Koleksiyon/r/munzur/10

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Demirköprü Baraj Gölü (Manisa)'ndeki su ve zebra midyesi(Dreissena polymorpha) (Bivalvia: Dreissenidae) örneklerinde ağırmetal kirliliğinin belirlenmesi

    Ertuğrul Başaran

    Bu çalışmada, Demirköprü Baraj Gölü (Manisa)'ndeki su ve zebra midyesi (Dreissena polymorpha) (Bivalvia: Dreissenidae) örneklerinde Kasım 2020-Aralık 2021 tarihleri arasında ağır metal birikimi [Kadmiyum (Cd), Krom (Cr), Kurşun (Pb), Arsenik (As), Çinko (Zn)\ Bakır (Cu)] mevsimsel olarak belirlenmiştir. Midye örnekleri 3 farklı istasyondan toplanmış soğuk zincirle laboratuvara getirilmiş ve analiz zamanına kadar derin dondurucuda saklanmıştır. Su örnekleri, belirlenen istasyonlardan steril şişelerle gölün uygun derinlikteki yerlerinden alınmış ve soğuk zincirle laboratuvara getirilmiştir. Örnek alımı esnasında göldeki pH, su sıcaklığı (°C), toplam çözünmüş madde (mg/L) ve çözünmüş oksijen (mg/L) derişimi mevsimsel olarak belirlenmiştir. Yıl boyunca elde edilen örneklerde, tüm mevsimlerde su örneklerinde en fazla birikim gösteren ağır metalin As, midye örneklerinde ise en fazla birikim gösteren ağır metal Zn olarak belirlenmiştir. Su ve midye örneklerinde ağır metal birikimleri, Cd ve Pb ağır metallarinin birikimleri mevsimler arasında istatistiki olarak farklılık göstermezken, Cu su örneklerinde, Cr ise midye örneklerinde birikimi mevsimler arasındaki farkın istatistiki olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Türk Gıda Kodeksi limit değerlerine göre, Pb, Cu, Cd değerleri tüm mevsimlerde limitlerin altında olduğu, Zn ve As değerlerinin limit üstünde olduğu saptanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Uluslararası taşımacılıkta KDV iadesi örnek olay

    Emrah Özmen

    Son yüzyılda gelişen teknolojilerle beraber üretim, hammaddeye erişim ve tüketim alışkanlıkları son derece hızlıca yayılmaktadır. Bugün birçok firma ucuz iş gücü bulabildikleri ülkelere yatırımlar yaparak ürünleri daha ucuza mal ederek küresel piyasada satışa hazır hale getiriyor. Sermayenin bu kadar hızlı dolaşabilmesinin sebeplerinden biri de üretilen ürünün dünyanın her yeri hızlıca nakliyesinden kaynaklanabilmektedir. Uluslararası taşımacılığa tanınan istisna ve muafiyetler, en başta ihracat olmak üzere ülkelerin döviz kazandırıcı işlemlerinde önemli bir yere sahiptir. Bu noktada Uluslararası taşımacılık sektörünün desteklenmesi paralelinde birçok sektörü de otomatik olarak desteklenmesini demektir. Türkiye'de uygulanan KDV sisteminde birçok istisna kanun maddesi yer almaktadır. Şirketler, bu istisnalar kapsamında yapılan iş ve işlemler dolayısıyla çeşitli giderler yaparak maliyetlere katlanmaktadırlar. KDV iade sistemi ise tam bu noktada devreye girerek istisnai mal ve hizmet üretimlerinden doğan yüklenimleri mükelleflere yasalar çerçevesinde iade etmektedir. Uluslararası taşımacılık özelinde irdelenen bu çalışmada, Katma Değer Vergisi iade sisteminin daha doğru, etkin, sabit ve sonuç odaklı olması konusunda yaşanan sorunlara çözüm önerileri getirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Yem katkı maddesi olarak kullanılan ve farklı yöntemlerle elde edilen çörekotu (Nigella sativa) yağının gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss) kan parametrelerine etkileri

    Nuran Özer

    Bu çalışmada, yem katkı maddesi olarak kullanılan ve farklı yöntemlerle elde edilen çörekotu (Nigella sativa) yağınınn gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss) kan parametrelerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Hayatta kalma oranları kontrol grubunda % 60, Grup 1'de % 90 ve Grup 2'de % 100 oranlarında gerçekleşmiştir. Kan parametreleri sonuçları incelendiğinde en farklı sonucun PLT (platelets), yani trombosit değerinde olduğu görülmektedir. PLT değeri kontrol grubunda ortalama 43,5±9,3 10*3/μL iken soğuk Grup 1'de 20,78±10,15 10*3/μL değerine düşmüş ve Grup 2'de tekrar 28,3±7,66 10*3/μL değerini bulmuştur (p< 0.05). PCT yüzdelik değerinin kontrol grubunda 0,096 iken, Grup 1 ve Grup 2'de 0,02 değerine düştüğü gözlemlenmiştir (p< 0.05). Bunun yanında P-LCR yüzdelik değerinin kontrol grubunda 25,51 olduğu, Grup 1'de 21,93'e düştüğü ve Grup 2'de ise 34,97'ye yükseldiği görülmüştür (p< 0.05). MPV (Mean Platelet Volume) değeri kontrol grubunda 10,37±1,5 fL olarak ölçülürken, Grup 1'de 12,26±0,64 fL ve Grup 2'de 11,82±0,7 fL değerlerini bulmuştur. Grup 1 ve 2'de arasında bu değerler istatistiksel olarak önemli değilse de, kontrol grubuna göre fark istatistiksel açıdan önemlidir (p< 0.05). Granulositler (GRAN) incelendiğinde, yüzde dağılımında gruplar arasında istatistiksel bir farka rastlanılmaz iken, miktar olarak değerlerinde durum değişmiştir. Kontrol grubunda 1,98±0,7 10*3/μL, Grup 1'de 1,16±0,18 10*3/μL ve Grup 2'de 1,15±0,26 10*3/μL değerleri elde edilmiştir. Deneme gruplarında meydana gelen azalma kontrol grubu değerleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir fark ortaya çıkarmıştır (p< 0.05). Diğer kan değerlerinde gruplar arasında istatistiksel bir farklılığa rastlanılamamıştır. En iyi FCR oranı Kontrol grubunda gözlemlenmiş (1,14), onu Grup 2 (1,25) takip etmiş ve en kötü FCR oranı Grup 1'de elde edilmiştir (1,44). NBT analiz sonuçları incelendiğinde kontrol grubu ile Grup 2'nin (KNBT=0,958±0,24, G2NBT=0,904±0,26) değerlerinin birbirine çok yakın olduğu, Grup 1'in değerlerinin (G1NBT=0,773±0,14) ise daha düşük olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Anahtarlamalı relüktans generatörün modellenmesi ve kontrolü

    Ceren Cevahir

    Anahtarlamalı relüktans makinalar basit yapısı, sadece statorda sargı bulundurması, güvenilirliği, yüksek hata toleransına sahip olması ve geniş hız aralığı içerisinde çalışabilme imkânı sağlaması yönü ile diğer elektrik makinaları içerisinde öne çıkmaktadır. Anahtarlamalı relüktans makinalar motor olarak kullanıldıkları gibi tetikleme açıları değiştirilerek generatör olarak da kullanılabilirler. Özellikle değişken hız aralığında çalışabilme özelliğinden ötürü rüzgâr güç santrallerinde kullanılan bu generatörlerin diğer kullanım alanları havacılık çalışmaları ve elektrikli otomobillerdir. Motor olarak kullanıldıkları uygulamalarda, sistem için gereken elektrik enerjisi üretimi için farklı bir kaynağa ihtiyaç duyulmaması bu makinaların en büyük avantajlarından birisidir. Bu tez çalışmasında anahtarlamalı relüktans generatörün (ARG) kontrolü gerçekleştirilmiştir. İncelenen ARG sürücüsünün Matlab/Simulink'te gerçek zamanlı bir benzetimi gerçekleştirilmiş ve ARG'nin performansını belirlemek amacıyla DS1103 Ace kit sayısal sinyal işlemcisi kullanılmıştır. ARG'nin çıkış gerilimi, PI gerilim denetleyici ile kontrol edilmiştir. Çalışmanın sonunda farklı parametrelere göre ARG faz akımında meydana gelen değişim grafikleri elde edilmiştir. Deneysel ve benzetim sonuçları karşılaştırılmış ve sonuçların birbiriyle örtüştüğü gözlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Karışık hidroksit çökeleğin sülfürik asit liçinin optimizasyonu ve kinetiğinin incelenmesi

    Kübra Gültekin

    Bu çalışmada nikel içeren karışık hidroksit çökeleğindeki nikel değerinin sülfürik asit (H2SO4) çözeltilerindeki liçinin optimizasyonu vekinetiği incelenmiştir. Karışık hidroksit çökeleğindeki nikelin çözünürlüğü üzerine deney parametrelerinin optimum değerleri merkezi kompozit tasarımı kullanılarak belirlenmiştir. Belirlenen optimum parametre değerlerine göre çözünme kinetiğini temsil eden bir matematiksel model önerilmiştir. Nikel değerinin çözünmesi üzerine sülfürik asit (H2SO4) derişimi, karıştırma hızı, sıcaklık ve liç süresinin etkileri incelenmiştir. Deneyler sonucunda, sülfürik asit derişimi, karıştırma hızı ve reaksiyon sıcaklığının artmasıyla çözünmenin arttığı, katı/sıvı oranının artmasıyla azaldığı bulunmuştur. Çökelekten nikelin çözünme kinetiğinin kül filminden difüzyon kontrollü modele uyduğu belirlenmiştir. Çözünme işlemi için aktivasyon enerjisi 37.73 kJ/mol olarak hesaplanmıştır. Çözünme işleminden sonra çözeltiye evaporasyon işlemi uygulanarak NiO yapısına sahip bileşik elde edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Enjeksiyon yöntemi ile zemin sıvılaşmasının önlenmesi

    Yahya Kılınç

    Zeminlerde meydana gelen sıvılaşma olayı sonucunda geri dönüşü mümkün olmayacak seviyede hasarlar meydana gelebilmektedir ve bu bağlamda ilgili şartnameler dahilinde sıvılaşma analizinin yapılarak gerekli önlemlerin alınması elzemdir. Ülkemizde de 2023 yılında yaşadığımız Kahramanmaraş depremi ve bu deprem haricinde yaşanan, acı kayıplara neden olan birçok deprem sonucunda sıvılaşmanın yıkıcı etkileri kendini göstermiştir. Gerçekleştirilen bu çalışma kapsamında Elazığ il sınırları içerisinde sıvılaşma potansiyeli bulunan bir zemine inşa edilmesi düşünülen bir yapı inşaatına ait olan veriler kapsamında gerekli sıvılaşma analizleri yapılmış ve eldeki imkanlar değerlendirilerek permeasyon enjeksiyonu metodu vasıtası ile sıvılaşma riskinin ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Permeasyon enjeksiyonu, zemin ortamın yapısını bozmadan, deforme etmeden daneler arasındaki boşluklara içeriği zemin özelliklerine göre tayin edilen bir harcın içitilmesi işlemi olarak tanımlanabilir. İyileştirme işleminin ardından gerçekleştirilen saha deneyleri aracılığı ile tatbik edilen iyileştirme işleminin işlevini yerine getirip getirmediği kontrol edilmiş ve sıvılaşma riskinin ortadan kalktığı standart penetrasyon deneyinden elde edilen bu veriler üzerinden yapılan hesaplamalar ile iyileştirme öncesi ve sonrası durum mukayese edilerek gösterilmiştir. Bu bağlamda gelişmiş makine ve araç imkanlarına erişimin kısıtlı olduğu bu bölgede başarılı bir iyileştirme işlemi ortaya konmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Mazıdağı (Mardin) fosfat yataklarının yan kayaçlarının incelenmesi

    İrfan Yorulmaz

    Fosfat yan kayaçları, fosfat mineralizasyonu sırasında farklı elementleri yüksek konsantrasyonlarda içerebilen materyallerdir. Bu durum, fosfat yan kayaçlarını değerli kaynakları olarak ön plana çıkarır ve fosfat madenciliği sırasında bu elementlerin geri kazanılması açısından önem arz etmektedir. Değerli elementlerin fosfat yan kayaçlarından çıkarılması, düşük konsantrasyonları ve karmaşık kimyasal yapıları nedeniyle teknik ve ekonomik dezavantajları kapsamaktadır. Bu süreç genellikle çeşitli kimyasal ve fiziksel işlemleri kapsar ve bu işlemlerin optimizasyonu maliyet etkinliği ve çevresel etkiler açısından önem taşır. Ayrıca tez çalışması kapmasında nadir toprak elementlerinin ekonomik değer taşıyor olabilirliği göz önünde bulundurulmuştur. Ekonomik olarak, fosfat yan kayaçlarından değerli elementleri geri kazanmak, bu elementlere olan küresel talebi karşılamak için alternatif bir kaynak sunmaktadır. Bu yaklaşım, değerli elementlerin geleneksel kaynaklarına olan bağımlılığı azaltabilir. Ayrıca, fosfat yan kayacında oluşabilecek değerli elementler fosfat madenciliği endüstrisi için ek gelir kaynağı oluşturarak ekonomik verimlilik sağlayabilir. Çevresel açıdan, fosfat yan kayaçlarının değerli elementler açısından değerlendirilmesi, atık malzemelerin yeniden kullanımını teşvik eder ve çevresel etkileri azaltabilir. Bu yaklaşım, fosfat madenciliğinin toplam çevresel ayak izini düşürmeye yardımcı olabilir ve atık yönetimi stratejilerinin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle, fosfat yan kayaçlarının değerli elementlerin varlığı açısından değerlendirilmesi hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemli fırsatlar sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Dış ortam görüntülerindeki insan hareketlerinin derin öğrenme kullanarak sınıflandırılması

    Özlem İlhan

    Bu tez çalışmasında, dış ortam görüntülerinde yer alan kişilerin hareketlerinin otomatik sınıflandırılması için derin öğrenme yaklaşımları önerilmiştir. Öncelikle, elde edilen görüntü içerisindeki kişilerin tespiti sağlanmıştır. Bu amaçla, literatürde yaygın olarak kullanılan önceden eğitilmiş derin nesne tespit aracı olan YOLO kullanılmıştır. Dış ortam görüntülerinin elde edilmesinde Google Street View ortamı kullanılmıştır. Daha sonra tespit edilen kişiler için hareket sınıfları oluşturulmuştur. Bu hareket sınıfları; sağa yürüyen, sola yürüyen, ayakta duran ve oturan şeklindedir. Böylece dış ortam görüntülerinden tespit edilen kişiler için kapsamlı bir veri seti oluşturulmuştur. Sınıfları belirlenen verilerin otomatik olarak tanınması işlemi için bir konvolüsyonel sinir ağı (KSA) modeli tasarlanmıştır. Tasarlanan bu konvolüsyonel sinir ağı modeli ile kişilere ait hareketlerin otomatik tanınması sağlanmıştır. Eğitimi tamamlanan bu sınıflandırıcı, YOLO nesne tespit sistemi ile birlikte kullanılarak giriş görüntüsü içerisindeki kişilerin hareketlerinin otomati olarak tanınması sağlanmıştır. Tez kapsamında, veri tabanı üzerinde üç ve dört sınıflı veri setleri oluşturularak önerilen sistemin performans değerlendirmeleri yapılmıştır. Tez çalışması sonucunda, dış ortamdan elde edilen görüntüde yer alan kişilerin hareketlerine yönelik bir tanıma sistemi sunulmuştur. Böylece sürücüsüz araçlar ve robotik gibi dış ortamda insanlarla etkileşim içerisinde bulunacak uygulamalarda kullanılabilecek etkili bir tanıma sistemi sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Türdeş olmayan uzay zaman modeli için gökkuşağı kütleçekim kuramı çerçevesinde enerji momentum gösterimleri

    Öner Karateke

    Bu tezde, genel görelilikte uzun yıllardır tartışmalı olan enerji–momentumun yerelleştirilmesi problemi, klasik enerji-momentum kompleksleri (Einstein, Bergmann–Thomson, Landau–Lifshitz, Papapetrou, Tolman, Weinberg ve Møller) kullanılarak incelenmiş ve bu tanımlar Gökkuşağı Kütleçekim Kuramı (Rainbow Gravity) çerçevesine genelleştirilmiştir. Çalışmada türdeş olmayan bir uzay-zaman modeli olarak Van Stockum'un dönen silindirik toz çözümü ele alınmış; model kartezyen koordinatlara dönüştürülerek enerji yoğunluğu hesaplamaları gerçekleştirilmiştir. Gökkuşağı kütleçekimi, parçacık enerjisine bağlı iki fonksiyon üzerinden metrik geometrisini değiştirdiğinden, test parçacıklarının yüksek enerjilerde uzay-zamanı farklı şekilde "algılaması" beklenmektedir. Yapılan hesaplamalar, tüm enerji-momentum gösterimlerinin klasik limitte (f1=f2=1) birbiriyle tutarlı sonuçlar verdiğini ve genel görelilikle uyumlu enerji dağılımları sunduğunu göstermiştir. Ancak enerjiye bağlı düzeltmeler eklendiğinde, özellikle Einstein, Bergmann–Thomson ve Møller gösterimlerinde enerji yoğunluğu üzerinde belirgin değişimler ortaya çıkmıştır. Modifiye Dağınım ve Üstel Model gibi literatürde yaygın kullanılan çeşitli Gökkuşağı fonksiyonları için enerji yoğunluklarının grafiksel davranışları incelenmiş; bazı modellerde düzeltmeler baskın hale gelirken, özellikle Landau–Lifshitz ve Weinberg gösterimlerinde Gökkuşağı etkilerinin zayıf kaldığı görülmüştür. Møller gösterimi ise koordinat bağımsız yapısı sayesinde modele en genel yorumu sağlamış ve yüksek enerjili test parçacıklarında enerji yoğunluğunun düzenli şekilde azaldığını göstermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    7509 numaralı teşrifat defterinin (H.23/07/1214-M.21/12/1799) transkripsiyon ve değerlendirmesi

    Sidar Özgür

    Bu tez, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi'nde yer alan TS.MA.d.7509 numaralı defterin transkripsiyonu ve analizi çerçevesinde Osmanlı teşrifat sistemi üzerine odaklanmaktadır. Söz konusu defter, Hicrî 1214 (Miladî 1799) yılına ait olup, Osmanlı saray protokolünün işleyişi, tören düzenlemeleri ve saray hayatına dair zengin içerikler sunmaktadır. Özellikle dönemin Darüssade Âğası olan ve sonradan Halil Paşalı olarak bilinen Küçük Bilal Âğa'nın gerçekleştirdiği ihsanlar, mevlid-i şerif sırasında, camiye ve Enderûn'a gidişlerde yapılan törenler, Eski Saray'a verilen hediyeler, bayramlar ve Nevruz gibi özel günlerdeki sunumlar kayıt altına alınmıştır. Defterde yer alan bilgiler yalnızca teşrifat sistemine değil, aynı zamanda dönemin saray mutfağı, giyim-kuşam kültürü, yeme - içme alışkanlıkları, ekonomik harcamaları ve saray dışı ilişkileri hakkında da önemli veriler sunmaktadır. Küçük Bilal Âğa'nın hem saray içindeki protokol görevleri hem de saray dışındaki sosyal ve ekonomik faaliyetleri, bu defter üzerinden ayrıntılı olarak takip edilebilmektedir. Bu yönüyle çalışma, 18. yüzyılın sonu Osmanlı teşrifat yapısına ışık tutan birincil kaynaklara dayalı önemli bir katkı niteliğindedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Basketbol antrenörlerinin olumsuz davranışlar (mobbing) algısının antrenörlere yönelik tutumları üzerindeki etkisi

    Volkan Özmen

    Spor ortamında antrenörlerin karşılaştıkları olumsuz davranışlar, mesleki motivasyon ve tutumları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Basketbol antrenörlerinin mobbing algılarının, antrenörlüğe yönelik tutumlarıyla nasıl bir ilişki içinde olduğu bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, katılımcıların cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim düzeyi, antrenörlük deneyimi ve çalıştığı kulüp sayısı gibi demografik değişkenler dikkate alınmıştır. İlişkisel tarama yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada, "Olumsuz Davranışlar (Mobbing) Ölçeği ve "Antrenörlüğe Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmaya Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Gençlik ve Spor İl/İlçe Müdürlükleri, üniversitelerde basketbol uzmanlık dersi veren akademisyenler, halk eğitim merkezleri, belediye spor kulüpleri ve özel spor kulüplerinde görev yapan 193 erkek 87 kadın olmak üzere toplamda 280 gönüllü basketbol antrenörü katılmıştır. Verilerin tanımlayıcı istatistiği ile iki ve ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında sırasıyla t-Testi ve One Way ANOVA testleri SPSS 25.0 paket programı aracılığı ile yapılmış ve anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların eğitim düzeyi ve medeni durum değişkenlerine göre olumsuz davranışlar (mobbing) ve antrenöre yönelik tutum ölçeği alt boyutlarında anlamlı düzeyde farklılıklar bulunmazken (p>0.05). Cinsiyet, yaş, antrenörlük deneyimi ve çalıştığı kulüp sayısı değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Elde edilen bulgular doğrultusunda, antrenörlerin kişisel ve mesleki özelliklerinin, iş ortamında maruz kaldıkları olumsuz davranışları algılama biçimlerini ve mesleklerine yönelik tutumlarını etkileyebildiğini göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Özel eğitim öğretmenlerinin spor farkındalıkları ile belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin incelenmesi

    Muhammed İlyas Ergüven

    Bu çalışmanın amacı; Elazığ ilinde faaliyet gösteren özel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin spor farkındalıkları ile belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma betimsel bir çalışma olup çalışmanın yürütülmesinde ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreninin 2023-2024 eğitim- öğretim döneminde Elazığ ili Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı özel eğitim kurumlarında eğitim gören 340 öğrenci, örneklemi ise bu kurumlarda görev yapan öğretmenlerden eğitim öğretim yılında 210 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmanın amacına uygun hazırlanmış "kişisel bilgi formu", 'sporda farkındalık ölçeği' ve "belirsizliğe tahammülsüzlük Ölçeği" formu kullanılmıştır. Elde veriler veriler SPSS 25.00 programında değişkenlerin yüzde ve frekans değerleri hesaplanmıştır. Verilerin normallik varsayımlarını sağladığı ve parametrik testler (t-testi ve Anova testi) uygulanmıştır. Ölçekler arasında ilişkisini belirlenmesinde pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler ile yapılan istatistiksel analiz anlamlılık seviyesi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların genel farkındalık düzeyleri orta-üst seviyede bulunmuştur. Erkekler, genç bireyler, bekarlar, sporla aktif ilgilenenler ve egzersiz yapanlar daha yüksek spor farkındalığına sahiptir. Ekonomik düzey, eğitim durumu ve öğretmenlik branşı gibi değişkenler farkındalık üzerinde anlamlı bir etki göstermemiştir. Katılımcıların genel tahammülsüzlük düzeyleri orta seviyededir. Evli, çocuk sahibi, kronik rahatsızlığı olan bireyler ile düşük gelir grubunda yer alanlar daha yüksek belirsizlik kaygısı yaşamaktadır. Sporla ilgilenen ve düzenli egzersiz yapan bireylerin ise belirsizliğe karşı daha dayanıklı olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tavuk köftesinin pişirilmesinde uygulanan yenilikçi bir yöntem: Ohmik ısıtma

    Serap Sabancı

    Bu çalışma, ohmik ısıtma teknolojisinin tavuk köftesinin pişirme sürecine etkilerini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Ohmik ısıtma, gıda ürünleri içerisinden elektrik akımının doğrudan geçirilmesi yoluyla hacimsel ve homojen ısı üretimi sağlayan modern bir ısıtma yöntemidir. Çalışmada, tavuk göğüs eti kullanılarak hazırlanan köfte numuneleri, üç farklı voltaj gradyanında (7, 11 ve 15 V/cm) pişirilmiş ve her işlemde ürünün merkez sıcaklığı 75 °C'ye ulaşana kadar ısıtma uygulanmıştır. Pişirme süresi, sıcaklık artış hızı, sıcaklık dağılımı (termal kamera ve T-tipi termokupl ile), elektriksel iletkenlik (Eİ) ve tekstürel değişimleri ile Salmonella inaktivasyonu gibi parametreler detaylı olarak değerlendirilmiştir. Tavuk köftelerinin 7 V/cm, 11 V/cm ve 15 V/cm voltaj gradyanlarına ait ohmik pişirme süresi sırasıyla 390±5 s, 149±10 s, 86±2 s olarak belirlenmiştir. Sıcaklık artış hızının en yüksek değeri 0.77 °C/s ile 14 V/cm voltaj gradyanında gözlenirken en düşük değeri 0.17 °C/s ile 7 V/cm ohmik pişirme işleminde tespit edilmiştir. Ohmik pişirme işlemi boyunca tavuk köftelerine ait Eİ değeri 7, 11 ve 15 V/cm voltaj gradyanları için sırasıyla 0.54-2.49 S/m, 0.85-2.81 S/m ve 0.81-2.91 S/m aralığında tespit edilmiştir. Tavuk köfte örneklerine 7, 11 ve 15 V/cm voltaj gradyanlarında uygulanan ohmik ısıtma işlemiyle elde edilen sertlik değerleri sırasıyla 12.91 ± 0.84, 13.92 ± 0.85 ve 17.26 ± 0.59 N olarak belirlenmiştir. Sertlik değerindeki artışla birlikte dış yapışkanlık değerinin düştüğü tespit edilmiştir. Ohmik pişirilmiş tavuk köftesine ait L* parlaklık değerleri incelendiğinde kontrol, 7, 11 ve 15 voltaj gradyanlarında sırasıyla 56.00±0.67, 72.70±3.75, 75.70±0.93, 80.17±0.72 olduğu tespit edilmiştir. Ohmik pişirme işleminde farklı voltaj gradyanlarının özellikle Hue açısı ve kroma gibi önemli renk değerleri üzerine herhangi bir etkisinin olmadığı gözlenmiştir. Ohmik işlem öncesinde ekim yapılan numunelerdeki Salmonella spp. başlangıç konsantrasyonu 7.19 ± 0.075 log kob/g olduğu voltaj gradyanlarına bağlı olarak 7, 11 ve 15 V/cm voltaj gradyanlarında sırasıyla 6.04 ± 0.12 log kob/g, 5.45 ± 0.22 log kob/g ve 5.20 ± 0.33 log kob/g olarak sayılmıştır. Sonuç olarak, mevcut tez verileri ohmik ısıtma yönteminin tavuk köftesinin pişirilmesinde uygulanabilirliğini ortaya koymaktadır. Ohmik yöntemin özellikle yüksek voltaj gradyanlarında hızlı ve enerji verimli bir pişirme süreci sağladığı dikkati çekmiştir. Ayrıca gıda güvenliği açısından risk oluşturan Salmonella türlerinin ohmik pişirme işlemiyle inaktive edilebileceği de belirlenmiştir. Buradan yola çıkılarak, ohmik ısıtma yöntemiyle pişirme sürecinin optimizasyonu sağlanarak endüstriyel gıda üretimindeki kullanılabilirliğinin arttırılabileceği ifade edilebilir. Bu yönüyle mevcut tez çalışmasının, literatürde sınırlı sayıda bulunan tavuk köftesi özelindeki ohmik ısıtma uygulamalarına önemli katkı sunacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi dersine yatkınlıkları ile fiziksel aktivite düzeyleri ve sınav kaygılarının incelenmesi; Dicle ilçesi örneği

    Mahmut Bozkurt

    Eğitim sistemi içinde öğrencilerin her eğitim kademesinde sınav yapılmaları bilinen bir durumdur. Özellikle ortaokul düzeyinden ortaöğretim düzeyine geçerken yapılan sınavlar öğrenciler üzerinde genel olarak büyük stres kaynağı olarak görülmektedir. Dolayısıyla bu stresli durumların kaygıyı artırması beklenen bir durumdur. Eğitim sistemi belirli bir sistematik düzene göre yapılır ve bu dersler sınavlarda sağlayacağı faydaya göre belirli bir önem sırasına konularak belirlenmektedir. Eğitim sisteminde yer alan dersler sınav açısından sağlayacağı katkıyla eş olarak önem sırasına konulmaktadır. Bu sıralama bireyin daha çok kendisinin yaptığı bir sıralama iken aslında sınav sistemi içinde puanlamaya göre de bir gösterge olmaktadır. Bundan dolayı bede eğitimi dersi sınava katkısı olmadığı düşüncesi ile bazı bireyler tarafından önemsiz ya da sınava katkısı olmadığı gerekçesiyle sadece not sisteminde etkisi olan bir ders olarak görülmektedir. Ancak eğitim hayatı sınav sorularına eşlik eden dersler kadar fiziksel aktivite yapmak, ruhsal ve bedensel katkıları amacıyla beden eğitimi dersinin varlığını da gerekli görmektedir. Bu amaçla yoğun stres yaşayan öğrencilerin fiziksel aktivite ve spor faaliyetleri ile rahatlamaları, sosyalleşmeleri ve özellikle takım sporları gibi faaliyetlerle psikolojik destek niteliğinde fayda sağlamaları muhtemeldir. Araştırma ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi dersine yatkınlıkları ile fiziksel aktivite düzeyleri ve sınav kaygılarının incelenmesi amacıyla Dicle ilçesi bağlamında bir çalışma yapılması ve elde edilen sonuçların alana katkı sunması amaçlanmaktadır. Araştırma Dicle ilçenin eğitim gören 589 ortaokul öğrencisi üzerinden yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket ölçme tekniği kullanılmıştır. "Öğrencilerin, beden eğitimi dersine yönelik tutum ve öz-yeterliklerini tespit etmek için, Hilland ve arkerleri (2009) tarafından geliştirilen ve Öncü ve ark., (2015) tarafından Türkçeye uyumlanan "Beden Eğitimi Yatkınlık Ölçeği", Schembre ve arkadaşları (2015) tarafından geliştirilen ve Eskiler ve arkadaşları (2016) tarfında türkçeye uyarlanan Bilişsel Davranışçı Fiziksel Aktivite Ölçeği ve Driscoll (2007) tarafından geliştirilmiş Türkçeye Totan ve Yavuz (2009) tarafından uyarlanan Sınav Kaygı ölçeği kullanılmıştır. Beden eğitimi derslerini özellikle sınav kaygısı yaşayan öğrencilerin fiziksel aktivitelerle kaygılarını azaltmaya yardımcı faaliyetler olarak düzenlenmesinin amaçlandığı çalışmada ortaokul öğrencilerinin sınav kaygısı ölçeği ile bilişsel davranışçı fiziksel aktivite ölçeği arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda bilişsel davranışçı fiziksel aktivite ölçeğinin alt boyutlarından sonuç beklentisi sınav kaygısı arasında zayıf bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda Dicle ilçesi örneğinde sonuçlar elde edilerek analiz edilmiştir. Bu sonuçlara göre öğrencilerin kaygı düzeylerinin fiziksel aktivitelerle bir ölçüde azaldığı görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Halbori gözeleri(Tunceli,Türkiye) zooplanktonu

    Cengiz Kılmaç

    Bu çalışmada, Halbori Gözeleri'nde Haziran 2022-Mayıs 2023 tarihleri arasında aylık olarak 2 istasyondan 12 ay boyunca bazı su kalite parametreleri ve zooplankton faunası araştırılmıştır. En yüksek su sıcaklığı ağustos ayında 2.istasyonda 15,4 °C olarak kaydedilirken, en düşük su sıcaklığı ise ocak ayında 2.istasyonda 5,0 °C olarak kaydedilmiştir. Halbori Gözeleri pH değeri 6,4 ile 8,5 arasında kaydedilmiştir. Araştırma süresince çözünmüş oksijen 8,1 ile 11,9 mg/L arasında değişmektedir. Halbori Gözeleri'nde toplam 26 zooplankton türü teşhis edilmiştir. Bunlardan19 tür Rotifera, 5 tür Cladocera ve 2 tür ise Copepoda'ya aittir. Halbori Gözeleri Zooplanktonu 1.istasyonda Rotiferadan Ascomorpha saltans, Brachionus angularis ve Keratella quadrata yılın çoğu ayında görülürken Cephalodella catellina, Cephalodella forficula, Gastropus stylifer, Keratella tecta, Notommata glyphura ve Synchaeta oblonga yılda sadece 1 ay görülmüşlerdir. Cladoceradan Bosmina longirostris ve Chydorus sphaericus en fazla çıkan türler olmuştur. Copepodadan Cyclops vicinus yılın en fazla ayında görülen tür olmuştur. 2.istasyonda ise Rotiferadan Brachionus angularis, Keratella quadrata ve Polyarthra dolichoptera yılın çoğu ayında görülürken Gastropus stylifer, Lecane nana, Keratella tecta, Synchaeta oblonga yılda sadece 1 ay görülmüşlerdir. Cladoceradan Alona guttata ve Daphnia cucullata en fazla çıkan türler olmuştur. Copepodadan Cyclops vicinus yılın en fazla ayında görülen tür olmuştur. 1.İstasyonun İndeks analiz sonuçlarına göre Shannon Wiener H′ tür zenginliği indeksinin en yüksek olduğu ay 1,97 ile ekim ayı, en düşük değer ise 0,45 ile ocak ayının olduğu tespit edilmiştir. Margalef tür çeşitliliği D indeksine göre en yüksek değer 0,78 ile ekim ayı en düşük değer ise 0,12 ile ocak ayı olmuştur. 2. İstasyonun indeks analiz sonuçlarına göre Shannon Wiener H′ tür zenginliği indeksinin en yüksek olduğu ay 1,68 ile eylül ayı, en düşük değer ise 0,67 ile ocak ayının olduğu tespit edilmiştir. Margalef tür çeşitliliği D indeksine göre en yüksek değer 0,64 ile eylül ayı en düşük değer ise 0,12 ile ocak ayı olmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Tunceli ili Pertek ve Çemişgezek ilçeleri ile Elazığili Keban ve Sivrice ilçelerinde balık tüketim alışkanlıklarının araştırılması ve karşılaştırılması

    Muhammed Kürşat Durna

    Bu araştırma, Elazığ ili Keban ve Sivrice ilçeleri ile Tunceli ilinin Pertek ve Çemişgezek ilçelerinin balık tüketim alışkınlıklarını tespit etmek için yapılmıştır. Tez çalışması 2021 yılında (%48,4 E, %51,6 K) anket uygulaması ile yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların, %28,3'ü (n=235) Pertek, %25,9'i (n=246) Keban, %24,2'si (n=230) Çemişgezek ve %27,4'ü (n=235) Sivrice de bulunan katılımcılardan oluşmuştur. Ankete katılan katılımcıların %36'sı öncelikle tavuk etini, ikinci sırada ise %34 ile kırmızı eti, üçüncü sırada %24 ile hem kırmızı et hem de beyaz eti tercih ettikleri ve dördüncü sırada ise %7 ile balık etini tercih ettikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların %28'i balık etinin lezzetli- besleyici ve sağlıklı beslenmede önemli, %16,1'inin ise aileden gelme alışkanlıktan dolayı tercih ettiklerini ifade etmişlerdir. Katılımcıların balık tüketim sıklığını %40,7'si ayda bir, %19,9'u haftada bir-iki kez, % 18,6'sı ayda 2-4 kez, %14,6'sı yılda bir ya da üç kez, % 2,6'si haftada 3-4 kez tükettiklerini ve % 3,4'ü ise hiç tüketmediklerini belirtmişlerdir. Balık etinin tüketim şekli olarak da %34,8'lik oranla kızartma , %32,6 oranında ise ızgara olarak tercihleri ortaya konulmuştur. Katılımcıların %34'ü işlenmiş balık ürünlerini hiç tercih etmediklerini, %34,0'ü konserve ve %9,2'si dumanlanmış balık ürünlerini tercih ettikleri belirlenmiştir. Katılımcıların balık alırken; %68,9'u tazeliğine, %20,4'ü türüne ve %6,9'unun fiyatına dikkat ettikleri belirlenmiştir. Balığın taze olup olmadığına karar verirken %33,4'ü solungaçlarına, %30,6'sı gözlerine, %20,7'si satıcıya güven ve %15,3'ü deri parlaklığına bakarak karar verdiğini söylemiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Öküzgözü ve boğazkere üzüm çeşitlerine ait çekirdeklerin yağ asit kompozisyonu bakımından karşılaştırılması

    Necmi Aritürk

    Son yıllarda yapılan çalışmalar üzüm çekirdeklerinde bulunan sağlıklı yağ asitlerinin yüksek bir potansiyele sahip olduğunu ortaya çıkartmıştır. Bu nedenle çalışmamız ülkemizin en önemli üzüm çeşitleri içerisinde yer alan Elazığ bölgesinde yetiştiriciliği yapılan Öküzgözü ve Boğazkere üzüm çeşitlerinin çekirdek yağlarının kalite kriterlerini belirlemek, yağ miktarı ve yağ asit düzeyleri bakımından karşılaştırmak amacıyla planlanmıştır. Yaptığımız analizler sonucunda; miristik asit (%0,36±0,02), palmitik asit (%20,45±0,67) ve palmitoleik asit (%5,80±0,10) miktarları karşılaştırıldığında, Boğazkere üzüm çeşitine ait çekirdeklerde, Öküzgözü üzüm çeşitine ait çekirdeklerden daha yüksek oranlarda tespit edilmiştir. Stearik asit (%1,15±0,03), oleik asit (%19,40±0,4), linoleik asit (%54,75±0,69), alfa-linoleik (%0,07±0,02) ve gama-linoleik asit (%0,24±0,01) miktarları karşılaştırıldığında ise Öküzgözü üzüm çeşitlerine ait çekirdeklerde, Boğazkere üzümlerine ait çekirdeklerden daha yüksek oranlarda tespit edilmiştir. Tespit edilen yağ asitleri oranları çeşit bakımından istatistiki olarak önemli bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Karakaya Baraj Gölü'nde yaşayan Barbus Grypus Heckel, 1843 (şabut) populasyonunun bazı büyüme özelliklerinin belirlenmesi

    Burhan Cengiz

    Bu çalışmada; Karakaya Baraj Gölü'ndeki Arabibarbus grypus'un (Heckel, 1843) eşey dağılımı, boy ve ağırlık ilişkisi, yaş tayini, von Bertalanffy büyüme parametreleri ve kondisyon faktörü gibi bazı büyüme özellikleri araştırılmıştır. İncelenen 74 bireyin %37,84'ünün (28 adet) dişi, %62,16'sının (46 adet) erkek olduğu ve dişi/erkek oranının 1/0,6087 olduğu tespit edilmiştir. Örneklerin total boy ve ağırlıkları dişilerde 32,0-62,2 cm ve 354,0-3046 g; erkeklerde 25,0-63,0 cm ve 200,0-3350 g arasında değişmektedir. İncelenen örneklerin yaş grupları II ile VI arasında değişmektedir. Boy-ağırlık ilişkisi dişilerde W = 0,0067L 3,079, erkeklerde W = 0,011L 2,962 ve tüm bireylerde W = 0,0096L 2,993 olarak hesaplanmıştır. Karakaya Baraj Gölü'ndeki A. grypus'un izometrik bir büyüme gösterdiği saptanmıştır (p>0,05). von Bertalanffy büyüme parametreleri dişiler için Lt = 76,53 [1 – e –0,348 (t + 1,22)], erkekler için Lt = 89,83 [1 – e –0,212 (t + 2,08)] ve tüm bireyler için Lt = 92,40 [1 – e –0,200 (t + 2,21)] olarak tahmin edilmiştir. Büyüme performans endeksi (Ф') değeri dişi, erkek ve tüm bireyler için sırasıyla 3,309; 3,233 ve 3,232 olarak hesaplanmıştır. Kondisyon faktörü dişi bireylerde 0,707-1,120 ve erkek bireylerde ise 0,702-1,356 arasında değişmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Munzur Üniversitesi hizmet binalarının güç kalitesi yönünden incelenmesi

    Gürkan Tam

    Bu tez çalışmasında, Munzur Üniversitesi Kampüs alanında bulunan hizmet binaları güç kalitesi yönünden incelenmiştir. Çalışma kapsamında Munzur Üniversitesi kampüsünde bulunan hizmet binalarından kesintisiz güç kaynağı ve kompanzasyon sistemi bulunduran bir hizmet binası, yalnızca kompanzasyon sistemi bulunduran bir hizmet binası ve hem kesintisiz güç kaynağı hem de kompanzasyon sistemi bulundurmayan bir hizmet binası olmak üzere toplamda 3 hizmet binası seçilmiştir. Seçilen hizmet binalarının dağıtım panosuna Hioki 3196 güç kalitesi analizörü bağlanarak hizmet binalarına ait akım, gerilim, güç, frekans, güç faktörü, gerilim dengesizliği, akım ve gerilim harmonikleri ölçülmüş ve alınan veriler bilgisayar ortamına aktarılarak grafiklere dönüştürülmüştür. Gerilim kalitesi EN 50160 Avrupa Güç Kalite Standardına göre, kompanzasyon sistemi ve güç faktörü Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından belirlenen standartlara göre, akım ve gerilim harmonikleri ise IEEE 519-2022 Standardı kapsamında incelenmiştir. İncelenen hizmet binaları için elde edilen sonuçlar, seçilen hizmet binalarının tamamı için güç kalitesi parametrelerinden sadece akım harmoniği problemleri olduğunu göstermiş ve bu problemlerin giderilmesiyle ilgili çözüm önerileri tezde sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Farklı esansiyel yağlarla hazırlanmış balık (Luciobarbus esocinus heckel,1843) köftelerinin mikrobiyolojik ve duyusal kalitesi

    Yunus Polat

    Bu çalışmada, nane (Spearmint sp.) ve kekik (Origanum spp.) esansiyel yağları ilave edilmiş Luciobarbus esocinus eti ile üretimi yapılan balık köftelerinin soğuk muhafazada mikrobiyolojik ve duyusal kalitesi araştırılmıştır. Üç farklı deneysel köfteler 4±1°C'de muhafaza altına alındı ve muhafaza günlerinde analizleri yapıldı. Deneysel köfte örneklerinin mikrobiyolojik olarak toplam mezofilik aerob bakteri (TMAB), Toplam psikrofil aerob bakteri sayısı (TPAB), toplam maya-küf, Laktik asit bakteri sayısı ve koliform bakteri sayıları belirlendi. Ayrıca çalışmada hazırlanan ürünlerin duyusal olarak değerlendirmeleri yapılırken görünüş, renk, lezzet, koku, genel beğeni bakımından incelendi. Deneysel örneklerin muhafazanın başlangıç aşamasında toplam mezofilik aerobik bakteri sayısı 3.12±0.66-4.35±0.93log kob/g arasında belirlenirken, psikrofil bakteri sayısı balık köftesi örneklerinin depolama başlangıcında toplam laktik asit bakterisi sayısının 3,90±0,29-4,20±0,24 log kob/g arasında olduğu belirlendi. Depolama başlangıcındaki maya- küf sayısı 4,60±1,22, 4,25±1,22 ve 4,73±0,99 log kob/g (A, B, ve C gruplarında sırasıyla) olarak belirlendi. İncelenen örneklerde depolama sırasında Toplam psikrofil bakteri sayısı günler arası farklılığın istatistiksel açıdan önemli olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Duyusal genel beğeni değerleri tüm uygulama gruplarındaki farklılığın önemli olduğu bulunmuştur (p<0,05). Saklanma sonunda ilk muhafaza gününde belirlenen genel beğeni değerlerinde muhafaza sonuna doğru azalmalar olmuştur ve bu değişim anlamlı (p<0,05) bulunmuştur.