Yazarlar
- Serap Sabancı(2)
- Çağdaş Güneş(2)
- Abdulhamit Han Çelik(1)
- Abdullah Genç(1)
- Abdullah Tekçe(1)
- Abdullatif Akçakaya(1)
- Abdurrahim Taş(1)
- Adem Soysal(1)
- Adnan Karadağ(1)
- Adnan Keçe(1)
- Adıgüzel Güllükopar(1)
- Ahmet Bedrettin Alişer(1)
- Ahmet Emin Gençaban(1)
- Ahmet Kemal Geyik(1)
- Ahmet Koçyiğit(1)
- Ahmet Onur Taşdemir(1)
- Ahmet Serdar Kılıç(1)
- Ahmet Sesli(1)
- Ahmet Turan Gümüşbaş(1)
- Alaattin Uras(1)
- Alev Akgül(1)
- Ali Atlı(1)
- Ali Bal(1)
- Ali Bozkaya(1)
- Ali Eren Demir(1)
- Ali Gökkoruk(1)
- Ali Güzelçiçek(1)
- Ali Keçeci(1)
- Ali Sarıgül(1)
- Ali Ziver Bilge(1)
- Alişir Çakmaz(1)
- Alperen Kalkan(1)
- Anıl Polat(1)
- Anıl Sözen(1)
- Arzu Açar(1)
- Arzu Dağlı(1)
- Arzu Doğan(1)
- Aslı Eymir(1)
- Aslıhan Arslan(1)
- Aslıhan Keskin(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Zeminlerin sıvılaşma potansiyelinin sayısal analiz yöntemleriyle incelenmesi, vaka analizi
Barış Çetinkaya
Türkiye'nin deprem kuşağında bulunması, zeminlerde taşıma gücünün azalması ve deformasyonlar gibi riskleri beraberinde getirmektedir. Bu risklerin en önemlilerinden ve en kompleks konularından biri deprem etkisiyle oluşan sıvılaşmadır. Özellikle 1999 depremiyle önemi anlaşılan sıvılaşma, gevşek kumlu, siltli zeminlerde ve sığ yer altı suyu bulunan alanlarda deprem sırasında meydana gelir ve ciddi yapısal hasarlara yol açar. Sıvılaşma mekanizması, deprem süresince sismik dalgaların drenajsız, suya doygun ve gevşek zeminlerde kayma kuvvetleri oluşturarak zemin partiküllerinin yer değiştirmesine neden olmasıyla açıklanır. Ani ve kısa süreli hareketler nedeniyle suyun drene olamaması, gözenek suyu basıncının aniden artmasına yol açar. Bu basınç artışı, partikülleri bir arada tutan temas kuvvetlerini yok ederek zeminin dayanımını kaybetmesine ve bir sıvı gibi davranmasına neden olur. Deprem sırasında zemin tabakalarındaki sıvılaşma, zeminin rijitliğini ve mukavemetini değiştirerek mühendislik yapıları üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratır. En önemli sonuçları; temellerin taşıma gücü kaybı, aşırı oturmalar, yanal akmalar ve şev göçmeleri gibi yapısal hasarlardır. Bu durum, sıvılaşmayı mühendislik açısından büyük öneme sahip bir risk haline getirir. Dolayısıyla, kumlu ve siltli zeminlerde deprem anındaki sıvılaşma potansiyelini saptayabilmek amacıyla arazi, laboratuvar ve sismik parametrelerden elde edilen deneysel formüller ve ampirik bağıntılar kullanılarak sıvılaşma hesaplarının yapılması hayati önem taşımaktadır. Sıvılaşma tehlikesi analizleri, deprem büyüklüğü, merkeze uzaklık, zemin kompozisyonu ve sıkılık durumu gibi koşulların incelenmesini gerektirir. Bu tezde, SPT (Standart Penetrasyon Test) ve kayma dalga hızı (Vs) yöntemleri kullanılarak sıvılaşma hesaplamaları yapılacak; ayrıca sıvılaşmaya maruz kalmış bir alanın statik ve dinamik davranışları sonlu elemanlar yöntemiyle (Plaxis 2D programı) incelenerek zemin iyileştirmesi öncesi ve sonrası oturmalardaki değişimler değerlendirilecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Bianchi tipi VIo evren modeli için yeni tsallis holografik karanlık enerji modeli ve skaler alanlar
Çilem Söğüt
Bu tezde, evrenin hızlanan genişlemesini açıklamak amacıyla önerilen Yeni Tsallis Holografik Karanlık Enerji (YTHKE) modeli, anizotropik Bianchi Tipi VI_0 evren geometrisi altında ele alınmıştır. Çalışmada öncelikle karanlık enerji problemi, holografik ilke ve Tsallis entropisine dayalı karanlık enerji modellerinin kuramsal temelleri ayrıntılı biçimde sunulmuş; ardından YTHKE modelinin matematiksel yapısı tanımlanmıştır. Anizotropik uzay-zaman geometrisi için Einstein alan denklemleri türetilmiş ve YTHKE enerji yoğunluğu ile durum denklemi parametresi bu çerçevede hesaplanmıştır. Tezin temel yaklaşımı, YTHKE modelinin skaler alan teorileriyle yeniden inşa edilmesine dayanmaktadır. Bu kapsamda takyon alanı, quintessence alanı ve k-essence alanı olmak üzere üç farklı skaler alan modeli ele alınmış; her bir alan için enerji yoğunluğu, kinetik terimler ve potansiyel fonksiyonlar YTHKE modeliyle ilişkilendirilmiştir. İncelemeler hem üstel genişleme hem de kuvvet yasası genişleme senaryoları altında gerçekleştirilmiştir. Her iki genişleme biçimi için durum denklemi parametresinin zamana bağlı evrimi incelenmiş, model parametrelerine bağlı olarak elde edilen davranışlar karşılaştırılmıştır. Elde edilen denklemler yardımıyla skaler alanların kinetik ve potansiyel enerji terimleri açık biçimde türetilmiş ve bu büyüklüklerin zamanla değişimi grafikler aracılığıyla gösterilmiştir. Analizler, YTHKE modelinin farklı parametre seçimleri altında kozmolojik sabit sınırı, quintessence bölgesi ve fantom bölgesini kapsayan bir dinamik sunduğunu ortaya koymaktadır. Anizotropik Bianchi Tipi VI_0 evreninde, erken evrede yönsel farklılıkların belirgin olduğu, ilerleyen evrelerde ise modelin daha yöndeş bir davranış sergilediği görülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Düzenli spor yapan bireylerin atletik zihinsel enerji düzeyi ile egzersiz bağımlılığı düzeylerinin incelenmesi
Onur Kaya
Günümüzde sporcu performanslarını arttırmada fiziksel özelliklerin yanı sıra psikolojik ve zihinsel özelliklerin de iyileştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Sporcuların performansını artırmada atletik zihinsel enerji düzeyinin artırılmasının önemli olduğu ancak bununla beraber egzersiz bağımlılığı düzeyinin artmasının olumsuz etkiler doğurabileceği belirtilmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, düzenli egzersiz yapan bireylerin atletik zihinsel enerji düzeyleri ile egzersiz bağımlılığı düzeylerinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmaya Elazığ, Tunceli ve Diyarbakır illerinde lisanslı olarak herhangi bir branşta düzenli egzersiz yapan 413 sporcu gönüllü olarak katılmışlardır. Veri toplama aracı olarak "Atletik Zihinsel Enerji Ölçeği (AZEÖ)" ve "Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği (EBÖ)" kullanılmıştır. Katılımcıların atletik zihinsel enerji düzeyleri ile egzersiz bağımlılığı düzeyleri cinsiyet, yaş, branş, antrenman yaşı, eğitim durumu ve haftalık egzersiz sayısı değişkenleri açısından incelenmiştir. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. İkili grup karşılaştırmalarında İndependent Samle T testi, çoklu grup karşılaştırmalarında One Way Anova testi uygulanmıştır. Grup içi karşılaştırmalarda Sheffe testi sonuçları incelenmiştir. Katılımcıların atletik zihinsel enerji düzeyleri ve egzersiz bağımlılığı düzeylerinin, cinsiyet değişkeni açısından farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Yaş değişkeni açısından 15-19 yaş grubu ile 20-24 yaş arası grubun atletik zihinsel enerji düzeylerinin ve egzersiz bağımlılığı düzeylerinin 25-29 yaş ve 30 yaş üzeri gruptan anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir. Branş değişkeni incelemesinde, futbolcuların ve mücadele sporcularının atletik zihinsel enerji düzeyleri ile egzersiz bağımlılığı düzeylerinin, basketbol ve voleybolculardan anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Antrenman yaşı değişkeni incelemesinde, antrenman yaşı 1-3 yıl ve 4-6 yıl olan grubun atletik zihinsel enerji ve egzersiz bağımlılığı düzeyinin 7 yıl üzeri olan gruptan anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Eğitim durumu değişkeni açısından yapılan incelemede, yüksek lisans grubunun egzersiz bağımlılığı ve atletik zihinsel enerji düzeyinin, diğer gruplardan anlamlı derecede düşük olduğu tespit edilmiştir. Haftalık egzersiz sayısı değişkeni açısından yapılan incelemede, haftada 1-3 arası egzersiz yapan katılımcıların atletik zihinsel enerji düzeyleri ile egzersiz bağımlılığı düzeylerinin, haftada 4-6 arası ile 7 üzeri egzersiz yapan gruptan anlamlı derecede düşük olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, düzenli spor yapan bireylerin atletik zihinsel enerji düzeyleri ile egzersiz bağımlılığı düzeyleri, cinsiyet değişkeni açısından farklılık göstermezken, futbolcuların ve mücadele sporcularının, basketbol ve voleybolculara göre daha yüksek olduğu, yaş, antrenman yaşı ve eğitim durumu seviyesi arttıkça azaldığı, haftalık egzersiz sayısı arttıkça arttığı tespit edilmiştir. Sporcuların, atletik zihinsel enerji düzeyi arttıkça egzersiz bağımlılığı riski de artmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Munzur nehri yan dereleri için HEC-RAS ve ARCGIS tabanlı taşkın analizi
Muhammed Uymaz
Dünya genelinde en sık karşılaşılan doğal afetlerden biri olan taşkınlar, bulundukları bölgelerde ciddi can ve mal kayıplarına yol açmasının yanı sıra sosyal ve ekonomik yaşamı da olumsuz etkilemektedir. Bu afetlerin etkileri yalnızca fiziksel zararlarla sınırlı kalmamakta; doğrudan etkilenmeyen bireyler bile çevresel değişimlerin sonucu olarak psikolojik ve sosyolojik travmalar yaşayabilmektedir. Bu nedenle taşkınlar, mühendislik çözümlerinin yanında sosyal boyutlarıyla da ele alınması gereken çok boyutlu afetlerdir Taşkınların oldukça önemli bir sorun olduğu günümüzde, taşkın riski açısından hassas bölgelerden biri olan Tunceli ili Mazgirt ilçesine bağlı Aktuluk Beldesi'nin imar sınırları içerisinde kalan alanlar ele alınmıştır. Çalışma sahasında, Munzur Çayı'na bağlanan ve çoğunlukla yılın büyük bölümünde kuru olan T1, T2 ve T3 yan dereleri incelenmiştir. Söz konusu derelere ilişkin coğrafi ve topoğrafik veriler, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) teknolojilerinden biri olan ArcGIS yazılımı aracılığıyla değerlendirilmiştir. ArcGIS yardımıyla dijital yükseklik modelleri (DEM), eğim ve akış yönü analizleri yapılarak taşkın yayılım alanları haritalandırılmıştır. Elde edilen mekânsal veriler, hidrolojik analizler için HEC-RAS (Hydrologic Engineering Center - River Analysis System) yazılımına entegre edilerek bir ve iki boyutlu taşkın modellemeleri gerçekleştirilmiştir. Modelleme çalışmaları kapsamında, bölgede mevcut bulunan dere yataklarının taşıma kapasiteleri, kanal kesitleri ve yapısal hidrolik elemanlar (menfezler, köprüler, bentler vb.) analiz edilmiştir. Yapılan simülasyonlar sonucunda, taşkın debileri karşısında yapıların uygunluk durumları değerlendirilmiş ve kritik noktalarda taşkın riski taşıyan alanlar belirlenmiştir. Ayrıca, memba havzasından gelebilecek rüsubat miktarı ve olası tıkanmalar da göz önünde bulundurularak, olası taşkın senaryoları analiz edilmiştir. Bu çalışmada, taşkınların önlenmesi veya etkilerinin en aza indirilebilmesi amacıyla planlama, proje ve mühendislik uygulamalarına katkı sağlamayı hedeflemektedir. Özellikle bölgede taşkın olaylarının en önemli etkisi olan heyelanların önlemesinde önceden riskli alanların belirlenerek yerel yönetimlerin, afet yönetim stratejilerini belirlemede ve riskli alanlar için önleyici tedbirler geliştirmesinde faydalanabileceği bilimsel bir veri kaynağı sunması amaçlamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Üniversitelerin uluslararası markalaşma sürecinde Mavi Okyanus Stratejisinin uygulanabilirliğine yönelik bir öneri
Gülsüm Mezgel Yartaş
Günümüz küresel dünyasında uluslararasılaşma vazgeçilmez bir olgudur. Uluslararasılaşmanın etkisiyle üniversite, eğitim ve proje kavramları yeni anlamlar kazanmıştır. Avrupa Birliği projelerinin yaygınlaşması ve bilinirliğinin artması, uluslararası iletişimin kolaylaşmasına da bağlı olarak insanların ve ulusların birbirlerine ulaşabilmesi, yaygınlaşan proje eğitimleri, hareketliliklerin bütçelendirilmesi ve devlet tarafından desteklenmesi gibi birçok nedene bağlı olarak eğitimde uluslararasılaşma küreselleşen dünyada gereklilik haline gelmiştir. Bu çalışma, üniversitelerin uluslararası markalaşma süreçlerinde Mavi ve Kırmızı Okyanus Stratejisi'nin nasıl uygulanabileceğini incelemektedir. Çalışmamızın amacı; üniversitelerin uluslararasılaşmasında mavi okyanus stratejilerinin uygulanmasını sağlamak ve bu stratejilerin uygulanması sürecinde ortaya çıkabilecek sorunların irdelenmesini sağlayarak çözüm önerileri getirebilmektir. Günümüzde yükseköğretim kurumları, küreselleşme ile birlikte rekabetin arttığı bir ortamda uluslararasılaşma stratejileri geliştirme gerekliliği ile karşı karşıyadır. Bu bağlamda, amaca ulaşmak için çalışma üç temel bölümden oluşmaktadır. İlk olarak, yükseköğretimde uluslararasılaşma kavramı ele alınmış ve üniversitelerin küresel ölçekte rekabet edebilmek için uyguladıkları politikalar, uluslararası öğrenci ve akademisyen hareketliliği, ortak programlar ve uluslararası iş birlikleri gibi unsurlar incelenmiştir. Erasmus Programı, Bologna Süreci ve kampüs içi uluslararasılaşma gibi faktörlerin yükseköğretim kurumlarının uluslararası marka değeri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. İkinci olarak, Mavi ve Kırmızı Okyanus Stratejisi çerçevesinde üniversitelerin rekabetten uzak, yenilikçi ve sürdürülebilir stratejiler geliştirebilmeleri için hangi adımları atmaları gerektiği üzerinde durulmuştur. Geleneksel rekabetçi stratejilerin yerine, üniversitelerin farklılaşarak uluslararası bir çekim merkezi haline gelmesi için nasıl bir yol izlenmeleri gerektiği açıklanmıştır. Son olarak, Uluslararası Markalaşma başlığı altında, bir üniversitenin küresel düzeyde bilinirliğini ve akademik prestijini artırmak için uygulanması gereken stratejiler ele alınmıştır. Üniversitelerin yalnızca öğrenci gönderen pasif bir kurum olmaktan çıkıp, aktif bir uluslararası aktör haline gelmesi gerektiğini sağlamak ve bunun için akademik programlardan kampüs yaşamına, araştırma faaliyetlerinden kurumsal yönetime kadar birçok faktörün uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi gerektiği getirilmesi gerektiği vurgulanarak, çalışmanın yönetim bilimine katkı sunması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, çalışma, Munzur Üniversitesi örneğinden yola çıkarak, Türkiye'deki üniversitelerin uluslararasılaşma süreçlerini güçlendirmeye yönelik öneriler sunmaktadır. Uluslararasılaşma, sadece akademik iş birlikleriyle sınırlı kalmamalı, aynı zamanda üniversitenin tüm bileşenlerini kapsayan kapsamlı bir strateji olarak ele alınmalıdır. Bu çalışma sonucunda Türkiye'deki üniversitelerin uluslararasılaşma yolunda atacakları adımlarda yol gösterici olmak, ortaya çıkan sorunları tespit edip çözüm önerileri geliştirmek temel hedefimiz olmuştur. Bu çalışmanın yönetim bilimine ve üniversitelerin uluslararasılaşmasına katkı sunması umut edilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin örgüt iklimi, iş doyumu, mesleki tükenmişlik arsındaki ilişkinin incelenmesi : Diyarbakır ili örneği
Mehmet Timur
Diyarbakır'da görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenleri üzerine iş doyumu, örgütsel iklim algıları ve mesleki tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışma yılı, okul türü, haftalık ders saati ve öğrenci sayısı) açısından anlamlı farklılık olup olmadığı ve değişkenler arasındaki ilişkileri incelenmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Diyarbakır ilinde görev yapan toplam 950 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmakta olup, örneklem grubunu araştırmaya gönüllü olarak katılan 452 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Yılmaz ve Altınkurt (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan Örgütsel İklim Ölçeği, Durak-Batıgün ve Şahin (2006) tarafından Türkçeye uyarlanan İş Doyumu Ölçeği ile İnce ve Şahin (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Sonuçlar, frekans analizleri, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve korelasyon analizi yapılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular neticesinde, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin cinsiyet değişkenine göre iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeyleri arasında, öğrenci değişkenine göre örgütsel iklim düzeyinde anlamlı ilişkiler olduğu medeni durum, yaş, çalışma yılı, okul türleri, haftalık ders saatleri açısında ise anlamlı ilişki olmadığı görülmüştür. Elde edilen sonuçlar öğretmenlerin iş doyumu ve örgütsel iklim algılarının mesleki tükenmişlik üzerinde pozitif yönlü etkiye sahip olduğunu göstermek olup bunun yanında, sonuçların öğretmenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, okul yönetimlerinin örgütsel iklimi geliştirmesine ve mesleki tükenmişliğin azaltılmasına yönelik uygulamalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Farklı uçucu yağlar kullanılarak üretilen antibakteriyel yenilebilir filmlerin tavuk etinin raf ömrü ve kalitesi üzerine etkisi
Şeyhmus Parıltı
Bu çalışmada sodyum kazeinet-nişasta esaslı polimere antimikrobiyal etkili farklı uçucu yağlar eklenerek (sarımsak, nane, kekik, limon kabuğu, portakal kabuğu, kişniş) sodyum kazeinet-nişasta polimeri esaslı yenilebilir film elde edilmiştir. Tavuk göğüs etlerinin bu filmler ile kaplanarak +4 ̊C'de 20 gün süresince muhafaza edilmesi sağlanmış ve bu filmlerin tavuk etinin raf ömrü ve kalitesi üzerine etkisi belirlenmiştir. Kullanılan uçucu yağlara göre örnek grupları oluşturulmuş ve kontrol grubu dışındaki tüm gruplara kaplama işlemi yapılmıştır. Antibakteriyel filmle kaplanan örnekler steril kaplara koyulup her birisi parafilm ile hava almayacak şekilde kapatılmıştır. Sonrasında 0.,1., 4., 8., 12., 16. ve 20. günlerde mikrobiyolojik analizler ve kimyasal analizler yapılmak üzere buzdolabında muhafaza edilmiştir. Mikrobiyolojik olarak koliform bakteri, toplam mezofilik aerobik bakteri, toplam psikrofilik aerobik bakteri, Lactobacillus spp., sayılarının belirlenmesi için analizler yapılmıştır. Kimyasal olarak ise pH, TBARS ve aw analizleri yapılmıştır. Çalışmadaki tüm mikrobiyolojik analiz sonuçları değerlendirildiğinde, filmlerin TMAB, TPAB, Lactobacillus spp. ve Koliform mikroorganizma sayısını düşürdüğü belirlenmiştir. Kontrol grubu ile kıyaslama yapıldığında en etkili grubun sarımsak yağının kullanıldığı filmler ile kaplanan grup olduğu belirlenmiştir. Bunu sırasıyla TMAB, TPAB, Lactobacillus spp. için nane, kekik ve limon uçucu yağlarının kullanıldığı gruplar takip etmiştir. Yine kimyasal analiz sonuçları değerlendirildiğinde, filmlerin TBARS ve pH değerlerinin yükselmesini yavaşlattığı belirlenmiştir. Filmlerin aw değerlerine etkisi ise az olmuştur. Çalışma sonucunda farklı uçucu yağların sodyum kazeinat-nişasta polimerine katılarak oluşturulduğu filmlerin tavuk göğüs etlerinin raf ömrü üzerine olumlu etkilerinin olduğu ve kaliteyi koruduğu belirlenmiştir. Bu çalışmaların özellikle gıda endüstrisinde raf ömrü sınırlı olan çabuk bozulmaya eğilimli besin değeri yüksek et ve et ürünleri için uygulanması bu gıdaların güvenli olarak daha uzun süre muhafaza edilmesini ve kalitenin korunmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla bu tür çalışmalarla elde edilecek başarılı sonuçlar günümüzde çevre duyarlılığına sahip tüketicilerin güvenilir ve kaliteli gıdaya olan taleplerinin karşılanmasını ve doğal yenilebilir ambalajlarla ilgili yeni çalışmaların yapılmasını mümkün kılacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Yetişkinlerin gözünden Şermin Yaşar'ın eserlerindeki kültür unsurları
Sibel Demir
Kültür, her toplum için hayati önem taşıyan bir kavramdır. Bu önemli kavramın gelecek nesiller için korunması, tanıtılması ve aktarılması toplumun devamlılığını sağlamak için elzemdir. Bu çalışmada kültür kavramının aktarıcıları olan yetişkinler, özne olarak yer almaktadırlar. Yetişkinlerin, kültür kavramına bakış açıları ve kültür unsurlarına yönelik algıları Şermin Yaşar'ın "Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu, Kalk Yerine Yat, Deli Tarla, Tarihi Hoşça Kal Lokantası ve Gelirken Ekmek Al" isimli eserleri üzerinden ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın amacı; yetişkinlerin gözünden Şermin Yaşar eserlerindeki kültür unsurlarını belirlemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Çalışma grubu 18-50 yaş aralığında bulunan 15 katılımcıdan oluşmaktadır. Ana materyal olan beş hikâye kitabı katılımcılar tarafından okunmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşmelerle elde edilen veriler derinlemesine analiz edilmiştir. Bununla birlikte doküman analizi ile verilerin analizi desteklenmiştir. Elde edilen bulgular, "eserler hakkında katılımcı görüşleri, kültür kavramı ve korunmasına yönelik görüşler, eserlerde kültür unsurlarının varlığına yönelik görüşler, eserlerin kültürü koruma ve aktarmadaki rolüne yönelik görüşler ve çalışmanın katılımcılarda kültür farkındalığı oluşturup oluşturmadığına yönelik görüşler" olmak üzere beş alt tema altında değerlendirilmiştir. Katılımcıların kültür kavramına bilinçli bir şekilde yaklaştıkları, eserlerdeki kültür unsurlarını fark ettikleri görülmüştür. Çalışma sonucunda kültür farkındalığının oluştuğu, genç nesle hitap etmenin sanat ve kültür açısından taşıdığı değer ortaya çıkmıştır. Eserlerde kültür unsurlarının akış içerisine yerleştirilerek, daha çok ve olumlu olarak kullanılmasının kültür aktarımına katkı sağlayacağı yönünde önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Türdeş olmayan uzay zaman modeli için gökkuşağı kütleçekim kuramı çerçevesinde enerji momentum gösterimleri
Öner Karateke
Bu tezde, genel görelilikte uzun yıllardır tartışmalı olan enerji–momentumun yerelleştirilmesi problemi, klasik enerji-momentum kompleksleri (Einstein, Bergmann–Thomson, Landau–Lifshitz, Papapetrou, Tolman, Weinberg ve Møller) kullanılarak incelenmiş ve bu tanımlar Gökkuşağı Kütleçekim Kuramı (Rainbow Gravity) çerçevesine genelleştirilmiştir. Çalışmada türdeş olmayan bir uzay-zaman modeli olarak Van Stockum'un dönen silindirik toz çözümü ele alınmış; model kartezyen koordinatlara dönüştürülerek enerji yoğunluğu hesaplamaları gerçekleştirilmiştir. Gökkuşağı kütleçekimi, parçacık enerjisine bağlı iki fonksiyon üzerinden metrik geometrisini değiştirdiğinden, test parçacıklarının yüksek enerjilerde uzay-zamanı farklı şekilde "algılaması" beklenmektedir. Yapılan hesaplamalar, tüm enerji-momentum gösterimlerinin klasik limitte (f1=f2=1) birbiriyle tutarlı sonuçlar verdiğini ve genel görelilikle uyumlu enerji dağılımları sunduğunu göstermiştir. Ancak enerjiye bağlı düzeltmeler eklendiğinde, özellikle Einstein, Bergmann–Thomson ve Møller gösterimlerinde enerji yoğunluğu üzerinde belirgin değişimler ortaya çıkmıştır. Modifiye Dağınım ve Üstel Model gibi literatürde yaygın kullanılan çeşitli Gökkuşağı fonksiyonları için enerji yoğunluklarının grafiksel davranışları incelenmiş; bazı modellerde düzeltmeler baskın hale gelirken, özellikle Landau–Lifshitz ve Weinberg gösterimlerinde Gökkuşağı etkilerinin zayıf kaldığı görülmüştür. Møller gösterimi ise koordinat bağımsız yapısı sayesinde modele en genel yorumu sağlamış ve yüksek enerjili test parçacıklarında enerji yoğunluğunun düzenli şekilde azaldığını göstermiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Bölgesel bir örgüt olarak Arap Birliği'nin Ortadoğu siyasetindeki rolü
İbrahim Özsoy
Bölgesel örgütler özellikle küreselleşme sürecinin hız kazandığı 1990'lı yıllarla birlikte uluslararası ilişkilerin önemli aktörlerinden biri haline gelmiştir. Bunun temel nedeni, küreselleşme sürecine ek olarak ilerleyen bölgeselleşmenin, bölgesel iş birliğine ve devletlerin birbirleri ile koordinasyon halinde hareket etmelerine daha fazla olanak tanıyan bir olgu olmasıdır. Bu olgunun bir sonucu olarak ortaya çıkan bölgesel örgütler ise üyesi olan devletlere sorunları doğrudan müzakere etme, askeri, ekonomik, kültürel veya siyasal anlamda iş birliği yapma olanağı tanıyarak uluslararası siyasete etki eden bir aktör haline gelmiştir. Belirli bir coğrafya içerisinde faaliyet yürüten bölgesel örgütler, ortak düşünce, değer, kültür, dinsel veya etnik kimlik, ekonomik, sosyal ve siyasi amaçlar doğrultusunda gönüllü olarak iş birliği yapan devletlerin oluşturduğu yapılardır. Bu kapsamdan hareketle değerlendirildiğinde Avrupa Birliği, Şangay İşbirliği Örgütü gibi etkin bölgesel örgütlerden biri de Arap Birliği'dir. Ortadoğu veya daha geniş bir tanımla Arap coğrafyasında faaliyet gösteren bir bölgesel örgüt olan Arap Birliği, kökleri 18. yüzyılda başlayan ve 19. yüzyılda iyiden iyiye yükselen Arap milliyetçiliğinde olan bir bölgesel örgüttür. Arap milliyetçiliğinin pratikteki önemli bir uygulaması olarak karşımıza çıkan Arap Birliği, 22 Mart 1945 tarihinde Mısır, Irak, Ürdün, Lübnan, Suudi Arabistan ve Suriye devletleri tarafından imzalanan anlaşma ile Kahire'de kurulmuştur. Bu tarihten itibaren aktif bir bölgesel örgüt olarak faaliyetlerini sürdüren Arap Birliği, gerek kurulduğu coğrafyanın jeostratejik öneminden gerekse Arap devletlerinin kendi aralarındaki veya içlerindeki sorunlardan kaynaklı birçok problemle karşı karşıya gelmiştir. Bu tezin amacı Arap Birliği'nin Ortadoğu siyasetindeki rolünün analiz edilmesidir. Tezin temel iddiası, Arap devletlerinin bölgesel temelli ekonomik, siyasal toplumsal ve askeri konularda birlikte hareket edebilme ve iş birliği yapabilme kapasitesini arttırma amacıyla kurulan Arap Birliği'nin kuruluşundan günümüzde kadar geçen süreçte başarılı bir sınav verememesidir. Bu iddia bağlamında tezde Arap Birliği'nin Arap-İsrail savaşları, Körfez Savaşları, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün kuruluşu, Lübnan İç Savaşı, İran Irak Savaşı, Arap Baharı gibi birçok önemli bölgesel olaya verdiği reaksiyonlar ve bu reaksiyonların etkililiği incelenmektedir. Tez kapsamında yapılan ayrıntılı olay incelemelerinden hareketle Arap Birliği'ne üye devletlerin kendi menfaatleri doğrultusundaki hareket etme tercihlerinin ve Arap coğrafyasında etkili olan küresel aktörlerle kurdukları çıkar ilişkilerinin birliğin etkin ve güçlü bir bölgesel örgüt olmasını engellediği sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Farklı helis açılarıyla üretilen tisin, zrn, altin, alcrn, kaplanmış tungsten karbür parmak frezelerin metal yüzeyini aşındırma ve talaş kaldırma performanslarının karşılaştırılması
Cem Arslan
Talaşlı imalat yöntemlerinden biri olan frezeleme işlemi, günümüz sanayisinde en çok kullanılan talaşlı imalat yöntemlerinden biridir. Günümüzde HSS ve Tungsten Karbür (WC) parmak frezeler yaygın şekilde kullanılmaktadır. HSS frezeler gelişen malzeme teknolojisi ve imalat yöntemleriyle birlikte yerini WC parmak frezelere bırakmıştır. Bir parmak frezede bulunması gereken özellikler, yüksek hızlarda kesme yapabilmesi ve aşınma ömrünün uzun olmasıdır. Tungsten Karbür (WC) parmak frezeler ultra sertliklerinden dolayı takım aşınmalarına karşı dayanıklıdır. Bu çalışmada WC parmak frezeler geliştirilmesi üzerine çalışılmıştır. Parmak frezelerde helis açıları değiştirilerek talaşlı üretim açısından analizi yapılmıştır. Bu analizlerde helis açısının değiştirilmesiyle aşınma ömrünün uzadığı görülmüştür. Bu da bir kesici takımdan istenen en önemli özelliktir. Yine bu çalışmamızda aşınma dayanımı yüksek olan parmak frezelere ZrN, AlTiN, AlCrN, TiSiN kaplamaları yaparak aşınma dayanımları ve kesme ömürleri daha da artırılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda 30, 50, 60 derecelik helisel açısına sahip parmak frezenin kullanımının daha avantajlı olacağı kaplama açısından ise AlTiN kaplamanın hem parmak freze ömrü açısından hem aşınma açısından diğer kaplamalara göre üstünlüklerinin olduğu görülmüştür. Üretilen parmak frezelerin ana malzemesi olan WC'ün kaplamalarla olan yapısal bağını daha iyi görebilmek için mikro yapı analizleri sonucunda dört kaplama malzemesinin de yapısal olarak uyumlu olduğu görülmüştür. Daha farklı alaşım elementleri kullanılarak veya kullanılan kaplamaları değiştirilerek yapılacak çalışmaların parmak frezelerin karakteristiklerini belirlemekte ışık tutacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Tunceli ili Hozat ilçesi merkez deresi taşkın kontrolü
Yağmur Elif Yavuz
Bu tez çalışmasında, Tunceli iline bağlı Hozat ilçesinden geçen Hozat Deresi'nin taşkın riski analiz edilmiştir. Taşkın, yoğun yağış, kar erimesi veya ani su baskınları sonucunda nehir ve derelerin yataklarından taşarak çevresel, ekonomik ve sosyal zararlar doğurması durumudur. Taşkınlara; iklim değişikliği, düzensiz yağış rejimi, yanlış arazi kullanımı, ormansızlaşma ve altyapı eksiklikleri gibi birçok faktör neden olabilmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Hozat Deresi'nde taşkın potansiyelini değerlendirmek, olası taşkın risklerini belirlemek ve taşkın yönetimi açısından önerilerde bulunmaktır. Son yıllarda ülkemizde artan taşkın olayları, ciddi can ve mal kayıplarına yol açmaktadır. Bu kapsamda taşkın risklerinin azaltılması, doğru hidrolojik ve hidrolik yöntemlerle yapılan hesaplamalar ve etkin taşkın yönetimi stratejilerinin geliştirilmesiyle mümkün olmaktadır. Bu çalışmada, Tunceli ili Hozat ilçesi merkezinden geçen derelerin taşkın riskleri incelenmiş, özellikle Dere 1 üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Çalışmada öncelikle arazi etütleri gerçekleştirilmiş, havzanın morfolojik ve topoğrafik özellikleri belirlenmiştir. Bölge, karasal iklim özellikleri ve yıllık ortalama 939 mm yağış değerine sahiptir. Ayrıca 2015–2023 yılları arasındaki Hozat Meteoroloji İstasyonu verileri değerlendirilmiştir. Havza eğiminin düşük (%0–3) olması ve dere kenarlarında imara açılmış alanların bulunması, taşkın riskini artırmaktadır. Taşkın debileri, Mockus yöntemi kullanılarak hesaplanmıştır. Yapılan analizlerde Dere 1 için 9,44 km²'lik havzada Q100 debisi 15,19 m³/s olarak bulunmuştur. Ayrıca Q2'den Q500'e kadar çeşitli tekerrür periyotlarına ait taşkın debileri belirlenmiştir. Hidrolik hesaplarda Manning pürüzlülük katsayısı (n=0,025) ve modifiye Cowan metodu kullanılmıştır. Hidrolik kesit tahkikleri sonucunda, Dere 1 için Q500 debisine göre 9 adet betonarme brit yapılması önerilmiş, kesitlerin debiyi karşılamada yeterli olduğu görülmüştür. Sonuçlar, taşkın riskinin azaltılabilmesi için hem yapısal önlemlerin (brit, duvar, bent, gölet, kanal ıslahı vb.) hem de yapısal olmayan önlemlerin (erken uyarı sistemleri, imar planlarının düzenlenmesi, halkın bilinçlendirilmesi) birlikte ele alınması gerektiğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Standart yağış indeksi kullanılarak Tunceli ili kuraklık analizi
Rokay Doğan
Kuraklık; ekosistemler, tarımsal üretim, su kaynakları ve insan yaşamı üzerinde önemli etkileri olan karmaşık bir doğal afettir. Özellikle iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte kuraklık olaylarının sıklığı ve şiddeti artmaktadır. Bu bağlamda, kuraklığın izlenmesi, değerlendirilmesi ve yönetimi giderek daha kritik hale gelmiştir. Bu tez çalışmasında, Tunceli ilinde meteorolojik kuraklık durumu, Standart Yağış İndeksi (SYİ) yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne bağlı Tunceli ilindeki 10 otomatik meteoroloji gözlem istasyonuna ait 2012–2023 yılları arasındaki aylık yağış verileri kullanılmıştır. Elde edilen veriler, DrinC v1.7 yazılımı aracılığıyla SYİ değerlerine dönüştürülmüş; bu değerler üzerinden aylık, mevsimsel ve yıllık kuraklık analizleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, elde edilen kuraklık indeksleri ArcGIS programı yardımıyla haritalandırılarak mekânsal dağılım analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçları, çalışma periyodunda ortalama aylık yağışın 52,09 mm olduğunu ve bölgenin belirgin kuraklık eğilimleri sergilediğini göstermiştir. İncelenen dönemde ayların ortalama %36,50'si kurak geçerken, %33,60'ı nemli dönem olarak kaydedilmiştir. Kurak dönemlerin oransal baskınlığı, bölgenin su kaynakları ve ekolojik denge açısından taşıdığı risklerin altını çizen somut bir göstergedir. Bu çalışma, hem Tunceli özelinde kuraklık eğilimlerinin anlaşılmasına katkı sağlamakta hem de kuraklık riskine karşı alınabilecek önlemler için bilimsel bir temel sunmaktadır. Ayrıca, SYİ yönteminin bölgesel düzeyde uygulanabilirliğini test ederek, benzer coğrafi ve iklimsel özellikler taşıyan alanlar için örnek teşkil etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Öğretmenlerin spor farkındalık düzeylerinin incelenmesi
Fatma Adıyaman
Bu çalışma, Tunceli ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin spor farkındalık düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 2024-2025 eğitim ve öğretim yılında Tunceli ili Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda çalışan 1020 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise rastgele örneklem yöntemi ile seçilmiş 305 öğretmen oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, 6 soruluk kişisel bilgi formu, ve 'Spor Farkındalık Ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde lisanslı SPSS 26 paket programı kullanılmıştır. İstatistiksel analize başlamadan önce verilerin normallik dağılımları incelenmiş ve verilerin normallik varsayımını sağladığı görülmüştür. Bu nedenle kişisel bilgi formunda yer alan ikili değişkenlerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla değişkenlerin analizinde Tek yönlü varyans analizi(ANOVA) kullanılmıştır. Gruplar arasında ki farkların belirlenmesinde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak esas alınmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde, katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sayısı ve spora ilgi düzeyleri ile spor farkındalık düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılığın olduğu görülmektedir. Katılımcıların ölçekten aldıkları ortalama puanlar incelendiğinde, erkeklerin kadınlara göre daha fazla spor farkındalık düzeylerine sahip olduğu görülmekle birlikte yaş olarak en genç olan grubun ve yaşı en büyük olanların, en az mesleki deneyime sahip olanların, bekar veya çocuk sahibi olmayanların ve spora karşı ilgilerinin hem izleyici hem katılımcı olanların daha fazla spor farkındalık düzeylerine sahip olduğu görülmektedir. Sonuç olarak katılımcıların ölçekten aldıkları ortalama puanlar (x=109,08) incelendiğinde, öğretmenlerin spor farkındalık seviyelerinin 'farkında' olduğu söylenebilir. Bu bağlamda öğretmenlerin spor farkındalık düzeylerinin korunması ve meslek hayatına yeni gelecek öğretmenlerinde bu konuda gelişmesi için gerekli koruyucu ve geliştirici önlemlerin alınması gerektiği söylenebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Antrenör ve büro personellerinin teknoloji bağımlılık düzeylerinin karşılaştırılması
Murat İrteni
Bu çalışmada, Malatya Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde görev yapan antrenör ve büro personellerinin teknoloji bağımlılık düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Malatya ilinde Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde görev yapan 218 antrenör ve 321 büro personeli oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, 264 antrenör ve büro personeli oluşturmuştur. Veri toplama amacı ile 6 soruluk kişisel bilgi formu ve teknoloji bağımlılık ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde lisanslı SPSS 26 paket programı kullanılmıştır. İstatistiksel analize başlamadan önce verilerin normallik dağılımları incelenmiş ve verilerin normallik varsayımını sağladığı görülmüştür. Bu nedenle kişisel bilgi formunda yer alan ikili değişkenlerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla değişkenlerin analizinde Tek yönlü varyans analizi(ANOVA) kullanılmıştır. Gruplar arasında ki farkların belirlenmesinde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak esas alınmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde, Teknoloji bağımlılığı ile yaş, cinsiyet, görev süresi, arasında anlamlı farklılık görülmemektedir. Diğer taraftan teknoloji bağımlılık düzeyi ile katılımcıların çalıştıkları pozisyon, günlük teknoloji aletlerle ilgilenme süresi ve düzenli spor yapma durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu görülmektedir. Aynı zamanda ortaya çıkan anlamlı farklılıkların ölçeğin yoksunluk alt boyutunda olduğu görülmektedir. Ölçekten alınan ortalama puanlar incelendiğinde ise katılımcıların bağımlılık düzeyinin düşük seviyede olduğu söylenebilir. Sonuç olarak katılımcıların teknoloji bağımlılık seviyeleri düşük seviyede olduğu görülse de çeşitli bağımsız değişkenlerde ortaya çıkan anlamlı farklılıkların 'yoksunluk' alt boyutunda olması katılımcıların çeşitli durumlarda yoksunluk hissettiği anlamlına geldiği söylenebilir. Bu bağlamda çeşitli önlemlerin alınması gerektiği söylenebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025UNESCO kriterleri kapsamında Munzur Vadisi ve Milli Parkı'nın dünya mirası listesinde yer alabilme sürecinin incelenmesi
Songül Acar
Bu çalışma, UNESCO Dünya Miras Listesi'ne aday olan doğal ve kültürel varlıkların korunması ve yönetilmesi süreçlerine yönelik değerlendirmeleri içermektedir. Özellikle Türkiye'de yer alan Munzur Vadisi örneği üzerinden sürdürülebilir miras yönetimi yaklaşımları incelenmiş ve UNESCO kriterlerine göre mevcut durum analiz edilmiştir. Çalışmada, Dünya Mirası kavramının gelişimi, UNESCO'nun rolü, üstün evrensel değer (OUV) kavramı ve Türkiye'nin dünya mirası alanları bağlamında karşılaştığı yapısal ve yönetsel sorunlar detaylı şekilde ele alınmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı bu tezde, alan çalışmaları, belgeler ve kurumsal raporlar doğrultusunda Munzur Vadisi'nin adaylık sürecindeki fırsatlar ve engeller değerlendirilmiştir. Ayrıca, Dünya Miras Listesi'ne kabul sürecinde yerel paydaş katılımının, doğal koruma önlemlerinin ve yönetim planlarının önemi vurgulanmıştır. Elde edilen bulgular, Türkiye'de dünya mirası yönetiminde daha bütüncül ve çok aktörlü bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini göstermektedir. Munzur Vadisi örneği, doğal ve kültürel mirasın birlikte korunabileceği sürdürülebilir modellerin uygulanabilirliğini ortaya koymakta ve gelecekteki miras alanı başvuruları için önemli bir referans oluşturmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Kültürel miras kapsamında Hevsel Bahçelerinin incelenmesi
Sevda Tuğrul
"Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj Alanı" olarak 2015 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınan Hevsel Bahçeleri, Diyarbakır kenti için önemli bir doğal ve kültürel miras alanıdır. 8000 yıllık tarihi boyunca tarımsal faaliyetlerin yanı sıra kültürlerin gelişmesine sağladığı katkı ile Hevsel Bahçeleri'nin kültürel miras kapsamında incelenmesi çalışmanın amacı olarak belirlenmiştir. Dicle Nehri tarafından beslenen ve Diyarbakır Surları ile bir arada bulunan Hevsel Bahçeleri, kentin kültürel gelişiminde de etkili olmaktadır. Bu kapsamda Hevsel Bahçeleri ve çevresindeki yaşam alanlarına ilişkin belgeler, eserler ve akademik çalışmalar analiz edilerek kültürel mirasın izleri sürülmüş; Hevsel Bahçeleri ve Suriçi'nde belgesel fotoğraflardan oluşan alan analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bahçelerin kültürel miras öğeleri; doğal yaşam, geçim kaynakları, canlılar ve mimari yapılar kapsamında belgelenmeye çalışılmıştır. Bahçelerin endüstrileşme ile karşı karşıya kaldığı ve bahçelerde yetişen ürün çeşidinde azalma olduğu görülmüştür. Hevsel Bahçeleri'nin varlığının risk altında olduğu ve korunması için çeşitli tedbirlerin alınması gerektiği önerilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Takım sporlarına katılım sağlayan lise öğrencilerinin sportmenlik yönelimlerinin incelenmesi (Tunceli ili örneği)
Ahmet Turan Gümüşbaş
Bu araştırmada Tunceli ilinde takım sporlarına katılım sağlayan lise öğrencilerinin sportmenlik yönelimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Tunceli ilinde bulunan lise düzeyinde takım sporları müsabakalarına katılan 434 öğrenciye ulaşmak hedeflenmiş, ancak gönüllü olan 409 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmada kişisel bilgi formu ile geçerliliği ve güvenirliliğinin kanıtlandığı "Çok Boyutlu Sportmenlik Yönelim Ölçeği" kullanılmış ve SPSS 21.0 programı kullanılarak analiz yapılmıştır. Katılımcıların verdiği cevaplara baktığımızda verilerin normal dağılım gösterdiği durumlar dikkate alınarak, iki değişken arasında "t-testi", ikiden fazla değişkenin bulunduğu durumlarda ise "ANOVA" testi uygulanmış ve yapılan hipotez testlerinde anlamlılık düzeyi 0,05 alınarak %95 güven aralığı kullanılmıştır. Ölçekten elde edilen sonuçlara göre sporda sorumluluklara bağlılık alt boyutu 21,05 skor ile en yüksek skora sahiptir. Sonrasında 19,60 skor ile kurallar ve yönetime saygı, 19,52 skor ile sosyal normlara uyum gelmektedir. Ölçekte en az skora sahip alt boyut ise 17,67 puan ile rakibe saygı alt boyutudur. Sınıf değişkenine göre; alt boyutların hiçbirinde anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Cinsiyet değişkenine göre; sporda sorumluluklara bağlılık alt boyutunda kızlar lehine anlamlı bir farklılık söz konusu iken diğer alt boyutlarda anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Gittiği okul türüne göre; tüm alt boyutlarda anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Sosyal normlara uyum alt boyutunda; spor lisesi ve anadolu lisesi meslek lisesinden yüksek puan almıştır. Kurallar ve yönetime saygı alt boyutunda; güzel sanatlar lisesi ve anadolu lisesi meslek lisesinden yüksek puan almıştır. Sporda sorumluluklara bağlılık alt boyutunda; spor lisesi ve anadolu lisesi meslek lisesinden yüksek puan almıştır. Son olarak rakibe saygı alt boyutunda; anadolu lisesi meslek lisesinden yüksek puan almıştır. Katılım sağladığı takım sporuna göre; rakibe saygı alt boyutunda anlamlı bir farklılık bulunamazken diğer alt boyutlarda anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sosyal normlara uyum alt boyutunda futbolu, basketbolu hentbol ve raftingi tercih edenler voleybolu tercih edenlerden yüksek puan almıştır. Kurallar ve yönetime saygı ile sporda sorumluluklara bağlılık alt boyutlarında; basketbolu tercih edenler voleybolu tercih edenlerden yüksek puan almıştır. Okul dışı lisanslı olma durumlarına göre; sosyal normlara uyum ve sporda sorumluluklara bağlılık alt boyutlarında lisanslı sporcular lehine anlamlı bir farklılık söz konusu iken diğer alt boyutlarda anlamlı bir farklılığa rastlanılmamıştır. Okul başarı durumu ve ailenin ekonomik durumu değişkenlerine göre; alt boyutların hiçbirinde anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. İstatistiksel sonuçları dikkate aldığımızda bazı önerilerde bulunacak olursak: Tunceli ilinden seçilen araştırma gurubu daha geniş bir alana yayılarak çalışma geliştirilebilir. Sadece takım sporları yapan öğrencilere değil bireysel spor yapan sporcu öğrencileri de ekleyerek araştırmanın kapsamı genişletilebilir. Küçükler, gençler ve yetişkinlere ayrı ayrı yaş ve gelişimsel özellikleri dikkate alınarak sportmenlik ile ilgili eğitimler sağlanabilir. Rakip takım ile dostluk müsabakaları düzenlenerek birbirlerine saygı duyacağı ortamlar yaratılabilir. Antrenörler, yöneticiler, alanında yetkin sporcular gibi rol model olan bireylerin davranışları iyi örnek olabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Öğretmenlerin mesleki profesyonellikleri ve serbest zaman doyum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Sultan Dilşat Gecekuşu
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin mesleki profesyonellik düzeyleri ile serbest zaman doyum düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma kapsamında öğretmenlerin profesyonel tutum ve davranışlarının, boş zamanlarını değerlendirme biçimleriyle nasıl bir etkileşim içinde olduğu incelenmiş; ayrıca demografik değişkenlerin (cinsiyet, yaş, kıdem yılı, görev yapılan okul türü vb.) bu iki değişken üzerindeki etkisi de değerlendirilmiştir. Çalışma nicel araştırma yöntemine göre tasarlanmış olup, veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemine göre tasarlanmış olup, veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Elazığ ilindeki devlet liselerinde görev yapan 2.213 öğretmen araştırmanın evrenini, bu evrenden seçilen 250 öğretmen ise araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin mesleki profesyonellik düzeylerinin genel olarak yüksek olduğu, serbest zaman doyum düzeylerinin ise orta-yüksek düzeyde bulunduğu saptanmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin mesleki profesyonellik düzeylerinin genel olarak yüksek olduğu, serbest zaman doyum düzeylerinin ise orta-yüksek düzeyde bulunduğu saptanmıştır. Bu iki değişken arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiş; öğretmenlerin boş zamanlarını etkili şekilde değerlendirmelerinin mesleklerine olan bağlılıklarını ve profesyonel tutumlarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Ayrıca yaş, cinsiyet ve hizmet süresi gibi demografik değişkenler açısından anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. Deneyimli öğretmenlerin mesleki profesyonellik düzeylerinin daha yüksek, genç öğretmenlerin ise serbest zaman doyum düzeylerinin daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Regresyon analizleri sonucunda, serbest zaman doyumunun mesleki profesyonelliğin yordayıcısı olduğu anlaşılmıştır. Bu doğrultuda, öğretmenlerin serbest zamanlarını daha verimli değerlendirmelerini sağlayacak yapılar oluşturmanın, mesleki gelişimlerini destekleyeceği ve meslek yaşam kalitelerini artıracağı sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Spor yaralanmalarında oluşan travmada EMDR ( göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme ) terapinin uygulanması ve etkisinin incelenmesi
Orhan Taş
Araştırmanın amacı, bireysel ya da takım sporu yapan bireylerin yaralanmaları sonucunda oluşan travmanın iyileşmesinde EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) terapinin uygulanması ve etkisinin incelenmesidir. Çalışmada danışanların sakatlıklardan sonra hem yaşadıkları travma hem de kaygı düzeyleri incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, Elazığ ilinde bireysel ya da takım sporu yapan 7 bireyden oluşmaktadır. Bu çalışmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Karma araştırma yöntemlerinden eş zamanlı örneklem modeli kullanılmış olup nitel ve nicel veriler ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Nitel ve nicel verilerin oluşturulmasında örneklem grubu aynıdır. Nitel bulgular danışanların ifadeleri ve tepkileriyle oluşturulmuş olup nicel bulgular da ön test-son test verileriyle ortaya çıkarılmıştır. Daha sonra nitel ve nicel veriler birleştirilerek değerlendirme yapılmıştır. Bu araştırmada nicel veri toplama aracı olarak; travmatik tepkilerin ölçülmesi aşamasında SUD ve VOC puanları kullanılarak değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca kaygı düzeylerinin ölçülmesi aşamasında Spor Yaralanmaları Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. EMDR terapi tekniği ile travmatik tepkilerde, SUD (Subjective Unit of Disturbance) olumsuz biliş puanlarının ortalama"8-9" dan "0" a düştüğü ve VoC (Validity of Cognition) olumlu biliş puanlarının ortalama "1-2" den "7" ye çıktığı gözlemlenmiştir. Bu puanlardaki değişim danışanların travmatik düşünce, duygu ve tepkilerinde EMDR terapi tekniğinin faydalı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca bu teknik kullanıldıktan sonra danışanlarda uygulanan Spor Yaralanmaları Kaygı Ölçeğinde yer alan yeteneğini kaybetme kaygısı, zayıf algılanma kaygısı, acı çekme kaygısı, hayal kırıklığına uğratma kaygısı, sosyal desteği kaybetme kaygısı ve yeniden yaralanma kaygısı gibi değerlerde anlamlı düzeyde bir düşüş olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışma, yaralanma ve sakatlık sonrasında yaşanan travma ve kaygıda EMDR tekniğinin etkili olduğunu göstermektedir. Ancak konu hakkında daha geniş katılımlı çalışmalar yapılmasının sporcularımıza ve spor psikolojisi alanına önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
