Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    COVID-19 salgın sürecinde uygulanan zorunlu uzaktan eğitimin ilk okuma-yazma öğretimine etkisi

    Muharrem Ekrem

    Bütün dünyada yaşanılan ve esasında bir kriz olarak nitelendirilebilecek covid-19 salgını sonucunda toplumsal hareketler kısıtlanmış ve hayat durma noktasına gelmiştir. Toplumsal hayatın bütün hücrelerine yayılan ve onları olumsuz etkileyen covid-19 salgını eğitimi de önemli derecede etkilemiştir. Çözüm olarak, "uzaktan eğitim sistemi" neredeyse tüm dünyada uygulamaya başlanan bir yöntem olmuştur. Bu araştırmada, covid-19 salgını sonucu ortaya çıkan zorunlu uzaktan eğitimin ilk okuma yazma öğretimine etkisini ilkokul birinci sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre incelemek hedeflenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi ve buna bağlı olarak durum çalışması (betimsel) deseni tercih edilmiştir. Çalışmada örneklem yöntemi olarak tipik durum örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler, 2020-2021 eğitim öğretim yılı içerisinde Tunceli il merkezi ve ilçelerinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi okullarda görev yapan birinci sınıf öğretmenleriyle; araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiş ve sonuçları çalışma kapsamında tartışılıp, yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, uzaktan eğitimle ilk okuma yazma öğretiminin akademik anlamda başarılı sayılabileceği ancak sosyal ve duygusal anlamda bu yöntemin uygun bir yöntem olamayacağı, bu yönünün çok eksik kaldığı; sosyoekonomik durum ve coğrafi şartlar nedeniyle oluşan fırsat eşitsizliğinin süreci olumsuz olarak çok fazla etkilediği, öğrencilerin uzaktan eğitime erişim sağlayabilmesi için gerekli altyapı ve donanıma kavuşturulması gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    COVID 19 pandemi döneminde öğretmenlerin bilişsel esneklikleri ile mesleki canlılıklari arasındaki ilişkinin belirlenmesi

    Coşkun Özçelik

    Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin Covid 19 pandemi döneminde bilişsel esneklik ve mesleki canlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Tunceli'de resmi kamu kurumlarında görev yapmakta olan 244 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak katılımcıların sosyodemografik özelliklerine yönelik kişisel bilgi formuyla birlikte "Bilişsel Esneklik Ölçeği" ve "Mesleki Canlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde Statistical Package for Social Science for Windows (SPSS) 24.0 ve AMOS 24.0 paket programı kullanılmıştır. Her bir ölçek için açımlayıcı ve doğrusal faktör analizleri yapılmış arkasından bağımsız örneklem t testi, varyans analizi, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma bulgularında öğretmenlerin Bilişsel Esneklik Ölçeği katılma düzeyleri ile öğretmenlerin cinsiyetleri, yaşları, eğitim düzeyleri, medeni durumları, çocuk sayıları, toplam çalışma süreleri, mevcut kurumda çalışma süresi, idari görev durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Mesleki Canlılık Ölçeği ve ölçeğin alt boyutlarına katılma düzeylerinde, öğretmenlerin eğitim düzeyleri, medeni durumları, toplam çalışma süreleri, mevcut kurumda çalışma süresi, idari görev durumu açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamamıştır. Kadın öğretmenlerin mesleki canlılık seviyeleri, erkek öğretmenlere göre daha yüksektir. İş tatmini alt boyutunda; 20 ve 29 yaş arasında olan öğretmenlerin iş tatmini düzeyleri, diğer yaş gruplarında bulunan öğretmenlere göre daha yüksek düzeydedir. Dinçlik ve ustalık alt boyutlarında da; 2 çocuk sahibi olan öğretmenlerin dinçlik ve ustalık alt boyutlarına katılma düzeyleri, diğer öğretmenlere göre daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların Bilişsel Esneklik Ölçeğine katılma düzeyleri ile Mesleği Canlılık Ölçeğine katılma düzeyleri arasında doğru yönlü kuvvetli bir ilişki mevcuttur. Buna göre öğretmenlerin bilişsel esneklik seviyeleri yükseldikçe mesleki canlılık seviyeleri de önemli ölçüde arttığını göstermektedir. Yapılan regresyon analiziyle, öğretmenlerin mesleki canlılıkları, kişilerin bilişsel esnekliklerini %52,7 oranında açıklamaktadır. Çalışma sonucunda öğretmenlerde bilişsel esneklik ve mesleki canlılık kavramları arasındaki ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Covid-19 salgınının tüketici satın alma davranışı üzerine etkisinin incelenmesi: Perakende sektöründe bir uygulama

    Serap Sabancı

    Covid-19 pandemisi genel olarak hayvan kaynaklı olduğu bilinen koronavirüsü grubunun mutasyon geçirerek ölümcül/bulaşıcı hal alması olarak ifade edilmektedir. 21. Yüzyılda bu koronavirüs ailesinin farklı mutasyonları sonucu MERS-CoV ve SARS-CoV gibi vakaları bilinmektedir. Mevcut çalışmanın ana amacı yerel bir marketten COVİD-19 pandemisi öncesi ve sonrası 16 günlük farklı ürün gruplarında müşteri memnuniyetin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Bu nedenle Covid-19 vakası öncesi ve sonrası 16 günlük ürün gruplarının toplam dağılımı müşteri başına kg/adet bazında değerlendirilmesi tek yönlü varyans analizi kullanılmış ve güven aralığı %95 olarak alınmıştır. Covid 19 vakası ilan edildikten sonra müşteri 16 gün önce toplam müşteri sayısı 70360 adet iken vakanın duyurulduğu tarih itibari ile 16 günlük toplam müşteri sayısı toplam 34507 adet olarak tespit edilmiştir. Özellikle farklı ürün grupları için pandemi sonrası genel dağılım azaldığı belirlense de genellikle pandemi duyurulmasından sonra kişi başına düşen kg/adet bazında ciddi artışlar olduğu belirlenmiştir. Ayrıca pandemi öncesi ve sonrası tüm ürün grupları için hem toplamda hem kişi başına kg/adet bazında istatistiksel olarak farklı olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak farklı ürün grupları için müşteri talebi Covid 19 pandemisine bağlı olarak değiştiği belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Pandemi sürecinde yaşlıların fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesi

    Gözde Üçgül

    Covid-19 pandemisi, dünya genelinde insanların yaşamları ve fiziksel sağlığı için ciddi tehditler yaratmakta , aynı zamanda keder, kayıp, panik bozukluk, anksiyete bozukluğu ve depresyon gibi çok çeşitli psikolojik sorunların oluşumunu da tetiklemektedir.Pandemi döneminde yaşanan sorunlar ilerleyen zamanlarda yaşlılarda daha büyük sağlık sorunlarına neden olması açısından önemlidir. Bu araştırma 50+ yaş bireylerin fiziksel aktivite düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Elazığ ili 50-75 yaş grubu oluştururken, örneklemi ise Elazığ Sivrice ilçesinde ikamet eder 348 yaşlı birey oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Covid-19 pandemi dönemi 2021 yılı Haziran ayında Elazığ'da ikamet eden katılımcılar ile sınırlandırılmıştır. Araştırmanın evrenine uygun olarak incelenen çalışmalarda fiziksel aktivite eksikliğinin özellikle yaşlı bireylerde sağlık sorunlarına sebep olacağı varsayılmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesinde Türkçe versiyon çalışması, geçerliği ve güvenilirliği yapılmış olan Uluslararası Fiziksel Aktivite Değerlendirme Anketi kısa formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda Toplam fiziksel aktivite ortalaması (603,74±519,19) olarak ölçülmüştür. Bu sonuç şiddetli, orta şiddetli ve yürüme aktivitesi kategorilerinde katılımcıların düşük aktiveye sahip olduğunu göstermektedir. Şiddetli fiziksel aktivite ortalama (206,43±147,90MET-dk/hafta), orta şiddetli fiziksel aktivite ortalama (198,84±111,39MET-dk/hafta), yürüme fiziksel aktivite ortalama (491,46±415,15MET-dk/hafta) ile inaktivite düzeyine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kadınların, evli, ideal kilolu, spor yapan, 50-55 ve 56-60 yaş grubu, çiftçi ve ev hanımı, ilkokul ve ortaokul mezunu katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak pandemi döneminde yaşlı bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin oldukça düşük seviyede kaldığı, kısıtlama kapsamında kalan çiftçilerin, fiziksel aktivite düzeylerinin toplumsal sorumluluk çerçevesinde kalan ev hanımlarından biraz daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hareketsiz yaşamdan kaynaklı sağlık sorunlarının yaşlı bireyler üzerinde olumsuz etkiler oluşturacağına yönelik endişeler oluşmuştur. Bu alanda uygulamalı ve bilgilendirici çalışmalarıın yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel aktivite, Yaşlı bireyler, Covid19, Pandemi Dönemi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    COVİD 19 pandemi döneminde öğretmenlerin teknostres düzeylerinin belirlemesi

    Yasemin Kızıltoprak

    Son yıllarda insanların anlamlandırmakta bile zorlandığı çok hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Endüstri 4.0 ve toplum 5.0 olarak adlandırılan teknolojide ve toplumsal hayatta yaşanılan bu hızlı değişimi içinde bulunduğumuz Covid 19 pandemisi sürecinde daha da artmıştır. Sürekli değişen, gelişen teknoloji karşında çalışanlar öğrenmede ve uyum sağlamada zorluklar yaşamaktadır. Değişen teknolojiyi öğrenmeye çalışırken çalışanlar kendilerini yetersiz hissetmekte, bir bilgi açığı içinde olduklarını düşünerek rakip olarak gördükleri meslektaşları karşısında kendilerini bilgisiz ve tecrübesiz hissedebilmektedirler. Hatta bu durum örgütsel olarak da yaşanılabilmektedir. Teknolojinin devamlı değişmesi ve gelişmesi nedeniyle çalışanlar örgütte kullandıkları teknolojileri yeniden öğrenmek, güncel tutmak için sürekli öğrenmeye çaba harcadıklarında, gereğinden fazla yüksek performans kaygısı oluştuğunda büyük bir baskı ve gerginlik yaşamaya başlarlar. Bu durum çalışanlarda teknostres adını verilen bir tür strese yol açmaktadır. Bilişim teknolojilerinin çalışanlar üzerindeki etkilerinden belki de en önemlisi; yeni teknolojilere uyum sağlayamamaktan kaynaklanan bir uyum sorunu veya hastalığı şeklinde tanımlanan teknostrestir. 2000'lerin başından bu yana dijitalleşmeye başlayan eğitim sistemi pandemi sürecinde zorunlu olarak daha da fazla bilişim teknolojilerini kullanmak zorunda kalmıştır. Yeni teknolojik değişim öğretmenlerin alışık olduğu geleneksel öğrenme metotlarında büyük değişimlere yol açmış ve zorunlu uzaktan eğitim için farklı teknolojik donanımları, yazılımları ve uygulamaları kullanmayı zorunlu hale getirmiştir. Teknoloji öğretmenler üzerinde Pandemi sürecinde eskisinden çok daha fazla stres yaratarak, öğretmenlerin teknostres yaşamalarına yol açmıştır. Eğitimin çıktısının öğrenci yani gelecek nesiller olduğunu düşündüğümüzde eğitimi bu denli çok etkileyen teknostresin öğretmenler üzerindeki etkisinin ayrıntılı olarak ele alınması, neden ve sonuçlarının ortaya konulması ve çözüm önerileri sunulması oldukça önemlidir. Okul yöneticilerinin ve eğitim uzmanlarının bu konuya ilgilerini uyandırmak, konuya dair bir farkındalık oluşturarak çözüm bulma noktasında katkıda bulunmanın amaçlandığı bu çalışmada öğretmenlerin teknostres düzeyleri belirlenmeye ve öğretmenlerin demografik özellikleri teknostres düzeyleri arasındaki ilişki incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda 324 öğretmenden anket yöntemiyle elde edilen veriler paket istatistik programı ile analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda Tunceli ili merkezindeki okullarda görev yapan öğretmenlerin, Covid 19 döneminde teknostres algılarının "orta düzeyde" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin cinsiyetleri, medeni durumları, eğitim düzeyleri, mesleki kıdemleri açısından ele alındığında teknostres algılarında farklılık olmadığı görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin yaşları, branşları ve pandemi döneminde bilişim teknolojileri ile ilgili eğitim alıp almadıkları açısından ele alındığında ise teknostres algılarında bazı farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir. Teknostresi azaltabilmek ve yönetebilmek için bireysel ve örgütsel bir takım öneriler sunulmuş ve konuya özellikle yetkililerin dikkatinin çekilmesine ve farkındalık oluşturulmasına çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Sağlık çalışanlarında merhamet yorgunluğunun işten ayrılma niyetine etkisi

    Esra Emül

    Küresel bir salgın olan koronavirüs hastalığıyla mücadelede hiç kuşkusuz ki en büyük görev sağlık çalışanlarına düşmektedir. Sağlık çalışanları salgınla mücadele ederken aynı zamanda artan iş yükü, iş stresi, aşırı çalışma saatleri, uykusuzluk, enfekte olma korkusu, hastaların acı çektiğini görme ve aileden uzak kalma gibi birtakım problemlerle de başa çıkmak zorunda kalmaktadırlar. Bu problemlerle mücadele ederken sağlık çalışanlarında merhamet yorgunluğu meydana gelmektedir. Merhamet yorgunluğu yaşayan sağlık çalışanları fiziksel, ruhsal ve işle ilgili birtakım olumsuzluklarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu durum iş tatminsizliği, performans ve konsantrasyon düşüklüğü, motivasyon eksikliği, yapılan işte hataların artması ve işe devamsızlığı da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmanın amacı; sağlık çalışanlarında merhamet yorgunluğunun işten ayrılma niyetine etkisi olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın evrenini Elazığ il merkezinde bulunan Fırat Üniversitesi Hastanesi'nde görev yapan sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Araştırma yapılırken farklı mesleklerden 210 sağlık çalışanına ulaşılmıştır. Yüz yüze anket yöntemiyle elde edilen veriler kullanılmıştır. Araştırmada veri toplanırken Pommier (2011) tarafından geliştirilen ve Akdeniz ve Deniz (2016) tarafından Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan 24 ifadeden oluşan merhamet ölçeği ile Cammann vd, (1979) tarafından geliştirilen çalışanların işten ayrılma niyeti düzeyini belirleyen 4 ifadeden oluşan işten ayrılma niyeti ölçeği kullanılmıştır. Merhamet yorgunluğu ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişki ve merhamet yorgunluğunun işten ayrılma niyetine etkisi korelasyon ve regresyon analizleri ile incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre sağlık çalışanları orta düzeyde merhamet yorgunluğu yaşamakta olup işten ayrılma niyeti düzeyleri ise düşük olmaktadır. Ayrıca merhamet yorgunluğunun işten ayrılma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Demografik değişkenlere göre katılımcıların merhamet yorgunluğu düzeylerinin anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Araştırma sonunda; katılımcıların işten ayrılma niyeti düzeylerinde yaş, medeni durum, çocuk sayısı, eğitim durumu, meslek, mesleği tercih etme durumu ve çalışılan bölümü seçme durumu demografik değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiş fakat cinsiyet, görev yapılan birim ve mesleki çalışma yılı demografik değişkenlerine göre ise anlamlı farklılıklar tespit edilmemiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Davranışsal finans açısından COVID-19 etkileri

    Tuba Akpınar

    Geleneksel finans, bireysel yatırımcıların rasyonel olduklarını varsaymaktadır. Yatırımcıları; mevcut bilgileri tarafsız bir şekilde işleyen ve riskten kaçınan, kendi çıkarlarını gözeten ve yararını maksimize eden kişiler olarak tanımlamaktadır. Davranışsal finans, bellekteki karar verme mekanizmalarının sosyal ve duygusal önyargılardan nasıl etkilendiğini irdelemektedir. Bireylerin karar alırken psikolojik ve duygusal faktörlerden etkilendiğini savunan davranışsal finans, bireylerin daima kendi faydalarını gözeterek rasyonel karar almadıklarını varsaymaktadır. Davranışsal finans tüm Dünya'yı etkileyen krizler açısından önemlidir. Çünkü bireylerin kriz karşısında sergiledikleri davranışlar farklılık göstermektedir. Bu çalışma, Covid-19 krizinde ortaya çıkan vaka sayılarının, ölüm sayılarının, Finansal Korku Endeksi ve Panik Endeksinin Borsa İstanbul 100 endeksini, altın, kripto para birimlerinin ve hisse senetlerinin pandemi riskinden korunma etkinliğini araştırmaktadır. 11 Mart 2020 – 18 Mayıs 2021 dönemini kapsayan verilerle ARDL modelleri test edilmiştir. Kısa dönemde güvenli liman olarak nitelendirilen altının Türk yatırımcılar açısından tercih edilen yatırım aracı olduğu saptanmıştır. Uzun dönemde pandemi riskinden korunmak isteyen Türk yatırımcılara BİST100 endeksi daha etkin bir yatırım aracı olmaktadır. Çalışmanın sonuçları, pandemi sonrasında Türk yatırımcıların kripto paralara yönelerek daha fazla getiri elde edebileceklerini ortaya koymuştur.

  • MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ1
    A multiple criteria decision-making approach for increasing the preparedness level of sales departments against COVID-19 and future pandemics: A real-world case

    Ortiz-Barrios, Miguel; Borrego-Areyanes, Arlen Alaine; Gómez-Villar, Iván Darío; De Felice, Fabio; Petrillo, Antonella; Gul, Muhammet; Yucesan, Melih

    The impact of the pandemic and the lockdown has been more devastating than expected on the world economy. It is essential to formulate strategies in real-time. In this research, a multicriteria decision-making model for increasing the preparedness level of sales departments when facing COVID-19 waves and future pandemics is proposed. The model is comprised of 8 criteria, 29 sub-criteria, and 7 alternatives. The study is based on the integration of the AHP and TOPSIS techniques. AHP is used for calculating the criteria and sub-criteria weights. While, TOPSIS is used for calculating the preparedness level, ranking the companies, and identifying the weaknesses that should be addressed for increasing their effectiveness in the current market scenario. The model is developed with the aid of an experts’ group from the electrical appliance sector and studies from the reported literature. This application is completely novel in the literature and has been applied in the wild with remarkable companies in Colombia. A case study in the electrical appliance sector is presented as a pilot study but it should be noted that the methodology is flexible and scalable in any scenario.

    AtıfScopus18OpenAlex21
    ScopusWeb of Scienceİncele
  • MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ4
    Perceptions and experiences of older people regarding the covid-19 pandemic process: A phenomenological study

    Akkuş, Yeliz; Parlak, Ayşe Gül; Karacan, Yasemin; Karatay, Gülnaz

    Introduction: From the start of the coronavirus disease 2019 (COVID-19) outbreak in 2020 to the present, older people have been the worst affected among all age groups. This study was conducted to examine thoroughly the perceptions and experiences of older people regarding the COVID-19 outbreak. Materials and Methods: A qualitative study was conducted using a semi-structured, in-depth interview method with 16 older people living in the east of Turkey. The interviews were conducted through the mobile application WhatsApp, as the older people were in the risk group for infection. The sample group was reached using the snowball method. When the data obtained from the participants reached the saturation level, two more interviews were conducted, and then the interviews were ended. After the recorded interviews were transcribed, they were subjected to conventional content analysis. Results: Four main themes emerged from the interviews in line with the purpose of this study. These themes are The Meaning of COVID-19, Outcomes of COVID-19, Need for Support and Resources, and Attitudes toward Vaccination. Conclusion: It was determined that the older people experienced fear during the COVID-19 pandemic; the social restrictions affected them psychologically, physiologically, and economically and they could not get enough support and felt lonely in this process; but nevertheless, they were hopeful about the vaccine. To address these findings, this study suggested support for home care of older people and the development of psychosocial and economic support programs for them.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfScopus2WoS3OpenAlex4TR Dizin1
    ScopusWeb of ScienceTR Dizinİncele