Yazarlar
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Munzur Üniversitesinin kurumsal imajının çalışanlar tarafından algılanışı
Emrah Keskin
Dünya, gün geçtikçe daha karmaşıklaşarak gelişen teknolojinin ve ekonomik dalgalanmaların etkisiyle değişken bir yapıya bürünmektedir. Bu değişimler, kişisel anlamda insanı ve buna bağlı olan her şeyi etkilemektedir. Özellikle günümüz üniversitelerinin, toplumun yapı taşını oluşturan kişilerin yetişmesinde, gelişmesinde ve geleceğimize yön vermesinde etkin rol oynaması, kurumsal imaj kavramını üniversiteler açısından oldukça önemli hale getirmektedir. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı, Munzur Üniversitesinin kurumsal imajının çalışanlar tarafından nasıl algılandığını ve kurumsal imaj algısını yordamada çeşitli demogafik değişkenlerin rolünü ortaya koymaktır. Tanımlayıcı tasarımda olan bu araştırma, Munzur Üniversitesinde fiili olarak çalışmakta olan ve araştırmaya katılım göstermeyi kabul eden 169 çalışan ile yapılmıştır. Araştırmanın gerçekleştirilmesinde seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından oluşturulan demografik sorular ve ''Kurumsal İmaj Ölçeği'' ile toplanmıştır. Verilerin analizi, varyans testi, t-testi ve korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, çalışanların kurumsal imaj algıları ile ''eğitim durumu'' ve ''kurumdaki görevleri'' değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Ayrıca araştırmada, çalışanların kurumsal imaj algılarının orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Son olarak eksik görülen yönlerle ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İmaj, Kurumsal İmaj, Üniversite, Üniversite Çalışanı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bilim ve sanat merkezlerinin etkililik düzeyinin araştırılması: Tunceli Hacı Bektaş Veli Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) örneği
Koray Yıldırım
Üstün yetenekli kişilerin yüzyıllardır varoldukları ve toplumların gelişmesinde ve kalkınmalarında önemli roller üstlendikleri bilinmektedir. Son yıllarda üstün yetenekli çocukların kendilerini rahatlıkla ifade edecekleri ortam ve koşulları sağlayan, örgün eğitimlerinde maruz kaldıkları problemleri ve uyumsuzlukları aşmalarına yardımcı olabilecek, üstün yetenekli çocukların eğitimlerinde uzmanlaşmış öğretmenler rehberliğinde üstün yetenek ve kapasitelerini yaratıcılıkta ortaya koyabilecekleri ve geliştirebilecekleri eğitim sistemlerine ihtiyaç duyulmaktadırlar. BİLSEM'ler Türkiye'de bu konuda yapılan eğitim çalışmaları içinde en sistematik olanıdır. Bu çalışma ile Türkiye'de üstün yetenekli çocuklara eğitim veren Bilim ve Sanat Merkezleri'nin örgütsel etkililiğinin amaç, örgütlenme, süreç ve iklim boyutlarında; yönetici, öğretmen, veli ve öğrenci görüşlerine göre incelenmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Diğer bir ifadeyle araştırmayla, Tunceli Hacı Bektaş Veli Bilim Sanat Merkezi (BİLSEM)'in yönetici, öğretmen, veli ve öğrenci algılarına göre etkililik düzeyi belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, tarama modelinde yapılmış betimsel bir çalışma olmaktadır. Araştırmanın evreni, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı birince döneminde, Tunceli'de BİLSEM'de görev yapan yönetici-öğretmen (n:9), BİLSEM'de eğitime devam eden öğrenci (n:40) ve bu öğrencilerin velilerinden (n:29) oluşmaktadır. Araştırmada katılımcılara demografik bilgi formunun yanı sıra yönetici ve öğretmenler BİLSEM Örgütsel Etkililik Yönetici-Öğretmen Ölçeği (57 madde), öğrencilere BİLSEM Örgütsel Etkililik Öğrenci Ölçeği (38 madde) ve velilere BİLSEM Örgütsel Etkililik Veli Ölçeği (31 madde) anketi uygulanmıştır. Araştırmanın yürütülebilmesi için araştırmaya başlamadan önce Munzur Üniversitesi Etik Kurulu'ndan gerekli izn alınmıştır. Araştırmaya dâhil edilen katılımcılar çalışmaya gönüllülük esasıyla dâhil edilmişlerdir. Çalışma sonucunda "BİLSEM Örgütsel Etkililik Yönetici-Öğretmen Ölçeği", alınan ortalama puanlar ile "BİLSEM Örgütsel Etkililik Öğrenci Ölçeği" ve "BİLSEM Örgütsel Etkililik Veli Ölçeği" ölçekleri ortalama puanları arasında negatif yönde anlamlı düzeyde ilişki olduğu gözlenmiştir (p <0,05). "BİLSEM Örgütsel Etkililik Öğrenci Ölçeği", alınan ortalama puanlar ile "BİLSEM Örgütsel Etkililik Veli Ölçeği" ölçekleri ortalama puanları arasında negatif yönde, kuvvetli anlamlı düzeyde ilişki olduğu gözlenmiştir (p <0,05). BİLSEM Yönetici ve öğretmenlerine göre BİLSEM'ler amaç (X=3,81) ve iklim (X=4,50) boyutunda etkili kurumlardır. En az etkili boyut süreç boyutu (X=3,61) olduğu gözlenmiştir. BİLSEM velilerine göre BİLSEM'ler iklim, amaç ve süreç alt boyutları büyük ölçüde etkilidir. Daha az etkili olan boyut ise örgütlenme boyutudur. BİLSEM öğrencilerine göre BİLSEM'ler amaç ve iklim alt boyutlarında büyük ölçüde etkilidirler. En az etkili olan boyutlar ise örgütlenme ve süreç alt boyutlarıdır. Bu araştırmayla öğretmen-yönteci, veli ve öğrenci algılarına göre Tunceli Hacı Bektaş Veli BİLSEM'i etkili bir okul konumundadır. Yapılması gereken ilgili kurum ve kuruluşlar ile ebeveynlerin daha yüksek düzeyli etkili bir BİLSEM için güçlü bir iş birliğine gitmeleridir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Yeşil insan kaynakları yönetiminin hizmet kalitesine etkisi
Özge Ayaz
Günümüzde küreselleşmenin ve artan rekabet durumuyla insanların doğaya verdiği zararda artmıştır. Bunun sonucunda hem rekabet yeteneğini elde tutmak için hem de çevre dostu davranışları benimsemek için yeni bir kavram olan yeşil insan kaynakları ortaya çıkmıştır. Bu çalışma yeşil insan kaynakları yönetiminin hizmet kalitesine etkilerini araştırmak ve literatüre katkı sağlaması amacıyla yapılmıştır. Çalışma yoğun emek gerektiren hizmet sektörlerinden biri olan üniversite hastanesinde uygulanmıştır. Araştırmanın veri toplama aşamasında nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket yöntemi kullanılmıştır. Munzur Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü'nden alınan etik izinle Türkiye'de bulunan bir üniversite hastanesine başvurularak hastanenin de izni doğrultusunda yüzyüze anket formları dağıtılmıştır. Çalışmanın evrenini hastanede çalışan 2900 kişi oluşturmaktadır. Çalışanların oluşturduğu evren sayısı dikkate alınarak %5 hata payı ve %95 güvenirlik ile çalışmanın örneklemi 340 kişi bulunmuştur. Araştırmaya kısıtlama olmadan hastanede çalışan tüm kişiler dahil edilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında Shah (2019) tarafından oluşturulan Öselmiş (2020) tarafından Türkçeye çevrilen 26 sorudan oluşan Yeşil İnsan Kaynakları Ölçeği yer almaktadır. İkinci aşamada ise Lu ve Liu (2000) tarafından geliştirilen Beydoğan ve Kalyoncuoğlu (2017) tarafından kullanılan 22 sorudan oluşan Hizmet Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda üniversite hastanesinde çalışan sağlık çalışanlarının yeşil insan kaynakları kavramı hakkında henüz yeterli bilgilere sahip olmadıkları gözlemlenmiştir ama yeşil insan kaynakları yönetiminin hizmet kalitesi üzerinde anlamlı ve olumlu etkileri olduğu görülmüştür. Bu nedenle hizmet sunan sektörlerin hizmet kalitesini arttırmak için bu yeşil insan kaynakları yönetimi kavramına odaklanmaları ve bu alanlarda iyileştirmeler yapmaları önem arz etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023COVID 19 pandemi döneminde öğretmenlerin bilişsel esneklikleri ile mesleki canlılıklari arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Coşkun Özçelik
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin Covid 19 pandemi döneminde bilişsel esneklik ve mesleki canlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Tunceli'de resmi kamu kurumlarında görev yapmakta olan 244 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak katılımcıların sosyodemografik özelliklerine yönelik kişisel bilgi formuyla birlikte "Bilişsel Esneklik Ölçeği" ve "Mesleki Canlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde Statistical Package for Social Science for Windows (SPSS) 24.0 ve AMOS 24.0 paket programı kullanılmıştır. Her bir ölçek için açımlayıcı ve doğrusal faktör analizleri yapılmış arkasından bağımsız örneklem t testi, varyans analizi, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma bulgularında öğretmenlerin Bilişsel Esneklik Ölçeği katılma düzeyleri ile öğretmenlerin cinsiyetleri, yaşları, eğitim düzeyleri, medeni durumları, çocuk sayıları, toplam çalışma süreleri, mevcut kurumda çalışma süresi, idari görev durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Mesleki Canlılık Ölçeği ve ölçeğin alt boyutlarına katılma düzeylerinde, öğretmenlerin eğitim düzeyleri, medeni durumları, toplam çalışma süreleri, mevcut kurumda çalışma süresi, idari görev durumu açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamamıştır. Kadın öğretmenlerin mesleki canlılık seviyeleri, erkek öğretmenlere göre daha yüksektir. İş tatmini alt boyutunda; 20 ve 29 yaş arasında olan öğretmenlerin iş tatmini düzeyleri, diğer yaş gruplarında bulunan öğretmenlere göre daha yüksek düzeydedir. Dinçlik ve ustalık alt boyutlarında da; 2 çocuk sahibi olan öğretmenlerin dinçlik ve ustalık alt boyutlarına katılma düzeyleri, diğer öğretmenlere göre daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların Bilişsel Esneklik Ölçeğine katılma düzeyleri ile Mesleği Canlılık Ölçeğine katılma düzeyleri arasında doğru yönlü kuvvetli bir ilişki mevcuttur. Buna göre öğretmenlerin bilişsel esneklik seviyeleri yükseldikçe mesleki canlılık seviyeleri de önemli ölçüde arttığını göstermektedir. Yapılan regresyon analiziyle, öğretmenlerin mesleki canlılıkları, kişilerin bilişsel esnekliklerini %52,7 oranında açıklamaktadır. Çalışma sonucunda öğretmenlerde bilişsel esneklik ve mesleki canlılık kavramları arasındaki ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Çalışma hayatında pozitif psikolojik sermayenin iş tatminine etkisinin incelenmesi
Fatma Coşgun Andıç
Bu araştırmanın amacı, çalışma hayatında pozitif psikolojik sermayenin iş tatminine etkisini incelemektir. Araştırmada öncelikle pozitif psikolojinin tarihsel gelişimi, tanımı ve önemine yer verilmiştir. Ardından pozitif psikolojik sermayenin tanımı, önemi, alt bileşenleri, bireysel ve örgütsel faydalarına yer verilmiştir. Daha sonra iş tatmini kavramının tanımı, önemi, iş tatminini etkileyen etkenlere değinilmiştir. Araştırmanın devamında pozitif psikolojik sermaye ve iş tatmini arasındaki ilişki açıklanmıştır. Araştırma kapsamında pozitif psikolojik sermayenin iş tatminine etkisinin ortaya çıkarmak için yürütülen araştırmanın evrenini 2021-2022 yıllarında Bursa'da bir otomotiv sektöründe çalışanlar oluşturmuştur. Araştırmada online anket yöntemi uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, "Pozitif Psikoloji Sermaye Ölçeği" ve "Minnesota İş Tatmini Ölçeği" kullanılmıştır. 318 katılımcının katılımıyla elde edilen veriler istatistik paket programı ile incelenmiş ve tespit edilen bulgulara yönelik sonuç ve önerilerde bulunulmuştur. Araştırma sonucunda çalışanların iyimserlik, psikolojik dayanıklılık, umut ve öz yeterlilik algıları ile iş tatmini düzeyleri arasında pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki gösterdikleri tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Duygusal bağlılık ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide örgütsel kimliğin aracılık rolü: MEB Tunceli okullarında bir uygulama
Esra Sinem Şenel
Eğitimde istenilen hedeflere ulaşılması öğretmenlerin tutum ve davranışlarına bağlıdır. Öğretmenlerin eğitim ve öğretim hizmetlerinde mesleklerine olan bağlılıkları, eğitim verdikleri okula yönelik örgütsel bağlılıkları ile ilişkilidir. Eğitimcilerden beklentiler özellikle hizmet verdiği bölge ve toplum yapısı, kültürü̈ de dikkate alındığında değişebilmektedir. Eğitimcilerin bu beklentileri karşılayabilmeleri için öncelikle mesleklerine ve örgütlerine karşı olumlu tutum ve davranışlar içerisinde olmaları gerekmektedir. Eğitimcilerin okula ve mesleklerine olan bu olumlu tutum ve davranışlarının azalması günümüz eğitim sisteminin önemli sorunlarından biridir. Çünkü̈ okulun hedeflerine ulaşılmasında eğitimcilerin okullarına ve mesleklerine olan tutumları son derece önemlidir. Örgüte ve mesleğine bağlılığı yüksek olan eğitimcilerin, görevlerini yerine getirmede ve okulun hedeflerine ulaşmada daha fazla caba sarf ettikleri bilinmektedir. Bu çalışmada Tunceli ilindeki MEB da görev yapan öğretmenlerin duygusal bağlılık düzeyleri ile işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişkide örgütsel kimliğin aracılık etkisinin olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda örgütsel bağlılık işten ayrılma ve örgütsel kimlik ölçeği olan anket Tunceli il merkezinde bulunan MEB'e bağlı resmi eğitim kurumların da görev yapan 240 öğretmene uygulanmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen veriler bilgisayar ortamında Statistical Package for Social Science for Windows (SPSS) paket programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin duygusal bağlılık düzeyleri ile işten ayrılma niyetleri arasında örgüt kimliğinin tam aracı etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kadın sağlık çalışanlara yönelik tutumların belirlenmesi: Tunceli ili örneği
Ömrüm Müldür
Diğer sektörlerde olduğu gibi sağlık sektöründe de kadın çalışanlar iş yaşamında meslek seçimi, işe alım, kariyer, terfi, ücretlendirme ve haklara erişim gibi alanlarda cinsiyet ayrımcılığına maruz kalmaktadırlar. Toplumsal eşitliğin iş yaşamında da sağlanabilmesinin yolu farkında olarak ya da olmadan yaşanılan cinsiyet ayrımcılığının önlenmesiyle mümkün olacaktır. Bu nedenle konuyla ilgili ne kadar çok araştırma yapılır ne kadar çok farkındalık ve bilinçlendirme yapılırsa o kadar hızlı yol alınacaktır. Bu bağlamda araştırmanın amacı, sağlık sektörünün kadınlaşması ve sağlık çalışanlarının kadın çalışanlara yönelik tutumlarının ölçülerek elde edilen verilerle cinsiyet eşitliği ile ilgili çalışanlara ve yöneticilere çözüm önerileri sunmak ve bu konu hakkında bilimsel katkı sağlamaktır. Bu çalışma, sağlık çalışanlarının kadın çalışanlara yönelik tutumunu ölçmek amacıyla Tunceli Devlet Hastanesi ve Tunceli Aile Hekimliklerinde araştırma yapılmıştır. Araştırmanın verileri "Kadın Çalışanlara Yönelik Tutum Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Çalışan 685 personel arasından, kolayda örneklem metodu ile seçilen 200 kişiye anket uygulanmıştır. Uygulanan anketlerden analize uygun olan 180 anket üzerinden analiz işlemleri uygulanmıştır. Bu ölçek iki bölümden oluşmakta olup ilk bölüm 7 maddelik demografik sorulardan ikinci bölüm performans (8 madde), toplumsal cinsiyet rolleri (10 madde), işe kabul ve tutunma (4 madde), kariyer (5 madde) ve duygusallık (3 madde) olmak üzere beş alt boyutta, 30 madde ile incelenmiştir. Toplanan nicel veriler istatistik paket programında analiz edilerek bulgular yorumlanarak tartışılmıştır. Araştırma sonucunda; katılımcılar "Kadın Çalışanlara Yönelik Tutum Ölçeği"ni demografik tüm alt boyutlar ile birlikte bir bütün olarak değerlendirdiklerinde anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Ancak ayrı ayrı değerlendirme yapıldığında cinsiyet, medeni durum, yaş, çocuk sayısı, meslek ve hizmet yılında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Vardiyalı çalışan personelin, iş-aile çatışma düzeylerinin belirlenmesi: Elazığ Havalimanı örneği
Ferdi Uzun
Bu çalışmada, Elazığ Havalimanı'nda vardiyalı sistem ile çalışan personellerin, iş - aile çatışma düzeyleri ölçülerek incelenmiştir. Yapılan çalışmada öncelikle, araştırmanın kuramsal çerçevesini oluşturmak adına vardiyalı çalışma kavramı ve vardiyalı çalışmanın geçmişten günümüze kadar olan kronolojik sıralaması anlatılmıştır. Daha sonra, vardiyalı çalışma sisteminin tercih edilme sebepleri, vardiyalı çalışma sisteminin tercih edilmesi sonucunda çalışanların ve yöneticilerin nelerle karşılaşabileceği, daha sonra iş-aile çatışması ile ilgili tanımlamalar, iş–aile çatışmasının türleri, iş-aile çatışmasının kaynakları ve iş-aile çatışmasının vardiyalı çalışma sistemi ile ilişkileri ele alınmıştır. Birinci bölümde vardiyalı çalışma sistemi, ikinci bölümde iş–aile çatışması, üçüncü ve dördüncü bölümde ise Elazığ Havalimanı bünyesinde vardiyalı sistem de çalışan 228 personelin, hazırlanmış olan anket sorularına verdikleri cevaplar Statistical Package for Social Science for Windows (SPSS) 24.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma "Vardiyalı Çalışmanın Etkileri" ve "İş-Aile Çatışması" ölçekleri olmak üzere iki ayrı ölçekten oluşmaktadır. Katılımcıların ölçek içinde yer alan ifadelere katılma düzeyleri incelenirken en düşük seviyeden başlayarak sırasıyla "Kesinlikle Katılmıyorum", "Katılmıyorum", "Kararsızım", " Katılıyorum" ve "Kesinlikle Katılıyorum" derecesinde katılımları incelenmiştir. Likert tipi ölçeklendirme ile araştırmaya katılanların verdikleri cevapların aritmetik ortalamaları esas alınmıştır. Bu çalışmanın amacı, çalışanların, demografik özelliklerine, statü, ücret, çalışma biçimi gibi faktörlere bağlı olarak vardiyalı çalışma sisteminden etkilenme durumları ve bu etkilenme sonucunda iş–aile çatışma düzeylerinin ne derecede olduğunu tespit ederek çalışanlara ve yöneticilere çözüm önerileri sunup literatüre bu konu hakkında katkı sağlamaktır. Anahtar kelimeler: Vardiya, vardiyalı çalışma sistemi, iş–aile çatışması
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Özel güvenlik görevlilerinin iş stresi ve tükenmişlik ilişkisi: Tunceli ili örneği
Mehmet Karamanoğlu
Bu araştırmada özel güvenlik görevlilerinin hissettikleri iş stresi ile tükenmişlik durumları arasındaki bağlantının belirlenmesi amaçlanmıştır. Belirtilen amaca ulaşabilmek için çalışmada anket metodu uygulanmıştır. Anket formunda, Tunceli ilinde görev yapan özel güvenlik görevlilerinin demografik değişkenlerini belirleyen sorular "İş Stresi Ölçeği" ve "Tükenmişlik Ölçeği" yer almaktadır. Elde edilen anket verilerine göre, tükenmişlik puanları ile iş stresi puanları arasında paralel yönlü birbirleri ile ilişkili bir bağlantı ortaya çıkmıştır. İş stresi tükenmişlik olgusunu tetiklemektedir. Kadın çalışanların kişisel başarı alt boyut tükenmişlik ve iş stresi puanları, erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Çalışanların toplam mesleki çalışma sürelerine bakıldığında 20 yıldan fazla toplam mesleki hizmeti bulunanların duyarsızlaşma alt boyut puanları en yüksektir. Yani çalışma yılı yükseldikçe iş stresi ve tükenmişlik sendromu doğru orantılı olarak yukarı ivmelenmektedir. Ayrıca 20 yıldan fazla toplam mesleki hizmeti bulunanların kişisel başarı alt boyut puanları en düşüktür. Cinsiyete göre iş stresi puan ortalamaları erkeklerin kadın çalışanlara oranla daha olumsuz gözükmektedir. Bu çalışmada demografik olarak medeni durumu, bireyin yaşı, cinsiyeti, maddi gelir durumu ve çalışanların meslekteki toplam çalışma süreleri incelendiğinde tükenmişlik ve iş stresi ölçekleri ve alt boyutlarında önemli derece farklılıklar saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Özel güvenlik, iş stresi, tükenmişlik
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Dijital okuryazarlık yeterlik düzeylerinin akademik personel yönünden araştırması (Munzur Üniversitesi örneği)
Okan Genç
Günümüzde hayatın her alanında gerek duyulan ve kullanılan interneti kullanarak doğru verilere ulaşabilme, farklı yazılım teknolojilerini benimseyip bunları eğitimde ve iş hayatında etkin bir biçimde kullanabilmek için dijital okuryazarlık gerekli hatta zorunludur. 2017'de yayınlanan Dijital Rekabet Gücü Raporu'nda ülkelerin ekonomik olarak hangi durumda oldukları "bilgi", "teknoloji" ve "geleceğe hazır olma" olarak üç ana husus ile ele alınmaktadır. Türkiye'nin bu ana hususlardan en zayıf kaldığı yön 60. sıradaki "bilgi" hususundadır. "Bilgi" bileşeninin alt bileşenlerinden "beceri" yönünden Türkiye 49. sırada, "eğitim ve öğretim" açısından 63. yani son sırada ve "bilimsel yoğunluk" bakımından ise 48. sırada yer almaktadır. Sönmez (2018) çalışmasında Türkiye'de dijital rekabetin artması için eğitimde dijitalleşmenin zorunlu olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla tüm eğitim seviyelerinde, bu ana rolü üstlenen akademik personelin dijital okuryazarlık seviyesinin ne düzeyde olduğunun tespiti bu açıdan oldukça önemli bir etmendir. Araştırmanın çalışma grubunu "2019-2020" öğretim yılında Tunceli Munzur Üniversitesi'nde görev yapmakta olan 98 akademik personel oluşturmuştur. Bu çalışmanın amacı, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Munzur Üniversitesi'nde görevli akademik personelin algısına göre dijital okuryazarlık düzeylerini tespit etmek ve çeşitli değişkenler açısından farklılığın anlamlı olup olmadığını incelemektir. Araştırmada var olan durumu olduğu gibi betimlediğinden tarama modelinden, veri toplama bakımından ise nicel yöntemden yararlanılmıştır. Verilerin toplanması için "Dijital Okuryazarlık Düzey Belirleme Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölüm demografik özelliklerle ilgili maddelerden oluşmuştur. İkinci bölüm ise üç alt boyuttan; birinci alt boyut "Öğretim Teknolojileri" (18 madde), ikinci alt boyut "Bilgi ve İletişim" (15 madde) ve üçüncü alt boyut "Teknik Yeterlik" (11 madde) olmak üzere toplam 44 maddeden oluşmuştur. Verilerin analizinde parametrik testler kullanılmış, bunun için gerekli istatistiksel işlemler ve sonuçları belirlenmiştir. Diğer bir ifadeyle ölçekte elde edilen veriler normal dağılım gösterdiğinden ikili karşılaştırmalarda "bağımsız gruplar için t-testi (Independent Sample t-test)", ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında ise "tek yönlü VARYANS analizi (One Way ANOVA)" kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre akademik personelin dijital okuryazarlık düzeylerinin yüksek seviyede olduğu (x̄=3,73) ve akademik personelin bu yeterlik alanına büyük oranda hâkim oldukları görülmüştür. Ölçeğin alt boyutlarında ise "Öğretim Teknolojileri" (x̄=2,92), "Bilgi ve İletişim" (x̄=4,14), "Teknik Yeterlik" (x̄=4,13) olarak tespit edilmiş olup, "Bilgi ve İletişim" boyutunun diğer alt boyutlara göre daha yüksek bir oranda olduğu görülmüştür. Akademik personelin dijital okuryazarlık yeterlik seviyelerinin cinsiyet, akademik unvan ve branş değişkenlerine göre yapılan istatistiksel analizler sonucunda anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür (p>0.05). Yaş değişkeninde ise anlamlı farklılığa rastlanmıştır (p<0.05). Buna göre Munzur Üniversitesi akademik personelinin dijital okuryazarlık düzeyinin yüksekliği yanında, bazı demografik değişkenler yönünden dijital okuryazarlık düzeyinin farklılığı için yapılan analizler sonucu, sonucun genel olarak anlamlı çıkmaması olumlu yönde değerlendirilmiştir. Bu durumun daha üst düzeylere çıkabilmesi için üniversite yönetiminin personeli destekleyici yeni tedbirler alması gerektiği kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital okuryazarlık, akademik personel, okuryazarlık, eğitim
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Hastane çalışanlarının iş yerinde dışlanma algıları ile çalışan sessizliği arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Rüya Zeliha Çelik Baykoca
Bu araştırmanın amacı, işyerinde dışlanma ile çalışan sessizliği arasındaki ilişkilerin açıklanmasıdır. Araştırmanın evrenini Tunceli Devlet Hastanesi'nde çalışan 685 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi %95 güven aralığında %5 hata payıyla 246 kişi olarak hesaplanmıştır. Örneklem grubunu basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 250 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Araştırmada verilerin çözümlenmesi aşamasında, verilerin normal dağılıma uygunluğu basıklık ve çarpıklık değerleri ile değerlendirilmiştir. İlgili kurumlardan gerekli izinler alındıktan sonra veri toplama araçları araştırmacı tarafından gönüllü katılımcılara yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak uygulanmıştır. Araştırmada sağlık çalışanlarına Ferris vd. (2008) tarafından geliştirilen ''İşyerinde Dışlanma Ölçeği'' ve Knoll ve Dick (2013) tarafından geliştirilen ''Çalışan Sessizliği Ölçeği'' uygulanmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde sağlık çalışanlarının işyerinde dışlanma algıları ile çalışan sessizliği alt boyutları arasında; faydacı sessizlik ve kabullenici sessizlik alt boyutları ile işyerinde dışlanma arasında pozitif yönde zayıf düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Korunmacı sessizlik ve korumacı sessizlik alt boyutları ile işyerinde dışlanma arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Muhasebe meslek mensuplarında tükenmişlik sendromunun incelenmesi: Elazığ ve Tunceli örneği
Semra Özalp Ulağ
Günümüzün modernleşen ve yalnızlaşan, bireyselciliğin ön plana çıktığı toplumlarında ne yazık ki her yaşta ve meslek grubunda tükenmenin yaşandığını görülmektedir. Mesleki tükenmişlik, işi gereği yoğun duygusal taleplere maruz kalan ve sürekli diğer insanlarla yüz yüze çalışmak durumunda olan kişilerde görülen fiziksel bitkinlik, uzun süreli yorgunluk, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının, yapılan işe, hayata ve diğer insanlara karşı olumsuz tutumlarla yansıması ile oluşan bir sendromdur. Tükenmişlik bir işyeri ürünü olup, çok ciddi bireysel ve örgütsel zararları olan bir durumdur. Tükenme, özellikle insanlarla sürekli yüz yüze iletişim içinde olan, rol belirsizlikleri ve rol çatışmalarının yaşandığı, stresli mesleklerde daha yoğun şekilde gözlenmektedir. Muhasebe mesleği ile uğraşanlar uzun ve yorucu çalışma saatleri, tatil imkanının kısıtlı olması, ücret sıkıntısı, sık sık değişen mevzuat, haksız rekabet, toplumun mesleğe bakış açısı vs. gibi sebeplerden dolayı icra edilmesi zor meslekler arasındadır. Muhasebe mesleğinin kendisine özgü bu özellikleri çalışanlarda tükenme olasılığını artırmaktadır. Bu kuramsal çerçevede, bu araştırmada muhasebe meslek mensuplarının tükenmişlik sendromu yaşayıp yaşamadıkları ve tükenmişlik düzeylerinde sosyo-demografik özellikler açısından farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Elazığ ve Tunceli illerinde faaliyet gösteren 127 muhasebe meslek mensubundan Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılarak toplanan verilere istatistiki analizler uygulanmıştır. Maslach Tükenmişlik Ölçeği alt boyutlarından "Duygusal Tükenme" ve "Duyarsızlaşma" boyutlarının yüksek, "Kişisel Başarı Duygusunda Azalma" alt boyutunun ise düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kısaca, muhasebe meslek mensuplarında tükenmişliğin olduğunu göstermektedir. Sosyo-demografik değişkenler açısından yapılan farklılık analizlerinde, katılımcıların cinsiyeti, medeni durumu ve eğitim seviyeleri açılarından bir farklılığın olmadığı gözlenmiştir. Fakat ileri yaşta olan katılımcıların gençlere nazaran daha fazla tükenme yaşadıkları görülmüştür. Anahtar Kelimler: Örgütsel Tükenme, Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Düşük Kişisel Başarı, Muhasebe Mensupları
