Yazarlar
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Spor lisesi öğrencilerinin psikolojik dayanıklılıklarının şiddet eğilimleri ile ilişkisi
Çağrı Sakalıuzun
Bu çalışmada, spor lisesi öğrencilerinin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile şiddet eğilimleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Spor lisesi öğrencileri, yoğun antrenmanlar, rekabet ortamı ve performans beklentileri gibi faktörler nedeniyle psikolojik olarak zorlu bir ortamda bulunmaktadır. Psikolojik dayanıklılık, bireylerin zorluklarla başa çıkma becerilerini etkileyen bir faktördür ve bu nedenle şiddet eğilimleri üzerinde de bir etkiye sahip olabilir. Mevcut araştırmaların ışığında, spor lisesi öğrencilerinin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin şiddet eğilimleri ile nasıl ilişkilendirilebileceğini ve bu ilişkinin potansiyel nedenleri ve sonuçlarını irdelemektedir. Spor lisesi öğrencilerinin psikolojik sağlığını anlamak ve gerekli önlemleri almak için önemli bir adım olabilir. Öğrencilerin şiddet eğilimlerinin cinsiyet, bulunulan yere göç, aile içi sözlü şiddet, doğum yeri, aile içi fiziksel şiddet, kaçıncı çocuk olma, en uzun yaşanılan yer, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, zararlı madde kullanımı, aile türü, kardeş sayısı, aile yapısı, anne baba hayatta olma durumu, anne baba tutumu ve aile gelir durumu değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi 2021-2022 Hakkâri ili spor lisesinde 9, 10, 11 ve 12. Sınıfta öğrenim gören 148'i Erkek 116'sı kız öğrenci olmak üzere toplam 362 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve Şiddet Eğilimi Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiki yöntemlerle analizi yapılan bulgulara göre öğrencilerin aile içi sözel şiddet ve şiddet eğilimi arasında, sözlü şiddet ile şiddet eğilimi arasında, sözlü şiddet ile aile desteği ve sözlü şiddet ve arkadaş desteği arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin var olduğu belirlenmiştir. Aile içerisinde sözlü şiddete maruz kalan öğrenciler sözlü şiddete maruz kalmayanlara göre şiddete daha yatkın oldukları ve aile desteğini daha fazla aldıkları ve arkadaş tarafından daha çok desteklendiği söylenebilir. Sözlü şiddete uğrayan öğrenciler psikolojik dayanıklılık anlamında uğramayanlara göre daha dayanıklıdır. Geniş ailede yaşayan öğrenciler çekirdek ailede yaşayan akranlarına göre daha fazla aile desteği gördüğü saptanmaktadır. Anne baba hoşgörülü bir tutum sergileyen ailede yaşayan öğrencilerin şiddet eğilimine yatkınlıkları ihmal eden anne baba tutumu sergileyen ailede yaşayan öğrencilere göre daha az olduğu gözlemlenmiştir. Ailelerin gelir düzeyi yükseldikçe öğrencilerde şiddet eğilimi de yükselmekte, psikolojik dayanıklılıkları da artmakta ve aile desteği fazla olduğu görülmektedir. Ayrıca ilde ve ilçede en uzun yaşayanlar ile şiddet eğilimi arasında, geniş ailede yaşayanlar ile şiddet eğilimi arasında, ihmalkâr anne baba tutumu ve şiddet eğilimi arasında, yüksek aylık gelir ile şiddet eğilimi, psikolojik dayanıklılık, aile desteği, arkadaş desteği ve uyum ölçeği pozitif yönlü anlamlı ilişkinin olduğu sonucu alınmıştır. Şiddet Eğilimi Ölçeği ile Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği arasında pozitif yönlü ve orta seviyede anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Öğrenciler arasında sözlü şiddete uğrayanların şiddet eğilimlerinin sözlü şiddete uğramayanlara göre daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Üniversite öğrencilerinin namus algısı: Munzur Üniversitesi, sosyoloji bölümü, lisans öğrencileri örneği
Yağmur Külekçi
Namus, kavram olarak "insanlar tarafından oluşturulmuş toplumsal kurallar" temel anlamını taşımaktadır. Ancak söz konusu kavram zamanla, ilk ve temel anlamından sıyrılarak farklı anlamlar kazanmıştır. Tarihsel açıdan yaşanan değişimler ve dönüşümlerin, toplumsal yaşamda da söz konusu olmasıyla birlikte namus olgusu zamanla; cinsiyetler arası ayrımcılığa sebep olan, şiddet temelli bir olgu halini almıştır. Olgunun bu niteliğinin devamında, namus gerekçesi ile işlenen suçlar gün geçtikçe artış göstermiştir ve göstermeye devam etmektedir. Geleneksel toplum yapısından modern bir toplum yapısına geçişin, hayatın hemen her alanında kendisini hissettirdiği yeni dönemde bile kadınlar; namus olarak nitelendirilen toplumsal nitelikteki normları ihlal ettikleri gerekçesi ile şiddete maruz kalmaktalardır. Dünyanın farklı bölgelerinde, farklı terimler ile karşılık bulsa da "namus" olgusu dünyanın her yerinde; kadın yaşamına yönelik bir tehdit unsuru niteliğindedir. Modernite ile birlikte toplumsal cinsiyet rollerinin silikleşmesi durumu söz konusu olsa da kadın yaşamı hâlâ; denetlenmesi ve "gerektiğinde" kısıtlanması gereken bir alan olarak görülmektedir. Bu unsurlar, tezin araştırma konusu olarak "namus" olgusunun seçilmesindeki temel gerekçelerdir. Araştırma konusunun güncelde bir sorun niteliği taşıyor olması ve acil çözüm gerektiren bir konumda yer alması; bu tezin en önemli problemlerindendir. Bu doğrultuda bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin namus algıları araştırılmakta ve onların algılarında etkili olan faktörler incelenmektedir. Toplumsal cinsiyet bağlamında incelenen namus olgusuna yönelik, üniversite öğrencilerinin algılarını ortaya çıkarmak amacıyla, literatür taraması ve niteliksel yöntem doğrultusunda gerçekleştirilen bu araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından oluşturulan "Nitel Araştırma Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Munzur Üniversitesi, sosyoloji bölümü, lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Toplamda 21 öğrenci ile yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Örneklem grubu, kartopu örneklem tekniği ile oluşturulmuştur. Saha araştırması sonucunda elde edilen veriler el ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde "betimsel analiz" yolu kullanılmıştır. Bu çalışmada, öğrencilerin namus algıları ile ilgili çeşitli verilere ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda üniversite öğrencilerinin namus algılarının çeşitli etkenlere göre değişkenlik gösterdiği ve öğrencilerin namus algılarının genel olarak eşitlikçi yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın öne çıkan sonuçlarından biri de; tamamına yakını Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan katılımcıların büyük bir kısmının, namus ve namus gerekçesiyle işlenen töre cinayetlerine şahit olmadıkları ve yine tamamına yakınının ailelerinde "töre"nin geçerliliğinin olmadığı sonucudur. Bu sonuç, konuya yönelik genel toplumsal kabuller ile karşıt niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Namus, namus algısı, kadın, toplumsal normlar, şiddet,
