Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Kahraman, Gökhan(6)
- Konurhan, Zekeriya(2)
- Taşgın, Yahya(2)
- Tuğan, Volkan(2)
- Yardımcı, Uğurcan(2)
- Özdemir, Osman(2)
- Akkurt, Nevzat(1)
- Akmaz, Düzgün(1)
- Arsu, Talip(1)
- Aycin, Ejder(1)
- Bakır, Eda(1)
- Bayrak, Fatih(1)
- Başaran, Erkin(1)
- Bingöl, Abdullah(1)
- Celik, Ertugrul(1)
- Cetin, Mehmet(1)
- Demir, Yakup(1)
- Ekinci, Ramazan(1)
- Erişti, Hüseyin(1)
- Ertarğın, Merve(1)
- Esen, Hikmet(1)
- Gençyürek, Ahmet Galip(1)
- Gul, Muhammet(1)
- Güçlü, Tansel(1)
- Imak, Andac(1)
- Işık, Erdem(1)
- Kurt, Savaş(1)
- Oztop, Hakan(1)
- Songur, Mehmet(1)
- Toka, UnalT Unal(1)
- Yucesan, Melih(1)
- Yücesan, Melih(1)
- Yüzüak, Ercüment(1)
- Yüzüak, Gizem Durak(1)
- Yıldırım, Özal(1)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2026Investigation of flow design and deflector plate effect in air cooled battery pack at different discharge rates
Tuğan, Volkan; Yardımcı, Uğurcan
In this study, the effect of different flow designs and the use of deflector plates on the thermal performance of an air cooled battery pack was investigated using the CFD method. Model A, which has a conventional single inlet flow structures, was compared with Model B, which employs dual inlets and deflector plates. In both models, 24 cylindrical 18650 lithium-ion battery cells were used, and the inlet and outlet surface areas of the battery pack were designed to be equal. Analyses performed at 3C and 4C discharge rates showed that the dual inlet flow structure and deflector plates significantly improved the cooling efficiency of the battery pack. At a 3C discharge rate, the maximum battery temperature and maximum temperature difference obtained with Model B were 1.87 K and 1.08 K lower, respectively, compared to Model A. At a 4C discharge rate, this improvement became even more pronounced, with the maximum battery temperature reduced by 2.49 K and the maximum temperature difference decreased by 1.44 K. Examination of the temperature contours revealed that, in Model A, heat accumulation occurred particularly in the rear regions, whereas Model B achieved a more homogeneous temperature distribution.
- MakaleAçık Erişim2026Innovative System Design and Numerical Investigation Based on Air Cooling and Baffle Utilization in the Thermal Management of Lithium Ion Batteries
Tuğan, Volkan; Yardımcı, Uğurcan
Effective management of temperature in battery packs, which are used in a wide range of applications from portable devices to electric vehicles, plays a critical role in terms of both efficiency and safety. In this study, a new air cooling thermal management system was designed to improve the thermal management of lithium ion battery packs and was comparatively examined with a conventional system. In the developed design, front and rear air inlets along with a top outlet were implemented, and baffles were added to achieve a more homogeneous distribution of airflow between the cells. The conventional system, on the other hand, was modeled based on the principle of front inlet and rear outlet without baffles. These two designs were compared through CFD analyses in terms of maximum battery temperature and maximum temperature difference. In the analyses, three different inlet air temperatures of 299.15 K, 294.15 K, and 289.15 K were investigated. The airflow velocity at the entrance of the battery pack was set to 0.5 m/s. The analysis results showed that the developed design reduced the maximum battery temperature and maximum temperature difference by 1.82-3.38 K and 2.48-4.29 K, respectively, compared to the conventional design.
- MakaleAçık Erişim2025Investigation of the Benefits of the Floating Solar Power Plant to be Established on Keban Dam Lake using Penman, Linacre and Artificial Neural Networks Methods
Esen, Hikmet; Kurt, Savaş; Toka, UnalT Unal
In this study, it will be calculated how much water evaporation will be prevented if a Floating Solar Power Plant (FSPP) is installed on a certain part of the Keban Dam lake in Elazığ (38.41˚N, 39.14˚E), Türkiye by using the Penman and Linacre methods and the Artificial Neural Networks (ANN) method, which are widely used in evaporation calculation. Thus, it will be calculated how much energy can be produced with this saved water. Keban Hydroelectric Power Plant (HPP), examined in this study, is Türkiye's 3rd largest hydroelectric power plant with an installed power of 1.330 MWe. It is the fourth largest lake in Türkiye and the second largest dam lake after the Atatürk Dam. Keban Dam meets the electrical energy needs of 1.750.733 people in their daily lives with an average electricity production of 5.794.927,279 kWh. It has been calculated that thanks to a floating photovoltaic power plant that will cover 10% of the dam lake, a total of 31.305.282 m3 of water in normal water code will be prevented from evaporating annually, and thanks to this water, energy benefit will be provided with the power plant with an installed power of 6.624,84 MWe. In addition, it has been analyzed that 11.297.018 kWh of electricity can be produced from the dam turbines with the water prevented from evaporating thanks to FSPP. Approximately 72.39 MWe energy is needed for the Ağın, Pertek, Serince, Palu-Kovancılar, Uluova, Kuzova irrigation projects around the Keban Dam lake. It has been determined that the amount of water and energy needed for irrigation of these plains can be obtained thanks to FSPP.
- MakaleAçık Erişim2025Hidroelektrik Santrallerde Türbin-Jeneratör Yatak Arızaları Sonucu Oluşan Mekanik Titreşimler ve Çözüm Yöntemleri
Kahraman, Gökhan
Günümüzde imal edilmekte olan hidrolik türbinlerin güçlerinin ve boyutlarının çok artmış olması ciddi bir mekanik titreşim ve şaft salınımı problemini de beraberinde getirmektedir. Bilinmektedir ki mekanik titreşime (vibrasyon olayı) maruz kalan bir makine devamlı olarak çekme, basma, eğme, burma, kesme gibi değişken mekanik baskılarla sürekli olarak zorlanmaktadır. Hidrolik türbinlerin bu tür titreşim ve salınımlara maruz kalmaları işletme güvenliğini ve işletmede kalma süresini önemli derecede azaltmaktadır. Bu çalışmada, bir hidroelektrik santrale ait Francis tipi tür-binde yatak boşluğunun müsaade edilen sınırları aşması neticesinde meydana gelen, mekanik titreşimler (vibrasyon olayı) ve şaft salınımları arızası incelenmiştir. Tür-bin – Jeneratör yataklarına tekrar ayar yapıldıktan sonra oluşan şaft salınımları, arıza durumunda oluşan şaft salınımları ile kıyaslanmıştır. Sonuç olarak arıza sonrası hidrolik türbin yataklarının ölçüleri kabul edilen standartlara getirildikten sonra mekanik titreşimler ve şaft salınımları normal seviyelere gelmiştir. Mekanik ti-tre-şimden kaynaklı arızalar ve aşırı şaft salınımı sonucu oluşacak yatak sürtmesi gibi büyük arızalar engellenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Elazığ İli Örneğine Ait On-Grid Çatı Üstü Güneş Enerji Santralinin Yıllık Gerçek Üretim Verilerinin PV*SOL Simülasyon Değerleri ile Karşılaştırılması
Celik, Ertugrul; Özdemir, Osman
Geçmişten bugüne kadar insanoğlunun temel gereksinimlerinin karşılanması için enerjiye ihtiyaç duyulmaktadır. Dünyada nüfusun hızlı bir şekilde yükselmesi, teknolojik faaliyetlerin gelişimiyle birlikte enerji tüketimi gün geçtikçe artmaktadır. Günümüzde artan enerji talebini karşılamak için fosil yakıtlar ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanılmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları, doğal süreçler aracılığıyla sürekli olarak yenilenen ve fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında düşük emisyon değerlerine sahip olan çevre dostu enerji üretim kaynaklarıdır. Güneş enerjisi sistemlerindeki teknolojik ilerlemeler, maliyetlerin düşmesi ve verimliliğin artması, güneş enerjisini yenilenebilir enerji kaynakları arasında güçlü bir alternatif haline getirmektedir. Özellikle arazi ve çatılara kurulan Güneş Enerji Santrallerinin (GES) sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada Elazığ ili sınırları içinde sanayi bölgesinde bir işletmenin çatısına kurulmuş şebekeye bağlı çatı (on-grid) üstü GES sistemi ele alınmıştır. Çatı üstü GES toplam 165 adet, 545 Watt gücünde monokristal panellerden oluşmakta olup toplam gücü 89,9 kWp’tir. Sistem performansını artırmak amacıyla seçilen alan için en iyi yönelimi ve eğim açısını bulmak amacıyla PV*SOL yazılımı kullanıldı. Bu çalışmada mevcut GES sisteminin bir yıllık enerji üretim verileri aylara göre incelenerek, PV*SOL simülasyonunda elde edilen benzetim sonuçları ile karşılaştırılarak PV*SOL yazılımının doğruluk oranı değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda PV*SOL simülasyon programından elde edilen veriler ile çatı üstü GES gerçek verileri arasında %0,03 fark olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar göz önüne alındığında, uygulaması yapılan enerji sisteminin teknik ve ekonomik olarak uygun olduğu söylenebilir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Predicting daily energy consumption in ev charging stations using tree-based models
Ertarğın, Merve
Electric vehicles (EVs) have emerged as a cornerstone in the transition toward sustainable transportation, offering a cleaner alternative to conventional fossil fuel-based mobility. Their integration into modern transportation systems not only supports global decarbonization efforts but also requires robust energy management solutions to address the growing demands on charging infrastructure. Ensuring efficient energy consumption forecasting is vital for optimizing EV charging station operations and maintaining grid stability. This study aims to predict the daily energy consumption of an EV charging station using a public dataset. Key features such as charging duration, vehicle count, mean and median connection time were utilized for the prediction. Both the original dataset and its z-score-cleaned version were employed to evaluate the models' performance under different data conditions. Decision Tree (DT), Random Forest (RF), Extreme Gradient Boosting (XGBoost) and Light Gradient Boosting Machine (LightGBM) models were implemented, with hyperparameter optimization conducted via GridSearchCV. The results revealed that all four models achieved high accuracy in predicting daily energy consumption across both datasets, with R2 values exceeding 0.97. Specifically, for the z-score-cleaned dataset, LightGBM demonstrated the best performance with the lowest RMSE (37.35 kWh) and MAE (28.93 kWh), as well as the highest R2 value (0.9727) followed by XGBoost, RF and DT.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Gölge bankacılığın gölgesinde merkez bankacılığı: küresel finansal kriz sonrasına tarihsel bir yolculuk
Güçlü, Tansel
Küresel finansal krizden sonraki 15 yıl süresince özellikle Federal Reserve’in öncü olarak uygulamaya soktuğu ve diğer merkez bankalarının da repertuvarına giren ve girmeye aday olan birçok yeni araç ve yaklaşımın ortaya çıktığına şahit olduk. Bu yaklaşımlar literatürde çokça tartışılsa da yeni uygulamaların geleneksel merkez bankacılığı uygulamalarından ne yönde ayrıldıklarına, hedefledikleri yeni sonuçlara ve bu sonuçlara ulaşıp ulaşmadıklarına dönük değerlendirmeler yaygın olarak görülmektedir. Yaygın olarak görülen bir diğer tartışma-kanı da miktarsal genişleme (quantitative easing) olarak adlandırılan politikaları güncel enflasyonist trendle ilişkilendirme eğilimidir. Ancak bu çalışmada soru değiştirilip miktarsal genişleme başta gelmek üzere piyasalara daha yüksek düzeyde likidite enjekte edilmesinin, sermaye birikiminin güncel biçimine gömülü olan sebepleri üzerine tartışılacaktır. Merkez bankacılığı kurumsal olarak dönüşürken esasında finansal ortamın ve ilişkilerin uzun tarihsel dönüşümü içerisinde bunu gerçekleştirmektedir. Bu bağlamda merkez bankalarının birçok krizli meydan okumaya sermaye birikiminin istikrarı açısından cevap üretmeye çalışmakta olan kurumlar olduğunu hatırlatmak gerekir. 1980’li yılların sonrasında merkez bankacıları neoliberal politika dönüşümleri ve beraberindeki (kimi yazarlarca finansallaşma olarak da referans verilen) finansal inovasyonların karmaşık uluslararasılaşması sürecinde müdahale kapasitelerini artıracak bir dönüşüme odaklanmışlardır. Daha açık olmak gerekirse burada itibari paranın ortaya çıkışı, onu destekleyen yapının geri çekilmesi ve zamanla bugünün uluslararasılaşan gölge bankacılığına evrilen finansal yapısındaki yeni konumunu merkeze alarak Fed’in bu yeni finansal mimarideki dönüşümüne odaklanılacaktır. Geçici olacağı düşünülen fakat artık neredeyse kalıcı bir politik araca dönüşen ve bu makalenin de esas odak noktasını oluşturan varlık alım programları bu gelişmelerin en önemlilerinden biri olarak karşımızda durmaktadır. Burada “doğru” politik araçların keşfinden ziyade parasal-finansal dinamiklerin değişen doğası ile merkez bankacılığındaki dönüşümü beraber ele almak temel hedef olacaktır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Automatic Classification of Defective Photovoltaic Module Cells Based on a Novel CNN-PCA-SVM Deep Hybrid Model in Electroluminescence Images
Imak, Andac
In today’s world, the rapid development of photovoltaic (PV) power plants has facilitated sustainable energy production. Maintenance and defect detection play crucial roles in ensuring the continuity of energy production. The manual inspection of electroluminescence (EL) images of PV modules requires significant human power and time investment. This study presents a method for the automatic fault detection of PV cells in EL images using hybrid deep features optimized with a principal component analysis (PCA) feature selection algorithm. A lightweight and high-performance model that combines the strengths of convolutional neural network (CNN) architectures was proposed. First, data augmentation techniques were employed owing to the imbalance between the defective and functional classes in the dataset containing EL images. In experimental studies conducted by integrating the PCA algorithm into MobileNetV2, DenseNet201, and InceptionV3 CNN models, accuracy, precision, recall, and F1-score values of 92.19%, 92%, 90%, and 91%, respectively, were achieved. When the results were analyzed, it was observed that the proposed method was effective in detecting faults in PV panel cells.
AtıfOpenAlex8TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024İklimlendirme Sistemlerinin (VRF-CHILLER KAZAN FCU) Seçimi ve Maliyet Analizi: Otel Örneği
Işık, Erdem; Bingöl, Abdullah
Mekanik sistemlerin tükettikleri enerjilerin, sistemlere bağlı yatırım maliyetlerinin ve işletme maliyetlerinin ekonomi üzerindeki etkisi tartışılmazdır. Özellikle Türkiye gibi enerji tüketimi yoğun olan ve iklim koşulları ülke genelinde sert olan ülkelerde yüksek maliyet kalemlerinden biri olan soğutma/ısıtma sistemlerine ayrılan maliyet önemli bir sorun olarak görülmektedir. Çözüme yönelik sistem seçimlerinde yatırım ve işletme maliyetleri öncelikli ölçüt olmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte çelik boruların, kazanların, chiller gruplarının ve vanaların yerini, paket halinde üretilmiş ve içerisinde soğutma çevrimini gerçekleştirerek ısı alan ve tersinir olarak çalışıp ısı veren VRF (değişken soğutucu akışkan akışı) sistemleri almıştır. Bu gelişme ekipmanları koruma altına almayı da kolaylaştırmıştır. Bu çalışmada Marmara bölgesinde yer alan 300 odalı bir otel esas alınarak, Kazan-Chiller-Fancoil sistemi ile VRF sistemi yatırım, yaz-kış işletme ve bakım maliyetleri ele alınarak kıyaslanmıştır. Sonuç olarak VRF sisteminin ilk yatırım maliyeti açısından yaklaşık olarak %16 daha dezavantajlıyken, yaz-kış işletme ve bakım maliyetleri ele alındığında yaklaşık olarak yıllık %14 daha avantajlıdır ve bu sayede bir yıl gibi kısa bir sürede yatırım maliyetini amorti ettiği hesaplanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Rüzgâr Enerji Santrali (RES) Yer Seçimi için BWM-CBS Tabanlı Bir Yaklaşım: Tunceli Örneği
Konurhan, Zekeriya; Başaran, Erkin
Günümüz dünyasında fosil yakıtların yerine alternatif bir enerji kaynak arayışı oldukça popüler bir yaklaşımdır. Güneş panelleri ve rüzgâr enerjisi santralleri gibi yenilenebilir enerji kaynakları fosil yakıtların alternatifleri arasındadır. Rüzgâr enerjisi santralleri hem denizde hem de karada olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde aktif olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de de RES’ler özellikle 2000’lerin başından itibaren kullanılmaya başlamıştır. Türkiye’deki RES’ler daha çok Ege ve Marmara Bölgesinde yer almaktadır. Çalışma alanı olan Tunceli’de ise herhangi bir RES bulunmamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı Tunceli için uygun RES alanlarını önermektir. Bu kapsamda Best-Worst yöntemi (BWM) CBS’ye entegre edilerek kullanılmıştır. BWM yöntemi ikili karşılaştırmaya dayanan Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemidir. Çalışmada BWM modeli kullanılarak “topografya”, “sosyo-ekonomik”, “teknik” ve “lokasyon” olmak üzere dört ana kriter altında 16 kriter belirlenmiştir. Her bir kriter farklı disiplinlerden uzmanlar tarafından anket olarak değerlendirilmiş ve uygun yer seçimi için kullanılmıştır. 16 kriter için ayrı ayrı haritalar oluşturulmuş, kriterlerin açıklamaları yapılmış ve bu haritalar sonuç haritasında kullanılmıştır. BWM modeli kullanılarak tespit edilen kriter ağırlıkları CBS’ye entegre edilerek Tunceli için uygun RES kurulum alanları belirlenmiştir. Buna göre, Tunceli’nin güneydoğusunda yer alan Pertek ve Mazgirt çevresi ile Pülümür’ün kuzeyi ve Çemişgezek’in çevresinde fiziki coğrafya açısından uygun şartları sağlayan bazı alanlar RES kurulumuna elverişlidir.
AtıfOpenAlex5TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Reclaim of Wrecked Bi-Te Based Materials In Peltier Modules In Thermopower Properties By Mechanical Milling
Yüzüak, Ercüment; Cetin, Mehmet; Yüzüak, Gizem Durak
We thoroughly evaluated the effects of various treatments on the structural and electrical properties of the two as-cast materials, “Sb-doping Bi-Te (p-type)” and “Se-doping Bi-Te (n-type)” which are frequently present in abandoned Peltier modules. To investigate the thermoelectric properties of Bi2Te3-based materials, waste alloys characterized by electrical conductivity using the hot-end method. Alloys were purified by performing arc melting on a water-cooled copper crucible in a vacuum of at least 10-3 mbar, with five times melting sessions to assure homogeneity. A single and long milling period of 144 hours is applied. After the compressing operation, the resulting discs with nanostructures were annealed for an hour at 600 K under vacuum conditions. The discs' structural properties were characterized using X-ray diffraction (XRD) and their surfaces and stoichiometries were determined using scanning electron microscopy with an energy dispersive feature. The Seebeck coefficient of the nanoparticle formed n-type Bi-Te based sample is -35.3 μV.K-1 and p-type Bi-Te based sample is 100 μV.K-1 (15% of mean error margin). It was found that a notable improvement was attained in comparison to the initial state with the addition of nanoparticles.
- MakaleAçık Erişim2023An integrated Bayesian Best-Worst Method and GIS-based approach for offshore wind power plant site selection: A case study in North Aegean and Marmara Sea (Türkiye)
Gul, Muhammet; Yucesan, Melih; Konurhan, Zekeriya
In today’s world, renewable energy sources are in great demand due to the negative ef- fects of fossil fuels on the environment. Wind power plants are an important renewable energy source alternative to fossil fuel consumption. Offshore wind farms established in coastal areas and seas are used effectively in many parts of the world. The wind power plants, especially in the Northwest region of Turkey and the Aegean coasts, constitute an important potential. This study selects suitable sites for offshore wind farms in the Marmara Sea and North Aegean Coasts of Turkey by integrating the Bayesian Best-Worst method (BWM) and GIS. Bayesian BWM improves the traditional BWM integrating the preferences of multiple experts. In the study, 17 sub-criteria were determined under four main criteria of “technical”, “socio-economic”, “environment,” and “location”. Ex- perts’ judgments through the filled enabled the criterion weights to be obtained. The criteria weights found using the Bayesian-BWM model were integrated into the GIS, and suitable locations for the offshore wind farm were determined. Accordingly, the study area off the coasts of Aliağa, Bozcaada, and Gökçeada on the North Aegean coast, and the part south of the Marmara Sea and the area around Kapıdağ Peninsula are sugges- ted as suitable areas for wind power plants.
AtıfOpenAlex7
İncele - MakaleAçık Erişim2022Çok Katmanlı Algılayıcı Algoritması, Korelasyon Tabanlı Özellik Seçme Yöntemi ve Eğri Uydurma Tekniği ile Türkiye’ de Toplam Elektrik Tüketiminin Tahmin Edilmesi
Akmaz, Düzgün
Elektrik tüketiminin tahmin edilmesi, güç sistemlerinin planlanması ve işletilmesinde önemli bir rol oynar. Bu yüzden bu çalışmada Çok Katmanlı Algılayıcı Algoritması (ÇKAA), Korelasyon Tabanlı Özellik Seçme Yöntemi (KTÖSY) ve Eğri Uydurma (EU) teknikleri ile Türkiye’ de toplam elektrik tüketimini tahmin eden bir model geliştirilmiştir. 2013-2018 yılları arası veriler ÇKAA, KTÖSY ve EU modelini oluşturmak için kullanılırken 2019-2020 yıllarındaki veriler ise modelin başarısını test etmek için kullanılmıştır. Yazılım sonuçları yöntemin geçmiş yıllardaki toplam elektrik tüketimini tahmin etmede başarılı olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda oluşturulan model ile 2024 yılına kadar Türkiye’ deki toplam elektrik tüketimi de tahmin edilmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022The effect of using phase change materials and examining the aspect ratio in an air-cooled system of a plate battery connected to a solar system
Akkurt, Nevzat
Lithium-ion batteries are widely used in the electronics industry to store electrical energy. One of the challenges with these batteries is that they heat up during operation, which can damage the battery. For this reason, this paper simulates the cooling process of a plate-type (BTP) lithium-ion battery pack. To control the temperature of the battery (T-B), a laminar air flow and a phase change material (PCM) are used. The PCM is placed in a heat sink around the battery. This evaluation is performed temporarily for four different dimensions of the PCM pack. The hot outlet of this system is used to provide the thermal energy required for a small residential building (THE) at a mild temperature. The BTP was also simulated using COMSOL. The results show that the use of larger heat sinks can increase the maximum (MAX) and average (AVE) temperature of the battery. The minimum T-B occurs at different times for the smaller PCM heat sinks. Also, when using a heatsink with a larger PCM volume, it takes longer for the PCM to fully solidify. A BTP with 5 or 50 battery cells can provide up to 3% or 30% of the THE required for the building.
- MakaleAçık Erişim2021Experimental Analysis of PV/T Collectors Assisted with PCM for Off-Grid Domestic Applications
Bayrak, Fatih; Oztop, Hakan; Bakır, Eda
An experimental study was carried out to examine the efficiency of solar energy in photovoltaic thermal collectors (PV/T) with energy storage. A photovoltaic thermal collector was used to generate both electrical energy and hot water. The effects of inclination angle of PV/T collectors on power, temperature, energy and exergy values were investigated. Also, effects of cellular shading are tested and discussed. PV/T was compared with the conventional PV/T collector by adding phase change material (PCM) for one of the collectors. In addition, the effect of different shading conditions (small, medium and large circle) on the power and hot water output of the PV/T collector at optimum slope angle were investigated. It is found that 7 ºC temperature differences are occurred in the hot water outlet between the PV/T collector and the PV/T-PCM collector. The highest energy efficiencies of PV/T-PCM collectors are obtained as 73.26%, 84.70% and 68.96% for slope angle 25º, 30º and 35º, respectively. The highest exergy efficiencies of shaded collectors are obtained as 11.92% for PV/T and 23.38% for PV/T-PCM.
AtıfOpenAlex4TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2021Temiz enerji sektörü, teknoloji sektörü ve ham petrol arasındaki yayılım ilişkisi
Ekinci, Ramazan; Gençyürek, Ahmet Galip
Küresel ısınmanın sonucu olarak ortaya çıkan iklim değişikliği yenilenebilir enerjiye diğer bir ifadeyle temiz enerjiye olan ilgiyi artırmıştır. Gelişen teknolojiyle birlikte verimliliğin artması ve maliyetlerin azalması sonucunda da yenilenebilir enerji tüketimi hızlanmıştır. Petrol piyasasının yenilenebilir enerjinin ikamesi olması, teknolojinin de yenilenebilir enerjinin önemli bir girdisi olması nedeniyle teoride yenilenebilir enerjinin her iki değişkenden etkilendiği düşünülmektedir. Yapılan çalışma ile teoride ileri sürülen bu görüş hem ortalamada hem de varyansta nedensellik ilişkisinin tespitine olanak sağlayan Hong (2001) yöntemiyle incelenmek istenmektedir. Temiz enerji sektörü, teknoloji sektörü ve petrol piyasası sırasıyla Willderhill Endeksi (ECO), ArcaTech Endeksi ve WTI tarafından temsil edilmektedir. 2004-2019 döneminin analiz edildiği çalışma sonucunda ortalamada temiz enerji sektöründen petrol piyasasına doğru, varyansta ise; petrol piyasasından temiz enerji sektörüne doğru Granger nedenselliğin olduğu tespit edilmiştir. Kappa-1 yöntemiyle belirlenen varyans kırılma tarihlerinin dikkate alınması sonrasında nedensellik ilişkilerinin varlığında herhangi bir değişim gözlemlenmemiştir. Elde edilen sonuçların araştırmacılara, politika yapıcılara ve yatırımcılara önemli bilgiler sunacağı düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2020Faults Caused by Cavitation in Hydraulic Power Plants and Solution Methods
Kahraman, Gökhan; Özdemir, Osman
Hydraulic energy is one of the richest and most useful renewable energy sources in the world. For this reason, hydraulic turbines must be operated at optimum efficiency levels against multiple transient situations such as starting and stopping that shorten their useful life and cause fatigue damages in order to generate energy continuously. Pressure variations occur due to flow irregularities in Francis turbines operating at non-optimal partial loads. If the sepressure variations coincide with the natural frequency of a hydraulic, mechanical or structural component, they create high vibrations due to resonance, causing the turbine to operate in an unbalanced (balanced) manner. In this study, the high vibrations of the Francis turbine were monitored with the help of a continuous (online) vibration monitoring system via the cavitation sensor mounted on the turbine adjustment blade and the cavitation vibration effects of the operation in the case of unbalance and the cavitation vibration effect after the imbalance was eliminated. Vibration caused by the cavitation phenomenon in different operating conditions of hydraulic turbines has been shown graphically. In the the graphic given in the last part of the article, it is seen that vibration magnitude is reduced from 2 mm s-1 to 0.5 mm s-1 after the bearing failure is eliminated. This is an important consequence for the hydraulic turbines to be operated in the safe cavitation zone to avoid high vibration levels.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2019Codas ve entropi yöntemleri ile yenilenebilir enerji kaynaklarının düzey 1 bölgelerine göre incelenmesi
Arsu, Talip; Aycin, Ejder
Dünya’daki enerji üretimi ağırlıklı olarak fosil kaynaklı yakıtlar kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Fakat fosil kaynaklı yakıtlar doğada sınırsız olarak bulunmamasının yanı sıra ekolojik doğal dengeyi de olumsuz yönde etkilemektedir. Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) ise fosil yakıtlardan elde edilen enerjiye göre hem ekolojik hem de ekonomik anlamda büyük kazanımlar sağlamaktadır. Bu kazanımların farkına varan ülkeler enerji politikalarında YEK’lere daha fazla önem vermektedir. Türkiye gibi YEK’lere elverişli kaynaklara sahip ve gelişmekte olan ülkeler yenilenebilir enerjinin geleceğinde söz sahibi olmaya adaydırlar. Bu açıdan Türkiye gibi ülkelerin YEK performanslarına göre değerlendirmek gelecek için yararlı bilgiler sağlayacaktır. Fakat bu değerlendirmeyi yaparken Türkiye’yi bir bütün olarak ele almak yerine birbirinden farklı YEK potansiyellerine sahip bölgeler olarak ele almak daha yerinde olacaktır. Bu noktadan hareketle çalışmanın amacı Türkiye’deki Düzey 1 bölgelerinin YEK performanslarına göre değerlendirilmesi olarak belirlenmiştir. Bu amaçla Düzey 1 bölgeleri Entropi ve CODAS yöntemleri bütünleşik olarak kullanılarak incelenmiştir. Entropi yöntemi ile elde edilen sonuçlara göre en önemli kriterler sırasıyla, güneş enerjisi kurulu gücü/toplam kurulu güç, rüzgar enerjisi kurulu güç ve güneş enerjisi kurulu güç kriterleri olarak belirlenmiştir. CODAS yöntemi sonuçlarına göre, sırasıyla TR5- Batı Anadolu, TR3- Ege ve TR7-Orta Anadolu bölgeleri ilk üç sırada yer alırken, TRA- Kuzeydoğu Anadolu, TR1- İstanbul ve TR4- Doğu Marmara bölgeleri son üç sırada yer almıştır.
AtıfTR Dizin15
İncele - MakaleAçık Erişim2019Metallographic Aspects Investigation of Penstock Materials in Hydroelectric Power Plants and Penstock Maintenance Methods
Taşgın, Yahya; Kahraman, Gökhan
Hydroelectric power plants are renewable energy sources and have little impact on the environment.Therefore, it is one of the most preferred energy sources in the world. In parallel with this situation, it isvery important that the hydroelectric power plants are maintained, their failures are prevented orpermanently removed. One of the most important parts of hydroelectric power plants is penstock pipes.Along with the snail part of the power plant, the penstock supplies the pressurized water to the turbinewheel for energy production. In the power plants that have been producing energy for many years, themaintenance and material properties of penstock are very important. In this study, one of the most importantequipment of hydroelectric power plants, pressurized water pipes (penstock) and chemical componentshave been examined in macro and micro structure and their maintenance is investigated. In themetallographic study on the samples taken from two different regions of the penstock pipe; the perliticstructure, which has a homogeneous distribution into the ferritic structure forming the matrix, is determinedand supported by analyzes. This study will help to ensure that all hydroelectric power plants operatesmoothly in terms of penstock.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2019Hidroelektirik santrallerde generatör stator sargı arızaları ve çözüm yöntemleri
Taşgın, Yahya; Kahraman, Gökhan
Hidroelektrik santraller ile elektrik üretimi, dünyada toplam elektrik üretimine küçümsenmeyecek bir oranda katkıda bulunmaktadır. Hidroelektrik santralleri ile enerji üretimi için uygun coğrafi koşulların sağlanması gerekmektedir. Günümüz koşullarında kullanılabilir hidroelektrik kapasitenin büyük bir bölümü hali hazırda kullanılmaktadır. Türkiye hidrolik enerji bakımından dünyadaki birçok ülkeye göre avantajlı durumdadır. Özellikle Güney ve Doğu Anadolu bölgelerimizde hidroelektrik santraller sayesinde üretilen elektrik enerjisi küçümsenemez. Kurulması planlanan veya inşaatı süren birçok hidroelektrik santralleri, Türkiye'nin geleceğine damga vuracaktır. Hidroelektrik santralleri, diğer enerji üretim yöntemlerine göre doğaya en az düzeyde zarar verdikleri için temiz enerjikaynakları arasında değerlendirmek gerekir. Hidroelektrik santraller yenilenebilir bir enerji kaynağı olması ve enterkonnekte sistemin güvenliğinin sigortası olması açısından her zaman üretime hazır olmaları önemlidir. Hidroelektrik santrallerde arıza kaynaklı duruş sürelerini azaltmak için birçok ölçüm sistemleri, uzaktan izleme sistemleri geliştirilmiştir. Bu santrallerde en önemli ve giderilmesi uzun zaman alan arızalardan biride generatör stator sargı arızalarıdır. Bu çalışmada stator sargı arızalarının sebepleri, giderilme yöntemleri ve bu tip arızaları engellemek için yapılması gerekenler incelenmiştir. Bir hidroelektrik santralinde stator arızası örneği verilmiş arızanın oluşumu, tespiti, yapılan elektriksel testler,onarımı detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Yapılan onarımın sonucunda sargı sıcaklıkları izlenmiş ve herhangi bir sorunun olmadığı görülmüştür. Hidroelektrik santrallerde işletme ve bakım şartlarında belirlenen önlemlerin alınması stator sargılarından kaynaklanan arızaları engelleyeceği gibi santralin elektrik arz güvenliğini en üst düzeyde tutacaktır. Ayrıca arızadan kaynaklanan işçilik vemalzeme maliyetlerini düşürecektir.
AtıfTR Dizin1
İncele







