Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yayınları
18 →- MakaleAçık Erişim2026Mekânın Kutsallaşması; Tunceli’nin Dini Ziyaret Yerleri İle Coğrafi Fenomenlerin İlişkisi
Çılğın, Zeynel; Kırboğa, Onur; Güner, Bülent
Antik dünyanın animistik inanışlarından günümüze doğaya ait pek çok unsur, inançlar içerisinde değişen önemlerde kendisine yer bulmuştur. Güneş, ay, yıldızlar gibi göksel kültler ile yükseklik, dağ gibi topografik kültler ve su kültü en yaygın doğal dini temalardır. Zamanla doğa / mekân ayrılmaz biçimde inanç ile bütünleşmiş ve coğrafi mekânın bazı bölümleri kutsiyet kazanmıştır. Bir yeryüzü parçasının kutsal kabul edilmesi genellikle karma-şık bir süreç olmamakla birlikte pek çok nedenle ilgilidir. Dolayısıyla mekân içinde kutsalın kapsamı çok geniştir. Kutsal şehirler, kutsal dağlar, kutsal yapılar, kutsal nehirler, kutsal mağaralar, kutsal mezarlar bunlardan bazılarıdır. Alevî inancı içerisinde doğal kültler oldukça belirgindir. Doğa bütü-nüyle kutsaldır ve dini kişiliklerle de ilişkilidir. Nitekim Tunceli’de yaygın inanış olan Alevîlik inancında doğaya ait pek çok öge bulunmaktadır. Özellikle dini ziyaret yerleri ile coğrafi mekân ve doğal çevre arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Nitekim Tunceli’deki ziyaret yerlerinde, “sıra dışı”,“olağanüstü” ve “benzersiz” olarak yorumlanabilecek coğrafi fenomenlere sıkça rastlanmaktadır. Bu coğrafi olağanüstülük algısı, zaman içinde ilahi bir iz ve “alamet” olarak değerlendirilmiştir. Tunceli heybetli dağları, derin vadileri, coşkun akarsuları ile hayranlık uyandırıcı zengin coğrafi / topografik varlıklara sahiptir. Böylelikle doğada ilahi olanla insanı buluşturduğuna inanılan hiyerofanik yapılar ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, ülkemizde coğrafi mekânla kutsalın etkileşimi üzerine coğrafya perspektifiyle yapılan ilk çalışmalardan biridir. Çalışmanın amacı, Tunceli’deki ziyaretgâhların coğrafi çevre özelliklerini dikkate alarak, bu yerlerin kutsallık kazanmasında coğrafi fenomenlerin ve doğal çevre özelliklerinin etkisini araştırmaktır. Çalışmanın ilk bölümünde nazari çerçeve oluşturulmuş, ikinci bölüm arazi gözlem ve inceleme yöntemiyle toplanan verilerin değerlendirilmesine ayrılmıştır. Ayrıca ziyaret yerleri haritalandırılmış ve fotoğraflandırılmıştır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Tunceli Kentinin Yeri Neden Değişmeli? Yeni Bir Lokasyon Önerisi
Çılğın, Zeynel; Kırboğa, Onur; Güner, Bülent
Tunceli 1935 yılında vilayet haline getirilmiştir. 1937 yılında Kalan kazası kurulmuş ve bu yeni vilayetin idari merkezi yapılmıştır. 1952 yılında “Kalan” kazasının adı Tunceli olarak değiştirilmiştir. Tunceli bütünüyle bir Cumhuriyet kentidir. Kentin kuruluşu, yamaçlarında köy yerleşimi bulunan dar ve “boş” bir plato alanına bazı resmi yapıların inşasıyla başlamıştır. Zamanla memur lojmanları ve halkın iskânıyla nüfuslanan yerleşme, kısa sürede kasaba büyüklüğüne ulaşmıştır. Bu bağlamda Tunceli kentinin kuruluş yerinin belirlenmesinde kentleşme hedeflerinden ziyade konjonktürel nedenler etkili olmuştur. Kent yerleşimi zaman içinde genişlemiş ve kuruluş yerinden taşmıştır. Günümüzde kent 8 mahallesiyle 27 km²’lik bir alanda yayılış göstermektedir. Nüfusu 36 bin kişidir (2023). Kent, topografik engeller nedeniyle büyük ölçüde riskli zeminler üzerinde gelişmektedir. Zaman zaman gerçekleşen kütle hareketleri ve Yedisu Fayı’nın yakın vadede üretmesi beklenen yıkıcı deprem, yerleşmeleri tehdit etmektedir. Kent yerleşimi, beklenen deprem ve kentleşmeyi olumsuz etkileyen topografyası nedeniyle 15 km kadar güneye, Yeniköy mevkiine taşınmalıdır. Yeniköy mevkii 87 km² kadar alanıyla sağlıklı bir kentsel yapılaşma için jeolojik, topografik ve ulaşım altyapısı açısından oldukça elverişli özelliklere sahiptir. Bu çalışma mevcut kent yerleşmesinin bulunduğu yer nedeniyle karşı karşıya olduğu sorunları ve önerilen yeni kent alanının niteliklerini belirleyerek, kentin geleceğine ilişkin bir vizyon oluşturmayı amaçlamaktadır.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ1Late pleistocene glacial history of Mount Karadağ, SW Türkiye
Bayrakdar, Cihan; Çılğın, Zeynel; Sarış, Faize; Yeşilyurt, Serdar; Keserci, Ferhat; Büyükdeniz, Yusuf; Halis, Onur; Vockenhuber, Christof; Ivy-Ochs, Susan; Akçar, Naki
Glacial landforms in the southwestern part of the Anatolian Peninsula are found at lower elevations than the rest, suggesting that glaciers were present during the Late Pleistocene. Karadağ, located west of the Western Taurus Mountains, provides evidence of the climatic conditions that facilitated this extensive glaciation. It is characterized by numerous peaks exceeding 2300 m above sea level (asl), with the highest peak reaching 2418 m, making it the region's largest glaciation area. This high mountain mass is composed mainly of limestone and dolomite. This study focuses on the glacial landforms in Karadağ to reconstruct the Late Pleistocene glacial chronology and palaeoclimate of the Western Taurus Mountains. We employed detailed UAV photogrammetry, extensive fieldwork and mapping, surface exposure dating with cosmogenic 36Cl, meteorological measurements, palaeoglacier reconstruction, and palaeo-equilibrium line altitude (pELA) calculations. Karadağ, a topographic barrier to humid air masses from the Mediterranean Sea, ranks as the second wettest area in the Western Taurus Mountains. At a meteorological station we installed in Karadağ, an annual precipitation of 1700 mm or more was recorded, highlighting its significant precipitation. In Karadağ, we have identified two glacial valleys with a maximum length of 4.5 km and six cirques. The glaciers reached their maximum extent around 22.4 ± 2.8 ka during the Last Glacial Maximum (LGM), facilitated by the lowering of the pELA to 2090 m. During the LGM, the glaciers covered an area of approximately 3.5 km2 and reached a maximum thickness of about 140 m. Sample TRKR 10 at 2015 m probably belongs to the LGM period. Although a single sample does not conclude definitive conclusions, the presence of the moraine at its highest position indicates the maximum thickness of the glacier. Following the LGM, two more significant glacier advances occurred during the Lateglacial (15.5 ± 2.7 ka) and the Younger Dryas (12.4 ± 1.1 ka). During the late Pleistocene glaciations, and especially during the LGM, Karadağ probably received more precipitation than today, leading to the formation of glaciers at relatively lower elevations than on the Anatolian Peninsula.
AtıfScopus4OpenAlex10İncele
- MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ1Morphometric characteristics of glacial cirques and former glaciers in the Geyik Mountains, Western Taurus, Türkiye
Çılğın, Zeynel; Evans, Ian S.; Keserci, Ferhat; Canpolat, Ergin; Bayrakdar, Cihan
Using the Glacier reconstruction (GlaRe) toolbox, reconstructions of former glaciers in the Geyik Mountains, part of the Taurus Mountain system in southern Türkiye, show that an area of 132.5 km2 was glaciated in the last major glaciation, which left clear terminal and hummocky moraines. Glaciers were 1.4 to 12 km long and those from 49 cirques merged to form a broad 75 km2 piedmont glacier in the Namaras Valley, up to 400 m thick. A thorough analysis of morphometry of the 98 Geyik cirques, using the revised Automated Cirque Metric Extraction version 2 (ACME2) toolbox, shows that they are relatively small, with limited widths: the median length/width ratio of 1.29 is unusually high. With size, length and width increase faster than depth, demonstrating strong static allometry. Maximum slope averages 59°, minimum 3.3° and axial 25°. A combination of low hypsometric integral, high axial profile closure and high axial height-length integral is proposed as a measure of cirque development. The main summits are on sharp ridges on cirque crests, showing that they have been lowered by glacial erosion (by cirque development). Glaciation was strongly asymmetric, with cirque vector mean aspect between northeast and north-northeast. This shows the dominance of solar radiation effects, with some modification from westerly winds. Glacier palaeo- Equilibrium Line Altitudes (pELAs) rise northeastwards and cirque floor minimum altitudes (CFAs) rise toward east-northeast, both showing the importance of moist air from the Mediterranean, 38–55 km to the southwest. pELA averages 2208 m above sea level (a.s.l.) (2277 m area-weighted); CFA averages 2234 m. CFA varies mainly with summit altitudes; where related palaeoglaciers are short CFA is somewhat below pELA, but for longer ones it is above. The most likely palaeoclimate to form these glaciers involves a precipitation increase of 53–72 % with a temperature fall of 8 °C compared with present-day. The cirques formed under similar or less severe conditions.
AtıfScopus7OpenAlex15İncele
- MakaleAçık Erişim2023Kovacık, Emerdin ve Dumanlı Dağları’ında (Batı Toroslar) Geç Pleyistosen Buzullaşmaları
Canpolat, Ergin; Çılğın, Zeynel; Bayrakdar, Cihan; Keserci, Ferhat
Anadolu’nun farklı bölgelerindeki yüksek dağ kütleleri Kuvaterner buzullaşmalarının etkisinde kalmış ve gelişen buzulların bazıları günümüze kadar ulaşmış, iklim değişikliği etkisiyle ortadan kalkan buzulların oluşturduğu yer şekilleri ise çoğu sahada korunmuştur. Türkiye’de literatürde henüz yer almamış farklı büyüklükte buzul sahalarının varlığı son yıllarda yapılan çalışmalarla ortaya konmaktadır. Bu çalışma da yeni buzullaşma sahalarının varlığını ortaya koyan bir yaklaşıma sahip olup, Batı Toroslarda yer alan ve Antalya Körfezinin kuzeyinde bulunan Kovacık Dağı (2288 m), Emerdin Dağı (2405 m) ve Dumanlı Dağı (2311 m) üzerinde oluşan buzullaşmaları konu etmektedir. Bu kapsamda, Kovacık, Emerdin ve Dumanlı Dağlarında Geç Kuvaterner buzullaşmalarının sonucu olarak ortaya çıkan başta sirk ve moren sırtları olmak üzere buzul morfolojisine ait izler topografya haritaları, insansız hava araçları ve detaylı arazi çalışmaları ile haritalanmış, hassas veriler üzerinde geçmişe ait buzul rekonstrüksiyonları ve kalıcı kar sınırı hesaplamaları yapılarak buzulların ulaşmış olduğu seviyeler ve buzullara ait özelliklerin ortaya konması amaçlanmıştır. Buradaki buzullaşmalar sirk buzullaşmaları tarzında olup, daha çok kuzeye bakan ve yarılmanın fazla olduğu yüksek yamaçlarda gelişmiştir. Kovacık Dağında 2, Emerdin Dağında 3 ve Dumanlı Dağında 2 olmak üzere toplam 7 sirk ve bu sirklerin önünde yer alan moren sırtlarından oluşan sınırlı buzullaşma izleri bulunmaktadır. Üç dağın toplam buzullaşma alanı ~ 2,87 km2 olarak belirlenmiş, kalıcı kar sınırı Kovacık Dağında ~1825 m; Emerdin Dağında ~2055 ve Dumanlı Dağında ~1840 m hesaplanmıştır. Kalıcı kar sınır değerleri Türkiye’de bilinen en alçak kalıcı kar sınırı seviyelerini oluşturmaktadır. Kovacık Dağında buzul uzunluklarının yaklaşık 1500 m’ye kadar ve ortalama kalınlıklarının ~46 m’ye ulaştığı belirlenmiştir. Kovacık 1 (Çeşgar) Sirkinde bulunan buzul ~1640 m seviyesine kadar inmiştir. Emerdin Dağı ise buzulların ortalama kalınlıklarının ~50 m’ye ulaştığı, Kızılsırt Sirkinden çıkan buzul dilinin ~1760 m seviyesine kadar indiği belirlenmiştir. Dumanlı Dağında ise buzulların, ortalama kalınlıklarının ~35 m’ye ulaştığı ve Dumanlı 1 Sirkinden çıkan buzul dilinin ~1600 m seviyesine kadar indiği anlaşılmıştır.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Geyik Dağı güncel buzulları ve morfometrik özellikleri
Canpolat, Ergin; Çılğın, Zeynel; Bayrakdar, Cihan; Bozdoğan, Mahsum; Keserci, Ferhat; Güngör, Gülan
Geyik Dağları, Geç Kuvaterner boyunca yoğun ve tekrarlanan buzullaşmalara maruz kalmıştır. Güncel bir buzulun varlığı bölgede yapılan daha önceki çalışmalarda doğrulanmamış veya tespit edilememiştir. Bölgede yerel gezgin olan Hasan Hüseyin Kahrıman’nın 27 Ekim 2023 tarihinde buzul varlığını sosyal medya aracılığı ile aktarması üzerine buzulları tanımlamak ve yerlerini belir- lemek için uzaktan algılama yöntemleri kullanılmış ve Geyik Dağı’na yapılan arazi çalışması ile güncel buzulların varlıkları doğrulanmıştır. Bu çalışma aynı zamanda bilimsel olarak Geyik Dağı’nda güncel bir buzulun varlığını tanımlayan ve doğrulayan ilk çalışmadır. Belirlenen yayılış alanları üze- rinden buzul modellemesi, ELA (Equilibrium Line Al titude) hesaplama araçları, bakı ve eğim in- tersect (kesiştirme) analizleri ile sirk morfometrisi yöntemleri kullanılarak buzulların ve içerisinde yer aldıkları sirkler ile yakın çevresinin özellikleri nicel verilerle ortaya konulmuştur. Buzul model- lemesi neticesinde Geyik Orta Buzulu’nun toplam 6000 (±300) m2, Doğu Buzulu’nun 2030 (±100) m2 toplamda ise Geyik Dağı’ndaki buzulların 8030 (±480) m2 alana sahip olduğu tespit edilmiştir. Buzulların ortalama olarak uzunlukları 98 m (metre), ELA değeri ise 2619 m olarak hesaplanmıştır. Buzulların 12-30 ̊ eğim değerleri arasında ve tamamen kuzey bakılı alanlarda bulundukları tespit edilmiştir. Buzullar ve sirklerin morfolojik özellikleri, yüksek rakım, bakı özellikleri ve yüksek kar birikimi Geyik Dağı’ndaki buzulların bu kesimlerde korunmasına pozitif olarak etki etmiştir. Bu- zullar üzerinde yapılan karşılaştırmalı uydu görüntülerinde 06.09.2010 tarihinden günümüze kadar buzulların alansal olarak %50’sinden fazlasının eridiği ve önümüzdeki yıllarda etkisini giderek arttı- ran küresel ısınma ile beraber 5 yıl içerisinde tamamen ortadan kalkacağı tahmin edilmektedir.
AtıfOpenAlex11TR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2023Scopus SJRQ1Modeling the form, distribution and paleoclimatic implications of former glaciers in the Teke Peninsula (Eastern Mediterranean, Turkey)
Keserci, Ferhat; Bayrakdar, Cihan; Çılğın, Zeynel; Evans, Ian S.
The Western Taurus Mountains on the Teke Peninsula, Southwestern Turkey, saw substantial glaciation in the late Quaternary period. Accurate reconstructions of former glacier extent in this relatively marginal area of glaciation are important for establishing the paleoclimate in the Eastern Mediterranean Basin. From west to east, the mountains of Sandıras, Karadağ, Akdağ (Kaş), and Beydağları preserve clear evidence of cirques and moraines, representing glacial valley land systems. This study used calculation tools for Glacier Reconstruction, (GlaRe) and Equilibrium Line Altitude (ELA), with glacier outlines based on the geomorphological evidence and Digital Elevation Models (DEMs), to determine the distribution and ELAs of former glaciers and to estimate paleotemperature and paleo-precipitation during the maximum ice extent. The results are analyzed at three scales: for each glacier, between glaciers and between mountain ranges. While the glaciation was at its peak, we estimate that glaciers covered a total area of 26.4 km2 (1.28 ± 0.08 km2 on Sandıras Mountain, 3.86 ± 0.23 km2 on Karadağ, 16.17 ± 0.970 km2 on Akdağ (Kaş), and 5.09 ± 0.30 km2 in Beydağları): the longest glacier was in Akdağ (Kaş) with a length of 5787 m. Average paleo-ELA (pELA) was calculated as 2077 m a.s.l in Sandıras, 2097 m a.s.l in Karadağ, 2565 m a.s.l in Akdağ (Kaş), and 2468 m a.s.l in Beydağları. Glacier modeling estimated that the maximum ice thickness in Akdağ was 240 m ± 14, and the average thickness 75 ± 4 m. Among these mountains, Karadağ had the lowest elevation to which glaciers descended (1760 ± 16 m a.s.l). Topographic analyses revealed that glaciers formed in the four mountains mostly in the North-facing localities with highest slope values of 18 to 30°. During the maximum glaciation period air temperature depression has been estimated as 8 to 9° Celsius; That required a precipitation increase of some 40 to 60 % compared to present, to produce the former glaciers mapped in the Teke Peninsula.
AtıfScopus10WoS9OpenAlex17İncele
- MakaleYalnız künye2021Scopus SJRQ1The form, distribution and palaeoclimatic implications of cirques in southwest Turkey (Western Taurus)
Evans, I.S.; Çılğın, Z.; Bayrakdar, C.; Canpolat, E.
The Taurus Mountains of southwest Turkey are split into numerous separated ranges, of which eleven supported former glaciers. We describe cirques and related moraines in four new locations, as well as those in seven ranges where glaciation was previously known. This gives a complete inventory of the 85 cirques in southwest Turkey. These are comparable in size to those elsewhere, but narrower and often less developed. Lengths averaging 672 m are high relative to widths of 542 m. Overall axial gradients average 22.4°. Cirque floor altitudes are controlled largely by altitudes of the mountains above, but they also vary in relation to precipitation, in sympathy with ELAs (Equilibrium Line Altitudes) of former glaciers. In most ranges where glaciers were short (extending little beyond cirques), ELA can be predicted from mean mid-floor altitude. Our observations demonstrate lower ELAs than in previous literature. Both ELAs and cirque floors rise eastward in the west, and northward inland from the coast. This supports the importance of winds from the west and southwest, off the Mediterranean Sea, bringing LGM (Last Glacial Maximum) conditions wetter than present to mountains near the coast. Cirques face on average a little east of north, showing the effects of shade and differential solar radiation receipt.
AtıfScopus21OpenAlex31İncele
- MakaleYalnız künye2020JEOMORFOTURİZM POTANSİYELİ BAKIMINDAN EMECİK KANYONU - ŞELALESİ(Çameli, Denizli)
Canpolat, Ergin; Çılğın, Zeynel; Bayrakdar, Cihan
Yeryüzünün biçimlenme süreçlerine ait izler taşıyan jeomorfolojik şekiller, az bulunur veya özel birtakım niteliklere sahip olabilirler. Bu tip yeryüzü şekillerini görmek veya bu şekillerin oluşturduğu ortamın içerisinde bulunmak, turizmde son yıllarda giderek daha fazla önem taşıyan bir rekreasyon tipi olmaktadır. Jeomorfolojik turizm veya jeomorfoturizm diyebileceğimiz bu turizm formatı açısından özelliklerini irdelediğimiz Emecik Kanyonu, Denizli’nin Çameli ilçesi Emecik Köyü kuzeyinde yer alır. Kanyon, çoğunluğunu Pliosen konglomeralarının oluşturduğu litolojik birimler içerisinde açılmış, dik yamaçlı ve yer yer 2-3 metrelere kadar daralır. Kanyon içerisinde şelale ve dev kazanı yer alır. Kanyon, bu nitelikleri ile halihazırda günübirlikçiler ve turistlerin ilgi odağı olmaktadır. Emecik Kanyonu’nun jeomorfoturizm potansiyelinin belirlenmesinin amaçlandığı bu çalışmada, kanyona ait jeomorfolojik özellikler, kanyonun bilimsel, manzara ve estetik değeri, tarihi ve kültürel değeri, ekonomik / turizm değeri, tehlike ve riskler gibi açılardan değerlendirilmiştir. Kanyonun güncel olarak gördüğü ilginin tespiti amacıyla sosyal medya mecralarında araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışma ve değerlendirmeler sonucunda; Emecik Kanyonu’nun jeomorfolojik niteliklerinin bilimsel ve eğitsel açıdan özgün değerler taşıdığı, jeomorfolojik koşulların kanyon yamaçları ve tabanında kendine özgü ekosistem oluşturduğu, kanyona olan ilginin giderek arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Kanyon içerisinde değişik noktalardaki görsel ve estetik unsurlara ek olarak; yörede kendine özgü mimarileri ile dikkati çeken köprülerin, mağara ve inlere atfen ifade edilen rivayetlerin kattığı kültürel özelliklerin turizm potansiyelinin artmasındaki diğer özellikler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bilgi ve değerlendirmeler ile kanyon içerisinde, özellikleri ile ön plana çıkan bazı öğeler jeosit veya jeomorfosit olarak işaretlenmiştir. Uzun ve kısa olmak üzere iki adet yürüyüş parkuru önerilmiştir. Kanyonun ve yakın çevresinin sürdürülebilir bir turizm kaynağı olması için başta yöre halkının bilgilendirilmesi gerektiği, mevcut turizm potansiyeli ve artabilecek ilgi göz önünde bulundurularak, turistlerin birtakım ihtiyaçlarını karşılayacakları ortamların oluşturulması, bilgilendirme ve yönlendirme uyarı ve işaretlemelerin yapılması gerektiği önerilmiştir. Kanyonda özellikle kaya düşmeleri, ani gelişebilecek sel ve taşkınlar gibi tehlike ve riskler için önlem ve uyarı mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiği öneriler arasındadır.
AtıfOpenAlex16TR Dizin12
İncele - MakaleAçık Erişim2020Morphometric characteristics of the glacial cirques in the Teke Peninsula, Southwestern Anatolia
Çılğın, Zeynel; Bayrakdar, Cihan
The morphometric characteristics of the 31 glacial cirques found on Mount Sandıras, Mount Kara-dağ, Mount Akdağ and the Beydağları mountains on the Teke Peninsula are examined in terms ofto their sizes, altitudes, aspects and slope along with their location according to glacial valleys andtheir grade (developmental stages) in the context of morphometric parameters. The cirques formedat various altitudes depending on the equilibrium line altitude (ELA) of each mountain during theglaciation. They evolved in accordance with the preglacial topography, elevation and shadow effectand acquired different dimensions. Approximately 80% of the cirques formed in the N, NE and NWdirections, where there was less exposure to solar radiation and shadow effects."Cirques in the re -gion have an average floor elevation of 2450 m and they could develop at lower elevations in thenorth-facing slopes (e.g.,~1950 m)". Average values of ~ 650 m in length, ~ 500 m in width and ~0,30 km² in area are derived from the morphometric measurements of the cirques. It was seen thatthe length of the cirques was slightly longer than the width. However, the high circularity ratiomeans that the cirques are mainly round and similar to a circular shape. Cirques have been classifiedaccording to their position in glacial valleys, such as at the head of a glacial valley, on the slopes ofa glacial valley and isolated area from the glacial valleys and according to their form in plan suchas cirque troughs, simple, staircase and compound cirques. 24 of the cirques are in the 2nd and3rd grade of development, indicating intermediate growth. The development of the cirques in eachmountain has been different, and the cirques in Akdağ have been more evolved and have more cir-ques than those of the other mountains. The shadow effect and altitude on the development of thecirques were largely determinant, however the climatic conditions, in particular the amount of pre-cipitation, had a significant influence on the extent of the glaciation and the growth of the cirques.
AtıfOpenAlex11TR Dizin7
İncele
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-28T14:35:24.361762134Z | |
| dc.date.available | 2026-10-28T14:35:24.361762134Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/298 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Çılğın, Zeynel | |
| person.affiliation.name | Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü, Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı | |
| person.familyName | Çılğın | |
| person.givenName | Zeynel | |
| person.identifier.yok | 836397F21D8481AD | |
| person.jobTitle | Doç. Dr. | |
| person.name.variant | Çılğın, Z. | |
| person.status | verified | |
| person.url | https://akademik.yok.gov.tr/AkademikArama/AkademisyenGorevOgrenimBilgileri?islem=direct&authorId=836397F21D8481AD |


