Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Bu dergideki yayınlar
41 →- MakaleAçık Erişim2025Yeni-Osmanlıcılık İdeolojisinin Hegemonik İnşasında Türk Televizyon Dizilerinin Kullanımı
Aydin, Nursen
Bu çalışma, Türkiye’de siyasal iktidarın yeni-Osmanlıcılık ideolojisini toplumsallaştırma sürecinde televizyon dizilerinin hegemonya aracı olarak kullanımını ele almaktadır. Yeni-Osmanlıcılık söylemi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında 1950’lerde gündeme gelmiş ve 1980’lerle birlikte temelleri atılmaya başlanmıştır. Tarihsel süreç içerisinde sağ siyasal iktidarlar tarafından değişen tonda ve ölçüde kullanılan yeni-Osmanlıcılık, 2000’li yıllarda siyasal ve toplumsal alanda yerleşik hale getirilmiştir. Siyasal kimliğini muhafazakâr demokrat olarak tanımlayarak 2002 yılında iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) özellikle 2009 yılından bu yana iç ve dış politikada belirgin hale geldiği gözlenen yeni Osmanlıcı söylemleri, toplumsal ve kültürel yaşamın biçimlendirilmesinde de sıkça kullanılmıştır. Dolayısıyla bu çalışma, Türkiye’de yeni Osmanlıcı söyleminin 2010’lu yıllardan bu yana hegemonik hale getirilmesinde televizyon dizilerinin kullanımını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda, kuramsal olarak Antonio Gramsci’nin hegemonya kavramının temel alındığı çalışmada, 2010-2024 yılları arasında Osmanlıyı ve Selçuklu dönemini konu edinen televizyon dizilerine ilişkin nicel veriler ortaya konulmuştur. Söz konusu dizilere ilişkin veriler, doküman analizi tekniğinden yararlanılarak elde edilmiştir. Çalışma sonucunda, 2010 yılı sonrasında yeni-Osmanlıcılık ideolojisinin siyasal iktidarın politikalarında ve söylemlerinde yoğun bir biçimde kullanımına paralel olarak Osmanlı temalı televizyon dizilerin sayısında da artış yaşandığı ve siyasal iktidarın yeni-Osmanlıcılık söylemin sözü edilen diziler aracılığıyla sürdürüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, Osmanlı/Selçuklu temalı televizyon dizilerinde, senaryonun Türkiye’nin iç ve dış siyasetteki güncel olaylarına ve bu konuda AK Parti iktidarının politikalarına gönderme yapılarak kurgulandığı dikkat çekmektedir
- MakaleAçık Erişim2025Avrupa`da Üçüncü Haçlı Seferine Neden Olan Etkenler ve Sefer Öncesi Hazırlıklar
Genç, Özlem; Korunur, Harun
Haçlı Seferleri yaklaşık 200 yıl boyunca Anadolu ve Orta Doğu`yu kan gölüne çeviren, tarihte eşi benzeri görülmemiş kitlesel bir harekettir. Binlerce insan ne ile karşılaşacaklarını bilmeden kendilerine vaat edilenlere inanarak yola çıkmışlardır. Bu harekatta İspanya Müslümanlarına karşı elde ettikleri başarılar çok etkili olmuştur. Aynı başarıyı Kutsal Topraklar`da da göstereceklerine inanan çoğunluğu yaya olan bu insanların önemli bir kısmı yollarda hayatını kaybetmiş, bir kısmı da köle tüccarlarının eline düşmüştür. Seferler arasında başarılı olan tek sefer birinci seferdir. Kudüs`ü Müslümanlardan almak için kilometrelerce yol gelen askerler, pek çok kayıptan sonra bu amaçlarına ulaşmışlardır. Elbette bu başarıda o dönemde Anadolu`ya hâkim olan Türk İslâm dünyasının kendi iç sorunlarıyla uğraşması da etkilidir. Bu sayede Haçlılar büyük zorluklarla karşılaşmadan güneye inebilmiştir. 1147`de başlayan ikinci seferin sebebi Musul Atabeyi İmâdeddîn Zengî`nin 1144`te Urfa`yı Haçlıların elinden almasıdır. 4 Temmuz 1187’de Selâhaddîn Eyyubî komutasındaki Müslümanlar Hıttin’de Kudüs Haçlı Krallık ordusuna karşı başarı sağlamış böylece Kudüs yeniden Müslüman hâkimiyetine girmiştir. Bu haberin Avrupa’ya ulaşmasıyla Avrupa’da yeni bir sefer hazırlığı başlamıştır. 1187/9 civarında gerçekleştirilecek olan üçüncü sefer sırasında doğuda Selâhaddîn Eyyubî liderliğinde İslâm birliği sağlanmış durumdadır. Avrupa ise kendi içinde büyük sorunlar yaşamaktadır. Sefer için yapılan hazırlıklar içerisinde kendi aralarında saldırmazlık anlaşmaları yapmak, yeni vergiler koymak, asker toplamak için yeni yollar denemek sayılabilir. Çalışmamızda bu konunun ayrıntılarına değinilecektir.
- MakaleAçık Erişim2024Osmanlı Devleti’nde Modern Şirketlerin İnşa ve Gelişim Süreçlerine Matbuatın Katkısı: Osmanlı Ziraat ve Ticaret Gazetesi Örneği
Alp, Ruhat
19. yüzyıldan itibaren Osmanlı kamuoyunun bir parçası haline gelen matbuat, Osmanlıların moderniteye uyum sağlama girişimlerinin önemli bir öğesi olmuştur. Osmanlı’da matbuat, güncel teorik, pratik, akademik ve teknik bilgilerin topluma aktarılmasında büyük bir misyon üstlenmiştir. Matbuatın da katkılarıyla iktisat, bazı Osmanlı iktisatçı, gazeteci ve aydınları tarafından kuramsal ve kavramsal bir çerçevede bilimsel bir disiplin olarak ele alınmıştır. Bu durum, 1907’den 1913 senesinin sonuna kadar yayın hayatını sürdüren Osmanlı Ziraat ve Ticaret Gazetesi’nin içeriğinden dahi somut bir şekilde anlaşılmaktadır. Gazetede Osmanlı ekonomisini çağdaş standartlara ulaştırmak, tarım, ticaret ve sanayi sektörlerini geliştirmek, modern ve aktüel iktisadi yaklaşım, yöntem ve teknikleri kamuoyuna aktarmak amacıyla yüzlerce yazı ve makale yayınlanmıştır. Bu bakımdan gazete, iktisat alanında adeta modern bir okul misyonu üstlenmiştir. 1907 yılından itibaren gazete kadroları tarafından modern kapitalist üretim ilişkilerinde çok önemli bir olgu olan “şirket/şirketleşme meselesi” de her yönden ele alınmıştır. Yazılarda, şirket ve şirketleşme kavram ve süreçleri, şirketlerin türleri, faydaları, önemi gibi hususların yanında şirketleşme sürecini sağlayacak kuramsal, pratik, teknik ve ilmi veriler de kamuoyuna aktarılmıştır. Bu bağlamda bu makale, Osmanlı Ziraat ve Ticaret Gazetesi örneği üzerinden Osmanlı sanayileşme sürecinin temel unsur, parametre ve yapıtaşlarından olan şirketlerin ortaya çıkış ve gelişim süreçlerinde matbuatın katkısını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Makalede bu amaç doğrultusunda, genel hatlarıyla şirketlerin ve şirketleşme faaliyetlerinin tarihsel gelişim süreçlerinden bahsedilecek, Osmanlı matbuatının genel durumuna değinilecek, Osmanlı Ziraat ve Ticaret Gazetesi’nin ortaya çıkışı, hedefleri ve yayın ilke ve politikaları üzerinde durulacak ve gazete’de şirketler ve şirketleşme süreci hakkında yer alan on iki (12) adet yazının içeriği, kronolojik bir temelde aktarılmaya çalışılacaktır. Bu yazılar, Osmanlı şirketleşme hareketinin kavramsal çerçevesinin ne şekilde oluşturulduğunun anlaşılması, matbuatın meseleye olan katkısının ortaya konulması veya Meşrutiyet’in yeniden ilanı akabinde yaşanan şirketleşme furyasının başlamasında etkili olan bilgi birikimin ifşası bakımlarından Osmanlı iktisat ve matbuat tarihinde büyük önem arz etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Rekreasyon Alanlarına Katılım Tercih Etkenlerinin Belirlenmesi: (Elazığ Fethi Sekin ve Cip Mesire Alanları Örneği)
Kırtepe, Abdurrahman; Simsek, Abdullah
Bu araştırma Elazığ ilinde bulunan Cip ve Şehit Polis Fethi Sekin mesire alanlarına katılım gösteren bireylerin bu alanları tercih etmelerindeki nedenlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda, mesire alanlarına katılım gösteren 218’i erkek 182’si kadın olmak üzere toplam 400 birey gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştırmada katılımcıların sosyo-demografik değişkenler (Cinsiyet, Yaş, Medeni Durum, Aylık Gelir, Eğitim Durumu, Haftalık Spor Yapma Sıklığı ve Rekreasyon Alanları Tercih Nedeni) ile ilgili bilgiler, araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın ikinci kısmında ise 24 madde ve 5 faktörden oluşan “Rekreasyon Alanları Tercih Etkenleri Ölçeği” kullanılmıştır. Katılımcıların tanımlayıcı özelliklerinin incelenmesinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma gibi ölçüler kullanılmıştır. Araştırmada iki grubu karşılaştırmak için, bağımsız iki örnek t-testi ve ikiden fazla grubu karşılaştırmak için de tek yönlü Anova analizi ve faktör analizi kullanılmıştır. Ölçeğin alt boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla korelasyon analizi kullanılmıştır. Demografik özelliklerin dağılımlarını göstermek amacıyla frekans tabloları kullanılmıştır. Verilerin bilgisayar ortamına aktarılması istatistiki programlar anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda, rekreasyon alanlarını tercih etkenleri arasında en düşük puanların aktivite boyutunda olduğu görülmektedir. Rekreasyon alanlarında yeterli personelin bulunması, sportif çeşitliliğe imkan sağlaması, konum açısından ulaşılabilir olması ve fiziki imkanlar açısından yeterli olması gibi konularda; yeterli çalışmaların yapılarak bu alanların sürdürülebilir nitelikte düzenlenmesi veya tasarlanması gerekliliği sonucu elde edilmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023İngiltere’de “Alevi Olmak”: Diasporada Alevi Kimliğinin Kuruluşu
Çobanoğlu, Yavuz
Türkiye’deki siyasal ve kültürel gelişmelere bakıldığında, son yıllarda Alevilik ve Aleviler konusunun giderek artan bir öneme sahip olduğu tespit edilebilir. Bunun nedeni, Alevilerin kendi kültür ve inançlarına yönelik taleplerini artık (özellikle yurtdışında) daha yüksek sesle ifade etmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu talepler ise genellikle, sosyal yaşam ile politik alanın sosyolojisindeki bir takım toplumsal değişimlerin sonuçları olarak karşımıza çıkar. Dahası tüm inanç ve etnisite çalışmalarında olduğu gibi, Alevilikte de mevcut sosyolojik değişimler kimlik inşa süreçlerinin içerisinde gerçekleşir ve ona tabidir. Bu yönüyle kimlik inşa süreçleri bizlere, buradaki sosyolojik değişimleri işaretleyebilmemiz için de kıymetli ipuçları sunmaktadır. Öyle ki günümüzde kimlik kavramı, bütün bu sosyolojik değişimleri anlamak ve anlamlandırabilmek için anahtar bir rol üstlenmektedir. Yine benzer biçimde Alevilik de kendi kimlik formlarını, özellikle gelecek kuşaklara aktarırken, kimliğin (özellikle geleneksel Alevilik çerçevesinde) inşasına önem veren bir inançtır. Üstelik buradaki inşanın, pek çok yorum ve söylem aracılığıyla gerçekleştiği de bilinmektedir. Yine de yorumların kaynağı ne olursa olsun hem Türkiye içerisinde, fakat daha aktif ve yoğunluklu olmak kaydıyla, hem de Avrupa diasporasında bir “Alevi kimliği” kurmaya yönelik çabaların son yıllarda fazlasıyla yoğunlaştığına şahit olmaktayız. Dolayısıyla burada, “diaspora”daki Aleviler arasındaki bu kimlik oluşturma süreçleri nasıl ve hangi şekillerde inşa edilmekte, nasıl ortaya çıkmaktadır? sorusu kendiliğinden önem kazanmaktadır. İşte “bir yıl” gibi bir süre zarfında desteklenen bu saha araştırmasının bilimsel merakı da İngiltere diasporasındaki Alevilerin kimlik inşasındaki değişim, çeşitlenme ve süreklilik süreçlerinin anlaşılır kılınması üzerinedir. Zira Alevilikte inanç ve kültürel öğelerin etkisiyle kimlik inşa edici (/kurucu) süreçler, bilimsel bir merakı davet edici özelliklere fazlasıyla sahiptir. Bu itibarla, saha araştırması kapsamında 33 kişiyle yüz yüze “derinlemesine mülakatlar” gerçekleştirildi. Bu kişiler yoğunluklu olarak Londra’da yaşayan ve kendisini “Alevi” olarak ifade eden yetişkinlerdi. Londra dışında ise beş şehirden altı kişiyle daha yüz yüze görüşüldü ve başkent dışında Alevilerin kendi kültürel kimliklerini nasıl kurdukları tespit edilmeye çalışıldı. Görüşmeler sonrasında derinlemesine mülakat kayıtları söylem analizi yöntemiyle anlamlandırılmaya çalışıldı.
- MakaleYalnız künye2022Neuromarketing Bibliomethric Analysis in Web of Science Database
Cevher, Muhammed Fatih; Ilze, Sinan
Analyzing consumers' behavior and understanding their decision-making processes is one of the\rpriorities for marketing. Traditional research methods such as surveys and observation, may be insufficient to\raccurately explain and predict consumer behavior because they that consumers generally display purchasing\rbehavior based on rational and logical decisions. However, neuromarketing seem to be a much more\reffective method for the researchers in understanding consumer beahvior. Using neuromarketing techniques\rin marketing research has begun to be seen as one of the most accurate and consistent ways to reveal the real\rfeelings and thoughts of consumers at the subconscious and conscious level. Thus, in the current study, the\rexisting research in the field of neuromarketing were subjected to bibliometric analysis by focusing on the\rnumber of publications by years, the publishing countries and organizations, the most published authors, the\rmost cited authors, and the variables related to the relevant field by using the keywords map. The qualitative\rand quantitative contribution made to the field was also considered in the analysis. The findings indicate that\rneuromarketing studies started in the early 2000s, and are still being carried out today. The subject of\r"neuromarketing" was scanned in the Web of Science database; 514 studies were accessed and their annual\rdistribution was shown. It was determined that 1231 authors contributed to the field of neuromarketing,\rpublished in 363 journals. The study isexpected to provide new perspectives and insgihts by enlightening\rfuture studies in the field of neuromarketing.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2020Bir Devlet Üniversitesi Hemşirelik Bölümü Öğrencilerinde Malpraktis Eğilimi
Durmaz, Yadigar Çevik; Doğan, Runida
Bu araştirma hemşireliköğrencilerinin tıbbi uygulama hatası eğilimlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı.Araştırmanın evrenini bir devlet üniversitesi hemşirelik bölümü 2.sınıf, 3.sınıf ve 4.sınıf öğrencileri, araştırmanın örneklemini ise bu öğrenciler arasından araştırmaya katılmaya gönüllü öğrenciler oluşturdu. Araştırma verileri 1 Ocak 2018-30 Ocak 2018 tarihleri arasında toplandı(n:322). Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ve Malpraktis Eğilim Ölçeği kullanıldı. Toplanan veriler;yüzde, ortalama, t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon testleri kullanılarak analiz edildi. Bu çalışma‘agree’adında bir uygulama yönergesi kullanılarak bildirilmiştir (Bkz.Ek.1).Araştırmaya katılan hemşirelik öğrencilerinin Malpraktise Eğilim Ölçeği’ndenaldıkları toplam puan ortalamasının 195,7±24,5 olduğu ve tıbbi hata yapma eğilimlerinin düşük düzeyde olduğu belirlendi. Hemşirelik öğrencilerinin Malpraktis Eğilim Ölçeği’nin alt boyutlarından en az hata eğilimine sahip oldukları alt boyutun “ilaç ve transfüzyon uygulamaları”, en fazla hata eğilimine sahip oldukları alt boyutun ise “düşmeler” olduğu belirlendi. Kadın öğrencilerin malpraktis eğiliminin erkek öğrencilere göre daha düşük olduğu ve meslekten memnuniyet düzeyi arttıkça malpraktis eğiliminin düştüğü belirlendi (p˂0.05).Araştırma sonunda hemşirelik öğrencilerinin malpraktis eğilimlerinin düşük olduğu belirlendi. Bununla birlikte öğrencilerin “düşmeler” hata eğilimi daha yüksek olduğu için bu konuların müfredatta hasta güvenliği ve tıbbi hatalarla ilgili olarak gözden geçirilmesi önerilmektedir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2020The Change and The Transformation of The Process and The Transaction on The Ottoman Bureaucratic Document: Transition from The “Single Document” System of The Classical Period to The “Attached Document” System of The Tanzimât Period
Ceyhan, Muhammed
In the Ottoman historiography, archival documents, which the state produced for its bureaucratic procedures and which are kept in various archives, come to mind as the most referred source due to thier value of source and their precedence over the other sources as to their reliability. However, the most basic problem that we face is properly making use of these documents and producing knowledge. In this regard, having a good knowledge of the diplomatics as much as having a good command of the language of the documents will undoubtedly facilitate the knowledge acquision and production. Especially, considering that the functions and the procedures of the Ottoman institutions changed in time and that new institutions were established, we must know that the diplomatics of the documents produced in the classical period and Tanzimat period are not identical. This is because Tanzimat was a period in which the language, form and function of the bureaucratic document were new as much as it was a period of breaking point with which the institutions and their functions assumed a new form. In our study, the change and the transformation of process and transaction among the departments of the documents – the products of the process of state bureaucracy- called “hazine-i evrâk” and which descended to our time will be examined in terms of diplomatics. In the study, the data were analyzed by using “example case study method”. In this context, sample documents belonging to the Traditional and Tanzimat eras were determined and both the original versions and the translations of these documents are presented in the appendix. Thus, the differences between the transaction and the treatment on the documents of both periods was tried to be revealed.
- MakaleAçık Erişim2020Vocational College’s Students’ Perceptions of Distance Education
Gömleksiz, Mehmet Nuri; Pullu, Emine Kübra
The aim of this qualitative study is to determine vocational college’s students’ perceptions ofdistance education. Study group included 36 students enrolled at the departments of Computer Technologies(five students), Office Management and Executive Assistance (eight students), Child Development (18students) and Logistics (five students) at Develi Hüseyin Şahin Vocational College of Kayseri University during Spring term of 2019-2020 academic year. Phenomenology, one of the qualitative research designs, was used in the study. Study group was selected based on maximum diversity sampling. Volunteer students were included into the study. An interview form including 10 semi-structured questions developed by the researchers was used as the data collection tool. The data were analyzed based on descriptive analysis method. Study results revealed that students’ had both positive and negative opinions to wards distance education. Ten themes were determined based on study results; ‘students’ feelings to wards the decision of distance education’, ‘opinionson distance education system the university offered’, ‘information and support activities by the university’,‘positive effects of online courses on learning process’, ‘negative effects of online courses on learning process’,‘activities in distance education system’, ‘suitability of courses for distance education’, ‘system problems’,‘technological infrastructure problems’ and ‘simultaneous use of face to face education and distance education system’. Several recommendations are suggested based on the study results. The students expressed bothpositive and negative opinions about the distance education system.
AtıfTR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2019Hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin algılanan bakım davranışları ve empati eğilimleri
Önder, Eylem Yalçınkaya; Polat, Hilal Türkben; Serin, Emine Kaplan; Durmaz, Yadigar Çevik
Bu çalışma hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin bakım davranışlarını ve empatik eğilimlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmaya 252 öğrenci (188 hemşirelik, 64 ebelik) katılmıştır. Bu çalışmaya katılan öğrencilerin çoğunu bayanlar oluşturmaktadır (201 kız, 51 erkek). Bu çalışmada very toplama aracı olarak ‘SosyoDemografik Anket Formu’, ‘Bakım Değerlendirme Anketi (Care-Q)’ ve ‘Empatik Eğilim Ölçeği’ uygulanmıştır. Veriler; betimleyici istatistikler, Kruskal Wallis testive Mann-Whitney U testi kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, kız ve erkek öğrenciler arasında empati eğilimleri açısından anlamlı bir fark olmadığını göstermiştir. Ayrıca, hemşirelik öğrencilerinin empati eğilimlerinin ebelik bölümünde okuyan öğrencilere göre daha yüksek olmasına rağmen, hemşirelik ve ebelik öğrencileri arasında empati eğilimleri açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Mesleğini isteyerek ve istemeden seçen öğrencilerin empati eğilimleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Beklendiği üzere, mesleklerini isteyerek seçenlerin empati eğilimi istekli olmayanlardan daha yüksek çıkmıştır. Öğrencilerin empati eğilimlerinin sınıf seviyelerine göre değişip değişmediği de incelenmiştir. 2.-3. sınıf, 3.-4. Sınıf ve 2.-4. Sınıf öğrencilerinin empati eğilimler iarasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ancak, 2. Sınıf öğrencilerinin empati eğiliminin diğerlerinden daha yüksek olduğu dikkat çekmektedir. Kız ve erkek öğrenciler arasında her bir bakım davranışı algısı alt grubu ve toplam bakım davranışı (Care-Q/Bakım-Q) puanları açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öte yandan, hemşirelik ve ebelik öğrencileri arasında toplam Care-Q/Bakım-Q puanları bakımından hemşirelik öğrencilerinin lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Ek olarak, bakım davranışı ölçeğinin ‘ulaşılabilirlik’ ve ‘açıklamalar ve olanaklar’ alt boyutlarında hemşirelik ve ebelik öğrencileri arasında hemşirelik öğrencileri lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin kariyer tercihlerine göre bakım davranış algıları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Diğer bir deyişle, öğrencilerin okudukları bölümleri isteyerek ya da rastgele seçmelerinin (kariyer tercihleri) bakım değerlendirme davranışları üzerinde hiçbir etkisi olmamıştır. Ayrıca, öğrencilerin bakım davranış algıları sınıf seviyelerine göre incelenmiş ve 2.-3. sınıf ile 3.-4. Sınıf öğrencileri arasında Care-Q/Bakım-Q testinin ‘ulaşılabilirlik’ alt boyutu açısından anlamlı bir fark tespit edilmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 1308-2140 | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-28T15:06:50.454565248Z | |
| dc.date.available | 2026-10-28T15:06:50.454565248Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/4992 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Turkish Studies (Elektronik) |




