Yazarlar
- Ayşe Nur Aydın(2)
- Serap Sabancı(2)
- Çağdaş Güneş(2)
- Abdulhamit Han Çelik(1)
- Abdullah Genç(1)
- Abdullah Tekçe(1)
- Abdullatif Akçakaya(1)
- Abdulselam Gün(1)
- Abdurrahim Taş(1)
- Adem Soysal(1)
- Adnan Karadağ(1)
- Adnan Keçe(1)
- Adıgüzel Güllükopar(1)
- Ahmet Bedrettin Alişer(1)
- Ahmet Emin Gençaban(1)
- Ahmet Kemal Geyik(1)
- Ahmet Koçyiğit(1)
- Ahmet Onur Taşdemir(1)
- Ahmet Serdar Kılıç(1)
- Ahmet Sesli(1)
- Ahmet Turan Gümüşbaş(1)
- Alaattin Uras(1)
- Alev Akgül(1)
- Ali Atlı(1)
- Ali Bal(1)
- Ali Bozkaya(1)
- Ali Eren Demir(1)
- Ali Gökkoruk(1)
- Ali Güzelçiçek(1)
- Ali Keçeci(1)
- Ali Sarıgül(1)
- Ali Ziver Bilge(1)
- Alişir Çakmaz(1)
- Alperen Kalkan(1)
- Anıl Polat(1)
- Anıl Sözen(1)
- Arzu Açar(1)
- Arzu Dağlı(1)
- Arzu Doğan(1)
- Aslı Eymir(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Sanat ve kültür yönetimi bağlamında Abidin Dino'nun incelenmesi
Erdinç Yıldırım
Tarih boyunca çok farklı biçimlerde tanımlanan sanat, insanın hayal gücünün bir yaratımı, duyguların ve düşüncelerin estetik kaygılarla ifade edilmesi olarak tanımlanabilir. Sanat, bireysel bir yaratım süreci olsa da aynı zamanda ortaya çıktığı döneme ait toplumsal ve tarihsel kültürün içinde şekillenen bir olgudur. Ortaya konulan sanat ve sanat eseri üretildiği toplumun, kültürel, politik, dini, siyasi, ekonomik yapısıyla iç içedir. Sanatçının yarattığı eser ile içinde bulunduğu zamana, mekâna ve topluma karşı bir sorumluluğu var ise, aynı şekilde toplumun ve mevcut politik erklerin de sanatçıya karşı sorumlulukları bulunmaktadır. Bu bağlamda genelde ve sanat yönetimi içerisinde sanatçının konumu önem arz eder. Bu çalışmada sanatın, sanatçının ve kültür ve sanat yönetiminin ne olduğundan hareketle, Abidin Dino'nun sanat anlayışının, döneminin siyasi ve toplumsal koşullarının onun sanat yönetimi içerisindeki konumuna nasıl etki ettiği incelenmiştir. Abidin Dino sadece ressam ve karikatürist kimliğiyle değil diğer sanat dallarında verdiği ürünlerle ve entelektüel politik duruşuyla da irdelenmiştir. Dino'nun siyasi kimliği ve sosyalist dünya görüşünün sanat anlayışına etkileri değerlendirilmiş, sürgünde ve yasaklı olduğu yıllarda sanatsal üretimini nasıl şekillendirdiği siyasi otorite ile olan ilişkileri incelenmiştir. Döneminin mevcut sanat politikaları ve karşılaştığı güçlüklerin Abidin Dino'nun sanatına etkileri sanatçı bağlamında sorgulanmıştır. Dino'nun toplumcu gerçekçi sanat akımına katkıları ile hususi hayatı, ailesi, çocukluk ve eğitim yılları, sanat hayatı, eserleri, kurucusu olduğu gruplarla beraber yaşamında ve ölümünden sonra düzenlenen sergileri incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Hidroelektrik santrali inşaatında iş güvenliği risk analizi Siirt Çetin Barajı örneği
Rahime Kayar Adıgüzel
İşletmelerde iş sağlığı ve güvenliği açısından temel risklerin tespiti ve acil durumlar için önlemlerin alınması risk yönetim planının hazırlanması, karşılaşılabilecek kazaların oranını düşürecektir. Riskleri değerlendirerek etkisini en aza indirebilecek süreçlerin tanımlanması, bu süreçlerin etkinliğinin takibi ve sürekli iyileştirme süreçlerinin yürütülmesi adına risk analizi çalışmaları büyük öneme sahiptir. Ülkemizde elektrik üretimi konusunda önemli bir payın hidroelektrik santrallerin oluşturmasından dolayı tez çalışmasında Siirt ilinin Şirvan ilçesinde yer alan Çetin Barajı ve hidroelektrik santrali belirlenmiş ve saha çalışması yapılmıştır. Bu tesiste 5x5 L tipi matris metodu kullanılarak risk değerlendirmesi yapılmış,107 adet risk tespit edilmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Hidroelektrik santrallerde yapılan çalışmaların ne denli tehlikeli olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Yapılan risk analizi ile iş sağlığı ve güvenliği yönünden iş kazalarının tespiti, azaltılması ve emniyetli bir baraj inşası için yapılması gereken esaslar belirlenmeye çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Türkiye'de bulunan kamu web sitelerinin kullanılabilirlik yönünden standartlara ve rehberlere göre değerlendirilmesi
Yusuf Uçar
İletişim teknolojilerinin yoğun olarak kullanıldığı günümüzde özellikle bilgi edinme hakkını göz önünde bulundurarak kamu kurum web sitelerinin kullanılabilirliği ve bu standartlara uygun olarak web sitesi içeriklerinin düzenlendiğinin incelenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışma gelişen teknoloji içerisinde kullanıcıların web sitesini yoğun olarak kullanması sonucunda, yaşadıkları kullanıcı deneyimlerinin seviyesini ölçmeyi amaçlamıştır. Çalışma kapsamında erişilebilirlik değerlendirme yöntemi olan manuel değerlendirme ve nitel içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi "Kamu Web siteleri" kapsamında belirlenmiştir. "Kamu İnternet Siteleri Rehberi (KAMİS)"'e göre erişilebilirlik ve kullanılabilirlikleri değerlendirme yöntemi En İyi En Kötü Yöntem (Best Worst Method), Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve TOPSIS yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre Kamu Web siteleri görünürlük açısından değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmenin sonucunca en başarılı alternatifin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Resmî Web Sitesi (aile.gov.tr) olduğu sonucuna varılmıştır. BWM ile belirlenen kriter ağırlıkları TOPSIS yöntemi ile değerlendirildiğinde, Sağlık Bakanlığı (saglik.gov.tr) ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı (uab.gov.tr) web siteleri öne çıkmış, AHP kriter ağırlıkları TOPSIS değerlendirilmesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (csgb.gov.tr) ve Millî Eğitim Bakanlığı (meb.gov.tr) sitelerinin sıralamada üst sıralarda yer aldığı gözlemlenmiştir. Ayrıca karşılaştırılmalı çalışma kapsamında web siteleri değerlendirilmesi yapay zekâ modeli Chat GPT'ye yaptırılmış, ilgili modelin değerlendirmesinin TOPSIS sonuçları üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. İlgili sonuçlarda BWM ve AHP yöntemlerinde kurumsal web sitelerinin ideale yakınlık sıralamalarında değişiklikler olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonucunda bazı web sitelerinin her iki yöntemde de üst sıralarda yer alarak öne çıktığı, bazılarının ise daha alt sıralarda yer aldığı belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Örgütsel öğrenmenin sürdürülebilir performansa etkisi
Birgül Beycur Gül
Bu araştırmanın amacı, örgütsel öğrenmenin sürdürülebilir performansa etkisini incelemektir. Araştırmanın evrenini, Elazığ, Bingöl, Tunceli Malatya illerinde bulunan özel bir elektrik firmasına ait sayaç okuma ve sayaç değişim biriminde çalışan personeller oluşturmaktadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. 285 çalışandan, 258 anket toplanılarak analiz yapılmıştır. Araştırmada 39 soruluk örgütsel öğrenme ölçeği, 10 soruluk sürdürülebilir performans ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26.00 programı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre örgütsel öğrenme ile sürdürülebilir performans arasında anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Endüstri 4.0 perspektifinde dijital dönüşüm olgunluk modelleri: imalat işletmeleri örneği
Mehmet Cemal Deniz
İnsanlık tarihinin ilk devrimi olan tarım devriminden Endüstri 4.0 devrimine kadar tüm devrimler, toplumların kalkınmasında önemli katma değerler yaratmaktadır. Endüstri 4.0, genel olarak insanlar ve makineler arasındaki iletişim olarak tanımlanmakla birlikte, dijitalleşme, büyük veri, artırılmış gerçeklik, nesnelerin interneti ve otomasyon anahtar kelimeleriyle birlikte anılmaktadır. Günümüz dünyasında teknolojik olarak yaşanan yenilikler ve değişim rüzgarları, hayatın her alanında özellikle de sanayi kuruluşlarında dijitalleşme ve süreklilik bağlamında dönüşüm anlayışları ortaya çıkartarak bu süreç içerisinde tutunmaya çalışan küçük, orta ve büyük ölçekli kuruluşlar için bir zorunluluğa dönüşmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, dijital dönüşümü şekillendiren temel teknolojileri, bu teknolojilerin imalat sanayine etkilerini ve dijital dönüşüm olgunluk modeli ile karar verme yaklaşımının imalat sanayindeki uygulamalarını ortaya koymaktır. Çalışmanın sonuçları, imalat sektöründe dijital olgunluk değerlendirme aracı geliştirmek adına yol haritası sunmaktadır. Olgunluk modellerinin Endüstri 4.0 kapsamında ele alınması, işletmelerin bu metodolojileri kültürlerine entegre etmelerine yardımcı olmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Poliaromatik hidrokarbon fenantrenin phanerochaete chrysosporium ile biyosorpsiyonu
Alişir Çakmaz
Bu çalışmada, bir beyaz çürükçül mantar olan P. chrysosporium ile sulu çözeltilerden fenantrenin adsorpsiyonunun yüzey yanıt yöntemi kullanılarak optimizasyou çalışılmıştır. Adsorpsiyon verimi, doğrudan fenantren ölçümü yerine fenantren kaynaklı Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) değerindeki azalış miktarı üzerinden değerlendirilmiştir. Ortamlardaki KOİ giderim verimleri dikkate alınarak adsorpsiyon işletme parametreleri, yanıt yüzeyi metodolojisinin (CYY) merkezi kompozit tasarımı (MKT) kullanılarak optimize edilmiştir. Giderim verimi üzerine değişken parametreler olarak; adsorbent miktarı, fenantren konsantrasyonu ve zaman seçilmiştir. En yüksek giderim değeri %84,13 olarak 0,64 mg biyosorbent miktarı, 0,41 mg/L fenantren konsantrasyonu ve 73,78 dakika ortam şartlarında elde edilmiştir. Özellikle biyolojik kökenli adsorbentlerin kullanılmasının diğer adsorbentlere göre gerek maliyet ve gerekse de ikincil kirletici oluşturmayan bir yöntem olması sebebiyle daha sürdürülebilir ve çevre dostu yöntemler olabileceği değerlendirilmiştir. Çalışmamızda elde edilen bulgularının, biyosorbent olarak daha farklı fungus türleri kullanılarak PAH giderim potansiyellerinin ortaya konması için altlık teşkil edebileceği değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Tetrasiklin gideriminde manyetik itriyum aljinat boncukların kullanımı
Büşra Gezer
Bu çalışmada manyetik Fe3O4 ve aljinat ile nadir toprak elementlerinden itriyum (Y) kullanılarak manyetik itriyum aljinat (m-Y@Alg) boncuklar hazırlandı. m-Y@Alg boncukların oluşumu için Y elementi çapraz bağlayıcı olarak kullanıldı. Hazırlanan bu boncukların tetrasiklin gideriminde kullanımı araştırıldı. Bu amaçla en iyi adsorpsiyon koşulları belirlendi ve bu koşullar pH:5, temas süresi (t):80 dk, m-Y@Alg boncuk miktarı (m):10 mg, başlangıç tetrasiklin konsantrasyonu (C0):5 mg/L, sıcaklık (T):25 °C'dir. Belirlenen en iyi adsorpsiyon koşullarında adsorpsiyon izotermi, kinetik ve termodinamik çalışmaları gerçekleştirildi. Adsorpsiyon sürecinin tek katmanlı Langmuir izotermiyle uyumlu olduğu ve m-Y@Alg boncuklar ile tetrasiklinin adsorpsiyonu için maksimum adsorpsiyon kapasitesinin 16.24 mg/g olduğu hesaplandı. Adsorpsiyon kinetiğinin sözde ikinci dereceye kinetik modele uyumlu olduğu ve parçacık içi difüzyon ile adsorpsiyon süreci açıklandı. Adsorpsiyon reaksiyonunun doğasının kendiliğinden, endotermik ve artan rastgeleliğe sahip olduğu adsorpsiyon termodinamik çalışmalarında belirlendi. m-Y@Alg boncukların yeniden kullanılabilirliği 15 ardışık adsorpsiyon/desorpsiyon çalışmasında test edildi ve etkin bir şekilde bu boncukların kullanılabildiği belirlendi. Özetle, basit hazırlanması, tekrar kullanım imkânı ve doğal olması gibi avantajlara sahip m-Y@Alg boncukların tetrasiklin adsorpsiyonunda etkin olduğu belirlendi.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Farklı tipte atıksularda bulunan bazı stratejik hammaddelerin makroalg ile akümülasyonunun araştırılması
Mehmet Mustafa Deniz
Bu çalışmada; atıksuların remediasyonunda etkili bir yöntem olan fikoremediasyon tekniği kullanılarak farklı tipte atıksularda (evsel atıksu, endüstriyel atıksu ve çöp sızıntı suyu) bulunan bazı stratejik hammaddelerin (Al, Sb, As, Be, B, P, Ga, Co, Li, Mg, Si, Sr, Tl, Ti ve V) makroalg (Cladophora fracta) ile akümülasyonu araştırıldı. Bu amaçla; Hazar Gölü'nden toplanan Cladophora fracta Malatya ilinde bulunan tesislerin deşarj noktalarına, önceden hazırlanan reaktörlere yerleştirildi. Günlük olarak hasatlanan Cladophora fracta'daki stratejik hammaddelerin konsantrasyonları ICP-MS ile belirlendi. Her bir stratejik hammadde için elde edilen en yüksek akümülasyon değerine göre hasatlama süreleri belirlenerek Cladophora fracta'nın farklı tipte atıksudaki akümülasyonları karşılaştırıldı. Elde edilen verilere göre en yüksek Alüminyum (Al) akümülasyonu endüstriyel atıksuda 6. günün sonunda %170,1±8,5 olarak, en yüksek Antimon (Sb) akümülasyonu endüstriyel atıksuda 2. günün sonunda %1226,2±61,3 olarak, en yüksek Arsenik (As) akümülasyonu evsel atıksuda 3. günün sonunda %98,7±4,9 olarak, en yüksek Berilyum (Be) akümülasyonu evsel atıksuda 5. günün sonunda %194,8±9,7 olarak, en yüksek Bor (B) akümülasyonu endüstriyel atıksuda 2. günün sonunda %667,8±33,4 olarak, en yüksek Fosfor (P) akümülasyonu endüstriyel atıksuda 1. günün sonunda %783±39,2 olarak, en yüksek Galyum (Ga) akümülasyonu sızıntı suyunda 2. günün sonunda %238,8±11,9 olarak, en yüksek Kobalt (Co) akümülasyonu endüstriyel atıksuda 2. günün sonunda %429,4±21,5 olarak, en yüksek Lityum (Li) akümülasyonu evsel atıksuda 5. günün sonunda %226,6±11,3 olarak, en yüksek Magnezyum (Mg) akümülasyonu evsel atıksuda 4. günün sonunda %71,2±3,6 olarak, en yüksek Silisyum (Si) akümülasyonu evsel atıksuda 2. günün sonunda %247±12,4 olarak, en yüksek Stronsiyum (Sr) akümülasyonu evsel atıksuda 5. günün sonunda %216,1±10,8 olarak, en yüksek Talyum (Tl) akümülasyonu endüstriyel atıksuda 2. günün sonunda %174,4±8,7 olarak, en yüksek Titanyum (Ti) akümülasyonu evsel atıksuda 4. günün sonunda %170,7±8,5 olarak ve en yüksek Vanadyum (V) akümülasyonu evsel atıksuda 4. günün sonunda %208,2±10,4 olarak gerçekleşti. İncelenen stratejik hammaddelerin C. fracta'daki en yüksek akümülasyonları; evsel atıksuda; P>Co>Si>Ga>Li>Sr>V>Be>Ti>Al>B>Sb>As>Mg>Tl, endüstriyel atıksuda; Sb>P>B>Co>Ga>Tl>Al>Li>Sr>Ti>V>Si>Be>As>Mg ve sızıntı suyunda; B>Ga>Li>Co>V>Al>Sr>Ti>As>Be>Sb>Mg>Si>Tl>P şeklinde sıralandı. Sonuçta stratejik hammaddelerden Al, Sb, As, Be, B, P, Ga, Co, Li, Mg, Si, Sr, Tl, Ti ve V'nin Cladophora fracta tarafından etkili bir şekilde akümüle edildiği tespit edildi.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Gadolinyumun farklı sıcaklıklarda zebra balıkları (Danio rerio) üzerindeki etkisinin biyobelirteçlerle belirlenmesi
Ayşe Nur Aydın
Nadir toprak elementleri (NTE), elektrik ve elektronik, otomotiv, yenilenebilir enerji, tıp ve savunma gibi çeşitli endüstrilerde çeşitli yüksek teknoloji uygulamalarında kullanılır. Bu nedenle, gelişmekte olan ekonomiler, yeşil teknoloji ve Ar-Ge sektörleri gibi çeşitli sektörlerden gelen artan talep nedeniyle küresel pazarda NTE'lere olan talep her geçen gün artmaktadır. Kullanım alanının artmasına paralel olarak çevreye salınan NTE atıkları çevrede ve sucul ekosistemde kalıntı oluşturararak kirliliğe yol açarak zararlı hale gelmektedir. Son yıllarda iklim değişikliği ile birlikte sıcaklık artışında meydana gelen değişimlerin organizmaların hayati faaliyetlerini olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. İklim değişikliğiyle birlikte sıcaklıkların artması sonucu çevreye bulaşan her türlü kirletici maddenin sıcaklıkla beraber etkisinin arttığı düşünülmektedir. Sunulan bu çalışmada, 0 (kontrol), 10, 50 ve 250 mg/L konsantrasyonlarda NTE'leri temsilen seçilen Gadolinyum (Gd)'un artan sıcaklıklarla birlikte (22, 27 ve 32 °C) model organizma Danio rerio'da meydana getirdiği etkilerin biyobelirteçlerle ve genotoksik çalışmalarla incelenmesi amaçlanmıştır. Deneme gruplarından 24 ve 96 saatlerde alınan örnek numuneler supernatantlarında, superoksitdismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve glutatyon peroksidaz (GPx) enzim aktiviteleri ile tiobarbitürik asit reaktif maddeleri (TBARS) ve redükteglutatyon (GSH) düzeyleri ile genotoksik yanıt (8-OHdG) değerlendirilmiştir. Çalışma verileri sonucunda elde edilen bulgular SOD, CAT ve GPx enzim aktivitelerinde istatiksel açıdan anlamlı azalmalar; TBARS seviyesinde artışlar ve GSH seviyesinde istatiksel olarak anlamlı azalmalar; 8-OHdG düzeyinde ise istatiksel olarak anlamlı artışlar olduğunu göstermektedir. Yapılan analizler sonucunda elde edilen sonuçlarda uygulama konsantrasyonu ve sıcaklık artışlarının etkili olduğu düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Derin öğrenme ve makine öğrenmesi yöntemleriyle çevrimiçi sosyal ağlarda depresyon ve intihar tespiti
Fatoş Orğun
Bu tez çalışmasında, çevrimiçi sosyal ağlarda (ÇSA) gönderi paylaşan depresyondaki kişilerin intihar düşüncelerini tespit etmek ve intihar edip etmeyeceklerini tahmin etmek için derin öğrenme ve makine öğrenmesi tabanlı metin sınıflandırıcı modeller oluşturulmuştur. Çalışmada Suicide Ideation, Reddit Depression Suicidewatch ve Suicide Detection olmak üzere üç ayrı veri seti kullanılmıştır. Suicide Ideation veri seti için 'Potential suicide post' ve 'Not suicide post', Reddit Depression Suicidewatch veri seti için 'Depression' ve 'SuicideWatch', Suicide Detection veri seti için ise 'Suicide' ve 'Non-suicide' etiketleri bulunmaktadır. Bu veri setleri binary sınıflandırma görevi için derin öğrenme ve makine öğrenimi modellerinin geliştirilmesini ve değerlendirilmesini kolaylaştırmaktır. Bu çalışmada Artificial Neural Networks (ANN), Deep Belief Networks (DBN), Convolutional Neural Networks (CNN), Long Short-Term Memory (LTSM), FastText, Naive Bayes (NB), Logistic Regression (LR), k-en yakın komşu (k-NN), Random Forest (RF) ve Decision Tree (DT) yöntemleri kullanılarak intihar düşüncesi tahmin modelleri oluşturulmuş makine öğrenmesi yöntemlerine TF-IDF ve derin öğrenme modellerine ise FastText uygulanmıştır. Ayrıca hiperparametre optimizasyonu için bütün algoritmalara Grid Search yöntemi uygulanarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Tez çalışmasının ilk karşılaştırmalar sonucunda Suicide Ideation veri setinde %94 oranıyla RF modeli, Reddit Depression Suicidewatch veri setinde %73 oranıyla LR modeli ve Suicide Detection veri setinde ise %93 oranıyla ANN ve LR en başarılı modeller olmuştur. Grid Search metriği uygulandıktan sonraki karşılaştırmalar sonucunda ise Suicide Ideation veri setinde %94 oranıyla RF modeli, Reddit Depression Suicidewatch veri setinde %74 oranıyla ANN modeli ve Suicide Ideation veri setinde ise %93 oranıyla ANN ve LR en başarılı modeller olmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Hafızanın kırılma noktası: Tunceli Müzesinde temsil, sessizlik ve mekansal anlatılar
Seher Kont Erdoğan
Tunceli Kışlası'nın yapısal değişimi ve müzeye dönüşüm süreci, yerel halkın toplumsal hafızasında derin izler bırakmıştır. Bu araştırma, kışlanın askerî bir yapıdan kültürel bir mekâna dönüşümünü ve bu dönüşümün kişi ve topluluk belleği üzerindeki etkilerini incelemiştir. Kışlanın müze işlevi kazanması, mekânsal, toplumsal ve psikolojik düzeyde belirgin dönüşümlere yol açmış ve burada yaşamış kişilerin anılarını taşıyan bir hafıza mekânı yaratmıştır. Bununla birlikte, dönüşüm süreci boyunca kışlaya ait doğal unsurların kısmen ya da tamamen korunamaması ve geçmişe dair temsillerin sınırlı kalması, kolektif hafızada bazı boşlukların oluşmasına neden olmuş; bu durum, toplumsal belleğin daha bütüncül ve çok katmanlı biçimde inşa edilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Araştırma, kışlanın fiziksel yapısındaki dönüşümün yerelde halkın hafızasında nasıl belirgin değişimlere yol açtığını incelemiştir. Kışlanın bahçesi, kavak ağaçları, odalar, karanlık koridor, cümle kapısı ve ekmek ocakları gibi doğal ve mimari unsurlar, burada yaşayan kişilerin toplumsal belleğinde önemli bir yer tutmuşken, dönüşüm sürecinde bu unsurların ortadan kalkması, mekâna dair hafızanın zayıflamasına neden olmuş; bu durum, müzenin sunduğu geçmiş anlatısının daha sınırlı ve parça hâlinde y ansımasına yol açmıştır. Kışlada büyüyen çocuklar için mekân, hem güvenli bir alan hem de merak uyandırıcı bir keşif dünyası işlevi görmüştür. Kışlanın izole yapısı, burada yaşayanlar için aidiyet duygusunu pekiştirirken aynı zamanda dışlanmışlık hissi yaratmış ve bu çelişki, kişilerin hafızalarında derin izler bırakmıştır. Bununla birlikte, müzenin mevcut durumu, kışlanın dönüşüm sürecinin izlerini tam anlamıyla yansıtmamaktadır. Geçmişin bir yansıması olarak müze, önemli bir hafıza mekânı işlevi görmeye devam etse de, bazı toplumsal ve tarihsel öğelerin anlatı dışında kalması, temsilin bütüncüllüğünü sınırlamaktadır. Bu araştırma, müzelerin tarihsel olayları genellikle belirli bir anlatı çerçevesi içinde sunduğu gerçeğini vurgulamakla birlikte, farklı toplumsal grupların deneyimlerinin de göz önünde bulundurulmasının önemine dikkat çekmektedir. Tunceli Müzesi'nin, Tunceli'nin travmatik geçmişine dair daha kapsamlı ve dengeli bir anlatı sunma potansiyeli, bölgenin kolektif hafızasını güçlü bir biçimde yaşatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Müzenin, yalnızca ulusal kimlik inşasına odaklanmak yerine, farklı toplumsal kesimlerin bakış açılarını da kapsayacak şekilde yeniden yapılandırılması, daha kapsayıcı bir hafıza mekânı olmasına katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda, Tunceli Müzesi, tarihsel doğruluğun sağlanması ve farklı toplumsal grupların hafızalarının doğru bir şekilde yansıtılması adına kritik bir rol oynamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Belediyelerin sosyal medya kullanımı: Elâzığ Belediyesi örneği
Tuba Aytan
Bu araştırmada, vatandaşlarla doğrudan iletişim kurmada etkili bir araç haline gelen sosyal medya platformlarının Elazığ Belediyesi tarafından nasıl ve hangi amaçlarla kullanıldığı incelenmiştir. Diğer bir ifadeyle Elazığ Belediyesi'nin sosyal medya kullanımı mevcut durumu ile ele alınarak detaylı bir analizi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında Elazığ Belediyesi'nin Facebook, X (Twıtter), Instagram ve Youtube platformlarındaki kurumsal hesapları, 1 Haziran 2024 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Paylaşımların sıklığı, içerik türleri ve vatandaş etkileşimi gibi unsurlar araştırılmış, bu veriler üzerinden belediyenin sosyal medya kullanımı üzerinde çıkarımlar yapılmıştır. Tezin bulgularına göre, Elazığ Belediyesi sosyal medyayı çoğunlukla vermiş olduğu hizmetler, duyurular, kurum içi konular ve yapmış olduğu ziyaretler için kullanıldığı görülmüştür. Vatandaşlara yönelik hizmetlerin tanıtımı ve kamuoyunu bilgilendirme hedefi ön plandadır. Bununla birlikte sosyal medya platformları, belediye-vatandaş etkileşimini güçlendirmek, şeffaflık ve katılımcılık ilkelerini desteklemek adına önemli fırsatlar sunmaktadır. Sonuç olarak, sosyal medya araçlarının belediyeler için etkili bir iletişim aracı olduğu, ancak bu potansiyelin daha stratejik ve etkileşim odaklı bir yaklaşımla güçlendirilebileceği önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Süne zararına uğramış buğday unlarına ait hamurun yapısal özelliklerinin incelenmesi
Servet Boran
Buğday günlük besin öğelerini karşılamasının yanısıra içerdiği öğelerin işlenebilirlik kapasitelerinden dolayı tarih boyunca hem tüketicilerin hem de araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Bu bağlamda mevcut çalışmada 2024 hasat dönemine ait Tunceli İlinde ekimi yapılmış Bayraktar-2000 ve Selenivka Odeska (S. Odeska) ekmeklik buğday çeşitlerinin fizikokimyasal, teknolojik ve reolojik kalite parametreleri incelenmiştir. Gluten indeksi, sedimantasyon, beklemeli sedimantasyon gibi teknolojik kalite parametrelerinin undaki emgili tane oranındaki artışa bağlı olarak azaldığı belirlenmiştir. Her iki buğday çeşidine %3, 4.5 ve 6 oranında süneli tane ilave edilerek elde edilen unlardan üretilen hamurların tekstürel parametreleri (yapışkanlık, sertlik, uzayabilirlik), reolojik özellikleri (elastiklik modülüs, akışkanlık modülüs, kompleks modülüs, kompleks viskozite), ATR-FTIR (Zayıflatılmış toplam yansıma Fourier dönüşüm kızılötesi) spektrum görüntüleri ve kapsamlı bir CIELab renk değerlendirmesi yapılmıştır. Bayraktar-2000 ve S.Odeska buğdaylarının bin tane ağırlıkları sırasıyla 43.32±0.64 ve 32.6±1.65 g olarak belirlenmiştir. Bayraktar-2000 ve S. Odeska çeşitlerinin yaş gluten değerinin sırasıyla %23.3±1.69 ve %36.4±2.21 olduğu tespit edilmiştir. Hamur örneklerine ait yapışkanlık değerlerinin süneli tane oranındaki artışla birlikte yükseldiği belirlenmiştir. Hamur işlemede önemli bir özellik olan uzamaya karşı direnç parametresine ait en yüksek değerin S. Odeska çeşidinin kontrol (1.19N±0.05) grubunda elde edildiği ve süneli tane ilavesindeki artışla birlikte bu değerin azaldığı görülmüştür. Dinamik osilasyon testi sonucunda hamur örneklerine ait elastiklik modülüsünün akışkanlık modülüsünden yüksek olduğu ve frekans tarama testi boyunca elastiklik, akışkanlık ve kompleks modülüs değerinin yükseldiği fakat kompleks viskozite değerinin düştüğü belirlenmiştir. Örneklerin hamur ve glutenlerine ait FT-IR spektrumları incelendiğinde hem 1635 cm-1 civarındaki amid-I bandına hem de 1537 cm-1'deki amid-II bandına ait pik şiddetlerinin gluten örneklerinde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yine FT-IR grafiği incelendiğinde süne emgi oranı arttıkça amid-I ve amid-II'ye ait pik şiddetinin arttığı görülmüştür. Her iki buğday örneğinin tane, un ve hamuruna ait renk değerleri inclendiğinde en yüksek L* parlaklık değeri Bayraktar-2000 hamurunda, en yüksek sarılık indeksi değeri S. Odeska hamurunda ve en yüksek beyazlık indeksi değerinin Bayraktar-2000 un örneklerinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca süne emgili tanelere ait L* parlaklık değerinin sağlam buğday tanelerinden daha düşük olduğu belirlenmiştir. Tüm değerler incelendiğinde buğdaylara ait yaş gluten, gluten indeksi, sedimantasyon ve beklemeli sedimantasyon değerlerinin hamur yapışkanlığı, sertliği ve uzamaya karşı direnç gibi gluten içeriği ve gluten kalitesini yansıtan parametrelerle ilişkili olduğu anlaşılmıştır. Hamurun hem tekstür hem de reolojik parametrelerinde gluten miktarı ve kalitesinin önem arz ettiği ve pek çok parametrenin Bayraktar-2000 buğday çeşidinde daha zayıf bir durum sergilediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak sünenin hamurda meydana getirdiği zararın etkileri farklı parametrelerle ortaya konulmuş ve hamur yapışkanlık, sertlik ve uzayabilirlik gibi parametreleri açık bir şekilde bozduğu tespit edilmiştir. Tekstür değerlerindeki bu eğilimin incelenen reolojik parametrelerin sonuçlarıyla örtüştüğü anlaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Meyan kökü şerbetinin konsantre edilmesinde ohmik ısıtma destekli evaporasyon sisteminin kullanılması
Çağlar Şahin
Bu tez çalışmasında, geleneksel bir içeceğimiz olan meyan kökü şerbetinin atmosferik koşullar altında farklı voltaj gradyanları kullanılarak %20 suda çözünür kuru madde içeriğine kadar konsantre edilmesi ve konsantrasyon işlemi süresince örneklerin elektriksel iletkenlik, performans ve bazı kalite özelliklerindeki (toplam antioksidan kapasite, toplam flavonoid madde ve toplam fenolik madde) değişimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Meyan kökü şerbeti örnekleri atmosferik koşullar altında ohmik ısıtma ile 20°C'den 100°C'ye ısıtılmış ve sabit evaporasyon sıcaklığında (100±2°C) %20 suda çözünür kuru madde içeriğine ulaşıncaya kadar evaporasyon işlemine devam edilmiştir. Tüm denemeler için test hücresine 75 ml meyan kökü şerbeti ilave edilmiş ve 11, 13 ve 15 V/cm voltaj gradyanında evaporasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. Meyan kökü şerbeti örnekleri için toplam işlem süresinin (ısınma ve evaporasyon) 2700 ile 6180 s aralığında değiştiği, uygulanan voltaj gradyanı değerinin artmasına bağlı olarak gerekli olan işlem süresinin kısaldığı belirlenmiştir. Tüm voltaj gradyanlarında ısınma periyodu boyunca elektriksel iletkenlik değerlerinin sıcaklık ile ilişkisinin lineer olarak artış gösterdiği belirlenmiştir. Meyan kökü şerbeti örneklerinin evaporasyon periyodu boyunca elektriksel iletkenlik değerlerinin 11, 13 ve 15 V/cm için sırasıyla 0.29-2.39, 0.27-2.12 ve 0.26-2.56 S/m aralığında değiştiği tespit edilmiştir. Örneklerin konsantrasyon işlemi sonunda toplam fenolik madde içeriklerinin 162.47 ile 215.54 GAE/mL aralığında değiştiği ve toplam işlem süresinin artmasına bağlı olarak toplam fenolik madde içeriklerinin olumsuz etkilendiği belirlenmiştir. Benzer şekilde, en yüksek toplam flavonoid madde içeriklerinin 15 V/cm voltaj gradyanında elde edildiği tespit edilmiştir. Örneklerin antioksidan kapasite değerleri incelendiğinde, antioksidan kapasite değerlerinin 15 V/cm voltaj gradyanında uygulanan evaporasyon işleminde en az etkilendiği belirlenmiştir. Maksimum enerji tüketimi değerlerinin en uzun işlem süresine sahip olmasından dolayı 11 V/cm voltaj gradyanında elde edildiği belirlenmiştir. Farklı işlem koşullarında toplam güç değerlerinin ise 0.049 ile 0.092 kW aralığında değiştiği ve en yüksek güç tüketimi değerlerinin 15 V/cm voltaj gradyanında elde edildiği belirlenmiştir. Spesifik su uzaklaştırma oranı değerleri ise uygulanan voltaj gradyanın artmasına bağlı olarak artış göstermiştir. Evaporasyon işleminin verimliliğinin ise %78.74 ile %96.49 aralığında değiştiği ve uygulanan voltaj gradyanın artmasına bağlı olarak işlem verimliliği değerlerinin artış gösterdiği tespit edilmiştir. Bu tez çalışması sonucunda elde edilen sonuçların endüstriyel boyutlarda kurulması düşünülen pompalama ve evaporatör sistemleri için literatürdeki bilgi eksikliğini gidereceği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Beden eğitimi öğretmenlerinde problem çözme becerilerinin iş doyumuna etkisi
Ebru Kavaklı Üstündağ
Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin problem çözme becerilerinin iş doyumuna etkisini incelemektir. Araştırmanın evrenini, 2024-2025 eğitim-öğretim dönemi arasında Türkiye genelinde görev yapmakta olan beden eğitimi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, basit rastgele örnekleme yöntemi ile belirlenen 400 beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada, öğretmenlerin karşılaştıkları mesleki zorluklarla nasıl başa çıktıkları, problem çözme stratejilerinin iş doyumlarını nasıl şekillendirdiği ve bu ilişkilerin hangi faktörlerden etkilendiği analiz edilmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin iş ortamında karşılaştıkları problemleri çözme yöntemlerinin mesleki motivasyon ve genel memnuniyet düzeylerine olan katkısı değerlendirilmektedir. Bu araştırma, beden eğitimi öğretmenlerinin problem çözme becerileri ile iş doyumu arasındaki ilişkileri belirlemek için nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama metodu kullanılmıştır. Araştırma sürecinde veriler, anket yöntemiyle toplanmıştır. Anket, üç ana bölümden oluşmuş olup, birinci bölümde demografik bilgiler, ikinci bölümde problem çözme becerilerini ölçen Problem Çözme Envanteri, üçüncü bölümde ise öğretmenlerin iş doyumunu ölçen İş Doyumu Ölçeği yer almıştır. Verilerin analizi, SPSS 26 istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Analiz sürecinde frekans analizi, T-testi, tek yönlü varyans analizi, Tukey testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, beden eğitimi öğretmenlerinin problem çözme becerilerinin iş doyumunu doğrudan etkilediğini göstermektedir. Özellikle aceleci ve kaçıngan problem çözme yaklaşımlarının iş doyumunu artıran faktörler arasında yer aldığı belirlenmiştir. Katılımcıların medeni durum ve sektörde çalışma süresine göre problem çözme envanterinin farklı alt boyutlarında anlamlı düzeyde farklılıklar tespit edilmiştir(p<0.05). Katılımcıların yaş grupları ve sektörde çalışma süresine göre Minesota iş doyumu ölçeğinin farklı alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir.(p<0.05) Sonuç olarak beden eğitimi öğretmenlerinin problem çözme becerisi ve iş doyumu üzerinde medeni durum, sektörde çalışma süresi ve yaş gruplarının etkili olduğu bulunmuştur
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Çeşitli sıcaklıklarda depolanan doğranmış soğanlarda Salmonella büyümesinin modellenmesi
Aykut Mamur
Bu çalışmada, doğranmış soğan üzerinde Salmonella spp.'nin farklı sıcaklık koşullarındaki büyüme ve inaktivasyon davranışı değerlendirilmiş, elde edilen veriler birincil ve ikincil matematiksel modellerle analiz edilmiştir. Deneysel bulgular, Salmonella spp.'nin 15–45°C aralığında belirgin şekilde çoğaldığını; buna karşılık 4°C, 7°C ve 10°C sıcaklıklarında ise bakteriyel büyümenin durduğu ve zamanla inaktivasyonun gerçekleştiğini göstermiştir. Özellikle 30–40°C aralığı hem büyüme oranı hem de maksimum hücre konsantrasyonu açısından Salmonella spp. için en elverişli sıcaklık aralığı olarak belirlenmiştir. Ancak 45°C'de bakteriyel büyüme oranının düştüğü ve sistemde stres etkilerinin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Birincil modelleme kapsamında büyümenin gözlemlendiği sıcaklıklarda Baranyi modeli, inaktivasyonun gözlemlendiği düşük sıcaklıklarda ise log-linear model kullanılmıştır. Baranyi modelinin büyüme verileriyle yüksek düzeyde uyum sağladığı ve determinasyon katsayısının (R²) 0,95–0,99 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Büyüme hızı (µmax), sıcaklık arttıkça yükselmiş ve en yüksek değer 40°C'de (3,77 sa⁻¹) elde edilmiştir. Lag faz süresi (tlag) ise sıcaklıkla ters orantılı olarak azalmış; 15°C'de 35 saate yakın olan lag süresi, 45°C'de yaklaşık 2,5 saate kadar düşmüştür. Maksimum bakteri konsantrasyonu (ymax) ise 30°C'de en yüksek düzeye ulaşmış (8,94 log kob/g) ve daha yüksek sıcaklıklarda düşüş göstermiştir. Log-linear modelle yapılan analizler, düşük sıcaklıklarda Salmonella spp.'nin inaktive olduğunu ve bu inaktivasyonun 4°C'de daha hızlı gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Özellikle D-değeri 4°C'de 53,81 saat olarak hesaplanmış, bu da Salmonella'nın düşük sıcaklıklarda daha kısa sürede 1 log birim azalabildiğini göstermiştir. Bu bağlamda 4°C, Salmonella'nın kontrolü açısından kritik bir sıcaklık noktası olarak öne çıkmıştır. İkincil modelleme kapsamında ise Tam Ratkowsky karekök modeli kullanılarak büyüme hızının sıcaklığa bağlı değişimi modellenmiş ve modelin yüksek düzeyde uyum gösterdiği (R² = 0,89) belirlenmiştir. Bu model ile Salmonella spp.'nin büyüme gösterebildiği minimum sıcaklık (Tmin) 7,09°C, maksimum sıcaklık (Tmax) ise 45,25°C olarak tahmin edilmiştir. Ayrıca, lag faz süresi ve maksimum popülasyon düzeyi gibi parametreler farklı polinom modellerle açıklanmış; özellikle ters ikinci dereceden polinom kullanılarak sıcaklık ile lag fazı arasındaki ilişki mükemmel uyumla (R² = 1,00) modellenmiştir. Maksimum hücre konsantrasyonunun sıcaklığa karşı parabolik bir yanıt verdiği, optimum noktadan sonra ise düşüş eğilimine girdiği gözlemlenmiştir. Genel olarak çalışma; doğranmış soğan gibi yüksek su aktivitesine sahip taze sebzelerin, uygun olmayan sıcaklıklarda Salmonella spp. için hızlı bir çoğalma ortamı oluşturabileceğini göstermektedir. Elde edilen model parametreleri, Salmonella'nın büyüme sınırlarının ve kinetik davranışlarının daha doğru tahmin edilmesine olanak sağlamaktadır. Bu veriler; taze kesilmiş soğanların üretim, taşınma ve depolanma süreçlerinde mikrobiyal risklerin azaltılması açısından önem arz etmekte olup, gıda güvenliği politikalarının geliştirilmesinde doğrudan kullanılabilir niteliktedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Munzur Üniversitesi idari personelinin spora bağlılık düzeylerinin incelenmesi
İsmail Tekeş
Spora bağlılık, bireyin sportif faaliyetlere karşı duyduğu ilgi, bu faaliyetleri sürdürme isteği ve sporu hayatının vazgeçilmez bir parçası olarak görme derecesi ile ilişkilidir. Bağlılık düzeyinin yüksek olması, bireyin sporu süreklilik içinde ve gönüllülükle gerçekleştirmesini sağladığı düşünüldüğünden çalışmamızda Munzur Üniversitesinde idari personel olarak çalışan personellerin spora bağlılık düzeylerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın evrenini Munzur Üniversitesinde çalışan idari personeller oluştururken örneklemini ise 159 idari personel oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcıların kişisel bilgilerini belirlemek amacıyla demografik bilgi formu ve Spora Bağlılık ölçeği kullanılmıştır. Çalışma verileri doğrultusunda normallik sınaması yapılmış ve sonucunda normal dağılım gösterdikleri tespit edildiğinden parametrik testlerden independent t testi ve one way anova testi kullanılmıştır. Çalışmada hata payı p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Munzur Üniversitesi idari personellerinin spora bağlılık düzeyleri ve alt boyutları ile cinsiyet, yaş ve çalışma yılı değişkenleri açısından istatistiki açıdan anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Spora bağlılık düzeyleri ve alt boyutları ile çalışma yeri ve aktif spor yapma durumu değişkenine göre istatistiki açıdan anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Çalışma bulguları doğrultusunda spora bağlılık ölçeğinde elde edilen puanların aritmetik ortalaması 46,03 ile örneklem grubunda yer alan bireylerin genel olarak orta düzeyde spora bağlılık sergilediklerini göstermektedir. Ortalama değerin maksimum değerin yaklaşık %66'sına karşılık gelmesi, spora karşı belirgin bir ilgi olduğunu ancak tüm örneklem için yüksek düzeyde bir bağlılıktan söz edilemeyeceğini ortaya koymaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Sanat bahçesi ekosisteminin scamper tekniği ile incelenmesi
Ayşenur Baysak
Bu araştırma, doğa ile insan arasındaki dengeyi yeniden kurmayı amaçlayan sanat bahçesinin SCAMPER tekniği ile bir ekosistem tasarımı olarak ortaya konulmasını konu edinmektedir. Çalışma, sürdürülebilir, yenilikçi ve girişimci bir ekosistem tasarımını araştırmakta; sanat bahçelerinin yalnızca estetik ve rekreatif alanlar değil, aynı zamanda bilim, kültür ve sosyal etkileşim alanları olarak değerlendirilebileceğini öne sürmektedir. Bu bağlamda, SCAMPER tekniği ile sanat bahçesi tasarımı bir dönüşüm sürecine tabi tutulmuş, her adımda parkların geleneksel işlevlerinden farklı, çok katmanlı bir sistem önerisi sunulmuştur. Çalışmada, 21. yüzyıla uygun bir tasarım modeli olan "21B modeli" geliştirilmiş ve bağ, bahçe, barınak, böğürtlen, bostan ve baharat gibi modüller aracılığıyla bireylerin yalnızca kullanıcı değil, aynı zamanda üretici ve düşünce geliştirici bir özne haline gelmesi sağlanmıştır. Çalışmada SCAMPER metodu, sanat bahçesi tasarımına uyarlanarak, her bir adımıyla parkların dönüşüm süreci modellenmiştir. SCAMPER'ın "Yerine koy, birleştir, uyarlama, değiştirme, farklı amaçla kullanma, çıkarma ve yeniden düzenleme" adımları, sürdürülebilir yenilikçi girişimcilik ekosisteminin tasarımında kullanılmış ve kavramsal bir dönüşüm haritası oluşturulmuştur. Bu dönüşüm yaklaşımı kapsamında, 21B sistemi modülleri olan bağ, bahçe, barınak, böğürtlen, bostan ve baharat gibi alanlar, SCAMPER adımlarına karşılık gelecek şekilde yeniden kurgulanmıştır. Örneğin, beton yüzeylerin doğal taş ve geçirgen malzemelerle değiştirilmesi, geleneksel oturma elemanlarının bilgilendirici sergi modüllerine dönüştürülmesi ve kullanıcı rotasının tematik SCAMPER istasyonları ile yönlendirilmesi gibi uygulamalara yer verilmiştir. Uygulama alanı olarak, Tunceli'nin yerel coğrafi, ekolojik ve kültürel verileri esas alınmıştır. Çalışmada yerel flora (ispir meşesi, Ovacık sarımsağı vb.), üretim kültürü ve sosyo-kültürel pratikler değerlendirmeye dâhil edilmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma, Tunceli'ye özgü ekolojik ve kültürel değerleri temel alarak, yerel kalkınmayı destekleyen, doğayla uyumlu, yaratıcı düşünmeyi teşvik eden ve toplumsal etkileşimi artıran bütüncül bir sanat bahçesi modeli önermektedir. Çalışma sonucunda, sanat bahçesinin doğayla bütünleşik ve sürdürülebilir bir yaşam modeli sunabileceği ve bunun gelecekteki mekânsal tasarımlara ilham verebilecek özgün bir çerçeve oluşturduğu ortaya konmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Kamuoyunun spor ve insan hakları konusundaki tutumlarının etkileşimi
Mustafa Yentür
Çalışmanın amacı, kamuoyunun spor ve insan hakları tutumlarının etkileşimi üzerinedir. Araştırma kamuoyunda cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, meslek, gelir düzeyi, spor branşı ve aktif spor yapma değişkenlerinin, spor ve insan hakları tutumlarının ilişkisini belirlemektir. Araştırma yöntemi, Elâzığ kamuoyunun demografik özelliklerinin, spora ilgi duyma, sporla yaşama, aktif spor yapma, kişilik hakları, sosyal haklar ve dayanışma hakları üzerine etkisi arasındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik olduğu için nicel araştırma yönteminde, betimsel nitelikte ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini; 2024-2025 yılı Elâzığ kamuoyu, gönüllü olarak katılmayı kabul eden, (n=983) bireyler örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ölçek kullanılmıştır. "Spora Yönelik Tutum Ölçeği (SYTÖ)" ile "Sporda İnsan Hakları Tutum Ölçeği (SİHTÖ)" kullanılmıştır. Çalışma verilerinin analizi SPSS 26 programı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, kamuoyunun spora yönelik tutumları ve insan hakları tutum ölçek puanlarının yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Cinsiyete göre spora yönelik tutum düzeylerinin erkek bireylerde daha yüksek olduğu, insan hakları tutumlarında ise sosyal haklar düzeyinde kadın bireylerin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Spora yönelik tutumun aktif spor yapma düzeyinde 18-29 yaş grubunun diğer yaş gruplarına göre yüksek olduğu, sosyal haklar ve dayanışma hakları düzeyinde 30-39 yaş grubunun diğer gruplara göre tutumlarının etkileşimi daha yüksektir. Meslek değişkeni için spora ilgi duyma, sporla yaşama, aktif spor yapma, kişilik hakları, sosyal haklar ve dayanışma hakları düzeyinde anlamlı farklılıklar olduğu, grup içi değerlendirmelerde akademik personel hariç tüm gruplarda anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Kamuoyunun eğitim değişkeni ile spora yönelik tutumlarının tüm alt boyutlarda farklılaştığı, aktif spor yapma düzeyinin ortalamalarının yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Sporda insan hakları tutumunun sosyal haklar boyutunda lisans düzeyinde ortalamanın yüksek olduğu belirlenmiştir. Aylık gelir düzeyinde kamuoyunun spor ve insan hakları tutumlarının alt boyutlarının tümünde anlamlı farklılıkların olduğu belirlemiştir. Spor branşı değişkeninde kamuoyunun spora yönelik tutumlarında farklılaştığı takım sporu yapan bireylerin ortalamalarının bireysel spor yapan bireylere göre yüksek olduğu, insan hakları tutumlarında herhangi bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Araştırmaya katılan bireylerin aktif spor yapma durumunda spora ilgi duyma, sporla yaşama, aktif spor yapma, kişilik hakları, sosyal haklar ve dayanışma hakları düzeylerinde farklılıklar olduğu, bu durumun (evet) aktif spor yaptığını belirten bireyler lehine yüksek olduğu ve aktif spor yapma değişkenin spor ve sporda insan hakları tutumlarını etkilediği belirlenmiştir. Ölçek puanlarının yüksek olması, bireylerin spora yönelik tutumları ile insan hakları tutumları arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğunu, ilişkisel olarak istatistiki olarak anlamlı bir etki tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Müzik uygulamalarının 0-6 yaş çocukların gelişimine etkisi: Eğitim ve kültür perspektifinden bir analiz
Sinan Erdoğan
Bu araştırma, müzik eğitiminin 0-6 yaş grubu çocukların bilişsel, sosyal-duygusal, dil ve motor gelişimlerine olan etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Erken çocukluk döneminde müzik eğitiminin, çocukların gelişim süreçlerine katkı sunduğu, bu eğitimin çocukların zihinsel, sosyal ve bedensel gelişimlerini olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir. Araştırma, Türkiye ve dünya genelinde yapılan bilimsel çalışmaları derleyerek, bu konuda var olan bulguları analiz etmeyi hedeflemiştir. Araştırmada kullanılan yöntem, literatür taraması yöntemi olup, farklı ülkelerde yapılan müzik eğitimi ile ilgili araştırmalar incelenmiştir. Müzik eğitiminin, çocukların dikkat, hafıza, problem çözme gibi bilişsel becerilerini geliştirdiği, grup çalışmalarıyla sosyal becerilerinin güçlendiği ve dil gelişimlerine katkı sağladığı literatür bulgularıyla desteklenmiştir. Ayrıca, motor gelişim açısından müzik eğitiminin çocukların ince ve kaba motor becerilerini geliştirmede önemli bir araç olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmanın bulguları, müzik eğitiminin çocukların genel gelişim süreçlerine büyük katkılar sunduğunu göstermektedir. Özellikle bilişsel, sosyal-duygusal, dil ve motor gelişim üzerinde olumlu etkiler sağlayan müzik eğitiminin, erken çocukluk döneminde daha geniş bir şekilde uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, Türkiye'de müzik eğitimi uygulamalarının yaygınlaştırılmasının ve bu eğitimin kırsal bölgelerdeki çocuklara erişim sağlamasının önemine değinilmiştir. Müzik eğitimi, çocukların gelişiminde önemli bir yer tutmakta ve bu eğitimin erken çocukluk döneminde yaygınlaştırılması, çocukların genel gelişim süreçlerine kalıcı katkılar sağlayabilmektedir. Müzik eğitiminin bilişsel, sosyal-duygusal, dil ve motor gelişim üzerindeki etkileri dikkate alındığında, bu eğitim modelinin daha geniş kitlelere erişim sağlaması büyük önem taşımaktadır. Türkiye'de müzik eğitimi uygulamalarının yaygınlaştırılması, özellikle kırsal bölgelerde fırsat eşitliğini artırarak çocukların gelişimlerini daha iyi destekleyebilir.
