Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
Yayınlar
- Derleme MakaleAçık Erişim2023Scopus SJRQ3Obtaining haploid plants by irradiated pollen culture in oil seed crops
Yaman, Hümeyra; Sanyürek, Nesrin Karaca
Haploid plant production is of great importance to shorten the breeding period in plant breeding programs. Obtaining pure lines in plant growing programs require an intensive work with huge labor and time. Obtaining one hundred percent homozy-gous pure lines is a key point for the improvement and development of new cultivars. Haploid plants with a single set of homozygous chromosomes have become a valuable tool in plant breeding. Dihaploid plants that are homozygous at all loci with dou-bling of their chromosomes can be propagated by seed and reach full homozygosity in a single generation. Traditional methods take seven years to reach homozygosity. Dihaploidization methods provide significant advantages in terms of gaining homozy-gosity in a short period of one year and bringing pure lines into agriculture. Anther culture and irradiated pollen technique are among the most widely used techniques in this respect; where physical or chemical agents are used to induce mutated pollen grains and anthers that are subsequently employed to develop dihaploids through in vitro cultures. These techniques are a good source to facilitate gene mapping, cyto-genetic research, and evolutionary studies. Irradiated pollen culture techniques have been applied to many oilseed crops to obtain pure lines. This study highlights some salient features of producing dihaploids using irradiated pollen grains and their maintenance.
AtıfScopus1OpenAlex2TR Dizin1
İncele - Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Çiriş (Asphodelus aestivus) ve kenger (Gundelia tournefortii) bitki ekstraktından altın ve gümüş nanopartiküllerin biyosentezi, in-vitro sitotoksisitesi ve HUVEC hücresi üzerinde etkilerinindeğerlendirilmesi.
Muhammed Erbay
Nano yapılı malzemeler (<100 nm) üzerine yapılan araştırmalar teknolojik gelişmeler doğrultusunda hızla artmaktadır. Nanopartiküllerin (NP'lerin) sentezinde biyosentez yönteminin gelişimi nanoteknolojinin önemli bir dalı haline gelmiştir. Bunun nedeni, NP'lerin biyomedikal ve farmakoloji dahil olmak üzere birçok alanda potansiyel uygulamalara sahip olmasıdır. Örnek olarak, NP'lerin benzersiz özellikleri ve biyolojik etkileri, potansiyel olarak çeşitli hastalıkların tedavisinde alternatif olarak kullanılabileceklerini göstermektedir. Metal bazlı NP'lerden özellikle Altın (Au) ve Gümüş (Ag), nanoteknoloji sektöründe en hızlı büyüyen ürün kategorilerinden biri haline gelerek ticarileştirilmede ilk sıralarda yer alan malzemeler olmuştur. Dolayısıyla, son yıllarda NP'lerin biyosentezi üzerine yapılan çalışmalarda artış görülmüştür. Bu çalışmada, çiriş (Asphodelus aestivus) ve kenger (Gundelia tournefortii) bitki ekstraktları kullanılarak biyosentez yöntemiyle AuNP'leri ve AgNP'lerin elde edilmesi ve bu NP'lerin toksik etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Elde edilen NP'lerin karakterizasyonu için, ultraviyole görünür spektroskopisi (UV-GB) ile nano boyuttaki partikül oluşumu doğrulandı. Sentezlenen AuNP'leri ve AgNP'lerin taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve geçirimli elektron mikroskobu (TEM) analizleriyle morfolojileri, boyut ve boyut dağılımları belirlendi. Fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ile partikülün indirgenmesinde sorumlu olan fotokimyasalların fonksiyonel grupları ve X-ışını difraktometrisi (XRD) ile de kristal yapısı belirlendi. Sıvı ortamdaki NP'lerin hidrodinamik çapları dinamik ışık saçılımı (DLS) analiziyle ve zeta potansiyeli ile de yüzey yükleri belirlendi. Her iki NP'lerin sitotoksik etkisini belirlemek için insan umbilikal ven endotel hücreleri (HUVEC) üzerinde 3-[4,5-Dimethylthiazol-2-yl]-2,5-dipHenyltetrazoluim bromide (MTT) analizleri yapılarak değerlendirildi. Sonuç olarak, her iki bitki ekstraktından AuNP'lerin ve AgNP'lerin biyosentez yöntem için uygun olduğu görülmüştür. Ancak elde edilen hem AuNP'leri ve hem de AgNP'lerin konsantrasyon ve süre artışına paralel olarak HUVEC hücresi üzerinde sitotoksik etki göstermektedirler.

