Yazarlar
- Serap Sabancı(2)
- Çağdaş Güneş(2)
- Abdulhamit Han Çelik(1)
- Abdullah Genç(1)
- Abdullah Tekçe(1)
- Abdullatif Akçakaya(1)
- Abdurrahim Taş(1)
- Adem Soysal(1)
- Adnan Karadağ(1)
- Adnan Keçe(1)
- Adıgüzel Güllükopar(1)
- Ahmet Bedrettin Alişer(1)
- Ahmet Emin Gençaban(1)
- Ahmet Kemal Geyik(1)
- Ahmet Koçyiğit(1)
- Ahmet Onur Taşdemir(1)
- Ahmet Serdar Kılıç(1)
- Ahmet Sesli(1)
- Ahmet Turan Gümüşbaş(1)
- Alaattin Uras(1)
- Alev Akgül(1)
- Ali Atlı(1)
- Ali Bal(1)
- Ali Bozkaya(1)
- Ali Eren Demir(1)
- Ali Gökkoruk(1)
- Ali Güzelçiçek(1)
- Ali Keçeci(1)
- Ali Sarıgül(1)
- Ali Ziver Bilge(1)
- Alişir Çakmaz(1)
- Alperen Kalkan(1)
- Anıl Polat(1)
- Anıl Sözen(1)
- Arzu Açar(1)
- Arzu Dağlı(1)
- Arzu Doğan(1)
- Aslı Eymir(1)
- Aslıhan Arslan(1)
- Aslıhan Keskin(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Süt ürünleri üretim işletmelerinde faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemi - Uygulama, değerlendirme ve muhasebeleştirme
Bahattin Taş
Günümüzde üretim işletmelerinde kullanılmakta olan geleneksel maliyetleme yöntemlerinin artık günümüz şartlarına uygun olmadığı, işletme ihtiyaçlarına cevap veremediği, yeni üretim sistemi ile teknolojilerine uyum sağlayamadığından dolayı yetersiz kaldığı birçok otorite tarafından tartışılmakta ve yöneticileri reform niteliğinde kararlar almaya itmektedir. Alınacak yeni kararlarda yönetici ve ortakların işletmenin varlığını koruması ve işletmenin bu varlığını ileriye taşıması büyük oranda yönetici ve ortakların basiretli davranmalarına bağlıdır. Bu şekilde davranan işletme yönetici ve ortaklarının üretim için en uygun maliyet yöntemine ve bu yöntemden elde edilecek güvenilir bilgilere ihtiyaçları vardır. Buradan hareketle işletmeler ürün ve/veya hizmet üretmek için bazı fedakârlıklara katlanmak zorundadırlar. Bunlardan en önemli ve en büyük paya sahip olan fedakârlık ise ürün ve/veya hizmet için katlanılan maliyettir. Maliyete katlanmanın tek amacı ise işletmelerin dolayısıyla yöneticilerin başarılı olmak istemeleridir. Başka bir ifadeyle kâr elde etme arzusudur. İşletme yönetici ve ortakları için hayati öneme sahip bir noktada bulunan maliyet unsurunun tamamıyla kontrol edilebilir ve çok iyi bir şekilde yönetilebilir bir duruma gelmesi gerekmektedir. Bu durum yöneticileri maliyet odaklı düşünmeye sevk etmekle birlikte işletme için gerekli maliyet hesaplama yöntem ve stratejilerini araştırmaya yönlendirmektedir. Yukarıda sayılan nedenlerle en iyi maliyet verilerini elde etmek için Faaliyet Tabanlı Maliyet yöntemini (FTM) uygulamak işletmeler için doğru bir tercih olacaktır. İşletmeler insanların mal ve hizmet ihtiyacını karşılarken bu ihtiyaçlardan en önemlisi gıdadır. Gıdanın içerisinde tüketimi en fazla olan süt ve süt ürünleridir. Bu amaçla çalışmamız önem kazanmaktadır. Bundan dolayı; çalışma kapsamında süt ürünleri üretimi ile ilgili sütten birden fazla ana, alt ve yan ürün elde edildiği için her bir ürünün maliyetinin de sağlıklı bir şekilde hesaplanması önem arz etmektedir. Çalışma kapsamında bir takım araştırmalar sonucunda süt ürünleri üretim işletmelerinde üretilen ürünlerin hangi maliyetleri taşıdığı ve bu oluşan maliyetleri oluşturan faaliyetlerin neler olduğu ile ilgili bilgilerin işlenmesi ve yönetilmesi araştırılmıştır. Bu nedenlerden dolayı süt üretim işletmelerinde Geleneksel Maliyetleme (GM) yöntemlerini kullanmak yerine modern maliyetleme yöntemlerinden FTM yönteminin kullanılması daha doğru olacaktır. Çalışmamızın amacı; süt ve süt ürünleri üreten firmalarda FTM yönteminin uygulanmasını gösterip bir model önerisi yapmak ve uygulamanın muhasebe kayıtlarını göstererek muhasebe bilimine ve literatürüne katkı sağlamaktır. Uygulama bir firma üzerinden yapılacaktır. Bu uygulama aslında bu tür firmalara FTM yönteminin uygulanmasına yönelik yöneticilere yardımcı olacağı umut edilmektedir. Teorik kısım literatür taraması yöntemi ile düzenlenmiş olup, uygulama kısmında süt ürünleri üretiminde faaliyet gösteren bir işletmeye ait üretim veriler ele alınarak FTM yönteminin uygulanması, Geleneksel Maliyetleme ile karşılaştırılması ve muhasebeleştirilmesi örneğine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Faaliyet tabanlı maliyetleme, süt ve süt ürünleri, muhasebe
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021TRB1 bölgesi üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeylerinin karşılaştırılmasına yönelik bir araştırma
Mehmet Eren Öztürk
Bireylerin gelir, gider, tasarruf, yatırım ve harcamalarının planlanması, ekonomik fırsatların ve paranın etkin bir şekilde kullanılması, zararlardan kaçınılması ve bu konuda gerekli önlemlerin alınması gibi birçok kavramı içine alan girift sürece finansal okuryazarlık denir. Bu süreç; teknoloji, bilim ve finansal piyasalarda değişimler devam ettikçe finansal bilginin de güncellenmesi gerektiğinden hayat boyu devam eden dinamik bir süreç olarak düşünülmelidir. Bireysel finansal okuryazarlık oranları arttıkça toplumsal refah da artar. Çünkü bireyden başlayan tasarruf, inovasyon ve girişimcilik toplumun gelişimine katkı sağlar. Bireysel okuryazarlık ve toplumsal refah ayrı düşünülemez. Bu durum finansal okuryazarlık düzeyinin arttırılması için finansal eğitimin gerekliliğini ortaya çıkarır. Böyle bir eğitimin daha verimli olarak yürütülmesi için çalışmalara finansal okuryazarlık düzeylerinin tespiti ile başlanılmalıdır. Böylece süreç daha hızlı ve verimli ilerler. Bu nedenle birçok kurum ve kuruluşlarda, üniversitelerde ilgili konuda araştırmalar yapılmaya başlanmış, seviye tespiti ve karşılaştırmalar gerçekleştirilmiştir. Yaptığımız bu çalışmada amaç TRB1 bölgesindeki dört üniversitede finansal okuryazarlık oranlarının tespitini sağlamak ve bu oranların karşılaştırılmasını gerçekleştirmektir. Bu amaç doğrultusunda; üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeylerini artırmak için ne tür eğitimler verilmesi gerektiği noktasında öngörü sahibi olunacaktır. Bu sebeple Tunceli Munzur Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Elazığ Fırat Üniversitesi ve Malatya İnönü Üniversitelerinden tesadüfi örneklem yoluyla 21 fakülte, 2 enstitü ve Meslek Yüksek Okullarından 2574 öğrenciye ulaşılmış, anket uygulanmış, veriler elde edilmiştir. Anketlerde demografik bilgiler, temel düzeyde ekonomi ve finans, bireysel bankacılık, emeklilik ve sigortacılık, finansal tablolar, yatırım, vergi ve mevzuat gibi konularda bilgileri araştıran sorulara yer verilmiştir. Bu sorulara bağlı özel ve genel hipotezler kurulmuş, oluşturulan örneklem gruplarında cinsiyet faktörü, okunulan sınıf seviyesi, eğitim alanı ve internet bankacılığının kullanılıp kullanılmamasıyla finansal okuryazarlık arasında anlamlı ilişkiler aranmıştır. Araştırma ile daha önce hiç çalışma yapılmamış olan TRB1 bölgesi finansal okuryazarlık bilgileri çıkarılarak bilime katkı sağlanmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Yönetimde paradigma değişimlerinin Türk Kamu Yönetimine yansımaları
Merve Akça
Kamu yönetimi statik değil dinamik bir süreçtir ve bu nedenle tarihsel süreç içerisinde sürekli bir değişim geçirmiş ve geçirmektedir. Klan örgütlenmesinden başlayarak, aşiret, krallık, prenslik, beylik, imparatorluk, Weberist ulus devlet ve giderek ulus ötesi küresel devlete doğru yolculuğunda, gelinen bugünkü noktada koruyucu ve müdahaleci devletten minimal devlete dönüşürken, her döneme denk gelen kamu örgütlenmesi ya da devlet yönetimi özellik, görev ve işlevleri bakımından da biri birinden farklılıklar göstermiştir. Özellikle 1970'lerden sonra giderek belirginleşen kamu yönetiminde paradigma, İngiltere merkezli ve ABD destekli olacak şekilde değişimi başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın diğer ülke kamu yönetimlerine, bu ara Türk kamu yönetimine de birçok alanda yansımaları olmuştur. Bu çalışmada "yeni kamu yönetimi" nin geçmişten bugüne süregelen "kamu yönetimi" anlayışını nasıl değiştirdiği ve bu değişimde etkili olan faktörlerin neler olduğu ve bunun yanında Türk kamu yönetiminin bundan nasıl etkilendiği değerlendirilmiştir. Çalışmada toplam; yönetim kavramının ortaya çıkışı ve tarihsel gelişimi ile devlet kavramı ve geleneksel kamu yönetiminden post modern kamu yönetimine geçişi, kamu yönetiminin modernleşmesi ile birlikte değişen devlet şekilleri, ve kamu yönetimi örgütlenme türleri, kamu yönetiminde paradigma değişimi ve bu değişimin dünyada ve Türkiye'de kamu yönetimine yansımalarının neler olduğu ve son olarak ise sonuç ve önerilere yer verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Plastik enjeksiyon ile ince cidar malzemesi üretimde kullanılan kalıp ve malzemeye bağlı meydana gelen üretim hataları ve giderme yollarının araştırılması
Ali Gökkoruk
Bu çalışmanın amacı plastik malzemenin, plastik enjeksiyon makineleri ile enjeksiyon yöntemi ile imalat sırasında ortaya çıkabilecek hataların daha önceki analizlerinin yardımı ile tespiti edilerek ve hızlı ve doğru bir yöntem belirleyerek hataların giderilmesini sağlamaktır. Plastik enjeksiyon prosesi başlamadan önce, üretilecek parçanın kalıp tasarımı yapılır. Kalıp tasarımı yapılırken oluşan parçanın enjeksiyon sırasında eriyik malzeme yönü, kalıbın gaz atma yönü, ve parçanın kalıptan çıkarılması yönü hesaplanmalıdır. Kalıp imalatı hazır olduktan sonra hammadde seçimi yapılır. Enjeksiyon prosesi işlemine geçmeden önce enjeksiyon makinesi ayarları parçaya uygun olarak yapılmalıdır. Tüm ayarlardan sonra plastik enjeksiyon prosesine başlanılmaktadır. Bu çalışmada; plastik enjeksiyon prosesi sırasında malzemeden, kalıptan, soğutma sistemlerinden ve enjeksiyon makinelerinden oluşan sorunları analiz ederek, sorunların çözümlerini anlatılmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kadınların meslek seçimindeki tutumunda toplumsal cinsiyetin rolü: Diyarbakır ili örneği
Nursel Aslan Çetin
Yapılan çalışma, toplumsal cinsiyet rolünün, kadının meslek seçimindeki etkisini incelemek amacıyla Diyarbakır ili örneğinde yapılmıştır. Diyarbakır ilinde yaşayan farklı eğitim düzeyinden ve farklı meslek gruplarından 30 kadınla, yarı-yapılandırılmış yöntemle görüşmeler gerçekleştirilmiştir.Yapılan görüşmelerle kadınların toplumsal cinsiyet rollerini etkileyen, pekiştiren aile ortamı ve eğitim süreci irdelenmiştir. Toplumsal cinsiyet rolünün, meslek seçimindeki etkisi ve bu rolün meslek içerisinde ve mesleki ilerleme sürecinde yarattığı sorunları görünür kılmaya çalışmak amacıyla sorular sorulmuş; bu sorular çerçevesinde yanıtlar bulma amaçlanmıştır. Çalışma sonucunda kadının patriarkal toplum düzeninde kendisini biçimlendiren, sınırlandıran toplumsal cinsiyet rolünün, meslek seçiminde ve mesleki kariyer sürecinde önemli engeller oluşturduğu açığa çıkarılmıştır. Toplumsal cinsiyet rolünün, toplumun kadına yaklaşımının nasıl olduğunu gösterdiği gibi kadının da bu rolün etkisiyle mesleğinde istediği hedeflere ulaşmada iç engellerle karşılaştığı gerçeği, görünür kılınmıştır. Toplumsal cinsiyet rol tanımının yarattığı mesleki sorunların çözülebilmesi için ulusal ve uluslararası yasal düzenlemelerin tek başına yetmeyeceği, zihniyet değişiminin kaçınılmazlığı ortaya konmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Demirköprü Baraj Gölü (Manisa)'ndeki su ve zebra midyesi(Dreissena polymorpha) (Bivalvia: Dreissenidae) örneklerinde ağırmetal kirliliğinin belirlenmesi
Ertuğrul Başaran
Bu çalışmada, Demirköprü Baraj Gölü (Manisa)'ndeki su ve zebra midyesi (Dreissena polymorpha) (Bivalvia: Dreissenidae) örneklerinde Kasım 2020-Aralık 2021 tarihleri arasında ağır metal birikimi [Kadmiyum (Cd), Krom (Cr), Kurşun (Pb), Arsenik (As), Çinko (Zn)\ Bakır (Cu)] mevsimsel olarak belirlenmiştir. Midye örnekleri 3 farklı istasyondan toplanmış soğuk zincirle laboratuvara getirilmiş ve analiz zamanına kadar derin dondurucuda saklanmıştır. Su örnekleri, belirlenen istasyonlardan steril şişelerle gölün uygun derinlikteki yerlerinden alınmış ve soğuk zincirle laboratuvara getirilmiştir. Örnek alımı esnasında göldeki pH, su sıcaklığı (°C), toplam çözünmüş madde (mg/L) ve çözünmüş oksijen (mg/L) derişimi mevsimsel olarak belirlenmiştir. Yıl boyunca elde edilen örneklerde, tüm mevsimlerde su örneklerinde en fazla birikim gösteren ağır metalin As, midye örneklerinde ise en fazla birikim gösteren ağır metal Zn olarak belirlenmiştir. Su ve midye örneklerinde ağır metal birikimleri, Cd ve Pb ağır metallarinin birikimleri mevsimler arasında istatistiki olarak farklılık göstermezken, Cu su örneklerinde, Cr ise midye örneklerinde birikimi mevsimler arasındaki farkın istatistiki olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Türk Gıda Kodeksi limit değerlerine göre, Pb, Cu, Cd değerleri tüm mevsimlerde limitlerin altında olduğu, Zn ve As değerlerinin limit üstünde olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Hidrolik santrallerde titreşim analizi ve titreşim arızaları için çözüm yöntemleri
Osman Özdemir
Vibrasyon bütün döner makinelerde olduğu gibi hidroelektrik santrallerde de büyük önem arz etmektedir. Normal vibrasyon değerleri dışında çalışan bir makinede arızanın hangi kısımda oluşacağını tahmin etmek çok zordur. Ayrıca oluşan arızalar hidroelektrik santrallerin ünitelerine büyük hasarlar vererek uzun süre enerji üretimini engelleyebilir. Bu nedenle türbin-jeneratör ünitelerinde vibrasyon şiddetini izlemek ve oluşan vibrasyonun kaynağını tespit ederek önlemler almak makine için hayati önem taşımaktadır. Bu çalışmada, hidroelektrik santrallerde vibrasyon oluşumunun nedenleri araştırılmıştır. Vibrasyonun temel olarak üç dengesizlikten meydana geldiği ifade edilmiştir. Bunlar dinamik, hidrolik ve manyetik dengesizliklerdir. Bu dengesizliklerin hidroelektrik santrallere verdiği zararlar incelenmiş ve nasıl önlem alınması gerektiği açıklanmıştır. Bu tez çalışması kapsamında aktif bir şekilde çalışarak elektrik üretimine devam eden Keban HES' e ait Francis türbinlerinin tasarım dışı kısmi yüklerde çalışması ile oluşabilecek titreşim kaynaklı problemlerin çeşitleri ve bu problemlerin çözüm metotları açıklanmıştır. Keban HES ünitelerinde online izleme sistemi ile tespit edilen dengesizlik arızasının öncesi ve arızayı giderme çalışması sonrası türbine ait çalışma verilerinin iyileşmesinin matematiksel modelleme ile ispat edilerek karşılaştırması yapılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Yanıt yüzey yöntemi ile optimize edilmiş elektrokoagülasyon işlemi ile arıtılmış İndigo Karmin çözeltilerine Gammarus pulex'in biyokimyasal tepkileri
Dilek Alparslan
Bu tez çalışmasında, yanıt yüzey yöntemi ile optimize edilmiş elektrokoagülasyon işlemi ile arıtılmış indigo karmin çözeltilerin Gammarus pulex'in biyokimyasal tepkileri araştırılmıştır. İlk aşamada yapılan elektrokogülasyon deneyleri merkezi kompozit tasarıma göre yanıt yüzey yöntemi ile 30 deney yürütülerek İK giderim verimi ile birlikte oluşan çamur miktarı, elektrot tüketimi ve enerji tüketimi incelenmiştir. pH, akım yoğunluğu, indigo karmin konsantrasyonu ve zamanda olan değişikliklerin İK giderim verimi, oluşan çamur miktarı, elektrot tüketimi ve enerji tüketimine olan etkisi araştırılmıştır. Elektrokoagülasyon prosesi ile İK giderimini maksimum yapan proses değişkenlerinin optimizasyonu, çeşitli proses değişkenlerinin incelenmiş deney aralığı içindeki ikinci dereceden model kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Optimizasyon sonuçlarına göre yaklaşık %82,55'lik maksimum İK giderimini veren optimum şartlar pH 5,86, akım yoğunluğu 13,31 mA/cm2, İK konsantrasyonu 20,01 mg/L ve zaman 115,80 dakika olarak seçilmiştir. İK giderimi için bulunan optimum koşullarda oluşan çamur miktarı 0,928 kg/m3, elektrot tüketimi 0,0422 kg/m3 ve enerji tüketimi 7,461 kWh/m3 olmuştur. Optimum İK gideriminin elde edildiği arıtım şartlarında işletme maliyeti ise 6,384 TL/m3 olarak hesaplanmıştır. İkinci aşamada ise biyokimyasal yanıtı araştırmak için optimizasyon sonuçlarına göre elde edilen optimum koşullara göre yapılan deneyler sonucunda elde edilen arıtılmış ve arıtılmamış sentetik indigo karmin çözeltilerine Gammarus pulex'ler 24 ve 96 saat maruz bırakılmıştır. SOD, KAT, GST ve CYP1A1 biyobelirteçleri ile arıtım veriminin değerlendirilmesi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde elektrokoagülasyonun indigo karmin atıksularının arıtımı için etkili bir yöntem olduğunu doğrulamakla birlikte SOD, KAT, GST ve CYP1A1 biyobelirteçlerinin arıtım veriminin değerlendirilmesinde toksisitenin göstergesi olarak kullanılabileceği ve yararlı birer biyobelirteç oldukları bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Sosyolojik bağlamda fitness sporunun beden algısı üzerine etkisi: Bursa örneği
Murat Durmaz
Günümüzde beden medya, pazarlama ve reklamcılık gibi tüketimin yönlendirici araçları etkisiyle çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Bu alanlardan biri olarak düşünülen Spor, geniş kitlelere ulaşıp yerel bir aktivite olmanın dışına çıkarak kitlesel ve küresel bir ekonomik güç haline gelmiştir. Bir sosyal olgu olarak insan hayatında önemli yere sahip olan sporun, araştırma konusu olacak farklı birçok boyutu vardır. Kentsel yaşam içinde en önemli boş zaman etkinliklerinden biri olarak ele alınan spor aktiviteleri; beden, güzellik, estetik, sağlık gibi kaygılar nedeniyle yer alınabilen aktiviteler olurken, bu aktiviteler sporun aynı zamanda bir tüketim nesnesi olarak da ele alınabilmesine zemin hazırlamaktadır. Bu anlamda fitness salonlarını, sosyo-kültürel, ekonomik, eğitim, yaş ve diğer kişisel özellikleri ne olursa olsun bütün bireylere hizmet veren kentsel mekanlardır. Bu salonları kullanan bireylerin spor algıları farklılaşabilmektedir. Günümüzde medya aracılığıyla bir söylem olarak sağlığın vurgulanması ve bedene verilen önemin artması spora olan algıları da değiştirmiştir. Bu çalışma, fitness merkezlerine giden bireylerin var olan ya da değişen beden algılarının, fitness sporunun beden üzerine etkisinin ne olduğunu saptamak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda Bursa ilinde belirlenen fitness merkezlerinde, kişisel bilgi formu, beden algısı ölçeği ve çalışma anketi uygulanarak 118 katılımcının katkılarıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel veri toplama yöntemi kullanılarak elde edilen bulgular sosyolojik kuramlar bağlamında değerlendirilmiştir. Araştırma neticesinde, bedenin toplumsal hayat içinde fitness merkezine giden kullanıcıların beden algılarının değişkenlere bağlı olarak anlamlandırıldığı ve fitness sporunun farklı amaçlarla yapıldığı saptanmıştır. Katılımcılar için bedenin dışarıdan görünümü, yarattığı algı ve bireye fayda sağlaması açısından önem taşıdığı, katılımcıların verdiği cevaplar doğrultusunda ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Beden, beden sosyolojisi, beden algısı, tüketim kültürü, fitness
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Hastane çalışanlarının iş yerinde dışlanma algıları ile çalışan sessizliği arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Rüya Zeliha Çelik Baykoca
Bu araştırmanın amacı, işyerinde dışlanma ile çalışan sessizliği arasındaki ilişkilerin açıklanmasıdır. Araştırmanın evrenini Tunceli Devlet Hastanesi'nde çalışan 685 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi %95 güven aralığında %5 hata payıyla 246 kişi olarak hesaplanmıştır. Örneklem grubunu basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 250 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Araştırmada verilerin çözümlenmesi aşamasında, verilerin normal dağılıma uygunluğu basıklık ve çarpıklık değerleri ile değerlendirilmiştir. İlgili kurumlardan gerekli izinler alındıktan sonra veri toplama araçları araştırmacı tarafından gönüllü katılımcılara yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak uygulanmıştır. Araştırmada sağlık çalışanlarına Ferris vd. (2008) tarafından geliştirilen ''İşyerinde Dışlanma Ölçeği'' ve Knoll ve Dick (2013) tarafından geliştirilen ''Çalışan Sessizliği Ölçeği'' uygulanmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde sağlık çalışanlarının işyerinde dışlanma algıları ile çalışan sessizliği alt boyutları arasında; faydacı sessizlik ve kabullenici sessizlik alt boyutları ile işyerinde dışlanma arasında pozitif yönde zayıf düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Korunmacı sessizlik ve korumacı sessizlik alt boyutları ile işyerinde dışlanma arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Sosyal medya ve kamusal alan tartışmaları ekseninde nefret söylemi: Twitter üzerine bir inceleme (Suriyeliler örneği)
Elif Yıldız
Dijital teknoloji ve iletişim ağları, yaşadığımız çağda pek çok şeyi radikal biçimde değişime uğratmaktadır. Başta insanlar arası ilişkiler olmak üzere, devlet, siyasi kurumlar ve medya ile kurduğumuz tüm ilişkiler, hatta bilgiye ulaşma, okuma ve anlama süreçlerimiz bile bu dönüşümden etkilenmektedir. Her türlü mesafenin yeniden tanımlandığı bu yeni düzende, tüm bu karmaşık toplumsal kurguların dönüşümü, birebir politikayı da dönüştürmektedir. İnsanlar arası iletişimin potansiyellerindeki bu artışın, daha fazla insanın daha kısa sürede birbiriyle etkileşime girebilmesi anlamında politikayı etkilememesi neredeyse imkansızdır. Dijital iletişim ağlarında karşılaşan insanlar için bu ortamların artık kamusal bir nitelik taşıdığına ilişkin yeni bir durum söz konusudur. Bu nedenle, yeni medya ya da sosyal medya dediğimiz dijital mecraların günümüzün yeni kamusal alanı olup olamayacağı sorusu bu tezin de temel tartışmasıdır. Dijital mecraların kamusal niteliğini tartışırken Hannah Arendt'in kamusal alan ve politika olgularına yaklaşımı da tezin teorik çerçevesini oluşturmaktadır. Diğer taraftan, sosyal medyada gerçekleşen politik tartışmalarda sıklıkla rastladığımız nefret söylemi olgusunu ise kamusallığı tartışabilmek için bir referans noktası olarak seçtik. Çalışmamızda bu mecraların günümüzün yeni kamusal alanı olma potansiyelini, Twitter'da Suriyeliler üzerinden üretilen nefret söylemlerini, söylem analizi yöntemine tabi tutarak tartışmayı amaçlıyoruz.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Kümes hayvanları kesimhane atıksularında bazı kritik hammaddelerin köklü bir bitki ile alımının araştırılması
Aslıhan Arslan
Bu tez çalışmasında, Elazığ ilinde bulunan kümes hayvanları kesimhanesi atıksularına maruz kalan ve köklü bir bitki olan Phragmites australis bitkisinde bazı kritik hammaddelerin konsantrasyonlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç için, kümes hayvanları kesimhanesi atıksularına maruz kalan Phragmites australis bitkisinin kök, gövde ve yaprakları ayırt edildi ve bazı kritik hammaddelerin (V, Sb, Co, La) konsantrasyonları ICP-MS ile belirlendi. Elde edilen analiz sonuçlarına göre kümes hayvanları kesimhanesi atıksularına maruz kalan Phragmites australis bitkisinin kritik hammaddelerden V, Co, Sb ve La'ı iyi bir şekilde akümüle ettiği belirlendi. Phragmites australis bitkisinin akümülasyon kapasiteleri hesaplandığında V için 23633 kat, Co için 108000 kat, Sb için 4000 kat ve La için 197000 kat olduğu hesaplandı. Phragmites australis bitkisinin akümülasyon kapasitesi incelendiğinde en yüksek akümülasyonun La için gerçekleştiği tespit edildi. Sonuç olarak, Phragmites australis bitkisinin kümes hayvanları kesimhanesi atıksularında bulunan kritik hammaddeleri akümüle ettiği ve fitoremediasyon teknolojisinde kullanılabileceği belirlendi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Yaşlanma işleminin aa7075 alüminyum alaşımının mekanik özellikleri üzerine etkileşiminin incelenmesi
Ramazan Ergin
Alüminyum alaşımlarının öz kütle seviyesinin düşüklüğü, yüksek özgül mukavemet, yüksek korozyon direnci ve mekanik niteliklerinin iyileştirilmesi, biçimlendirme ve işleme rahatlığı gibi nitelikler çoğu alanda yararlanmasını sağlamaktadır. Bu alanların başında otomotiv, havacılık-uzay, elektronik, taşımacılık, makine ve imalat sektörleri gelmektedir. Özellikle otomotiv, uzay ve havacılık sektörlerinde hafif olmaları nedeniyle ağırlıklar olabildiğince düşürülerek yakıt tasarrufu sağlanmasında ve hava kirliliğinin önlenmesinde büyük bir öneme sahiptir. Alüminyum alaşımlarının önemli niteliklerinden bir diğeri de mekanik niteliklerinin geliştirilebilir olmasıdır. Bu alaşımların mekanik niteliklerinin geliştirilmesine bağlı olarak birçok sektörde kullanım alanları ortaya çıkmaktadır. Alüminyum alaşımlarının mekanik niteliklerinin geliştirilmesinde yaşlandırma işlemi büyük öneme sahiptir. En çok kullanım alanına sahip Al alaşımlarından birisi de 7075 Alüminyum alaşımlardır. 7075 alüminyum alaşımları Alüminyum-Çinko-Magnezyum-Bakır içermesi nedeniyle çeşitli yaşlandırma işlemleri yapılarak mekanik nitelikleri iyileştirilerek ticari olarak kullanıma sunulmuştur. Mukavemeti artırılan bu alüminyum alaşımı serisi endüstriyel kullanımda herhangi bir termal etkiye maruz kaldığında mekanik niteliklerindeki kaybı deformasyon yaşlanması uygulanarak giderilebilir. Bu çalışmada ısıl işlem uygulanmış halde ticari olarak temin edilen alüminyum alaşımının mekanik özelliklerine deformasyon yaşlanmasının etkisi belirlenmiş ve mekanik özellik mikro yapı arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu çalışmada, Al alaşımlarında ısıl işlemlerin alaşımın mekanik nitelikleri ve işlenebilirlik özellikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Bu bağlamda farklı sürelerde yaşlandırma işlemi uygulanan numunelerin mekanik özelliklerindeki değişimler ile işlenebilirlik özellikleri ve bunlar arasındaki ilişkiler incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Katı atık düzenli depolama tesislerinde hata türü etkileri analizi yöntemiyle iş sağlığı ve güvenliği açısından risk analizi-Bingöl örneği
Mehmet Sıddık Baki
Yapılan araştırmalar neticesinde, Dünyada ve Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıkları çok önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İş sağlığı ve güvenliğine yeterince önem verilmemesi, çalışanların genelinde iş sağlığı ve güvenliği bilincinin bulunmaması, uzun çalışma saatleri, yoğun iş temposu, kişisel koruyucu kullanmama, tecrübesizlik ve eğitim/bilgi eksikliği, iş kazaların sebeplerin başında gelmektedir. İşgörenlerin uzun çalışma saatleri, yoğun iş temposu,tecrübesizlik ve eğitim/bilgi eksikliği gibi nedenlerden dolayı iş kazalarının yüksek oranda yaşandığı gözlemlenmiştir. Çalışma bu noktadan hareketle iş yerlerinde karşılaşılabilecek tehlikelerin belirlenerek risk değerlendirmesinin oluşturulması sonucu tehlikelerin kabul edilebilir seviyeye getirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada bu bağlamda iş sağlığı ve güvenliğinin kavramsal çerçevesini, iş sağlığı ve güvenliğinin genel prosedürlerini Türkiye'deki uygulamalarını konu alan literatür taraması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Risk Değerleme, Risk Analizi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Güneş enerji santrali yer seçimi için iki aşamalı bir model önerisi: Tunceli örneği
Yunus Emre Aykaç
With the developing industry over the world and in our country, the need for energy is increasing day by day. The importance of renewable energy sources is increasing day by day due to the great damage caused by fossil fuels to the environment. One of the most important of these is solar energy, which has a very high potential in our country. Due to the high cost of panels and the long return period of the solar power plant investment to be made, the location where the solar power plant will be established is of vital importance for the feasibility of the investment. This study aims to develop a two-stage multi-attribute decision-making (MADM) model for a solar power plant for Tunceli. In this context, initially, by searching the literature and taking expert opinions, the factors affecting the location selection were determined as soil structure and ground, fault line, recreation, landslide, slope, solar radiation, elevation, orientation and distance to power substations. These criteria were weighted by the Best-Worst Method (BWM). Although many MADM methods require a comparison matrix that includes all criteria, fewer comparison matrices are needed in BWM. Since the comparisons in BWM are based on the best and the worst criterion, it enables decision makers to make a more reliable pair wise comparison. Secondly, the most suitable location was selected among eight alternative locations (Tunceli Center, Pülümür, Ovacık, Mazgirt, Hozat, Çemişgezek, Nazımiye, Pertek) according to the weighted criteria. In the second stage, five different MADM methods were used. These are TOPSIS, VIKOR, SAW, GRA and ELECTRE. According to the BWM results; while solar radiation factor was the most important factor with a weight value of 0.334, the fault line factor was determined as the least important factor with a weight value of 0.038. According to the location selection results; Pertek district has been determined as the most suitable location with respect to all five methods. This study is expected to provide a useful guide for neighboring regions in solar power plant location selection and location selection problems in other areas.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Zebra midyesi (Dreissena polymorpha)'nin kadmiyuma karşı bazı biyokimyasal yanıtları
Ahmet Bedrettin Alişer
Bu çalışmada, kadmiyum (Cd)'un farklı konsantrasyonlarına 96 saat süreyle maruz bırakılan zebra midyesi (Dreissena polymorpha)'nde biyokimyasal yanıtının araştırılması amaçlanmıştır. D. polymorpha organizmaları Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği (SKKY)'de su kalite sınıflarında bulunabilirlik oranlarıda göz önüne alınarak biri kontrol (0,00) 10µg/L Cd, 20 µg/L Cd ve 40 µg/L Cd olmak üzere 4 grup oluşturulmuştur. Kontrol grubu dahil 4 grupta süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), Glutatyon Reduktaz (GPx) enzim aktivitelerindeki değişimler ile TBARS ve GSH seviyeleri ELISA kitleri kullanılarak belirlenmiştir. D. polymorpha'nın SOD enzim aktivitesinde 24. saat uygulamasına bağlı olarak her üç konsantrasyonda da istatistiksel olarak önemli düzeyde azalma olmuştur (p0.05). CAT enzim aktivitesi ise; tüm uygulama konsantrasyonunda anlamlı derecede değişiklik olmamıştır (p>0,05). GPx enzim aktivitesinde ise; Cd uygulaması sonrası kontrole kıyasla önemli bir artış bulunmuştur (p0,05). TBARS ve GSH seviyelerinde hem 24. saat hemde 96. saatte kontrole kıyasla tüm Cd uygulama gruplarında önemli düzeyde artış olmuştur. Cd'a karşı D. polymorpha'da SOD, CAT, GPx enzim aktiviteleri ile TBARS ve GSH seviyelerinde meydana gelen değişikliklere bakıldığında söz konusu biyokimyasal yanıtların alındığı parametrelerin biyobelirteç olarak kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Bazı gıda atık maddelerinin boyar madde biyogiderim potansiyelinin optimizasyonu
Hividar Kocakaya
Boyar maddeler; uygulandığı malzemeye kalıcı olarak rengini veren, yoğun renkli ve karmaşık yapılı organik bileşiklerdir. Çeşitli endüstriyel alanlarda kullanılan sentetik boyalar çevreye, özellikle de su alanlarına deşarj edilen ciddi organik kirleticilerdir. Özellikle tekstil, ilaç, kozmetik, plastik, deri, boya, kağıt ve gıda endüstrilerinde kullanılan bu sentetik boyalar, ticari önemleri ve çevreye verilen zararları nedeniyle kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Çevreye salınan bu organik kirleticiler, ekosistemdeki canlı organizmalara zarar verir. Özellikle su fazına boşaltılan sentetik boyalar, toksisiteleri nedeniyle sudaki organizmalara zarar verirler. Bu nedenle, bu boyaların sudan uzaklaştırılması büyük önem taşımaktadır. Membran ayırma, mantar renk giderme, pıhtılaşma, biyosorpsiyon, kimyasal oksidasyon ve adsorpsiyon gibi bazı farklı yöntemler, boyaların endüstriyel kalıntılardan uzaklaştırılması için kullanılabilir, ancak adsorpsiyon tekniği hariç diğer yöntemlerin bazı dezavantajları vardır. Fizikokimyasal yöntemler arasında çevre dostu bir yöntem olan adsorpsiyon tekniği; ucuzluk, esneklik, basitlik ve işlem kolaylığı nedeniyle sentetik boyaların atık sulu ortamdan uzaklaştırılmasında etkilidir. Boyar madde giderimi için portakal kabuğu, böğürtlen, karpuz kabuğu, kavun kabuğu, buğday kepeği, ayçekirdeği, şeker pancarı küspesi, yumurta kabuğu, mantar atıkları gibi birçok atık madde adsorban olarak kullanılmıştır. Ayrıca adsorpsiyon yönteminde temas süresi, çözelti başlangıç konsantrasyonu, sıcaklık, pH ve adsorban miktarı gibi birçok parametre araştırılmaktadır. Bu çalışmada; adsorpsiyon yöntemiyle sulu çözeltideki metilen mavisi ve eriokrom siyahı T boyar maddelerinin biyogideriminde çay atığı, muz kabuğu ve kestane kabuğunun adsorban olarak kullanılabilirliği araştırıldı. Ayrıca bu çalışma, metilen mavisi ve eriokrom siyah T boyalarının adsorpsiyonunda etkili olan temas süresi, çözelti başlangıç konsantrasyonu, sıcaklık, pH ve adsorban miktarı gibi parametrelerin etkisine odaklanmıştır. Deneysel çalışma koşulları merkezi kompozit tasarımı kullanılarak tasarlandı ve bu parametreler optimize edildi. Varyansın yanıtlarını ve analizini (ANOVA) tahmin etmek için merkezi kompozit tasarım kullanılarak bir regresyon modeli elde edildi ve model yeterliliğini kontrol etmek için uyum eksikliği testi kullanıldı. Kontrol edilen ve önerilen kuadratik modelin deneysel tasarım verilerinden kaynaklandığı gözlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; parametrelerin hem tek başına hem de ikili etkileşimlerinin adsorpsiyonu etkilediği tespit edildi. Artan pH değeri, sıcaklık, temas süresi ve başlangıç derişimi ve azalan adsorban miktarı ile metilen mavisinin adsorpsiyonun arttığı gözlenirken; artan başlangıç derişimi, sıcaklık, temas süresi, düşük pH değeri ve azalan adsorban miktarı ile kullanılan adsorbanların eriokrom siyahı T boyar maddesi için adsorplama kapasitesinin arttığı tespit edildi. Boyar maddelerin biyogideriminde kullanılan muz kabuğu, kestane kabuğu ve çay atığı adsorban maddelerinin adsorplama kapasitesi; metilen mavisi için kestane kabuğu>çay atığı>muz kabuğu olarak, eriokrom siyahı T için muz kabuğu>çay atığı> kestane kabuğu olarak bulundu.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Bir silindir etrafındaki akışın ince kabuk vasıtasıyla düşük bir Reynolds sayısında kontrolü
Tuğba Südüpak
Bu çalışmada, bir ince kabuğa sahip bir silindir etrafındaki akışın sayısal benzetimi gerçekleştirilmiştir. Çalışılan, silindir çapına (D) dayalı Reynolds sayısı (Re) Re=75'tir. Silindir bir ince kabuk tarafından çevrelenmiştir. İnce kabuğun üç adet açıklığı bulunmaktadır ve 0,005D'lik bir kalınlığa sahiptir. Açıklıklar arasındaki açılar eşittir. Şu muteakip geometrik karakteristiklerin etkileri incelenmiştir: kabuk üzerindeki üç eş-boyutlu açıklığın mesafesi, hücum açısı ve kabuk dış çapının silindir çapına oranı. Tüm sayısal tahminler için ticari hesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD) paket program olan Fluent® (Ansys®Academic Research CFD, Release 19.1) kullanılmıştır. Kuvvet katsayılarının grafikleri, ince kabukların direnç düşürmede etkili olamadıklarını göstermiştir. Zaman-ortalamalı direnç katsayısında hafif bir düşüş (%4,5) olmaktadır fakat bu önemsizdir. İnce kabuk, KOK kaldırma katsayısını düşürmede oldukça yararlıdır. M03-11-21, KOK kaldırma katsayısını düşürmede en iyi performansı göstermiştir. RMS kaldırma katsayısı, tek silindir durumuna göre %41,5 düşürülmüştür. Bununla birlikte, ince kabuğun çalkantı direnç ve kaldırma katsayılarını eş zamanlı tetiklemede de gayet başarılı oluğu bulunmuştur. M05-11-20'nin KOK direnç ve KOK kaldırma katsayıları, sırasıyla, tek silindirinkilerden 16,3 ve 2,24 kat fazladır. Kabuk ve silindir arası boşluğun, açıklıkların mesafesinin ve hücum açısının art izinde değişiklik açısından oldukça önemli olduğu not edilmelidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Dikdörtgen-çentikli plaka ile bir silindir üzerindeki direnci düşürme
Ferzan Fidan
Literatürde önceki araştırmacılar tarafından küt cisim direncini düşürmek için birçok akışa ters yönde konumlanmış küçük parçalar önerilmiş olmasına rağmen, bu araştırmaların hiçbirinde bir akışa ters yöndeki parça ve bir küt cisimden oluşan sistemin direncini düşürmek için üç-boyutlu bir parça kullanılmamıştır. Bu çalışmada, çeşitli dikdörtgen-çentikli plakalı sistemlerin aerodinamik performansı deneysel olarak test edilmiştir. Deneyler kapalı-çevrim rüzgar tünelinde gerçekleştirilmiştir. Tüm zaman-ortalamalı direnç, , ölçümlerinde, silindir çapına (D) bağlı Reynolds sayısı (Re) 12000 civarıdır. Bir dairesel silindir ve onun önündeki çentikli plakalardan meydana gelen sistemlerin (P01, P02, P03 ve P04 durumları) sonuçları, tek silindirinki (TS durumu) ve bir dairesel silindir ve onun önündeki düz plakadan meydana gelen sisteminki (P00 durumu) ile kıyaslanmıştır. Ön kısımdaki plakanın tipine bakılmaksızın, sistemlerin 'leri TS'ninkinden daha düşüktür. İki cisim arasındaki çok düşük boyutsuz mesafelerde, 0 düşürme bakımından en iyi performansı P00 durumu göstermiştir. g/D>0,25 için, P04 durumunun performansı P00'ınkine çok benzemektedir. Bununla birlikte, olası en düşük g/D'de 'yi minimuma düşürmede, P03'ün etkinliği en yüksek durum olduğu tespit edilmiştir. g/D=0,75 olduğu durumda, P03 sisteminin 'si, TS'ninkinden ve P00 sistemininkinden, sırasıyla, %37 ve %11 daha düşüktür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Bazı meyvelerden elde edilen şaraplardaki biyojen aminlerin tespiti
Fırat Tok
Biyojen aminlerin neden olduğu zehirlenmelerden en sık görüleni, histamin ve tiramin zehirlenmesidir. Biyojen aminlerin toksikolojik etkileri düşünüldüğünde, şaraplardaki biyojen aminlerin belirlenmesinin önemi de anlaşılmaktadır. Biyojen aminler, birçok gıdada doğal olarak bulunan veya mikrobiyal faliyet sonucu oluşan organik bileşenlerdir. Şaraplarda biyojen aminlerin varlığı ve bunların toksikolojik etkileri sağlık açısından önemli bir sorun oluşturabilmektedir. Biyojen aminlerin insan vücudunda bazı metabolik görevleri olmasına rağmen yüksek miktarda tüketildiğinde insan sağlığına zarar verebilirler. Bu çalışma, piyasadan temin edilen 10 farklı meyve şaraplarındaki (nar, karadut, vişne, kavun, çilek, böğürtlen, yaban mersini) amino asitlerin dekarboksilasyonları yoluyla oluşan biyojen aminler incelenmiştir.Piyasadan temin edilen 2'şer adet vişne, çilek, karadut ve 1'er adet yaban mersini, nar, böğürtlen, kavun şaraplarını yüksek performans sıvı kromatografisi (HPLC) cihazında 340 nm (uyarma) ve 420 nm (emisyon) dalga boylarında fluoresans detektör ile biyojen amin analizi gerçekleştirilmiştir. En yüksek putresin değeri 11,72 mg/L ile çilek şarabında tespit edilmiştir. En yüksek histamin değeri 5,68 mg/L ile yine çilek şarabında tespit edilmiştir. Bütün şarap örneklerinde kadaverin, feniletilamin ve triptamin tespit edilmemiştir. Toplam biyojen amin içeriği olarak en yüksek değer 53,96 mg/L ile böğürtlen şarabında en düşük değer ise 11,62 mg/L ile yaban mersini şarabında görülmüştür.
