Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Araştırmacılar(7)
Birim yayınları
16 →- MakaleAçık Erişim2026Siyaset Teorisinde Yöntem Sorunu
Özpolat, Gürhan
Bu makale, siyaset teorisindeki metodoloji sorunu üzerine eğilmekte ve disiplinin yöntemle açık bir şekilde ilgilenmemesinin alana hem yeni gelen öğrenciler hem de yerleşik akademisyenler için ne türden zorluklar teşkil ettiğini öz-anlatı yaklaşımını kullanarak araştırmaktadır. Makale, geleneksel anlamıyla yöntem-odaklı bir çalışma olmaktan ziyade siyaset teorisinin kendi içindeki yöntem sorununun düşünümsel ve anlatı-odaklı bir incelemesidir. Siyasal Düşünce Tarihi alanında yüksek lisans yaptığım esnada yaşadığım kişisel bir deneyimden yola çıkarak, siyaset teorisinin kendi araştırma pratiğinin temelini oluşturan metodolojik araçlarla yüzleşmek ve bunları eleştirel bir şekilde değerlendirmek konusunda uzun süredir gösterdiği isteksizliği ve bu isteksizliğin entelektüel ve pedagojik sonuçlarını inceliyorum. Bu eğilimin birbiriyle ilişkili birkaç faktörden kaynaklandığını ve nihayetinde siyaset teorisinin, disiplinin belirleyici özelliklerinden biri olan eleştirel düşünceyi kendi metodolojik temellerine uygulamadaki başarısızlığını yansıttığını savunuyorum. Son olarak, siyaset teorisinde metodolojik farkındalığı ön plana çıkaran daha sürdürülebilir ve refleksif bir yaklaşım çağrısında bulunuyorum ve böyle bir yaklaşımın, disiplini içe kapalı “sağırlar diyaloğu”ndan çıkarıp daha üretken bir disiplinler arası etkileşime doğru taşıyabileceğini savunuyorum.
- MakaleYalnız künye2025Tarihsel Anlayışın Diyalektik Dokusu: Çağdaş Hermenötikte Collıngwood’un Soru Ve Cevap Mantığı
Özpolat, Gürhan; Tural, Ali Can
Robin George Collingwood, tarihsel bilginin dinamik ve öznel doğasını kabul ederek, doğa bilimlerinden farklı bir tarihsel metodolojinin gerekliliğini vurgulamıştır. Onun felsefesi, tüm insanlık tarihinin temelde insan düşüncesinin ve öz farkındalığının tarihi olduğunu ileri sürer. Collingwood, tarihsel aktörlerin düşüncelerini ve niyetlerini yakalama çabasında, geçmiş olayların “dışı” ve “içi” arasında ayrım yapar. Ona göre, tarihçinin rolü sadece olayları kaydetmenin ötesine geçer; ilgili soruları formüle ederek geçmiş düşünceleri zihinsel olarak yeniden canlandırmayı içerir. Bu makale, Collingwood'un felsefesinin tarihsel kavrayış üzerindeki derin etkisini, özellikle de “soru ve cevap mantığı” olarak bilinen yaklaşımı aracılığıyla incelemektedir. Bu yöntem, tarihsel anlayışın temeli olarak sorular ve cevaplar arasındaki etkileşimin altını çizmektedir. Soru ve cevap mantığı, önermeler ve sorular arasındaki karmaşık bağı vurgulayarak geleneksel mantığa meydan okur ve böylece tarihsel sorgulamada anlam, hakikat ve anlayışı yeniden tanımlar. Ayrıca makale, bu yaklaşımı hermenötik gelenek içerisinde analiz ederek, anlamanın süregelen ve sonsuz doğasını ele almaktadır. Heidegger'in döngüsel hermenötik anlayışıyla paralellikler kurarak, tarihsel yorumlamanın ve tarihsel anlam arayışının dinamik, diyalektik ve diyalojik doğasını vurgulamaktadır. Özetle, bu çalışma Collingwood'un çağdaş hermenötik üzerindeki etkisini incelemekte ve tarihsel yorumlama ve insan anlayışında soru ve cevap mantığının geçerliliğini yeniden teyit etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025İdeoloji Kavramının Spinoza’daki Kökenleri Üzerine Bir Deneme
Palanci, Cihan
Spinoza ideoloji kavramının yaratıcısı ya da isim babası değildir. Bununla birlikte o, kavram ortaya çıkmadan çok önce ideolojinin iktidarlar tarafından nasıl pratikleştirildiğini ayrıntılarıyla ortaya koymuştur. Makalenin temel sorunsalı da bu anlamıyla bu praksisin izini sürmektir. Etika’da Spinoza, insan ontolojisi üzerine bir serimleme yaparak onun bilişsel kudretinin eksiklikleri ile ilgili görüşlerini paylaşır. Spinozaya göre insanlar kozmosun düzeninin işleyişiyle ilgili eksik bir bilgiye sahiptirler ve bu eksik bilgi ile öncelikle gündelik yaşamlarının akışını gerekçelendirmeye çalışırlar. Onlar olayların nedenselliklerini tersinir bir biçimde inşa edip ereğe dönüşen şeyleri arzulamayı bu zincirlenişin merkezine koyarlar. Bu ereksellik yanılsaması bir süre sonra genelleşir ve insanda “olana gaye arama” güdüsünün biricik sebebi haline gelir. İnsan artık tüm evrenin merkezindedir ve etrafındaki her şey onun için yaratılmıştır. İnsan bununla da yetinmez ve kendi kudretini aşan, kendi suretinden bir Tanrı yaratır ve eksik kudretiyle anlam veremediği her şeyin sebebi olarak Tanrı’yı işaret eder. Sonuçta korku duygusuna eşlik eden tüm bu imgeselllikler iktidarlar için bulunmaz bir fırsattır. Spinoza bu aşamada özellikle Teolojik-Politik İnceleme eserinde ideolojik işleyişin tüm veçhelerini somutlar ve önümüze ideolojinin çok katmanlı bir haritasını koyar.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Yeniden Üretilen Sinizm: Türkiye’de Merkez-Çevre Anlatısı ve Emin Alper’in Kurak Günler Filminin Kritiği
Palanci, Cihan
Öz: Şerif Mardin’in kuramsallaştırdığı merkez-çevre ilişkisi Türkiye’de siyasal ve akademik alanda uzun bir zamandır tartışılmaktadır. Bu tartışma düzlemi sadece teorik düzeyde gerçekleşmeyip sanat gibi birçok disiplin için projeksiyon olma durumundadır. Bu sanat yapıtlarının en önemlileri, özellikle 2000’li yıllarda başlayan ve politik taşra sineması olarak adlandırılan yapıtlardır. Bu yapıtlarda taşra genel olarak geriliğin, değişmemenin, politik statükonun mekanları olarak resmedilmiş ve bu çerçeveden işlenmiştir. Buna karşın Cumhuriyetten bu yana işlenen bu temanın hiç değişmeden günümüze kadar gelebilmesi oldukça ilginç bir durum oluşturmaktadır. Bunun birçok nedeni mevcuttur. Çalışmada bu temayı besleyen merkez-çevre paradigmasının oluşturduğu tartışma evrenine içkin analizler ve eleştiriler yapılmıştır. Bu analiz ve eleştiriler merkez ya da çevreyi idealize etmeden yürütülmüştür. Türkiye’de yaşanan sert politik süreçler ve kutuplaşmaların katkısı ve tarihsel olarak yanlış ya da eksik üretilen teorik gelenek, merkez-çevre kuramının nesnelliğini aşındırmış ve karşılıklı bir delüzyon yaratmıştır. Makale bu eksende Emin Alper’in Kurak Günler filmini ele alıp, yukarıda anlatılanların projeksiyonuyla değerlendirmiştir. Ayrıca dönemin yarattığı öznelliklerin ve sinema sanatına içkin finansal dinamiklerin bu yönetmenlerin taşrayla ilgili sanatsal tavırlarına nasıl etki ettiği tartışılmıştır. Taşranın bahsedilen yönetmenlerin bakış açısında ifade bulan, sözde donukluğu, ilişkisizliği ve bağlamsızlığı da değişen dünya perspektifinden eleştirilmiştir.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Yüzeysel Bir Radikallik Bağlamı Olarak Woke Hareketi
Palanci, Cihan
Kimlik siyasetinin 1960’lar ile politik alanın en önemli tartışma nesnelerinden biri olması ve bu tartışmaların muhalif habitusu ikiye bölmesi gözlemlenebilir bir olgudur. Bununla birlikte özellikle 2010’larla başlayan, sosyal medyanın aracılığıyla hızlanan ve yaygınlaşan başka bir tür muhalefet biçiminin yeni kamusal alanlarda kendini gösterdiğini gözlemliyoruz. Woke (Uyanış) aktivizmi olarak adlandırılan bu hareket bir tür hiper-kimlik siyaseti ile ciddi destekçiler bulurken öte taraftan özellikle kullandıkları yöntemlerle ilgili olarak sert bir biçimde eleştiriliyorlar. Woke taraftarları, toplumsal cinsiyet normları, etnik aidiyet, göç ve çevre gibi sorunlar hakkında son derece duyarlıyken bu duyarlılığın dile getiriliş pratikleri öteki politik gruplar tarafından sorunsallaştırılmaktadır. Bu hiper-kimlik hareketinin üyeleri, özellikle sosyal medya kullanıcılarının kamuya açık olarak ifade ettikleri görüşleri hem içerik hem de seçilen sözcükler bağlamında sürekli eleştirmekte ve Woke filtresine takılanlar için yine sosyal medyada yoğun bir eleştiri fırtınası başlatmaktadırlar. Son kertede literatüre “iptal etmek” olarak geçen bu süreç, fail için geri dönülmez bir aşamaya geçebilmekte ve tüm yaşamını etkileyebilmektedir. Bu bağlamda biz çalışmamızda Woke aktivizminin belirli bir çerçevesini oluşturmaya çalışacağız. Bu çerçeve, Woke’un kavramsal olarak konumlandığı yerin tarihsel dinamikleri ve özellikle kavrama yönelik eleştirilerle oluşturulacaktır.
- MakaleAçık Erişim2023Dış Politikada Karar Verme Süreci ve Modelleri Bağlamında Bürokratik Politika Modeli Örneği Olarak Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu
Gündoğdu, Serkan
Dış politikada karar verme süreçleri zaman içeresinde önemli değişimler geçirmiştir. Dış politika bir dönemler krallar/imparatorlar tarafından belirlerken, demokratik yönetim anlayışının yaygınlaşmasıyla birlikte parlamentolar, devletin yetkili organları ve ilgili görevlileri tarafından belirlenmeye başlanmıştır. Özellikle soğuk savaş yıllarında realist yaklaşımın etkisi söz konusu iken, soğuk savaşın bitmesiyle realist yaklaşım yetersiz kalmış, dış politikada karar verme sürecine birçok faktörün etki ettiği görülmüştür. Bunu yanı sıra konjonktürel değişimler, iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler, devletlerin ve toplumların hızlı ve sürekli etkileşim halinde olmaları, karşılıklı bağımlılığın artması devletlerin dış politika yapım süreçlerinin geliştirilmesini çeşitlendirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda dış politika analizi ve karar verme odaklı çalışmalar geliştirilmiş, özellikle küresel değişimlere bağlı olarak dış politikada karar verme süreçlerini etkileyen faktörler ve dinamikler incelenmeye başlanmıştır. Bu bağlamda, Türkiye’de 2017 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle, karar vericilere dış politika önerileri geliştirmek amacıyla oluşturulan Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu bu çalışmada ele alınmıştır. Tek bir aktörden ziyade çok sayıda aktör esasına dayanan bürokratik politika modeli çerçevesinde karar verme sürecinde nasıl bir role sahip olduğunu ortaya koymaya çalışılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Türkiye’nin Jeopolitik Açılımı: Bir Uluslararası Örgüt Olarak Türk Devletleri Teşkilatı
Gündoğdu, Serkan
Devletlerin politik amaçlarına ulaşmak için bir araya gelerek oluşturdukları örgütler, uluslararası ortamda önemli rol oynamaktadır. 2021 yılında kurulan Türk Devletleri Teşkilatı da bunlardan bir tanesidir. Eski adı Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi olan örgütün temellerinin 2009 yıllarında atıldığı görülmektedir. Örgütün esas kuruluş amacının, Türk devletlerinin birbirleri arasındaki ilişkinin artırılması olduğunu söylemek mümkündür. Bu çalışmada, Türkiye’nin dış politikasının jeopolitik anlamda Türk coğrafyasına yakınlaşması ve Türk Devletleri Teşkilatı olarak adlandırılan birliğin uluslararası kurumsal bir kimliğe sahip olmasına değinilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasında uluslararası bir örgüt olarak seçilen Türk Devletleri Teşkilatı’nın oluşumu, kurumsal yapısı, üye ve gözlemci ülkelerin potansiyelleri hakkında bilgiler verilerek belli sınırlar çerçevesinde teşkilatın tanıtımı gerçekleştirilmiştir. Çalışmada yazılı metin, internet kaynağı, resmi gazete, kurumsal içerikleri kapsayan nitelikte literatür taraması kullanılmıştır.
AtıfOpenAlex5TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2023Uluslararası politikada bir etki aracı olarak siber güvenlik ve türkiye’nin siber güvenlik politikası uygulaması: ulusal siber olaylara müdahale merkezi (usom)
Gündoğdu, Serkan
Teknolojik gelişmelere bağlı olarak internetin kullanımı gündelik hayatın her alanında etkin bir şekilde yer almaya başlamıştır. Bu süreç insanların hayatını birçok alanda kolaylaştırdığı gibi bazı sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu sorunlardan önemli bir tanesi de güvenlik olmuştur. Uluslararası politika bakımından da yeni güvenlik önemlerine ihtiyaç duyulmuş, uluslararası ilişkiler disiplininde güvenlik kavramının önemli bir kavramı haline gelen siber güvenlik sorunun ortaya çıktığı görülmüştür. Gerek ulusal gerekse uluslararası bir önem taşımaya başlayan siber güvenlik konusunda, devletlerin önlemler alması zorunluluk haline gelmiştir. Bu çerçevede siber tehditlere karşı koyabilmek için savunma sistemlerini içeren siber güvenlik politikaları oluşturulmaya başlanmıştır. Çalışma kapsamında Türkiye’nin siber uzaydaki varlığı ve bu alanda kamu hizmetlerinin nasıl sağlandığı, siber güvenlik politikalarına ilişkin çalışmalarını nasıl planladığı incelenmiştir. Türkiye’nin siber güvenliği sağlama adına yapmış olduğu; politika, strateji ve eylem planları ile araştırma konusu sınırlandırılmıştır. Siber tehditleri azaltmak ve bertaraf etmek amacıyla, Türkiye’nin ulusal siber güvenlik stratejisi açısından önemli olan yapılar çalışma kapsamında verilmiştir. Bu bağlamda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun bir yapısı olan Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nin siber güvenlik stratejisine ve uluslararası politikada bir etki aracı olması noktasında ne denli bir etkiye sahip olduğu üzerinde durulmuştur.
AtıfOpenAlex7TR Dizin6
İncele - MakaleAçık Erişim2021Türk Dış Politikasında Kamu Diplomasisi Pratiği (2002- 2013)
Gündoğdu, Serkan; Arafat, Mohammad
-
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2021Türkiye’de kamu denetçiliği kurumu (ombudsmanlık) imajına yönelik bir araştırma
Dursunoğlu, İsmail; Boyali, Handan; Gündoğdu, Serkan
Tarihi 18. yüzyıla kadar giden Kamu DenetçiliğiKurumu, kamu örgütlerini devlet adına denetleyenbir kurum olarak ortaya çıkmıştır. Kamu örgütlerinidenetleyerek vatandaşları idarenin keyfi uygulamalarına karşı koruması, devlet kurumlarını dışardanbağımsız ve tarafsız şekilde denetlemesi, yapılanbaşvurulara kısa süre içinde nihai çözümler üretmesi ombudsmanlık kurumunun önemini her geçengün artırmıştır. Böylece kamu idarelerindeki kötüyönetim en aza indirilerek, insan hak ve özgürlüklerine yönelik ihlallerin önüne geçilmeye çalışılmıştır.Dünyadaki gelişimine nazaran Türkiye’de Kamu Denetçiliği Kurumu ile ilgili çalışmalar daha geç ortayaçıkmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kurulmasına yönelik ilk girişimler 2006 yılında başlamıştır.2012 yılına gelindiğinde ise kurulum gerçekleşmiştir. Bu kurum, günümüzde birçok iletişim kanallarını kullanmak suretiyle etkili ve bağımsız bir şikâyetmekanizması oluşturmuştur. Vatandaşların gündelik hayatlarını kolaylaştırmayı, kamu idarelerinidaha ilkeli ve güçlü bir yapıya kavuşturmayı, idareile vatandaş arasında arabuluculuk misyonu üstlenmeyi amaçlayan Kamu Denetçiliği Kurumu, her geçen gün devlet ve halk nezdinde itibar kazanmayadevam etmektedir.Bu çalışmada Kamu Denetçiliği Kurumu’nun halktarafından bilinirliği, imajı ve nasıl algılandığı tespitedilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, Türkiye’denispeten genç bir kurum olan Kamu Denetçiliği Kurumu’nun imajını belirlemektir. CAWI yöntemininuygulandığı araştırma Türkiye örneklemini oluşturacak olan 26 ilde yapılmıştır. Çalışmada kurumimajına yönelik olumlu ve olumsuz bazı sonuçlaraulaşılmıştır
AtıfTR Dizin8
İncele
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-28T14:33:29.898273733Z | |
| dc.date.available | 2026-10-28T14:33:29.898273733Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/munzur/70 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı | tr |
| dc.title | Political and Social Sciences | en |
| organization.identifier.code | munzur-iktisadi-ve-idari-bilimler-siyaset-bilimi-ve-kamu-y-2 | |
| organization.unitType | division | |
| rdl.unit.alias | \bsiyaset ve sosyal bilimler anabilim dali\b | |
| rdl.unit.alias | \bpolitical (and|&) social sci |



