Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Derleme MakaleAçık Erişim2025
    Fekal İnkontinansın Yönetimi ve Hemşirelik Yaklaşımı

    Avşar, Gülçin; Ferhat, Daşbilek; Sağlam, Hasan

    Fekal inkontinans, bireylerin dışkı kontrolünü kaybetmesi durumu olup, hem fiziksel hem de psikososyal sorunlara yol açabilir. Yönetimi, bu durumu etkileyen nedenlerin belirlenmesiyle başlar; nörolojik hastalıklar, gastrointestinal sorunlar veya cerrahi geçmiş gibi faktörler değerlendirilir. Hemşireler, hastaların tıbbi geçmişini alarak, semptomları ve yaşam kalitesini etkileyen unsurları anlamalıdır. Ayrıca, uygun değerlendirme araçları kullanarak inkontinansın şiddetini belirlemeleri önemlidir. Hemşirelik yaklaşımı, bireysel bir plan geliştirilmesini gerektirir. Bu plan, beslenme düzeninin gözden geçirilmesi, bağırsak alışkanlıklarının düzenlenmesi ve gerekiyorsa ilaç tedavisinin entegrasyonunu içerebilir. Ayrıca, hasta eğitimi ve destek gruplarına yönlendirme, hastaların durumlarını daha iyi yönetmelerine yardımcı olabilir. Hemşireler, bireylerin duygusal ihtiyaçlarına da dikkat ederek, empatik bir iletişim kurmalı ve hastaların bu hassas konuda kendilerini güvende hissetmelerini sağlamalıdır. Sonuç olarak, fekal inkontinansın yönetimi, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir ve hemşireler bu süreçte önemli bir rol oynar. Farkındalık artırma, eğitim ve destek sunma gibi temel görevleri ile hemşireler, hastaların yaşam kalitesini iyileştirmede kritik bir etki yaratabilir. Uygun hemşirelik müdahaleleri ile bireylerin bağırsak kontrolü sağlanarak, genel sağlık durumları olumlu yönde etkilenebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Halk kültüründe demonik varlıklara tunceli’den bir örnek: mılaketler

    Kaval, Yılmaz

    İnsan zihnine kodlanmış duygulardan biri olan korku, evrensel bir duygu olarak kabul edilir. Bu duygu, insanoğlunun yaşadığı coğrafyanın yanında benimsediği inanışlar etrafında da şekillenerek gelişir. Korku duygusu, ilk çağlardan itibaren atalarımızın sözlü anlatılarında, ritüellerinde yer edinerek kültürel bir öge hâline gelmiştir. Geçmişten günümüze kadar çeşitli vasıtalarla aktarılan bu duygunun demonik varlık olarak adlandırılan doğaüstü güçleri tasarladığı düşünülmektedir. Bu varlıklar, genelde “cin” anlayışı etrafında değerlendirilen ancak daha derin mitik, teolojik, psikolojik ve sosyolojik bağları olan inanışların ürünleridir. Korku düşüncesi etrafında şekillenen demonik varlık anlayışına dünyanın her yerinde tesadüf edildiği gibi zengin bir inanç ve kültür hazinesine sahip olan Anadolu’da da çeşitli unsurlara bağlı olarak gelişmiş bir demonik varlık inancı mevcuttur. Anadolu’nun kültür ekolojisinde bu varlıklara yönelik zengin bakiyelerin görüldüğü yörelerden biri Tunceli ilidir. Tunceli ilinde halkın büyük çoğunluğu Alevi inancına mensup olduğu için yöre kültürü, büyük oranda bu inanç etrafında şekillenmiştir. Tunceli’de bu inanç etrafında şekillenmiş ve çoğunlukla çeşitli ritüeller ile kontrol edilebilen bir demonik varlık anlayışı mevcuttur. Yörede çok yaygın olan bu anlayış, sözlü anlatılar ve törensel icralar şeklinde aktarılmaktadır. Demonik varlıklara yönelik inanışlar, daha çok yörede bilinen ismi ile “Mılaket” anlayışı etrafında şekillenmiştir. “Mılaket” olarak adlandırılan bu varlıkların cin taifesinden varlıklar olduğuna inanılır. Yörenin kültür ve inanç dünyasının odak noktasında olan bu demonik varlıklara yönelik zengin bir sözlü anlatı geleneği mevcuttur. Sözlü anlatıların yanında bu varlıkların şerrinden korunmak için çeşitli ritüeller de uygulanmaktadır. Tunceli’de halk arasında yapılan ritüellerin tamamı bu varlıkların kendilerine musallat olmasını engellemek içindir. “Mılaket” inancının yanında şeytana dair inanışlar da geliştiren yöre halkı, “Mılaket” ve şeytan kategorisine girmeyen ancak ahiret âleminde yaşayan, korkutucu demonik özellikler taşıyan varlıklara da inanmaktadır. Yörede bu varlıklara yönelik var olan söylenceler ve inanışlar, yöre insanının bilinmezlik ve kaos karşısında geliştirdiği derin korkuların tezahürüdür. Yöre folklor ve inancına yansıyan bu inanışlar, özelde Tunceli’ye ait olsa da genelde insanlığın ortak korku ve kaygılarıdır. Bu çalışmada Tunceli halk kültürü ve inanış sistemleri bağlamında zengin görünümüyle dikkat çeken Mılaketler, çeşitli başlıklar altında incelenmiştir. Böylece çalışma aracılığıyla söz konusu korku folkloru ögeleri olan demonik varlıkların kayıt altına alınması ve bütüncül bir şekilde incelenerek alana katkı sağlanması hedeflenmiştir.