Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Araştırmacılar(5)
Birim yayınları
14 →- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ1Affective States of Academics: The Dissolving Fantasy of the ‘Good Academy’
Gülçiçek, Demet; Erdoğan, Emine
Drawing on the affective trajectories of academics in social science and humanities departments, this article asks how they imagine a ‘good academy’ and how they navigate the tension between that imagination and the demands of contemporary university regulations. Based on sixteen in-depth interviews with early-career researchers in Ankara, Turkey, it traces how academics narrate their affective relationship with the academy. Bringing together Berlant's conceptualisation of cruel optimism and Ngai's analysis of low-key affective states such as ugly feelings, the article shows that the attachment to the good academy is narrated as something that obstructs flourishing due to the institutional demands in higher education. This in-betweenness is analysed in relation to loosening attachment to the academy that is produced by a mood of irritation.
- MakaleAçık Erişim2025Gulâm Huseyn Sâidî’nin ‘‘Top’’ Adlı Romanında İran’da Meşrutiyet Dönemi
Şeker, Melike
İran edebiyatının önemli isimlerinden Gulâm Huseyn Sâidî’nin Top adlı romanı, İran tarihinin meşrutiyete geçiş dönemine ilişkin tarihsel anlatıları farklı bir bağlamda yorumlama imkânı tanıyan edebi bir eserdir. 19. yüzyıl tarihsel koşullarında günümüz İranı’nın Azerbaycan bölgesinde Meşrutiyet döneminin etkilerini tasvir eden Sâidî romanında değişimi top metaforu ile işlemektedir. Romanda anlatının merkezinde bulunan top metaforu hem çağın yeniliklerini hem de halkın çağın yeniliklerine karşı muhalefetini temsil etmektedir. İran tarihinin önemli bir dönemini işleyen roman ekonomi-politik dönüşümlerin toplumsal süreçlere etkisini konu edinmektedir. İran’a kuzey bölgesinden komşu Çarlık Rusya’nın sömürgeci bir güç olarak nüfuz alanını genişletme politikasının etkisi bağlamında işleyen roman, Avrupa merkezli kapitalist ekonominin Rusya aracılığıyla bölgede neden olduğu dönüşümlerin dinamiklerini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Sâidî’nin romanı edebi bir eser olmanın ötesinde tarihsel bir döneme ışık tutan önemli kaynak niteliğindedir. Bu makale, Gulâm Huseyn Sâidî’nin Top isimli romanını İran’ın Meşrutiyet dönemine geçiş süreciyle ilişkili ele alarak yaşanan toplumsal ve siyasal dönüşümlerin makro-tarihsel koşullarla ilişkisini kurmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda çalışma, Çarlık Rusya’nın İran coğrafyasındaki sömürgeci etkisini romanın olay örgüsünün geçtiği İran’ın kuzeybatı Azerbaycan bölgesindeki politikaları kapsamında ele almaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Symbols Regarding the Perception of Faith in Indoor and Outdoor Spaces of Alevis in the United Kingdom
Çobanoğlu, Yavuz
Cultures are showcases of symbols. Every culture is the carrier of all the symbols, tangible or intangible, of the community to which it belongs. Here symbols become clusters in which social meanings are hidden over time. However, we now live in a world where the image overrides all kinds of meanings. In such a world, symbols are the first condition of ‘being visible’ for collective cultural identities. Especially for cultural communities living as ‘minorities’ far away from their homeland, ‘being visible’ is no longer only a matter of legitimacy, but also a matter of existence. One of the solutions to this problem for these communities can be said to be the use of symbols in their social spaces. From this point of view, symbols (and the symbolism produced through them) also have some functional features. A similar functionality applies to the meanings of concepts in the mind. Indeed, meaning is not a simple bundle of thoughts living in the mind, but a unifying element that establishes commonalities. Based on many of the findings of a year- long field research in the United Kingdom, this article is interested in the functional characteristics of the symbols used by the Alevi community in the interior and exterior spaces of the Alevi community in this country. The questions of how Alevi identity is constructed, produced and transmitted through cultural symbols in Alevi spaces in the UK constitute the limits of interest of the article. Throughout the study, the discourse analysis method has been chosen as the most appropriate research technique for sub-meaning readings of symbols. The ultimate aim of the following article around this interest is to reveal the symbolic expressions of Alevi identity far from the homeland, thus offering new contributions to the field of Alevism studies.
- MakaleYalnız künye2024İran ve Türkiye’nin Kapitalist Dünya Ekonomisiyle Bütünleşme Süreçlerinin Karşılaştırılması: Eğitim Reformu Örneği (1923-1941)
Şeker, Melike
Bu çalışma, İran’da Rıza Şah Pehlevi ve Türkiye’de Mustafa Kemal’in kurucu liderliğini yaptıkları devletlerde (1923-1941) uygulanan eğitim reformlarıyla bu ülkelerin kapitalist dünya ekonomisiyle bütünleşme biçim ve yoğunlukları arasındaki paralelliklere dikkat çekmeyi hedeflemektedir. 16. yüzyılda Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’nın dar bir bölgesinde konumlanan Avrupa dünya ekonomisi kendi iç yapılarını geliştirerek kesintili de olsa düzenli bir gelişme göstermiştir. 19. yüzyılda kendi yuvasından çıkarak dünyanın farklı bölgelerini bünyesine dâhil eden kapitalist ekonomi (modern) kapitalist dünya ekonomisi haline gelmiştir. Avrupa merkezli kapitalist ekonominin coğrafi yayılımının hızlandığı bu yüzyıl, Türkiye ve İran toprakları da dâhil olmak üzere birçok bölgenin bu sisteme katılmaya başladığı zaman aralığına denk düşmektedir. Bu nedenle uluslararası ekonomik-politik düzen, iktisadi değişimlerin yanı sıra siyasi ve toplumsal yapının dönüşümünün de başlıca dinamiği olmuştur. Sonsuz ve sınırsız büyüme hedefinin temel motivasyon olduğu kapitalist dünya ekonomisinin sürekli büyüme sürecinin tarihsel gelişimine her bölgenin içsel dinamikleri etki etmektedir. Dünya pazarı için üretim mekanizmalarını yaratan kapitalist dünya ekonomisine eklemlenmenin buna dâhil olan birimler açısından en önemli sonucu, kapitalizm öncesi üretim tarzlarının içerik olarak kapitalist pazara uygun bir biçimde yeniden yapılandırılmasıdır. Osmanlı İmparatorluğu ve Kaçarlar/Pehleviler için bu süreç, bir yandan kendi içinde bağımsız kurumsal yapıları oluşturma bir yandan da dünyaya uyum sağlama arayışı şeklinde ortaya çıkmıştır. Her iki imparatorluk örneğinde bütünleşme sürecinin bir uğrağı olan ulus devlet inşa dönemi, politik, idari ve toplumsal yapıdaki dönüşümlere siyasi aktörlerin öncülük ettiği tarihsel bir kesittir. Mustafa Kemal ve Rıza Şah’ın liderliğinde kurulan devlet yönetimlerinin hedefleri arasında eğitim kurumlarında reformların yapılması ve bu kurumların yaygınlaştırılması da bulunmaktaydı. Buradan hareketle çalışma, benzer zaman aralığında ancak farklı hız ve yoğunluklarla kapitalist dünya ekonomisiyle bütünleşen Osmanlı/Türkiye’de ve İran’da merkezi devlet eliyle düzenlenen modern eğitim reformlarının -hedef ve düzeyinin- bahsi edilen eklemlenme süreciyle paralelliğine odaklanmaktadır. Son olarak çalışma, eğitim reformları konusunda söz konusu ülkelerin dünya ekonomisiyle eklemlenme süreçlerindeki sermaye birikim koşullarının belirleyici rolünü öne çıkarmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2024Birleşik Krallık’ta Alevi Mekanları: Görünüyorum, Öyleyse Varım!
Çobanoğlu, Yavuz
Kültürel kimliklerin damga vurduğu bir çağın içerisindeyiz. Siyasal alan neredeyse tamamen kimlik politikalarının egemenliğine geçmiş görünüyor. Kültür ile ona ait kimliklerin insan etkinliklerinin en önemli unsuru hâline geldiği bu dönemde artık tüm talepler de kimlikler aracılığıyla sunuluyor. Kültürel kimlikler aidiyetlerle de yakın ilişki içerisinde ve bir topluluğa “ait olma” duygusunu destekliyor. Bununla birlikte görünür olmanın da fazlasıyla kıymetli olduğu bu çağda, bir aidiyet bağı ile kurulan kimliksel köprü kendisini bir takım semboller üzerinden ifade ediyor. Semboller (/sembolizm) artık, topluluğun ötekilere karşı varlığının bir ispatı biçiminde ortaya çıkıyor. Keza bu olgu, anayurttan herhangi bir sebeple göç etmiş kültürel toplulukları da kapsamaktadır. Nitekim bir yıl süren bir saha araştırmasına dayanan bu makalenin amacı da İngiltere’deki Alevi topluluğunun kimlik, aidiyet ve sembolizmler etrafında kurduğu bazı ilişkileri anlamlandırmak olacaktır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ1The nation’s happiness, women’s altruism and the affective politics of self-blame: Generating a ‘mood of commitment’
Gülçiçek, Demet
This article contributes to the growing interest in affect and emotions in sociological research, with a specific focus on ‘mood’, developing the concept ‘mood of commitment’. It approaches political commitment as a mood, an affective lens, a dedication to a greater cause, asking how political commitments might be a low intensity affective relationship, and also a heightening, high intensity rhythm at the same time. I conceptualise ‘mood of commitment’ as an object of analysis that can be engaged to critically understand a wide range of political commitments. This article focuses on the case of Ottoman Muslim women’s movements in the early 20th century, amid the turmoil of nationalist movements and ‘modernisation’ processes. It firstly analyses objects of desires that are circulated to be persuasive in the political movements, and attunement of women’s movements with already existing nationalist movements. It secondly unpacks the kind of work involved in claiming to be in the ‘right’ mood of commitment, emphasising the production of hegemonic positions.
AtıfScopus2WoS2OpenAlex2İncele
- DerlemeYalnız künye2023Scopus SJRQ1Museums, emotion and memory culture: the politics of the past in Turkey
Gülçiçek, Demet
AtıfOpenAlex13İncele
- MakaleAçık Erişim2023Araf'ta yaşamak: ivo andriç'in drina köprüsü romanında kullanılan 'köprü' metaforunun sınır çalışmaları bağlamında değerlendirilmesi
Şeker, Melike
16. yüzyılda Batı Avrupa ve Amerika'nın bazı bölgelerinde hâkim sistem olan kapitalist dünya ekonomi, 19. yüzyıl ile birlikte dünyaya yayılarak evrensel niteliğine ulaşmıştır. Bu yayılma, bölgeleri kendi özgül koşulları doğrultusunda değiştirip dönüştürmüş ve beraberinde 'eski düzen' ile 'yeni düzen' arasındaki etkileşimin aynı anda var olduğu bir sisteme yol açmıştır. Bu etkileşimin yaşandığı topraklardan biri olan Balkan coğrafyasının 19. yüzyılı, İvo Andriç'in 1945'te yayımlanmış olan Drina Köprüsü adlı romanında ele alınmıştır. Kapitalist dünya sisteminin işleyişini sağlayan milli devlet, milli kimlik ve sınırlar gibi oluşumların ortaya çıkış serüveninin, Drina nehri üzerinde inşa edilen Drina köprüsünün etrafında yaşananlar aracılığıyla aktarıldığı bu roman, özellikle kapitalist devletin temel özelliği olan sınırların kara hudutlarıyla belirlenmiş yapılar olarak toplumu, 'biz' ve 'öteki' olarak kurgulaması işlevinin nehir üzerine inşa edilen köprüler aracılığıyla nasıl sağlandığını göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Böylece Andriç'in güçlü gözlem yeteneğiyle aktardığı Drina köprüsünün inşa süreci, aslında sınır dediğimiz olgunun yalnızca kara hudutlarına çekilmiş bir hat olmanın ötesine taşınabileceğini göstermesi bakımından özgün bir yapıttır. Toplumsal etkileşimlerin günlük yaşam pratikleri doğrultusunda gerçekleştirildiği mekân olan Drina köprüsü, toplumlar arasında 'imkân' olmanın yanı sıra 'engel' olma halinin de eş anlı üretildiği simgesel bir yapı olmuştur.
- MakaleAçık Erişim2023İngiltere’de “Alevi Olmak”: Diasporada Alevi Kimliğinin Kuruluşu
Çobanoğlu, Yavuz
Türkiye’deki siyasal ve kültürel gelişmelere bakıldığında, son yıllarda Alevilik ve Aleviler konusunun giderek artan bir öneme sahip olduğu tespit edilebilir. Bunun nedeni, Alevilerin kendi kültür ve inançlarına yönelik taleplerini artık (özellikle yurtdışında) daha yüksek sesle ifade etmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu talepler ise genellikle, sosyal yaşam ile politik alanın sosyolojisindeki bir takım toplumsal değişimlerin sonuçları olarak karşımıza çıkar. Dahası tüm inanç ve etnisite çalışmalarında olduğu gibi, Alevilikte de mevcut sosyolojik değişimler kimlik inşa süreçlerinin içerisinde gerçekleşir ve ona tabidir. Bu yönüyle kimlik inşa süreçleri bizlere, buradaki sosyolojik değişimleri işaretleyebilmemiz için de kıymetli ipuçları sunmaktadır. Öyle ki günümüzde kimlik kavramı, bütün bu sosyolojik değişimleri anlamak ve anlamlandırabilmek için anahtar bir rol üstlenmektedir. Yine benzer biçimde Alevilik de kendi kimlik formlarını, özellikle gelecek kuşaklara aktarırken, kimliğin (özellikle geleneksel Alevilik çerçevesinde) inşasına önem veren bir inançtır. Üstelik buradaki inşanın, pek çok yorum ve söylem aracılığıyla gerçekleştiği de bilinmektedir. Yine de yorumların kaynağı ne olursa olsun hem Türkiye içerisinde, fakat daha aktif ve yoğunluklu olmak kaydıyla, hem de Avrupa diasporasında bir “Alevi kimliği” kurmaya yönelik çabaların son yıllarda fazlasıyla yoğunlaştığına şahit olmaktayız. Dolayısıyla burada, “diaspora”daki Aleviler arasındaki bu kimlik oluşturma süreçleri nasıl ve hangi şekillerde inşa edilmekte, nasıl ortaya çıkmaktadır? sorusu kendiliğinden önem kazanmaktadır. İşte “bir yıl” gibi bir süre zarfında desteklenen bu saha araştırmasının bilimsel merakı da İngiltere diasporasındaki Alevilerin kimlik inşasındaki değişim, çeşitlenme ve süreklilik süreçlerinin anlaşılır kılınması üzerinedir. Zira Alevilikte inanç ve kültürel öğelerin etkisiyle kimlik inşa edici (/kurucu) süreçler, bilimsel bir merakı davet edici özelliklere fazlasıyla sahiptir. Bu itibarla, saha araştırması kapsamında 33 kişiyle yüz yüze “derinlemesine mülakatlar” gerçekleştirildi. Bu kişiler yoğunluklu olarak Londra’da yaşayan ve kendisini “Alevi” olarak ifade eden yetişkinlerdi. Londra dışında ise beş şehirden altı kişiyle daha yüz yüze görüşüldü ve başkent dışında Alevilerin kendi kültürel kimliklerini nasıl kurdukları tespit edilmeye çalışıldı. Görüşmeler sonrasında derinlemesine mülakat kayıtları söylem analizi yöntemiyle anlamlandırılmaya çalışıldı.
- KitapYalnız künye2023Travelling Theory and Women’s Movements in Turkey: Imagining Europe
Gulcicek, Demet
Drawing on archival research, Travelling Theory and Women’s Movements in Turkey examines the imagination of Europe in the context of women’s rights movements in a self-defined non-European setting. It brings travelling theory, poststructuralist feminist theories and orientalist studies together to provide an original theoretical framework for understanding the complex and often contradictory imaginations of Europe. Such imaginations can be an object of desire, fantasy, hate and hostility in a non-European context. This volume sheds light on the manner in which local power dynamics are reproduced, negotiated and subverted during the travel of women’s and feminist movements. With a focus on the late Ottoman Empire, the book questions how ‘Other’ positions can be inhabited by the ‘Self’ and unpacks sexual and normative dimensions of demanding women’s rights in this context. As such, it will appeal to scholars of sociology, cultural studies and gender studies with interests in feminist theory and notions of European and non-European categories.
AtıfOpenAlex1İncele
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-28T14:33:29.202109099Z | |
| dc.date.available | 2026-10-28T14:33:29.202109099Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/42 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Kurumlar Sosyolojisi Anabilim Dalı | tr |
| dc.title | Sociology of Institutions | en |
| organization.identifier.code | munzur-edebiyat-sosyoloji-kurumlar-sosyolojisi | |
| organization.unitType | division | |
| rdl.unit.alias | \bkurumlar sosyolojisi anabilim dali\b | |
| rdl.unit.alias | \bsociology of institutions\b |



