Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Mavi yunus (Cyrtocara moorii) juvenillerinin farklı anestetikler ile transferi: Konsantrasyon ve su kalitesi
Esma Sümer
Su ürünleri yetiştiriciliğinde 2-fenoksietanol, MS-222 (tricaine) ve benzokain gibi sentetik anestetikler yaygın olarak kullanılmaktadır. Amerika ve İngiltere'de yemeklik balıklarda kullanılmasına yasal olarak izin verilen tek anestetik madde MS-222'dir. İlaç ve Gıda Örgütü (FDA) tarafından MS-222'nin balık vücudundan atılma süresi 21 gün olarak belirtilmiştir. Bu da balıkların pazarlanmasında gecikme yaşanmasına neden olmaktadır. Sentetik anestetiklere karşı iyi bir alternatif seçeneği olarak düşünülen bitkisel ürünlerden elde edilen değişik yağların kullanımları her geçen gün kullanımları artmakta ve çalışmaları sürmektedir. Yapılan araştırmalarda karanfil yağının anestetik etkileri üzerine birçok çalışma gerçekleştirildiği görülmektedir. Bununla birlikte, nane ve lavanta yağlarının anestetik etkisi hakkında çalışma az sayıda olup stok yoğunluğu ve transfer konularında çalışmalara rastlanmamıştır. Çalışma kapsamında öncelikle 100-400 mg L-1 (MS-222 için) ve µl L-1 (Bitkisel anestetikler için) konsatrasyon aralığında anestetiklerle 1:9 oranında etanol ile çözündürülerek efektif dozlar tespit edilmiştir. Sonrasında 4 farklı deneme grubu oluşturularak (3 farklı sedadif dozda,10 ppm, 20, ppm ve 30 ppm ve bir kontrol grubu, anestetik madde ilavesiz) transfer işlemi gerçekleştirilmiştir. Balıklar naylon torbalara konularak içine anestetik madde ilave edildikten sonra 1:3 oranında hava basılarak ve ağzı bantlanarak 6, 12 ve 18 saatlik balık nakliyesi simülasyonuna tabi tutulmuştur. Çalışma sonuçlandıktan sonra balıklar 72 saat boyunca gözlemlenerek kayıp olup olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, farklı anestetik madde uygulamaları su kalitesi kriterleri bakımından karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, araştırma, nane ve lavanta yağlarının, tropikal balık türlerinde sentetik anestetiklere alternatif kullanılabileceğini göstermiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Bitlis ilinde su ürünleri yetiştiriciliği yapan işletmecilerin sosyo-ekonomik analizi
Ozan Buruç
Bu tez çalışması, Bitlis ilinde su ürünleri yetiştiriciliği yapan işletmecilerin sosyo-ekonomik durumunu tespit edebilmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma, 2017 yılında Bitlis Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'ne kayıtlı faal olan beş adet alabalık işletmesinde gerçekleştirilmiştir. Bitlis ilindeki işletmelerin toplam proje kapasiteleri 190 ton/yıl olup fiili kapasiteleri ise 215 ton/yıldır. Yetiştiriciliğin % 80'i beton havuzlarda, % 20'si ise kafeslerde yapılmaktadır. İşletmelerin havuzlarında kullanılan suyun genel olarak kaynak suyu olduğu görülmüştür. İşletmeciler yetiştirdikleri ürünleri çoğunlukla lokantalarında tüketime sunmak suretiyle, toptan veya perakende olarak sattıklarını belirtmişlerdir. İşletmecilerin yaş aralığı 43-61 arasında olup eğitim düzeylerinin düşük olduğu gözlemlenmiştir. İşletmeciler SGK'ya bağlı veya emekli olduklarını beyan etmişlerdir. İşletme sahiplerinin çoğunun balıkçılıkla uğraştığı sadece bir tanesinin çiftçi olduğu tespit edilmiştir. İşletme çalışanlarının genelde erkek olduğu, çalışan bayanların ise aile fertlerinden olduğu dikkat çekmektedir. Medeni durum bakımından evli olanların çoğunlukta olduğu belirlenmiştir. Personelin % 50'si ilkokul mezunu, % 27'si ortaokul mezunu, % 23'ü lise mezunu olmakla birlikte yüksekokul mezunu bulunmamaktadır. Birçok sorun dile getiren işletmeciler, teşviklerin üretimden ziyade giderlerde büyük bir paya sahip olan yem için verilmesini talep etmektedirler. Anahtar kelimeler: Su Ürünleri Yetiştiriciliği, İşletmeci, Sosyo-Ekonomik Analiz, Bitlis.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Yükseköğretim kurumlarında akreditasyon uygulamalarına yönelik öneri: Bir kamu üniversitesi örneği
Yunus Özçiçek
Bu çalışmada bir kamu üniversitesinin inşaat mühendisliği bölümünün uluslararası bir akreditasyon kurumu olan Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MÜDEK)'nin ölçütleri açısından özdeğerlendirmesi yapılarak bir özdeğerlendirme raporu akreditasyon önerisi olarak hazırlanmıştır. Bu öneri sayesinde tepe yöneticilerin, öğretim elemanlarının ve idari personelin kalite ve akreditasyonun önemi, faydası ve gerekliliği noktasında bilinç düzeyinin yükseltilmesi ve akreditasyon süreci için ilk adımın atılmasına öncülük edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlar sayesinde bölümün akreditasyona tabi tutulması halinde mühendislik lisans eğitimi MÜDEK akreditasyon kriterleri açısından mevcut bölümün durumunun bir resmi çekilerek eğitim faaliyetlerinin kalite düzeyinin tespit edilmesi sağlanmıştır. Bu doğrultuda bir özdeğerlendirme raporu önerisi hazırlanmıştır. Bu rapor üniversitenin ilgili makamlarıyla paylaşılarak tepe yönetim başta olmak üzere bölüm öğretim elemanları ve idari personelin kalite ve akreditasyon konusundaki bilgi birikimlerini zenginleşmesine katkıda bulunmuş, farkındalıkları artırılmış ve akreditasyon sürecini başlatmak için bir motivasyon aracı ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kalite, Akreditasyon, Yükseköğretim.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Çay örneklerinde dispersif sıvı-sıvı mikroekstraksiyon yöntemi ile bakır tayini
Sabine Bal
Bu çalışmada ligand olarak 1-(2-piridilazo)-2-naftol (PAN) kullanılarak dispersif sıvı-sıvı mikroekstraksiyon (DSSME) yöntemi ile kuru çay örneklerinde bakır zenginleştirilerek, alevli atomik absorpsiyon spektrofotometresi (FAAS) ile tayin edildi. Cevap yüzey metodu (CYM) ile kombine kullanılan merkezi kompozit tasarım (MKT) ile yeni bir metot geliştirildi. Cevap yüzey metodu kullanılarak optimum deneysel koşullar (pH, ekstraksiyon çözücü miktarı, dispersif çözücü miktarı, vorteks süresi ve santrifüj süresi) belirlendi ve geliştirilen DSSME yönteminin Cu2+ iyonlarının gerçek örneklerde tayini için uygulanabilirliği araştırıldı. Bu amaçla, öncelikle sentetik Cu2+ iyonu içeren farklı derişimdeki çözeltiler kullanılarak kompleks oluşumu ve ekstraksiyon verimi için çalışma koşulları (pH, ekstraksiyon çözücü miktarı, dispersif çözücü miktarı, vorteks süresi ve santrifüj süresi) optimize edildi. Elde edilen veriler, optimize edilen deneysel koşulların ve geliştirilen yöntemin farklı kuru çay örneklerinde Cu2+ iyonlarının tayini için analitik amaçlı uygulanabileceğini gösterdi. Geliştirilen ve optimize edilen yöntemin doğruluğu ve geçerliliği sertifikalı standart referans madde (NIST SRM 1547 Peach leaves) kullanılarak kontrol edildi ve elde edilen verilerin sertifikalı değerler ile uyumlu olduğu tespit edildi. Optimize edilen koşullar altında geliştirilen DSSME yönteminin SRM'ye uygulanmasıyla elde edilen geri kazanım değerleri %98 olarak elde edildi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Tunceli ilinde yetişen sumak bitkisinin fitokimyasal bileşenlerinin incelenmesi
Esra Yüksel
Sumak Anacardieceae ailesine ait bir bitkidir. Bu çalışmada Tunceli'de doğal olarak yetişen sumak bitkisi 5 farklı ilçeden toplandı, yıkandıktan ve oda sıcaklığında kurutulduktan sonra analize kadar buzdolabında saklandı. Sumak örneklerinde pH, renk, kül miktarları, toplam fenolik madde içeriği, DPPH serbest radikali giderme kapasitesi, metal şelatlama kapasitesi, CUPRAC, indirgeme kuvveti, mineral madde içeriği, organik asitlerden; tartarik asit, malik asit ve sitrik asit, fenolik bileşiklerden; gallik asit, vanilik asit, kafeik asit, rutin, resveratrol, (-)- epikateşin ve (+)- kateşin hidrat içeriği belirlendi. Yapılan çalışmada toplam fenolik madde (TFM) miktarı 1929±63 mg GAE kg-1-231±10 mg GAE kg-1 aralığında bulundu. Bütün sumak örneklerinde TFM miktarı en yüksek asitlendirilmiş metanol ekstraktında, DPPH serbest radikali giderme kapasitesi ise asitlendirilmiş asetonitril ekstraktında olduğu görüldü. S5 nolu örneğin ise bütün ekstraktlarının metal şelatlama kapasitesi diğer örneklerden yüksek olduğu fakat EDTA'nın metal şelatlama kapasitesinden düşük olduğu belirlendi. CUPRAC'ın ise en yüksek 118.0±3.0 mg KAE kg-1 ile S5 nolu örneğin asitlendirilmiş metanol ekstraktında, en düşük 10.2±0.6 mg KAE kg-1 ile yine S5 nolu örneğin asitlendirilmiş asetonitril ekstratında olduğu tespit edildi. Bütün örneklerin indirgeme kuvvetleri ise sentetik antioksidanların indirgeme kuvvetlerinden düşük olduğu, ayrıca örneklerin mineral madde bakımından da zengin oldukları, baskın olan organik asidin malik asit, fenolik bileşiğin ise gallik asit olduğu tespit edildi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Remazol Brilland Blue R'a maruz bırakılan kerevit (Astacus leptodactylus)'in solungaç dokusunda biyokimyasal yanıtın araştırılması
Tufan Karakoç
Bu çalışmada, çeşitli konsantrasyonlarda tekstil boyar maddesi Remazol Brilland Blue R'a maruz bırakılan tatlısu istakozu (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823)'nda biyokimyasal yanıtın araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma grupları, kontrol grubu (0 mg/l-1) ve kerevitlerin Remazol Brillant Blue R 3 subletal dozuna (0,5 mg/l-1, 1 mg/l-1 ve 2 mg/l-1) maruz bırakıldığı deneme grupları şeklinde oluşturuldu. Her akvaryumda bulunan kerevitlerin 24 saat ve 48 saat sonunda akvaryumdan alınmıştır. Biyokimyasal yanıtın belirlenmesi için kerevitin solungaç dokusunda glutatyon (GSH), süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve malondialdehyde (MDA) seviyeleri incelenmiştir. SOD aktivitesi araştırılmış olup, 24 saat ile 48 saatlik örneklemeler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05). 24 saatlik örneklemede uygulanan dozlar arasında istatistiksel olarak önemli bir fark tespit edilemezken (p>0.05), 48 saatlik örneklemede ise doz grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). CAT aktivitesinde, 24 ve 48 saatlik örneklemeler arasında 1 mg/l-1 dışında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). 24 ve 48 saatlik deneme grupları kendi içerisinde karşılaştırıldığında, bütün dozlar kendi arasında anlamlı bir fark vermiştir (p<0.05). GSH ve MDA sonuçları ise istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç vermemiştir (p>0.05).
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Farklı kefir kültürleri ve sütlerle elde edilen kefirlerin mineral içeriklerinin ve antioksidan özelliklerinin incelenmesi
Haydar Eryılmaz
Bu çalışmada üç farklı kefir kültürü, marketlerden temin edilen beş farklı süt örneğiyle fermente edildi. Fermente edilen kefir örneklerinde pH, kuru madde, kül miktarı, karbondioksit miktarı (CO2), titrasyon asitliği, 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) serbest radikal giderme kapasitesi, indirgeme kuvveti, metal şelatlama kapasitesi, toplam fenolik madde (TFM) miktarı, bakır(II) iyonu indirgeyici antioksidan kapasitesi (CUPRAC) ve mineral madde içerikleri incelendi. Süt çeşidi bakımından kefir örnekleri karşılaştırıldığında kefirlerin pH, kuru madde, titrasyon asitliği ve kül miktarı bakımından benzer olduğu tespit edildi (p>0.05). 3 numaralı kefir kültüründen elde edilen kefirin % DPPH serbest radikal giderme kapasitesinin %18.8±0.3 ve 1 numaralı sütten elde edilen kefirin ise % DPPH serbest radikal giderme kapasitesinin %24.9±0.4 olduğu ve diğer örneklerden yüksek olduğu belirlendi (p<0.05). Kefir örneklerinin indirgeme kuvvetleri sentetik antioksidanların indirgeme kuvvetleri ile karşılaştırıldı ve kefir örneklerinin indirgeme kuvvetlerinin daha düşük olduğu tespit edildi. Metal şelatlama kapasiteleri ise EDTA ile karşılaştırıldı. Toplam fenolik madde miktarları gallik asit eşdeğeri ve CUPRAC değerleri kafeik asit eşdeğeri olarak hesaplandı. Süt çeşidine göre kefir örneklerinin TFM miktarları 28.4-50.7 mg GAE kg-1 aralığında değiştiği bulundu. Mineral içerikleri bakımından karşılaştırıldıklarında ise 1 numaralı kefir kültüründen elde edilen kefir örneğinin magnezyum (Mg), çinko (Zn) ve sodyum (Na) derişimlerinin diğer kültürler ile elde edilen kefir örneklerinden daha yüksek olduğu belirlendi (p<0.05). Kalsiyum (Ca) ve potasyum (K) bakımından kefir örnekleri arasında istatiksel bir fark olmadığı tespit edildi (p>0.05). Deneysel çalışmalardan elde edilen veriler ışığında, kullanılan kefir kültürlerinin ve süt çeşidinin kefir örneklerinin antioksidan özellikleri ve mineral içerikleri üzerine önemli bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: CUPRAC, DPPH Serbest Radikal Giderme Kapasitesi, İndirgeme Kuvveti, Kefir, Metal Şelatlama Kapasitesi, Mineral, Toplam Fenolik Madde Miktarı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Metil oranj tekstil boyar maddesine maruz kalan Gammarus pulex'de bazı antioksidan ve detoksifikasyon enzim aktivitesindeki değişiklikler
Metin Yaman
Tekstil boyaları bugün dünyada büyük ölçüde kullanılmaktadır ve tekstil endüstrisi ulus ekonomisinde önemli bir rol oynamaktadır. Boya imalatı, baskı, boyama ve tekstil endüstrilerinden gelen boya kirleticileri çevre kirliliğinin ana kaynaklarını oluşturmaktadır. Bu endüstri kuruluşlarının çıkış suları genellikle renklidir ve atıksuyun alıcı su kaynaklarına doğrudan deşarjı, sucul yaşama hasara neden olacaktır. Bu çalışma, Gammarus pulex'teki bazı antioksidan ve detoksifikasyon enzimi aktivitelerinin değişimlerini kullanarak metil oranj (MO) toksisitesini belirlemek için yapılmıştır. LC50 (letal konsantrasyon 50) değerini belirlemek için statik bir test kullanıldı. MO LC değeri 1737,3 ppm olarak tespit edildi ve sonra G. pulex üç subletal dozda (LC değerinin 1/4; 1/8 ve 1/16) oranında MO'ya 24 ve 96 saat boyunca maruz bırakıldı. ELISA kiti kullanılarak Süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (GPX), Sitokrom p450 (CYP1A1), glutatyon S-transferaz (GST) aktiviteleri ve glutatyon (GSH), malondialdehit (MDA) seviyeleri belirlendi. Farklı MO dozlarına maruz bırakılan tüm gruplarda CAT ve CYP1A1 aktivitelerinin arttığı bulunmuştur. GST aktivitesi ve GSH, MDA düzeyleri, farklı MO dozlarına maruz bırakılan tüm gruplarda artmıştır. GPX faaliyetleri tüm gruplarda değişmiş fakat gözlenen bu değişiklik istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Farklı konsantrasyonlardaki MO'nun SOD aktivitesini farklı düzeylerde etkilediği görülmüştür. Çalışmamızda, maruz kalma süresinin, GST ve GSH dışındaki biyokimyasal biyolojik belirteçleri önemli ölçüde etkilemediği bulunmuştur. Sonuç olarak, antioksidan ve detoksifikasyon enzimlerindeki değişiklikler ve lipid peroksidasyonu potansiyel olarak çevre içindeki boyaların risk değerlendirmesi için hassas biyolojik belirteç olarak kullanılabilir ve deşarj düzenlemelerinin yapılmasına katkıda bulunabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Diyarbakır ilinde farklı bölgelerden toplanan bitkilerdeki antioksidan parametreler kullanılarak hava kirliliğinin izlenmesi
Eşref Gezer
Hava kirliliği hem gelişmiş hem de gelişmekte olan şehirlerdeki en önemli çevresel kaygılardan biridir. Bu çalışmada, Diyarbakır ilinde farklı bölgelerden toplanan Pinus nigra bitkilerindeki antioksidan parametreler kullanılarak hava kirliliğinin izlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Pinus sp. Ağustos ve Aralık aylarında Diyarbakır'ın merkezinde üç ayrı yerden (Eğil (kontrol), Koşuyolu (şehir merkezi) ve Organize Sanayi Bölgesi) yaprak örnekleri toplandı. Pinus nigra yaprağında enzimatik antioksidanlar süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (GPX), glutatyon S-transferaz (GST) ve malondialdehit (MDA) seviyeleri belirlendi. Biyokimyasal biyobelirteçler, ELISA metodu kullanılarak mikroplaka okuyucuda ölçüldü. Ağustos ayında SOD enzim aktivitesini Eğil (kontrol) ile kıyasladığımızda Koşuyolu ve Organize Sanayi Bölgesinde azalmıştır, ancak aralık ayında kontrol ile kıyaslandığında diğer istasyonlarda artmıştır. CAT enzim aktivitesi kontrol ile kıyaslandığında Koşuyolu ve Organize Sanayi Bölgesinde azalmıştır. Ağustos ayında GPX düzeyleri Eğil ile kıyaslandığında Organize Sanayi Bölgesinde artmıştır. GST enzim aktivitesinde her iki mevsimde istatistiksel olarak önemli bir değişiklik görülmemiştir. MDA düzeyleri Eğil ile kıyaslandığında genel anlamda diğer bölgelerde artış göstermiştir. Diyarbakır ilinde hava kirliliğinin izlenmesinde Pinus nigra yapraklarında SOD, CAT, GPX enzimleri ile MDA düzeylerindeki değişikliklerin yararlı birer biyobelirteç olarak kullanılabileceği ancak GST'nin biyobelirteç olarak kullanılmasının uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, Pinus sp. nin kirletilmiş alanlardaki çevresel hava kalitesini yansıtacak etkili bir biyoindikatör olduğu da kanıtlanmıştır. Biyokimyasal biyobelirteçlerin farklı sonuçları, bitkilerdeki hava kirliliğinin olumsuz etkilerinden sorumlu olası metabolik süreçlerin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir ve bitkinin biyokimyasal tepkisi, Diyarbakır'da yetersiz kontrol edilen kentsel hava kirliliğinin çevresel sonuçlarını bir dereceye kadar ortaya koyabilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Keban Baraj Gölü Çemişgezek bölgesinde (4.bölge) avcılığı yapılan balıklarda endohelmintlerin araştırılması
Burcu Aktürk
Bu çalışmada, Temmuz-Aralık 2016 tarihleri arasında Keban Baraj Gölü Çemişgezek Bölgesinde avcılığı yapılan, 52 adet Cyprinus carpio Linnaeus, 1758, 49 adet Capoeta trutta (Heckel, 1843), 53 adet Lucio barbus mystaceus (Pallas, 1814), 56 adet Lucio barbus esocinus ( Heckel, 1843) olmak üzere toplam 210 balık üzerinde inceleme yapılmıştır. İncelenen balıkların 173'ünün enfekte olduğu görüldü. Enfekte balıklarda 4 parazit türü tespit edildi. Yapılan otopside Cyprinus carpio'nun göz sıvısı içinde Diplostomum sp., bağırsağında Khawia sinensis olmak üzere 2 adet parazit türü tespiti yapıldı. Capoeta trutta'nın göz sıvısı içinde Diplostomum sp., bağırsağında Neoechinorhynchus rutili olmak üzere 2 adet parazit türü belirlendi. Lucio barbus mystaceus'un göz sıvısında Diplostomum sp., bağırsağında Neoechinorhynchus rutili olmak üzere 2 parazit türü saptandı. Lucio barbus esocinus'un göz sıvısında Diplostomum sp., bağırsağında Neoechinorhynchus rutili türü tespiti yapıldı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018İş analizini kullanarak iş değerleme prosedürünün dizaynı: Tekstil sektöründe bir uygulama
Gamze Balçık
İş Analizini Kullanarak İş Değerleme Prosedürünün Dizaynı: Tekstil Sektöründe Bir Uygulama Bu çalışma tekstil sektöründe faaliyet gösteren, halı fabrikasında çalışan mavi yakalıların yapmış oldukları işleri analiz etmek, sınıflandırmak, birbiriyle karşılaştırmak ve değerlemek amaçlarına hizmet etmesi amacıyla çalışan yönelimli bir iş analizi sisteminin geliştirilmesi ve geliştirilen bu sistemle ücretlendirmeye yardımcı olabilecek iş değerleme çalışmasını gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. İşletmede sadece mavi yakalı çalışanların faaliyet gösterdiği 71 iş değerlemeye alınmıştır. İşleri Puanlama Sistemi anketi olarak adlandırdığımız anket ve gözlem yöntemleri kullanılarak işler analiz edilmiştir. Analiz edilen işlerin tanımlanmasında mavi yakalı işlerin değerlemesinin yapıldığı Metal Sanayi İş Gruplandırma Sisteminden yararlanılmıştır. MESS sistemi göz önünde bulundurularak işlere ilişkin faktörler, derece tanımları ve işlerin ağırlıkları belirlenmiştir. İşlerin ağırlıklı faktör puanlarının belirlenmesinde işletmedeki yöneticilere anket uygulanmıştır. Faktör puanlarının belirlenmesinde iş değerleme yöntemlerinden faktör-puan yöntemi kullanılmıştır. Faktör puanları geometrik dizi artış yöntemiyle hesaplanmıştır. Ortaya çıkan sonuçlara göre işlerin ücret grupları belirlenmiştir
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Bingöl katı atık depolama sahasından alınan sızıntı sularının arıtımında Phanerochaete chrysosporium (ME446)'un etkinliğinin belirlenmesi
Elif Kardaş
Katı atık depolama sahalarında oluşan sızıntı suları, atık bileşiminden kaynaklanan kirletici ve nütrientleri bünyesinde bulundurması nedeniyle, toprak aracılığıyla yeraltı ve yer üstü sularına ulaşabilmekte ve ulaştığı alıcı ortama yüksek miktarda kirlilik yükü taşıyabilmektedir. Çalışmamızda sızıntı suyu içeren farklı 4 statik sıvı gelişim ortamında P. chrysosporium tarafından gerçekleştirilen inkübasyonun 5, 10 ve 20. günlerindeki; pH, iletkenlik, toplam fosfat değerlerindeki değişimler ile 20. günün sonundaki gelişim ortamlarına ait KOİ (Kimyasal oksijen ihtiyacı) azalışı, metal (Fe2+, Mn2+, Zn2+ ve Cu2+) uzaklaştırma yüzdesi ve toplam kuru misel ağırlıkları belirlenmiştir. Özellikle X uygulama grubunda kullandığımız mantar ile inkübasyonun 20. gününün sonunda %84 oranında Mn2+ ve Zn2+ uzaklaştırılması sağlanabilmiştir. Yine aynı X uygulama ortamında 20. günün sonunda %90.88 oranında KOİ azalışı da elde edilmiştir. Diğer uygulama gruplarında da aynı şekilde hem metal uzaklaştırma açısından ve hem de KOİ azalışı yönüyle belli oranlarda iyileştirmeler tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışmamızdan elde edilen bulgular, beyaz çürükçül mantar P. chrysosporium'un sızıntı suyu bulunduran tüm uygulama gruplarında sergilediği gerek metal uzaklaştırma etkinliği ve gerekse de KOİ azaltma kapasitesi yönüyle sızıntı sularının iyileştirilmesi çalışmalarında alternatif biyolojik bir kaynak olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Phanerochaete chrysosporium, sızıntı suyu, KOİ azalışı, metal giderimi, beyaz çürükçül fungus
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Karakaya baraj gölündeki kafes balıkçılığının ticari av kompozisyonuna etkisinin araştırılması
Tacettin Yıldırım
Bu çalışmanın amacı, Karakaya Baraj Gölündeki kültür balıkçılığının ticari av kompozisyonuna olan etkisinin belirlenmesidir. Arazi çalışmaları Nisan 2012 ile Aralık 2012 tarihleri arasında Karakaya Baraj Gölü'nün 6, 7, 9 ve 10. avlak sahalarında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada 80, 100, 120, 140 ve 160 mm ağ göz açıklığında, 0,50 donam faktörüne göre donatılmış, 100 m uzunluğunda ve 50 göz derinliğinde monofilament sade uzatma ağları kullanılmıştır. 18 avcılık operasyonunda elde edilen 1094 adet numunenin morfometrik ölçümleri sonucunda, 2 familyaya ait 11 farklı tür tespit edilmiştir. Yapılan değerlendirmede, çalışma bölgemizin av kompozisyonunun %34,2'sinin Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792), %22,5'inin Karabalık (Capoeta trutta Heckel, 1843), %11,6'sının Sazan (Cyprinus carpio Linnaeus, 1758), %8,7'sinin Siraz (Capoeta umbla Heckel, 1843), %7,2'sinin Tatlısu kefali (Squalius cephalus Linnaeus, 1758), %6,8'nin Kababurun (Chondrostoma regium Heckel, 1843), %4,0'ünün Havuz balığı (Carassius gibelio Bloch, 1782), %2,5'inin Akçapak balığı (Acanthobrama marmid Heckel, 1843), %1,3'ünün Sirink (Luciobarbus mystaceus Pallas, 1814), %0,8'inin Sis balığı (Aspius vorax Heckel, 1843), %0,3'ünün Cero (Luciobarbus esocinus Heckel, 1843) ve %0,2'sinin Gümüş balığı (Alburnus mossulensis Heckel, 1843)'ndan oluştuğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, habitata sonradan girerek popülasyon oluşturan Gökkuşağı alabalığının söz konusu avlak sahalarında doğal türlere oranla daha baskın duruma geldiği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Farklı oranlardaki demirin Astacus leptodactylus (Esch., 1823)'lardaki yaşama oranı, oksidatif stres, Fe, Cu, Cr ve Zn seviyeleri üzerine etkileri
Hülya Şahin
Bu çalışma 15 Nisan 2016 – 15 Temmuz 2016 tarihleri arasında yapıldı. Çalışmada, erkek tatlı su istakozu (Astacus leptodactylus) rasyonlarına farklı oranlarda demir (Fe) katılmasının; Astacus leptodactylus 'un yaşama oranı, hepatopankreas ve karapakstaki demir (Fe), bakır (Cu), çinko (Zn), krom (Cr) ve lipid peroksidasyon (Malondialdehit (MDA)) düzeyleri üzerine etkisinin ortaya konması amaçlandı. Bu amaçla, bir kontrol (K) ve dört adet deneme (F1, F2, F3, F4) rasyonu hazırlandı. Rasyon öğeleri kontrol rasyonuna 28,60 ± 2,21 mg kg-1 demir katkısı sağlamaktadır. Kontrol rasyonuna 50 mg kg-1, 100 mg kg-1, 200 mg kg-1 ve 300 mg kg-1 demir sülfat katılarak sırasıyla F1, F2, F3 ve F4 rasyonları oluşturuldu. Çalışma üç tekrar halinde gerçekleştirildi. Sonuç olarak, araştırmada Astacus leptodactylus kontrol rasyonuna farklı oranlarda demir katılmasının; Astacus leptodactylus 'un yaşama oranını etkilemediği görüldü. Dokulardaki Cr değeri standartların altında olduğundan dolayı tespit edilemedi. Karapaks da MDA değeri belirlenemedi. Hepatopankreasta MDA olarak belirlenen lipid peroksidasyon düzeyini önlemede kontrol rasyonuna 300 mg kg-1 demir ilavesinin yeterli olduğu bulundu. Ayrıca bu çalışmada yemdeki demir miktarının dokulardaki Fe, Cu ve Zn birikimi üzerinde etkili olduğu görüldü.
- Doktora TeziAçık Erişim2018Keban Baraj Gölü Pertek bölgesinde yetiştiriciliği yapılan ve doğadan avlanan gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss, Walbaum 1792) besin düzeylerinin karşılaştırılması
Esin Özçiçek
Bu çalışmada, Keban Baraj Gölü Pertek Bölgesi'nde yetiştiriciliği yapılan ve bu bölgeden avlanan gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss) kas ve karaciğerinde yağ asitleri, kolesterol, yağda çözünen vitaminler (A, D, E ve K vitaminleri) ve aminoasit düzeyleri karşılaştırılmıştır. Ortalama ağırlığı 356,01±12,03 g ve ortalama total boyu 30,88±2,06 cm olan toplam 120 adet gökkuşağı alabalığı kullanılmıştır. Kas ve karaciğerden kimyasal analizler için doku örnekleri alınmıştır. Tekli doymamış yağ asitleri (MUFA) arasında oleik asidin en baskın olan yağ asidi olduğu belirlenmiştir. Oleik asidin kas dokusunda doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların önemsiz (P>0,05) olduğu bulunmuştur. Oleik asidin karaciğer dokusunda doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların Mayıs ve Haziran aylarında önemli (P<0,05) olduğu bulunmuştur. Çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA) içinde dokosaheksaenoik yağ asidi (DHA) en baskın olarak bulunmuştur. Dokosaheksaenoik asidin kas dokusunda doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların önemsiz (P>0,05) olduğu tespit edilmiştir. Dokosaheksaenoik asidin karaciğer dokusunda doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların Mayıs ayında önemli (P<0,05) olduğu tespit edilmiştir. Yağda çözünen vitaminler bakımından en yüksek değer E vitamininde görülmüştür. E vitamininin kas dokusunda doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların Mayıs ayında önemli (P<0,05) olduğu belirlenmiştir. E vitamininin karaciğer dokusunda doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların Nisan ayında önemli (P<0,05) olduğu belirlenmiştir. Aminoasitler bakımından en yüksek değer glisin aminoasidinde görülmüştür. Glisin aminoasidinin kas ve karaciğer dokularındaki doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların önemli (P<0,01) olduğu bulunmuştur. Bu araştırma sonucunda, doğadaki alabalıkların ΣMUFA, eikosapentaenoik asit (EPA) ve DHA içeriği daha yüksek; ΣPUFA, D ve K vitaminleri ve esansiyel aminoasit içeriğinin ise daha düşük düzeyde olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Oncorhynchus mykiss, Kas, Karaciğer, Yağ Asitleri, Aminoasitler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Yerel yönetimlerde çalışanların motivasyonunda liderliğin önemi: Tunceli ili örneği
Ezgi Çağla Bitkin
Yerel Yönetimler; insanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş, karar organı seçimle başa gelen anayasal kuruluşlardır. Bilimde ve teknolojideki gelişmeler, kentteki hızlı nüfus artışı, sosyo - ekonomik iş bölümü halkın ihtiyaçlarının çeşitlenmesine neden olmuştur. Yerel yönetimlerin istenilen şekilde işlevlerini yerine getirebilmeleri için çalışan personelin motivasyonu sağlanmalıdır. Bu kapsam çerçevesinde ele alınan çalışmanın amacı; yerel yönetimlerde çalışan personelin liderliğe verdikleri önem bir motivasyon faktörü olarak görülüp ölçülmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada liderlik kavramı, liderlik tipleri ve liderlik teorileri ayrıca; motivasyon, motivasyonu etkileyen faktörler ve motivasyon teorileri ele alınarak incelenmiştir. Bununla birlikte yönetim kavramının ne olduğuna yerel yönetimlerin görev, yetki ve sorumluluklarına, personeline, yerel yönetimlerde personelin motivasyonunu etkileyen faktörlere dikkat çekilerek liderlik kavramının önemine vurgu yapılmıştır. Demografik özelliklere göre motivasyonel öncelikler belirlenmeye çalışılmıştır. Son bölümde ise, Tunceli İli Yerel Yönetimlerinde çalışan personelden alınan veriler analiz edilerek demografik özelliklere göre motivasyonel öncelikler belirlenmeye çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Çıldır Gölü'ndeki kerevit (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) avcılığının sosyal, yapısal ve ekonomik yönden değerlendirilmesi
Ahmet Koçyiğit
Bu çalışma Çıldır Gölü (Ardahan/Kars) kooperatif üyesi balıkçıların sosyo-ekonomik analizinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Balıkçıların tamamının bu kooperatiflere üye oldukları ve bunların dışında başka bir sivil toplum kuruluşuna üye olmadıkları belirlenmiştir. Balıkçıların yaşlarının 34 ile 74 arasında değiştiği, %100'ünün evli ve eşlerinin yaşlarının ise 20 ile 70 arasında olduğu tespit edilmiştir. Genellikle %74 oranı ile ilköğretim mezunu oldukları saptanmıştır. Balıkçıların %65.21'i meslekleriyle ilgili özel bir eğitim almıştır. Balıkçıların %17.4'ünün balıkçılık dışında herhangi bir geçim kaynaklarının olmadığı, geriye kalan %82.6'sının ise tarım, hayvancılık veya farklı alanlarda da faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Genellikle 1 adet tekneye sahip oldukları, teknelerin çoğunluğunun 6 m boyunda ve demirden yapılmış oldukları belirlenmiştir. Aile bireylerinin % 43.47'sinin avcılık faaliyetlerine katıldığı görülmüştür. Teknelerin hepsinin mülkiyeti balıkçıların kendisine ait olup, %30.4'ü tekneyi ailelerin yardımı ile aldıklarını bildirmişlerdir. Balıkçıların kerevit avcılığında pinter ve balık avcılığında fanyalı ağları kullandıkları tespit edilmiştir. Balıkçılar AB ve kalkınma ajansı destekleri ile mazot ÖTV indirimlerinden faydalanmadıklarını beyan etmişlerdir. Balıkçıların %56.53'ü balıkçılıkdan elde edilen gelirin yeterli olmadığını ve ek iş olarak restaurant işletmeciliğinden %59.3 ile en fazla kazanç elde ettiklerini söylemişlerdir. Çıldır Gölü balıkçıları mesleklerinin ekonomik olarak yetersiz bulsalar dahi, %60.87 orana sahip 14 balıkçının, ek gelir kaynağı, alışkanlık, tutku/ hobi, babadan kalma meslek ve suya yakın olmaları nedenlerinden bir veya bir kaçının içinde barınması nedeni ile bu işi yapmaktan mutlu oldukları saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Hamsi (Engraulis encrasicolus Linnaeus, 1758) marinatlarının kimyasal ve duyusal kalitesi üzerine kuşburnu sosunun etkisi
Reşit Bilici
Bu çalışma, kuşburnu sosunun hamsi marinatlarının raf ömrü üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Marinasyon işlemi için %2 asetik asit ve %12 tuz kullanıldı. Balık filetoları salamura suyuna 1:1.5 (balık: marinat salamura suyu) oranında yerleştirildi. Olgunlaşmanın ardından marinatlar iki gruba ayrılarak bir grup zeytinyağında, diğeri ise kuşburnu sosunda +4°C de buzdolabı koşullarında muhafaza edilmiştir. Muhafaza süresince toplam fenolik madde miktarı (TFM), pH, toplam uçucu bazik azot (TVB-N mg/ 100g), tiyobarbitürik asit (TBA, mg MDA/kg) ve peroksit (POS, meq/kg) değeri incelenmiştir. Duyusal değerlendirme için görünüş, koku, renk ve tekstür özellikleri incelenmiştir. TFM miktarı 12,95 ve 38,95 olmak üzere sırasıyla zeytinyağlı ve kuşburnu soslu grupta tespit edildi. TVB-N miktarı 56. günde zeytinyağlı grupta 38,71 mg/100g, kuşburnu soslu marinatlarda ise 24,47 mg/100g olduğu tespit edilmiştir. TBA miktarı zeytinyağlı grupta 6,85 mg MDA/kg olarak kuşburnu soslu grupta ise 3,97 mg MDA/kg olarak saptanmıştır. POS ise zeytinyağlı grupta 18,69 meq/kg, kuşburnu soslu grupta ise 9,60 meq/kg olarak bulunmuştur. Araştırma sonunda duyusal özelliklerine göre zeytinyağlı grubun 42. güne kadar, soslu grubun ise 49. güne kadar tüketilebilir değerlere sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak yapılan çalışmada kuşburnu sosu ile muhafaza edilen hamsi marinatların zeytinyağı ile muhafaza edilenlere göre daha iyi kalitede de olduğu ve raf ömrü üzerine olumlu etkisinin olduğu bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Murat nehrindeki Garra rufa (Heckel, 1843)'nın bazı populasyon parametrelerinin incelenmesi
Şaban Aslan
Bu tez çalışmasında, Murat Nehri'nde yaşayan ve "doktor balık" olarak bilinen Garra rufa (Heckel, 1843)'nın büyüme ile ilgili bazı populasyon parametrelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada kullanılan toplam 322 adet balık örneği, serpme ağı ve elektroşoker cihazı kullanılarak, Mart 2016 ile Şubat 2017 tarihleri arasında Murat Nehri'nden temin edilmiştir. Balıkların boy ve ağırlık ölçümleri yapıldıktan sonra yaş tespitleri yapılmıştır. Yaş tespitinde pul materyali kullanılmıştır. Büyüme parametreleri standart metotlarla belirlenmiştir. Von Bertalanffy büyüme parametrelerinin belirlenmesi amacıyla FAO-ICLARM FISAT II paket programı kullanılmıştır. Populasyonun I-V yaş grupları arasında dağılım gösterdiği ve dişi/erkek oranının 1:1,24 olduğu tespit edilmiştir. Boy-ağırlık ilişkisi regresyon analizi ile belirlenmiştir. Buna göre; regresyon katsayısı (b) dişilerde 2,4551 (negatif allometrik büyüme), erkeklerde 2,2039 (negatif allometrik büyüme) ve tüm bireylerde 2,3167 (negatif allometrik büyüme) olarak belirlenmiştir. İncelenen balık örneklerinin total boyları 5,1-15,5 cm, ağırlıkları ise 3,0-50,6 g arasında değişiklik göstermiştir. Populasyonun genelinde tüm yaş gruplarının kondisyon faktörü değerlerinin ortalaması 1,17 olarak tespit edilmiştir. En yüksek oransal büyüme (%39,56) I-II yaş grubu arasında gerçekleşmiştir. Populasyonun von Bertalanffy büyüme parametreleri dişilerde; L∞=16,33 cm, K=0,37 yıl-1, t0=-0,18 yıl, W∞=42,59 g, erkeklerde; L∞=15,25 cm, K=0,43 yıl-1, t0=-0,03 yıl, W∞= 31,37 g ve tüm bireylerde; L∞=15,88 cm, K=0,39 yıl-1, t0=-0,13 yıl, W∞=36,62 olarak belirlenmiştir. Farklı çalışmalardan elde edilen büyüme parametrelerin karşılaştırılmasında kullanılan "büyüme performans indeksi" (Munro'nun fi üssü, Φ') dişilerde 4,59, erkeklerde 4,61 ve populasyonun genelinde 4,59 olarak hesaplanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Malatya ilinde havuzlarda alabalık yetiştiriciliği yapan işletmecilerin sosyo-ekonomik analizi
Timur Demir
Bu çalışma, Malatya İli'nde havuzlarda su ürünleri yetiştiriciliği yapan işletmecilerin sosyo-ekonomik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Tez çalışması, 2016 yılında Malatya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğüne kayıtlı 32 adet, havuzlarda alabalık yetiştiricilik tesisinin işletmecileri ile yapılan araştırma sonuçlarını kapsamaktadır. Malatya İli'nde toplam kayıtlı tesis (Kafes+Havuz) sayısı 77 adettir. 2015 yılı istatistik verilerine göre 3520 ton/yıl olan üretimin 450 ton/yıl (%12,78)'i havuzlarda yetiştirilmektedir. İşletmeciler balıkçılıkla uğraşmaktan memnun olduklarını belirtip, su ürünlerine verilen desteklemelerin kaldırılıp, balık yemine verilmesini talep etmektedirler. İşletmecilerin büyük çoğunluğu Su Ürünleri Yetiştiriciler birliği üyesidir. Havuz tesislerinde kullanılan suyun, dere-ırmak ve kaynak suyu olduğu, işletmeciler yetiştirdikleri ürünlerin büyük çoğunluğunu, çevredeki lokantalara verdiklerini, geri kalan az miktardaki balığı ise taze olarak parekende sattıklarını belirtmişlerdir. İşletmecilerin yaşlarının 40-66 arasında değiştiği görülmüştür. İşletmecilerin tamamının erkek ve medeni durumu bakımından evli olduğu belirlenmiştir. Eğitim durumları incelendiğinde en yüksek oranın % 45 ile lise mezunlarından oluştuğu görülmüştür. % 50'sinin esnaf, % 35'inin çiftçi, % 5'inin sadece balıkçı olduğu, % 100'nün sosyal güvencesi olduğu belirlenmiştir. Havuz yetiştiriciliği yapan işletmecilerin hepsi, kendilerine ait evde ikamet ettiğini, % 95'nin binek oto veya kamyonetinin olduğu çalışmada tespit edilmiştir. Ayrıca işletmecilerin büyük çoğunluğunun (%85'i) su ürünleri yetiştiriciliği konusunda eğitim aldığı görülmüştür.
