Koleksiyon/r/munzur/2

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • MakaleYalnız künye2011
    Hayvancılıkla uğraşan bireylerin bruselloza ilişkin bilgi ve uygulamaları

    Sağlam, Aliye Gülmez; Akkus, Yeliz; Karatay, Gülnaz

    AMAÇ: Bu çalıșma Kars IV No’lu Sağlık Ocağı bölgesinde yașayan ve hayvancılıkla uğrașan bireylerin bruselloza ilișkin bilgi ve uygulamalarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıștır. YÖNTEM: Tanımlayıcı tipteki bu çalıșmada Mayıs-Haziran 2010 tarihleri arasında 97 katılımcı yer aldı. Araștırmanın verileri yapılandırılmıș soru formu kullanılarak yüz yüze görüșme tekniği ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 11,5 istatistik programı kullanıldı. BULGULAR: Çalıșmaya katılan bireylerin incelenmesinde; %84’ünün çiğ sütten beyaz peynir yaptığı, %19’unun peyniri taze olarak tükettiği, %66’sının tereyağını çiğ kaymaktan yaptığı, %66’sının bruselloz hastalığını duyduğu, %35’inin hayvanında yavru atma, %32’sinde ise ölü doğum olduğu ve %4 katılımcının daha önce bruselloz hakkında bilgi aldığı belirlendi. SONUÇ: Bruselloz, Kars’ta hayvancılıkla uğrașanlar arasında iyi bilinen bir hastalık değildir. Brusellozun eradikasyonu için özellikle hastalığın yayılımı ve önlenmesi ile ilgili eğitimlerin yaygınlaștırılması gereklidir.

    AtıfTR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2011
    Solution methods and suggestions of preschool teachers towards inclusive education problems

    Hoş, Gülsüm; Abbak, Burcu Sultan; Sığırtmaç Dikici, Ayperi

    The main purpose of this study is to find out the researches have been conducted inTurkey on the attitudes of preschool teachers towards the inclusion of children withspecial educational needs in preschools and determine the problems gained from theresults of these researches related with teachers attitudes about inclusion. Another aim ofthe study is to obtain and examine teachers‟ solutions and advices related with theproblems in inclusive education. The study was carried out in Adana with 15 preschoolteachers who have children with special needs in their classrooms. In this study semi -structured interview was used as data collection instrument.

    AtıfTR Dizin33
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Türkiye’de hemşehri derneklerinin kırsal yapıdaki rolü

    Aktaş, Erkan; Firat, Kamil; Demir, Murat Cem; Çomu, Aka Assiye

    Türkiye’de 1980’lerden itibaren giderek artan bir öneme sahip olarak sahnede görünürlük kazanan sivil toplum örgütlerinin bir örneği olan hemşehri derneklerinin çoklu işlevlerinin sorunsallaştırıldığı bu çalışma, İstanbul İli’nde bulunan 356 hemşehri derneği ile gerçekleştirilmiştir. Hemşehri derneklerini genel olarak köy dernekleri ve diğer dernekler şeklinde kategorilendirmek mümkün olsa da çalışmaya göre köy tipi dernekleşmenin baskın olduğu göze çarpmaktadır. Derneklerin kırsal uzamda oynadığı sosyo-ekonomik rolün alt yapı çalışmaları ile sınırlı olduğu saptanmıştır. Hemşehri derneklerinin kente göre kırsal yapıdaki siyasi rollerinin üyeler üzerinde daha az belirleyici, bürokratik yapı üzerinde ise daha belirleyici bir role sahip olduğu bulgusu saptanmıştır. Derneklerin kuruluş yıllarının da kırsal yapıdaki rolleri üzerinde belirleyici olduğu saptanmıştır. 1980 öncesinde kurulan hemşehri dernekleri kırsal alanın yaşam standardı ile ilgili daha fazla faaliyette bulunmuştur. Son olarak, hemşehri dernekleri hem kentsel dönüşüm hem de kırsal dönüşüm çalışmalarında dikkate alınması gereken başlıca sivil toplum kuruluşlarından biri olmalıdır.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Keban Baraj Gölü kerevitlerinin (Astacus leptodactylus Esch., 1823) bazı morfolojik özelliklerinin incelenmesi

    Duman, Erdal; Yüksel, Fahrettin

    Bu çalışma, Aralık 2005 ile Kasım 2006 tarihleri arasında Keban Baraj Gölü’nün Keban, Ağın ve Çemişgezek bölgelerinde yürütülmüştür. Çalışmada toplam 16315 adet kerevit avlanmış ve tesadüfî olarak seçilen 5374 birey incelenmiştir. Populasyondaki dişi/erkek oranı 0.81/1.00 olarak belirlenmiştir. Toplam boy ortalaması 93 mm, canlı ağırlık ortalaması ise 26,6 g olarak hesaplanmıştır. Karapaks boyunun toplam boya oranı (CL/TL) 0.48 olarak tespit edilmiştir. Boyağırlık ilişkisinde regresyon denklemi LogW= -1.4535 + 2.9468 LogL, korelasyon katsayısı r2=0.8324 olarak bulunmuştur. Erkeklerde pozitif allometrik büyüme dişilerde ise negatif allometrik büyümenin olduğu belirlenmiştir. Kerevitlerin % 8.06’sında kıskaç ayak eksikliği tespit edilmiştir.

    AtıfTR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Keban ve Karakaya Baraj Göllerinde yaşayan Capoeta trutta (Heckel, 1843)’nın büyüme parametrelerinin karşılaştırılması

    Yüksel, Fahrettın; Ural, Mesut; Ural, M. Şener; Güleç Küçükgül, Azime; Aydin, Rahmi

    Bu çalışmada, Keban ve Karakaya Baraj Göllerinde yaşayan Capoeta trutta Heckel, 1843 populasyonlarına ait balıkların büyüme özellikleri incelenmiş ve elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Araştırma için Keban Baraj Gölü’nden 259, Karakaya Baraj Gölü’nden ise 281 olmak üzere toplam 540 balık örneği incelenmiştir. Balıkların yaşları otolitlerinden tespit edilmiş ve her iki baraj gölünden elde edilen balıkların yaş dizilimleri I-XIII arasında dağılım göstermiştir. Keban Baraj Gölü populasyonunun Von Bertalanffy büyüme denklemi dişilerde Lt= 91.79 [1-e–0.0600(t+2.2866)], erkeklerde Lt= 95,30[1-e–0.0541(t+2.4362)] ve tüm bireylerde (dişi+erkek) Lt= 94,65[1-e–0.0562(t+2,4199)] olarak belirlenirken, Karakaya Baraj Gölü’nde dişilerde Lt= 89,92 [1-e–0.0616(t+2,2045)], erkeklerde Lt= 92.39[1-e–0.0567(t+2.3262)] ve tüm bireylerde Lt= 92.57[1-e–0.0577(t+2.3032)] olarak tespit edilmiştir. Keban Baraj Gölü populasyonunun boy-ağırlık ilişkisi dişilerde W=0.0151 L 2,9274; erkeklerde W=0.0170 L 2.9019 ve tüm bireylerde W=0.0168 L 2.9032 olarak tespit edilirken, aynı sıralamaya göre Karakaya Baraj Gölü’nde W=0.0210 L 2.8400; W=0.0237 L 2,8078; W=0.0211 L 2.8271 olarak belirlenmiştir.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Niğde Üniversitesi kampüs alanı ve Akkaya baraj gölü çevresinin florası (Niğde/Türkiye)

    Paksoy, Mehmet Yavuz; Başköse, İsa; Savran, Ahmet

    This study was carried out to determine the flora of Nigde University Campus and Akkaya Dam Lake environments (Nigde). As a result of the examination of 1000 plants specimens collected from the area, between 2005- 2007 and 2010-2011, 405 taxa belong to 74 families and 262 genera were determined. One taxa belong to Pteridophyta, 404 taxa belong to Spermatophyta divisio. Gymnospermae are represented by five taxa and Angiospermae are represented by 399 taxa. The numbers of taxa belong to Dicotyledonae and Monocotyledonae are follows respectively 441 and 58. In addition to, 27 taxa are new records for C5 Grid square. The 33 of the total taxa are endemic to Turkey and the rate of endemism is 8.1 %. The phytogeographical regions are represented as follows; Irano-Turanian 21.0 %, Mediterranean 6.4 % and Euro-Siberian 6.2 %.

    AtıfTR Dizin9
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleYalnız künye2012
    Asaf Hâlet Çelebi'nin ayna şiirinde geleneğin izleri

    Uz, Özkan

    Bu yazıda, çağdaş Türk şiirinin önemli isimlerinden Asaf Hâlet Çelebinin hayatı, sanatı ve şiiri hakkındaki düşünceleri derlenerek, Ayna şiirinde geleneğin yansıması ve kullanımının tespiti amaçlanmıştır. Asaf Hâletin şiirlerinde, mistisizm ve masal dünyası en fazla işlenen temalardandır. Ayna şiiri de bu konular bağlamında incelenip, yorumlanarak araştırmacıların ilgisine sunulmuştur.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Islah-ı Sanayi Komisyonu ve şirketlerin teşekkülü: Debbağ şirketi örneği

    Satış, İhsan

    Islah-ı Sanayi Komisyonu, Tanzimat’tan sonra önemini kaybeden lonca ve gedik sisteminin sona ermesiyle, ticaret ve sanayi odalarının kuruluşu arasındaki geçiş sürecinde, yerli sanayi korumaya ve geliştirmeye yönelik işlevi olan bir kurumdur. Bu kurum küçük sanayi kollarını birleştirerek, Simkeşler, Saraçlar, Debbağlar şirketlerini kurmuştur. 1873’te Komisyon kaldırılarak görevlerinden bir kısmının belediyeye verilmesi düşünülmüş olup bir kısmı da Şurayı Devlet Nafia dairesine aktarılmıştır. Bu makalede, Islah-ı Sanayi Komisyonu’nun işlevi, amacı ve kurulan şirketler içerisinde Debbağ Şirketi ele alınacaktır.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2011
    Sarımsak Dağı ve Körkün Vadisi’nin (Pozantı, Adana/Türkiye) Florası

    Paksoy, Mehmet Yavuz; Savran, Ahmet

    This research has been carried out to determinate the flora in the C5 square Sarımsak Mountain and Korkun Valley 2003- 2006. 78 families consisting of 315 genera and 652 taxa which contain 452 species, 129 subspecies and 71 variety, have been collected from this region the number of endemic taxa to Turkey is 135 (% 20.7). This distribution of these taxa in phytogeographic regions are as follows : (161) % 24.6 Irano-Turanians, (118) % 18.9 Mediterranean, (22) % 3.3 Euro-Siberians, (1) % 0.15 Euxines, (341) % 53,05 unknown and multiregional compounds. Two taxa belong to Pteridophyta, and 650 taxa to Spermatophyta divisio Gymnospermae subdivisio had 10 taxa and Angiospermae subdivisio had 640 taxa 552 of the Angiospermae are Dicotyledones and 88 Monocotyledones. The largest families according to their species number in the research area are as follow: Asteraceae (82), Fabaceae (70), Brassicaceae (51), Lamiaceae (46), Caryophyllaceae (34)’dir. The largest genera are Salvia (14), Astragalus (13), Centaurea (12), Silene (11), Euphorbia (11).

    AtıfTR Dizin8
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2011
    Yoncanın toklularda kas ve kuyruk yağ dokularındaki retinol, a-tokoferol ve kolesterol düzeyleri üzerine etkisi

    Seven, Pinar Tatli; Gürdoğan, Fuat; Benzer, Fulya; Erişir, Zeki; Seven, Ismail; Bahşi, Muammer; Özçelik, Mehtap; Kılınç, Ünal; Ökkeş; Yılmaz, Okkes

    In this study, the effects of fresh, ensiled or dried alfalfa on retinol, a-tocopherol and cholesterol levels in yearling sheep were investigated. In the study, 40 Akkaraman male yearling sheep, 4 months of age and an average body weight of 21 kg, were used. All diets used in the present study were prepared as isonitrogenous and isoenergetic. The alfalfa forms used in rations composed the experimental groups. With regard to groups were fed with wheat straw as roughage was Control group (C-Group) or fed with fresh alfalfa was AF group, ensiled alfalfa was AS group and dried alfalfa was AD group. Retinol levels in muscular and tail adipose tissue were found to be higher in alfalfa feeding groups compared to control group. The highest a-tocopherol level in deltoideous muscle tissue was detected in AF group. Cholesterol levels in muscular and tail adipose tissue were found to be lower in alfalfa feeding groups compared to control group.As a conclusion it can be said that, decrasing cholesterol levels in yearling sheep by feeding with alfalfa, is extremely important for human beings that consume red meat, as it can reduce the risk of coronary heart diseases.

  • MakaleYalnız künye2011
    "Mağdur" milliyetçilik kürt siyasetinin "demokratik" zaafiyeti ve ulus açmazı

    Özcan, Ali Kemal

    Ulus-devletin kendisiyle birlikte insanlığa bulaştırdığı "milliyetçilik" (nationalism), akademik tartışmaların en karmaşık konularının başında gelir denebilir. Bu konuda kavramsal bir "anarşi"1 veya bir "terminolojik kaos"2 süregelmektedir. Türkiye 'de ise bu biraz daha daraltılmış, aynı zamanda yavan bir hal almıştır: neredeyse tamamen "vatanseverlik" kavramı yerine kullanılmaktadır. Hâlbuki halk dilinde kendi etnisitesini ve yerel değerlerini sevmeye refere eden ve akademik terminolojiye de sorunsuz oturabilecek yeterli kelime/kavram mevcuttur. Örneğin vatanseverlik, vatanperverlik, yurtseverlik veya milletseverlik, halkseverlik gibi. İngilizce ve birçok diğer Avrupa dillerinde de bu anlamda "patriotism " veya Latince patrie köklü benzer kavramlar vardır. Bu çalışma, birbirine çok yönlü olarak karıştırılmış olan milliyetçilik ile vatanseverlik kavramlarını ayrıştırmanın zemini üzerinde, Kürt milliyetçiliğinin "ulus" açmazını ve "demokratik" olma kompleksini açmaya çalışarak, Türkiye 'nin son otuz yılının temel sorunu olan Kürt meselesinin aslında Türkiye 'nin bir fırsatı olabileceğini tartışmaktadır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Assessment of health status management in women with gestational diabetes

    Aksoy Derya, Yeşim; Karadağ, Ezgi; Oltuluoğlu, Hatice

    Objective: The aim of the study is to assess the health management in women with gestational diyabetes mellitus. Method: Designed as descriptive and crosssectional, the study was performed in the pregnancy clinic of a university hospital between 1st January and 31st August 2010. All patients applying to the clinic during the study with gestational diyabetes via oral glucose tolerance testing (n=149) constituted the universe of the study. Not using insulin, pregnant were included in the study that participating in the educational program at least for two months between the weeks 24 and 38 during their pregnancies. Totally 120 individuals were recruited, 60 as insulin-diet-exercise health management program, and 60 in only diet-exercise health management program. Findings: The mean age of the women were 32,8±5,1 and 47,5% were primary school graduates. Of the women, 80.8% were housewives. It was determined that the mean HbA1c (p=0,016) and postprandial blood glucose levels (p=0,034) of women in insulin-diet-exercise health management program were statistically and significantly lower and controlled than those in onlydiet-exercise health management program. The mean fasting blood glucose level was lower in those using insulin, but this score was statistically insignificant (p=0,131). The comparison of the two groups revealed that the rate of compliance with the diet (p=0,003) and exercise (p=0.269) programs prescribed was lower in those using insulin. Conclusion: Forming life style changes by involving women into health management programs effectively plays a key role in decreasing the negative effects of gestational diyabetes mellitus to the lowest levels for both the mothers and the newborns.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012Scopus SJRQ3
    Avrupa deniz levreği yem formulasyonunda pamuk tohumu yağının potansiyel olarak balık yağına ikamesi

    Engin, Kenan; Taşbozan, Oğuz; Turchini, M. Giovanni; Eroldoğan, Tufan; Özşahinoğlu, Ilgın; Ölçülü, Abdullatif; Yilmaz, Hatice Asuman; Mumoğullarında, Pınar

    Triplicate groups of 20 European sea bass (35 g) were fed five diets in which the added lipid was 100% fish oil (FO), 40% (CSO40), 60% (CSO60), 80% (CSO80) and 100% (CSO100) refined cottonseed oil (CSO), for a period of 120 days. Overall fish growth, feed conversion ratio and protein utilization were unaffected by dietary treatment, but hepatosomatic and visceral fat indexes increased with increasing dietary CSO. Fillet fatty acid composition of total lipids reflected the fatty acids in the test diets. The monounsaturated fatty acids were significantly higher in fillet of fish fed diet FO, CSO40 and CSO60 compared to other treatments while saturated and polyunsaturated fatty acids (PUFA) were not affected by the dietary treatment. Some fatty acids (18:0, 18:1n-9, 20:5n-3 and 22:6n-3) were present in higher concentration in fillet lipid than in the CSO100 dietary lipid indicating accumulation in fillet relative to test diets. Retention of n-3 LC-PUFA within the fillet was increasingly inefficient among fish fed increasing levels of FO. Thus, this study suggests that CSO can be considered as a relatively effective substitute for fish oil in European sea bass (35 g) in terms of growth performances and feed efficiency as far as fish meal is present in the diet.

    AtıfTR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    1939 Erzincan Depremi Yüzey Kırığının Ortaköy-Suşehri segmenti üzerinde paleosismolojik bulgular, Kuzey Anadolu fay zonu

    Zabcı, Cengiz; Karabacak, Volkan; Polat, Ali; Gürsoy, Halil; Tatar, Orhan; Sançar, Taylan

    İnceleme alanı Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ)’nun doğu kesiminde yer alan Suşehri-Gölova havzaları üzerinde bulunmaktadır. Sismik açıdan son derece aktif olan bu fay zonu üzerinde yakın tarihsel dönem içinde çok şiddetli birçok deprem meydana gelmiştir. 27 Aralık 1939’da çok sayıda can ve mal kaybına neden olan son büyük Erzincan depremi inceleme alanının da içinde bulunduğu bölgede yüzlerce km’lik yüzey kırığı oluşturmuştur. KAFZ’nun özellikle orta ve batı kesimi üzerinde daha önce yapılan paleosismolojik çalışmalarla, tarihsel depremlere ait yeni verilerin saptanması sonucu sismik etkinliğin zamansal tekrarlanma aralığı ve büyüklüğü hakkında önemli bilgiler elde edilmiştir. KAFZ’nun doğu kesimindeki paleosismolojik amaçlı çalışmalar batı kesimine göre daha az sayıda olup, doğu kesimi bu açıdan daha bakirdir. Bu çalışmada 1939 Erzincan depremi yüzey kırığı üzerinde 3 adet hendek açılmıştır. Bu hendekler batıdan doğuya doğru Eskibağ, Aşağıyeniköy ve Aşağıtepecik köyleri içerisinde ilerleyen 1939 depremi yüzey kırığının üzerinde yer almaktadır. Eskibağ hendeği Sevindik köyü GD’sunda ve Eskibağ köyü KD’sunda yer alan bir belverme gölcüğü üzerinde açılmıştır. Aşağıyeniköy hendeği aynı hat üzerinde, fay morfolojisinin iyi gözlendiği Aşağıyeniköy’ün KD’sunda ve Aşağı tepecik hendeği de Süt Gölü’nün yaklaşık 2.5 km GD’sunda açılmıştır. Bu hendek verileri fay zonunun uzanımı üzerinde Holosen boyunca tekrarlanan büyük depremlere ait veriler sunması açısından önemlidir. Açılan bu hendeklerde, 1939 yüzey kırığının gözlenmesinin yanı sıra, 1939 depremi yüzey kırığından daha önce oluşan depremlerin kırıklarının da saptanmış olması, 1939 depremi yüzey kırığının eski kırıkları takip ettiği ve 1939 depremi öncesinde birkaç farklı sismik etkinliğin de varlığını ortaya koymaktadır.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Kırım Savaşı’ndan sonra Kafkasya’dan Anadolu’ya göçler ve Şanlıurfa Yöresine İskânlar

    Satış, İhsan

    Kafkaslara doğru yayılmacı bir politika izleyen Rusya, Kırım Savaşı’ndan sonra bölgede hâkimiyet sağlamak amacıyla bölge halkını göçe zorlamıştır. Zor durum- da kalan bölge halkı Anadolu’ya göç etmeye başlamıştır. Belirli periyotlarla göç eden topluluklar Osmanlı Devleti tarafından planlı bir şekilde Anadolu’nun belirli yerlerine iskân edilmişlerdir. Göçmenlerin yerleştirildikleri yerlerden birisi de Şanlıurfa’dır. Bu makalede Kırım Savaşı’ndan sonra Kafkasya’dan Anadolu’ya ge- len göçmenlerden Şanlıurfa’ya yerleştirilenler ele alınarak, bölge halkının göç- menlere yaptığı yardımlar incelenmiştir.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    The competence of primary school principals in managing the financial resources of the school (the case of Ordu)

    Gökdelen, Aydan; Üstün, Ahmet; Menteşe, Sabit

    Abstract The purpose of this study is to find out principals' and teachers' views on the competence of primary school principals with regard to managing financial resources. The universe of the research is constituted by all principals and teachers working in state primary schools in the city center of Ordu and its 18 town centers in 2009-2010 academic year. The sample of the survey consists of 121 principals and 444 teachers that have been randomly selected from lists of principals and teachers, provided by the Ordu directorate of the ministry of national education. The “Screening Model” has been used in the survey. Data have been collected through the Questionnaire developed by researchers, on the Primary School Principals' Competence of Managing the Financial Resources of Their Schools. In the analysis of data, the Shapiro-Wilk normality test has been applied for arithmetic mean, standard deviation and homogeneity of distribution. In the case of two independent groups, the Mann-Whitney U test has been applied, and in the case of more than two independent groups, the Kruskal-Wallis test has been applied. For p<0,05 all results have been accepted as statistically meaningful. As a result of the analysis of the data, it has been concluded that primary school principals have more positive thoughts than do the primary school teachers with respect to specialization on the theory and principles of schools finances, establishing relations with external and internal systems in raising money and in terms of their level of knowledge on economics and accounting.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Current Social-Based Heuristic Optimization Algorithms

    Alatas, Bilal; Kiziloluk, Soner

    Optimization is the process of making something better. For example, in an f(x) function in optimization, it is asked for finding x values which make the values of the result minimum. Different methods have been proposed for solving optimization problems. Some of these processes have been inspired by natural processes. Ant colony optimization algorithm can be given as an example. Some of the other methods have been inspired by social events. Although the number of social based methods is limited, the most known one is tabu search algorithm. Recently, researchers have developed teaching-learning based algorithm, imperialist competitive algorithm, and parliamentary optimization algorithm. In this study, how the imperialist competitive algorithms and parliamentary optimization algorithms which are social-based algorithms are modeled and how parliamentary optimization algorithm is implemented on the problems have been mentioned.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2011
    Tunceli/Dersim’de tembelliğin kültürelleştirilmesi: Emek süreçlerinin özgünlükleri çerçevesinde bir bakış

    Tuna, Ş. Gürçağ; Doğan, Ali Ekber

    Küçük bir kent olmasına rağmen Tunceli, daha geniş bir bölgenin eski adı olarak da Dersim her daim siyasal gündemin bir konusu olagelmiştir. Son yıllarda bu yörenin sosyal-siyasal-kültürel yapısına ve tarihine ilişkin artan bir akademik ilgi söz konusu olsa da, burada bugün geçerli olan sosyal ve ekonomik ilişkilerin analizi pek ilgi gören konular değildir. Çalışmamız, bu eksikliğin emek süreçlerinin iki önemli boyutunu oluşturan çalışma/istihdam biçimleri ve işgücü piyasasının yapısı bağlamlarının yanında işsizlik, proleterleşme, zorunlu göçün etkisi gibi olgularla giderilmesine dönük bir çabanın ürünüdür. Bu analizi yaparken aynı zamanda, Tunceli'de gündelik yaşamda sıklıkla dile getirilen Tuncelilerin/Dersimlilerin çalışmayı sevmediği, tembel olduğu savının geçerliliğini ve anlamını da tartışmak istedik. Tembelliğin bir toplum kesimi veya insan topluluğunu tanımlayan özelliklerden biri olarak yaygın biçimde kullanılmasına, "tembelliğin kültürelleştirilmesi" diyebiliriz. Gerek Türkiye gerekse dünyanın pek çok yerinde kapitalizmin kendi suretinde bir dünya yaratmaya başladığı tarihlerden bu yana karşımıza daha sık biçimde çıkan tembelliğin kültürelleşmesi dediğimiz bu tavrı eleştirel yaklaşımla, dünya-tarihselliği içinde değerlendirmenin en doğru yol olduğunu düşünüyoruz.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Sosyo-Kültürel ve Fiziki Mekânların Çocukların Suça Yönelme ya da Suç İşlemeye Etkilerinin Van İli Ölçeğinde Araştırması

    Menteşe, Sabit

    Suç işleyen çocuk sayısında son yıllarda görülen artış, dikkatleri çocuk suçluluğu ve nedenleri üzerine çekmiştir. Suç işleme ve suça yönelme nedenlerinin oldukça çokve çeşitli olması, suçu açıklamaya ilişkin oldukça farklı görüşlerin ortaya atılmasına da neden olmuştur. Ancak bu araştırmada, çocukların suç işleme ve suça yönelme nedenleri sosyolojik kuramın bulgularına dayandırılarak, değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle araştırmanın amacı, "çocukların suça yönelme ya da suç işlemelerine sosyo-kültürel ve fiziki mekânlardan kaynaklı nedenlere ilişkin çocuk ve yönetici görüşleri"ni belirleyerek olası çözüm önerilirini geliştirmek olarak belirlenmiştir. Araştırma betimsel nitelikte, nicel bir araştırmadır. 2011 yılında Van merkez ilçede görev yapmakta olan kamu kurum ve kuruluş yöneticileri ile yasalarca suç işlediği belirlenen ve suç işleme riski altında bulunan çocuklara, araştırmacı tarafından geliştirilen 28 likert ve bir açık uçlu sorudan oluşan anket 84 çocuk ve 43 yöneticiye olmak üzere, toplam 127 kişiye uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzdelik, frekans, aritmetik ortalama, parametrik/non parametrik testler kullanılmış ve açık uçlu soru ile elde edilen veriler ise frekans ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, suç işleme ve suça yönelme nedenlerinden "yoksulluğa" çocuklarX=4,6786 ortalama ile birinci en yüksek düzeyde katılırlarken; yöneticiler X=4,5349 ortalama ile "Ailenin çocuğu ihmal ve istismar etmesi"ne en yüksek düzeyde katılmışlardır. Çocuklar ikinci en yüksek düzeyde "İşsizliğe"( (X=4,6429) ortalama ile katılırlarken; yöneticiler X=4,2326 ortalamayla "Arkadaş çevresi" nedenine katılmışlardır. Çocuklar suç işleme ve suça yönelmeye nedenlerden "cinsel istismar"a (X=3,1429), yöneticiler ise "güvenlik personelinin halkla olan ilişki şekli ve düzey"ine X=2,1395 ortalama ile en düşük düzeyde katılmışlardır. Araştırma sonuçları, çocukların suç işleme ya da suça yönelme nedenlerine katılma düzeyleri bakımından, çocuklar ile kamu kurum ve kuruluş yöneticileri arasındaanlamlı bir farkın olduğunu göstermiştir.Çocuk ve yönetici görüşleri arasındaki bu fark, yöneticilerin, suç işlemiş ya da suça yönelmiş çocukların,suç işleme ve suça yönelme nedenlerine ilişkin sağlıklı bir bilgi sahibi olmadıklarına yorumlanmıştır. Dolayısıyla çocukların suç işleme ve suça yönelme nedenlerine yönelik yöneticilerce alınmış ve alınacak tedbirlerin de bu anlamda etkili olmaları beklenmemektedir. Yapılması gereken, yöneticilerin,il genelinde çocuklarınsuç işleme ve suça yönelme nedenlerini doğru tespit ederek, alınması gereken tedbirleri yerinde ve zamanında almasını sağlamaktır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    The characterıstıcs of turkmen dıalects ın the dıstrıct of tunceli

    Tosun, İbrahim

    The Turkmen dialects in the district of Tunceli which are placed in the Eastern Group according to Karahan classification include the dialects of the oldest settlements in the region such as Pertek, Hozat, Çemişgezek and Mazgirt and also some of their villages. The Turkish groups which settled down along the borders through Keban Dam in the south and southwest of Tunceli use this dialect. While the Turkmen dialects in the district of Tunceli overlap Elazığ/Harput completely, they have a partial connection with that of Eastern and Southeastern Anatolia in terms of the dialect characteristics. Moreover, most of the characteristics of these dialects determined below have lots of in common with the dialects of Eastern Group and some of these are specific to that region and characterized. While the Turkmen dialects in the region were being examined approximately forty characteristics were defined and these characteristics were supported by the examples collected from these dialects. Although the Turkmen dialects in the district of Tunceli have a unity in terms of these forty characteristics some minor, regional and phonetic differences indicate that this Turkmen dialect has three different dialect sub-groups in itself. When the general characteristics of the dialects in the region are considered together it is observed that mostly the language characteristics of Avşar from Turkish branches are dominant in the region and then that of Salur scarcely. It must also be said that since the settlement of the Oghuz in these territories, through forced migrations and relocations due to various reasons, tribes have intermingled so much that in most cases it is impossible to determine which Oghuz tribe is concentrated in which area. The same difficulty also applies to determining the dialect characteristics of some areas according to tribes

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele