Yazarlar
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Yeniden Üretilen Sinizm: Türkiye’de Merkez-Çevre Anlatısı ve Emin Alper’in Kurak Günler Filminin Kritiği
Palanci, Cihan
Öz: Şerif Mardin’in kuramsallaştırdığı merkez-çevre ilişkisi Türkiye’de siyasal ve akademik alanda uzun bir zamandır tartışılmaktadır. Bu tartışma düzlemi sadece teorik düzeyde gerçekleşmeyip sanat gibi birçok disiplin için projeksiyon olma durumundadır. Bu sanat yapıtlarının en önemlileri, özellikle 2000’li yıllarda başlayan ve politik taşra sineması olarak adlandırılan yapıtlardır. Bu yapıtlarda taşra genel olarak geriliğin, değişmemenin, politik statükonun mekanları olarak resmedilmiş ve bu çerçeveden işlenmiştir. Buna karşın Cumhuriyetten bu yana işlenen bu temanın hiç değişmeden günümüze kadar gelebilmesi oldukça ilginç bir durum oluşturmaktadır. Bunun birçok nedeni mevcuttur. Çalışmada bu temayı besleyen merkez-çevre paradigmasının oluşturduğu tartışma evrenine içkin analizler ve eleştiriler yapılmıştır. Bu analiz ve eleştiriler merkez ya da çevreyi idealize etmeden yürütülmüştür. Türkiye’de yaşanan sert politik süreçler ve kutuplaşmaların katkısı ve tarihsel olarak yanlış ya da eksik üretilen teorik gelenek, merkez-çevre kuramının nesnelliğini aşındırmış ve karşılıklı bir delüzyon yaratmıştır. Makale bu eksende Emin Alper’in Kurak Günler filmini ele alıp, yukarıda anlatılanların projeksiyonuyla değerlendirmiştir. Ayrıca dönemin yarattığı öznelliklerin ve sinema sanatına içkin finansal dinamiklerin bu yönetmenlerin taşrayla ilgili sanatsal tavırlarına nasıl etki ettiği tartışılmıştır. Taşranın bahsedilen yönetmenlerin bakış açısında ifade bulan, sözde donukluğu, ilişkisizliği ve bağlamsızlığı da değişen dünya perspektifinden eleştirilmiştir.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Salonlardan Çevrimiçi Ortamlara: Dijital Sinema Platformlarının Film İzleme Alışkanlıklarına Olan Etkisi Üzerine Bir Araştırma
Hayir, Celal
Henüz dijital teknolojilerin pek gelişmediği yıllarda farklı toplumsal gruplardan insanların sinema salonlarında bir arada film izlemeleri 20. yüzyılın önemli aktivitelerindendi. Sinema salonları, geçmiş yüzyılda kitlelerin en büyük eğlence ve sosyal aktivite ortamı işlevi görüyordu. Dijitalleşmenin bütün dünyada hız kazanması, uydu teknolojisindeki ilerlemeler, özel televizyon yayınları, kablolu televizyon ve radyo yayınları, bilgisayar kullanımının yaygınlaşması, dijital medya teknolojilerin ve internetin giderek yaygınlık kazanması toplumu ciddi değişim-dönüşüm sürecine sokmuştur. Bununla birlikte, internet ortamında dijital film platformlarının ortaya çıkmasıyla sinema seyircisi salonlardan uzaklaşıp ev ortamlarında film izlemeye başlamıştır. Salonlardan çevrimiçi ortamlara, dijital sinema platformlarının film izleme alışkanlıklarına olan etkisini konu alan bu çalışma 1960-2000 yılları arasında doğmuş bireylerle sınırlandırılmıştır. Bu bireyler dijital göçmenler ve dijital yerliler olmak üzere iki kategoride incelenmiştir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, sinema izleme pratiklerinin ne şekilde değiştiğini ve bu durumun demografik profile göre değişkenlik gösterip göstermediğinin belirlenmesidir. Çalışmanın anket verilerinden elde edilen bulgulara göre; katılımcıların dijital platformlarda film izleme pratiklerinin cinsiyete ve yaşa göre farklılık gösterdiği, çoğunluğun dijital ortamda film izlediği, yarısından fazlasının son 6 ayda sinema salonunda hiç film izlemediği ve yarıya yakınının ise dijital platformlarda haftada en az bir film izlediği belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Erken Cumhuriyet Döneminde Radyo Oyunları ve Toplumsal İşlevleri
Omur, Songül; Doğanay, Aysel Yıldız; Berge, Hilal
Radyofonik piyes, mikrofonda tiyatro, radyo tiyatrosu gibi çeşitli adlandırılmaları bulunan radyo oyunları, tıpkı radyonun üstlendiği gibi tarihin farklı dönemlerinde farklı görevler üstlenmiştir. Bu bağlamda çalışmada radyo oyunlarının dünyadaki ve Türkiye’deki tarihsel gelişimi ile değişimini anlamak ve erken Cumhuriyet döneminde radyo oyunlarının nasıl bir toplumsal işlev üstlendiğinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında öncelikle birbirlerine çok yakın iki tür olan tiyatro ile radyo oyununun benzerlikleriyle farklılıkları ortaya konulmaktadır. Radyonun kör bir araç olduğu savından yola çıktığımızda radyo oyunlarının üç temel öğesi olan efekt, diyalog ve müziğin radyo oyunlarının dinleyicinin zihninde canlandırılmasında nasıl bir etkisi ve işlevi olduğu üzerinde durulmaktadır. Ardından radyo oyunlarının dünyadaki ve Türkiye’deki tarihsel gelişimine değinilmektedir. Erken Cumhuriyet dönemine odaklandığımızda radyo oyunlarının, hayatın her alanından konuları kapsadığı görülmektedir. Bu dönem özellikle II. Dünya Savaşı’nın yaşandığı yıllara denk geldiği için radyo oyunlarında çoğunlukla toplumu çeşitli propagandalara karşı koruyucu, onları bilgilendirici ve milli değerleri ön plana çıkartıcı konulara ağırlık verilmiştir. Cumhuriyetin en başından beri hedeflediği yeni bir millet yaratma amacı çerçevesinde radyo oyunları; milli birlik ve bütünlüğün oluşturulması, ailenin korunması, çocukların milli değerler, kültür ve eğitim konularında yetiştirilmesi gibi toplumsal işlevler üstlenmiştir. Ayrıca radyo oyunları halkı siyasi, tarihi, edebi ve zirai gibi konularda bilgilendirirken sanatın gelişmesi ve sanatçıların yetişmesi noktasında da önemli rol oynamıştır.
- MakaleYalnız künye2020Turkey’s fılm-censorhıp regısters and the case of soluk gecenin aşk hikayeleri
Karadoğan, Ali; Öztürk, Semire Ruken
In this paper, we introduce our ongoing research project on the film-censorship registers in the archives of the Turkish Ministry of Culture and Tourism. Throughout this project, we will study a large number of these censorship registers, but we confine ourselves here to an examination of the censorship and court decisions regarding the movie Soluk Gecenin Aşk Hikayeleri.
- BildiriYalnız künye2018Yeşilçam’da Polisiyenin Eleştirel Dönüşümü: Toplumsal Gerçekçi Sinema Hareketinin Amblemi Olarak Gecelerin Ötesi
Yıldırım, Tunç
Türk sinemasının Yeşilçam öncesi uzun süren dönemi polisiye türü konusunda peküretken değildir. Yeşilçam sinemasının oluşum döneminde (1948-1959) kitlesel filmüretiminin sistemleşmesiyle birlikte beş hâkim sinema türü (melodram, tarihi film,komedi, polisiye ve köy filmi) standartlaşır. Bu türsel bağlamda yapımcılığına dönenKemal Film için Lütfi Akad-Osman Seden ikilisi, suç melodramı ile sembiyotik ilişkiyegiren polisiyeler üretir: Kanun Namına, Katil, Öldüren Şehir, Kanlarıyla Ödediler veİntikam Alevi gibi melez filmler 1952-1956 arasında melodram ile polisiye estetiğinisuç ve macera temaları etrafında harmanlar. Kemal Filmin basmakalıplaştırdığıpolisiye türe toplumsal, siyasal ve iktisadi yeni bir eleştirel görünüm kazandıran,ayrıca bu türü hem içerikte hem de biçimde modernleştiren eser toplumsal gerçekçisinema hareketinin öncüsü Gecelerin Ötesi’dir. Böylece, melodramın klişeleşmişuzlaşımlarından nihayet kurtulan polisiye türü realizm ile senkretik bir bağ kurar.Film sanatının olmazsa olmazları biçime ve biçeme olduğu kadar sinemasal türlerede odaklanan “estetik tarih” perspektifinden hareket eden bu makalenin amacı, Türksinema tarihyazımında türsel kimliği görmezden gelinip sadece sosyal ve realisttemsilleri hatta sosyolojik yönleri etrafında değerlendirilen Gecelerin Ötesi’ninpolisiyeyi nasıl yenilediğini kanıtlamaktır. Gecelerin Ötesi hangi estetik özellikleriylehem polisiye türüne hem de toplumsal gerçekçi harekete girer? Bu film, Akad-Sedentandeminin temellerini attığı polisiye film geleneğinden neden ve nasıl farklılaşır?Çalışmanın problematiği bu çerçevede belirlenmiştir. Makalenin teorik çerçevesive analitik yöntemi ise “sinema türü kavramını” basit bir taksonomi etkinliği ya daetiketleme şekli olarak değil de, ciddi bir “yorumlama kategorisi” olarak kabul edenRaphaëlle Moine’ın kuramsal yaklaşımına dayanır.
AtıfTR Dizin4
İncele - DerlemeYalnız künye2018Onat Kutlar’ın Mirasını Takip Eden ‘Eksik’ Bir Derleme Kitap: Sinema… Sinema (Yazılar-Konuşmalar)
Yıldırım, Tunç
-
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2018İntikam Alevi’nde Sovyet Montaj Üslubu Örneği
Yıldırım, Tunç
İlk kez Kanları ile Ödediler adlı suç melodramıyla kamera arkasına geçen Osman Seden’in üçüncü filmi, melez tür filmi örneği olan İntikam Alevi’dir. Dönemin Türk sinemasına hükmeden ikipopüler türü (polisiye, melodram) harmanlayan bu filmin biçimsel önemi kurgu estetiğine eklektik yaklaşımında yatar. Klasik Hollywood sinemasına (Kurumsal Temsil Tarzına) özgü şeffaflıkestetiğinin taşıyıcısı konumundaki tür sinemasının alametifarikası olan devamlılık kurgusunubaştan sona anlatıma bağımlı olarak kullanan yönetmen, filmin dokuz plandan oluşan kırk yedinci sekansında kurgu biçemini büsbütün değiştirir. Yakın plandan çekilmiş, filmsel kurmacaevrenle hiçbir alakası olmayan üç dış-öyküsel ara görüntü kullanan Seden sessiz sinemanıngörsel estetiğine modern montaj stili üzerinden hürmet eder.Makalenin amacı İntikam Alevi’ndeki “Sovyet Kurgu Okulu”nun estetik etkisini çözümlemektir.Bu sebepten çalışmanın kapsamı adı geçen filme özgü seçmeci kurgu üslubunun açıklanmasıyla sınırlanmıştır. Görsel sürekliliği ve akıcılığı kasten bozan, Rus yönetmen Sergei Eisenstein’inçarpıcı kurgu kuramıyla uygulamasını anımsatan bu biçimsel tercihin filmin üslubuna, estetiğine ve anlatım stratejisine olan katkıları nelerdir? Araştırmanın sorunsalı bu çerçevede belirlenmiştir. Yazının teknik yöntemi “sekans analizi” üzerine kuruludur. Öncelikle filmin teknikdekupajı verilecek (filmi meydana getiren çekimler ve sekanslar sınıflanacak), ardından kırkyedinci sekansın kurgu estetiği kapsamında ayrıntılı incelenmesi betimleme, çözümleme veyorumlama aşamaları üzerinden sırasıyla yapılacaktır.
AtıfTR Dizin2
İncele
