünmesiz olarak dikkate alınmıştır. Fonksiyonel derecelendirilmiş tabakaların sonlu elemanlar modeli ANSYS paket programı kullanılarak oluşturulmuş ve problemin 2 boyutlu analizi gerçekleştirilmiştir. Her iki pançtan elde edilen temas uzunlukları Python ortamına aktarılarak bilgisayara öğretilmiştir. Verilere uygun Makine Öğrenmesi algoritmaları vasıtasıyla ek bir çözüme gerek kalmadan temas uzunluklarının tahmini gerçekleştirilmiştir. Temas uzunlukları tahmin işlemi için Makine Öğrenmesi yöntemlerinden Lineer Regresyon, Rastgele Orman ve En Yakın Komşu Algoritması kullanılmıştır. Temas uzunlukları tahmini için Makine Öğrenmesi yöntemi ile kısa sürede ve hata oranı düşük sonuçlar elde edilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca çalışmada pançlar arası mesafeler, yükler, rijitlik parametreleri ve panç yarıçapları gibi parametrelerin temas bölgeleri, ilk ayırma yükleri ve mesafeleri, normal gerilmeler, derinlik boyunca gerilmeler ve temas gerilmeleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Elde edilen bulgular tablo ve grafik halinde sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Yapay zeka tekniğiyle fonksiyonel derecelendirilmiş tabakalardaki temas probleminin analizi

    Fatih Kaya

    Bu çalışmada, iki rijit blok ile yüklü fonksiyonel derecelendirilmiş (FD) tabakalardaki temas problemi ağırlık etkisi dikkate alınarak incelenmiştir. Problemin çözümünde sonlu elemanlar (SEM) ve yapay zeka metodu kullanılmıştır. Birinci bölümde, temas problemleri ve yapay zeka yöntemleri ile ilgili önceden yapılmış araştırmalar özetlenmiş ve çalışmanın kapsamından bahsedilmiştir. İkinci bölümde sürekli ve süreksiz temas problemlerinin çözümü yapılmıştır. Sürekli temas durumunda, FD tabakalar arasındaki ilk ayrılma yükü ve uzaklıkları, tabakalar arası ve derinlik boyunca gerilmeler incelenmiştir. Süreksiz temas probleminde, ayrılma başlangıç ve bitiş noktaları bulunmuştur. FD malzemelerin özellikleri ANSYS paket programına bir makro yardımıyla tanımlanmıştır. Üçüncü bölümde süreksiz temas probleminden elde edilen ayrılma başlangıç ve bitiş noktaları verilerine uygun bir algoritma oluşturulmuştur. Algoritma Python programına aktarılmış ve süreksiz temas probleminin çözümü yapay zeka uygulaması ile yapılmıştır. Problemin yapay zeka çözümü için lineer regresyon, polinom regresyon ve Derin Sinir Ağı (DSA) kullanılmıştır. Sonuç olarak, farklı yapay zeka yöntemleri ile bilgisayarın öğrenmesi sağlanmış, böylece çok daha kısa bir sürede temas probleminin çözümü yapılmıştır. Yapay zeka çözümünden elde edilen veriler SEM çözümleri ile karşılaştırılmış olumlu sonuçlar elde edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Bazalt liflerle takviye edilmiş atık araç akü polimerlerinden kompozit üretimi-kompozitlerin mekanik, termal ve morfolojik özelliklerinin araştırılması

    Müslüm Çolak

    Bu çalışmada, akü atıklarının geri dönüşümü için alternatif bir yöntem geliştirilmesi amaç edinilmiştir. Bu çerçevede polipropilen esaslı akü atıkları ile saf polipropilenden oluşan karışımlara ağırlıkça farklı oranlarda doğal bir mineral lif malzemesi olan bazalt elyaf eklenerek kompozit malzemeler geliştirilmiştir. Oluşturulan ilk karışımlarda sadece saf PP ve PP esaslı akü atıkları kullanılmış olup daha sonra bu karışımlara ağırlıkça %3, %6, %10 ve %20 oranlarında bazalt elyaf lif ile takviyelendirilmiştir. Karışımlarda artan bazalt elyaf oranına bağlı olarak PP esaslı akü atıklarının oranı arttırılırken saf PP oranı azaltılmış ve bu şekilde toplamda beş farklı karışım oranında sahip kompozitler üretilmiştir. Elde edilen karışımlar öncelikle mekanik olarak bir mikserde hazırlandı. Bu mekanik karışımların kütlesel ve hacimsel akışkanlıklarının belirlenmesi için öncelikle eriyik akış analizi gerçekleştirildi ve elde edilen akışkanlık değerlerine göre ekstrüzyon ve enjeksiyon makinalarındaki çalışma sıcaklıkları belirlendi. Öncelikle mekanik olarak hazırlanmış olan bu karışımlar üç bölge ısıtmaya sahip tek vida ekstrüzyon makinasına dökülerek yaklaşık olarak 200 oC'de homojen hale getirildi. Bu homojen karışımlar ekstrüzyon makinasının kalıp kısmında tel şeklinde çekilerek su havuzuna daldırıldı ve soğutulduktan sonra kırıcıdan geçirilerek 2 mm ebatlarında granüller elde edildi. Elde edilen bu granüller numune üretimi için plastik enjeksiyon makinasına döküldü ve burada belirli sıcaklık ve basınçlarda kalıba püskürtüldü. Bu şekilde her bir karışım oranına ait olacak şekilde yaklaşık olarak 50 adet numune üretildi. Üretilen bu numunelerin mekanik termal ve morfolojik analizleri yapıldı. Numunelerin mekanik olarak çekme gerilmesi, üç nokta eğilme gerilmesi ve izod darbe dayanımları test edildi ve elde edilen değişimler grafiklerle gösterilerek tartışıldı. Termal olarak ise farklı karışım oranlarına sahip bu numunelerin TGA/DTA analizleri gerçekleştirildi ve bu sayede ısı artışına bağlı olarak ortaya çıkan kütle kayıpları ile erime ve yanma sıcaklıkları belirlendi. Farklı karışım oranlarında bazalt elyaf ve PP içeren numunelerin fiziksel bağlanma mekanizmaları da bu numunelerin kesitlerinin elektron mikroskobu altında görüntülenmesi ile tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Munzur Üniversitesi hizmet binalarının güç kalitesi yönünden incelenmesi

    Gürkan Tam

    Bu tez çalışmasında, Munzur Üniversitesi Kampüs alanında bulunan hizmet binaları güç kalitesi yönünden incelenmiştir. Çalışma kapsamında Munzur Üniversitesi kampüsünde bulunan hizmet binalarından kesintisiz güç kaynağı ve kompanzasyon sistemi bulunduran bir hizmet binası, yalnızca kompanzasyon sistemi bulunduran bir hizmet binası ve hem kesintisiz güç kaynağı hem de kompanzasyon sistemi bulundurmayan bir hizmet binası olmak üzere toplamda 3 hizmet binası seçilmiştir. Seçilen hizmet binalarının dağıtım panosuna Hioki 3196 güç kalitesi analizörü bağlanarak hizmet binalarına ait akım, gerilim, güç, frekans, güç faktörü, gerilim dengesizliği, akım ve gerilim harmonikleri ölçülmüş ve alınan veriler bilgisayar ortamına aktarılarak grafiklere dönüştürülmüştür. Gerilim kalitesi EN 50160 Avrupa Güç Kalite Standardına göre, kompanzasyon sistemi ve güç faktörü Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından belirlenen standartlara göre, akım ve gerilim harmonikleri ise IEEE 519-2022 Standardı kapsamında incelenmiştir. İncelenen hizmet binaları için elde edilen sonuçlar, seçilen hizmet binalarının tamamı için güç kalitesi parametrelerinden sadece akım harmoniği problemleri olduğunu göstermiş ve bu problemlerin giderilmesiyle ilgili çözüm önerileri tezde sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Farklı esansiyel yağlarla hazırlanmış balık (Luciobarbus esocinus heckel,1843) köftelerinin mikrobiyolojik ve duyusal kalitesi

    Yunus Polat

    Bu çalışmada, nane (Spearmint sp.) ve kekik (Origanum spp.) esansiyel yağları ilave edilmiş Luciobarbus esocinus eti ile üretimi yapılan balık köftelerinin soğuk muhafazada mikrobiyolojik ve duyusal kalitesi araştırılmıştır. Üç farklı deneysel köfteler 4±1°C'de muhafaza altına alındı ve muhafaza günlerinde analizleri yapıldı. Deneysel köfte örneklerinin mikrobiyolojik olarak toplam mezofilik aerob bakteri (TMAB), Toplam psikrofil aerob bakteri sayısı (TPAB), toplam maya-küf, Laktik asit bakteri sayısı ve koliform bakteri sayıları belirlendi. Ayrıca çalışmada hazırlanan ürünlerin duyusal olarak değerlendirmeleri yapılırken görünüş, renk, lezzet, koku, genel beğeni bakımından incelendi. Deneysel örneklerin muhafazanın başlangıç aşamasında toplam mezofilik aerobik bakteri sayısı 3.12±0.66-4.35±0.93log kob/g arasında belirlenirken, psikrofil bakteri sayısı balık köftesi örneklerinin depolama başlangıcında toplam laktik asit bakterisi sayısının 3,90±0,29-4,20±0,24 log kob/g arasında olduğu belirlendi. Depolama başlangıcındaki maya- küf sayısı 4,60±1,22, 4,25±1,22 ve 4,73±0,99 log kob/g (A, B, ve C gruplarında sırasıyla) olarak belirlendi. İncelenen örneklerde depolama sırasında Toplam psikrofil bakteri sayısı günler arası farklılığın istatistiksel açıdan önemli olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Duyusal genel beğeni değerleri tüm uygulama gruplarındaki farklılığın önemli olduğu bulunmuştur (p<0,05). Saklanma sonunda ilk muhafaza gününde belirlenen genel beğeni değerlerinde muhafaza sonuna doğru azalmalar olmuştur ve bu değişim anlamlı (p<0,05) bulunmuştur.