Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Normatif güzellik idealleri: Kadınların özneleşme sürecinde baskı ve özgürleşme tartışması

    Gülay Ciğer

    Bu tez, gündelik hayatta sıradan ve olağan görünen güzellik pratiklerinin bazı kadınlar için kişisel bir tercih olmasının ötesinde, cinsiyet normları, beden politikaları ve iktidar ilişkileri ile normatif kadınlığın inşasında merkezi bir rolü olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaçla Foucault'nun iktidar, özne, bilgi ve söylem kavramlarına odaklanarak kadınların özneleşme sürecinde güzellik pratiklerinin nasıl inşa edildiğini postyapısalcı bir bakış açısıyla analiz etmektedir. Bu analiz güzellik pratiklerinin hem baskılayıcı görünen yönlerini hem de güç ve direniş aracı olarak tanımlanmasını tartışmaktadır. Nitel araştırma yönteminden faydalanarak düzenli olarak güzellik salonlarına giden 17 kadınla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Tez, görüşme yapılan kadınların anlatılarına odaklanarak güzellik pratiklerini bazen bir tahakküm bazen de kendilerini güçlü ve özgür olarak ifade etmenin aracı olarak benimsediklerini göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Dijitalleşme ile kültür ve sanat ilişkisini ele alan ulusal lisansüstü tezlerin bibliyografik analizi

    Alperen Kalkan

    Bu çalışma, dijital dönüşümün kültür ve sanat üzerindeki etkilerini ele alan akademik literatürün kapsamlı bir bibliyografik analizini sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın temel hedefi, mevcut literatürün tematik dağılımını, yöntemsel yaklaşımlarını, coğrafi kapsamını ve yayın eğilimlerini sistematik bir şekilde inceleyerek alana bütüncül bir perspektif kazandırmaktır. Yaşamın kolaylaşmasında ve şekillenmesinde büyük etkisi olan teknoloji, dijital dönüşüm; kültür-sanat alanlarında da geleneksel paradigmaları köklü biçimde sarsmış; sanatsal üretimden kültürel mirasın dijitalleştirilmesine, estetik anlayışlardan sanatsal ifade biçimlerine kadar geniş bir yelpazede dönüşümlere yol açmıştır. Bu değişimlerin toplumsal, ekonomik ve estetik boyutlarını derinlemesine anlamak, teorik ve uygulamalı araştırmalarla mümkün hale gelecektir. Kültür ve sanat alanındaki dijitalleşme süreçleri, toplumların geçmişi, bugünü ve geleceğiyle doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda, dijital ortamda kültür ve sanat pratiklerinin geliştirilmesi, çağın gereksinimlerini bütünsel bir şekilde kavrayarak iyi planlanmış yaklaşımlar ortaya koyduğunda, şimdiye kadar erişilmemiş bir değer düzeyine ulaşma potansiyeline sahiptir. Ancak, literatürde bu dönüşüm süreçlerini tematik ve yöntemsel açıdan kapsamlı bir şekilde ele alan sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada, bibliyografik analiz yöntemi kullanılarak elde edilecek bulgular, dijital dönüşüm ve kültür-sanat ilişkisine dair gelecekte yapılacak araştırmalara yön verici bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Bu kapsamda, mevcut literatürün kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesiyle, alan yazında mevcut boşluklar tespit edilecek ve araştırmaların daha sistematik bir biçimde ilerlemesine katkı sağlanacaktır. Dijital dönüşümün kültürel ve sanatsal değerler üzerindeki etkilerini anlamak, yalnızca kültür-sanat alanının değil, toplumsal yapıların ve toplumdaki bireylerin estetik deneyimlerinin dönüşümünü de anlamak açısından kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda çalışma, dijitalleşmenin getirdiği fırsatları ve zorlukları vurgulayarak, hem akademik çevrelere hem de kültür-sanat politikalarının oluşturulmasında rol oynayan karar vericilere yol gösterici bir kaynak sunacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Anaerobik gut funguslarının yapay zeka algoritmalarıyla morfolojik tanımlanması ve sınıflandırılması

    Emine Aksoy Özer

    Bu tez çalışmasında öncelikle anaerobik gut funguslarının sınıflandırılması ve morfolojik olarak tanımlanmasında yapay zekâ algoritmaları kullanıldı. Yapay zekâ, mikroorganizmaların sınıflandırılmasında, özellikle makine öğrenimi (ML) ve derin öğrenme (DL) algoritmalarının kullanımını içerdi. Bu algoritmalar, mikroorganizmaların özelliklerini (genetik, morfolojik, biyokimyasal, vb.) analiz ederek doğru sınıflandırmalar yapabilmesi için kullanıldı. Özellikle genom verilerinin (DNA, RNA dizileri) analizi, mikroorganizmaların türlerini belirlemede önemli bir yöntem olarak kullanıldı. Konvolüsyonel Sinir Ağları (Convolutional Neural Networks - CNN) na bağlı mimarilerden olan; AlexNet, ResNet ve GoogLeNet ile derin öğrenme alanında, özellikle görüntü tanıma ve sınıflandırma alanında önemli potansiyele sahiptir. Bu çalışmada da Caecomyces isimli anaerobik gut fungus türünden 1.129 görüntü, Neocallimastix isimli anaerobik gut fungus türünden 1.253 görüntü, Orpinomyces isimli anaerobik gut fungus türünden 1.126 görüntü ve Promyces isimli anaerobik gut fungus türünden 426 görüntü olmak üzere toplam 3.934 görüntüden oluşan veri seti verildi. Bu veri setleri önemli yapay zekâ mimarileri olan Alexnet, googlenet ve resnet-101 mimarilerine verilmiş olup ve her birinin ayrı ayrı 3 adet özellik matrisi elde edilmiştir. Alexnet mimarisinden elde edilen özellik matrisi kullandığımız matlab programında cllasification layer da bulunan tüm sınıflandırma algoritmalarında ayrı ayrı çalıştırılıp çıkan sonuçlar karşılaştırılarak en yüksek oranda sınıflandırmayı doğru yapan 6 adet sınıflanndırma algoritması tespit edildi. Bu sınıflanndırma algoritmaları Quadratic SVM, Fine KNN, Wide Neural Network, Cubic SVM, Supspace KNN ve SVM Kernel algoritmalarıdır. 3 Farklı mimariden alınan 3 farklı özellik matrisi 6 farklı sınıflanndırma algoritmasıyla çalışılmış ve toplamda 18 sonuç elde edilmiştir. Özellikle Resnet-101 mimarisi ve Cubic SVM algoritmasıyla elde edilen %94 doğruluk oranın da oldukça yüksek bir oran ve çalışma sonucu elde edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Davulalan plütonunun jeolojik mineralojik ve jeokimyasal bulgular yardımıyla kökeninin belirlenmesi

    Fatih Tavlı

    Davulan Plütonu, Orta Anadolu Kristalen Kompleksinin kuzey-doğu bölümünde yer almakta ve siyenit, nefelinli siyenit ve monzonitten meydana gelmektedir. Ayrıca, nefelinli siyenitler yer yer karbonat damarları içermektedir. Bu plüton; mermer, şist ve kuvarsitten oluşan Paleozoyik yaşlı Akdağ Metamorfiklerini kesmekte ve Pliyosen yaşlı kumtaşları tarafından uyumsuzlukla örtülmektedir. Burada sunulan çalışma, plütonun petrolojik evrimi ve jeotektonik ortamınının daha iyi anlaşılması amacıyla ilksel veriler olan petrografi, tüm kayaç jeokimya ve zirkon U-Pb yaş verilerini sunmaktadır. Petrografik gözlemler sonucu tanımlanan siyenit, nefelinli siyenit ve monzonit jeokimyasal olarak alkalen karakter sunmaktadır ve jeotektonik ortam olarak çarpışma sonrası granitoyitleri ile benzer özellikler sergilemektedir. Nefelinli siyenitler içerisinde tanımlanan karbonat damarları ise düşük nadir toprak elementleri (<100 ppm) ve Sr (<831 ppm) içerikleri ile karakterize edilmektedir. Karbonat damarlarının ilksel manto ve kondrite göre normalize edilmiş jeokimyasal dağılımları manto kökenli karbonatitlerden ziyade sedimanter kökenli karbonatlar ile uyumlu görülmektedir. Siyenit ve nefelinli siyenit örnekleri üzerinde yürütülen zirkon U-Pb yaşlandırma analizleri ile sırasıyla 66 ± 0.60 My ve 65 ± 0.60 My yaşlarını elde edilmiştir ve bu veriler her iki kayaç türünün de Geç Kretase-Erken Paleosen döneminde oluştuklarına işaret etmektedir. Burada sunulan tüm analitik veriler Davulalan Plütonu'nun Geç Kretase-Erken Paleosen döneminde çarpışma sonrası tektonik ortamda oluştuğuna işaret etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Lise öğrencilerinde sosyal dışlanma ve sporda prososyal-antisosyal davranış durumlarının dijital oyun bağımlılığı ile ilişkisi

    Taha Yusuf Sarıgül

    Dijital oyun bağımlılığı, ergenlerde sosyal dışlanma ve spor ortamındaki davranış eğilimlerini etkileyerek sosyal uyum ve psikolojik gelişim üzerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu araştırma, lise öğrencilerinde sosyal dışlanma ile sporda prososyal ve antisosyal davranışların dijital oyun bağımlılığı ile ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, katılımcıların cinsiyet, sınıf düzeyi, aktif spor yapma, genel başarı durumu, anne ve baba eğitim seviyesi, aile gelir düzeyi ve sigara kullanımı gibi demografik değişkenler dikkate alınmıştır. İlişkisel tarama yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada, "Ergenler İçin Ostrasizm (Sosyal Dışlanma) Ölçeği," "Sporda Prososyal ve Antisosyal Davranış Ölçeği" ve "Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmaya, 2023-2024 eğitim-öğretim döneminde Elâzığ ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Çubuk Bey Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören 189 erkek ve 133 kadın olmak üzere toplam 322 gönüllü öğrenci katılmıştır. Verilerin tanımlayıcı istatistiği ile iki ve ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında sırasıyla t-Testi ve One Way ANOVA testleri SPSS 25.0 paket programı aracılığı ile yapılmış ve anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların anne baba eğitim ve aile gelir düzeyi değişkenlerine göre sosyal dışlanma sporda prososyal-antisosyal davranışlar ve dijital oyun bağımlılığı alt boyutlarında anlamlı düzeyde farklılıklar bulunmazken (p>0.05) cinsiyet, sınıf, genel başarı düzeyi aktif spor yapma ve sigara kullanma değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Elde edilen bulgular doğrultusunda, genç bireylerin sosyal uyumlarını desteklemek ve dijital oyun bağımlılığı ile ilişkili olumsuz davranışları azaltmak amacıyla; okullarda düzenli spor etkinliklerinin teşvik edilmesi, dijital medya okuryazarlığı eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve sosyal beceri gelişimini hedefleyen programların uygulanması önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Elektroforez destekli mikro frezeleme kullanılaraknadir toprak elementi ndfeb mıknatıslarınınişlenebilirliğinin iyileştirilmesi

    Eda Çolak

    Birçok endüstriyel sektörde kullanılan nadir toprak elementleri (NTE) hakkında araştırıma yapılmakta olup, özellikle bazı NTE'ler üretim alanında stratejik öneme sahip çok değerli malzemeler olarak görülmektedir. NTE'lerin yüksek mekanik özelliklerinden dolayı işlenebilirliği zordur. NTE'lerin sahip olduğu sertlik, kırılganlık, atmosferde parlayıcı ve yanıcı özellikleri nedeniyle daha güvenilir ve daha hassas bir şekilde işleme tekniklerinin geliştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmada NTE'lerden biri olan NdFeB mıknatıslarının işlenebilirliğini artırmak için konvansiyonel mikro frezelemeye (KMF) alternatif bir yöntem olan elektroforez destekli mikro frezeleme (EDMF) yöntemi önerildi. Çalışmada 3 farklı kesme hızı ve farklı gerilim değerinin performans karakteristiklerine olan etkisi incelendi. Ayrıca EDMF yönteminde iki farklı nano partikülün etkisi de incelendi. Deneysel çalışmalar gerilimin ve kesme hızının artması kesme kuvvetini, yüzey pürüzlülüğünü azalttı. Kesme hızının artması takım aşınmasını artırırken gerilimin artması takım aşınmasını azalttı. Deneysel sonuçlar EDMF yönteminin işlenebilirliği artırdığı görüldü. Anahtar Kelime: Nadir toprak elementleri, Mikro frezeleme, Elektroforez, İşlenebilirlik

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Etik liderliğin çevresel performans üzerindeki etkisinde yeşil örgüt kültürünün aracılık rolü: Elazığ ilindeki imalat işletmelerinde bir uygulama

    Hakan Çetiner

    Bu çalışma, günümüz örgütlerinde sürdürülebilirlik odaklı dönüşümlerin stratejik liderlik anlayışıyla nasıl şekillendiğini ortaya koymak amacıyla, etik liderlik, çevresel performans ve yeşil örgüt kültürü arasındaki ilişkileri incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, etik liderliğin çevresel performans üzerindeki etkisinde yeşil örgüt kültürünün aracılık rolünü ortaya koymaktır. Bu kapsamda, Elazığ ilinde faaliyet gösteren küçük ölçekli tekstil işletmelerinde çalışan 296 kişilik bir örneklem üzerinden, nicel araştırma yöntemleri doğrultusunda ilişkisel tarama modeli benimsenmiştir. Çalışmanın bulguları, etik liderlik anlayışının çalışanların çevresel performans algısını güçlendirdiğini ve bu ilişkinin büyük oranda yeşil örgüt kültürü aracılığıyla şekillendiğini göstermektedir. Elde edilen verilere göre, etik liderlik ile çevresel performans arasında güçlü ve pozitif bir ilişki bulunmakta (r = ,845), aynı şekilde etik liderlik ile yeşil örgüt kültürü (r = ,826) ve yeşil örgüt kültürü ile çevresel performans (r = ,905) arasındaki ilişkiler de oldukça yüksek düzeydedir. Ayrıca Hayes'in PROCESS Macro Model 4 kullanılarak yapılan aracılık analizleri, yeşil örgüt kültürünün etik liderlik ile çevresel performans arasındaki ilişkide kısmi bir aracı değişken rolü üstlendiğini ortaya koymuştur. Demografik farklılık analizlerinde ise yaş, medeni durum ve mesleki tecrübe değişkenlerinin çevresel performans ve yeşil örgüt kültürü algılarında anlamlı etkiler yarattığı; buna karşılık cinsiyet ve eğitim düzeyine göre anlamlı farklılıkların bulunmadığı saptanmıştır. Araştırmanın sonuçları, örgütlerde etik liderliğin sadece çalışan tutumlarını değil, aynı zamanda kurumsal çevre duyarlılığını ve sürdürülebilirlik kültürünü de etkilediğini göstermektedir. Bu bağlamda, etik liderliğe dayalı yönetim yaklaşımlarının geliştirilmesi, hem çevresel performansın artırılmasına hem de sürdürülebilir bir örgüt kültürünün kurumsallaşmasına katkı sağlayacaktır. Bu yönüyle çalışma, sürdürülebilir liderlik ve örgütsel çevre yönetimi alanlarına önemli bir kuramsal ve uygulamalı katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Etik Liderlik, Çevresel Performans, Yeşil Örgüt Kültürü

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Reformer pilates egzersizi: Kadınların beden imajı ve beden beğenme düzeylerinin incelenmesi

    Kardelen Yavuz

    Bu çalışma, reformer pilates uygulayan kadınların beden imajı ve benlik saygısı düzeyleri ve arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2023-2024 yılı Elazığ il merkezinde bulunan 19 özel merkezde reformer pilates egzersizi yapan 700 kadın bireyden oluşurken örneklemi kolayda örneklem yöntemi ile belirlenmiş olup çalışmaya gönüllü katılım sağlayan 450 kadın bireylerden oluşmaktadır. Çalışmanın verilerini toplamak için kişisel bilgi formu (yaş, medeni durum, meslek, eğitim durumu, ekonomik gelir, reformer pilates egzersizi yapma sıklığı, egzersiz yapmaya başlama süresi), beden imajı ölçeği ve bedeni beğenme ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada model olarak, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen verileri analiz etmek için SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Çalışmada sonuç olarak: reformer pilates egzersizinin kadınların beden beğenisi ve beden imajını olumlu etkilediği, beden beğenisi arttıkça beden imajının daha olumlu hale geldiği, yaş, medeni durum, eğitim, meslek ve gelir düzeyi gibi faktörlerin bu algıyı şekillendirebileceği görülmüştür. Düzenli egzersizin olumlu beden algısını desteklediği, ancak yüksek sıklığın her zaman bu etkiyi artırmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Reformer Pilates, Beden İmajı, Bedeni Beğenme, Egzersiz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kamu diplomasisi bağlamında ortak değerlerin dış politika aracı olarak kullanılması: Türk Devletleri Teşkilatı örneği

    Osman Ezberci

    Küresel güç mücadelesinin yumuşak güç eksenine kaydığı günümüzde, ulusların yalnızca resmi diplomatik kanallar aracılığıyla değil, aynı zamanda halklar arası etkileşim ve kültürel yakınlık üzerinden de dış politika hedeflerine ulaşma arayışı hız kazanmıştır. Bu bağlamda kamu diplomasisi, devletlerin uluslararası kamuoyunu etkileme kapasitesini artıran stratejik bir araç haline gelmiştir. Bu tez çalışması, kamu diplomasisinin çağdaş uluslararası ilişkilerde artan önemine dikkat çekerek, ortak kültürel ve tarihsel değerlerin dış politika aracı olarak kullanımını Türk Devletleri Teşkilatı örneği üzerinden ele almaktadır. Türk dünyasının ortak tarihsel mirası, dil ve kültürel benzerlikleri, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında bütünleştirici bir zemin oluşturarak kamu diplomasisinin kurumsallaşmasını kolaylaştırmaktadır. Çalışmada, Türk Devletleri Teşkilatı'nın kurumsal yapısı, söylemsel inşası ve üye devletler arası ilişkilerde ortak değerlerin nasıl konumlandırıldığı, içerik analizi ve söylem çözümlemesi yöntemleriyle irdelenmiştir. Analizler, Türk Devletleri Teşkilatı'nın, bölgesel bütünleşme hedefleri doğrultusunda kamu diplomasisi pratiklerini ortak kimlik inşası ve dış politika meşruiyeti bağlamında stratejik olarak kullandığını göstermektedir. Ayrıca ortak değerlerin yalnızca sembolik değil, aynı zamanda işlevsel ve yönlendirici bir dış politika aracı olarak nasıl kurumsallaştığını ve bu sürecin Türk dünyasında nasıl karşılık bulduğunu ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Nikelli alaşımların kıvılcım plazma sinterleme yöntemi ile üretimi sıvı fazın malzeme özelliklerine etkisi

    Haluk Merdin

    Bu çalışma, nikel esaslı toz malzemelerin kıvılcım plazma sinterleme (Spark Plasma Sintering - SPS) yöntemiyle üretimini ve bu yöntemle üretilen numunelerde sıvı faz katkısının mikroyapı ve mekanik özellikler üzerindeki etkilerini incelemektedir. SPS, kısa sürede yüksek sıcaklık ve basınç uygulayarak sinterleme işleminin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamakta; bu da daha az enerji tüketimi, ince taneli mikroyapı ve yüksek yoğunluk gibi avantajlar sunmaktadır. Çalışma kapsamında, piyasadan temin edilen nikel esaslı alaşım tozlarına farklı oranlarda sıvı faz katkısı yapılarak 950°C sıcaklık, 35 MPa basınç ve 4 dakika süre ile sıcak presleme işlemi uygulanmıştır. Üretilen numuneler üzerinde mekanik analizleri, yoğunluk ölçümü, HV sertlik testi ve üç noktalı eğme testleri yapılmıştır. Ayrıca, mikroyapı XRD ve SEM/EDS analizleriyle faz dönüşümleri ve kırık yüzey morfolojisi detaylı olarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular, sıvı faz katkısının nikel esaslı alaşımların yoğunluğunu ve mekanik özelliklerini olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Özellikle katkı oranlarının optimize edilmesiyle birlikte, sertlik ve kırılma mukavemeti değerlerinde belirgin artışlar gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar, kobalt bazlı alaşımlara alternatif olarak nikel esaslı alaşımların SPS yöntemiyle yüksek performanslı yapısal bileşenler üretiminde kullanılabileceğini ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin metabolik sendrom bilgi ve farkındalık düzeyleri ile fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesi

    Resul Aksan

    Araştırmada, Fırat Üniversitesi ve Munzur Üniversitesi spor bilimleri öğrencilerinden oluşan 524 kişilik örneklem üzerinde anket yöntemiyle veri toplanmış ve SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, öğrencilerin fiziksel olarak genel anlamda aktif olduklarını göstermesine rağmen metabolik sendrom konusunda bilgi ve farkındalık düzeylerinin düşük olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, öğrenim kademesi ilerledikçe bilgi ve farkındalık düzeylerinde azalma tespit edilmiştir. Cinsiyetler arasında ise anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Fiziksel aktivite düzeylerinin yüksek olmasına karşın, bu aktivitelerin sağlık bilinciyle doğrudan ilişkilendirilmediği, daha çok performans veya estetik amaçlı yapıldığı anlaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda, eğitim müfredatlarında metabolik sendrom ve sağlık okuryazarlığı içeriklerinin artırılması, farkındalık artırıcı eğitimlerin yaygınlaştırılması ve fiziksel aktivitenin sağlık perspektifiyle ilişkilendirilmesi önerilmektedir. Ayrıca, öğrencilerin bilgi ve farkındalık düzeylerinin düzenli olarak ölçülmesi ve değerlendirilmesi teşvik edilmelidir. Tez, spor bilimleri öğrencilerinin sadece fiziksel açıdan değil, aynı zamanda teorik bilgi ve farkındalık düzeyleriyle de donanımlı bireyler olarak yetiştirilmelerinin önemini vurgulamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Havalimanı tasarımları ve havalimanı kaplamaları yapılırken dikkat edilecek hususlar

    Muhammed Nur Kaçmaz

    Bu çalışma, havaalanı üstyapı tasarım süreçlerinde dikkate alınması gereken temel mühendislik prensiplerini, zemin özelliklerini ve kaplama sistemlerini kapsamlı bir biçimde ele almaktadır. Artan hava trafiği ve gelişen uçak teknolojileri, PAT (Pist, Apron ve Taksi Yolları) sahaları için yüksek taşıma kapasiteli ve uzun ömürlü kaplama çözümlerini zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda, esnek, rijit ve kompozit kaplama sistemleri; tabaka yapıları, yük dağıtım mekanizmaları, iklim dayanımı ve bakım gereksinimleri açısından detaylı şekilde karşılaştırılmıştır. Her kaplama sisteminin temel amacı, uçaklardan kaynaklanan yoğun ve tekrarlı yükleri alt tabakalara etkin biçimde aktarmaktır. Üstyapı sistemlerinde; temel tabakası, alt temel tabakası ve taban zemini gibi farklı mühendislik katmanlarının özellikleri, yapının taşıma gücünü ve performansını doğrudan etkilemektedir. Bu bağlamda, zemin sınıflandırmaları, likit limit, plastisite indeksi, şişme yüzdesi ve CBR (California Taşıma Oranı) gibi zemin parametreleri detaylı olarak değerlendirilmiştir. Kaplama tabakalarında kullanılacak malzemelerin granülometri, aşınma direnci, don dayanımı ve su geçirgenliği gibi fiziksel ve mekanik özellikleri, ulusal ve uluslararası teknik şartnamelere TS (Türk Standartları), AASHTO (Amerikan Devlet Karayolu ve Ulaştırma Yetkilileri Birliği), ASTM (Uluslararası Amerikan Test ve Malzeme Topluluğu), FAA (Federal Havacılık İdaresi) 'ya uygun olarak analiz edilmiştir. Ayrıca, drenaj sistemleri, yeraltı su seviyesi, dolgu kalitesi ve sıkışma kriterleri, kaplama ömrünü doğrudan etkileyen faktörler olarak ele alınmıştır. FAA, CBR ve ACN/PCN (Uçak Sınıflandırma Numarası/Yol Sınıflandırma Numarası) gibi uluslararası kabul görmüş tasarım yöntemleri ile üstyapı kapasitesinin belirlenmesi ve uçak-yüzey uyumunun sağlanması hedeflenmiştir. Bu tez çalışması, havaalanı üstyapılarının tasarımında kullanılan yapı malzemelerinin mühendislik uygulamalarıyla bütünleşmesini kapsamlı şekilde ele almaktadır. Tezde, esnek (katmanlı/asfalt türü) ve rijit (betonarme) kaplama türlerinin tasarım kuralları, yük taşıma biçimleri ve dış etkenler altındaki dayanım özellikleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, üstyapı katmanlarında kullanılacak yapı malzemelerinin teknik nitelikleri; sıvı sınırı, plastiklik oranı, CBR, Proktor sıkıştırma deneyi, zemin taşıma katsayısı gibi çeşitli deneysel yöntemlerle analiz edilmiştir. Çalışmada ayrıca ulusal ve uluslararası standartlar (AASHTO, CBR, ACN/PCN, FAA, TS vb.) esas alınarak esnek ve rijit üst yapılar üzerinde A330-300 uçak tipi için tabaka kalınlıkları hesaplanmıştır. Böylece kaplamalara dair veriler elde edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma; havaalanı üstyapılarında kullanılacak malzemelerin seçimine bilimsel ve mühendislik temelli bir bakış açısı kazandırmakta, yapı ömrünü uzatmayı, güvenliği artırmayı ve sürdürülebilir altyapı oluşturmayı amaçlayan malzeme kullanımının ve tabaka kalınlığının stratejik önemini vurgulamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yüzme sporcularının spora bağlılık düzeylerinin sosyalleşme süreçlerine etkisi

    Bülent Demir

    Araştırmanın amacı, yüzme sporcularının spora bağlılık düzeylerinin sosyalleşme süreçlerine etkisini, cinsiyet, yaş, eğitim, anne ve baba meslek, ailenin aylık gelir düzeyi, haftalık antrenman uygulamalarının saat ve gün değişkenleri ile yüzme sporcularının spora bağlılık düzeylerinin, sosyalleşme süreçlerine etkisini belirlemektir. Araştırma, yüzme sporcularının demografik özelliklerinin, spora bağlılık düzeylerinin, sosyalleşme süreçlerine etkisinin araştırılması doğrultusunda yapılan bu araştırma betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeline uygun olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini; 2024-2025 yıllarında Doğu Anadolu Bölgesindeki yüzme sporcuları (n=660) örneklem grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Spora Bağlılık Ölçeği (SBÖ)" ile "Sosyalleşme Ölçeği (SÖ)" kullanılmıştır. Çalışma verilerinin toplanması Google Forms ortamında, analizleri SPSS 26 programı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda yüzme sporcularının çoğunlukla yüksek eğitimli, yüksek gelirli ve kadın bireylerden oluştuğunu söyleyebiliriz. Erkeklerin hem spora olan bağlılıkları hem de spor aracılığıyla sosyalleşme düzeylerinin kadınlardan daha yüksek olması, spora bağlılık ile sosyalleşme arasında toplumsal cinsiyetin belirleyici bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Spora bağlılık düzeylerinin yaşa göre anlamlı şekilde farklılaştığını ve bu bağlılığın özellikle genç yaş gruplarında daha yüksek olduğunu göstermektedir. Sosyalleşme boyutunda ise yaşa göre değişkenlik göstermekle birlikte, sporun her yaş grubunda bireyin sosyal yönünü besleyen bir araç olduğu söylenebilir. Eğitim düzeyinin spora katılım motivasyonunu ve spordan elde edilen doyumu etkileyen önemli bir değişken olduğu söylenebilir. Eğitim düzeyi düştükçe sporun yaşam pratiği içerisindeki yeri artmakta, bu da spora bağlılık ve içselleştirme düzeylerini yükseltmektedir. Ancak daha yüksek eğitim seviyelerinde spor daha çok sosyalleşme amaçlı yapılmakta, bağlılık ve adanmışlık düzeyleri göreli olarak azalmaktadır. Baba mesleği, spora bağlılık ve sosyalleşme düzeylerini etkileyen önemli bir sosyoekonomik faktördür. Anne mesleği değerlendirildiğinde, kamu görevlisi annelerin çocuklarının sporla ilişkileri hem bağlılık hem de sosyalleşme açısından daha güçlüdür. Aile gelir düzeyinin spora bağlılık, zindelik, adanmışlık ve sosyalleşme üzerinde sınırlı bir etkisi olduğu görülmekle birlikte, içselleştirme gibi bireysel ve duygusal bileşenlerde belirgin farklılıklar ortaya koyması dikkat çekicidir. Haftalık antrenman sıklığı, spora bağlılık, zindelik, adanmışlık ve içselleştirme gibi faktörlerde belirleyici bir değişken olarak öne çıkmaktadır. Bu sonuç, sporcuların düzenli antrenman yapmalarının yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal gelişimlerini de olumlu yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, spora bağlılık düzeyi arttıkça sporcuların sosyalleşme eğilimlerinin de artış gösterdiği görülmekle birlikte, bu ilişkinin sınırlı düzeyde olması, sosyalleşme sürecinin çok boyutlu bir yapı sergilediğini ve yalnızca spora bağlılıkla açıklanamayacağını ortaya koymaktadır. Yüzme sporcularının spora olan bağlılık düzeyleri, sosyal gelişimlerini ve sosyalleşme süreçlerini olumlu yönde etkileyerek, spora katılımın sadece fiziksel değil, sosyal açıdan da büyük önem taşıdığı söylenebilir. Bu bulgular, sporcuların spora olan bağlılıklarını artırmak için düzenli antrenman ve sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesinin gerekliliğini vurgulamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Atık beton agregası ve mermer tozu içeren geopolimer harçların fiziksel, mekanik ve dayanıklılık performansının incelenmesi

    İrem Gülmez

    Bu çalışma inşaat yıkıntı atıkları (YA) ve mermer tozu (MT) agregası ile birlikte, silis dumanı (SD) ve uçucu kül (UK) bağlayıcı malzemelerinin geopolimer harçların özellikleri üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Çalışmada alkali aktivatör konsantrasyonu 12 M (NaOH) ve Na2SiO3/NaOH oranı 2 olarak seçilmiştir. Aynı zamanda, hazırlanan karışımlarda MT agregası, YA'nın ağırlıkça %25'i ile yer değiştirilmiştir. Bağlayıcı olarak kullanılan SD, UK'nın ağırlıkça %0, %10, %20 ve%30 olacak şekilde yer değiştirilerek kullanılmıştır. Geopolimer numuneler üzerinde fiziksel, mekanik ve durabilite deneyleri yapılmıştır. Aynı zamanda mikroyapı analizleri de incelenmiştir. Yanısıra, mikroyapı analizleri taramalı elektron mikroskopu (SEM) ile yapılmıştır. Karışımlardaki UK oranı azaldıkça su emme ve görünür porozite değerleri de azalmıştır. SD ve MT oranı arttıkça eğilmede çekme dayanımı artmıştır fakat belli bir seviyeden sonra düşüş gözlenmiştir. MT miktarının artmasıyla birlikte basınç dayanımı artış göstermiştir. Donma-çözünme deneyinde gözlemlenen hasarlar, SD oranı %0 olan numunelere aittir. Sonuç olarak mermer tozunun arttırılması ve silis dumanının azaltılması, deney sonuçlarının referans numunelere göre geopolimer harçlarda iyileşme sağladığını göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kripto para fiyat analizi için makine öğrenme yaklaşımları

    İrem Sevda İnce

    Bu çalışma, finansal zaman serilerinin kısa vadeli tahmini amacıyla çeşitli veri yapıları ve model konfigürasyonlarının kapsamlı bir değerlendirmesini sunmakta; teknik göstergelerle zenginleştirilmiş Long Short-Term Memory (LSTM) tabanlı bir derin öğrenme modeli önermektedir. Model, saatlik ve dakikalık çözünürlükte yapılandırılmış veri setleri kullanılarak, fiyat-hacim bilgileri ile teknik analiz göstergelerinin ayrı girişler olarak işlendiği farklı senaryolar altında test edilmiştir. Ayrıca LSTM, GRU ve BiLSTM mimarileri; MSE, MAE, Huber ve büyük hataları daha fazla cezalandıracak şekilde tasarlanmış özel bir ağırlıklı kayıp fonksiyonu ile değerlendirilmiştir. Deneysel sonuçlar, teknik göstergelerle desteklenen LSTM modelinin hem fiyat hareketlerinin yönünü hem de büyüklüğünü doğru şekilde tahmin etmede yüksek performans sergilediğini göstermektedir. Bu çalışma, derin öğrenme tabanlı finansal tahmin bağlamında farklı veri türleri ve modelleme stratejilerini birlikte ele alan bütüncül çerçevesiyle literatüre anlamlı bir katkı sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    7509 numaralı teşrifat defterinin (H.23/07/1214-M.21/12/1799) transkripsiyon ve değerlendirmesi

    Sidar Özgür

    Bu tez, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi'nde yer alan TS.MA.d.7509 numaralı defterin transkripsiyonu ve analizi çerçevesinde Osmanlı teşrifat sistemi üzerine odaklanmaktadır. Söz konusu defter, Hicrî 1214 (Miladî 1799) yılına ait olup, Osmanlı saray protokolünün işleyişi, tören düzenlemeleri ve saray hayatına dair zengin içerikler sunmaktadır. Özellikle dönemin Darüssade Âğası olan ve sonradan Halil Paşalı olarak bilinen Küçük Bilal Âğa'nın gerçekleştirdiği ihsanlar, mevlid-i şerif sırasında, camiye ve Enderûn'a gidişlerde yapılan törenler, Eski Saray'a verilen hediyeler, bayramlar ve Nevruz gibi özel günlerdeki sunumlar kayıt altına alınmıştır. Defterde yer alan bilgiler yalnızca teşrifat sistemine değil, aynı zamanda dönemin saray mutfağı, giyim-kuşam kültürü, yeme - içme alışkanlıkları, ekonomik harcamaları ve saray dışı ilişkileri hakkında da önemli veriler sunmaktadır. Küçük Bilal Âğa'nın hem saray içindeki protokol görevleri hem de saray dışındaki sosyal ve ekonomik faaliyetleri, bu defter üzerinden ayrıntılı olarak takip edilebilmektedir. Bu yönüyle çalışma, 18. yüzyılın sonu Osmanlı teşrifat yapısına ışık tutan birincil kaynaklara dayalı önemli bir katkı niteliğindedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Basketbol antrenörlerinin olumsuz davranışlar (mobbing) algısının antrenörlere yönelik tutumları üzerindeki etkisi

    Volkan Özmen

    Spor ortamında antrenörlerin karşılaştıkları olumsuz davranışlar, mesleki motivasyon ve tutumları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Basketbol antrenörlerinin mobbing algılarının, antrenörlüğe yönelik tutumlarıyla nasıl bir ilişki içinde olduğu bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, katılımcıların cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim düzeyi, antrenörlük deneyimi ve çalıştığı kulüp sayısı gibi demografik değişkenler dikkate alınmıştır. İlişkisel tarama yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada, "Olumsuz Davranışlar (Mobbing) Ölçeği ve "Antrenörlüğe Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmaya Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Gençlik ve Spor İl/İlçe Müdürlükleri, üniversitelerde basketbol uzmanlık dersi veren akademisyenler, halk eğitim merkezleri, belediye spor kulüpleri ve özel spor kulüplerinde görev yapan 193 erkek 87 kadın olmak üzere toplamda 280 gönüllü basketbol antrenörü katılmıştır. Verilerin tanımlayıcı istatistiği ile iki ve ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında sırasıyla t-Testi ve One Way ANOVA testleri SPSS 25.0 paket programı aracılığı ile yapılmış ve anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların eğitim düzeyi ve medeni durum değişkenlerine göre olumsuz davranışlar (mobbing) ve antrenöre yönelik tutum ölçeği alt boyutlarında anlamlı düzeyde farklılıklar bulunmazken (p>0.05). Cinsiyet, yaş, antrenörlük deneyimi ve çalıştığı kulüp sayısı değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Elde edilen bulgular doğrultusunda, antrenörlerin kişisel ve mesleki özelliklerinin, iş ortamında maruz kaldıkları olumsuz davranışları algılama biçimlerini ve mesleklerine yönelik tutumlarını etkileyebildiğini göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Özel eğitim öğretmenlerinin spor farkındalıkları ile belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin incelenmesi

    Muhammed İlyas Ergüven

    Bu çalışmanın amacı; Elazığ ilinde faaliyet gösteren özel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin spor farkındalıkları ile belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma betimsel bir çalışma olup çalışmanın yürütülmesinde ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreninin 2023-2024 eğitim- öğretim döneminde Elazığ ili Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı özel eğitim kurumlarında eğitim gören 340 öğrenci, örneklemi ise bu kurumlarda görev yapan öğretmenlerden eğitim öğretim yılında 210 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmanın amacına uygun hazırlanmış "kişisel bilgi formu", 'sporda farkındalık ölçeği' ve "belirsizliğe tahammülsüzlük Ölçeği" formu kullanılmıştır. Elde veriler veriler SPSS 25.00 programında değişkenlerin yüzde ve frekans değerleri hesaplanmıştır. Verilerin normallik varsayımlarını sağladığı ve parametrik testler (t-testi ve Anova testi) uygulanmıştır. Ölçekler arasında ilişkisini belirlenmesinde pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler ile yapılan istatistiksel analiz anlamlılık seviyesi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların genel farkındalık düzeyleri orta-üst seviyede bulunmuştur. Erkekler, genç bireyler, bekarlar, sporla aktif ilgilenenler ve egzersiz yapanlar daha yüksek spor farkındalığına sahiptir. Ekonomik düzey, eğitim durumu ve öğretmenlik branşı gibi değişkenler farkındalık üzerinde anlamlı bir etki göstermemiştir. Katılımcıların genel tahammülsüzlük düzeyleri orta seviyededir. Evli, çocuk sahibi, kronik rahatsızlığı olan bireyler ile düşük gelir grubunda yer alanlar daha yüksek belirsizlik kaygısı yaşamaktadır. Sporla ilgilenen ve düzenli egzersiz yapan bireylerin ise belirsizliğe karşı daha dayanıklı olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tavuk köftesinin pişirilmesinde uygulanan yenilikçi bir yöntem: Ohmik ısıtma

    Serap Sabancı

    Bu çalışma, ohmik ısıtma teknolojisinin tavuk köftesinin pişirme sürecine etkilerini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Ohmik ısıtma, gıda ürünleri içerisinden elektrik akımının doğrudan geçirilmesi yoluyla hacimsel ve homojen ısı üretimi sağlayan modern bir ısıtma yöntemidir. Çalışmada, tavuk göğüs eti kullanılarak hazırlanan köfte numuneleri, üç farklı voltaj gradyanında (7, 11 ve 15 V/cm) pişirilmiş ve her işlemde ürünün merkez sıcaklığı 75 °C'ye ulaşana kadar ısıtma uygulanmıştır. Pişirme süresi, sıcaklık artış hızı, sıcaklık dağılımı (termal kamera ve T-tipi termokupl ile), elektriksel iletkenlik (Eİ) ve tekstürel değişimleri ile Salmonella inaktivasyonu gibi parametreler detaylı olarak değerlendirilmiştir. Tavuk köftelerinin 7 V/cm, 11 V/cm ve 15 V/cm voltaj gradyanlarına ait ohmik pişirme süresi sırasıyla 390±5 s, 149±10 s, 86±2 s olarak belirlenmiştir. Sıcaklık artış hızının en yüksek değeri 0.77 °C/s ile 14 V/cm voltaj gradyanında gözlenirken en düşük değeri 0.17 °C/s ile 7 V/cm ohmik pişirme işleminde tespit edilmiştir. Ohmik pişirme işlemi boyunca tavuk köftelerine ait Eİ değeri 7, 11 ve 15 V/cm voltaj gradyanları için sırasıyla 0.54-2.49 S/m, 0.85-2.81 S/m ve 0.81-2.91 S/m aralığında tespit edilmiştir. Tavuk köfte örneklerine 7, 11 ve 15 V/cm voltaj gradyanlarında uygulanan ohmik ısıtma işlemiyle elde edilen sertlik değerleri sırasıyla 12.91 ± 0.84, 13.92 ± 0.85 ve 17.26 ± 0.59 N olarak belirlenmiştir. Sertlik değerindeki artışla birlikte dış yapışkanlık değerinin düştüğü tespit edilmiştir. Ohmik pişirilmiş tavuk köftesine ait L* parlaklık değerleri incelendiğinde kontrol, 7, 11 ve 15 voltaj gradyanlarında sırasıyla 56.00±0.67, 72.70±3.75, 75.70±0.93, 80.17±0.72 olduğu tespit edilmiştir. Ohmik pişirme işleminde farklı voltaj gradyanlarının özellikle Hue açısı ve kroma gibi önemli renk değerleri üzerine herhangi bir etkisinin olmadığı gözlenmiştir. Ohmik işlem öncesinde ekim yapılan numunelerdeki Salmonella spp. başlangıç konsantrasyonu 7.19 ± 0.075 log kob/g olduğu voltaj gradyanlarına bağlı olarak 7, 11 ve 15 V/cm voltaj gradyanlarında sırasıyla 6.04 ± 0.12 log kob/g, 5.45 ± 0.22 log kob/g ve 5.20 ± 0.33 log kob/g olarak sayılmıştır. Sonuç olarak, mevcut tez verileri ohmik ısıtma yönteminin tavuk köftesinin pişirilmesinde uygulanabilirliğini ortaya koymaktadır. Ohmik yöntemin özellikle yüksek voltaj gradyanlarında hızlı ve enerji verimli bir pişirme süreci sağladığı dikkati çekmiştir. Ayrıca gıda güvenliği açısından risk oluşturan Salmonella türlerinin ohmik pişirme işlemiyle inaktive edilebileceği de belirlenmiştir. Buradan yola çıkılarak, ohmik ısıtma yöntemiyle pişirme sürecinin optimizasyonu sağlanarak endüstriyel gıda üretimindeki kullanılabilirliğinin arttırılabileceği ifade edilebilir. Bu yönüyle mevcut tez çalışmasının, literatürde sınırlı sayıda bulunan tavuk köftesi özelindeki ohmik ısıtma uygulamalarına önemli katkı sunacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Üniversite öğrencilerinin siber güvenlik farkındalıklarının belirlenmesi

    Fatma Çakan

    Günümüzde internetin hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğu kabulünden hareketle gençlere bilinçli internet öğretmek gerekmektedir. Özellikle son dönemde gençlerin daha fazla bir şekilde siber suç mağduru oldukları gözlenmektedir. Hayatın her alanında internetin getirdiği olumlu gelişmelerden faydalanırken bir yandan da pek çok olumsuz eylem ve davranışlara da maruz kalmak söz konusudur. Her ne kadar siber güvenliği sağlamak için kişiler ve kurumlar teknik önlemler alıyor olsa da son kullanıcıdan kaynaklanan bilgisizlik ve ihmal siber güvenlik açıklarına yol açmakta ve siber suçları teşvik etmektedir. Her geçen gün farklı ve çok sayıda siber suç türleri geliştirilmektedir. Bu tür siber suçlardan korunmanın kullanıcıya düşen sorumluluğu; siber güvenliğin ne olduğunu ve siber güvenliğin nasıl sağlanacağını iyi bilmektir. Bu noktadan hareketle, en fazla siber suç mağduru olan gençlerin siber güvenlik farkındalık düzeylerini belirlemeyi, araştırma bulguları doğrultusunda yasa yapıcılara, ebeveynlere, eğitimcilere ve nihayetinde gençlere birtakım öneriler geliştirmeyi amaçlayan bu nicel araştırma ilişkisel tarama modeli ile yapılanmıştır. Araştırmanın gerçekleştirilmesinde tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Bu kapsamda üniversite öğrencilerine, demografik ve siber güvenlik farkındalığına yönelik sorular olmak üzere toplam 33 ifade yöneltilmiştir. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin siber güvenlik farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca siber güvenlik farkındalık düzeylerinde demografik değişkenlere göre (cinsiyet, yaş, bölüm, sınıf) anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Gençlerin erken yaşlardan itibaren internet erişimine sahip olması nedeniyle, ebeveynlerin veya çocukların siber suçlar ve siber zorbalık gibi potansiyel risklerin farkında olması ve bilinçlendirilmesi önemlidir. Bu nedenle, çocukluktan başlayarak gençleri siber güvenlik farkındalığı kazandırmak gerekmektedir. Bu bağlamda ilkokuldan itibaren müfredatlara siber güvenlik dersi konulabilir ve siber suçlar hakkında toplumun farklı kesimlerine eğitimler, seminerler, verilebilir.