Yazarlar
- Ayşe Nur Aydın(2)
- Serap Sabancı(2)
- Çağdaş Güneş(2)
- Abdulhamit Han Çelik(1)
- Abdullah Genç(1)
- Abdullah Tekçe(1)
- Abdullatif Akçakaya(1)
- Abdulselam Gün(1)
- Abdurrahim Taş(1)
- Adem Soysal(1)
- Adnan Karadağ(1)
- Adnan Keçe(1)
- Adıgüzel Güllükopar(1)
- Ahmet Bedrettin Alişer(1)
- Ahmet Emin Gençaban(1)
- Ahmet Kemal Geyik(1)
- Ahmet Koçyiğit(1)
- Ahmet Onur Taşdemir(1)
- Ahmet Serdar Kılıç(1)
- Ahmet Sesli(1)
- Ahmet Turan Gümüşbaş(1)
- Alaattin Uras(1)
- Alev Akgül(1)
- Ali Atlı(1)
- Ali Bal(1)
- Ali Bozkaya(1)
- Ali Eren Demir(1)
- Ali Gökkoruk(1)
- Ali Güzelçiçek(1)
- Ali Keçeci(1)
- Ali Sarıgül(1)
- Ali Ziver Bilge(1)
- Alişir Çakmaz(1)
- Alperen Kalkan(1)
- Anıl Polat(1)
- Anıl Sözen(1)
- Arzu Açar(1)
- Arzu Dağlı(1)
- Arzu Doğan(1)
- Aslı Eymir(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Çalışanların değerlendirmesiyle otel işletmelerinde örgütsel güven düzeyi
Yaprak Taşkaya
Turizm endüstrisi emek-yoğun yapıda ve genellikle hizmet üretilip hizmet sunulan bir endüstridir. Bu sebeple turizm işletmelerinin karlılığı açısından insan faktörü çok önemli bir rol oynamaktadır. İşletmeler amaç ve hedeflerine ancak çalışanların başarısı ile ulaşabilirler. Çalışanlar ise güven duyduğu ve yüksek düzeyde tatmin sağladığı örgütler de verimli olabilirler. Bu çalışma, otel işletmelerinde görev yapan çalışanların örgütsel güven düzeylerinin, demografik özelliklerle farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç. çerçevesinde, Elazığ ve Tunceli ilinde faaliyet gösteren 4 yıldızlı otel işletmelerinde çalışan 320 kişi üzerinde bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Anket tekniği ile toplanan araştırma verileri, istatistik paket programları aracılığıyla analize tabi tutulmuştur. Veriler, bilgi formu ve örgütsel güven ölçeği ile toplanmış yüzdelik, Bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testleri ile analiz edilmiştir.Araştırmada yaşa,eğitim düzeyine, çalışılan birime ve gelir durumuna göre örgütsel güven ve alt boyutlarının farklılaşmadığı belirlenmiştir. Buna karşın araştırmada, örgütsel güven düzeyinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmada, çalışanların örgütsel güven düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin vizyoner liderlik yeterlikleri ile mesleki bağlılıkları arasındaki ilişkide örgütsel canlılığın aracılık etkisinin incelenmesi
Mehmet Güder
Günümüzde örgütleri başarısı iyi oluşturulmuş, paylaşılmış, benimsenmiş vizyonlarına bağlıdır. Vizyon;hayal etmeyi, yaratmayı, değer ve inançlar doğrultusunda harekete geçmeyi içeren daha çok bir ikna sözleşmesidir. Vizyon, çalışanlarda coşku ve bağlılık oluşturan bir sözleşmedir. Okul yöneticileri geliştirdikleri okul vizyonu sayesinde öğretmenlerde bağlılık, enerji ve coşku yaratır. Ayrıca vizyoner liderin iletişime açık, takım ruhunu harekete geçiren, astlarına güven duygusu aşılayan yönü beraberinde mesleki ve örgütsel bağlılığı da getirecektir. Örgütün vizyonunu benimseyen, inanan çalışanlar canlı, tutkulu, çoşkuyla ve adanmışlıkla bu vizyonu gerçekleştirmeye çalışırlar. Bu bağlamda günümüz okul müdürlerinin vizyoner lider olmaları gerekmektedir. Bu sayede okul çalışanlarında mesleki bağlılık ve mesleki canlılık artacak ve başarıya ulaşılabilecektir. Yapılan literatür taramasında bu üç değişkenin bir arada incelendiği araştırmaya rastlanılmamış olup oldukça önemli olan bu kavramlar arasındaki ilişki ve etkileşimin incelenmesinin literatürdeki bu boşluğu doldurmaya katkı sunacağı düşünülmüştür. Bu araştırmada öğretmen görüşlerine göre okul müdürlerinin vizyoner liderlik algıları ile öğretmenlerin mesleki bağlılık düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığı eğer varsa bu ilişkide mesleki canlılığın aracılık rolünün olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda hazırlanan anket ile Tunceli'de görev yapan 171 öğretmende online anket yöntemiyle veriler toplanmış ve istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları; öğretmenlerin okul yöneticilerini "vizyoner bir lider" olarak değerlendiklerini göstermektedir. Aynı şekilde mesleğe olan bağlılıklarının ve mesleki canlılıklarının yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca kadın öğretmenlerin mesleki bağlılık ve mesleki canlılık düzeylerinin erkek öğretmenlere nazaran daha yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmenlerinmesleki bağlılık düzeyleri ile vizyoner liderlik algıları arasında pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki gösterdikleri tespit edilmiştir. Öğretmenlerin mesleki canlılık düzeyinin,vizyoner liderlik algılarının mesleki bağlılık düzeyleri üzerindeki etkisinde aracılık etkisinin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın sonunda okul yöneticileri ve kanun yapıcıların dikkatleri bu konuya çekilmiş ve daha kaliteli bir eğitim sistemi için bir takım öneriler sunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Çalışanların sahip oldukları davranış modelleriyle ilgili eczane eczacı görüşlerinin incelenmesi
Murat Bingöl
Bu çalışmanın temel amacını Elazığ ilinde faaliyet gösteren eczanelerde görev yapan çalışanların davranış modellerinin belirlenmesi ve nasıl davranışlar sergilemeleri gerektiği eczane eczacıların görüşlerine göre belirlenmesi oluşturmaktadır. Bu amaçla Elazığ il merkezinde faaliyet gösteren toplam 91eczacıya anket uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS paket programına aktarılarak değerlendirilmiştir. Eczacılar, eczane çalışanlarının mesleğin saygınlığına önem verme, eczane temizliğine önem verme, saygılı olma, güler yüzlü olma, insanlarla iyi iletişim kurma, sabırlı olma, sorumluluk sahibi olma, dürüst olma, hesap verme sorumluluğuna sahip olma, ekip çalışması yapabilme ve kişisel temizliğine önem gösterme gibi mesleki yetkinliklerine oldukça yüksek katılım gösterirken; mükemmeliyetçi olma ve ısrarcı olma yetkinliklerine ise diğer yetkinliklere oranla daha düşük düzeyde katılım göstermişlerdir. Eczacıların, hızlı olma, düzenli olma ve dikkatli olma yetkinliklerine ilişkin görüşlerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği; dürüst olmalı yetkinliğine ilişkin görüşlerinin medeni durum ve yaşdeğişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği; tarafsız olma yetkinliğine ilişkin görüşlerinin ise sektörde çalışma süresi ve mevcut eczanelerinde çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği, diğer yetkinlik türleri ile çalışanların demografik özellikleri arasında anlamlı düzeyde bir farklılığın bulunmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda Elazığ ilinde faaliyet gösteren eczacıların, eczanelerindeki destek personellerinin meslek saygınlığına önem göstermelerini, tarafsız, dürüst, özgüvenli, hızlı, saygılı, güler yüzlü ve dikkatli olmalarını, çalışma arkadaşlarıyla ve müşterilerle etkili iletişim kurabilmelerini, sorumluluklarının bilincinde olmalarını ve ekip çalışması yapabilmelerini bekledikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eczane, eczane çalışanları, davranış modelleri, sağlık.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Mekân ve ruh sağlığı sosyolojisi bağlamında ruh sağlığı mekânları: Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği
Ali Eren Demir
Ruh sağlığı mekânları; hasta, mekân, sağlık personelleri, denetim ve disiplinin mekânsal olarak etkileşime geçtiği dinamik mekânlardır. Gündelik rutinlerin belirli bir mekânsal alanda gerçekleştiği ruh sağlığı mekânlarında öznenin deneyimi, akıl hastanelerine ilişkin bilgiler sunar. Ruh sağlığı mekânlarının anlaşılabilmesi için geçmiş kavramsal çerçevelerin bir ''alet çantası'' olarak kullanılması oldukça önemlidir. Bu çalışma mekân kavramsallaştırmaları ve ruh sağlığı sosyolojisine dair geçmiş ve güncel tartışmaların bir özetini içerir. Mekân ve ruh sağlığı sosyolojisi bağlamında bir ruh sağlığı mekânı olarak Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi bu çalışmada örnek alan olarak seçilmiştir. Ruh sağlığı mekânlarının hangi gündelik ritüeller üzerine kurulu olduğuna, ruh sağlığı mekânlarının nasıl bir yer olduğuna ilişkin Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ndeki personeller ile internet üzerinden görüşmeler yapılmış, hastane içerisinde kısıtlı bir süre için dahi olsa gözlem yapılmış ve Bakırköy'e dair belgesel, röportaj ve yazılar incelenmiştir. İnceleme sonucunda ruh sağlığı mekânın kurumda, o mekân ile etkileşime geçen hem hasta hem de sağlık personellerinin benliklerini etkilediği ve mekânın salt bir "tımarhaneden" öte; bir "ev", bir "eğitim mekânı", "dev bir bahçe" ve "huzur alanı" olarak deneyimlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bu sonucun mekân içerisindeki hastalar ile iletişime geçilmediğinden mekâna dair gerçekliğin kusurlu bir yansıması olduğu düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Dijital okuryazarlık yeterlik düzeylerinin akademik personel yönünden araştırması (Munzur Üniversitesi örneği)
Okan Genç
Günümüzde hayatın her alanında gerek duyulan ve kullanılan interneti kullanarak doğru verilere ulaşabilme, farklı yazılım teknolojilerini benimseyip bunları eğitimde ve iş hayatında etkin bir biçimde kullanabilmek için dijital okuryazarlık gerekli hatta zorunludur. 2017'de yayınlanan Dijital Rekabet Gücü Raporu'nda ülkelerin ekonomik olarak hangi durumda oldukları "bilgi", "teknoloji" ve "geleceğe hazır olma" olarak üç ana husus ile ele alınmaktadır. Türkiye'nin bu ana hususlardan en zayıf kaldığı yön 60. sıradaki "bilgi" hususundadır. "Bilgi" bileşeninin alt bileşenlerinden "beceri" yönünden Türkiye 49. sırada, "eğitim ve öğretim" açısından 63. yani son sırada ve "bilimsel yoğunluk" bakımından ise 48. sırada yer almaktadır. Sönmez (2018) çalışmasında Türkiye'de dijital rekabetin artması için eğitimde dijitalleşmenin zorunlu olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla tüm eğitim seviyelerinde, bu ana rolü üstlenen akademik personelin dijital okuryazarlık seviyesinin ne düzeyde olduğunun tespiti bu açıdan oldukça önemli bir etmendir. Araştırmanın çalışma grubunu "2019-2020" öğretim yılında Tunceli Munzur Üniversitesi'nde görev yapmakta olan 98 akademik personel oluşturmuştur. Bu çalışmanın amacı, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Munzur Üniversitesi'nde görevli akademik personelin algısına göre dijital okuryazarlık düzeylerini tespit etmek ve çeşitli değişkenler açısından farklılığın anlamlı olup olmadığını incelemektir. Araştırmada var olan durumu olduğu gibi betimlediğinden tarama modelinden, veri toplama bakımından ise nicel yöntemden yararlanılmıştır. Verilerin toplanması için "Dijital Okuryazarlık Düzey Belirleme Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölüm demografik özelliklerle ilgili maddelerden oluşmuştur. İkinci bölüm ise üç alt boyuttan; birinci alt boyut "Öğretim Teknolojileri" (18 madde), ikinci alt boyut "Bilgi ve İletişim" (15 madde) ve üçüncü alt boyut "Teknik Yeterlik" (11 madde) olmak üzere toplam 44 maddeden oluşmuştur. Verilerin analizinde parametrik testler kullanılmış, bunun için gerekli istatistiksel işlemler ve sonuçları belirlenmiştir. Diğer bir ifadeyle ölçekte elde edilen veriler normal dağılım gösterdiğinden ikili karşılaştırmalarda "bağımsız gruplar için t-testi (Independent Sample t-test)", ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında ise "tek yönlü VARYANS analizi (One Way ANOVA)" kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre akademik personelin dijital okuryazarlık düzeylerinin yüksek seviyede olduğu (x̄=3,73) ve akademik personelin bu yeterlik alanına büyük oranda hâkim oldukları görülmüştür. Ölçeğin alt boyutlarında ise "Öğretim Teknolojileri" (x̄=2,92), "Bilgi ve İletişim" (x̄=4,14), "Teknik Yeterlik" (x̄=4,13) olarak tespit edilmiş olup, "Bilgi ve İletişim" boyutunun diğer alt boyutlara göre daha yüksek bir oranda olduğu görülmüştür. Akademik personelin dijital okuryazarlık yeterlik seviyelerinin cinsiyet, akademik unvan ve branş değişkenlerine göre yapılan istatistiksel analizler sonucunda anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür (p>0.05). Yaş değişkeninde ise anlamlı farklılığa rastlanmıştır (p<0.05). Buna göre Munzur Üniversitesi akademik personelinin dijital okuryazarlık düzeyinin yüksekliği yanında, bazı demografik değişkenler yönünden dijital okuryazarlık düzeyinin farklılığı için yapılan analizler sonucu, sonucun genel olarak anlamlı çıkmaması olumlu yönde değerlendirilmiştir. Bu durumun daha üst düzeylere çıkabilmesi için üniversite yönetiminin personeli destekleyici yeni tedbirler alması gerektiği kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital okuryazarlık, akademik personel, okuryazarlık, eğitim
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Örgütsel bağlılık ile iş tatmini arasındaki ilişki: Elazığ belediyesi itfaiye müdürlüğü örneği
Ahmet Serdar Kılıç
Örgütsel bağlılık kavramı endüstriyel ve örgütsel psikoloji literatüründe popülerlik kazanmaktadır. Modern toplum organizasyonların karşılaştığı zorluklardan biri, mevcut iş ortamında çalışan bağlılığını sürdürmektir. Günümüzde işyerlerinde çalışanlar günlük faaliyetlerinde daha fazla belirsizlik ve azalan iş güvenliği ile karşı karşıyadır. Bazı alanlarda iş yükünün artması çalışma koşullarının zorluğu ve iş riski, örgüte bağlılığı ve sonucunda iş doyumu azaltıcı sonuçlar vermektedir. Bu iş kollarından biri de itfaiye çalışanlarıdır. Elazığ Belediyesine bünyesinde faaliyet gösteren İtfaiye Müdürlüğü'nde anket yapılmıştır. Bu çalışma ile Elazığ Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren İtfaiye Müdürlüğü'nde görev yapan çalışanların örgütsel bağlılık düzeylerinin iş tatmini üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel yönelimli bir araştırma şeklinde olacaktır. Bu araştırmada gerekli veriler, Elazığ İtfaiye Müdürlüğü'nden sağlanmıştır. Elazığ belediyesinden yasal izin alınarak toplam 116 çalışan oluşmaktadır. Bu analizler SPSS 22.0 paket programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir Demografik özelliklerini ve araştırma değişkenlerinin puanlarını karşılaştırmak için "Man Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi" ve Temel hipotezi test etmek için regresyon analizi yapılmıştır. Örgütlere Duygusal bağlılık Ölçeği'nde ileri yaş, evli, 20 yıl üstü çalışanların ve önlisans mezunu çalışanların duygusal bağlılıklarını daha yüksek olmuştur. İleri yaş grubu çalışanların ise devam bağlılığı düşük düzeyde kalmış bu sonuç ileri yaş grubunu mesleki yorgunluk olmasına rağmen örgüt bağımlılıklarını yüksek olduğu sonucunu çıkarmıştır. Örgütsel bağlılığın en yüksek olduğu grup ise itfaiye erleri, itfaiye çavuşları ve işçilerdir. İş tatmininde evli, 21+ yaş, ilköğretim mezunu çalışanların iş tatminlerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Örgütsel bağlılık, iş tatmini üzerinde pozitif yönde normal düzeyde (%33,8) anlamlı bir etki olmuştur. Çalışma sonucunda çalışanların örgütsel bağlılıkların yüksek olduğu bu duruma bağlı olarak da iş tatminlerinin de yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışanlarda en yüksek bağlılığın duygusal bağlılıkta yaşandığı, en yüksek iş tatmininin ise yönetim şekli boyutunda olduğu görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021TRB1 bölgesi muhasebe meslek mensuplarının mali tablo ve finansal okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Aysun Sandal
Globalleşen dünya ekonomisine ayak uydurmak adına finans kavramına olan ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Finans ile ilgili terimlere hâkim olup bu terimlerin kullanım alanlarındaki etkilerini analiz edebilme kabiliyeti finansal okuryazar olmaktan geçmektedir. Finansal işlemler ve olaylar neticesinde oluşan mali tablolar ise işletmelerin mali durumu hakkında fikir edinmemize yardımcı olacaktır. İşletmelerin ekonomik durumunu özetleyen mali tabloları yorumlamak için ise mali tablo okuryazarlığına gereksinim duyulmaktadır. Dolayısıyla finansal okuryazarlık ve mali tablo okuryazarlığı farklı terimler gibi görünse de birbirlerinin tamamlayıcısı durumundadırlar. Öte yandan ticari yaşamın içinde yer alan, devlet ile mükellefleri arasında köprü görevi gören muhasebe meslek mensuplarının finansal donanımlarının üst düzeyde olması adeta zorunluluk olarak görülmektedir. Hissedarlar, yatırımcılar, yöneticiler, bankalar ve devlet gibi birçok kesimi kapsayarak verecekleri kararlarda yol gösterici olan muhasebe meslek mensupları geniş kitlelere hitap etmektedir. Meslekleri gereği finansal farkındalıkla oluşturmuş oldukları mali tabloların işletmeler açısından ifade ettiği anlamların doğru şekilde tahlil edilmesi oldukça önem arz etmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışma ile birlikte; mali müşavirlerin, finans ve mali tablolar hakkında bilgi dağarcıklarında yer alan kuramların doğru şekilleriyle yüzleşmeleri açısından ehemmiyet taşıyacağı düşünülmektedir. Oluşan finansal bilinçle kendilerini güncelleyerek hem vermiş oldukları hizmetin kalitesini hem de toplumsal refahın artmasını sağlamış olacaklardır. Çalışmamızın amacı; Tunceli, Elazığ, Bingöl, Malatya illerinde bulunan meslek mensuplarının mali tablo ve finansal okuryazarlık düzeylerini karşılaştırarak okuryazarlık düzeylerinin saptanmasını sağlamaktır. Muhasebe meslek mensuplarına demografik, finansal ve mali tablolar hakkında sorular içeren anket çalışması yapılmıştır. Çalışmamız S.P.S.S. paket programında analiz edilmiş olup çoktan seçmeli soruları içermektedir. Araştırma kısıtımız olan illerde yapılan anket çalışması yüz yüze ve pandemi nedeniyle online olarak yapılmıştır. İşlerinin yoğunluğunu sebep göstererek anket çalışmasına katılımdan kaçınılmasına rağmen 200 mali müşavire ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda mali tablo ve finansal okuryazarlık düzeyleri ortalamanın üzerinde yüksek seviyelerde seyretmektedir. Bu çalışmanın daha önce TRB1 bölgesinde hiç yapılmamış olmasına dikkat çekilerek bilimsel çalışmalara katkı sağlaması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Finansal Okuryazarlık, Mali Tablo Okuryazarlığı, Muhasebe Meslek Mensubu
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kadın işgücünün işgücü piyasasına katılımında İŞKUR'un rolü TRB1 bölgesi örneği
Duygu Aydın Çokal
Türkiye İş Kurumu, ülkemizde işgücü ihtiyacı temini noktasında, aktif ve pasif politikaların uygulayıcısı olarak çalışmaktadır. İŞKUR'un uyguladığı genel politikalar, bölgesel olarak uygulama ve destek gerektiren farklı uygulamaları gerektirebilir. Geliştirilen ve geliştirilecek olan politikalarda kadınlara yönelik bileşenler, istihdam edilebilirlik temelinde mesleki eğitim kursları, farklı uygulamalar, kadın işgücünün istihdam edilebilirlik temelinde gerekli kazanımların sağlanması ve İŞKUR'un katkısı konusuna ağırlık verilmelidir. İŞKUR, bölgesel kalkınmışlık düzeyi fark etmeksizin uyguladığı Aktif İşgücü Politikaları(iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri, TYP, İEP, MEK) ile istidamın arttırılması, geliştirilmesi ve istihdam edilebilirlik seviyesinin yükseltilmesi amacına hizmet etmekte ve vatandaşların maddi manevi iş arama ve işsizlik sürecine çeşitli hizmetleriyle katkı sunmaya çalışmaktadır. Bu çalışmada, kadınların işgücü piyasasına katılımında İŞKUR'un TRB1 bölgesi için üstlendiği roller ve uygulanan aktif politikaların etkisi üzerinde durulmuştur. Özellikle bölgesel gelişmişlik düzeyi farklı olan TRB1 bölgesinde, kadın işgücünün işgücü piyasasına katılımında, istihdam edilebilirlik noktasında izlenen politikalar ve kadın istihdamına, kadın işgücünün işgücü piyasasına hazırlanması noktasında İŞKUR'un katkısı üzerinde durulmuş ve bölgesel kalkınmışlık durumuna uygun hizmetlerin çeşitlendirilebileceği sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Süt ürünleri üretim işletmelerinde faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemi - Uygulama, değerlendirme ve muhasebeleştirme
Bahattin Taş
Günümüzde üretim işletmelerinde kullanılmakta olan geleneksel maliyetleme yöntemlerinin artık günümüz şartlarına uygun olmadığı, işletme ihtiyaçlarına cevap veremediği, yeni üretim sistemi ile teknolojilerine uyum sağlayamadığından dolayı yetersiz kaldığı birçok otorite tarafından tartışılmakta ve yöneticileri reform niteliğinde kararlar almaya itmektedir. Alınacak yeni kararlarda yönetici ve ortakların işletmenin varlığını koruması ve işletmenin bu varlığını ileriye taşıması büyük oranda yönetici ve ortakların basiretli davranmalarına bağlıdır. Bu şekilde davranan işletme yönetici ve ortaklarının üretim için en uygun maliyet yöntemine ve bu yöntemden elde edilecek güvenilir bilgilere ihtiyaçları vardır. Buradan hareketle işletmeler ürün ve/veya hizmet üretmek için bazı fedakârlıklara katlanmak zorundadırlar. Bunlardan en önemli ve en büyük paya sahip olan fedakârlık ise ürün ve/veya hizmet için katlanılan maliyettir. Maliyete katlanmanın tek amacı ise işletmelerin dolayısıyla yöneticilerin başarılı olmak istemeleridir. Başka bir ifadeyle kâr elde etme arzusudur. İşletme yönetici ve ortakları için hayati öneme sahip bir noktada bulunan maliyet unsurunun tamamıyla kontrol edilebilir ve çok iyi bir şekilde yönetilebilir bir duruma gelmesi gerekmektedir. Bu durum yöneticileri maliyet odaklı düşünmeye sevk etmekle birlikte işletme için gerekli maliyet hesaplama yöntem ve stratejilerini araştırmaya yönlendirmektedir. Yukarıda sayılan nedenlerle en iyi maliyet verilerini elde etmek için Faaliyet Tabanlı Maliyet yöntemini (FTM) uygulamak işletmeler için doğru bir tercih olacaktır. İşletmeler insanların mal ve hizmet ihtiyacını karşılarken bu ihtiyaçlardan en önemlisi gıdadır. Gıdanın içerisinde tüketimi en fazla olan süt ve süt ürünleridir. Bu amaçla çalışmamız önem kazanmaktadır. Bundan dolayı; çalışma kapsamında süt ürünleri üretimi ile ilgili sütten birden fazla ana, alt ve yan ürün elde edildiği için her bir ürünün maliyetinin de sağlıklı bir şekilde hesaplanması önem arz etmektedir. Çalışma kapsamında bir takım araştırmalar sonucunda süt ürünleri üretim işletmelerinde üretilen ürünlerin hangi maliyetleri taşıdığı ve bu oluşan maliyetleri oluşturan faaliyetlerin neler olduğu ile ilgili bilgilerin işlenmesi ve yönetilmesi araştırılmıştır. Bu nedenlerden dolayı süt üretim işletmelerinde Geleneksel Maliyetleme (GM) yöntemlerini kullanmak yerine modern maliyetleme yöntemlerinden FTM yönteminin kullanılması daha doğru olacaktır. Çalışmamızın amacı; süt ve süt ürünleri üreten firmalarda FTM yönteminin uygulanmasını gösterip bir model önerisi yapmak ve uygulamanın muhasebe kayıtlarını göstererek muhasebe bilimine ve literatürüne katkı sağlamaktır. Uygulama bir firma üzerinden yapılacaktır. Bu uygulama aslında bu tür firmalara FTM yönteminin uygulanmasına yönelik yöneticilere yardımcı olacağı umut edilmektedir. Teorik kısım literatür taraması yöntemi ile düzenlenmiş olup, uygulama kısmında süt ürünleri üretiminde faaliyet gösteren bir işletmeye ait üretim veriler ele alınarak FTM yönteminin uygulanması, Geleneksel Maliyetleme ile karşılaştırılması ve muhasebeleştirilmesi örneğine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Faaliyet tabanlı maliyetleme, süt ve süt ürünleri, muhasebe
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021TRB1 bölgesi üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeylerinin karşılaştırılmasına yönelik bir araştırma
Mehmet Eren Öztürk
Bireylerin gelir, gider, tasarruf, yatırım ve harcamalarının planlanması, ekonomik fırsatların ve paranın etkin bir şekilde kullanılması, zararlardan kaçınılması ve bu konuda gerekli önlemlerin alınması gibi birçok kavramı içine alan girift sürece finansal okuryazarlık denir. Bu süreç; teknoloji, bilim ve finansal piyasalarda değişimler devam ettikçe finansal bilginin de güncellenmesi gerektiğinden hayat boyu devam eden dinamik bir süreç olarak düşünülmelidir. Bireysel finansal okuryazarlık oranları arttıkça toplumsal refah da artar. Çünkü bireyden başlayan tasarruf, inovasyon ve girişimcilik toplumun gelişimine katkı sağlar. Bireysel okuryazarlık ve toplumsal refah ayrı düşünülemez. Bu durum finansal okuryazarlık düzeyinin arttırılması için finansal eğitimin gerekliliğini ortaya çıkarır. Böyle bir eğitimin daha verimli olarak yürütülmesi için çalışmalara finansal okuryazarlık düzeylerinin tespiti ile başlanılmalıdır. Böylece süreç daha hızlı ve verimli ilerler. Bu nedenle birçok kurum ve kuruluşlarda, üniversitelerde ilgili konuda araştırmalar yapılmaya başlanmış, seviye tespiti ve karşılaştırmalar gerçekleştirilmiştir. Yaptığımız bu çalışmada amaç TRB1 bölgesindeki dört üniversitede finansal okuryazarlık oranlarının tespitini sağlamak ve bu oranların karşılaştırılmasını gerçekleştirmektir. Bu amaç doğrultusunda; üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeylerini artırmak için ne tür eğitimler verilmesi gerektiği noktasında öngörü sahibi olunacaktır. Bu sebeple Tunceli Munzur Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Elazığ Fırat Üniversitesi ve Malatya İnönü Üniversitelerinden tesadüfi örneklem yoluyla 21 fakülte, 2 enstitü ve Meslek Yüksek Okullarından 2574 öğrenciye ulaşılmış, anket uygulanmış, veriler elde edilmiştir. Anketlerde demografik bilgiler, temel düzeyde ekonomi ve finans, bireysel bankacılık, emeklilik ve sigortacılık, finansal tablolar, yatırım, vergi ve mevzuat gibi konularda bilgileri araştıran sorulara yer verilmiştir. Bu sorulara bağlı özel ve genel hipotezler kurulmuş, oluşturulan örneklem gruplarında cinsiyet faktörü, okunulan sınıf seviyesi, eğitim alanı ve internet bankacılığının kullanılıp kullanılmamasıyla finansal okuryazarlık arasında anlamlı ilişkiler aranmıştır. Araştırma ile daha önce hiç çalışma yapılmamış olan TRB1 bölgesi finansal okuryazarlık bilgileri çıkarılarak bilime katkı sağlanmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Yönetimde paradigma değişimlerinin Türk Kamu Yönetimine yansımaları
Merve Akça
Kamu yönetimi statik değil dinamik bir süreçtir ve bu nedenle tarihsel süreç içerisinde sürekli bir değişim geçirmiş ve geçirmektedir. Klan örgütlenmesinden başlayarak, aşiret, krallık, prenslik, beylik, imparatorluk, Weberist ulus devlet ve giderek ulus ötesi küresel devlete doğru yolculuğunda, gelinen bugünkü noktada koruyucu ve müdahaleci devletten minimal devlete dönüşürken, her döneme denk gelen kamu örgütlenmesi ya da devlet yönetimi özellik, görev ve işlevleri bakımından da biri birinden farklılıklar göstermiştir. Özellikle 1970'lerden sonra giderek belirginleşen kamu yönetiminde paradigma, İngiltere merkezli ve ABD destekli olacak şekilde değişimi başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın diğer ülke kamu yönetimlerine, bu ara Türk kamu yönetimine de birçok alanda yansımaları olmuştur. Bu çalışmada "yeni kamu yönetimi" nin geçmişten bugüne süregelen "kamu yönetimi" anlayışını nasıl değiştirdiği ve bu değişimde etkili olan faktörlerin neler olduğu ve bunun yanında Türk kamu yönetiminin bundan nasıl etkilendiği değerlendirilmiştir. Çalışmada toplam; yönetim kavramının ortaya çıkışı ve tarihsel gelişimi ile devlet kavramı ve geleneksel kamu yönetiminden post modern kamu yönetimine geçişi, kamu yönetiminin modernleşmesi ile birlikte değişen devlet şekilleri, ve kamu yönetimi örgütlenme türleri, kamu yönetiminde paradigma değişimi ve bu değişimin dünyada ve Türkiye'de kamu yönetimine yansımalarının neler olduğu ve son olarak ise sonuç ve önerilere yer verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Plastik enjeksiyon ile ince cidar malzemesi üretimde kullanılan kalıp ve malzemeye bağlı meydana gelen üretim hataları ve giderme yollarının araştırılması
Ali Gökkoruk
Bu çalışmanın amacı plastik malzemenin, plastik enjeksiyon makineleri ile enjeksiyon yöntemi ile imalat sırasında ortaya çıkabilecek hataların daha önceki analizlerinin yardımı ile tespiti edilerek ve hızlı ve doğru bir yöntem belirleyerek hataların giderilmesini sağlamaktır. Plastik enjeksiyon prosesi başlamadan önce, üretilecek parçanın kalıp tasarımı yapılır. Kalıp tasarımı yapılırken oluşan parçanın enjeksiyon sırasında eriyik malzeme yönü, kalıbın gaz atma yönü, ve parçanın kalıptan çıkarılması yönü hesaplanmalıdır. Kalıp imalatı hazır olduktan sonra hammadde seçimi yapılır. Enjeksiyon prosesi işlemine geçmeden önce enjeksiyon makinesi ayarları parçaya uygun olarak yapılmalıdır. Tüm ayarlardan sonra plastik enjeksiyon prosesine başlanılmaktadır. Bu çalışmada; plastik enjeksiyon prosesi sırasında malzemeden, kalıptan, soğutma sistemlerinden ve enjeksiyon makinelerinden oluşan sorunları analiz ederek, sorunların çözümlerini anlatılmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kadınların meslek seçimindeki tutumunda toplumsal cinsiyetin rolü: Diyarbakır ili örneği
Nursel Aslan Çetin
Yapılan çalışma, toplumsal cinsiyet rolünün, kadının meslek seçimindeki etkisini incelemek amacıyla Diyarbakır ili örneğinde yapılmıştır. Diyarbakır ilinde yaşayan farklı eğitim düzeyinden ve farklı meslek gruplarından 30 kadınla, yarı-yapılandırılmış yöntemle görüşmeler gerçekleştirilmiştir.Yapılan görüşmelerle kadınların toplumsal cinsiyet rollerini etkileyen, pekiştiren aile ortamı ve eğitim süreci irdelenmiştir. Toplumsal cinsiyet rolünün, meslek seçimindeki etkisi ve bu rolün meslek içerisinde ve mesleki ilerleme sürecinde yarattığı sorunları görünür kılmaya çalışmak amacıyla sorular sorulmuş; bu sorular çerçevesinde yanıtlar bulma amaçlanmıştır. Çalışma sonucunda kadının patriarkal toplum düzeninde kendisini biçimlendiren, sınırlandıran toplumsal cinsiyet rolünün, meslek seçiminde ve mesleki kariyer sürecinde önemli engeller oluşturduğu açığa çıkarılmıştır. Toplumsal cinsiyet rolünün, toplumun kadına yaklaşımının nasıl olduğunu gösterdiği gibi kadının da bu rolün etkisiyle mesleğinde istediği hedeflere ulaşmada iç engellerle karşılaştığı gerçeği, görünür kılınmıştır. Toplumsal cinsiyet rol tanımının yarattığı mesleki sorunların çözülebilmesi için ulusal ve uluslararası yasal düzenlemelerin tek başına yetmeyeceği, zihniyet değişiminin kaçınılmazlığı ortaya konmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Demirköprü Baraj Gölü (Manisa)'ndeki su ve zebra midyesi(Dreissena polymorpha) (Bivalvia: Dreissenidae) örneklerinde ağırmetal kirliliğinin belirlenmesi
Ertuğrul Başaran
Bu çalışmada, Demirköprü Baraj Gölü (Manisa)'ndeki su ve zebra midyesi (Dreissena polymorpha) (Bivalvia: Dreissenidae) örneklerinde Kasım 2020-Aralık 2021 tarihleri arasında ağır metal birikimi [Kadmiyum (Cd), Krom (Cr), Kurşun (Pb), Arsenik (As), Çinko (Zn)\ Bakır (Cu)] mevsimsel olarak belirlenmiştir. Midye örnekleri 3 farklı istasyondan toplanmış soğuk zincirle laboratuvara getirilmiş ve analiz zamanına kadar derin dondurucuda saklanmıştır. Su örnekleri, belirlenen istasyonlardan steril şişelerle gölün uygun derinlikteki yerlerinden alınmış ve soğuk zincirle laboratuvara getirilmiştir. Örnek alımı esnasında göldeki pH, su sıcaklığı (°C), toplam çözünmüş madde (mg/L) ve çözünmüş oksijen (mg/L) derişimi mevsimsel olarak belirlenmiştir. Yıl boyunca elde edilen örneklerde, tüm mevsimlerde su örneklerinde en fazla birikim gösteren ağır metalin As, midye örneklerinde ise en fazla birikim gösteren ağır metal Zn olarak belirlenmiştir. Su ve midye örneklerinde ağır metal birikimleri, Cd ve Pb ağır metallarinin birikimleri mevsimler arasında istatistiki olarak farklılık göstermezken, Cu su örneklerinde, Cr ise midye örneklerinde birikimi mevsimler arasındaki farkın istatistiki olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Türk Gıda Kodeksi limit değerlerine göre, Pb, Cu, Cd değerleri tüm mevsimlerde limitlerin altında olduğu, Zn ve As değerlerinin limit üstünde olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Hidrolik santrallerde titreşim analizi ve titreşim arızaları için çözüm yöntemleri
Osman Özdemir
Vibrasyon bütün döner makinelerde olduğu gibi hidroelektrik santrallerde de büyük önem arz etmektedir. Normal vibrasyon değerleri dışında çalışan bir makinede arızanın hangi kısımda oluşacağını tahmin etmek çok zordur. Ayrıca oluşan arızalar hidroelektrik santrallerin ünitelerine büyük hasarlar vererek uzun süre enerji üretimini engelleyebilir. Bu nedenle türbin-jeneratör ünitelerinde vibrasyon şiddetini izlemek ve oluşan vibrasyonun kaynağını tespit ederek önlemler almak makine için hayati önem taşımaktadır. Bu çalışmada, hidroelektrik santrallerde vibrasyon oluşumunun nedenleri araştırılmıştır. Vibrasyonun temel olarak üç dengesizlikten meydana geldiği ifade edilmiştir. Bunlar dinamik, hidrolik ve manyetik dengesizliklerdir. Bu dengesizliklerin hidroelektrik santrallere verdiği zararlar incelenmiş ve nasıl önlem alınması gerektiği açıklanmıştır. Bu tez çalışması kapsamında aktif bir şekilde çalışarak elektrik üretimine devam eden Keban HES' e ait Francis türbinlerinin tasarım dışı kısmi yüklerde çalışması ile oluşabilecek titreşim kaynaklı problemlerin çeşitleri ve bu problemlerin çözüm metotları açıklanmıştır. Keban HES ünitelerinde online izleme sistemi ile tespit edilen dengesizlik arızasının öncesi ve arızayı giderme çalışması sonrası türbine ait çalışma verilerinin iyileşmesinin matematiksel modelleme ile ispat edilerek karşılaştırması yapılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Yanıt yüzey yöntemi ile optimize edilmiş elektrokoagülasyon işlemi ile arıtılmış İndigo Karmin çözeltilerine Gammarus pulex'in biyokimyasal tepkileri
Dilek Alparslan
Bu tez çalışmasında, yanıt yüzey yöntemi ile optimize edilmiş elektrokoagülasyon işlemi ile arıtılmış indigo karmin çözeltilerin Gammarus pulex'in biyokimyasal tepkileri araştırılmıştır. İlk aşamada yapılan elektrokogülasyon deneyleri merkezi kompozit tasarıma göre yanıt yüzey yöntemi ile 30 deney yürütülerek İK giderim verimi ile birlikte oluşan çamur miktarı, elektrot tüketimi ve enerji tüketimi incelenmiştir. pH, akım yoğunluğu, indigo karmin konsantrasyonu ve zamanda olan değişikliklerin İK giderim verimi, oluşan çamur miktarı, elektrot tüketimi ve enerji tüketimine olan etkisi araştırılmıştır. Elektrokoagülasyon prosesi ile İK giderimini maksimum yapan proses değişkenlerinin optimizasyonu, çeşitli proses değişkenlerinin incelenmiş deney aralığı içindeki ikinci dereceden model kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Optimizasyon sonuçlarına göre yaklaşık %82,55'lik maksimum İK giderimini veren optimum şartlar pH 5,86, akım yoğunluğu 13,31 mA/cm2, İK konsantrasyonu 20,01 mg/L ve zaman 115,80 dakika olarak seçilmiştir. İK giderimi için bulunan optimum koşullarda oluşan çamur miktarı 0,928 kg/m3, elektrot tüketimi 0,0422 kg/m3 ve enerji tüketimi 7,461 kWh/m3 olmuştur. Optimum İK gideriminin elde edildiği arıtım şartlarında işletme maliyeti ise 6,384 TL/m3 olarak hesaplanmıştır. İkinci aşamada ise biyokimyasal yanıtı araştırmak için optimizasyon sonuçlarına göre elde edilen optimum koşullara göre yapılan deneyler sonucunda elde edilen arıtılmış ve arıtılmamış sentetik indigo karmin çözeltilerine Gammarus pulex'ler 24 ve 96 saat maruz bırakılmıştır. SOD, KAT, GST ve CYP1A1 biyobelirteçleri ile arıtım veriminin değerlendirilmesi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde elektrokoagülasyonun indigo karmin atıksularının arıtımı için etkili bir yöntem olduğunu doğrulamakla birlikte SOD, KAT, GST ve CYP1A1 biyobelirteçlerinin arıtım veriminin değerlendirilmesinde toksisitenin göstergesi olarak kullanılabileceği ve yararlı birer biyobelirteç oldukları bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Sosyolojik bağlamda fitness sporunun beden algısı üzerine etkisi: Bursa örneği
Murat Durmaz
Günümüzde beden medya, pazarlama ve reklamcılık gibi tüketimin yönlendirici araçları etkisiyle çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Bu alanlardan biri olarak düşünülen Spor, geniş kitlelere ulaşıp yerel bir aktivite olmanın dışına çıkarak kitlesel ve küresel bir ekonomik güç haline gelmiştir. Bir sosyal olgu olarak insan hayatında önemli yere sahip olan sporun, araştırma konusu olacak farklı birçok boyutu vardır. Kentsel yaşam içinde en önemli boş zaman etkinliklerinden biri olarak ele alınan spor aktiviteleri; beden, güzellik, estetik, sağlık gibi kaygılar nedeniyle yer alınabilen aktiviteler olurken, bu aktiviteler sporun aynı zamanda bir tüketim nesnesi olarak da ele alınabilmesine zemin hazırlamaktadır. Bu anlamda fitness salonlarını, sosyo-kültürel, ekonomik, eğitim, yaş ve diğer kişisel özellikleri ne olursa olsun bütün bireylere hizmet veren kentsel mekanlardır. Bu salonları kullanan bireylerin spor algıları farklılaşabilmektedir. Günümüzde medya aracılığıyla bir söylem olarak sağlığın vurgulanması ve bedene verilen önemin artması spora olan algıları da değiştirmiştir. Bu çalışma, fitness merkezlerine giden bireylerin var olan ya da değişen beden algılarının, fitness sporunun beden üzerine etkisinin ne olduğunu saptamak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda Bursa ilinde belirlenen fitness merkezlerinde, kişisel bilgi formu, beden algısı ölçeği ve çalışma anketi uygulanarak 118 katılımcının katkılarıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel veri toplama yöntemi kullanılarak elde edilen bulgular sosyolojik kuramlar bağlamında değerlendirilmiştir. Araştırma neticesinde, bedenin toplumsal hayat içinde fitness merkezine giden kullanıcıların beden algılarının değişkenlere bağlı olarak anlamlandırıldığı ve fitness sporunun farklı amaçlarla yapıldığı saptanmıştır. Katılımcılar için bedenin dışarıdan görünümü, yarattığı algı ve bireye fayda sağlaması açısından önem taşıdığı, katılımcıların verdiği cevaplar doğrultusunda ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Beden, beden sosyolojisi, beden algısı, tüketim kültürü, fitness
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Hastane çalışanlarının iş yerinde dışlanma algıları ile çalışan sessizliği arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Rüya Zeliha Çelik Baykoca
Bu araştırmanın amacı, işyerinde dışlanma ile çalışan sessizliği arasındaki ilişkilerin açıklanmasıdır. Araştırmanın evrenini Tunceli Devlet Hastanesi'nde çalışan 685 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi %95 güven aralığında %5 hata payıyla 246 kişi olarak hesaplanmıştır. Örneklem grubunu basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 250 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Araştırmada verilerin çözümlenmesi aşamasında, verilerin normal dağılıma uygunluğu basıklık ve çarpıklık değerleri ile değerlendirilmiştir. İlgili kurumlardan gerekli izinler alındıktan sonra veri toplama araçları araştırmacı tarafından gönüllü katılımcılara yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak uygulanmıştır. Araştırmada sağlık çalışanlarına Ferris vd. (2008) tarafından geliştirilen ''İşyerinde Dışlanma Ölçeği'' ve Knoll ve Dick (2013) tarafından geliştirilen ''Çalışan Sessizliği Ölçeği'' uygulanmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde sağlık çalışanlarının işyerinde dışlanma algıları ile çalışan sessizliği alt boyutları arasında; faydacı sessizlik ve kabullenici sessizlik alt boyutları ile işyerinde dışlanma arasında pozitif yönde zayıf düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Korunmacı sessizlik ve korumacı sessizlik alt boyutları ile işyerinde dışlanma arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Tatlısu amfipodu Gammarus pulex (L., 1758)'te Chlorpyrifos toksisitesinin belirlenmesi
Seçil Güneş
Bu çalışmada chlorpyrifos'un tatlısu amfipodu Gammarus pulex (L., 1758) üzerindeki toksik etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın canlı materyalini oluşturan G. pulex (L.,1758) örnekleri, Tunceli ili Munzur Akarsuyu'ndan elde edilmiştir. Laboratuvara canlı olarak getirilen G. pulex örnekleri adaptasyon sürecinde doğal ortamına benzer şekilde hazırlanmış akvaryumlara yerleştirilmiştir. Akut toksisite testlerinden LC50 değerlerini tayin etmek için 24, 48, 72 ve 96 saatlik zaman dilimlerinde belirlenen chlorpyrifos konsantrasyonu bulunan akvaryumlardaki G. pulex'ler gözlemlenerek ölü birey sayıları not edilmiştir. Chlorpyrifos'un G. pulex üzerindeki enzimatik ve enzimatik olmayan etkilerini belirleyebilmek amacıyla MDA ve GSH düzeyleri ile, CAT, GSH-Px ve GST enzim aktivitelerindeki değişimler belirlenmiştir. Yapılan analiz sonucunda LC50 değerinin 0.140±0,016 µg/L olduğu, kontrol grubu ile chlorpyrifos uygulanmış araştırma gruplarındaki G. pulex bireylerinin MDA ve GSH düzeyleri ile CAT, GSH-Px ve GST enzim aktivitelerinde istatistiksel açıdan anlamlı değişimlerin olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Araştırma sonucunda chlorpyrifos'un bir tatlı su amphipodu olan G. pulex üzerinde toksik etki gösterdiği ve chlorpyrifos'un düşük konsantrasyonlarının G. pulex'lerin ölümüne neden olduğu tespit edilmiştir.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Doğal derin ötektik çözücüler ile kuşburnu meyve, çekirdek ve atığından biyoaktif bileşiklerin ekstraksiyon ve mikroenkapsülasyonunun yanıt yüzey yöntemi ile optimizasyonu
Emrah Karakavuk
Bu çalışmada kuşburnu meyvesi, çekirdeği ve fabrikadan sağlanan atık ürünün, doğal derin ötektik çözücüler kullanılarak ultrason yardımlı ekstraksiyonu ve elde edilen ekstraktların iyonik jelasyon yöntemi ile mikroenkapsülasyonu yanıt yüzey metodunun merkezi kompozit tasarımı ile optimize edildi. Kuşburnu örneklerinde kuru madde, kül, su aktivitesi, pH, renk ve şeker kompozisyonu analizleri yapıldıktan sonra en uygun doğal derin ötektik çözücünün tespit edilebilmesi için örneklerin çeşitli doğal derin ötektik çözücüler ile elde edilen ekstraktlarında toplam fenolik madde miktarı, serbest radikal giderme kapasitesi, C vitamini ve fenolik kompozisyon analizleri yapıldı. Analiz sonuçlarına göre kuşburnu örnekleri için en uygun doğal derin ötektik çözücü belirlendikten sonra ekstraksiyonunun optimizasyonu merkezi kompozit tasarım metodu kullanılarak yapıldı. Bağımsız değişkenler olarak sıcaklık, süre ve ultrason gücü seçilirken, bağımlı değişken olarak toplam fenolik madde, serbest radikal giderme kapasitesi, C vitamini ve % verim seçildi. İstenilirlik fonksiyonuna göre kuşburnu meyvesi, çekirdeği ve atığı için optimum değerler sırasıyla sıcaklık için 43 °C, 50 °C ve 45 °C, ekstraksiyon süresi bütün örnekler için 14 dk ve ekstraksiyon gücü için ise %60, %53 ve %50 olarak elde edildi. Belirlenen optimum şartlarda her bir kuşburnu örneğinin en uygun doğal derin ötektik çözücü ile ekstraktları elde edildi. Mikroenkapsülasyon işlemi, verimi çok yüksek olan ve laboratuvar şartları için oldukça elverişli olan iyonik jelasyon yöntemi ile yapıldı. Ekstraktların iyonik jelasyon yöntemi ile mikroenkapsülasyonu yine yanıt yüzey metodunun merkezi kompozit tasarımı ile optimize edildi. Mikroenkapsülasyon işleminde bağımsız değişkenler aljinat oranı, kalsiyum klorür oranı ve örnek miktarı olarak seçilirken bağımlı değişken olarak toplam fenolik madde, serbest radikal giderme kapasitesi, C vitamini ve % verim seçildi. İstenilirlik fonksiyonuna göre optimum noktalar kuşburnu meyvesi, çekirdeği ve atığı için aljinat oranı sırasıyla %2,45, %2,5 ve %2,5 ve kalsiyum klorür oranı tüm örneklerde %2,5, örnek miktarı sırasıyla 13, 11,75 ve 13 g olarak tespit edildi. Bu çalışmada kuşburnu örneklerinin biyoaktif bileşiklerinin doğal derin ötektik çözücü kullanılarak verimli bir çekilde ekstrakte edilebildiği ve mikroenkapsülasyon sırasında meydana gelebilecek olumsuzlukların yine doğal derin ötektik çözücü ile bertaraf edilebildiği tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Kuşburnu, atık, iyonik jelasyon, doğal derin ötektik çözücüler, optimizasyon, C vitamini, fenolik madde, mikroenkapsülasyon
