Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yayınları

6 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Mekânın Kutsallaşması; Tunceli’nin Dini Ziyaret Yerleri İle Coğrafi Fenomenlerin İlişkisi

    Çılğın, Zeynel; Kırboğa, Onur; Güner, Bülent

    Antik dünyanın animistik inanışlarından günümüze doğaya ait pek çok unsur, inançlar içerisinde değişen önemlerde kendisine yer bulmuştur. Güneş, ay, yıldızlar gibi göksel kültler ile yükseklik, dağ gibi topografik kültler ve su kültü en yaygın doğal dini temalardır. Zamanla doğa / mekân ayrılmaz biçimde inanç ile bütünleşmiş ve coğrafi mekânın bazı bölümleri kutsiyet kazanmıştır. Bir yeryüzü parçasının kutsal kabul edilmesi genellikle karma-şık bir süreç olmamakla birlikte pek çok nedenle ilgilidir. Dolayısıyla mekân içinde kutsalın kapsamı çok geniştir. Kutsal şehirler, kutsal dağlar, kutsal yapılar, kutsal nehirler, kutsal mağaralar, kutsal mezarlar bunlardan bazılarıdır. Alevî inancı içerisinde doğal kültler oldukça belirgindir. Doğa bütü-nüyle kutsaldır ve dini kişiliklerle de ilişkilidir. Nitekim Tunceli’de yaygın inanış olan Alevîlik inancında doğaya ait pek çok öge bulunmaktadır. Özellikle dini ziyaret yerleri ile coğrafi mekân ve doğal çevre arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Nitekim Tunceli’deki ziyaret yerlerinde, “sıra dışı”,“olağanüstü” ve “benzersiz” olarak yorumlanabilecek coğrafi fenomenlere sıkça rastlanmaktadır. Bu coğrafi olağanüstülük algısı, zaman içinde ilahi bir iz ve “alamet” olarak değerlendirilmiştir. Tunceli heybetli dağları, derin vadileri, coşkun akarsuları ile hayranlık uyandırıcı zengin coğrafi / topografik varlıklara sahiptir. Böylelikle doğada ilahi olanla insanı buluşturduğuna inanılan hiyerofanik yapılar ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, ülkemizde coğrafi mekânla kutsalın etkileşimi üzerine coğrafya perspektifiyle yapılan ilk çalışmalardan biridir. Çalışmanın amacı, Tunceli’deki ziyaretgâhların coğrafi çevre özelliklerini dikkate alarak, bu yerlerin kutsallık kazanmasında coğrafi fenomenlerin ve doğal çevre özelliklerinin etkisini araştırmaktır. Çalışmanın ilk bölümünde nazari çerçeve oluşturulmuş, ikinci bölüm arazi gözlem ve inceleme yöntemiyle toplanan verilerin değerlendirilmesine ayrılmıştır. Ayrıca ziyaret yerleri haritalandırılmış ve fotoğraflandırılmıştır.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Tunceli Kentinin Yeri Neden Değişmeli? Yeni Bir Lokasyon Önerisi

    Çılğın, Zeynel; Kırboğa, Onur; Güner, Bülent

    Tunceli 1935 yılında vilayet haline getirilmiştir. 1937 yılında Kalan kazası kurulmuş ve bu yeni vilayetin idari merkezi yapılmıştır. 1952 yılında “Kalan” kazasının adı Tunceli olarak değiştirilmiştir. Tunceli bütünüyle bir Cumhuriyet kentidir. Kentin kuruluşu, yamaçlarında köy yerleşimi bulunan dar ve “boş” bir plato alanına bazı resmi yapıların inşasıyla başlamıştır. Zamanla memur lojmanları ve halkın iskânıyla nüfuslanan yerleşme, kısa sürede kasaba büyüklüğüne ulaşmıştır. Bu bağlamda Tunceli kentinin kuruluş yerinin belirlenmesinde kentleşme hedeflerinden ziyade konjonktürel nedenler etkili olmuştur. Kent yerleşimi zaman içinde genişlemiş ve kuruluş yerinden taşmıştır. Günümüzde kent 8 mahallesiyle 27 km²’lik bir alanda yayılış göstermektedir. Nüfusu 36 bin kişidir (2023). Kent, topografik engeller nedeniyle büyük ölçüde riskli zeminler üzerinde gelişmektedir. Zaman zaman gerçekleşen kütle hareketleri ve Yedisu Fayı’nın yakın vadede üretmesi beklenen yıkıcı deprem, yerleşmeleri tehdit etmektedir. Kent yerleşimi, beklenen deprem ve kentleşmeyi olumsuz etkileyen topografyası nedeniyle 15 km kadar güneye, Yeniköy mevkiine taşınmalıdır. Yeniköy mevkii 87 km² kadar alanıyla sağlıklı bir kentsel yapılaşma için jeolojik, topografik ve ulaşım altyapısı açısından oldukça elverişli özelliklere sahiptir. Bu çalışma mevcut kent yerleşmesinin bulunduğu yer nedeniyle karşı karşıya olduğu sorunları ve önerilen yeni kent alanının niteliklerini belirleyerek, kentin geleceğine ilişkin bir vizyon oluşturmayı amaçlamaktadır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    Geography of OBOR Attempt

    Güner, Bulent

    OBOR attempt has manifested the force of Chinese geopolitics and geoeconomics. OBOR is a project where China places in its center and also involves Asia, Europe, Middle East and partly the Africa. Transportation networks, telecommunication, energy networks with the international integration are aimed at this project. OBOR attempt has pretty large territorial limits. It covers 69 member countries, 65% of the world population, 42% of the world's GDP, 75% of the energy reserves known, 40% of the square measure of lands of the world. China has planned the attempt to bring into force in 2049 when will be the 100th year of the foundation of PRC by completing the infrastructure investments within 30-35 years. Much as completing the project has extended over a period, China targets to reach $ 2,5 trillion of annual trade volume among OBOR countries within ten years. OBOR must not be seen as just composed of the infrastructure projects. It is observed that the attempt is going to turn into an international integration by the adaptation in commercial law, establishing free trade areas, and the customs treatises. This paper aims to analyze OBOR attempt that is the subject of the geographical location of the developing processes.

    AtıfWoS1
    Web of Scienceİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    Obor girişimi’nin coğrafyası

    Güner, Bülent

    OBOR (One Belt One Road-Bir Kuşak Bir Yol) Girişimi, Çin jeopolitiği ve jeoekonomisinin bir gereği olarak ortaya çıkmıştır. OBOR, merkezinde Çin’in yer aldığı Asya, Avrupa, Orta Doğu ve kısmen Afrika’yı da kapsayan, ulaşım ağları, telekomünikasyon ve enerji ağları ile uluslararası entegrasyonun hedeflendiği bir projedir. OBOR girişimi oldukça geniş bir coğrafi sınıra sahiptir. 69 üye ülkeyi, dünya nüfusunun % 65’ini, dünya GYSYH’nIn % 42’sini, bilinen enerji rezervlerinin % 75’ini, dünya kara yüzölçümünün % 40 kadarını kapsamaktadır. Çin, OBOR sürecinde altyapı yatırımlarını 30-35 yılda tamamlamayarak, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı olan 2049’da, girişime tüm yönlerliyle işlerlik kazandırmayı planlamaktadır. Projelerin tamamlanması uzun vadeye yayılsa da, Çin on yıl içinde OBOR ülkeleri arasında 2.5 trilyon ABD Doları değerinde yıllık ticaret hacmine ulaşmayı hedeflemektedir. OBOR süreci yalnızca altyapı projelerinden ibaret olarak görülmemelidir. Girişimin zaman içerisinde ticaret hukukunda uyum, serbest ticaret bölgeleri oluşturma, gümrük anlaşmalarıyla uluslararası bir entegrasyona dönüşeceği görülmektedir. Bu çalışma, pek çok yönüyle coğrafi mekânın konusu olan OBOR Girişimi’ni, gelişen süreçlerle birlikte irdelemeyi amaçlamaktadır.

    AtıfTR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2017Scopus SJRQ2
    Survey of wild food plants for human consumption in Bingöl (Turkey)

    Polat, Rıdvan; Güner, Bülent; Babacan, Ebru Yüce; Çakılcıoğlu, Uğur

    This study focused on the wild plants traditionally used for human consumption in Bingöl and its aim is to present data about the folk botanical knowledge and to give about their development in relation to plant resources and traditionally food culture. The information about the use of wild edible plants was collected from 6 different open-air-markets and 13 villages in the city during two-year period (2012-2013), through unstructured interviews. In this study, a total of 61 wild food plant taxa belonging to 25 families were established and also plant parts used, ethnographic data related to vernacular names, traditional use were recorded. Family Rosaceae is represented by the highest number of taxa (9), followed by Lamiaceae (8), Astaraceae (7), Apiaceae (6), Fabaceae (4) and Polygonaceae (3). The study showed that the plants used are either eaten raw, cooked by boiling in water, frying in oil or baked to be served as dishes such as stew, salad as hot drink. During this ethnobotanical research, it was verified that wild edible plants play an important role in diet in Bingöl. Furthermore, during our study Heracleum pastinacifolium C. Koch, Origanum acutidens (Hand.-Mazz.). Letsw, Prunus kurdica Fenzl ex Fritsch, Quercus petraea subsp. pinnatiloba (K. Koch) Menitsky has been recorded as endemic wild food plant taxa from Bingöl.

    AtıfScopus43
    Scopusİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Aquafishing in Keban Dam Lake

    Güner, Bülent

    The world food production is being tried to be increased in various ways depending on the increasing world population. In this context, there is an increase in the production of aquaculture In every country of the world aquatic products are widely consumed because of high nutrient value protein source. Today aquaculture production is made in inland water ways hunting and culture methods with widely produced as well as seas and oceans. Since 1990s, in Turkey culturefishing has showed a rapid development. Keban dam is an important hydroelectric dam and after 2000, it has become an important internal waters fishproduction of our country. Its production capacity has reached 40.000 tons/year in 2014. Fishes which are produced area so exported. Fishing activities carrying out in Keban dam have constituted a new imployment field in the provinces of Erzincan, Elazığ, Tunceli

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-28T14:35:22.937078522Z
dc.date.available2026-10-28T14:35:22.937078522Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/295
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleGüner, Bülent
person.affiliation.nameEdebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü, Beşeri ve İktisadi Coğrafya Anabilim Dalı
person.familyNameGüner
person.givenNameBülent
person.jobTitleDoç. Dr.
person.statusverified