Yazarlar
- Ayşe Nur Aydın(2)
- Serap Sabancı(2)
- Çağdaş Güneş(2)
- Abdulhamit Han Çelik(1)
- Abdullah Genç(1)
- Abdullah Tekçe(1)
- Abdullatif Akçakaya(1)
- Abdulselam Gün(1)
- Abdurrahim Taş(1)
- Adem Soysal(1)
- Adnan Karadağ(1)
- Adnan Keçe(1)
- Adıgüzel Güllükopar(1)
- Ahmet Bedrettin Alişer(1)
- Ahmet Emin Gençaban(1)
- Ahmet Kemal Geyik(1)
- Ahmet Koçyiğit(1)
- Ahmet Onur Taşdemir(1)
- Ahmet Serdar Kılıç(1)
- Ahmet Sesli(1)
- Ahmet Turan Gümüşbaş(1)
- Alaattin Uras(1)
- Alev Akgül(1)
- Ali Atlı(1)
- Ali Bal(1)
- Ali Bozkaya(1)
- Ali Eren Demir(1)
- Ali Gökkoruk(1)
- Ali Güzelçiçek(1)
- Ali Keçeci(1)
- Ali Sarıgül(1)
- Ali Ziver Bilge(1)
- Alişir Çakmaz(1)
- Alperen Kalkan(1)
- Anıl Polat(1)
- Anıl Sözen(1)
- Arzu Açar(1)
- Arzu Dağlı(1)
- Arzu Doğan(1)
- Aslı Eymir(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Çeşitli gıdalardan izole edilen laktik asit bakterilerinin antibiyotik direncinin belirlenmesi
Burhan Tekdemir
Bu araştırmada, çeşitli gıda örneklerinden izole edilen laktik asit bakterilerinin tanımlaması yapılmış ve bu bakterilerin kloramfenikol, vankomisin, rifampisin, ampisilin, gentamisin, eritromisin, penisilin G antibiyotiklerine karşı dirençleri belirlenmiştir. Ayrıca gıdalarda starter ve probiyotik olarak kullanılabilme potansiyeli olan laktik asit bakterilerinin güvenilir olup olmadığı ortaya konulmuştur. 60 örnekten 360 izolat elde edilmiştir. 40 izolat seçilmiştir ve bu izolatlar kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre antibiyotiğe direnç gösteren izolatlarda en yüksek direnç vankomisine, en fazla duyarlılık kloramfenikole ve penisilin G'ye karşı olmuştur. Bazı izolatlarda antibiyotiklerin hiçbirisine direnç tespit edilmemiştir. Bu izolatlar sucukta 4 izolat (2 izolat P. pentosaceus, 2 izolat L. plantarum), sütte 4 izolat (3izolat L.plantarum, 1 izolat L. lactis), peynirde 4 izolat (L. plantarum), turşuda 8 izolat (L.plantarum) izolat olarak tespit edilmiştir. Bu izolatların 15oC sıcaklıkta, pH 3.9'da, %4.0, %6.0, %7.5 NaCl'de gelişebilmeleri asidik fermente gıda üretiminde starter kültür olarak kullanım açısından bu kültürlere oldukça önem kazandırmaktadır. Ayrıca bu izolatların yüksek safra tuzuna dayanıklı oluşu ve 3.9 ile 9.6 pH'da gelişmeleri probiyotik starter kültür için aranılan özelliklerdir. Ülkemizde, fermente gıdalara probiyotik ve starter olarak katılacak veya doğal florada bulunan mikroorganizmaların antibiyotik direnç gösterme olasılığı kontrol edilmelidir. Anahtar Kelimeler: Pastırma, Sucuk, Süt, Peynir, Turşu, Laktik Asit Bakterisi, Antibiyotik Direnç, Starter, Probiyotik
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Muhasebe meslek mensuplarında tükenmişlik sendromunun incelenmesi: Elazığ ve Tunceli örneği
Semra Özalp Ulağ
Günümüzün modernleşen ve yalnızlaşan, bireyselciliğin ön plana çıktığı toplumlarında ne yazık ki her yaşta ve meslek grubunda tükenmenin yaşandığını görülmektedir. Mesleki tükenmişlik, işi gereği yoğun duygusal taleplere maruz kalan ve sürekli diğer insanlarla yüz yüze çalışmak durumunda olan kişilerde görülen fiziksel bitkinlik, uzun süreli yorgunluk, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının, yapılan işe, hayata ve diğer insanlara karşı olumsuz tutumlarla yansıması ile oluşan bir sendromdur. Tükenmişlik bir işyeri ürünü olup, çok ciddi bireysel ve örgütsel zararları olan bir durumdur. Tükenme, özellikle insanlarla sürekli yüz yüze iletişim içinde olan, rol belirsizlikleri ve rol çatışmalarının yaşandığı, stresli mesleklerde daha yoğun şekilde gözlenmektedir. Muhasebe mesleği ile uğraşanlar uzun ve yorucu çalışma saatleri, tatil imkanının kısıtlı olması, ücret sıkıntısı, sık sık değişen mevzuat, haksız rekabet, toplumun mesleğe bakış açısı vs. gibi sebeplerden dolayı icra edilmesi zor meslekler arasındadır. Muhasebe mesleğinin kendisine özgü bu özellikleri çalışanlarda tükenme olasılığını artırmaktadır. Bu kuramsal çerçevede, bu araştırmada muhasebe meslek mensuplarının tükenmişlik sendromu yaşayıp yaşamadıkları ve tükenmişlik düzeylerinde sosyo-demografik özellikler açısından farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Elazığ ve Tunceli illerinde faaliyet gösteren 127 muhasebe meslek mensubundan Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılarak toplanan verilere istatistiki analizler uygulanmıştır. Maslach Tükenmişlik Ölçeği alt boyutlarından "Duygusal Tükenme" ve "Duyarsızlaşma" boyutlarının yüksek, "Kişisel Başarı Duygusunda Azalma" alt boyutunun ise düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kısaca, muhasebe meslek mensuplarında tükenmişliğin olduğunu göstermektedir. Sosyo-demografik değişkenler açısından yapılan farklılık analizlerinde, katılımcıların cinsiyeti, medeni durumu ve eğitim seviyeleri açılarından bir farklılığın olmadığı gözlenmiştir. Fakat ileri yaşta olan katılımcıların gençlere nazaran daha fazla tükenme yaşadıkları görülmüştür. Anahtar Kelimler: Örgütsel Tükenme, Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Düşük Kişisel Başarı, Muhasebe Mensupları
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Sıcak preslenmiş metal matris kompozitlerde SiC katkısının malzeme özelliklerine etkisi
Samet Güneş
Metal matrisli kompozitler (MMK) özellikle kesici takım, sürtünme elemanları ve birçok endüstri tarafından kullanım oranı günden güne artan malzeme grubudur. Metal bir matris içerisine eklenen karbür, bor ve oksit bileşikleri ile ürün performansı büyük oranda artmaktadır. Yapılan bu çalışmada metal esaslı bir matris bileşimine eklenen SiC ile mikro yapı ve mekanik özelliklere etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Matris malzemesi olarak ağırlıkça %85 Bronz, %10 Ni ve %5 Co‟ dan oluşan bir matris içerisine SiC partikülleri eklenerek metal matrisli kompozit (MMK) malzeme direk dirençli hızlı sıcak pres sinterleme tekniği ile üretilmiştir. Sıcak pres sinterleme 120C/dak 35 MPa basınç altında 4 dakika boyunca 650-700-750 oC' de yapılmıştır. Farklı SiC (2-4-6 w.t.%) oranları ve tane boyutları (30-60-120 mesh) matris içerisine eklenerek numunelerin gerçek özkütlesi, sertlik (HB30), eğme dayanımları (MPa) incelenmiştir. Üretilen matrisin mikroyapı ve faz özellikleri ve kırık yüzeyleri taramalı elektron mikroskobu (SEM), X-ışını difraktogram (XRD) ile incelenmiştir. Yapılan deneyler sonucunda artan sinterleme sıcaklığı ile üretilen malzemelerin sertlik ve yoğunluk değerlerini artmıştır. Artan SiC oranı ile porozite ve sertlik değeri artmıştır. SiC konsantrasyonunun artması 3 noktalı eğilme mukavemetinde partikül boyutuna bağlı olarak değişiklikler göstermiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kahramanmaraş'ta tüketilen balıklarda ağır metal düzeylerinin belirlenmesi
Muhammet Raşit Sünbül
Bu araştırmada, Kahramanmaraş'taki balık halinden menşei belirli deniz ve tatlısu balıklarından oluşan 10 farklı balık türünden (sazan (Cyprinus carpio), gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss), ıskarmoz (Sphyraena sphyraena), levrek (Dicentrarchus labrax), hamsi (Engraulis encrasicolus), istavrit (Trachurus mediterraneus), çipura (Sparus aurata), kupes (Boops boops), Atlantik salmonu (Salmo salar) ve barbun (Mullus barbatus)) 5'er adet satın alınarak, örneklerin kas dokusunda 11 elementin (Al, As, Cd, Co, Cr, Cu, Fe, Mn, Ni, Pb ve Zn) konsantrasyonları belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, en yüksek ortalama Al (1,45 mg/kg) konsantrasyonu çipurada, en yüksek ortalama As (50,34 mg/kg) konsantrasyonu barbunda, en yüksek ortalama Cd (0,0078 mg/kg) konsantrasyonu gökkuşağı alabalığında, en yüksek ortalama Co (0,1 mg/kg) konsantrasyonu istavritte, en yüksek ortalama Cr (0,076 mg/kg), Cu (0,9 mg/kg), Fe (21,36 mg/kg), Mn (2,023 mg/kg) ve Zn (48,84 mg/kg) konsantrasyonu hamside, en yüksek ortalama Ni (0,234 mg/kg) konsantrasyonu sazanda, en yüksek ortalama Pb (0,107 mg/kg) konsantrasyonu ise Atlantik salmonunda tesbit edilmiştir.Ayrıca bu çalışmada balık türlerinde belirlenen metal düzeyleri ile ilgili olarak insan sağlığı risk tayin metotları kullanılmıştır. Bunun için metallerin tahmini günlük alım (EDI) değerleri hesaplanarak, tolere edilebilir günlük alım (TDI) değerleri veya referans doz değerleri (RfD) ile karşılaştırılmıştır. Metallerin kanser dışı sağlık risklerini belirlemek için hedef tehlike katsayısı (THQ) ve tehlike indeksi (HI) değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca kanser eğim faktörü kullanılarak inorganik arsenik için kanser riski (CR) hesaplanmıştır. İncelenen balık türlerinin yenilmesi sonucu insan vücuduna giren 11 metale ait EDI değerlerinin TDI veya RfD değerlerini geçmediği belirlenmiştir. Ayrıca balık türlerinde belirlenen metallerin THQ ve HI değerleri eşik değer olan 1'den düşük bulunmuştur. Bu durum, kanser dışı sağlık risklerinin olmadığını göstermektedir. Barbun hariç diğer balık türlerine ait CR değerleri kabul edilebilir aralıkta bulunmuştur. Dolayısıyla CR sonuçlarına göre, barbun balığının tüketilmesi sonucu inorganik arseniğe maruz kalan insanların kansere yakalanma riski bulunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Y kuşağının örgütsel sessizliğinin iş tatmini ve işten ayrılma niyetine etkisi
Ahmet Onur Taşdemir
Bu çalışmanın amacı, Y kuşağı çalışanlarının sergilediği örgütsel sessizlik davranışının, iş tatmini ve işten ayrılma niyetine olan etkisini incelemektir. Çalışmada öncelikle, araştırmanın kuramsal çerçevesini oluşturabilmek için, kuşakların genel karakteristik özellikleri, örgütsel sessizlik davranışı, iş tatmini ve işten ayrılma niyeti kavramları ve bu kavramların birbirleriyle olan ilişkileri irdelenmiştir. Daha sonra ise Y kuşağı çalışanlarının sergilediği örgütsel sessizlik davranışının, iş tatmini ve işten ayrılma niyetine olan etkisini ortaya koyabilmek için bir ampirik araştırma yapılmıştır. Araştırmada kullanılan anket formunun ilk bölümünde, katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine ilişkin sorular bulunmaktadır. İkinci bölümde, katılımcıların örgütsel sessizliğini ölçmek için, Brinsfield (2009) tarafından geliştirilen 19 maddelik "İşgören Sessizliği Ölçeği" kullanılmıştır. Üçüncü bölümde ise çalışanların işe bağlılık düzeylerini ölçek amacıyla, Schaufeli ve Bakker (2003) tarafından geliştirilmiş olan ölçek kullanılmıştır. Bu ölçek, 17 sorudan oluşmakta ve yüksek puanlar iş tatmininin yüksek oluşuna işaret etmektedir. Dördüncü bölümde ise çalışanların işten ayrılma niyetlerini ölçmek amacıyla Cammann vd. (1979) tarafından geliştirilen ve 4 sorudan oluşan "İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği" bulunmaktadır. Elazığ ilinde faaliyet gösteren özel bir çimento fabrikasında görev yapan 208 kişiden anket yöntemi kullanılarak veriler toplanmış ve SPSS programı kullanılarak verilere istatistiki analizler yapılarak yorumlanmış, araştırmacılara ve yöneticilere bir takım önerilerde bulunulmuştur. Araştırma sonucunda, örgütsel sessizlik davranışı, iş tatmini ve işten ayrılma niyeti arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Başka bir deyişle, örgütsel sessizliğin, iş tatmini ile pozitif yönde ve işten ayrılma niyeti ile negatif yönde bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kısaca çalışanların iş tatmin seviyesinin düşük ve işten ayrılma niyetinin yüksek olduğu organizasyon yapılarında, örgütsel sessizlik davranışının daha fazla görülebileceğini söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Y Kuşağı, Örgütsel Sessizlik, İş Tatmini, İşten Ayrılma Niyeti
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kamu sektöründe mobbing: İstanbul Kağıthane ilçesi PTT çalışanları üzerine bir araştırma
Ali Atlı
Mobbing bir kişi veya bir grubun bir kişiye yönelik olarak uyguladığı bilinçli olarak yapılan yıldırma hareketlerdir. Mobbing çalışma yaşamında huzuru etkileyen, çalışanların verimliliğini düşüren ve en nihayetinde de işyerine zarar veren davranışlardır. Bu çalışmanın amacı son yıllarda gittikçe artan mobbing vakalarına karşı çalışanların mobbing konusunda ve mobbing ile mücadele yollarıyla ilgili ne denli bilgi sahibi olduklarını ve bilgi düzeylerinin çalışanların mobbinge maruz kalma durumlarını nasıl etkilediğini saptamaktır. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın ilk bölümünde mobbing kavramının tanımı, nedenleri, sonuçları, türleri, etkileri ve mücadele yöntemleri ele alınmıştır. Araştırmanın ikinci kısmında mobbing konusu ile ilgili yasal düzenlemeler incelenmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise İstanbul Kağıthane İlçesi Posta ve Telgraf Teşkilatı çalışanları üzerine yapılan anket çalışmasının değerlendirilmesi mevcut olup, alınan sonuçlar doğrultusunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Tunceli ilinde faaliyet gösteren alabalık üretim tesislerindeki, gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss) kan parametrelerinin belirlenmesi
Kıvanç Dalar
Bu çalışmada, Tunceli İli'nde göl kafes ünitelerinde ve karasal havuzlarda faaliyet gösteren işletmelerdeki, gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) kan parametrelerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla 17 kafes ve 8 havuz işletmesi ziyaret edilerek, balıkların boyları ölçülmüş, ağırlıkları tartılmış ve kan örnekleri alınmıştır. Alınan kan örnekleri EDTA'lı tüpler içerisinde soğuk zincir ile Malatya Turgut Özal Üniversitesi'ne götürülerek, tam kan sayım cihazı ile analizleri yapılmıştır. Kafes işletmelerindeki balıkların ortalama boyları 271,53±33,51 mm ve ağırlıkları 287,82±89,18 g, havuz işletmelerindeki balıkların ise boyları 252,16±26,79 mm ve ağırlıkları 170,58±64,34 g olarak tespit edilmiştir. Balıkların boy-ağırlık ilişkileri incelendiği zaman "b" değerlerine göre kafes işletmeleri, havuz işletmelri ve ildeki tüm işletmelerin ürettikleri balıkların negatif allometrik büyüme gösterdikleri belirlenmiştir (1,883; 2,2045; 2,1384). R2 değerlerine bakılarak balıkların boy ile ağırlıkları arasındaki ilişkinin kafes işletmelerinde zayıf (0,4937), havuz işletmelerinde güçlü (0,843) ve tüm il genelinde zayıf (0,5351) olduğu görülmüştür. Kafes ünitelerindeki balıkların kan değerlerinin, havuz ünitelerindekilerden rakamsal olarak daha büyük değerlere sahip olduğu görülmüştür. MCV ve MCHC değerleri dışındaki bütün kan parametreleri arasında istatistiksel olarak farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05).
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kamu ve özel bankaların uygulamış olduğu performans değerlendirme sistemlerinin çalışanların iş tatmini üzerindeki etkisi
Cafer Kuhak
Bu çalışma bankalarda uygulanan performans sisteminin çalışanların iş tatmini üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın uygulama alanı Tunceli ve Elazığ ilinde bulunan kamu ve özel sektör bankalardır. Bankalarda çalışan Gişe Görevlileri, Operasyon Asistanları, Operasyon Yetkilileri, Bireysel Müşteri İlişkileri Yetkilileri, Bireysel Müşteri İlişki Yetkili Yardımcıları, Ticari Müşteri İlişkileri Yetkilileri, Ticari Müşteri İlişkileri Yetkili Yardımcıları ve Şube Müdürü olarak görev yapan iş görenlere çalışmaya ilişkin bir anket formu uygulanmıştır. Sonuç olarak iş görenlerin motivasyon düzeylerinin performans seviyesine göre farklılık gösterdiği, iş görenlerin unvan, cinsiyet, yaş, kıdem ve pozisyon değişkenlerinin uygulanan performans ile yakından ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Taşıdıkları riskler ve yoğun bir çalışma temposuyla diğer birçok sektör çalışanlarından daha ağır çalışma koşullarına sahip olan kamu ve özel banka çalışanlarının, kendilerine uygulanan performans sistemlerine ilişkin algıları ve bu algının iş tatminlerine etkileri önemli bir konu olmuştur. Bu çalışmadan elde edilen verilerin, bankacılık sektörü çalışanlarının motivasyon ve iş tatminini artırıcı önlemlerin alınmasında katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın sonuçları, anket yöntemi uygulanılarak elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Elazığ-Malatya yol ayrımı kuşsarayı yolu jeolojik-jeoteknik etüd çalışmaları
Yusuf Cevher
Bu çalışmanın amacı; Elazığ-Malatya Ayrmı Kuşsarayı İl Yolunun mevcut standardını yükseltmek, trafik akıcılığını ve güvenliğini arttırmak için yapılan genişletme çalışmalarında, yolun geçtiği zeminlerin mühendislik özelliklerini tespit etmek, varsa stabilite açısından kritik kesimlerini belirlemek, yapım çalışmalarında ihtiyaç duyulan malzemelerin temin edileceği ocakları belirlemektir. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından planlanarak proje çalışmaları yapılan Elazığ-Malatya Ayrımı Kuşsarayı İl Yolu 0+000-14+8393,74 arası kesiminin projelendirme safhasında, 1/1000'lik Yatay (Plan)-Düşey (Profil) haritalar üzerinde, arazi çalışmaları, ofis ve laboratuvar çalışmaları yapılarak hazırlanan ve yapım esnasında kullanılacak Mühendislik uygulamalarını kapsamaktadır. Çalışma alanının genel jeolojisi incelenmiştir. Yapılan arazi çalışmaları ile Proje hattı boyunca geçilecek kritik kesimler, birimlerin sökülebilirliği, kazı-klas değerleri saptanmıştır. Büro ve laboratuvar çalışmaları ile de şev eğimleri ve stabilite problemleri, yarma malzemelerinin kullanılabilirliği belirlenmiştir. Çalışma alanı boyunca hmaksimum 18m'den büyük 16 adet kritik yarma ve hmaksimum 8m'den büyük 17 adet kritik dolgu kesiti tespit edilmiştir. Bu kesitlerde stabilite ve kinematik analizler yapılarak yarma ve dolgu şevlerinin duraylılığı belirlenmiştir. Çalışma alanında yarma ve dolgu kesitlerinde 14 adet araştırma çukuru açılıp laboratuvar deneyleri yapılarak yarma malzemelerinin dolguda kullanılabilirliği tayin edilmiştir. Elde edilen bilgilerle yapım esnasında karşılaşılabilecek jeolojik-jeoteknik problemler saptanmıştır. Yapım için gerekli malzeme ihtiyacının nerelerden karşılanacağı, imalata uygunlukları ve kullanılabilirlikleri değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Keban Baraj Gölü Koçkale Avlak sahasından yakalanan Kerevit (Astacus leptodactylus Esch., 1823)'lerin üreme dönemindeki antioksidan parametreleri, gonadosomatik (GSİ) ve hepatosomatik indeks (HSİ) değerlerinin belirlenmesi
Ercan Şahin
Olgun kerevitler (A. leptodactylus) üreme sezonunda Keban Baraj Gölü'nden pinterlerle avlanmıştır. Laboratuvara getirilen kerevitlerin karapas uzunlukları kumpasla ölçülmüş ve ağırlıkları tartılmıştır. Kerevitler −20°C'de 20 dakika boyunca bekletilerek anestezi edilmişlerdir. Daha sonra, kerevitlere diseksiyon uygulanmış ve karapasları uzaklaştırılmıştır. Üreme sisteminde makroskobik gözlemler yapılmıştır. Bütün üreme sistemi ve testisler tartılmıştır. Vasa deferens (VD) ağırlığı, Gonado-somatik indeks (GSI) ve Testiküler indeks (TI) belirlenmiştir. Dişi bireylerde yumurta sayıları ile yumurta çapı-ağırlığı belirlenmiştir. Hepatopankreas tartıldıktan sonra hepatosomatik indeks belirlenmiştir. Ayrıca, antioksidan parametreleri dişi ve erkek bireylerin gonadlarında belirlenmiş ve karşılaştırılmıştır. Glutatyon (GSH) ve katalaz (CAT) seviyeleri dişi ve erken bireylerde birbirine çok yakın değerlerde bulunmuş (p>0,05), Malondialdehyde (MDA) seviyeleri ise dişi bireylerde erkek bireylere oranla daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). TI, GSI, HSI ortalamaları sırasıyla 0,27±0,17, 1,66±0,99 ve 3,65±1,04 olarak hesaplanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Malatya–Hekimhan (Hasançelebi varyantı) T2 tünelindeki mühendislik incelemeleri
Erhan Deniz
Bu çalışma 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında Munzur Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalında Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından planlanarak yapılan Malatya - Hekiman - 16. Bölge Hududu Yolu 2. Kısım Km:70+000-104+280 kesiminin ikmal inşaatı yapım işi kapsamında Hasançelebi Geçişi varyantı T2 Tünelinde (88+608.00-88+953.00) uygulanan Mühendislik uygulamalarını kapsamaktadır. Bu çalışma Yeni Avusturya Tünel Açma Metodu (NATM) uygulanarak açılan bir tünelde yapılan mühendislik çalışmalarını içermektedir. Bunun için, tünellerin gerekliliğinden, öneminden ve çeşitlerinden bahsedilmiştir. Çalışma alanının genel jeolojisi incelenmiştir. Kaya sınıflama sistemlerinden bahsedilmiştir. Kaya ve zemin birimlerinin mühendislik özellikleri anlatılmıştır, yapılan sondaj log verileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bilgilerle tünel tipleri ve destekleri belirlenmiştir. Yapılan kazı çalışması ve destek terkiplerinde kullanılan malzeme hakkında bilgiler verilmiştir. T2 Tüneli kazı çalışmaları Sol tüpde 207, sağ tüpde 215 günde tamamlanarak ışık görülmüştür. Toplamda Sol Tüp 344.28 m, Sağ Tüp 367.08 metre desteklenmiştir. Bu desteklemelerde; 8602 metre süren, 54352 metre bulon, 612 adet iksa, 5360 m3 püskürtme beton ve 64631 m3 kazı yapılmıştır. Tünel imalat aşamasında karşılaşılan sorunlar ve çözümlerden bahsedilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Keban Baraj Gölü Alburnus mossulensis (Heckel, 1843) popülâsyonunda büyüme parametrelerinin belirlenmesi
Ümit Selinda Yakut
Bu tez çalışması, Keban Baraj Gölü'nde yaşayan ve "gümüş balığı" olarak bilinen Alburnus mossulensis (Heckel, 1843)'in yaş ve eşey dağılımı, boy ve ağırlık dağılımı, büyüme özellikleri, kondisyon faktörü gibi bazı populasyon parametrelerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada kullanılan toplam 260 adet balık numunesi, yuvarlak ağızlı kepçe kullanılarak Haziran 2018 ile Mayıs 2019 tarihleri arasında Keban Baraj Gölü'nden temin edilmiştir. Laboratuara ulaştırılan balıkların boy ve ağırlıkları belirlendikten sonra pul materyali kullanılarak yaş tayinleri yapılmıştır. Populasyon parametreleri standart metotlar kullanılarak hesaplanmıştır. Von Bertalanffy büyüme parametrelerinin belirlenmesi amacıyla FAO-ICLARM FISAT II paket programı kullanılmıştır. İncelenen 260 adet balık numunesinin I-VII yaş grupları arasında dağılım gösterdiği, %53,85'inin dişi ve %44,23'ünün erkek bireylerden oluştuğu tespit edilmiştir. Balıkların %1,92'sinin cinsiyeti belirlenememiştir. Dişi/erkek oranı 1:0,82 olarak bulunmuştur. Yapılan X2 testinin sonucunda, bütün yaş gruplarında eşey oranları arasındaki farkın istatistiki olarak önemsiz olduğu (p>0,05), dişi/erkek oranının 1:1'den farklı olmadığı görülmüştür. Boy-ağırlık ilişkisini belirlemek amacıyla yapılan regresyon analizinde regresyon katsayısı (b) dişilerde b=3,5555 (pozitif allometrik büyüme), erkeklerde b=3,2131 (pozitif allometrik büyüme) ve tüm bireylerde b=3,4707 (pozitif allometrik büyüme) olarak belirlenmiştir. İncelenen bireylerin total boy uzunlukları 9,5-18,2 cm, ağırlıkları ise 5,4-59,5 g arasında değişiklik göstermiştir. Tüm bireylerde kondisyon faktörü değerleri 0,4 ile 1,15 arasında hesaplanmıştır. En yüksek oransal büyüme (%20,36) ile I-II yaş grubu arasında gerçekleşmiştir. Populasyonun von Bertalanffy büyüme parametreleri dişilerde; L∞=22,97cm, K= 0,12 yıl-1, t0=-3,84 yıl, W∞=124,42 g, erkeklerde; L∞=22,05 cm, K=0,16 yıl-1, t0=-2,8 yıl, W∞=87,05 g ve tüm bireylerde; L∞=22,64 cm, K=0,14 yıl-1, t0=-3,3yıl, W∞=110,86 g olarak belirlenmiştir. Farklı çalışmalardan elde edilen büyüme parametrelerin karşılaştırılmasında kullanılan "büyüme performans indeksi" (Munro'nun fi üssü, Φ') dişilerde 4,15, erkeklerde 4,35 ve populasyonun genelinde 4,27 olarak hesaplanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Yanıt yüzey yöntemi kullanılarak kitosan ile tetrasiklin sulu çözeltilerinden koi gideriminin araştırılması
Muhammet Onur Kayar
Bu çalışmada, yanıt yüzey yöntemi kullanılarak kitosan ile TC sulu çözeltilerinden KOİ giderimi araştırılmıştır. Bu amaçla, merkezi kompozit tasarımı dört değişken faktörü (sorbent dozu (0,5-1,0 g), zaman (15-45 dakika), pH (3-9) ve başlangıç TC konsantrasyonu (100-300 mg/L) TC sulu çözeltilerinden kitosan ile KOİ giderimini optimize etmek için kullanıldı. Yanıt yüzey yöntemi (YYY) analiz sonuçlarına göre, maksimum KOİ giderim verimi için optimum koşullar, başlangıç TC konsantrasyonu için 298 mg/L, temas süresi için 15,5 dakika, pH için 8,3 ve sorbent dozu için 0,5 g olarak belirlendi. Optimum koşullar altında maksimum KOİ giderim verimi % 91,3 olarak belirlendi. Sonuç olarak, deneyler kitosanın TC sulu çözeltilerinden KOİ giderimi için iyi bir adsorbent olduğunu gösterdi. Anahtar Kelimeler: Kitosan, Optimizasyon, Giderim, Tetrasiklin, KOİ
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Triklorfon'a maruz kalan Gammarus pulex'de antioksidan yanıtın araştırılması
Dilan Tulpar
Bu çalıĢmada, pestisit ve endokrin bozucu bir mikro kirletici olan triklorfona maruz bırakılan G. pulex'in antioksidan yanıtlarının araĢtırılması amaçlanmıĢtır. ÇalıĢmamızda kullanılan canlı materyal G. pulex örnekleri, Munzur Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi AraĢtırma Laboratuvarında kültüre alınmıĢ canlılardan temin edildi. Farklı konsantrasyonlara sahip ve 24 ve 96 saatlik uygulama süresinde triklorfon uygulanan üç ayrı grup (A, B, C) ve kontrol grubunda enzimatik aktivitelerden asetilkolinesteraz (AChE), sitokrom P450 (CYP1A1) ile glutatyon S-transferaz (GST) seviyelerindeki değiĢimler izlendi. Sözkonusu biyokimyasal biyobelirteçler, ELISA metodu kullanılarak mikroplate okuyucuda ölçüldü. AChE enzim aktivitesini kontrol ile kıyasladığımızda 24 saatlik uygulama süresinde tüm gruplarda arttı (p>0.05), 96 saatlik uygulama süresinde ise azaldı (p<0.05). Maruz kalma süreleri istatistiksel olarak karĢılaĢtırıldığında sadece 96 saatlik uygulamanın sonunda A ve B gruplarındaki azalıĢ anlamlı olarak bulundu (p<0.05). CYP1A1 enzim aktivitesi kontrol ile kıyaslandığında her iki uygulama süresinde de tüm gruplarda azaldı (p>0.05). GST enzim aktivitesi kontrol ile kıyaslandığında her iki grupta da 24 ve 96 saatlik uygulama süreleri sonrasında arttı (p<0.05). Triklorfona karĢı G. pulex dokularında AChE, CYP1A1 ve GST enzim aktivitelerinde meydana gelen değiĢikliklere bakıldığında bu enzimlerin yararlı birer biyobelirteç olarak kullanılabileceği sonucuna varıldı. Ayrıca, G. pulex'in su kalitesi açısından triklorfon kirliliğini yansıtacak etkili bir biyoindikatör olduğu da kanıtlandı. Biyokimyasal biyobelirteçlerin farklı sonuçları, olası metabolik süreçlerin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir ve G. pulex'in biyokimyasal tepkisi, daha çok tarımsal alanlardan yüzey sularına karıĢan triklorfon kirliliğinin çevresel sonuçlarını büyük ölçüde ortaya koyabilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Şeftali çekirdeğinden elde edilen aktif karbonun brıllıant green boyar maddesinin giderimine uygulanması
Rahime Kayar
Günümüzde su kaynaklarının çeşitli kirleticilerle kirlenmesi global bir çevre sorunu oluşturmaktadır. Boyar maddelerin birçok endüstride kullanımının artması ile de kirleticiler içerisinde büyük bir grubu oluşturmaktadır. Aktif karbon en yaygın kullanılan adsorbenttir. Yüksek yüzey alanı ve gözenek hacmi sayesinde ağır metallerin, organik bileşiklerin, boyar maddelerin sulu çözeltilerden giderilmesinde kullanılmaktadır. Ancak aktif karbonun fiyatı yüksektir. Fiyatın yüksek olması kullanımını sınırlamakta ve düşük maliyetli adsorbent arayışına yol açmaktadır. Bu çalışmada, bazik özellikteki boyar madde olan Brilliant Green'in, sulu ortamdan giderimi incelenecektir. Boyar madde içeren atıksudan düşük maliyetli adsorbent olarak şeftali çekirdeği kullanılarak farklı deneysel şartlarda kesikli çalışan bir sistemde adsorpsiyon yöntemiyle renk giderimi yapılması amaçlanmıştır. Farklı zaman, sıcaklık, pH, adsorbent miktarı, boyar madde konsantrasyonu parametreleri denenerek optimum koşullar belirlenmiş ve en yüksek giderim verimi elde edilmeye çalışılmıştır. Yapılan deneyler sonucunda en iyi boyar madde adsorpsiyonun pH=9, 25 mg/L, 150 rpm, 2 gr/L ve 60ºC'de uygun şartlar altında % 98,27'lik verim elde edilmiştir. Elde edilen deneysel verilerden, çeşitli denge izoterm modellerinin (Langmuir, Freundlich) ve kinetik modellerinin (yalancı birinci derece, yalancı ikinci derece) adsorpsiyon sürecine uygunluğu araştırılmıştır. Denge izotermleri, en iyi Langmuir denge izoterm eşitliği tarafından tanımlanmıştır. Adsorpsiyon kinetiğinin, en iyi yalancı ikinci dereceden kinetik modeline uyduğu görülmüştür. Termodinamik parametreler (ΔHº, ΔSº, ΔGº) hesaplanmıştır. Pozitif entalpi değeri (ΔHº) adsorpsiyon sürecinin endotermik olduğunu, negatif Gibbs serbest enerji değeri (ΔGº) adsorpsiyon işleminin kendiliğinden gerçekleştiğini ve entropi değeri (ΔSº) çözelti-adsorbent ara yüzeyindeki rastlantısallığın artışını göstermektedir. Sonuçlara göre, hazırlanan aktif karbonun sulu çözeltilerden Brilliant Green giderimi için düşük maliyetli bir adsorbent olarak kullanılabileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Adsorpsiyon, Aktif Karbon, Boyar Madde, İzoterm, Kinetik
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Di-(2-etilhekzil) fitalat'ın Gammarus pulex'de oluşturduğu toksisitenin histopatolojik ve biyokimyasal olarak incelenmesi
Ömer Şamasas
Fitalatlar, plastik malzemelerin sertliğini azaltmak, malzemelere esneklik ve yumuşaklık kazandırmak için katılan kimyasal maddelerdir. Günümüzde birçok kozmetik üründe, deterjan, oyuncak ve kişisel bakım ürünleri gibi günlük hayatta kullanılan ürünlerde de kalıcı koku ve renklendirme amacıyla kullanılmaktadır. Yapılan bu tez çalışması ile Di-(2-Etilhekzil) Fitalat (DEHP)'in farklı dozlarına maruz kalan Gammarus pulex'de biyokimyasal ve histopatolojik değişiklikler incelenerek DEHP'in neden olduğu toksisistenin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Öncelikli olarak DEHP'in LC50 (letal konsantrasyon 50) değeri statik bir test kullanılrak belirlenmiştir. DEHP LC değeri 0,079±0,01 ppm olarak tespit edilmiş ve sonra üç subletal dozda DEHP (LC değerinin 1/4; 1/8 ve 1/16 oranında ) 24 ve 96 saat boyunca G. Pulex'e uygulanmıştır. ELISA kiti kullanılarak Süperoksit Dismutaz (SOD), Katalaz (KAT), Sitokrom p450 (CYP1A1), Glutatyon S-transferaz (GST) aktiviteleri ölçülmüştür. Gammarus pulex'de meydana gelen apoptozisi belirlemek için immunohistokimyasal (IHC) analiz yöntemi olan Kaspaz (Caspase) metodu kullanıldı. Farklı DEHP dozlarına maruz bırakılan gruplarda CYP1A1 aktivitelerinin azaldığı ancak bu değişimlerin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. KAT aktivitesinin DEHP uygulamasına bağlı olarak 24 ve 96 saatler sonrasında genel bir artış gösterdiği gözlenmiştir. SOD ve GST aktivitelerinin ise 96.saat sonrasında arttığı saptanmıştır. Model canlının ışık mikroskobu incelemesinde ise; DEHP uygulamasının özellikle de Gammarus pulex solungaçlarında vakuolizasyon, anormal çekirdek pigmentasyonu, sütunların yokluğu, hemolenfatik kanallarda azalma veya yokluk ve hemolenf ile dolu hemolenfatik lakuna gözlenmiştir. 96. saat sonrasında ise solungaç kollapsı ve hiperplazi belirlenmiştir. Sonuç olarak, SOD, KAT ve GST'deki değişikliklerin potansiyel olarak çevre içindeki risk değerlendirmesi için hassas biyolojik belirteç olarak kullanılabileceği ve DEHP' in Gammarus pulex'de uygulama dozları ve uygulama sürelerindeki artışa bağlı olarak artan immunoreaktiviteye neden olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Çift beslemeli asenkron generatör tabanlı değişken hızlı rüzgâr türbinlerinin kontrolü, tasarımı ve analizi
İrfan Erdem
Son yıllarda dünya üzerinde yaşanan enerji krizi, enerji fiyatlarında meydana gelen artış, giderek artan enerji talebi ve bu talebi karşılayacak yenilenemeyen enerji kaynaklarındaki azalıştan dolayı alternatif enerji kaynaklarının araştırılması ve geliştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Dünyanın artan enerji ihtiyacının temiz, ekonomik ve güvenli bir şekilde karşılanmasında yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi artmıştır. Bu kaynaklardan biride, elektrik üretiminde en yüksek büyüme oranına sahip olan rüzgâr enerjisidir. Rüzgâr tarafından üretilen kinetik enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülebilmesi için rüzgâr türbinleri kullanılmaktadır. Rüzgâr türbinleri sabit hızlı ve değişken hızlı olmak üzere iki farklı şeklinde kullanılmaktadır. Rüzgâr tarafından üretilen kinetik enerji genellikle değişkendir. Bu değişimi daha verimli bir şekilde kullanmak ve türbin verimini arttırmak için günümüzde çoğunlukla değişken hızlı rüzgâr türbinlerinin üretimi tercih edilmektedir. Değişken hızlı rüzgâr türbin sistemlerinde genellikle doğrudan sürülen senkron generatörler ve çift beslemeli asenkron generatörler tercih edilmektedir. Çift beslemeli asenkron generatörler (ÇBAG)'lerde aktif ve reaktif güç ayrı ayrı kontrol edilebilmektedir. Güç elektroniği dönüştürücü gücünün sistem gücünden küçük olması nedeniyle maliyetleri azdır. Bozucu etkilere karşı dayanıklı ve kararlıdırlar. Bu gibi avantajlarından dolayı son yıllarda kullanımı artmıştır. Ancak karmaşık modele ve çok sayıda parametreye sahip olmalarından dolayı kontrol edilmeleri oldukça zordur. Bu tez çalışmasında çift beslemeli asenkron generatör tabanlı değişken hızlı rüzgâr türbinlerinin yapısı ve kontrolü incelenmiştir. Çift beslemeli asenkron generatör tabanlı değişken hızlı rüzgâr türbin sisteminin kontrolü için vektör kontrol algoritması uygulanmıştır. ÇBAG'ler çift taraflı enerji akışı sağlayabilmesinden dolayı, arka arkaya bağlı iki adet çift yönlü güç elektroniği dönüştürücüsünden oluşur. Rotor tarafına bağlanan dönüştürücü devresi ile değişken hız kontrolü amaçlanmıştır. Tüm sistemin parametreleri belirlenip matematiksel modeli oluşturulmuştur. Değişken hızlı rüzgâr türbinlerinde kullanıma yönelik, dayanıklı ve uygulanabilir yüksek performanslı, çift beslemeli bir asenkron generatör kontrol sistemi oluşturulmuştur. Ayrıca ÇBAG'nin kontrolü için sürücü devre kartı tasarlanmıştır. ÇBAG'nin kontrol algoritmasını tasarlamak için MATLAB/Simulink paket programı kullanılmıştır. Sürücü devre kartının tasarlanmasında AUTODESK/Eagle bilgisayar paket programı kullanılmıştır. Tasarlanan sistem kontrolü ve sürücü devre kartının değişken hızlı rüzgâr türbin sistemlerine uygulanabilirliği başarılı bir şekilde kanıtlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Web kütük dosyaları kullanılarak makina öğrenmesi tabanlı saldırı tespit sistemi geliştirilmesi
Cemile İnce
Teknolojinin hızla gelişmesi ile birlikte insanlar arasındaki iletişim ve etkileşim büyük bir ivme kazanmıştır. Adeta mesafeler kısalmış, alışveriş gibi birçok işlem farklı bir boyuta taşınarak şekil değiştirmeye başlamıştır. Sosyal hayat dahi çevrimiçi olan sanal ortamlarda gerçekleştirilir olmuştur. Gün geçtikçe insanlar daha fazla bilişim altyapısı içeren sistemler kullanmaya başlamıştır. Kullanılan her türlü araç gibi bilişim sistemlerinde de, iyi niyetli insanlar olduğu gibi, sistemi bozmaya veya farklı bir amaç için kullanmaya çalışan insanlar sürekli olmuştur. Bu sebepten ötürü, bilgisayar sistemlerinin yaygınlaşması, bu sistemleri kullanan insanların yaptıkları işlemlerin, kişisel bilgilere girmeden kaydedilmesini zorunlu hale getirmiştir. Günümüzde internetin büyük bölümünü farklı amaçlar doğrultusunda hazırlanmış ve insanların kullanımına sunulmuş web sayfaları oluşturmaktadır. Gerek sınırlı erişim gerek halka açık erişimli sayfalar olsun, bütün sunucu sistemleri kullanıcıların erişim kütüklerini (log) tutmaktadır. Bu kütük dosyalarında, kişisel olmayan erişim bilgileri tutulmaktadır. Bu tez çalışmasında, sunucu sistemlerinde tutulan kütük dosyaları üzerinden, ilgili sistem için saldırı tespit uygulaması geliştirilmiştir. Uygulama, İnönü Üniversitesi web sayfası kütükleri kullanılarak makina öğrenmesi tabanlı yapay sinir ağları yöntemiyle geliştirilmiştir. Yapay sinir ağları ile yapılan çalışmada %99.4 lük başarı elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Probiyotik-prebiyotik ile zenginleştirilmiş zarrouk besin ortamında kültüre alınan Spirulina platensis'in farklı ortam koşullarında protein içeriğinin incelenmesi
Elif Seyhaneyıldız
Bu çalışma, içerisinde probiyotik bakterilerden Bifidobacterium infantis, Bifidobacterium thermophilum ve Leuconostoc mesenteroides'in, prebiyotik olarak ise betaglukan ve oligosakkarid karışımının bulunduğu probiyotik-prebiyotik (P-P) bir ürünün Spirulina platensis'e etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yapılan çalışmada, biri kontrol olmak üzere 4 farklı grup kullanılmıştır. 1. gruba 0.01, 2. gruba 0.05 ve 3. gruba 0.1 ml/L P-P ilave edilmiştir. Her bir besin ortamı ile oluşturulan deneme iki farklı sıcaklık (20 ve 40 ºC) ve iki farklı aydınlatma (1600 ve 3200 lux) kullanılarak yapılmıştır. Biyomas açısından bakıldığında P-P ürünü, farklı sıcaklıklarda farklı tepkiler verse de protein oranı bakımından bütün gruplarda sonuçları olumlu olmuştur. Hem biyomasa hem de protein içeriğine en olumlu etki ise %68.71 protein içeriği ve ortalama 0.727 OD ile 40 ºC'de ve 3200 aydınlatmada 0.1 ml/L P-P ürünün ilave edildiği grupta olmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Lipopolisakkarit (LPS) ile uyarılmış gökkuşağı alabalığı gonad hücrelerinde (RTG-2) Inula viscosa L.'nın etkilerinin araştırılması
Tülay Metin Korkmaz
Bu çalışmada, gökkuşağı alabalığından izole edilmiş gonad hücre hattı (RTG-2) LPS ile enfekte edilmiş I. viscosa'nın anti-proliferatif ve anti-inflamatuar etkileri incelenmiştir. Ön çalışmalarla farklı konsantrasyonlarda LPS (1, 5, 10 ve 20 µM/ml) ve I. viscosa (IV) (1, 5, 10 ve 20 µg/ml)'nın etkin ve hücreler için toksik doz tespitleri viabilite testleriyle çalışılmıştır. Elde edilen verilere göre, 5 µM/ml LPS konsantrasyonunun kontrol grubuna göre % 2 proliferasyon gösterdiği, 10 ve 20 µM/ml'de sırasıyla %4 ve %27 oranında azalmalar kaydedildiği saptanmıştır. Bu nedenle deneysel enfeksiyon için 20 µM/ml LPS etkin konsantrasyon olarak seçilmiştir. I. viscosa ise 1µg/ml konsantrasyonda kontrol grubuna göre % 1,1'lik hücre proliferasyonu göstermiş, artan konsantrasyonlarla (5, 10 ve 20 µg/ml) hücre canlılığını üzerinde sırasıyla % 1.7, %19 ve % 36 düzeylerinde azaltıcı etkiler kaydedilmiştir. Antisitotoksik etkinliğine sahip I. viscosa'nın1µg/ml konsantrasyonu deneme için kullanılmıştır. Daha sonrasında dört deneysel düzenek kurgulanmıştır. İlk grup kontrol grubu olarak değerlendirilmiş (C), ikinci grup LPS ile enfekte edilmiştir (LPS). Üçüncü grup yalnızca I. viscosa ile muamele edilmiş (IV), son grup LPS ile enfekte edilen gonad hücreleri üzerinde I. viscosa'nın maruziyeti (LPS+IV) ile oluşturulmuştur. I. viscosa esansiyel uçucu yağı su destilasyonu yöntemi kullanılarak temin edilmiştir. Antiinflamatuar etki için hedeflenen IL-1β, IL-8 ve TNF-α genlerinin ekspresyonları qRT-PCR metodu ile belirlenmiştir. IL-6 protein düzeyi tespiti için ELISA yöntemi uygulanmıştır. LPS ile enfekte edilen RTG-2 hücrelerinde araştırılan tüm pro-enflamatuar parametreler up regülasyonlar sergilemiş, en fazla TNF-α gen ekspresyon düzeyinde artış görülmüştür (11.3 kat). LPS maruziyeti sonunda İV eklenen grupta ise down regülasyonlar izlenerek, en fazla etkiyi %96 ile IL-1β göstermiştir. IL-6 protein düzeyi için veriler değerlendirildiğinde, tersi bir durum görülmüş, kontrol grubuna göre LPS tarafından % 4 oranında azalma, LPS maruziyeti sonunda İV eklenen grupta ise yaklaşık %9 oranında artma olduğunu belirlenmiştir. Pro-enflamatuar sitokinler üzerinde I. viscosa'nın etkinliği bu çalışma ile ortaya konularak, LPS inhibisyonu ve LPS'ye karşı IV'nın anti-enflamatuar etkileri olduğu belirlenmiştir. Fakat daha ileriki çalışmalarla I. viscosa'nın farmakoloik etkinliği birçok yönden daha detaylı olarak çalışılmalıdır.
