Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yayınları

14 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Mecmû‘a-i Bektâşîye ve Muhtelif Gülbank Adlı Yazmalar Işığında Bektaşîlik Hakkında Bazı Tespitler

    Altı, Aziz

    Bektaşîlik, Hacı Bektâş Velî’nin takipçileri ve ardılları olan dervişler, babalar ve abdallar aracılığıyla geniş bir sahaya sirayet etmiştir. Geniş kitleler nezdinde teveccüh gören bu tarikat hakkında bilgi veren kaynaklar bulunmaktadır. Bu kaynaklardan iki tanesi ise ele alınan çalışmanın referanslarını oluşturmuştur. Mezkûr eserler Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı kataloğunun Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhı koleksiyonunda bulunmaktadır. XIX. yüzyılın sonlarına ait olan yazma eserlerden birisi “Mecmû‘a- i Bektâşîye” adını taşırken bir diğeri ise “Muhtelif Gülbank” adıyla envantere kaydedilmiştir. 2025 yılı itibariyle araştırmacıların istifadesine açılan mezkûr eserler tarafımızca yapılan taramalardan sonra tespit edilmiş ve Bektaşiliğin temel argümanlarını ortaya koymak adına mukayeseli bir şekilde çalışmada incelenmiştir. Bu iki temel eserden yola çıkılarak Hacı Bektâş Velî’nin hem yol hem soy zinciri, yaşadığı dönem, Bektaşîlik’teki Çelebi ve Bâbâgân yapılanması, On iki hizmet ve On iki post sahibi gibi konular izah edilmeye çalışılmıştır. Böylece Bektaşiliğin temel kaynaklarından olan iki eser daha ilgili başlıkları doğrultusunda Bektaşîlik çalışmalarına dahil edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgularla mevcut literatürdeki bilgiler mukayese edilmiş, halihazırdaki Bektaşîlik hakkındaki bilgilerle örtüşen ve örtüşmeyen hususların olduğu bu çalışmanın neticesinde vurgulanmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Galata kulesi mehterleri

    Altı, Aziz

    Osmanlı Devleti’nin resmi müzisyenleri olan mehter takımı 1826 yılında lağvedilene kadar görevlerini ifa etmişlerdi. Savaş ve barış gibi her ortamda müziklerini icra eden mehterler İstanbul’un farklı noktalarında teşkilatlanmışlardı. Bu yerlerden birisi de tarihi yarımada da yer alan ve şehri görebilecek hâkim bir noktada bulunan Galata Kulesi idi. Başlangıçta Cenevizliler tarafından güvenlik gerekçesiyle inşa edilen Galata Kulesi, İstanbul’un Osmanlı Devleti’nin egemenliğine geçmesiyle farklı amaçlara hizmet etmiş ve 1715 yılında ise mehterlere tahsis edilmişti. 1715 senesinde kuleye yerleştirilen mehterler yedi kişiden oluşuyordu. Mehterler arasında tablcı (davulcu), zurnacı ve nakkareci ile birlikte bir de onları idare edecek mehterbaşı bulunuyordu. Mehterler günlük on beş akçe, mehterbaşı ise yirmi akçe almaktaydı. Teşkil edilen bu yeni mehterhaneye müzik aletleri devlet tarafından temin edilmişti. Günün belli zamanlarında rutin olarak mehterlerini çalan Galata Kulesi mehterlerinin müzik aletlerinin iki senede bir değiştirilmesi kanundu. Ancak vesikalar ışığında bu kurala pek riayet edilmediği görülmektedir. XVIII. yüzyılın sonlarında Galata kulesindeki mehterhaneye büyük davul olarak adlandırılan kös konulmuştu. Böylece Galata kulesi mehterleri sultanın hakimiyetinin sembolize edilmesi, günün vakitlerinin duyurulmasının yanı sıra kuleye konulan bu kös ile olası İstanbul yangınlarını önleme amacına da hizmet etmişti. Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda kaleme alınan bu çalışmada; Galata kulesi mehterlerinin ihdası, ücretleri, atamaları ve hizmetleri ortaya konulmaya çalışılacaktır.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Miralay İsmail Fazıl’ın Dersim Raporu

    Altı, Aziz

    Dersim olarak adlandırılan bölge, 1514 Çaldıran Savaşı akabinde Osmanlı Devleti’nin sınırlarına dahil edilmiştir. Ancak Osmanlı Devleti, bu bölgede tam manasıyla hakimiyetini tesis edememiştir. 19. yüzyıla gelindiğinde asayişin ve otoritenin tam anlamıyla sağlanamadığı Dersim’de devlet otoritesini inşa etmek amacıyla bir dizi rapor yazılmıştır. Bu raporlardan birisi de o dönemde Erzincan’da 4. Ordu’da görev yapan Miralay İsmail Fazıl tarafından kaleme alınmıştır. Devlet Arşivleri Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığı Askeri Tarih Arşivi’nde bulunan rapor 21 sayfadan oluşmaktadır. 1899 senesinde yazılan bu raporda; raporun yazılış gayesi, Dersim’in idari, askeri ve sosyo-ekonomik yapısı, o ana değin tatbik edilmeye çalışılan ıslahatların başarısız olma gerekçeleri, uygulanması önerilen sancak ve kaza idaresi, yine ihdas edilmesi öngörülen Dersim Yerli Taburlarının nasıl teşkilatlanacakları, bunların özlük hakları, halkın vergi muafiyeti ve farklı konulara temas edilen içerik yer almıştır. Oldukça ayrıntılı bir rapor yazan İsmail Fazıl’ın bu çalışması yalnızca ıslahata yönelik bilgi vermemiş, aynı zamanda 1899 yılındaki Dersim’in sosyo-ekonomik vaziyetinin de fotoğrafını çekmiştir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ2
    Giant İnhabitants of the Ottoman Empire: Elephants; [Osmanlı Devleti’nin Dev Sakinleri: Filler]

    Altı, Aziz

    Elephants have always been a focus of attention for humanity, thanks to both their physical structure and their potential strength. This attractive effect of elephants also made itself felt in the Ottoman Empire, and elephants took their place in Ottoman property from the early periods of the state. The elephants sent from the “Eastern” world to the Ottoman sultans within the scope of diplomatic relations now became permanent residents of the state. In fact, within the Ottoman Empire, positions such as chief elephant keeper and filbân (elephant caretaker) were created to care for and train elephants. The filbâns, whose numbers changed from time to time, worked under Mîrâhûr in the Ottoman state organization. The filbâns, who were paid salaries as ulufe, also routinely received allowances for the needs of the elephants. Shelters were provided for elephants in suitable areas in Istanbul. Elephants were not only found in Istanbul, but also in provincial cities, especially in Edirne. Elephants, who contributed to the authority and charismatic personality of the Sultan, were kept in the Ottoman Empire to serve different purposes. As a matter of fact, elephants appeared as important figures in the reception of ambassadors, festivals, wars and diplomatic relations between states. In this context, the subjects of this study were the actions that took place in the social, military and political life of the Ottoman Empire.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ2
    Bektaşi muhibbanı (1911-1912)

    Altı, Aziz

    1826 yılında Bektaşiliğin yasaklanmasının ardından Hacı Bektaş Veli Tekkesi’nde (Pirevi) üç başat gücün olduğu görülmektedir. Bunlar; Hacı Bektaş Veli’nin soyundan gelen Çelebiler, mücerret erkanını yürüten Babagânlar ile merkezi hükümet tarafından tayin edilmiş olan Nakşi şeyh idi. II. Meşrutiyetin Osmanlı ülkesinde getirdiğine inanılan özgür düşünce ortamında Bektaşiler (Babagan/Çelebi) Nakşi şeyhin Pirevi’ndeki statüsünün kaldırılmasını ve yönetimin kendi cihetlerine verilmesini talep etmişlerdi. 1911-1912 yılları arasında Babagânlar ile Çelebiler arasında Pirevi’ndeki yönetimi ele geçirme mücadelesine tarafları da dahil olmuş ve merkezi hükümete tutumlarını iletmişlerdi. Muhibban olarak tanımlanan bu taraftar gurubunda yalnızca Babagân ve Çelebileri destekleyen Bektaşiler olmayıp, Hacı Bektaş Veli Tekkesini kendilerine ‘serçeşme’olarak kabul gören Alevi ocakzâdeleri ve talipleri de vardı. Olaylara yalnızca Osmanlı Devleti sınırları içindeki muhibban reaksiyon göstermemiş aynı zamanda o dönemde Rus hakimiyeti altında yaşamlarını süren muhibban da tepkisini sergilemiştir. Bu çerçevede 1911-1912 yılları arasında Pirevi’ndeki yaşananlara sessiz kalmayarak tepkisini gösteren cümle muhibbanın tespiti bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    YENİ BULGULAR IŞIĞINDA DURBALİ BABA TEKKESİ (19 ve 20. Yüzyıllar)

    Altı, Aziz

    Örenli, Turbali, Torbali isimleriyle de bilinen Durbali Baba tekkesi Yunanistan’ın Teselya bölgesinde yer almaktadır. Kuruluş tarihi üzerinde araştırmacılar hem fikir olmasa da Durbali Baba tekkesi Balkan Bektaşiliği açısından önemli bir tekkedir. Daha önce Durbali Baba tekkesine yönelik yapılmış çalışmalar olsa da tespit edilen yeni vesikalar doğrultusunda bu çalışma kaleme alınmıştır. Çalışmada kullanılan arşiv vesikalarının ilk bölümünü nüfus defterleri oluşturmaktadır. Toplamda 5 adet nüfus defteri kullanılmış ve nüfus defterlerindeki verilerden yola çıkılarak tekkeye ve tekke sakinlerine yönelik çeşitli bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Çalışmada ikinci olarak ise 1881 İstanbul Antlaşmasıyla Teselya bölgesinin Yunanistan’a verilmesinin ardından Durbali Baba tekkesinde ortaya çıkan yönetimsel problemler ile Osmanlı Devleti’nin diplomasi kanalı ile Durbali Baba tekkesiyle olan bağını sürdürme mücadelesi ortaya konulmaya çalışılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Bebek peksimethanesi

    Altı, Aziz; Başkutlu, Salih

    Peksimet özelde deniz kuvvetleri genelde ise Osmanlı ordusu için vazgeçilmez bir iaşe kaynağıdır. 18.yüzyılın sonuna kadar taşeron mantığıyla özel sektöre yaptırılan peksimetler, H 1214 (M 1799 / 1800) yılında BebekPeksimethanesinin kurulmasıyla bizzat devlet tarafından üretilir olmuştur. Bebek bahçesi yakınlarında kurulanpeksimethane, genel olarak donanma personeli için peksimet pişirmiştir. Bebek Peksimethanesinin bünyesinde sadecefırın değil değirmen gibi farklı fonksiyonlara sahip yapılar da yer almıştır. Peksimethanedeki üretim bir nizamhâlinde devam edip üretilen peksimetler ülkenin dört bir köşesinde donanma mensuplarınca tüketilmiştir. BebekPeksimethanesi büyük bir üretim kapasitesine sahip olmasına rağmen zaman zaman talebi karşılamakta kifayetsizkalmıştır. Böyle durumlarda eski usul takip edilerek iş yükü İstanbul’daki özel fırınlara paylaştırılmıştır. Ele alınan buçalışmada Bebek Peksimethanesinin kuruluşu, idari yapısı, üretim kapasitesi, tamiri ve peksimethaneye hammaddetemini gibi temalar incelenmiştir

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020Scopus SJRQ3
    Iı. abdülhamid döneminde garip bey adlı alevidedesinin trablusgarp’a sürülmesi

    Altı, Aziz

    19. yüzyılda Çorum’a bağlı Alaca (Hüseyinabad) kazası bünyesinde yoğun bir Alevi nüfusunu barındırmaktadır. Alaca’da ikamet eden Dede Garkın ocağı dedelerinden Garip Dede, burada irşat faaliyetlerini sürdürmüştür. Bölgede nüfuzlu ve etkin olan Garip Dede’nin bazı faaliyetleri merkezi otoritenin dikkatini çekmiş ve yapılan tahkikat neticesinde Garip Dede’ye çeşitli suçlamalar isnat edilmiştir. Bu ithamlar arasında Garip Dede’nin devleti mali açıdan zarara uğratması, kanun kaçaklarını barındırması ve taliplerinden “dedelik hakkı” adı ile para toplaması gibi maddeler öne çıkmaktadır. Soruşturma neticesinde Garip Dede’nin suçlu olduğu hükmü verilerek Trablusgarp’a sürgün edilmiştir. Siyasi otorite tarafından Trablusgarp gibi uzak bir yerin seçilmesi bilinçli olarak tercih edilmiştir. Alaca ve çevresinin yoğun bir Alevi nüfusu barındırması ve Garip Dede’nin bu topluluk üzerindeki tesirinden çekinen Devlet onun bu bölgede kalmasını sakıncalı bulmuş ve onu Trablusgarp’a sürgün etmiştir. Garip Dede sürgün günlerinde çok sıkıntı çekmiş hatta sağlık durumu bozulmuştur. Garip Dede’nin sürgünde olmasından dolayı ailesi de başsız kalmış ve geçinmekte zorlanmıştır. Garip Dede ve ailesi gerçekleştirilen bu sürgüne itiraz ederek Garip Dede’nin masum olduğunu savunmuşlardır. Garip Dede’nin ve ailesinin girişimleri merkezi otorite tarafından haklı görülerek Garip Dede affedilmiş ve memleketine geri dönmüştür. Ele alınan çalışmada Garip Dede’nin kim olduğu, sürgün edilme sebepleri, sürgün olayı, sürgünde yaşadıkları, affedilmesi için verdiği mücadele ve memleketine geri dönüş süreci işlenmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2020
    The copts in nevrekop and razlik according to the tax records in the middle of the 19TH century

    Altı, Aziz; Kartal, Kazim

    The Ottoman State accommodated communities belonging to different belongings within its borders from its establishment to its collapse. The Ottoman social order is a structure built on diversity, and this mosaic society model is shaped according to differences in belief and is secured by law. This model has a pluralistic character in socio-cultural and religious plan. This pluralism in the Ottoman state was understood and implemented in the form of securing and sustaining differences. Accordingly, different religious and cultural sections of the society could come together in the Ottoman Empire, but they would not cease to be themselves. Each group or congregation maintained and continued its own religious characteristics, language, culture, ideas, and way of living. This multiculturalism in the Ottoman State was the building block of the Ottoman nation system. Copts are also a community within the Ottoman society. In this study, it was tried to make an inference about Muslim / Christian Copts who lived in 19th century in Nevrekop and Razlık districts based on the tax books / records in the Ottoman Archives of the Presidential State Archives Directorate.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Baba Sultan-Sureti Baba Dervish Lodge

    Altı, Aziz

    Baba Sultan-Sureti Baba dervish lodge, located in the district of Eğirdir in Isparta. Sureti Baba dervish lodge, which was established in the period of Hamitoğulları Principality, continued to exist in the Ottoman Empire with the annexation of Eğirdir and its surroundings to the borders of the Ottoman State. Establishment of the Bektashi religious order belonging to the Sureti Baba dervish lodge, in 1826 with the Janissary ministry Bektashism has banned the activities of prohibition. In this period, as in the other Bektashi dervish lodges, the property of the Sureti Baba dervish lodge was seized by the State. After a while the re-opened Sureti Baba dervish lodge, this time as a Naqshi dervish lodge has continued to exist. Sureti Baba dervish lodge known since the 14th century, ended in 1925 with the closure of lodges. This study will examine the phases of the dervish lodge from the foundation of the Sureti Baba dervish lodge until the closing date of 1925.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-28T14:35:14.909257673Z
dc.date.available2026-10-28T14:35:14.909257673Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/277
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleAltı, Aziz
person.affiliation.nameEdebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Anabilim Dalı
person.familyNameAltı
person.givenNameAziz
person.identifier.yok834EE9C70C972536
person.jobTitleDoç. Dr.
person.statusverified
person.urlhttps://akademik.yok.gov.tr/AkademikArama/AkademisyenGorevOgrenimBilgileri?islem=direct&authorId=834EE9C70C972536