Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Demirköprü Baraj Gölü (Manisa)'ndeki su ve Viviparus contectus (Millet, 1813) örneklerinde ağır metal kirliliğinin belirlenmesi
Emsiye Göktürk Aksu
Akuatik organizmalar, su ekosistemlerinde var olan kimyasalları besinleriyle beraber almalarından dolayı vücutlarında metal biriktirirler. Potansiyel olarak ağır metallerin varlığının değerlendirilmesi için, biyoizleme çalışmalarında Gastropodlar kullanılmıştır. Bu nedenlerle, bu çalışma Demirköprü Baraj Gölü'nden (Manisa, Türkiye) sudaki ağır metal biyoakümülasyonunu (Cd, Cr, Pb, As, Zn ve Cu) ve Viviparus contectus'u analiz etmeyi amaçlamıştır. Ayrıca numune alma sırasında suyun fiziko-kimyasal özellikleri [pH, su sıcaklığı (°C), çözünmüş oksijen (mg/L)] ölçülmüştür. Elde edilen bulgulara göre tatlı su salyangozlarında en çok biriken metal Zn, su örneklerinde en çok biriken metal ise Pb olup, ağır metal birikimi mevsime göre değişmektedir. Elde edilen ağır metal konsantrasyonları EPA, FAO ve Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği'ne göre sınır değerlerin altındadır. Sonuç olarak, su ortamı antropojenik kirlilikten olumsuz etkilenmektedir ve elde edilen veriler biyoizleme çalışmaları için yararlıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Murt, kekik ve aynısefa bitki esansiyel yağlarının antibakteriyel etkinliği
Ali Bozkaya
İnfeksiyöz (bakteri, virüs, parazit, mantar) kaynaklı hastalıklar yetiştiricilik ünitelerinde en sık görülen nedenler olup balıkların sağlığına yönelik ciddi tehdit oluştururlar. Bakteriyel enfeksiyonlar ise böyle stres durumlarındaen ciddi enfeksiyonlara neden olurlar. Uzun yıllardır hastalıkların tedavisinde antibiyotik uygulamaları kurtarıcı rol üstlenmiş ancak antibakteriyel direnç oluşumu tedavisel ve çevresel sorunlarına neden olmuştur. Bu nedenle son yıllarda antibiyotiklere alternatif yeni tedavi olanakları geliştirilmiş ve doğal bitkilerden elde edilen bitki uçucu yağlarının terapötik uygulamaları üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada infeksiyöz etkenlerin başında gelen bakteriyel kökenli hastalıklara karşı alternatif tedavi olarak değerlendirilen bitki uçucu yağlarının antibakteriyel etkinliği üzerinde durulmuştur. Bu amaçla halilibrahim zahter (Satureja thymbra L.), aynısafa (Calendula officinalis L.) ve murt (Myrtus communis L.) uçucu yağları; gr (-) olan Pseudomonas aeruginosa, Klebsiella pneumoniae ve gram (+) olan Enterococcus faecalis ve Staphylococcus aureus bakterilerine maruz bırakılmış disk difüzyon ve mikrodilüsyon broth yöntemleri ile sonuçlar değerlendirilmiştir. Uçucu yağlara ait majör bileşenler C. officinalis için α-Kadinol (%29.4) ve δ-Kadinen (%19,7); M. communis için Eucalyptol (%38,44) ve α–Pinene (%25,13); S. thymbra için Gamma-Terpinene (%21,89) ve timol (19.38) olarak bulundu. Antimikrobiyal etkinlik duyarlılık test sonuçları incelendiğinde; M. communis uçucu yağı tüm bakteriler üzerinde mikrobisid etki gösterdi. K. pneumoniae (28 mm) üzerinde en yüksek; S aureus (12,3 mm) ise en düşük etki izlendi. S. thymbra uçucu yağı K. pneumoniae dışındaki tüm bakteriler üzerinde mikrobisid etki; C. officinalis ise P. aeruginosa ve S. aureus (10.3 mm) üzerinde mikrobiyostatik; K. pneumoniae (14.3 mm) ve E. faecalis (19.6 mm) de mikrobisid etki gösterdi. Tüm uçucu yağlar için MİK değerleri 12.5 µL - 100 µL aralığında izlendi. Çalışma bulgularımız gösteriyor ki bitki uçucu yağları patojen bakterilerin üremelerini durduracak inhibitör konsantrasyonlarda, hastalıklar üzerinde etkili bir tedavi şekli oluşturabilecek profil özelliği taşımaktaysa da konu üzerinde daha kapsamlı çalışmalarla desteklenmesi gerekmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Deneysel bir yeşil teras çatıyı simüle eden lizimitrenin hidrolojik tepkilerinin Hydrus-1D ile modellenmesi
Murat Sür
Bu yüksek lisans tezinde, Fransa'nın Ulusal Araştırma Enstitüsü (ANR) tarafından finanse edilen "VegDUD" (Sürdürülebilir kentsel gelişimde bitkilerin rolü: klimatoloji, hidroloji, enerji yönetimi ve atmosfer ile ilgili konulara dayalı bir yaklaşım) araştırma programı kapsamında ve Fransa'nın Yapı Bilim Merkezinde (CSTB, Nantes) inşa edilen çeşitli seyrek tip yeşil teras çatı konfigürasyonunu simüle eden deneysel lizimetre verileri kullanılmıştır. Bu deneysel yeşil teras çatı sistemleri tabi tutulduğu Nantes kentinin (Fransa) atmosferik hava koşullarındaki yağmur epizotlarına karşı hidrolojik tepkileri ölçülmüştür. Bu tezin amacı, 12 cm suni toprak katmanı olan ve üzerinde "Sedum album" bitki örtüsü olan, lizimetrenin hidrolojik tepkilerini 1 boyutlu Richards Denklemini sonlu eleman tekniği ile çözümleyerek, hidrolojik tepkilerini modellemektir. Bunun için Richards Denklemini sayısal ortamda sonlu elemanlar metodu ile çözebilen ve ücretsiz lisans kullanımı olan Hydrus-1D yazılımı kullanılmıştır. Tez çalışmasında 12 cm katmanı olan ve üzerinde "Sedum album" bitki örtüsü olan ve 2011 yaz aylarında kaydedilen veriler: anlık yağmur suyu miktarı, sistemden süzülen su debisi, meteorolojik istasyon ölçümleri ve katmanın içindeki su muhtevasını ölçen zaman alanlı refletktometre (TDR) sensör verileri kullanılmıştır. Problemin üst sınır koşulu olan potansiyel terleme ve buharlaşma (Potential Evapo-transpiration) için Penman- Montheith modeli kullanılarak problem çözümlenmiştir. Yetiştirme katmanın hidrolojik fonksiyonları olan su tutma eğrisi ve iletkenlik fonksiyonları için van Genuchten-Mualem (vGM) modeli tercih edilmiştir. Bu fonksiyonların parametreleri ise, VegDUD programı kapsamında yürütülen infiltrasyon deneylerin ve literatürde ters yöntem ile elde edilen zemin hidrolik parametreleri kullanılmıştır. Yetiştirme katmanı ilk aşamada sade (homojen) bir akış modeli (tek permeabilite) izlenerek simüle edilmeye çalışılmıştır. Ancak lizimetreden süzülen su miktarının gerçek ve modellenen su miktarı arasında ciddi farklar oluştuğu gözlendi. Özellikle, sistemden çıkan yağmur suyu miktarın gerçekten çok daha düşük olduğu gözlendi. Bu nedenle, ikinci bir aşamada, çift akışlı bir model tercih edilmiştir (çift permeabilite). Bu durumda, modellenen "runoff" debisi, gerçeğe daha yakın olduğu gözlenmiştir. Ancak çift-permeabilite modelin daha çok parametre gerektiğinden, bu parametrelerin tespiti için kullanılan infiltrasyon verilerin çoğaltılması ve zemin hidrolik parametrelerin tayını için ters yöntem metotlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, tercih edilen 1D boyutlu yaklaşım 3 boyutlu sistemin davranışı temsiliyetinde yetersiz kalabilir, özellikle hafif olan eğimin etkisi konfigüre edilememiştir. Sonuç olarak, yeşil çatı sistemlerin hidrolojik davranışlarını modellemek için homojen (tek permeabilite) modelin pek uygun olmadığı görüldü. Bunun yerine çift permeabilite modelin daha uygun olduğunu görüldü. Araştırma perspektifi olarak çift permeabilite modelin zemin hidrolik parametrelerin daha doğru tayin edilmesi için daha fazla infiltrasyon deneyleri ve geliştirilmiş BEST-2K yöntemi kullanarak tayin edilmesi ve akışın 3 boyutlu bir ortamda modellenmesi öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Çift permeabilite model, evapotranspirasyon, Hydrus-1D, Richards Denklemi, yeşil çatı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Farklı oranlarda meyve suyu ilave edilerek elde edilen fermente badem sütünün bazı kalite özelliklerindeki değişimin belirlenmesi
Gülseven Duran
Bu çalışmada, 3 farklı oranda (%10, %20 ve %30) ve iki çeşit (portakal ve ananas suyu) %100 meyve suyu ilave edilmiş ve edilmemiş fermente badem sütü örneklerinin bazı kalite özellikleri (pH, titrasyon asitliği), Lactobacillus acidophilus canlılığı, küf ve maya sayıları, reolojik özellikleri ve duyusal değerlendirmelerindeki değişimler incelenmiştir. Farklı oranlarda portakal ve ananas suyu ilave edilmiş ve edilmemiş fermente badem sütü örneklerinin pH değerlerinin fermantasyon aşaması sonunda sırasıyla 3.97–4.40 ve 3.99-4.28 arasında değiştiği, depolama aşaması boyunca ise 7. ve 14. günde sırasıyla 4.33-4.77 ve 4.48-4.95, 4.35-4.87 ve 4.54-4.93 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Farklı oranlarda portakal ve ananas suyu ilave edilmiş ve edilmemiş fermente badem sütü örneklerinin titrasyon asitliği değerlerinin ise fermantasyon aşaması sonunda sırasıyla %0.178–%0.478 ve %0.186-%0.360 arasında değiştiği ve ilave edilen meyve suyu çeşidine bağlı olmadan depolama işlemi boyunca değerlerin artış gösterdiği belirlenmiştir. En düşük pH ve en yüksek titrasyon asitliği değerlerinin hem portakal suyu hem de ananas suyu ilave edilen örnekler için %30 oranında meyve suyu ilave edilmiş örneklerde elde edilmiştir. Portakal suyu ilave edilmiş fermente badem sütü örneklerinin L. acidophilus içeriğinin fermantasyon aşaması sonunda 7.58-7.95 log kob/ml arasında değiştiği, depolama işlemi boyunca hafif bir azalma eğilimi gösterdiği belirlenmiştir. Ananas suyu ilave edilmiş fermente badem sütü örneklerinde ise fermantasyon aşaması sonunda L. acidophilus miktarı 7.31-7.67 log kob/ml arasında değiştiği ve depolama işlemi boyunca hafif bir azalma eğilimi gösterdiği tespit edilmiştir. Farklı oranlarda portakal ve ananas suyu ilave edilmiş ve edilmemiş fermente badem sütü örneklerinin hiçbirinde küf ve maya tespit edilmemiştir. Farklı işlem koşulları kullanılarak üretilen fermente badem sütü örneklerinin tümünün Newton olmayan psödoplastik akış davranışı gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca portakal ve ananas suyu ilave edilmiş ve edilmemiş fermente badem sütü örnekleri için en uygun reolojik modellerin sırasıyla Üssel ve Herschel-Bulkley modeli olduğu belirlenmiştir. Yapılan duyusal değerlendirme sonucunda ise, farklı oranlarda portakal ve ananas suyu ilave edilmiş ve edilmemiş fermente badem sütü örnekleri için genel kabul edilebilirliğin %30 meyve suyu ilave edilen örneklerde olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bu çalışmanın sonuçlarının endüstriyel ölçekte kurulabilecek ekipman ve pompalama sistemleri için değerli bilgiler sağlayabileceği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Atatürk önemi öğretmen eğitimi ve öğretmenlerin nitelikleri
Şerife Bektaş
Türk millî eğitim sistemi içerisinde öğretmen yetiştirme her dönemde üzerinde durulan bir konu olmuş, siyasal ve toplumsal hayatta meydana gelen değişikliklere paralel olarak birbirinden bağımsız yapılan ve sıklıkla değiştirilen programlar, altyapı oluşturulmadan uygulamaya konmuştur. Bu nedenle uygulamada bazı aksaklık ve eksikler ortaya çıkmıştır. Eğitim ve öğretim hususunda ne değişirse değişsin, kaliteli ve etkin bir öğretmenin konumunu hiçbir şeyin alamayacağı, her dönemde açık bir şekilde anlaşılmıştır. Bu nedenle öncelikle öğretmen eğitimi konusunda çeşitli devletlerin uygulamaları göz önünde bulundurulmuş, kimi zaman da Türk eğitimcilerin önerileri dikkate alınarak gerekli reformlar yapılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de 1923'ten başlanarak öğretmen yetiştirilmesinde gerçekleştirilen değişiklik ve düzenlemeler, konuyla ilgili yayımlanmış özellikle resmi yayınlar başta olmak üzere, telif eserler, makaleler, süreli yayınlardan yararlanılmış, bilgiler bir bütün haline getirilerek özellikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk dönemindeki öğretmen eğitimi ve öğretmenlerin nitelikleri üzerinde durulmuştur. Tez konumuzun sınırları dâhilinde yapılan çalışmalar sebep ve sonuçlarıyla irdelenerek araştırılmış, sonuçları detaylarıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Atatürk, Eğitim, Nitelik
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Çinko oksit nanopartiküllerin biyosentezi, karakterizasyonu ve kadmiyum giderim potansiyelinin incelenmesi
Abdullah Tekçe
Bu tez çalışmasında yeni bir biyopolimer boncuk üretildi ve sentezlenen biyopolimer boncuklar fonksiyonelleştirilerek çevre kirliliğinin önemli nedenlerinden biri olan kadmiyumun (Cd2+) sulu çözeltilerden uzaklaştırılması amacıyla kullanıldı. Bu amaçla ilk olarak reyhan bitki ekstraktı kullanılarak yeşil sentez yöntemi ile çinko oksit (ZnO) nanopartikülleri (ZnO-NP) elde edildi. Üretilen nanopartiküller ultraviyole görünür bölge (UV-GB) spektroskopisi, Fourier dönüşümlü infrared (FTIR) spektroskopisi, X ışını kırınımı (XRD) ve taramalı elektron mikroskobu-enerji dağılım spektroskopisi (SEM-EDS) ile karakterize edildi. Daha sonra nanopartiküller sodyum aljinat ile kaplanarak yeni bir biyopolimer boncuk (ZnO-NP@ALJ) geliştirildi ve böylece ZnO nanopartiküllerin ve sodyum aljinatın performansı ve kararlılığı arttırıldı. Biyosentezlenen boncuklar ayrıca etilendiamin tetraasetik asit (EDTA) ve tannik asit ile fonksiyonelleştirildi. Bu şekilde elde edilen üç farklı boncuğun adsorpsiyon yetenekleri karşılaştırıldı. Adsorpsiyon parametrelerinin optimizasyonu için yüzey yanıt metodu (YYM) ile kombine edilmiş merkezi kompozit tasarımı (MKT) yöntemi kullanıldı. Bu yöntem ile adsorpsiyon prosesine etki eden pH, sıcaklık ve adsorban miktarı gibi bağımsız değişkenlerin optimum seviyeleri belirlendi. Varyans analizleri yapıldı ve elde edilen regresyon katsayıların yüksek olduğu tespit edildi. Fisher ve t-testleriyle, kullanılan metotların validasyonları gerçekleştirildi. ZnO katkılı polimerik kompozit malzemenin Cd2+ iyonlarının gideriminde adsorpsiyon doğasını aydınlatmak için izoterm denge çalışmalarından Langmuir, Temkin ve Freundlich modelleri kullanıldı. Kinetik verileri değerlendirmede yalancı birinci dereceden, yalancı ikinci dereceden ve parçacık içi difüzyon modelleri kullanıldı. Cd2+ iyonlarının gideriminde en uygun modelin yalancı ikinci dereceden model olduğu tespit edildi. Termodinamik çalışmaları sonucunda ise adsorpsiyonun kendiliğinden gerçekleştiği sonucuna varıldı. Üretilen üç kompozit malzeme için optimum şartlar pH için 5, sıcaklık için 32.5 °C ve adsorban miktarı için 5 mg olarak belirlendi. Bu optimum koşullarda (ZnO-NP@ALJ)-TA'nın 35.9 mg g-1 ile en yüksek adsorpsiyon kapasitesine sahip malzeme olduğu bulundu.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Pülümür çayı'nın (Tunceli) fizikokimyasal ve epilitik alg florası
Serdar Çetindağ
Bu çalışmada, Pülümür Çayı'nın (Tunceli) fiziko kimyasal ve epilitik alg florası yönünden ilişkileri incelenmiştir. Eylül 2021-Ağustos 2022 tarihleri arasında belirlenen 10 istasyonda aylık periyotlar da alınan örneklerde incelenmiştir. Pülümür Çayı'nda yapılan değerlendirmelerde (minimum-ortalama-maksimum) pH (8,15-8.71-9.88), sıcaklık (0,3-8,9-15,5oC), çözünmüş oksijen (8,9-10,7-13 mg/L), klorofil-a (0,365-1,058-2,332), nitrat azotu (0,110-1,188-3,390 mg NO3-N/L), amonyum azotu (0,021-0,133-0,495 mg NH4*-N/L), nitrit azotu (0,003-0,032-0,148 mg NO2-N/L), orto fosfat fosforu (0,308-1,151-2,681 mg PO4/L), toplam sertlik (10,7-18,1-25), kalsiyum sertlik (7,4-11,9-17,9) tespit edilmiş olup, Pülümür Çayı'nın Yerüstü Su Kalitesi Yönetimi Yönetmeliği kapsamında orto fosfat fosforu Sınıf III, nitrit azotu Sınıf II ve diğer parametreler ise Sınıf I su kalitesi sınıfında olduğu tespit edilmiştir. Yapılan incelemede epilitik alg florası yönünden diyatomeler Bacillariophyta, bentik alg florası Charophyta, Chlorophyta, Cryptista, Cyanobacteria, Haptophyta, Euglenozoa, Ochrophyta, Rhodophyta ve Miozoa gruplarına göre daha önemli olmuştur. Pülümür Çayı'nda Cocconeis placentula, Diatoma vulgare, Diatoma vulgaris, Diatoma moniliformis, Ulnaria ulna, Navicula radiosa, Nitzschia palea, Cymbella tumida, Gomphonema minutum, Gomphonema parvulum, Navicula capitatoradiata, Fragilaria capucina ve Hannaea arcus dikkat çekmektedir. Diyatomeler epilitik alg topluluğu içerisinde bütün ay ve istasyonlarda güçlü bir gelişme kaydetmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Çalışma hayatında pozitif psikolojik sermayenin iş tatminine etkisinin incelenmesi
Fatma Coşgun Andıç
Bu araştırmanın amacı, çalışma hayatında pozitif psikolojik sermayenin iş tatminine etkisini incelemektir. Araştırmada öncelikle pozitif psikolojinin tarihsel gelişimi, tanımı ve önemine yer verilmiştir. Ardından pozitif psikolojik sermayenin tanımı, önemi, alt bileşenleri, bireysel ve örgütsel faydalarına yer verilmiştir. Daha sonra iş tatmini kavramının tanımı, önemi, iş tatminini etkileyen etkenlere değinilmiştir. Araştırmanın devamında pozitif psikolojik sermaye ve iş tatmini arasındaki ilişki açıklanmıştır. Araştırma kapsamında pozitif psikolojik sermayenin iş tatminine etkisinin ortaya çıkarmak için yürütülen araştırmanın evrenini 2021-2022 yıllarında Bursa'da bir otomotiv sektöründe çalışanlar oluşturmuştur. Araştırmada online anket yöntemi uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, "Pozitif Psikoloji Sermaye Ölçeği" ve "Minnesota İş Tatmini Ölçeği" kullanılmıştır. 318 katılımcının katılımıyla elde edilen veriler istatistik paket programı ile incelenmiş ve tespit edilen bulgulara yönelik sonuç ve önerilerde bulunulmuştur. Araştırma sonucunda çalışanların iyimserlik, psikolojik dayanıklılık, umut ve öz yeterlilik algıları ile iş tatmini düzeyleri arasında pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki gösterdikleri tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Puzolan ve atık lastik agregası içeren çelik lifli betonların mekanik özellikleri
Tacettin Şahin
Bu çalışmada, Puzolan ve atık lastik agregası kullanımının çelik lifli beton özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla C30 sınıfında, farklı çelik lif ve atık lastik oranlarına sahip numuneler imal edilmiştir. CEM I 42,5 R sınıfı portland çimentosunun kullanıldığı karışımda, puzolan olarak uçucu kül kullanılmıştır. Uçucu kül, karışımdaki çimento ağırlığının % 15'i (67,5 kg/m³) oranında ikameli olarak kullanılmıştır. Su/çimento oranı kontrol numunesi karışımında 0,48, akışkanlaştırıcı kullanılan lifli numune karışımlarında ise 0,40 olacak şekilde ayarlanmıştır. Bu amaçla % 1,5 oranında süper akışkanlaştırıcı kullanılmıştır. Karışımda, 35 mm uzunlukta 0,75 mm çapında galvanize, tutkallı çelik lifler 50 kg/m³ ve 30 kg/m³ oranlarında kullanılmıştır. 0-5 mm, 5-12 mm ve 12-22 mm çapında doğal agregalar sırasıyla % 45, % 30 ve % 25 oranlarında kullanılmıştır. Taze beton karışımları % 10 ve % 15 oranlarında öğütülmüş atık lastik, ince agrega yerine ikameli edilerek hazırlanmıştır. Hazırlanan karışımlar taze beton deneyleri yapıldıktan sonra kalıplara yerleştirildi. 24 saat sonra kalıptan alınan beton numuneler 28 gün laboratuarda kür tanklarında, daha sonra açıkta bekletilmiştir. Üretilen numuneler; basınç, eğilmede çekme, yarmada çekme, diyagonal yarma, ultrases geçiş hızı, kılcal su emme, donma çözülme ve aşınma deneylerine tabi tutulmuştur. Bu testler için 30 adet 100x100x500 mm boyutlarında kiriş, 135 adet 100x100x100 mm boyutlarında küp numuneler üretilmiştir. Deneyler sonucunda çelik lifli betonların neredeyse tamamının lif içermeyen kontrol numunesine kıyasla daha yüksek dayanıma sahip olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca çelik lifli betonlar kendi aralarında kıyaslandıklarında; % 10 atık lastik ve 50 kg çelik lif içeren K1 ile % 10 oranında atık lastik ve 30 kg çelik lif içeren K3 beton numunelerinin diğer betonlara göre daha yüksek dayanıma sahip olduğu anlaşılmıştır. 150 ve 300 devir donma çözülme etkisine maruz bırakılan tüm lifli numuneler kontrol numunesinden yaklaşık % 50 oranında daha az etkilenmiştir. Kendi aralarında kıyaslandıklarında 50 kg lif ve % 10 öğütülmüş atık lastik içeren beton numunelerin 300 devir donma çözülme etkisine karşı daha dayanıklı olduğu anlaşılmıştır. Tüm deney sonuçları topluca değerlendirildiğinde, 50 kg/m³ çelik lif ve % 10 oranında atık lastik agregası içeren K1 betonunun en ideal oranlara sahip karışım olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Makine öğrenmesi yöntemi ile fonksiyonel derecelendirilmiş tabakalardaki temas problemi analizi
Muhammed Taha Polat
Bu çalışmada, dairesel iki panç ile yüklenmiş fonksiyonel derecelendirilmiş tabakalardaki temas analizi sonlu elemanlar metodu (SEM) ve Makine Öğrenmesi teknikleri kullanılarak çözüm gerçekleştirilmiştir. Problem, dairesel geometrideki rijit iki panç ile yüklenmiş fonksiyonel dereceli iki tabakadan oluşmaktadır. Dış yükler P ve Q, tabakaya iki rijit panç aracılığıyla aktarılmıştır. Tüm yüzeyler sürtünmesiz olarak dikkate alınmıştır. Fonksiyonel derecelendirilmiş tabakaların sonlu elemanlar modeli ANSYS paket programı kullanılarak oluşturulmuş ve problemin 2 boyutlu analizi gerçekleştirilmiştir. Her iki pançtan elde edilen temas uzunlukları Python ortamına aktarılarak bilgisayara öğretilmiştir. Verilere uygun Makine Öğrenmesi algoritmaları vasıtasıyla ek bir çözüme gerek kalmadan temas uzunluklarının tahmini gerçekleştirilmiştir. Temas uzunlukları tahmin işlemi için Makine Öğrenmesi yöntemlerinden Lineer Regresyon, Rastgele Orman ve En Yakın Komşu Algoritması kullanılmıştır. Temas uzunlukları tahmini için Makine Öğrenmesi yöntemi ile kısa sürede ve hata oranı düşük sonuçlar elde edilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca çalışmada pançlar arası mesafeler, yükler, rijitlik parametreleri ve panç yarıçapları gibi parametrelerin temas bölgeleri, ilk ayırma yükleri ve mesafeleri, normal gerilmeler, derinlik boyunca gerilmeler ve temas gerilmeleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Elde edilen bulgular tablo ve grafik halinde sunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Yapay zeka tekniğiyle fonksiyonel derecelendirilmiş tabakalardaki temas probleminin analizi
Fatih Kaya
Bu çalışmada, iki rijit blok ile yüklü fonksiyonel derecelendirilmiş (FD) tabakalardaki temas problemi ağırlık etkisi dikkate alınarak incelenmiştir. Problemin çözümünde sonlu elemanlar (SEM) ve yapay zeka metodu kullanılmıştır. Birinci bölümde, temas problemleri ve yapay zeka yöntemleri ile ilgili önceden yapılmış araştırmalar özetlenmiş ve çalışmanın kapsamından bahsedilmiştir. İkinci bölümde sürekli ve süreksiz temas problemlerinin çözümü yapılmıştır. Sürekli temas durumunda, FD tabakalar arasındaki ilk ayrılma yükü ve uzaklıkları, tabakalar arası ve derinlik boyunca gerilmeler incelenmiştir. Süreksiz temas probleminde, ayrılma başlangıç ve bitiş noktaları bulunmuştur. FD malzemelerin özellikleri ANSYS paket programına bir makro yardımıyla tanımlanmıştır. Üçüncü bölümde süreksiz temas probleminden elde edilen ayrılma başlangıç ve bitiş noktaları verilerine uygun bir algoritma oluşturulmuştur. Algoritma Python programına aktarılmış ve süreksiz temas probleminin çözümü yapay zeka uygulaması ile yapılmıştır. Problemin yapay zeka çözümü için lineer regresyon, polinom regresyon ve Derin Sinir Ağı (DSA) kullanılmıştır. Sonuç olarak, farklı yapay zeka yöntemleri ile bilgisayarın öğrenmesi sağlanmış, böylece çok daha kısa bir sürede temas probleminin çözümü yapılmıştır. Yapay zeka çözümünden elde edilen veriler SEM çözümleri ile karşılaştırılmış olumlu sonuçlar elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bazalt liflerle takviye edilmiş atık araç akü polimerlerinden kompozit üretimi-kompozitlerin mekanik, termal ve morfolojik özelliklerinin araştırılması
Müslüm Çolak
Bu çalışmada, akü atıklarının geri dönüşümü için alternatif bir yöntem geliştirilmesi amaç edinilmiştir. Bu çerçevede polipropilen esaslı akü atıkları ile saf polipropilenden oluşan karışımlara ağırlıkça farklı oranlarda doğal bir mineral lif malzemesi olan bazalt elyaf eklenerek kompozit malzemeler geliştirilmiştir. Oluşturulan ilk karışımlarda sadece saf PP ve PP esaslı akü atıkları kullanılmış olup daha sonra bu karışımlara ağırlıkça %3, %6, %10 ve %20 oranlarında bazalt elyaf lif ile takviyelendirilmiştir. Karışımlarda artan bazalt elyaf oranına bağlı olarak PP esaslı akü atıklarının oranı arttırılırken saf PP oranı azaltılmış ve bu şekilde toplamda beş farklı karışım oranında sahip kompozitler üretilmiştir. Elde edilen karışımlar öncelikle mekanik olarak bir mikserde hazırlandı. Bu mekanik karışımların kütlesel ve hacimsel akışkanlıklarının belirlenmesi için öncelikle eriyik akış analizi gerçekleştirildi ve elde edilen akışkanlık değerlerine göre ekstrüzyon ve enjeksiyon makinalarındaki çalışma sıcaklıkları belirlendi. Öncelikle mekanik olarak hazırlanmış olan bu karışımlar üç bölge ısıtmaya sahip tek vida ekstrüzyon makinasına dökülerek yaklaşık olarak 200 oC'de homojen hale getirildi. Bu homojen karışımlar ekstrüzyon makinasının kalıp kısmında tel şeklinde çekilerek su havuzuna daldırıldı ve soğutulduktan sonra kırıcıdan geçirilerek 2 mm ebatlarında granüller elde edildi. Elde edilen bu granüller numune üretimi için plastik enjeksiyon makinasına döküldü ve burada belirli sıcaklık ve basınçlarda kalıba püskürtüldü. Bu şekilde her bir karışım oranına ait olacak şekilde yaklaşık olarak 50 adet numune üretildi. Üretilen bu numunelerin mekanik termal ve morfolojik analizleri yapıldı. Numunelerin mekanik olarak çekme gerilmesi, üç nokta eğilme gerilmesi ve izod darbe dayanımları test edildi ve elde edilen değişimler grafiklerle gösterilerek tartışıldı. Termal olarak ise farklı karışım oranlarına sahip bu numunelerin TGA/DTA analizleri gerçekleştirildi ve bu sayede ısı artışına bağlı olarak ortaya çıkan kütle kayıpları ile erime ve yanma sıcaklıkları belirlendi. Farklı karışım oranlarında bazalt elyaf ve PP içeren numunelerin fiziksel bağlanma mekanizmaları da bu numunelerin kesitlerinin elektron mikroskobu altında görüntülenmesi ile tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Bazı meyvelerden elde edilen şaraplardaki biyojen aminlerin tespiti
Fırat Tok
Biyojen aminlerin neden olduğu zehirlenmelerden en sık görüleni, histamin ve tiramin zehirlenmesidir. Biyojen aminlerin toksikolojik etkileri düşünüldüğünde, şaraplardaki biyojen aminlerin belirlenmesinin önemi de anlaşılmaktadır. Biyojen aminler, birçok gıdada doğal olarak bulunan veya mikrobiyal faliyet sonucu oluşan organik bileşenlerdir. Şaraplarda biyojen aminlerin varlığı ve bunların toksikolojik etkileri sağlık açısından önemli bir sorun oluşturabilmektedir. Biyojen aminlerin insan vücudunda bazı metabolik görevleri olmasına rağmen yüksek miktarda tüketildiğinde insan sağlığına zarar verebilirler. Bu çalışma, piyasadan temin edilen 10 farklı meyve şaraplarındaki (nar, karadut, vişne, kavun, çilek, böğürtlen, yaban mersini) amino asitlerin dekarboksilasyonları yoluyla oluşan biyojen aminler incelenmiştir.Piyasadan temin edilen 2'şer adet vişne, çilek, karadut ve 1'er adet yaban mersini, nar, böğürtlen, kavun şaraplarını yüksek performans sıvı kromatografisi (HPLC) cihazında 340 nm (uyarma) ve 420 nm (emisyon) dalga boylarında fluoresans detektör ile biyojen amin analizi gerçekleştirilmiştir. En yüksek putresin değeri 11,72 mg/L ile çilek şarabında tespit edilmiştir. En yüksek histamin değeri 5,68 mg/L ile yine çilek şarabında tespit edilmiştir. Bütün şarap örneklerinde kadaverin, feniletilamin ve triptamin tespit edilmemiştir. Toplam biyojen amin içeriği olarak en yüksek değer 53,96 mg/L ile böğürtlen şarabında en düşük değer ise 11,62 mg/L ile yaban mersini şarabında görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Çocuk futbol ( grassroots) antrenmanlarının reaksiyon süratine etkisi
Feyyaz Öz
Grassroots futbol her geçen gün değeri artan ve hayatımızın bir parçası olan çok önemli bir altyapı projesi olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Bu araştırma ülkemizde bu sporun önemini vurgulamak, taban futboluna katkı sağlamak ve gelişim sürecinin önemli parçası olan reaksiyon süratinin etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmış ve farklı antrenman yöntemleri ile antrenman yapan sporcuların reaksiyon hızına ne derece etki ettiğini ortaya koymak için yapılmıştır. Reaksiyon süratinin gelişime en açık olduğu grup 10-12 yaş grubudur. Bu verileri doğrulamak amacıyla Van İli Ahmet Yesevi Bist Ortaokulu öğrencilerinden hiçbir antrenman programına dâhil olmayan 10-12 yaş arası 30 (15+15) erkek sporcudan (deney grubu ve kontrol grubu) oluşan bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Deney grubunun 8 haftalık çalışma (birinci test ve son test) öncesi ve sonrasında ölçümler alınmıştır. Aynı gün kontrol grubu ölçümleri alınarak kayıt altına alındı ancak kontrol grubuna program uygulanmamıştır. Deney grubunun antrenman süresi ise 8 haftalık süreçte haftada 3 gün ve günde 1 saat farklı antrenman programları şeklinde uygulanmıştır. Çalışma sonunda elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS paket programları kullanılarak yapılmıştır. Sonuç verilerinin normal dağılıp dağılmadığını kontrol etmek için Skwness-Kurtosis testi kullanıldı. Araştırmaya katılan sporcuların demografik özelliklerine ilişkin yüzde ve frekans analizleri yapılmıştır. Ayrıca eşleştirilmiş t-testleri ve lineer regresyon testleri kullanıldı. Çalışma grubu antrenmanlarının reaksiyon hızına etkisini incelemek için kullanılan parametrik testlerdir. Sonuçların istatistiksel anlamlılığının (P < 0.05) olduğu varsayılmıştır. Çalışmada, test grubundaki sporcuların 8 haftalık bir antrenman programı sonrasında ilk ve son ölçümlerinin reaksiyon süresi değerleri karşılaştırıldı. Bu sonuçlar, deney grubunda 8 haftalık eğitimden sonra sağ ve sol ayaklara ait işitsel ve görsel reaksiyon hızlarının ilk ve son ölçümleri arasında anlamlılık düzeyi (p<0.05) olduğunu gözlemlenmiştir. Kontrol grubu sporcularında ilk ve son ölçüm reaksiyon süresi değerleri karşılaştırıldığında elde edilen sonuçlar, ilk ve son ölçüm arasında anlamlı düzeyde (P > 0.05) bulunamamıştır. Çalışma dikkate alındığında, 8 haftalık kuvvet antrenmanının sporcularla ilgili birçok parametrede (işitsel ve görsel tepkiler, zıplama, esneme, hız skoru ve bacak kuvvet esneme) etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Kuvvet antrenmanında eğitilen sporcuların daha iyi reaksiyon hızlarına sahip olduğu bulunmuştur. Antrenman rejimlerinde yer alan ve direnç antrenmanlarının erkek sporcular (10-12 yaş grubu) üzerindeki etkilerinin araştırıldığı bu çalışma literatür açısından bilgilendirici olup, daha detaylı bir yol haritası çizmek adına farklı yaş grupları ve kadın sporcuların değerlendirilmesi literatüre fayda sağlayacaktır. Bu tür araştırmaların farklı bireyler üzerinde yapılması yararlı olacaktır. Anahtar kelimeler: Futbol, Grassroots, Egzersiz, Reaksiyon Zamanı, Altyapı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Lambda siyalotrin etken maddeli insektisintin farklı sıcaklıklarda Dreissena polymarpha'daki bazı biyokimyasal etkilerinin belirlenmesi
Zozan Ketenalp
Günümüzde İklim değişikliğinin giderek artması nedeniyle iklim değişikliklerinin birincil göstergesi olarak kabul edilin sıcaklığın etkisi önemli bir hale gelmiştir. Yapılan bu çalışma ile farklı sıcaklıklarda subletal konsantrasyonlarda Lambda Cyhalotrin'e 24 ve 96 saat boyunca maruz kalan Dreissena polymorpha 'da maruziyet sonrası, nörotoksisitenin bir göstergesi olan AChE ile oksidatif stres biyobelirteçleri katalaz (KAT) ve Süperoksit Dismutaz (SOD) enzim aktiviteleri ile Glutatyon (GSH) ve Malondialdehit (MDA) seviyelerindeki değişimlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla SOD, KAT, AChE aktiviteleri ile GSH ve MDA düzeyleri ticari kitler kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; Lambda cyhalothrin uygulamasımasına bağlı olarak MDA seviyelerinde istatistiksel olarak önemli artış bulunurken, GSH seviyelerinde ise bir azalış saptanmıştır. AChE seviyelerinde; genel olarak bir inhibisyon gözlenmiştir. Bu inhibisyon, özellikle yüksek doz lambda-Cyhalothrin uygulanan gruplarda görülmektedir.. Uygulama sürelerine bağlı olarak inhibisyon düzeylerinin arttığı da saptanmıştır. SOD enzim aktivitesi ise azalırken KAT enzim aktivitesi uygulama dozuna bağlı olarak artmıştır. Farklı sıcaklık uygulamalarının Lambda-cyhalothrin'in toksik etkileri üzerine farklı etkiler meydana getirdiği görülmüştür. Bu çalışmada uygulanan konsantasyonlarda lambda-cyhalothrinin oksidatif strese ve nörotokisiteye neden olduğu ve Lambda-cyhalothrin'in toksisitesinin sıcaklığa bağlı olarak değiştiği görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Şia düşünce sisteminin sosyolojik incelemesi –Iğdır Caferileri örneği-
Çetin Tigrak
Bu çalışmada dolaylı gözlem ve katılımcı gözlem teknikleri kullanılarak Şia düşünce sistemleri sosyolojik olarak incelenmiş ve Iğdır'da yaşayan Şia mezhebine bağlı Caferilik ele alınmıştır. Araştırmamız dört bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde genel çerçeve ortaya konulmuş ve araştırmanın amacı, önemi belirtilmiştir. İkinci bölümde Şia mezhebinin oluşum süreci incelemiş ve Şia içindeki bölünmeler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Şia mezhebi için önemli bir yer tutan Kerbela olayı ve Muharrem Ayı etkinliklerine değinilmiştir. Son bölümde ise Iğdır'da yaşayan Caferilerin dini yaşayış biçimleri ve kültürleri ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Şia, Caferilik, kültür
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Gama ışımasının dolgu malzemesi takviyeli polietilen ve polipropilenin mekanik ve fiziksel özellikleri üzerine etkileri
Hasan Celal Kılıç
Bu çalışmada, elektrostatik toz boya takviyeli termoplastikler (polietilen ve polipropilen) den üretimi yapılmış standart deney örneklerinin mekanik özelliklerine gama ışımasının yaptığı etki araştırılmıştır. Matris maddesi polietilen ve polipropilen olan ve ağırlıkça %5, %10, %20, %30, % 40 ve %50 oranlarında elektrostatik toz boya atığı içeren bu numuneler yirmi dört saat boyunca 44 kGy'lık gama ışımasına maruz bırakılmışlardır. Işıma sonrasında numunelere mekanik testler uygulanarak üç nokta eğilme mukavemetleri, çekme mukavemetleri ve darbe dayanımlarındaki değişimler tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar gama ışımasına tabi tutulmamış numunelere ait sonuçlar ile karşılaştırılarak ışıma etkisi ile mekanik özelliklerin nasıl bir değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca gama ışımasının yarattığı etkinin net gözlemlenebilmesi yani matris maddesi ile dolgu maddesinin fiziksel olarak bağlanma mekanizmalarının ışımadan nasıl etkilendiğini anlayabilmek için numunelerin kesitleri elektron mikroskobunda incelenmiş ve bu görüntüler ışıma öncesine ait görüntüler ile mukayese edilmiştir. Bu şekilde, gama ışımasının dolgu malzemesi elektrostatik toz boya atığı olan polietilen ve polipropilen kompozit numunelerinin mekanik ve fiziksel özellikleri üzerine etkileri belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Anglo-Sakson ülkelerinin muhasebe sistemlerinin Türkiye muhasebe sistemi ve UMS/UFRS kapsamında karşılaştırılmasına yönelik bir araştırma
Meltem Yoluk
Çalışmanın amacı, Anglosakson ülkelerinin muhasebe sistemi ve tarihçesi incelenerek Türkiye'nin muhasebe sistemi ve UMS/UFRS kapsamında karşılaştırılması, dolayısıyla, Anglosakson devletlerinde mevcut muhasebe sisteminin meydana getirdiği sorunlar, eksiklikler üzerinde durularak aralarındaki farklılıklar ve benzerlikleri belirlemektir. Günümüzde küreselleşmenin ve uluslararası ticaretin artmasıyla muhasebe sisteminin de ortak standartlara cevap vermesini zorunlu hale gelmiştir. Uluslararası faaliyet gösteren şirketler ekonomik kararlar alırken dünyada çeşitlilik ve farklılık gösteren muhasebe sistemlerine göre yapılan mali tabloları incelerken güçlükler yaşanmaktadır. Bu çalışmamızla Anglosakson ülkelerinin muhasebe sistemi tanıtılarak bu güçlüklerin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmamızın amacı Uluslararası Muhasebe/Finansal Raporlama Standartlarının günümüz koşullarında ülkelerin ihtiyaçlarına cevap verip vermediğini araştırmak amacıyla Anglosakson ülkeleri ve Türkiye Muhasebe Sistemi bağlamında incelenmesini sağlamak ve aralarındaki benzerlik ve farklılıkları belirleyip uyumlaştırma yapmaktır. Çalışmamız üç bölümden oluşmakta olup ilk bölümde muhasebenin genel bilgilerinden bahsedilmektedir. İkinci bölümde Anglosakson ülkeleri ile Türkiye tanıtılarak tarihsel gelişimleri, etkilendiği kültürler, muhasebe sistemleri içinde hesap planları, muhasebe kayıt yöntemleri, muhasebe ilkeleri, bilanço ve gelir tablosu, UMS/UFRS uyumları, vergi sistemleri ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise Anglosakson ülkeleri ile Türkiye' nin muhasebe sistemlerinin karşılaştırılması yapılarak tabloda sunulmaktadır. Sonuç bölümünde de elde edilen sonuçlar anlatılmaktadır. Bu çalışma ile ülkemizde literatür taramasında çok az veriye sahip olduğumuz diğer ülkelerin muhasebe sistemleri de literatüre kazandırılmış olacaktır. Aynı zamanda çok uluslu şirketlerin muhasebe kayıtlarını ve sonuç raporlarını uyumlaştırmasında da bu çalışmamız yardımcı olacaktır. Son olarak çalışmamız Anglosakson ülkeleriyle gelecekte oluşturulabilecek ortak muhasebe sistemi için kullanılabilecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Plastik enjeksiyon ile ince cidar malzemesi üretimde kullanılan kalıp ve malzemeye bağlı meydana gelen üretim hataları ve giderme yollarının araştırılması
Ali Gökkoruk
Bu çalışmanın amacı plastik malzemenin, plastik enjeksiyon makineleri ile enjeksiyon yöntemi ile imalat sırasında ortaya çıkabilecek hataların daha önceki analizlerinin yardımı ile tespiti edilerek ve hızlı ve doğru bir yöntem belirleyerek hataların giderilmesini sağlamaktır. Plastik enjeksiyon prosesi başlamadan önce, üretilecek parçanın kalıp tasarımı yapılır. Kalıp tasarımı yapılırken oluşan parçanın enjeksiyon sırasında eriyik malzeme yönü, kalıbın gaz atma yönü, ve parçanın kalıptan çıkarılması yönü hesaplanmalıdır. Kalıp imalatı hazır olduktan sonra hammadde seçimi yapılır. Enjeksiyon prosesi işlemine geçmeden önce enjeksiyon makinesi ayarları parçaya uygun olarak yapılmalıdır. Tüm ayarlardan sonra plastik enjeksiyon prosesine başlanılmaktadır. Bu çalışmada; plastik enjeksiyon prosesi sırasında malzemeden, kalıptan, soğutma sistemlerinden ve enjeksiyon makinelerinden oluşan sorunları analiz ederek, sorunların çözümlerini anlatılmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kadınların meslek seçimindeki tutumunda toplumsal cinsiyetin rolü: Diyarbakır ili örneği
Nursel Aslan Çetin
Yapılan çalışma, toplumsal cinsiyet rolünün, kadının meslek seçimindeki etkisini incelemek amacıyla Diyarbakır ili örneğinde yapılmıştır. Diyarbakır ilinde yaşayan farklı eğitim düzeyinden ve farklı meslek gruplarından 30 kadınla, yarı-yapılandırılmış yöntemle görüşmeler gerçekleştirilmiştir.Yapılan görüşmelerle kadınların toplumsal cinsiyet rollerini etkileyen, pekiştiren aile ortamı ve eğitim süreci irdelenmiştir. Toplumsal cinsiyet rolünün, meslek seçimindeki etkisi ve bu rolün meslek içerisinde ve mesleki ilerleme sürecinde yarattığı sorunları görünür kılmaya çalışmak amacıyla sorular sorulmuş; bu sorular çerçevesinde yanıtlar bulma amaçlanmıştır. Çalışma sonucunda kadının patriarkal toplum düzeninde kendisini biçimlendiren, sınırlandıran toplumsal cinsiyet rolünün, meslek seçiminde ve mesleki kariyer sürecinde önemli engeller oluşturduğu açığa çıkarılmıştır. Toplumsal cinsiyet rolünün, toplumun kadına yaklaşımının nasıl olduğunu gösterdiği gibi kadının da bu rolün etkisiyle mesleğinde istediği hedeflere ulaşmada iç engellerle karşılaştığı gerçeği, görünür kılınmıştır. Toplumsal cinsiyet rol tanımının yarattığı mesleki sorunların çözülebilmesi için ulusal ve uluslararası yasal düzenlemelerin tek başına yetmeyeceği, zihniyet değişiminin kaçınılmazlığı ortaya konmuştur.
