Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Alt birimler
Araştırmacılar(85)
- Aksoy, Mustafa
- Aktağ, Alican
- Alp, Ruhat
- Altı, Aziz
- Arıcan, Ömer Faruk
- Arslan, İlyas
- Asalıoğlu, Adem
- Badem, Candan
- Başaran, Erkin
- Başkutlu, Salih
- Baykan, Pınar
- Benk, Betül Sürücü
- Benk, Olcay
- Büyükdeniz, Yusuf
- Danışmaz, Harun
- Dede, Savaş
- Değer, Berfin
- Demir, Ayşegül
- Demir, Murat Cem
- Dıvrak, Uysal
- Doğan-Özger, Pelin
- Doğan, Nursen
- Doğan, Pelin
- Durmaz, Yadigar Çevik
- Durmuş, İrfan
- Erdemir, Ahmet
- Gülçiçek, Demet
- Gültekin, Ahmet Kerim
- Güner, Bülent
- Hamarat, Abdulkadir
- Hotaman, İncihan
- Işık, Yasemin Zahide
- Kaplan, Yılmaz
- Karakaş, Sevim Erşahin
- Karakaş, Tahir
- Kaval, Yılmaz
- Kayaokay, İlyas
- Kaygısız, İsmail
- Kırboğa, Onur
- Kızmaz, Şükran
- Koç, Mustafa
- Konurhan, Zekeriya
- Korkut, Gizem
- Korunur, Harun
- Koyun, Tülay
- Kökel, Coşkun
- Kuran, Neslihan
- Reyhanoğulları, Müslüm
- Sami, Muhammad
- Sançar, Taylan
- Sarıbaş, Alper
- Sentürk, Gamze
- Sertel, Savaş
- Sönmez, Hıdır
- Tarım, Yüksel
- Tatar, Gamze Şentürk
- Temizkan, Vedi
- Tire, Olcay
- Tosun, Serhat Pir
- Us, Muhammed Sami
Birim yayınları
296 →- MakaleAçık Erişim2026Geological Formation Environments of Rare Earth Elements: Examples from Around the World and Turkiye
Çimen, Okay; Dönmez, Cahit
Rare earth elements (REEs) are critical raw materials used in strategic fields such as defense, energy, electronics, lasers, and sensor technologies, and particularly in the production of permanent magnets including NdFeB and SmCo types. Since the early 2000s, the global supply of rare earth elements has become dominated by China for mining, beneficiation, and separation processes, as non-Chinese producers have lost competitiveness due to high capital requirements and the costs imposed by environmental regulations. This review addresses the geological formation environments, deposit types, and global reserve-resource distributions of REEs within an integrated framework. REE mineralization occurs within primary geological sources such as carbonatites, alkaline magmatic systems, and iron oxide copper-gold (IOCG) deposits, as well as in secondary sources including ion-adsorption clays, placers, and lateritic formations. Primary sources are generally enriched in light REEs and are characterized by high-cost production processes, whereas heavy REEs are predominantly obtained from secondary sources. Globally, REE reserves are estimated to be approximately 90-120 Mt, while potential resources are on the order of similar to 480 Mt, with China occupying a leading position in terms of both reserves and resources. In Europe, Greenland, Sweden, Finland, Norway, Germany, and Turkiye are among the regions with significant REE potential. In Turkiye, the principal REE areas defined at the deposit scale are the Eski & scedil;ehir-K & imath;z & imath;lcaoren (Beylikova) and Malatya-Kuluncak districts. These districts are associated with alkaline magmatism and display enrichment particularly in Nd and Pr (beyond La and Ce), rendering them strategically important for NdFeB permanent magnet production. Recent studies conducted by Eti Maden indicate that the Eski & scedil;ehir-K & imath;z & imath;lcaoren area hosts a large-scale resource of approximately 694 Mt with total REE grades of1.5-1.8%. The Eski & scedil;ehir-K & imath;z & imath;lcaoren area is related to the extensional tectonic regime of Western Anatolia, whereas the Malatya-Kuluncak area is associated with post-collisional alkaline magmatism of Late Cretaceous-Early Paleocene age developed within the Central Anatolian Crystalline Complex. The presence of similar alkaline systems across Turkiye indicates significant potential for REE exploration and critical mineral strategies. This synthesis provides a comprehensive geological reference framework for the development of REE exploration strategies, the diversification of global supply chains, and evaluation of Turkiyes'REE potential.
- MakaleAçık Erişim2026The New Dynamic of Global Competition: The Technological Utilization of Rare Earth Elements and Their Impact on International Relations
Durmuş, İrfan; Tam, Gürkan
Aim: This study aims to analyze the technological utilization, global reserve distribution, and production structures of rare earth elements (REEs), as well as the structural concentration and vulnerability of their supply chains, and to evaluate their implications for international relations, geopolitical power dynamics, and economic dependency. The study examines the strategic consequences of China’s dominance in global REE production and processing and develops policy recommendations regarding Türkiye’s potential integration into global value chains. Method: The research is designed as a secondary-data-based study employing a structured descriptive and comparative content analysis. Quantitative and qualitative datasets obtained from internationally recognized institutions, including the International Energy Agency (IEA), the U.S. Geological Survey (USGS), European Commission reports, and relevant national authorities, were systematically analyzed to assess reserve distribution, production concentration, and sectoral utilization patterns. Results: The findings demonstrate that REEs have evolved beyond their role as industrial raw materials and have become strategic instruments of global power projection. The high concentration of global production and processing capacity in China generates significant supply security risks and structural economic dependencies for advanced economies. While Türkiye’s declared reserve potential in Beylikova represents a substantial strategic opportunity, limitations in domestic processing capacity and high value-added manufacturing constitute major structural challenges. Conclusion: REEs have emerged as strategic commodities at the center of twenty-first-century geoeconomic competition, particularly in the contexts of energy transition, defense industries, and digital technologies. Ensuring sustainable supply security requires not only reserve diversification but also the development of refining capabilities, recycling technologies, and multilateral cooperation mechanisms. Türkiye’s ability to position itself as a reliable actor in global REE markets depends on the formulation of an integrated national strategy. Originality: This study contributes to the literature by approaching REEs through an interdisciplinary framework that integrates technological, geoeconomic, and international relations perspectives, thereby moving beyond purely geological or technical analyses.
- MakaleAçık Erişim2026Çoruh (Artvin) Halkevleri ve Halkodaları (1936-1951)
Zengin, Ersoy
Makale, Cumhuriyet Halk Fırkası tarafından 1930’lu yıllarda kurulan halkevleri ve halkodalarının Artvin (Çoruh) örneği üzerinden incelenmesini konu almaktadır. Ulus-devlet inşası sürecinde toplumu dönüştüren başlıca aracın halkevleri ve halkodaları olduğu düşünüldüğünde Artvin (Çoruh) Halkevleri ve Halkodalarının faaliyetlerini ortaya koyan bir çalışmanın olmaması Artvin tarihi için bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. 1936 yılında açılan Artvin Halkevi, Cumhuriyet devrimlerinin halka benimsetilmesi, eğitim ve kültür faaliyetlerinin yaygınlaştırılması amacıyla faaliyet göstermiştir. Başlangıçta yedi, ilerleyen yıllarda dokuz şube hâlinde örgütlenen Halkevi; dil-edebiyat, köycülük, spor, temsil, güzel sanatlar, sosyal yardım, halk dershaneleri, kütüphane, tarih ve müze gibi alanlarda önemli çalışmalar yürütmüştür. Artvin Halkevi, yerel basın, müzik, tiyatro ve spor etkinlikleriyle bölge halkının kültürel hayatını canlandırmış; aynı zamanda halkın eğitimine ve toplumsal bütünleşmesine katkıda bulunmuştur. 1937’de açılan Hopa Halkevi ve 1940 yılından itibaren Borçka, Şavşat ve Viçe’de (Fındıklı) açılan halkodaları, kırsal kesimlere kültür hizmeti götürmüştür. II. Dünya Savaşı koşulları ve mali yetersizlikler faaliyetleri sınırlasa da Halkevleri dönemin en etkin toplumsal örgütlenme araçlarından biri olmaya devam etmiştir. 1944 yılında nüfusu bini aşan nahiye ve köylerde 48 yeni halkodası açılmasına karar verilmiştir. Yeni yapılacak olan halkodalarının inşası büyük bir maliyet gerektirmiş, inşa masraflarının bir kısmını CHP Genel Sekreterliği, kalan kısmını da halkodasının yapılacağı yerin halkı üstlenmiştir. Bazı yerler hızlıca halkodalarını inşa edebilmişken bazı yerlerde maddi imkansızlıklardan dolayı inşa faaliyetleri yıllarca sürmüştür. 1945 sonrasında çok partili hayata geçişle birlikte halkevlerinin işlevi siyasallaşmış, Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle de faaliyetleri sonlandırılmıştır. Artvin Halkevi binası 1952’de ilkokula dönüştürülerek halkevleri dönemi resmen sona ermiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim202619-20. yüzyıllar arası sürgün ve iskân pratiklerinde kürt toplumsal ve geleneksel aktörlerine yönelik resmî tutumlar
Çakmak, Yalçın
Osmanlı İmparatorluğu’nun aşiretlere yönelik sür- gün ve iskân siyaseti, özellikle 18. yüzyılda yaygınlaşıp, geçirdiği çeşitli dönüşümlere rağmen devletin yıkılışına kadar sürdü. Bu politika, söz konusu dönem boyunca merkezî otoritenin taşra üzerindeki denetimini güçlendir- meye yönelik bir araç olarak kullanılmıştır. II. Abdülha- mid döneminde de devam ettirilen sürgün siyaseti, büyük ölçüde hem bir denetim hem de cezalandırma açısından aşiretlerin kontrol altına alınmasını hedeflemiştir. Abdülhamid’in tahttan indirilmesinin ardından iktida- rı ele geçiren İttihat ve Terakki Cemiyeti dönemindeyse, aşiretlere yönelik sürgün ve iskân uygulamaları yeni dö- nemin siyasal tahayyülüne uygun biçimde yeniden yapı- landırıldı. İTC’nin 1913-1918 yılları arasındaki iktidarı süresince uygulamaya konulan bu politikalar, Türk milli- yetçiliği çerçevesinde daha sistematik bir karakter kazan- mıştır. Geç Osmanlı döneminde şekillenen bu yaklaşım, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışının ardından kurulan Cumhuriyet’in erken safhalarında da zihniyet ve uygula- ma bakımından varlığını sürdürmüştür. Bu çalışmada; II. Abdülhamid’den erken Cumhuri- yet’e uzanan süreçte Kürtlerin kontrolü ve otorite karşıtı aşiretlerin tutumu kapsamında, Kürt toplumunun gele- neksel aktörlerine karşı yürütülen siyasetin ortaya konul- ması amaçlanmıştır. Bunun için de belirtilen periyotta ge- rek Osmanlı gerekse Cumhuriyet yönetimlerinin kaleme aldıkları resmî belgelerden hareketle her iki dönemde de uygulanan siyasetlerin neden ve sonuçları irdelenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026The September 6, 1917 Explosion at Haydarpaşa Port and Railway Station
Zengin, Ersoy; Yar, Ayşe
The study deals comprehensively with the explosion at the station and its effects on the course of the First World War. The main focus of the study, the explosion at the Haydarpaşa harbor and railway station, is examined within its historical context on the basis of archival documents and elaborated upon in the light of eyewitness accounts, memoirs, and contemporary sources. In the correspondence of Ottoman military and administrative officials, the explosion was evaluated as an accident. The Ottoman government’s characterization of the Haydarpaşa explosion as an accident during wartime is a strategic issue that deserves attention. First, by labeling the enemy’s successful sabotage at the capital’s most important logistical hub—the Haydarpaşa harbor and station—as an accident, the government sought to minimize the psychological impact that sabotage would have created. On the other hand, the ability of the Ottoman–Anatolian Railway Company to obtain compensation from insurance companies depended on the explosion being classified as an accident. Although archival records consistently treat the explosion as an accident, historical evidence suggests that the likelihood of it being sabotage is considerably higher.
- MakaleAçık Erişim2026Mecmû‘a-i Bektâşîye ve Muhtelif Gülbank Adlı Yazmalar Işığında Bektaşîlik Hakkında Bazı Tespitler
Altı, Aziz
Bektaşîlik, Hacı Bektâş Velî’nin takipçileri ve ardılları olan dervişler, babalar ve abdallar aracılığıyla geniş bir sahaya sirayet etmiştir. Geniş kitleler nezdinde teveccüh gören bu tarikat hakkında bilgi veren kaynaklar bulunmaktadır. Bu kaynaklardan iki tanesi ise ele alınan çalışmanın referanslarını oluşturmuştur. Mezkûr eserler Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı kataloğunun Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhı koleksiyonunda bulunmaktadır. XIX. yüzyılın sonlarına ait olan yazma eserlerden birisi “Mecmû‘a- i Bektâşîye” adını taşırken bir diğeri ise “Muhtelif Gülbank” adıyla envantere kaydedilmiştir. 2025 yılı itibariyle araştırmacıların istifadesine açılan mezkûr eserler tarafımızca yapılan taramalardan sonra tespit edilmiş ve Bektaşiliğin temel argümanlarını ortaya koymak adına mukayeseli bir şekilde çalışmada incelenmiştir. Bu iki temel eserden yola çıkılarak Hacı Bektâş Velî’nin hem yol hem soy zinciri, yaşadığı dönem, Bektaşîlik’teki Çelebi ve Bâbâgân yapılanması, On iki hizmet ve On iki post sahibi gibi konular izah edilmeye çalışılmıştır. Böylece Bektaşiliğin temel kaynaklarından olan iki eser daha ilgili başlıkları doğrultusunda Bektaşîlik çalışmalarına dahil edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgularla mevcut literatürdeki bilgiler mukayese edilmiş, halihazırdaki Bektaşîlik hakkındaki bilgilerle örtüşen ve örtüşmeyen hususların olduğu bu çalışmanın neticesinde vurgulanmıştır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2026Fakir Baykurt, Talip Apaydın ve Mahmut Makal’ın Eserlerinde Köy ve Köy Enstitüsü Deneyiminin Sosyolojik Analizi
Baykan, Pinar
Bu çalışma, Köy Enstitüleri bağlamında köy ve köylü temsillerini sosyolojik bir perspektifle incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel problematiği, enstitü kökenli yazarların köyü nasıl anlamlandırdığı ve bu temsillerin Türkiye’nin toplumsal yapısına ilişkin ne tür çıkarımlar sunduğu sorusu etrafında şekillenmektedir. Bu doğrultuda Mahmut Makal, Fakir Baykurt ve Talip Apaydın’ın eserleri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, söz konusu yazarların köyü romantize etmekten uzak, gerçekçi ve eleştirel bir bakışla ele aldıklarını göstermektedir. Makal köyün yoksulluk ve geri kalmışlık içindeki görünümünü doğrudan gözleme dayalı bir biçimde ortaya koyarken, Baykurt köyü sınıfsal ilişkiler, iktidar mekanizmaları ve direniş pratikleri üzerinden değerlendirmektedir. Apaydın ise köyü modernleşme ve makineleşme süreci bağlamında ele alarak dönüşüm dinamiklerine odaklanmaktadır. Bu farklı yaklaşımlar, köyün yalnızca mekânsal bir birim değil; toplumsal eşitsizliklerin, kültürel yapıların ve değişim süreçlerinin kesiştiği dinamik bir alan olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak çalışma, Köy Enstitüsü kökenli yazarların eserlerinin, Türkiye’de kırsal toplumun sosyolojik çözümlemesine önemli katkılar sunduğunu ve köy gerçekliğinin görünür kılınmasında belirleyici bir rol oynadığını ileri sürmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Kültürel Coğrafyalarda Postkolonyalizmin İzdüşümü
Reyhanoğulları, Müslüm
Bu çalışma, kültürel coğrafya ile postkolonyal kuram arasındaki kuramsal ve kavramsal kesişim noktalarını dikkate alarak, söz konusu her iki alanın multidisipliner etkileşim bağlamında coğrafi bilgi üretimine nasıl katkı sunduğunu tartışmaktadır. Aynı zamanda kültürel coğrafyanın kuramsal sınırlarını genişleterek coğrafi düşünceye çoğulcu, tarihsel ve eleştirel bir yön kazandırmayı ve postkolonyal coğrafyanın kültürü, mekânsal üretimi ve yeri algılama biçimlerini tartışmayı amaçlamaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren beşerî coğrafyada yaşanan epistemolojik, metodolojik ve ontolojik değişimle birlikte kültürel coğrafya mekânın fiziki boyutunu inceleyen bir alt alan olmaktan çıkmış; kimlik, kültür, temsil, iktidar, söylem ve aidiyet gibi kavramlar etrafında şekillenen eleştirel bir yönelime evrilmiştir. Bu dönüşüm süreci; coğrafi bilginin ideolojik, söylemsel ve tarihsel bağlamlar içerisinde nasıl üretildiğine dair farkındalığın artmasını sağlamıştır. Postkolonyal yaklaşım ise bu süreçte sömürgecilik deneyimlerinin ve kolonyal söylemlerin mekânın kurgulanmasındaki rolünü sorgulayan kuramsal bir araç olarak yoğun bir ilgi görmüştür. Bu anlamda kuram, özellikle Avrupamerkezli bilgi yapılarının eleştirisi ve alternatif coğrafi epistemolojilerin inşası bakımından kültürel coğrafya alanına önemli katkılar sunmuştur. Bu bağlamda çalışma nitel araştırma yaklaşımıyla ve literatür taramasına dayalı olarak yapılandırılmış; söylem, temsil ve mekân ilişkileri postkolonyal perspektiften analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Bu doğrultuda kültürel coğrafyanın postkolonyal yaklaşımla kurduğu kuramsal bağın; günümüzdeki küresel eşitsizliklerin, kimlik politikalarının ve mekânsal adaletsizliklerin anlaşılmasına yönelik önemli bir eleştirel çerçeve sunduğu söylenebilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026İklim Krizi Çağında Nükleer Caydırıcılık: Stratejik İstikrar ve Kriz Dinamikleri
Durmuş, İrfan; Özbay, Sadi Özbay; Özek, Nesrin
Bu çalışma, iklim krizi ile nükleer caydırıcılık arasındaki ilişkinin mevcut literatürde hangi mekanizmalar üzerinden kurulduğunu ve hangi analitik boşlukların sürdüğünü incelemektedir. Makale, Web of Science, Scopus, TR Dizin ve DergiPark’ta 2003–2026 dönemini kapsayan Türkçe ve İngilizce yayınları temel alan şeffaf bir yarı-sistematik literatür taramasına dayanmaktadır. Nihai sentez korpusu 33 çekirdek çalışma ile kavramsal omurgayı kuran 10 kurucu/çerçeve metinden oluşmakta ve kaynaklar tür, rol ve kanıt ağırlığına göre sınıflandırılmaktadır. İnceleme, literatürün dört tema etrafında toplandığını göstermektedir: (1) nükleer altyapının iklim kaynaklı kırılganlıkları; (2) kriz yönetimi, komuta-kontrol ve yanlış hesaplama riskleri; (3) bütçe öncelikleri, jeopolitik rekabet ve yayılma dinamikleri; (4) nükleer savaşın iklimsel sonuçları ile adalet tartışmaları. Çalışma, iklim krizinin nükleer caydırıcılığı yalnızca üsler ve tesisler üzerinde yarattığı doğrudan etkilerle değil, stratejik çevreyi daha oynak, daha maliyetli ve daha siyasal hale getirerek dönüştürdüğü sonucuna ulaşmaktadır. Bulgular ayrıca literatürün altyapı odaklı, Batı merkezli ve ikinci dereceden siyasal etkiler bakımından sınırlı kaldığını göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Galata kulesi mehterleri
Altı, Aziz
Osmanlı Devleti’nin resmi müzisyenleri olan mehter takımı 1826 yılında lağvedilene kadar görevlerini ifa etmişlerdi. Savaş ve barış gibi her ortamda müziklerini icra eden mehterler İstanbul’un farklı noktalarında teşkilatlanmışlardı. Bu yerlerden birisi de tarihi yarımada da yer alan ve şehri görebilecek hâkim bir noktada bulunan Galata Kulesi idi. Başlangıçta Cenevizliler tarafından güvenlik gerekçesiyle inşa edilen Galata Kulesi, İstanbul’un Osmanlı Devleti’nin egemenliğine geçmesiyle farklı amaçlara hizmet etmiş ve 1715 yılında ise mehterlere tahsis edilmişti. 1715 senesinde kuleye yerleştirilen mehterler yedi kişiden oluşuyordu. Mehterler arasında tablcı (davulcu), zurnacı ve nakkareci ile birlikte bir de onları idare edecek mehterbaşı bulunuyordu. Mehterler günlük on beş akçe, mehterbaşı ise yirmi akçe almaktaydı. Teşkil edilen bu yeni mehterhaneye müzik aletleri devlet tarafından temin edilmişti. Günün belli zamanlarında rutin olarak mehterlerini çalan Galata Kulesi mehterlerinin müzik aletlerinin iki senede bir değiştirilmesi kanundu. Ancak vesikalar ışığında bu kurala pek riayet edilmediği görülmektedir. XVIII. yüzyılın sonlarında Galata kulesindeki mehterhaneye büyük davul olarak adlandırılan kös konulmuştu. Böylece Galata kulesi mehterleri sultanın hakimiyetinin sembolize edilmesi, günün vakitlerinin duyurulmasının yanı sıra kuleye konulan bu kös ile olası İstanbul yangınlarını önleme amacına da hizmet etmişti. Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda kaleme alınan bu çalışmada; Galata kulesi mehterlerinin ihdası, ücretleri, atamaları ve hizmetleri ortaya konulmaya çalışılacaktır.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-28T14:33:28.709694926Z | |
| dc.date.available | 2026-10-28T14:33:28.709694926Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/27 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Edebiyat Fakültesi | tr |
| dc.title | Faculty of Letters | en |
| organization.identifier.code | munzur-edebiyat | |
| organization.unitType | faculty | |
| rdl.unit.alias | \bedebiyat fakultesi\b | |
| rdl.unit.alias | \bfac(ulty)? (of )?(letters|arts (and|&) sci\w*|literature)\b | |
| rdl.unit.alias | \b(letters|literature) fac(ulty)?\b |













