Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Cross-dressing in contemporary british feminist theatre
Şentürk, Gamze
Sex and gender are two concepts that are often unconsciously used interchangeably, but they have distinct meanings. They are crucial in understanding the gender hierarchy or the distinction between man and woman created by the patriarchal order. While sex refers to a biological difference or an innate existence based on signs such as chromosomes and genitals, gender is a socio-cultural identity subsequently acquired through social interaction. While the biology-oriented approach reduces femininity and masculinity to the body based on an essentialist approach, the socio-culturally oriented approach underlines that femininity and masculinity are culturally constructed, fluid, and changeable. The gender roles assigned to man and woman in patriarchal society bring along certain expectations based on their sexes and their society’s values and beliefs about gender. The fact that both woman and man are expected to wear appropriate dress for their gender roles is the reflection of this expectation. When a man wears clothing traditionally associated with women or when a woman wears clothing traditionally associated with men, they might face ridicule or criticism because these clothing choices challenge established gender norms, and because the clothes are reminders of roles or symbols that favour social roles. Contrary to this, cross-dressing is described as an act of wearing clothes and accessories that belong to the opposite sex, and it is possible to see its examples as a deconstructive strategy in contemporary British feminist theatre. This article aims at discussing the functions of cross-dressing as a body memory in contemporary British feminist theatre over selected plays such as Caryl Churchill’s plays Cloud Nine (1979) and Top Girls (1982), Timberlake Wertenbaker’s New Anatomies (1984), and Moira Buffini’s Silence (1999).
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Osmanlı Devleti’nde Modern Şirketlerin İnşa ve Gelişim Süreçlerine Matbuatın Katkısı: Osmanlı Ziraat ve Ticaret Gazetesi Örneği
Alp, Ruhat
19. yüzyıldan itibaren Osmanlı kamuoyunun bir parçası haline gelen matbuat, Osmanlıların moderniteye uyum sağlama girişimlerinin önemli bir öğesi olmuştur. Osmanlı’da matbuat, güncel teorik, pratik, akademik ve teknik bilgilerin topluma aktarılmasında büyük bir misyon üstlenmiştir. Matbuatın da katkılarıyla iktisat, bazı Osmanlı iktisatçı, gazeteci ve aydınları tarafından kuramsal ve kavramsal bir çerçevede bilimsel bir disiplin olarak ele alınmıştır. Bu durum, 1907’den 1913 senesinin sonuna kadar yayın hayatını sürdüren Osmanlı Ziraat ve Ticaret Gazetesi’nin içeriğinden dahi somut bir şekilde anlaşılmaktadır. Gazetede Osmanlı ekonomisini çağdaş standartlara ulaştırmak, tarım, ticaret ve sanayi sektörlerini geliştirmek, modern ve aktüel iktisadi yaklaşım, yöntem ve teknikleri kamuoyuna aktarmak amacıyla yüzlerce yazı ve makale yayınlanmıştır. Bu bakımdan gazete, iktisat alanında adeta modern bir okul misyonu üstlenmiştir. 1907 yılından itibaren gazete kadroları tarafından modern kapitalist üretim ilişkilerinde çok önemli bir olgu olan “şirket/şirketleşme meselesi” de her yönden ele alınmıştır. Yazılarda, şirket ve şirketleşme kavram ve süreçleri, şirketlerin türleri, faydaları, önemi gibi hususların yanında şirketleşme sürecini sağlayacak kuramsal, pratik, teknik ve ilmi veriler de kamuoyuna aktarılmıştır. Bu bağlamda bu makale, Osmanlı Ziraat ve Ticaret Gazetesi örneği üzerinden Osmanlı sanayileşme sürecinin temel unsur, parametre ve yapıtaşlarından olan şirketlerin ortaya çıkış ve gelişim süreçlerinde matbuatın katkısını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Makalede bu amaç doğrultusunda, genel hatlarıyla şirketlerin ve şirketleşme faaliyetlerinin tarihsel gelişim süreçlerinden bahsedilecek, Osmanlı matbuatının genel durumuna değinilecek, Osmanlı Ziraat ve Ticaret Gazetesi’nin ortaya çıkışı, hedefleri ve yayın ilke ve politikaları üzerinde durulacak ve gazete’de şirketler ve şirketleşme süreci hakkında yer alan on iki (12) adet yazının içeriği, kronolojik bir temelde aktarılmaya çalışılacaktır. Bu yazılar, Osmanlı şirketleşme hareketinin kavramsal çerçevesinin ne şekilde oluşturulduğunun anlaşılması, matbuatın meseleye olan katkısının ortaya konulması veya Meşrutiyet’in yeniden ilanı akabinde yaşanan şirketleşme furyasının başlamasında etkili olan bilgi birikimin ifşası bakımlarından Osmanlı iktisat ve matbuat tarihinde büyük önem arz etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2019Dostlar ve Hizipler Üzerine: Shakespeare’in Tarih Oyunları
Öğütcü, Murat
Geç Elizabeth Dönemi’nde hizipçilik, özellikle erkekler arası dostluk kavramını karmaşık hale getirmiştir. Kraliyet hazinesinin azalması, hazine gelirlerinin dağıtımındaki gelişigüzellik ve tabandan gelen baskılar, hami ve himaye altında olanlar ile dostlar arasındaki sağlıklı ilişkileri daha da sorunsallaştırmıştır. Yatay ve dikey toplumsal ilişkiler, teatral üsluplarla yürütülürdü; belli bir toplumsal rolü icra edip, kendine ait gerçek düşünceleri olabildiğince mahrem bırakarak. Hile ve takiye, özellikle itibarı hedef alan hizipçiliğin sözlü ve sözsüz araçlarına karşı hayatta kalabilmek için gereklilerdi. Fakat bu, gerçekliğin ve toplumsal davranışların algısını sorunsallaştırmaktaydı. Dostluk, dürüstlükle ilgili olmalıydı. Ancak bu dürüstlük, öz ve biçim arasında ayırt edilebilir bir çizgisi olmayan Geç Elizabeth Dönemi teatral davranışların genel yapısında mevcut değildi. Bundan dolayı basılı ve basılı olmayan nasihatnameler, dostların davranışlarını iyice çözümlemek ve bunları kendi çıkarları için kullanmak için insanları teşvik ediyorlardı. Destek ve nasihat verebilecek dostların seçiminde dikkatli olunmalıydı. Ayrıca iki taraflı oynayanları ve dalkavukları geri çevirirken de dikkatli olunmalıydı. Söylemle eylemi birleştirmedeki sorunlar, ittifaklar arası geçişlere, iki taraflı oynamalara ve nasihat ile dalkavukluğu ayırt edememeye yol açıyordu. Shakespeare’in Elizabeth Dönemi tarih oyunlarında, vakayınamelerde bulunabilen Kral John dönemi, Yüzyıl Savaşları ve Güller Savaşı birbiriyle çatışan ve Elizabeth Dönemi’nin olgularına uyarlanan dostluk kavramları sunmuşlardır. Gerek izlenen gerekse okunan bu oyunlar, dostluğun özden çok biçimsel bir eylem olduğu algısını pekiştirmişlerdir. Bundan dolayı bu çalışma Geç Elizabeth Dönemi’ndeki dostluk kavramlarını inceleyip, hizipçiliğin bu kavramları nasıl sorunsallaştırdığını örneklendirecektir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2019İki ulusun hikayesi: chaucer, henryson, shakespeare, troilus ve criseyde
Öğütcü, Murat
14. yüzyılın sonlarından 17. yüzyılın başlarına kadar, Troilus ve Criseyde konusu hem İngiltere hem de İskoçya’da benzer ama birbirinden farklı olarak ele alınmıştı. Chaucer’ın Troilus ve Criseyde (1385 civarı) adlı eserinde dünyevi ve ilahi aşkın çatışması tartışmalı biçimde tasvir edilmektedir. Henryson’ın Cresseid’in İfadesi (1480 civarı) adlı eseri ise Chaucer’dan kendisine intikal eden boşlukları doldurmak için bir İskoç veya daha doğrusu bir Katolik bakış açısıyla cevap verdiği ve fikrini beyan ettiği görülmektedir. Ancak, İngiltere ve İskoçya ilişkilerinde yeni bir dönemeç Truva konusunun sahneye taşınmasıyla görülecektir. Shakespeare’in Troilus ve Cressida (1602 civarı) adlı eseri Chaucer ve Henryson’un yorumlarını birleştirmektedir. Chaucer’ı kullanarak sadece İngiliz geleneğini devam ettirdiği düşünülse de, Henryson’u kullanarak bu gelenekten uzaklaştığı ve I. Elizabeth tarafından yönetilip İskoçya Kralı VI. James’in İngiliz tahtının en güçlü varislerinden olduğu bir dönemde İskoç geleneğini benimsediği görülmektedir. Böylece eser sayesinde iki ülke edebi anlamda birleşmektedir, ki bu birleşme siyasi olarak İngiltere Kralı I. James sayesinde de gerçekleşecektir. Böylece, Troilus ve Criseyde konusu İskoç-İngiliz ilişkilerini ve karşılıklı edebi etkileşimleri aydınlatmaktadır. Bundan dolayı bu makalenin amacı Chaucer, Henryson ve Shakespeare’in Troilus ve Criseyde konusunu ele alışlarını karşılaştırmaktır.

