Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2025Private Pain, Public Ruin: Corporeal Allegories of South African Apartheid in Age of Iron
Hotaman, İncihan
J. M. Coetzee’s Age of Iron presents a profound exploration of the interplay between private experience and public reality within apartheid-era South Africa. This paper argues that the novel situates Mrs. Elizabeth Curren’s personal suffering, her terminal illness, and her moral awakening as a microcosm of the broader social, political, and ethical collapse of the nation. Through the epistolary form, Coetzee provides a lens into Mrs. Curren’s growing awareness of the violent oppression endured by Black South Africans, highlighting the intersections of complicity, guilt, and the consequences of historical injustice. The novel’s meticulous depiction of her deteriorating body, her decaying home, and her limited interactions with figures such as Florence serves as an allegorical reflection of South Africa’s fragmented society and failing apartheid state. Mrs. Curren’s cancer functions as both a personal and cultural symbol, embodying the cumulative effects of shame and moral repression, while her experiences in the township of Guguletu reveal the stark contrast between mediated images of reality and lived oppression. By analyzing the novel’s layering of personal illness, ethical reflection, and socio-political critique, this paper demonstrates how Coetzee transforms large-scale historical violence into intimate, embodied experience. Ultimately, Age of Iron illuminates the inextricable connection between individual conscience and collective responsibility, illustrating how witnessing oppression entails both suffering and moral reckoning. The novel’s conclusion, which signals the emergence of a new identity rather than simply marking death, underscores the potential for ethical and personal renewal even amidst systemic collapse.
- MakaleAçık Erişim2025Neo-orientalism in reverse: the voice of the “other” in mohsin hamid’s the reluctant fundamentalist
Hotaman, İncihan
This article offers a postcolonial and narratological analysis of Mohsin Hamid’s The Reluctant Fundamentalist, arguing that the novel actively reverses Neo-Orientalist discourse through its narrative structure and use of focalization. Situating the text within post-9/11 cultural and political contexts, the study examines how dominant Western media and literary narratives have constructed Muslim identity through binaries of threat, irrationality, and otherness. Against this background, the article demonstrates how Hamid reclaims narrative authority by centering a Muslim protagonist who speaks in his own voice and controls the terms of representation. Drawing on postcolonial theory and narratology, particularly Gérard Genette’s concept of focalization and its later revisions, the paper argues that the novel’s monologic form and first-person narration transform the Muslim subject from an object of the Western gaze into an active focalizer. By rendering the Western listener silent and epistemologically subordinate, the novel destabilizes conventional subject–object hierarchies that underpin Neo-Orientalist representation. Ultimately, the article contends that The Reluctant Fundamentalist functions not only as a thematic critique of post-9/11 Islamophobia but also as a formal intervention that reconfigures narrative power and challenges hegemonic modes of seeing, knowing, and speaking about the Muslim “Other.”.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Üç Farklı Biyografide Bediüzzamanı Aramak ve Anlamaya Çalışmak
Ors, Orhan
Çalışmada “Bediüzzaman” yani “zamanının en beğenileni” veya “harikası” olarak zihinlere kodlanan ve farklı dönemlerde farklı isimler kullanmayı tercih eden Said-i Kürdi/Said-i Nursi üzerine yazılmış biyografiler temel alınarak farklı bir okuma yapılmaya çalışılacaktır. Ancak konuyla ilgili birçok biyografinin yazılmış olması ve bunların çoğunun “Ortodoks Nurculuğun” çizdiği çerçevede Bediüzzaman’ı ele alması çalışmanın daha “özgün” olduğu düşünülen Emrah Cilasun’un “Bediüzzaman Efsanesi”, Fırat Aydınkaya’nın “Bediüzzaman’ın Hançeri” ile Muhyiddin Zınar’ın “Said: Kürtlüğün Kayıp Risalesi” adlı üç kitabın baz alınarak hazırlanmasını salık vermiştir. Abdülkadir Badıllı, Ahmet Akgündüz ve Necmettin Şahiner gibi “Nurculuk” ekolünden gelenler tarafından hazırlanan Said-i Nursi biyografilerinin “belli bazı hassasiyetler gözetilerek” yazılmış olmaları, eleştirel olmak yerine her olay ve olguyu söz konusu hassasiyete uygun bir bağlam içinde ve zaman zamanda çarpıtarak değerlendirmeleri, eleştirel aklı işlevsel kılarak mevzuları analiz etmekten ziyade sürekli bir savunma pozisyonunda bulunmaları bu noktada seçici olmayı gerekli kılmıştır ki zaten Carr da tarihçilerin zorunlu olarak seçmeci olduklarını dile getirmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Birleşik Krallık’ta Alevi Mekanları: Görünüyorum, Öyleyse Varım!
Çobanoğlu, Yavuz
Kültürel kimliklerin damga vurduğu bir çağın içerisindeyiz. Siyasal alan neredeyse tamamen kimlik politikalarının egemenliğine geçmiş görünüyor. Kültür ile ona ait kimliklerin insan etkinliklerinin en önemli unsuru hâline geldiği bu dönemde artık tüm talepler de kimlikler aracılığıyla sunuluyor. Kültürel kimlikler aidiyetlerle de yakın ilişki içerisinde ve bir topluluğa “ait olma” duygusunu destekliyor. Bununla birlikte görünür olmanın da fazlasıyla kıymetli olduğu bu çağda, bir aidiyet bağı ile kurulan kimliksel köprü kendisini bir takım semboller üzerinden ifade ediyor. Semboller (/sembolizm) artık, topluluğun ötekilere karşı varlığının bir ispatı biçiminde ortaya çıkıyor. Keza bu olgu, anayurttan herhangi bir sebeple göç etmiş kültürel toplulukları da kapsamaktadır. Nitekim bir yıl süren bir saha araştırmasına dayanan bu makalenin amacı da İngiltere’deki Alevi topluluğunun kimlik, aidiyet ve sembolizmler etrafında kurduğu bazı ilişkileri anlamlandırmak olacaktır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2019Richard Leonhard’ın “Galatya’da Kızılbaşlar” Başlıklı Gözlem-Değerlendirmelerinin Analizi ve Osmanlıca Transkripsiyonu
Çakmak, Yalçın
Kızılbaş/Alevîler, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Anadolu’daki Batılı misyoner, gezgin, bilim insanı ve resmî görevlilerin ilgisini çekti. Bu ilgi sonucu kaleme aldıkları inceleme ve değerlendirmelerinde ise söz konusu topluluklar hakkında detaylı bir yazın ortaya koydular. Oluşturulan bu yazının içeriği ise daha çok doğrudan gözlemler ve birbirlerine atıfla meydana getirdikleri zengin bir referans sistemine sahipti. Süleymaniye Kütüphanesi Yazma Eser Kütüphanesi’nde bulunan “Galatya’da Kızılbaşlar” başlıklı Osmanlıca el yazması da bu çalışmalardandır. Bu bakımdan ilk etapta, günümüze değin araştırmacıların dikkatini çekmeyen ve yazarı belirtilmeyen mezkûr el yazmasının muhteva itibarıyla Batılı bir kalemden çıktığı anlaşılmaktadır. Gerçekleştirilen incelemelerle birlikte yazmanın, Alman coğrafyacı Richard Leonhard’ın 1910’lerin başında Anadolu’da düzenlediği gezileri sonucu 1915 yılında kaleme aldığı Paphlagonia: Reisen und Forschungen im Nördlichen Kleinasienbaşlıklı kitabından istinsâh edilen “Ethnographische Beobachtungen” başlıklı bölümün “Die Kyzylbasches in Galatien” başlıklı alt kısmına ait olduğu tespit edildi. Çalışmanın, diğer Batılı kaynaklarla örtüşen ve onlardan beslendiği hususlarının olmasıyla beraber doğrudan Kızılbaş/Alevîler içerisindeki gözlemlere dayanıyor olması ona özgün bir karakter kazandırmaktadır. Bu ayrıcalıklı özelliğinden ötürü de incelenmeye değerdir. Bu makalede öncelikle Leonhard’ın adı geçen çalışmasının Almanca ve Osmanlıca metinleri arasında mukayese yapılarak teknik ve muhteva analizine girişilmiş, akabindeyse metnin Osmanlıca çevirisi olduğu gibi okurunun bilgisine sunulmuştur.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2018Myanmar’s rohingya muslims policy: a historical and juridical analysis
Gökcan, Özkan; Dalar, Mehmet
On May 29, 2012, the violence following the allegations that a Buddhist woman was raped by three Rohingya Muslims in Rakhine (Arakan) province put the Rohingya people on the agenda of the international public. The transformation of attacks by state and state-sponsored activists against Rohingya people into ethnic cleansing operations has brought with it a great tragedy of humanity. With operations, thousands of Rohingya people lost their lives for nearly six years, leaving hundreds of thousands of homes to shelter in neighboring countries.Rohingya people came to the world agenda with these events. But it is possible to say there are historical background of the living. Because Rohingya people are the minority group that has been subjected to the most discrimination and violence since the establishment of the modern Myanmar state. Despite the fact that violence and discrimination have attracted more international public reaction in recent years, the Myanmar government continues to ignore and destroy the Rohingya people. This situation has made it an important requirement that the Rohingya tragedy be evaluated in international legal dimension. In this context, firstly Rohingya politics of Myanmar will be discussed and then how the event will be evaluated in the context of international law.From this point of view, in this study, firstly Rohingya politics of Myanmar will be discussed and then how the event will be evaluated in the context of international law.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2018Academic Freedom in Turkey: TSSA Congresses and Talking on Disadvantaged Groups
Çoban Keneş, Hatice
Academic milieus such as symposia, congresses and conferences may be analyzed as places where the traces of academic freedom can be tracked. Such an analysis can be carried out through determination of whether the proceedings of these events include studies on disadvantaged groups that focus on class-based, ethnic, religious and sexual discrimination by moving beyond the hegemonic discourse and the dominant paradigm. Within this scope, the current study has two main areas of focus: the first is an analysis of whether and in what context the problems faced by the disadvantaged groups have been discussed in the Turkish Social Sciences Association’s (TSSA) biannual congresses held during the rule of the Justice and Development Party (JDP); and the second is an evaluation of academics that offer a critical perspective on "sensitive" issues. To this end, the current paper, starting from the TSSA congress held in 2001 - a year before the JDP seized power- and including the congresses held in 2003 and 2005, offers a general evaluation of the congresses. In the second part, the paper addresses the congresses held in 2009, 2011, 2013 and 2015, which can be defined as a more liberal period of the JDP rule, coinciding with efforts towards a peaceful resolution to Armenian, Alawite and Kurdish questions. Finally, the paper offers an analysis of the last congress held in 2017 under the state of emergency that saw replacement of a liberal outlook of the government with straightforward pressure on dissent. A total of six congresses have therefore been analyzed with regard to the program content, the proceedings, and ways of handling the issues that relate to Kurds, Armenians, Alawites, women and children.
- MakaleYalnız künye2018Semantıc dımensıons of the relıgıous symbols carrıed by people ın the alevı communıty (tunceli case)
Yildirim, Erdal
The history of symbols is as old as the history of mankind. From the beginning of the history of humanity to the present day, the abstract things that fall within the field of thought and belief are expressed by symbols. In particular, the expression of religious belief and forms of understanding about religious rituals are often expressed by a number of symbols. In a sense, individuals make the communication with the sacred beings through their symbols in their daily lives. The interpretation of religious symbols is not independent of belief and thought. Each society forms its intellectual codes in line with the heritage of its historical and geographical course. This article deals with the religious symbols that people in the Alevi community carry on their bodies, or what they mean to them. In other words, it is tried to explain the meaning of religious symbols for Alevi individuals and how these meanings are found in the individuals and how they effect the shaping of religious identities. In this context, the province of Tunceli was chosen as a sample, and Alevi individuals who had tattoos on the visible parts of their body were identified by simple random sampling and in-depth interviews were conducted with them.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2014Yeni ırkçılığın bileşeni olarak cinsiyetçilik: ırkçılığın cinsiyetçilikle eklemlenmesi
Çoban Keneş, Hatice
Irkçılık ve cinsiyetçilik üzerine yapılan tartışmaların farklı bir boyuta sıçramasıyla ilişkili olarak ırkçılığı ve cinsiyetçiliği aynı yapısal koşullardan doğan, birbirini besleyen ideolojiler olarak ele alan bu çalışmada daha çok dilde temellenen, söylemler aracılığıyla dolaşıma giren ve pek çok ayrımcı ideolojiyi birbirine eklemleyerek dolaylı- örtük bir şekilde üretilen yeni ırkçılığa ve yeni ırkçı söylemlerin temel bileşenlerinden biri olarak cinsiyetçiliğe odaklanılmıştır. Yeni ırkçılık ve cinsiyetçilik arasındaki ilişki üzerine var olan bilgilerin ışığında farklı ayrımcı ideolojilerin toplumsal cinsiyet üzerinden eklemlenerek kurduğu yeni ırkçı söylemler derinlemesine görüşmelerden elde edilen ifadeler aracılığıyla analiz edilmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2011"Mağdur" milliyetçilik kürt siyasetinin "demokratik" zaafiyeti ve ulus açmazı
Özcan, Ali Kemal
Ulus-devletin kendisiyle birlikte insanlığa bulaştırdığı "milliyetçilik" (nationalism), akademik tartışmaların en karmaşık konularının başında gelir denebilir. Bu konuda kavramsal bir "anarşi"1 veya bir "terminolojik kaos"2 süregelmektedir. Türkiye 'de ise bu biraz daha daraltılmış, aynı zamanda yavan bir hal almıştır: neredeyse tamamen "vatanseverlik" kavramı yerine kullanılmaktadır. Hâlbuki halk dilinde kendi etnisitesini ve yerel değerlerini sevmeye refere eden ve akademik terminolojiye de sorunsuz oturabilecek yeterli kelime/kavram mevcuttur. Örneğin vatanseverlik, vatanperverlik, yurtseverlik veya milletseverlik, halkseverlik gibi. İngilizce ve birçok diğer Avrupa dillerinde de bu anlamda "patriotism " veya Latince patrie köklü benzer kavramlar vardır. Bu çalışma, birbirine çok yönlü olarak karıştırılmış olan milliyetçilik ile vatanseverlik kavramlarını ayrıştırmanın zemini üzerinde, Kürt milliyetçiliğinin "ulus" açmazını ve "demokratik" olma kompleksini açmaya çalışarak, Türkiye 'nin son otuz yılının temel sorunu olan Kürt meselesinin aslında Türkiye 'nin bir fırsatı olabileceğini tartışmaktadır.
AtıfTR Dizin1
İncele


