Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023Akademisyenlerin Örgütsel Adaletsizlik Algıları İle Bilgi Saklama Davranışı Arasındaki İlişkide Örgütsel Sessizliğin Aracılık Rolü
Uyan, Umut
Bilgi paylaşımı, kuruluşların en değerli maddi olmayan varlıkları olan bilgiyi etkin bir şekilde yönetmeleri ve kullanmaları için hayati önem taşımaktadır. Yükseköğretim kurumlarının bilgi-yoğun örgütler olduğu düşünüldüğünde bireysel bilginin örgüt geneline dağıtılması daha da kritik hale gelmektedir. Ancak çeşitli bireysel, örgütsel ve bağlamsal unsurlar çalışanları bilgi paylaşma noktasında isteksiz hale getirebilmektedir. Bu çalışmanın amacı akademisyenlerin adaletsizlik algılarının bilgi saklama davranışını ne derece etkilediğini ortaya koymaktır. Araştırmanın temel varsayımı ise adaletsizlik algısının çalışan sessizliğine sebep olduğu, bunun da bireyleri sahip oldukları bilgiyi saklamaya teşvik etmesidir. Araştırmanın verileri Adana ve Mersin illerinde faaliyet yürüten dördü kamu ve ikisi vakıf olmak üzere toplam altı yükseköğretim kurumundan yapılandırılmış anketler aracılığıyla toplanmıştır (n= 289). Araştırmanın bulguları örgütsel adaletsizlik algısının bilgi saklama davranışını teşvik ettiğini ortaya koymuştur. Ayrıca bulgular, kısmi de olsa, bahsedilen ilişkide örgütsel sessizliğin aracılık ilişkisini doğrular niteliktedir. Araştırma, bilgi-yoğun kuruluşlar olan yükseköğretim kurumlarında bilginin etkin yönetilmesi önündeki bariyerleri ortaya koyması bakımından özgün bir nitelik taşımaktadır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kamuda kurumsallaşma olgusunun kurumsal itibar ve etik yönetim ilkeleri perspektifinden analizi
Atmaca, Yıldız; Boyali, Handan
Kurumsallaşma, kurumun faaliyetlerinde yönetenlerin şahsi yöntemlerine bağlı olmadan varlığını sürdürme durumudur. Sürdürülebilir belli kural ve kaideler etrafında birleşerek bir yönetsel yapı oluşturmak kurumsallaşma olgusu ile doğrudan doğruya ilişkilidir. Ku-rumsallaşma olgusunu ayakta tutan bir takım ilkeler bütünü söz konusudur. Bu anlamda, kurumsal itibar ve etik yönetim ilkeleri, kurumsallaşmayı etkili ve verimli hale getiren en önemli ilkeler olarak kabul edilmektedir. Kurumsal itibar, kurumun hedef kitleler tarafın-dan nasıl göründüğünü belirten, kurumu ayakta tutan ve kurumun sürekliliğini sağlayan önemli bir olgudur. Bu ise hedef kitlenin ihtiyaçlarının giderilmesi ve memnuniyetlerinin sağlanması sonucunda kuruma dair algıların olumlu yönde ilerlemesiyle oluşmaktadır. Yine kurumsal performansın artırılması için etik değerlerin dikkate alınarak kararların alınması gereklidir. Kurumların kendi bünyelerinde oluşturdukları etik ilkelerin çalışanlar tarafından doğru bir şekilde algılanıp benimsenmesi ve uygulanması hem kurum içi hem de kurum dışı ilişkileri iyileştirecektir. Hakkaniyet, eşitlik, doğruluk, dürüstlük gibi etik il-keler doğrultusunda hareket eden, çalışanlarının ve diğer paydaşlarının sorunlarını bu ilkeler çerçevesinde çözmeye çalışan kurumlar, vatandaşlar üzerinde olumlu bir intiba oluşturacaktır. Bu olumlu intiba ise kamu kurumlarındaki hem kurumsal itibar hem de kurumsallaşma düzeyini arttıracaktır. Bu bağlamda, bu çalışma ile kamu kurumlarının kurumsallaşma sürecinde kurumsal itibar ve etik yönetim ilkelerinin hangi ölçüde etkili olduğu analiz edilmek istenmiştir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada kavramsal ve teorik açıklamalar yapılmış, sonrasında ise kurumsal itibar ve etik yönetim ilkelerinin bir kurumdaki kurumsallaşma düzeyini olumlu ölçüde etkilediği sonucuna varılmıştır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2021Investigation of Quality and Patient Safety Courses Conducted in Undergraduate Nursing Programs in Turkey
Şeker, Sevda Arslan; Basit, Gulden
Aim: This study aimed to determine some characteristics of quality and patient safety courses in the undergraduate nursing curriculum of active nursing departments of the state and private universities in Turkey. Method: This descriptive and cross-sectional study was conducted from September-October 2020. One hundred and fifty active undergraduate nursing programs of state and private universities in Turkey constituted the study population. The evaluation form created by the researchers was used as a data collection tool. The data were analyzed using descriptive statistics. Results: It was determined that 58.66% of universities had courses on quality or patient safety courses. However, 87.92% of the academic staff who conducted the courses had no expertise in nursing management. It was determined that the contents of the courses had a limited value in developing knowledge, attitudes and skills in undergraduate nursing students. Conclusion: It was determined that most nursing undergraduate curriculum had a course on quality or patient safety, but the contents of the existing courses failed to establish standards for quality service and patient and employee safety in providing nursing care. The courses should contain current issues the student needs which can be used in the actual working environment and be transferable to the clinical practice.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2010Muhafazakar dünyanın kutsal efsanelerine giriş: Fethullah Gülen'de hoşgörü, diyalog ve ahlak düşüncesi
Çobanoğlu, Yavuz
Özet: Hoşgörü, diyalog ve uzlaşma gibi kavramların son yirmi yılda geçirdiği süreç ilgi çekici bir seyir izlemektedir. Bu kavramlardan toplumdaki sorunların en azından bir kısmına çözüm olması beklenirken, kavramlar farklı politik kesimlerin de katkısıyla ilginç bir biçimde kutsallaşmış, içerikleri de yeni anlamlar ve söylemlerle doldurulmuştur. Aşağıdaki makale, Fethullah Gülen örneği üzerinden bu kavramların değişen içeriklerini anlamaya yönelik bir çabadır. Çünkü hoşgörü ve diyalog kavramlarını birlikte yaşayabilmenin ahlâkî ilkeleri olarak ele alan Gülen, bu ilkelerin meşrulaştırmasını da kendi İslâm anlayışı ve devlet yorumu üzerinden yaparken dikkat çekici bir söylem kullanmaktadır. Hoşgörü ve diyalog kavramlarından vazgeçmeyen Gülen'in bu kavramlara dinî ve millî sınırlar çizerek, yeni bir ahlâk anlayışını tesis etmeye çalıştığı görülmektedir. Fakat Gülen düşüncesindeki bu anlayış ve yorum üzerinde düşünülmeye muhtaç bir açık alana da sahiptir. Farklı bakış açılarının, inanışların ve farklı hayat tarzlarının bu yorum karşısındaki konumu, "birlikte yaşayabilecek miyiz?" sorusunu böylelikle daha da önemli kılmaktadır.


