Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2026Scopus SJRQ2Institutions, gendered informality, and intrahousehold distribution: A dual-economy model
Ateş-Saygılı, Çiğdem
We study how enforcement institutions shape formalization and the intrahousehold distribution of resources in a developing economy. The model combines an enforcement wedge inside informal technology, gendered formal-attachment margins, and a collective household with a state-dependent female Pareto weight. In the benchmark wage-responsive specification, enforcement raises formalization by compressing informal wages and reallocating work toward formal jobs. Yet aggregate formalization and women's intrahousehold gains need not move together. When women are more exposed to informality and men convert the induced formal-to-informal wage ratio into formal attachment more strongly in level terms, enforcement can lower women's relative earnings, relative formal status, the female Pareto weight, and the consumption ratio during adjustment. An exact effective-access transition and local calculations for the effective-access and reduced-form labor-disutility margins show that this adverse incidence can be offset within the model while preserving formalization gains. Descriptive quarterly evidence for Türkiye documents gendered dynamics in non-agricultural social-security non-registration around salient macroeconomic and institutional episodes. The empirical evidence motivates the labor-market exposure and access channels but does not observe household bargaining or individual consumption.
- MakaleYalnız künye2025Scopus SJRQ1Does a university degree matter for wives? Investigating the relationship between husbands’ socioeconomic resources and wives’ labour force participation
Acar, Sedat
The labour market engagement of women in traditionally oriented societies is frequently constrained by their husbands’ socioeconomic resources. The rise in women’s educational attainment plays a pivotal role in reshaping the gender-based division of labour and enhancing their labour force participation. Drawing on nationally representative cross-sectional data from the Turkish Income and Living Conditions Survey (2006–2022; N = 136,874), this study examines the moderating role of wives’ educational attainment in the association between husbands’ socioeconomic resources (income and education) and wives’ labour force participation. The interaction model reveals that the probability of labour force participation is higher for wives with university-educated husbands only among those who are university-educated themselves; in contrast, participation rates decline for non-university-educated wives. Among university-educated wives, labour force participation is markedly higher in educationally homogamous marriages than in hypogamous marriages. While the negative income effect attributed to husbands persists across both educational strata of wives, its magnitude is significantly attenuated among university-educated wives. These findings indicate that in Turkey, a university degree serves as a critical mechanism for married women to circumvent economic and cultural barriers to labour force participation, with homogamous marital unions further facilitating their engagement.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Öğretmenlerin toplumsal cinsiyet algısının incelenmesi ve toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlar
Hilal Taşkaya
Bireylerin doğuştan gelen biyolojik özellikleri ve farklılıkları çerçevesinde toplum tarafından şekillendirilen bir yapı olan cinsiyet, süregelen bir söylem konusu olmaya devam etmektedir. Toplumsal cinsiyet algısı, biyolojik farklılıkların önem verildiği ancak bireyin biyolojik farklılığından ziyade toplumun tutumlarına göre kadın ve erkek bakış açısını içeren kalıplaşmış yargıları ifade etmektedir. Bu nedenle, çalışmada kişilerin cinsiyet algı ve tutumlarını etkileyen, önemli bir rolü olan öğretmenlerin, toplumsal cinsiyet konusuna karşı algılarının ne düzeyde olduğunu bilmek önemli bir husustur. Araştırma, bu kuramsal çerçeve doğrultusunda öğretmenlerin toplumsal cinsiyet algılarını araştırmayı ve toplumsal cinsiyet rollerine yönelik tutumlarını tespit etmeyi ve bu alanda literatüre katkı sunmayı amaçlamaktadır. Konunun kapsamlı bir şekilde araştırılmasını sağlamak için hem niteliksel hem de niceliksel yaklaşımlar birleştirilmiştir. Araştırma 2023-2024 öğretim yılında İzmir ilinde görev almakta olan öğretmenlere uygulanmıştır. Araştırma yüz yüze anket yöntemi ile yapılmış olup, anket sorularının ilk bölümünde katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini belirlemek için 20 Soru sorulmuştur. İkinci bölümde ise, Zeyneloğlu (2008)' in geliştirdiği "Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ) tercih edilmiştir. Araştırma sonucunda, katılımcıların toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutum gösterdikleri gözlemlenmiştir. Toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumların öğretmenlerin üzerinde olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğu gözlemlenmiştir. Araştırma bulguları doğrultusunda yasa yapıcılara, uygulamacılara ve diğer araştırmacılara bir takım önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Ekoloji ve feminizmi birlikte düşünmek: Carol J. Adams'ın ekofeminizmi
Gülsena Üneşi
Bu çalışmada, doğanın tahakküm altına alınmasıyla kadınların tahakküm altına alınmasının birbirleriyle patriarşi temelinde bağlı olduğunu, toplumsal cinsiyet siyaseti tarafından inşa edilmiş kültür gereği kadınlar ve hayvanlar üzerinde kurulan tahakkümün ve bu tahakkümün temellerinin nasıl şekillendiğini gözler önüne sermeye çalıştık. Patriarşik yapıyı eleştirel bir bakışla incelediğimiz çalışmamız, geçmişten günümüze kadınların ve erkeklerin beslenme alışkanlıklarının kültür eliyle nasıl farklılaştırıldığını, sadece ceset yemek ve patriarşik dünya görüşü arasındaki ilişkileri değil aynı zamanda feminizm ve vejetaryenlik arasındaki kesişim noktalarını da ortaya çıkarmaktadır. Söz konusu kesişim noktalarının 'kayıp gönderge' 'etin cinsel politikası', 'et kral'dır', 'dişileştirilmiş protein' gibi Adamsçı yeni kavramsallaştırmalar etrafında nasıl şekillendiğini açıklamaktadır. Bu bağlamda, çalışmamız için belirlediğimiz temel sorun; erkeklerin/erkekliğin et yemekle özdeşleştirildiği, et yemeye ve etin getirdiği güce ihtiyaçlarının olduğu kadınların ise güce ihtiyaçları olmadığından bitkilerle özdeşleştirildiği kültür yapısıdır. Aynı zamanda patriarşik kültürde dişi hayvanların ve kadınların nasıl kayıp bir göndergeye dönüştürülüp cinsel politikalara dâhil edildiğine dikkat çekilmekte ve hayvan problemlerinin çözümlenmeden kadın kurtuluşunun da mümkün olamayacağı iddia edilmektedir. Hayvan bedeninin beslenme biçimlerindeki yeri ve gerekliliğinin sorgulanmasının cinsiyet eşitsizliğinde birtakım önemli sonuçlara ulaşılmasında dayanak olduğunu ve kayıp göndergelerin dilsel pratiklerde nasıl ortaya çıktığı açığa çıkarılmaktadır. Adams'a göre, patriarşik ideoloji yalnızca kadınların değil, dişi hayvanların da nesneleştirilip sömürülmesinden sorumludur. Bununla beraber, cinsiyetçiliğin tamamıyla türcü bakış açısının sonuçlarından biri olduğu açıktır. Bu nedenle cinsiyet eşitliğinin sağlanması için, hayvanları yani tam anlamıyla doğayı kapsayacak biçimde tüm canlıları hesaba katan yeni yöntemlere ihtiyaç vardır. Modern ekofeminist söylemin bu yöntemlere yanıt verecek potansiyeli vardır ancak, doğa üzerindeki tahakkümün ciddi bir boyutu olan hayvanlar üzerindeki tahakkümün bütünsel bir çerçevede ele alınması konusunda yetersizdir. Carol J. Adams'ın ortaya koymuş olduğu feminist-vejetaryen eleştirel kuram, hayvanlar ve kadınlar üzerinde kurulan tahakkümü kesişim noktalarıyla birlikte ele alarak cinsiyetçi toplumsal kültür siyasetinin etkilerini gösterir ve eleştirilerini dile getirir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Türkiye'de kadın girişimciliği, süreçleri ve istihdama etkisi (Elâzığ ili örneği)
Tülin Ünal
Ekonomideki dinamiklerin kilit döngüsü yeni fikirleri, iş alanlarını pazara sunan gerekli bilgi, beceri ve inisiyatife sahip girişimcilerdir. Aslında milli gelire katkısı bakımından da vergisini ödeyen, işçi çalıştırarak veya kendi namına çalışan her girişimci kadın veya erkek bulunduğu coğrafyanın, şehrin veya ülkenin sanki bir çarpan etkisiyle yarattığı katma değeridir. Kaldı ki, Türkiye'de kadın girişimcilerin yaşadığı sorunların tespiti ve bu sorunların çözümüne ışık tutan bölgesel alan çalışmaları bu alandaki hedef ve projelerin başarısında etkili olmaktadır. Türkiye'de aynı zamanda yakın dönem kadın istihdamı ve kadın işsizliğine ait rakamlar incelendiğinde uluslararası standartların altında kaldığı, Avrupa Birliği ülke sıralamalarında ise ortalamada olduğu gözükmektedir. Bu durumun zemininde yatan toplumsal cinsiyet ve kaynaklara erişim konusundaki engeller, uygulanan teşvik ve projelerin daha ulaşılabilir ve bilinçli adımlarla uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca kadının ata-erkil rolü ve mesleklerin cinsiyetleşmesi kadın istihdamına çekimser davranılması da dikkat çekilecek bir konudur. Bu çalışmanın amacı girişimci olarak ekonomik hayata katılan kadınların yarattığı sosyal ve iktisadi sermayenin, bulundukları coğrafyanın ekonomisine istihdam ve işsizlik açısından etkisini karşılıklı görüşmeye dayalı sorularla da destekleyerek yorumlamaktır. Bu bilgiler ışığında bu çalışma ile kadın girişimciliğine kavramsal bilgilerden ziyade, pratikte bölgesel bazda ne derece etkin olduğunu ölçmeye çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kadın sağlık çalışanlara yönelik tutumların belirlenmesi: Tunceli ili örneği
Ömrüm Müldür
Diğer sektörlerde olduğu gibi sağlık sektöründe de kadın çalışanlar iş yaşamında meslek seçimi, işe alım, kariyer, terfi, ücretlendirme ve haklara erişim gibi alanlarda cinsiyet ayrımcılığına maruz kalmaktadırlar. Toplumsal eşitliğin iş yaşamında da sağlanabilmesinin yolu farkında olarak ya da olmadan yaşanılan cinsiyet ayrımcılığının önlenmesiyle mümkün olacaktır. Bu nedenle konuyla ilgili ne kadar çok araştırma yapılır ne kadar çok farkındalık ve bilinçlendirme yapılırsa o kadar hızlı yol alınacaktır. Bu bağlamda araştırmanın amacı, sağlık sektörünün kadınlaşması ve sağlık çalışanlarının kadın çalışanlara yönelik tutumlarının ölçülerek elde edilen verilerle cinsiyet eşitliği ile ilgili çalışanlara ve yöneticilere çözüm önerileri sunmak ve bu konu hakkında bilimsel katkı sağlamaktır. Bu çalışma, sağlık çalışanlarının kadın çalışanlara yönelik tutumunu ölçmek amacıyla Tunceli Devlet Hastanesi ve Tunceli Aile Hekimliklerinde araştırma yapılmıştır. Araştırmanın verileri "Kadın Çalışanlara Yönelik Tutum Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Çalışan 685 personel arasından, kolayda örneklem metodu ile seçilen 200 kişiye anket uygulanmıştır. Uygulanan anketlerden analize uygun olan 180 anket üzerinden analiz işlemleri uygulanmıştır. Bu ölçek iki bölümden oluşmakta olup ilk bölüm 7 maddelik demografik sorulardan ikinci bölüm performans (8 madde), toplumsal cinsiyet rolleri (10 madde), işe kabul ve tutunma (4 madde), kariyer (5 madde) ve duygusallık (3 madde) olmak üzere beş alt boyutta, 30 madde ile incelenmiştir. Toplanan nicel veriler istatistik paket programında analiz edilerek bulgular yorumlanarak tartışılmıştır. Araştırma sonucunda; katılımcılar "Kadın Çalışanlara Yönelik Tutum Ölçeği"ni demografik tüm alt boyutlar ile birlikte bir bütün olarak değerlendirdiklerinde anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Ancak ayrı ayrı değerlendirme yapıldığında cinsiyet, medeni durum, yaş, çocuk sayısı, meslek ve hizmet yılında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kadınların meslek seçimindeki tutumunda toplumsal cinsiyetin rolü: Diyarbakır ili örneği
Nursel Aslan Çetin
Yapılan çalışma, toplumsal cinsiyet rolünün, kadının meslek seçimindeki etkisini incelemek amacıyla Diyarbakır ili örneğinde yapılmıştır. Diyarbakır ilinde yaşayan farklı eğitim düzeyinden ve farklı meslek gruplarından 30 kadınla, yarı-yapılandırılmış yöntemle görüşmeler gerçekleştirilmiştir.Yapılan görüşmelerle kadınların toplumsal cinsiyet rollerini etkileyen, pekiştiren aile ortamı ve eğitim süreci irdelenmiştir. Toplumsal cinsiyet rolünün, meslek seçimindeki etkisi ve bu rolün meslek içerisinde ve mesleki ilerleme sürecinde yarattığı sorunları görünür kılmaya çalışmak amacıyla sorular sorulmuş; bu sorular çerçevesinde yanıtlar bulma amaçlanmıştır. Çalışma sonucunda kadının patriarkal toplum düzeninde kendisini biçimlendiren, sınırlandıran toplumsal cinsiyet rolünün, meslek seçiminde ve mesleki kariyer sürecinde önemli engeller oluşturduğu açığa çıkarılmıştır. Toplumsal cinsiyet rolünün, toplumun kadına yaklaşımının nasıl olduğunu gösterdiği gibi kadının da bu rolün etkisiyle mesleğinde istediği hedeflere ulaşmada iç engellerle karşılaştığı gerçeği, görünür kılınmıştır. Toplumsal cinsiyet rol tanımının yarattığı mesleki sorunların çözülebilmesi için ulusal ve uluslararası yasal düzenlemelerin tek başına yetmeyeceği, zihniyet değişiminin kaçınılmazlığı ortaya konmuştur.





