Yazarlar
- Serap Sabancı(2)
- Çağdaş Güneş(2)
- Abdulhamit Han Çelik(1)
- Abdullah Genç(1)
- Abdullah Tekçe(1)
- Abdullatif Akçakaya(1)
- Abdurrahim Taş(1)
- Adem Soysal(1)
- Adnan Karadağ(1)
- Adnan Keçe(1)
- Adıgüzel Güllükopar(1)
- Ahmet Bedrettin Alişer(1)
- Ahmet Emin Gençaban(1)
- Ahmet Kemal Geyik(1)
- Ahmet Koçyiğit(1)
- Ahmet Onur Taşdemir(1)
- Ahmet Serdar Kılıç(1)
- Ahmet Sesli(1)
- Ahmet Turan Gümüşbaş(1)
- Alaattin Uras(1)
- Alev Akgül(1)
- Ali Atlı(1)
- Ali Bal(1)
- Ali Bozkaya(1)
- Ali Eren Demir(1)
- Ali Gökkoruk(1)
- Ali Güzelçiçek(1)
- Ali Keçeci(1)
- Ali Sarıgül(1)
- Ali Ziver Bilge(1)
- Alişir Çakmaz(1)
- Alperen Kalkan(1)
- Anıl Polat(1)
- Anıl Sözen(1)
- Arzu Açar(1)
- Arzu Dağlı(1)
- Arzu Doğan(1)
- Aslı Eymir(1)
- Aslıhan Arslan(1)
- Aslıhan Keskin(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022COVİD 19 pandemi döneminde öğretmenlerin teknostres düzeylerinin belirlemesi
Yasemin Kızıltoprak
Son yıllarda insanların anlamlandırmakta bile zorlandığı çok hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Endüstri 4.0 ve toplum 5.0 olarak adlandırılan teknolojide ve toplumsal hayatta yaşanılan bu hızlı değişimi içinde bulunduğumuz Covid 19 pandemisi sürecinde daha da artmıştır. Sürekli değişen, gelişen teknoloji karşında çalışanlar öğrenmede ve uyum sağlamada zorluklar yaşamaktadır. Değişen teknolojiyi öğrenmeye çalışırken çalışanlar kendilerini yetersiz hissetmekte, bir bilgi açığı içinde olduklarını düşünerek rakip olarak gördükleri meslektaşları karşısında kendilerini bilgisiz ve tecrübesiz hissedebilmektedirler. Hatta bu durum örgütsel olarak da yaşanılabilmektedir. Teknolojinin devamlı değişmesi ve gelişmesi nedeniyle çalışanlar örgütte kullandıkları teknolojileri yeniden öğrenmek, güncel tutmak için sürekli öğrenmeye çaba harcadıklarında, gereğinden fazla yüksek performans kaygısı oluştuğunda büyük bir baskı ve gerginlik yaşamaya başlarlar. Bu durum çalışanlarda teknostres adını verilen bir tür strese yol açmaktadır. Bilişim teknolojilerinin çalışanlar üzerindeki etkilerinden belki de en önemlisi; yeni teknolojilere uyum sağlayamamaktan kaynaklanan bir uyum sorunu veya hastalığı şeklinde tanımlanan teknostrestir. 2000'lerin başından bu yana dijitalleşmeye başlayan eğitim sistemi pandemi sürecinde zorunlu olarak daha da fazla bilişim teknolojilerini kullanmak zorunda kalmıştır. Yeni teknolojik değişim öğretmenlerin alışık olduğu geleneksel öğrenme metotlarında büyük değişimlere yol açmış ve zorunlu uzaktan eğitim için farklı teknolojik donanımları, yazılımları ve uygulamaları kullanmayı zorunlu hale getirmiştir. Teknoloji öğretmenler üzerinde Pandemi sürecinde eskisinden çok daha fazla stres yaratarak, öğretmenlerin teknostres yaşamalarına yol açmıştır. Eğitimin çıktısının öğrenci yani gelecek nesiller olduğunu düşündüğümüzde eğitimi bu denli çok etkileyen teknostresin öğretmenler üzerindeki etkisinin ayrıntılı olarak ele alınması, neden ve sonuçlarının ortaya konulması ve çözüm önerileri sunulması oldukça önemlidir. Okul yöneticilerinin ve eğitim uzmanlarının bu konuya ilgilerini uyandırmak, konuya dair bir farkındalık oluşturarak çözüm bulma noktasında katkıda bulunmanın amaçlandığı bu çalışmada öğretmenlerin teknostres düzeyleri belirlenmeye ve öğretmenlerin demografik özellikleri teknostres düzeyleri arasındaki ilişki incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda 324 öğretmenden anket yöntemiyle elde edilen veriler paket istatistik programı ile analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda Tunceli ili merkezindeki okullarda görev yapan öğretmenlerin, Covid 19 döneminde teknostres algılarının "orta düzeyde" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin cinsiyetleri, medeni durumları, eğitim düzeyleri, mesleki kıdemleri açısından ele alındığında teknostres algılarında farklılık olmadığı görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin yaşları, branşları ve pandemi döneminde bilişim teknolojileri ile ilgili eğitim alıp almadıkları açısından ele alındığında ise teknostres algılarında bazı farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir. Teknostresi azaltabilmek ve yönetebilmek için bireysel ve örgütsel bir takım öneriler sunulmuş ve konuya özellikle yetkililerin dikkatinin çekilmesine ve farkındalık oluşturulmasına çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Faizsiz finans muhasebe standartlarının mali müşavirler üzerindeki algısının değerlendirilmesi: TRB 1 bölgesine yönelik bir araştırma
Burcu Karlıdağ
Yakın zamanda özellikle İslam Hukukuna uygun yönetimlerin olduğu ülkelerde Faizsiz Finans Muhasebe işlemleri geliştirilmiştir. Bu standartlar uygulama aşamasında normal finans ve muhasebe sisteminin dışına çıkarak yeni bir uygulama sunmaktadır. Ancak bu yeni sistem uygulama aşamasında tüm ülkelerde uygulanması önerilen Uluslararası Muhasebe Standartları ile bazı yönleri ile ayrışmaktadır. Bu durum Uluslararası Muhasebe Standartları ile uyumlaştırma sürecinin başlamasına sebep olmuştur. Böylece Faizsiz Muhasebe Standartları geliştirilmiştir. Çalışmamız bu noktada önem kazanmaktadır. Çalışmamızın amacı; Faizsiz Muhasebe Standartları ile Uluslararası Muhasebe Standartlarının karşılaştırmasını yaparak Mali Müşavirlerin bu standartları tanıma noktasında algısını ölçmek ve çözüm önerileri getirmektir. Türkiye'de faaliyet gösteren katılım bankaları bu standartları uygulamakta daha fazla ön plana çıkmaktadır. Özellikle İslami Finansal Kuruluşlar Muhasebe ve Denetim Organizasyonu Kurumu (AAOIFI = Accounting and Auditing Organization of Islamic Financial Institutions) muhasebe standartları, Uluslararası Muhasebe Standartları Kurumu'nun (IASB = International Accounting Standards Board) hem Faizsiz Bankacılık Standartları hem de Uluslararası Muhasebe Standartlarının uyumlaştırılması için çabalar sarf etmiştir. Çalışmamızda önceden hazırlanmış anket soruları ile İslami ilkelere uygun olarak hazırlanmış olan Faizsiz Finans Muhasebe Standartlarının TRB1 Bölgesinde (Malatya, Elâzığ, Bingöl ve Tunceli) faaliyet gösteren S.M.M.M. ve Y.M.M.'lerin Faizsiz Finans Muhasebe Standartları üzerindeki algısını değerlendirip var olan bilgilerin korunması, güncel tutulabilmesi için eksiklerin tespitini yapıp bu eksiklerin giderilmesine katkı sağlayacak bilgilere ulaşmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın Muhasebe literatürüne, finans literatürüne ve muhasebe eğitimlerine katkı sunacağı umut edilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Banka sektöründe pazarlama karması ve pazarlama stratejileri uygulamaları: Tunceli ili örneği
Dilşah Mak
Bankacılık hizmetleri tarihsel süreci boyunca tüm devletler için ekonomik ve sosyal gündemi belirleyen ana unsurların başında gelmektedir. Bankacılık hizmetleri toplumun kazançlarının güvende tutabilecekleri ve ihtiyaç halinde anında ulaşabilecekleri en güvenli limandır. Gelişen bilgi ve teknoloji ile finansal kuruluşlar arasında rekabet ortamı artmış ve müşterileri kazanmak için bankalar günümüzde rekabet koşullarının inanılmaz derecede hızlı ve değişken olması ile müşterilere yeni pazarlama yaklaşımları geliştirmelerine ihtiyaç duyulmuştur. Toplumlar daha önce mevduatlarını güvende tutabilmek adına aracı olarak bankacılık hizmetlerinden yararlanmaktaydı. Bankacılık hizmetlerinde rekabet ortamı olmadığı için müşterilerin banka tercihleri çok kısıtlıydı. Ancak rekabet ortamı ile farklı finansal kurumlar ortaya çıkmış ve müşterilerin banka tercihlerinde değişiklikler meydana gelmiştir. Banka ve diğer finansal kurumlar daha fazla müşteriye ulaşabilmek için yeni pazarlama stratejileri geliştirmiş ve bankacılık sektöründe satış ve pazarlama birimleri ile satış hedefleri olan operasyon birimleri banka işletmesinin kârlılığını artırmak için çalışmalara hız vermiştir. Çalışmamız bu noktada önem kazanmaktadır. Banka çalışanları ile banka müşterilerinin gözünde pazarlama karmasının işleyişi ve öncelikleri çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmamızın amacı Tunceli İlinde faaliyet gösteren bankaların uygulamış oldukları pazarlama karması ve pazarlama stratejilerinin banka çalışanları ile banka müşterileri açısından önceliklerinin belirlenmesi ve bu önceliklerinin karşılaştırılmasıdır. Bu çalışma Tunceli ilinde faaliyet gösteren Denizbank, İş Bankası, Vakıf Bank, Garanti Bank, Ziraat Bankası ve Halk Bankası olmak üzere üç kamu bankası ile üç özel bankada toplam 26 banka çalışanı ve 136 banka müşterisi ile görüşme yapılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada pazarlama karması kıstaslarının önem derecelerinin belirlenmesi için AHP yöntemi kullanılarak; Tunceli ili bölgesinde 6 adet özel ve kamu bankaları üzerindeki etkilerini, bu bankaların pazarlama stratejilerini ve banka müşterileri ile Banka çalışanları gözünden bankacılık sektörü için uygun pazarlama karmasını belirlemek için pazarlama karması elemanlarının önem derecelerinin belirlenmesi araştırılmıştır. Çalışmanın pazarlama bilimine ve literatürüne katkı sunması umut edilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Diyarbakır ceza infaz kurumları personellerinin finansal ve mali tablo okur yazarlık düzeylerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Abdullatif Akçakaya
Globalleşen dünya ekonomisine ayak uydurmak adına finans kavramına olan ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Finans ile ilgili terimlere hâkim olup bu terimlerin kullanım alanlarındaki etkilerini analiz edebilme kabiliyeti finansal okuryazar olmaktan geçmektedir. Finansal işlemler ve olaylar neticesinde oluşan mali tablolar ise işletmelerin mali durumu hakkında fikir edinmemize yardımcı olacaktır. İşletmelerin ekonomik durumunu özetleyen mali tabloları yorumlamak için ise mali tablo okuryazarlığına gereksinim duyulmaktadır. Dolayısıyla finansal okuryazarlık ve mali tablo okuryazarlığı farklı terimler gibi görünse de birbirlerinin tamamlayıcısı durumundadır. Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumları yerleşkesinde yaklaşık 1500 personel görev yapmaktadır. Kampüs Ceza İnfaz Kurumlarında başta İnfaz ve Koruma Memurları olmak üzere, yönetim, denetim, iş yurdu servisi, eğitim, sağlık, teknik ve yardımcı hizmet sınıflarında görev yapan personeller bulunmaktadır. Kamu görevlisi olan memur ve hizmetliler yarısı kadarı lise ve önlisans mezunu iken geriye kalan yarısı lisans ve yüksek lisans mezunudur. Bu çalışmada ceza infaz kurumları personellerinin eğitim düzeyleri ile finansal ve mali tablo okuryazarlığı arasındaki ilişki araştırılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Üniversite öğrencilerinin namus algısı: Munzur Üniversitesi, sosyoloji bölümü, lisans öğrencileri örneği
Yağmur Külekçi
Namus, kavram olarak "insanlar tarafından oluşturulmuş toplumsal kurallar" temel anlamını taşımaktadır. Ancak söz konusu kavram zamanla, ilk ve temel anlamından sıyrılarak farklı anlamlar kazanmıştır. Tarihsel açıdan yaşanan değişimler ve dönüşümlerin, toplumsal yaşamda da söz konusu olmasıyla birlikte namus olgusu zamanla; cinsiyetler arası ayrımcılığa sebep olan, şiddet temelli bir olgu halini almıştır. Olgunun bu niteliğinin devamında, namus gerekçesi ile işlenen suçlar gün geçtikçe artış göstermiştir ve göstermeye devam etmektedir. Geleneksel toplum yapısından modern bir toplum yapısına geçişin, hayatın hemen her alanında kendisini hissettirdiği yeni dönemde bile kadınlar; namus olarak nitelendirilen toplumsal nitelikteki normları ihlal ettikleri gerekçesi ile şiddete maruz kalmaktalardır. Dünyanın farklı bölgelerinde, farklı terimler ile karşılık bulsa da "namus" olgusu dünyanın her yerinde; kadın yaşamına yönelik bir tehdit unsuru niteliğindedir. Modernite ile birlikte toplumsal cinsiyet rollerinin silikleşmesi durumu söz konusu olsa da kadın yaşamı hâlâ; denetlenmesi ve "gerektiğinde" kısıtlanması gereken bir alan olarak görülmektedir. Bu unsurlar, tezin araştırma konusu olarak "namus" olgusunun seçilmesindeki temel gerekçelerdir. Araştırma konusunun güncelde bir sorun niteliği taşıyor olması ve acil çözüm gerektiren bir konumda yer alması; bu tezin en önemli problemlerindendir. Bu doğrultuda bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin namus algıları araştırılmakta ve onların algılarında etkili olan faktörler incelenmektedir. Toplumsal cinsiyet bağlamında incelenen namus olgusuna yönelik, üniversite öğrencilerinin algılarını ortaya çıkarmak amacıyla, literatür taraması ve niteliksel yöntem doğrultusunda gerçekleştirilen bu araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından oluşturulan "Nitel Araştırma Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Munzur Üniversitesi, sosyoloji bölümü, lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Toplamda 21 öğrenci ile yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Örneklem grubu, kartopu örneklem tekniği ile oluşturulmuştur. Saha araştırması sonucunda elde edilen veriler el ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde "betimsel analiz" yolu kullanılmıştır. Bu çalışmada, öğrencilerin namus algıları ile ilgili çeşitli verilere ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda üniversite öğrencilerinin namus algılarının çeşitli etkenlere göre değişkenlik gösterdiği ve öğrencilerin namus algılarının genel olarak eşitlikçi yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın öne çıkan sonuçlarından biri de; tamamına yakını Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan katılımcıların büyük bir kısmının, namus ve namus gerekçesiyle işlenen töre cinayetlerine şahit olmadıkları ve yine tamamına yakınının ailelerinde "töre"nin geçerliliğinin olmadığı sonucudur. Bu sonuç, konuya yönelik genel toplumsal kabuller ile karşıt niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Namus, namus algısı, kadın, toplumsal normlar, şiddet,
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Pyroxasulfone herbisitinin bazı toprak bakterileriyle biyoremediasyonunun karşılaştırılması ve Daphnia magna üzerindeki mortalite etkisi
Duygu Tekin
Bu çalışma ile tarım toprağından izole edilen M. arthrosphorea, M. radiotolerans ve bunların karışımlarıyla elde edilen zenginleştirilmiş mikrobiyal kültürlerle Pyroxasulfone etken maddeli herbisitin kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ve toplam organik karbon (TOK) gibi önemli bazı çevresel parametreler bazında elde edilen giderim verimleri araştırılmıştır. Çalışmada bunlara ek olarak giderim öncesi ve sonrası Daphnia magna (su piresi) üzerindeki mortalite (ölüm oranı) etkisi de belirlenmiştir. Kullanılan bakteriler zenginleştirilmiş ve gerekli hacimlerde alınarak Pyroxasulfone etken maddeli herbisitin tarım alanlarında kullanımı tavsiye edilen konsantrasyonları (375, 500, 750 ve 1000 ppm) esas alınarak hazırlanan çözeltilere ilave edilmiştir. Elde edilen en yüksek giderim oranlarındaki numuneler ve tarım arazilerinde kullanımı tavsiye edilen konsantrasyonlarda hazırlanan numuneler ile Daphnia magna üzerindeki ölüm oranları belirlenmiştir. Elde edilen verilere göre KOİ ve TOK giderim yüzdeleri her iki bakteri türü ve bunların karışımlarında çeşitli zaman dilimlerinde %37 - 90 aralığında belirlenmiştir. Arıtılmamış ortamlarda 96 saat sonunda Daphnia Magna üzerinde %40 - 80 civarında, arıtılmış ortamlarda ise %75 – 100 aralığında değişen bir mortalite etkisi tespit edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre M. arthrosphorea, M. radiotolerans ve bunların konsorsiyumlarının pyroxasulfone etken maddeli herbisitler üzerinde tarlaya atılması tavsiye edilen konsantrasyonlarda etkili bir biyoremediasyon gerçekleştirdiği, ancak elde edilen en yüksek giderime sahip nihai KOİ ve TOK konsantrasyonlarndaki ortamların da Daphnia magna üzerinde toksik etki yarattığı gözlemlenmiştir. Bu durum da pyroxasulfone herbisitinin parçalanma ürünlerinin gösterdiği toksik etki ile açıklanmaktadır. Anahtar kelimeler: Pyroxasulfone, Biyoremediasyon, Daphnia magna, Biyokimyasal oksijen ihtiyacı, Kimyasal Oksijen İhtiyacı, Toplam organik karbon
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Hastane çalışanlarının etik iklim algılarıyla prosedür (işlemsel) adalet algıları arasındaki ilişkinin araştırılması
Muhammet Uğur Çakmakcı
İş yaşamında iş çıktılarını etkileyen örgütsel tutum ve davranışlar üzerinde etkili olan etik iklimi, etik sorunların üstesinden nasıl gelinebileceği hakkında çalışanlara çeşitli alternatifleri değerlendirme fırsatı verecek örgütsel değerleri içeren bir mekanizmadır. Özellikle hastanelerde etik dışı davranışlar insan hayatını etkileyebilecek önemli sonuçlara neden olabilir. Olumlu iş sonuçlarının elde edilmesinde etkili bir faktör olan adalet algısının etik iklim ile birbirlerinden bağımsız olarak düşünülmesi ve değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu noktadan hareketle hastanelerdeki etik iklimin, sağlık çalışanlarının prosedür adalet algısı ile ilişkisini belirlemeyi amaçlayan bu nicel araştırma ilişkisel tarama modeli ile yapılanmıştır. Araştırmanın gerçekleştirilmesinde tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Elazığ il merkezinde bulunan dört hastanenin klinik ve polikliniklerinde çalışan 248 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Sağlık çalışanlarının etik iklim algıları "Etik İklim Ölçeği'' ile, prosedür adalet algıları ise "Prosedür Adalet Ölçeği'' ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde, ikili grup karşılaştırmaları Bağımsız Örneklem T testi, ikiden fazla grup arasındaki farklar ise Tek Yönlü Varyans (ANOVA) ile incelenmiştir. Değişkenler arası ilişkinin değerlendirilmesinde Spearman korelasyon katsayısı kullanılmış; ayrıca basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmaya katılan sağlık çalışanlarının etik iklim algılarının 3.22±1.39'luk ve prosedür adalet algılarının 3.38±1.28'lik ortalama ile orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada etik iklim ile işlemsel adalet arasında pozitif yönlü, güçlü ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Regresyon modeline göre ise etik iklim prosedür adalet üzerinde %71.5 oranında etkili olabilmektedir. Çalışanların yüksek prosedür adalet algısı hissetmeleri için hastanelerde etik iklim algısının yüksek tutulması önemlidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Mali müşavirlerin bağımsız denetçilik mesleği üzerine algılarının tespit edilmesine yönelik bir araştırma: Tunceli-Erzincan örneği
Berkan Özgürel
Bu çalışmada bağımsız denetim ile tasdik denetiminin sorumluluk açısından incelenerek karşılaştırılması konusu araştırılmıştır. Yapılan araştırma da ülkemizde denetim alanındaki iki önemli konu olan bağımsız denetim ve tasdik denetiminin sorumluluk açısından karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmamız bu yönüyle anlamlı ve önemlidir. Bu çalışmada bağımız denetim ile tasdik denetiminin uygulanmasında birçok farklılık bulunması meslek mensupları tarafından fark edilip edilmedikleri anlaşılmaya çalışılmaktadır. Çalışmanın amacı Tunceli ve Erzincan İllerindeki Mali Müşavirlerin Bağımsız Denetim ile Tasdik Denetimi arasındaki farklılığı belirleyen algıyı ölçmeye yönelik bir araştırma yapmaktır. Çalışma da öncelikle bu konudaki temel kavramlar olan işletme ve muhasebe, denetim, bağımsız denetim ve tasdik denetimi kavramları hakkında bilgi verilmiştir. Bağımsız denetim ve sorumluluk konusu açıklanmaya çalışılmıştır. Öncelikle bağımsız denetim standartları hakkında bilgi verilmiştir. Bağımsız denetime tabi kuruluşlar ve bağımsız denetim yapmaya yetkili olanlar, bağımsız denetçinin yükümlülükleri ve sorumlulukları konusu açıklanmıştır. Çalışmada tasdik denetimi ve sorumluluk konusu ele alınmıştır. Yeminli Mali Müşavirlik Mesleği, konusu ve görevleri hakkında bilgi verilmiştir ve Yeminli Mali Müşavirlerin sorumlulukları anlatılmıştır. Yeminli Mali Müşavirlik Mesleği, konusu ve görevleri hakkında bilgi verilmiştir. Bağımsız denetim ve tasdik denetiminin sorumluluk açısından incelenmesi ve karşılaştırılması yapılmıştır. Ayrıca sorunlar ve çözüm önerileri geliştirilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, Mali Müşavirlerin, Bağımsız Denetçilik Mesleğine olan algılarını ölçmeye yönelik bir anket çalışması yapılmış ve araştırmanın sonuçları yorumlanmıştır. Bağımsız denetim ve tasdik denetiminin sorumluluklarının kanun, yönetmeliklerle kamu gözetim kurumunun belirlemiş olduğu denetim kalitesi yönünden karşılaştırılması yapılmıştır. Belirlenen farklılıklar ve benzerlikler ile bağımsız denetimin daha kaliteli yapılması yönünden öneri ve görüşler oluşturulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız Literatür taraması yöntemi ile incelenecek olup çoktan seçmeli anket yöntemi ile test edilip analiz edilecektir. Bu çalışmanın Muhasebe bilimine ve literatürüne katkı sunması umut edilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022EuCl₃ ile katkılanmış yeni bir polimer kompozitinin hazırlanması, karakterizasyonu ve boyar madde giderimi için kullanılması
Kübra Birkan
Bu tez çalışmasında, serbest radikalik in-sitü polimerizasyon yöntemi ile laboratuvar ortamında sentezlenen EuCl3 katkılı 4-vinilpridin-ko-akrilamid (poli(4-VP-koAAm)/EuCl3) hidrojelinin atıksulardan naftol yeşili B'yi giderim performansı araştırılmıştır. Adsorbentin özellikleri, Fourier dönüşümlü kızılötesi (FT-IR) spektroskopisi, taramalı elektron mikroskopu (SEM) ve X-ışını kırınımı (XRD) analizleri gibi çeşitli tekniklerle tanımlanmıştır. Naftol yeşili B adsorpsiyon verimliliğinin pH, adsorbent madde miktarı, başlangıç naftol yeşili B boya konsantrasyonu, sıcaklık ve temas süresi gibi değişkenlere bağımlılığı kesikli sistemde incelenmiştir. En yüksek giderim verimi 30 mg/L başlangıç naftol yeşili B konsantrasyonu, 0,05 g/100 mL Poli(4-VP-koAAm)/EuCl3 dozajı, pH=5,42 ve 25 °C sıcaklıkta %98,40 olarak elde edilmiştir. Deneysel denge verilerileri Langmuir izoterm modeli ile daha iyi uyum sağlamıştır. Kinetik sonuçlar, adsorpsiyon prosesinin hız belirleme basamaklarından biri olarak iç difüzyon ile birlikte yalancı ikinci derece kinetiği ile tanımlanabileceğini göstermiştir. Adsorpsiyon prosesinin ekzotermik ve kendiliğinden olduğu bulunmuştur. Adsorpsiyon prosesi üzerine seçilen parametrelerin etkileşim etkilerini belirlemek ve prosesin adsorpsiyon kapasitesini optimize etmek için yanıt yüzey yöntemi (YYY)'nde bulunan merkezi kompozit tasarım (MKT) kullanılmıştır. Optimunm şartlar 110 mg/L naftol yeşili B konsantrasyonu, 0,05 g/100 mL poli(4-VP-ko-AAM)/EuCl3 dozajı ve 165,81 dk temas süresi olarak bulunmuştur. Bu şartlar altında adsorpsiyon kapasitesi 206,46 mg/g olmuştur. Elde edilen deneysel sonuçlar, adsorbent olarak Poli(4-VP-ko-AAm)/EuCl3 hidrojeli kullanılarak naftol yeşili B boyasının başarılı bir şekilde atıksulardan giderilebileceğini göstermiştir. Anahtar kelimeler: Adsorpsiyon, naftol yeşili B, poli(4-VP-ko-AAm)/EuCl3 hidrojeli, yanıt yüzey yöntemi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Dolgu takviyeli plastiklerde üretim parametrelerinin optimizasyonu için hibrit bir model önerisi
Rifat Kerim Özbek
Polimerleri üretip, şekillendirmeye başladığımız andan itibaren birçok sektörde endüstrinin ve ekonominin gelişmesine katkı sunan önemli bir büyüme yaşanmıştır. Bu sebeple polimer bilimi üzerindeki araştırma ve geliştirme faaliyetleri hızla artmış ve günümüzde malzeme biliminin gelişmesi ile polimerik malzemeye dayalı kompozit üretimi yaygınlaşmıştır. Düşük ağırlığı, yüksek mukavemeti, şekillendirme kolaylıkları ve düşük maliyeti nedeniyle plastikler diğer hammaddelere göre tercih edilir. Plastikler yaygın olarak kullanılmasının yanı sıra malzeme bilimindeki gelişmeler ile birçok ihtiyaca cevap verebilmektir. Plastik sektörün ihtiyaçlarını karşılamak için üretim ve kalite parametrelerinin bir modelle çözümlenip, planlanabilir bir yapı içinde sunulması işletmeler için oldukça önemlidir. Bu çalışmada termoplastiklerin yaygın olarak kullanılan poliolefinler grubuna ait alçak ve yüksek yoğunluklu polietilen matris malzeme olarak kullanılmış ve midye tozu ile güçlendirilerek veri setinin karakteristiğini etkin bir biçimde yansıtacak deney numuneleri üretilmiştir. Üretim parametrelerini modelleyebilmek için regresyon modelleri oluşturulmuştur. Regresyon modelinde kuvvet bağımlı değişken ve birincil basınç, ikincil basınç, kullanılan deniz kabuğu ile plastik malzemenin kalıpta soğuma süresi ve plastiğin cinsini gösteren bir kukla değişken kullanılmıştır. Üretim parametrelere uygun numuneler ve bu parametrelerin maksimum kuvvet ve maksimum gerilmeye hangi oranda etki ettiği matematiksel olarak belirlenmiştir. Gerilme ile kuvvet tahmininde bölge basınçları, dolgu malzemesi oranı ve soğuma süresinin malzemenin mekanik davranışı üzerinde etkisi incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Hibrit biyonanokompozit malzemelerin sentezlenmesi ve sulu çözeltilerden neodimyum gideriminde kullanımının modellenmesi
Hakan Andiçi
Bu tez çalışmasında aljinat ve kitosan kaplı manyetik demir oksit (Fe3O4) nanopartiküllerin (aljinat-Fe3O4, kitosan-Fe3O4), biyosentez tekniği ile sentezlendi. Sentezlenen aljinat- Fe3O4 ve kitosan-Fe3O4 hibrit biyonanokompozitlere sabit bir kolon içerisinde Nd3+'nın adsorpsiyonu ve desorpsiyonu yanıt yüzey metodolojisi (YYM) ile kombine edilmiş bir merkezi kompozit tasarım yaklaşımı (MKT) kullanılarak ve kontrollü desorpsiyonu incelendi. Aljinat-Fe3O4 ve kitosan-Fe3O4 nanokompozitlerin karakterizasyonu UV-GB, FT-IR, TGA-DTA, XRD ve SEM-EDS kullanılarak gerçekleştirildi. Sentezlenen ve karakterize edilen söz konusu biyokompozite malzemelere, Nd3+ iyonlarının adsorpsiyonu, çözelti pH'ı, çözeltinin kolondan akış hızı ve başlangıç Nd3+ iyonları konsantrasyonunun bir fonksiyonu olarak incelendi. Nd3+'nın hem aljinat-Fe3O4 hem de kitosan-Fe3O4 hibrit biyo-nanokompozit üzerine adsorpsiyonu sabit yataklı bir kolon sistemi kullanılarak optimum koşullar pH 5.4, çözeltinin kolondan akış hızı 4.0 mL dk-1 ve Nd3+ iyonları başlangıç konsantrasyonunun 120 mg L-1 olarak belirlendi. Aljinat-Fe3O4 ve kitosan-Fe3O4 biyo-nanokompozitlerin maksimum adsorpsiyon kapasitesi ve verimliliği sırasıyla 125.01 mg g-1, %99.8; 99.99 mg g-1, % 99.8 olarak hesaplandı. Deneysel parametrelerin optimizasyonu MKT yaklaşımı ile gerçekleştirildi ve önerilen kuadratik modelden hem aljinat-Fe3O4 hem de kitosan-Fe3O4 Nd3+ iyonlarının adsorpsiyonu için birer matematiksel model elde edilerek sunuldu. Varyans analizi sonuçları sentezlenen her iki kompozit malzemenin Nd3+ iyonlarının gideriminde kullanılmasındaki belirleme katsayılarının yüksek olduğunu gösterdi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Fotovoltaik (PV) panellerde verim artırma yöntemlerinin incelenmesi
Nuriye Eryılmaz
Dünya üzerindeki nüfusun hızla artması ve teknolojideki hızlı gelişmelere bağlı olarak yeryüzündeki enerji kaynakların hızla tükenmesi ayrıca fosil yakıtların insan sağlığına ve çevreye olumsuz etkileri alternatif enerji kaynaklarına yönelimi zorunlu kılmaktadır. İşte bu noktada doğal enerji kaynakları içerisinde dünya için en önemlisi olan güneş enerjisinden maksimum düzeyde faydalanmak için fotovoltaik paneller dediğimiz teknolojik sistemler geliştirilmekte ve bu sistemlerden en iyi şekilde faydalanmak için çalışmalar yapılmaktadır. Fotovoltaik sistemler güneş enerjisini doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren güneş enerjisi ile çalışan pillerden oluşur. Enerji tasarrufu ve çevresel kaygılar nedeniyle PV ve PV/T sistemleri büyük öneme sahip olmuştur. Bu sistemlerdeki gelişmelerin enerji tasarrufu, daha temiz yaşanılabilir bir çevre için büyük öneme sahip olacağı öngörülmektedir. Bu çalışmada genel olarak PV panellerin verimlerinin artırılması ile ilgili denenen yöntemler üzerinde geniş kapsamlı bir araştırma yapılmış olup verim artırma yöntemlerinin neler olduğu, hangi yöntemler üzerinde durulduğu uygulama teknikleri ve sonuçları derlenip sunulacaktır. Böylece PV panellerde verim artırma yöntemlerini genel hatlarıyla açıklayan bir tez çalışması oluşturulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Flubendiamide etken maddeli yeni nesil insektisitin farklı sıcaklıklarda Gammarus pulex'teki nörotoksik etkisinin belirlenmesi
Hilal Söylemez
Bu çalışmada, yeni nesil Flubendiamide etken maddeli insektisitin hedef dışı sucul bir organizma olan Gammarus pulex (L., 1758)'teki nörotoksitesinin sıcaklıkla değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Öncelikle G. pulex organizmalarının belirlenen (16, 18 ve 20 °C) sıcaklıklardaki flubendiamide etken maddeli insektisite olan akut toksisite değerlerinden 96 saat süredeki LC50 değerleri probit analizi ile belirlenmiştir. Flubendiamide etken maddeli insektisitin 16, 18 ve 20 °C sıcaklıktaki LC50 değerleri sırasıyla 256,83 ± 19,59 µgL-1, 169,38 ± 34,17 µgL-1 ve 155,84 ± 17,22 µgL-1 olarak belirlenmiştir. Test organizmasının artan sıcaklıkla flubendiamide etken maddeli pestisite olan akut toksisite hassasiyeti de artmıştır. Her bir sıcaklıklığa ait flubendiamide pestisitinin G. pulex'teki LC50 değerlerinin ortalamasının 1/20, 1/10 ve 1/5 oranında sublethal konsantrasyonlar belirlenmiştir. G. pulex organizmaları belirlenen söz konusu sublethal konsatrasyonlara 96 saat süreyle maruz bırakılmıştır. Kontrol grubu dahil 10 grupta her sıcaklık için asetilkolinesteraz (AChE) enzim aktivitelerindeki değişimler ELISA kitleri kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, tüm gruplarda konsantrasyon arttıkça AChE enzin aktivitesinin inhibe edildiği tespit edilmiştir (p˂0,05). Aynı sıcaklıktaki 24 ve 96. Saatler arasındaki maruziyet süresi istatistiksel açıdan önemsiz olduğu belirlenmiştir (p˃0,05). Sıcaklık artışına bağlı olarak flubendiamide etken maddeli pestisitin test organizması üzerinde AChE enzim aktiviteisini inhibe değerinin arttığı tespit edilmiştir. Flubendiamide insektisitine karşı farklı sıcaklıklarda G. pulex' te AChE enzim aktivitelerinde meydana gelen değişikliklere bakıldığında yararlı biyobelirteç olarak kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Ohmik ısıtma işlemi kullanılarak portakal kabuğu tozundan fenolik madde ekstraksiyonunun incelenmesi
Halime Okyay
Bu tez çalışmasında ohmik ısıtma destekli ekstraksiyon (OIDE) yöntemin kullanılarak farklı üretim koşullarında portakal kabuğu tozu örneğinden toplam fenolik madde (TFM) ekstrakte edilmiştir. Maksimum TFM ekstraksiyonu belirlemek amacıyla maserasyon (MS) uygulanmış ve OIDE yöntemiyle elde edilen toplam fenolik madde miktarının verimi belirlenmiştir. OIDE işlemi kullanılarak portakal kabuğu örneğinden TFM ekstraksiyon işlemi süresince elektriksel ve performans özellikleri (enerji, akım, zaman, sıcaklık) belirlenmiş ve istatiksel olarak incelenmiştir. OIDE yöntemi üç farklı katı: sıvı oranında, üç ayrı voltaj gradyanında (20, 25 ve 30 V/cm) ve dört ayrı sıcaklık (45, 60, 75 ve 90˚C) aralığında uygulanmıştır. Ohmik ısıtma destekli ekstraksiyon işlemi, güç ünitesi, test hücresi, mikroişlemci, bağlantı elemanları ve bilgisayardan oluşmaktadır. OIDE işleminde tüm katı sıvı oranları için 3 farklı voltaj gradyanı için 20 °C'den hedef ekstraksiyon sıcaklıklarına kadar (45, 60, 75 ve 90˚C) sıcaklık zaman ilişkisinin doğrusal bir artış olduğu tespit edilmiştir. Bütün katı: sıvı oranlarında ve voltaj gradyanlarında hedef ekstraksiyon sıcaklığı arttıkça işlem süreleri artmıştır (p<0.05). En kısa işlem süresi 1:20 konsantrasyonda, 90˚C sıcaklıktaki 30 V/cm voltaj gradyanında elde edilmiştir. Isınma süresinin üzerinde hedef ekstraksiyon sıcaklığının ve voltaj gradyanın olumlu etkisinin olduğu fakat katı: sıvı oranın etken olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Ayrıca akım ve sıcaklık ilişkisinde 20˚C ile 90˚C doğrusal bir artış olduğu, R² değerinin 0.98 üzerinde olduğu belirlenmiştir. OIDE işleminde toplam harcanan enerji ve ortalama güç değerleri üzerinde ekstraksiyon sıcaklığının, voltaj gradyanının ve kat: sıvı oranın etkisi olduğu belirlenmiştir. Özellikle voltaj gradyanı değeri arttıkça harcanan enerji miktarının da azaldığı belirlenmiştir (p<0.05). Ayrıca aynı voltaj gradyanlarında tüm katı: sıvı oranları için artan ekstraksiyon sıcaklığına bağlı olarak ortalama güç değerinin arttığı tespit edilmiştir (p<0.05). OIDE işlemini portakal kabuğunun toplam fenolik madde miktarı üzerine ilişkisi incelendiğinde tüm voltaj gradyanı ve ekstraksiyon sıcaklıkları ile katı: sıvı oranları arasında en yüksek TFM miktarının 1:20 katı: sıvı oranında bulunması ve en düşük 1:60 katı: sıvı oranında bulunmuştur. Farklı üretim koşulları kullanılarak ohmik ısıtma destekli ekstraksiyon işlemi ile TFM miktarının değişimi incelendiğinde, istatiksel olarak katı: sıvı oranı ve ekstraksiyon sıcaklığının bireysel etkisi olduğu (p<0.05), ancak voltaj gradyanının etkisi olmadığı (p>0.05) tespit edilmiştir. OIDE yöntem kullanılarak yapılan ekstraksiyon işlemi için ekstraksiyon verimi tüm katı: sıvı oranlarında (1:20, 1:40 ve 1:60 g/ml), 25 V/cm voltaj gradyanı değerlerinde daha yüksek ekstraksiyon verimi tespit edilmiştir. Ayrıca dört farklı sıcaklık (45, 60, 75 ve 90˚C) değerleri arasında ve tüm koşullar içinde en yüksek ekstraksiyon verimine 90˚C' de ulaşılmıştır. En yüksek sıcaklık değerlerinde en fazla ekstraksiyon verimi elde edildiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak ohmik ısıtma destekli ekstraksiyon işleminde TFM elde edilmesi için sıcaklığın önemli bir etken olduğu, işlem süresi ve performans değerleri üzerine ise hem uygulanan voltaj gradyanın hem de uygulanan sıcaklık değerinin önemli bir etken olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca kullanılan katı: sıvı oranın ekstraksiyon işlemi için önemli bir koşul olduğu bu yüzden çalışmalarda dikkate alınması gereken önemli bir uygulama olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Çocuk futbol ( grassroots) antrenmanlarının reaksiyon süratine etkisi
Feyyaz Öz
Grassroots futbol her geçen gün değeri artan ve hayatımızın bir parçası olan çok önemli bir altyapı projesi olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Bu araştırma ülkemizde bu sporun önemini vurgulamak, taban futboluna katkı sağlamak ve gelişim sürecinin önemli parçası olan reaksiyon süratinin etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmış ve farklı antrenman yöntemleri ile antrenman yapan sporcuların reaksiyon hızına ne derece etki ettiğini ortaya koymak için yapılmıştır. Reaksiyon süratinin gelişime en açık olduğu grup 10-12 yaş grubudur. Bu verileri doğrulamak amacıyla Van İli Ahmet Yesevi Bist Ortaokulu öğrencilerinden hiçbir antrenman programına dâhil olmayan 10-12 yaş arası 30 (15+15) erkek sporcudan (deney grubu ve kontrol grubu) oluşan bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Deney grubunun 8 haftalık çalışma (birinci test ve son test) öncesi ve sonrasında ölçümler alınmıştır. Aynı gün kontrol grubu ölçümleri alınarak kayıt altına alındı ancak kontrol grubuna program uygulanmamıştır. Deney grubunun antrenman süresi ise 8 haftalık süreçte haftada 3 gün ve günde 1 saat farklı antrenman programları şeklinde uygulanmıştır. Çalışma sonunda elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS paket programları kullanılarak yapılmıştır. Sonuç verilerinin normal dağılıp dağılmadığını kontrol etmek için Skwness-Kurtosis testi kullanıldı. Araştırmaya katılan sporcuların demografik özelliklerine ilişkin yüzde ve frekans analizleri yapılmıştır. Ayrıca eşleştirilmiş t-testleri ve lineer regresyon testleri kullanıldı. Çalışma grubu antrenmanlarının reaksiyon hızına etkisini incelemek için kullanılan parametrik testlerdir. Sonuçların istatistiksel anlamlılığının (P < 0.05) olduğu varsayılmıştır. Çalışmada, test grubundaki sporcuların 8 haftalık bir antrenman programı sonrasında ilk ve son ölçümlerinin reaksiyon süresi değerleri karşılaştırıldı. Bu sonuçlar, deney grubunda 8 haftalık eğitimden sonra sağ ve sol ayaklara ait işitsel ve görsel reaksiyon hızlarının ilk ve son ölçümleri arasında anlamlılık düzeyi (p<0.05) olduğunu gözlemlenmiştir. Kontrol grubu sporcularında ilk ve son ölçüm reaksiyon süresi değerleri karşılaştırıldığında elde edilen sonuçlar, ilk ve son ölçüm arasında anlamlı düzeyde (P > 0.05) bulunamamıştır. Çalışma dikkate alındığında, 8 haftalık kuvvet antrenmanının sporcularla ilgili birçok parametrede (işitsel ve görsel tepkiler, zıplama, esneme, hız skoru ve bacak kuvvet esneme) etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Kuvvet antrenmanında eğitilen sporcuların daha iyi reaksiyon hızlarına sahip olduğu bulunmuştur. Antrenman rejimlerinde yer alan ve direnç antrenmanlarının erkek sporcular (10-12 yaş grubu) üzerindeki etkilerinin araştırıldığı bu çalışma literatür açısından bilgilendirici olup, daha detaylı bir yol haritası çizmek adına farklı yaş grupları ve kadın sporcuların değerlendirilmesi literatüre fayda sağlayacaktır. Bu tür araştırmaların farklı bireyler üzerinde yapılması yararlı olacaktır. Anahtar kelimeler: Futbol, Grassroots, Egzersiz, Reaksiyon Zamanı, Altyapı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Lambda siyalotrin etken maddeli insektisintin farklı sıcaklıklarda Dreissena polymarpha'daki bazı biyokimyasal etkilerinin belirlenmesi
Zozan Ketenalp
Günümüzde İklim değişikliğinin giderek artması nedeniyle iklim değişikliklerinin birincil göstergesi olarak kabul edilin sıcaklığın etkisi önemli bir hale gelmiştir. Yapılan bu çalışma ile farklı sıcaklıklarda subletal konsantrasyonlarda Lambda Cyhalotrin'e 24 ve 96 saat boyunca maruz kalan Dreissena polymorpha 'da maruziyet sonrası, nörotoksisitenin bir göstergesi olan AChE ile oksidatif stres biyobelirteçleri katalaz (KAT) ve Süperoksit Dismutaz (SOD) enzim aktiviteleri ile Glutatyon (GSH) ve Malondialdehit (MDA) seviyelerindeki değişimlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla SOD, KAT, AChE aktiviteleri ile GSH ve MDA düzeyleri ticari kitler kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; Lambda cyhalothrin uygulamasımasına bağlı olarak MDA seviyelerinde istatistiksel olarak önemli artış bulunurken, GSH seviyelerinde ise bir azalış saptanmıştır. AChE seviyelerinde; genel olarak bir inhibisyon gözlenmiştir. Bu inhibisyon, özellikle yüksek doz lambda-Cyhalothrin uygulanan gruplarda görülmektedir.. Uygulama sürelerine bağlı olarak inhibisyon düzeylerinin arttığı da saptanmıştır. SOD enzim aktivitesi ise azalırken KAT enzim aktivitesi uygulama dozuna bağlı olarak artmıştır. Farklı sıcaklık uygulamalarının Lambda-cyhalothrin'in toksik etkileri üzerine farklı etkiler meydana getirdiği görülmüştür. Bu çalışmada uygulanan konsantasyonlarda lambda-cyhalothrinin oksidatif strese ve nörotokisiteye neden olduğu ve Lambda-cyhalothrin'in toksisitesinin sıcaklığa bağlı olarak değiştiği görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Şia düşünce sisteminin sosyolojik incelemesi –Iğdır Caferileri örneği-
Çetin Tigrak
Bu çalışmada dolaylı gözlem ve katılımcı gözlem teknikleri kullanılarak Şia düşünce sistemleri sosyolojik olarak incelenmiş ve Iğdır'da yaşayan Şia mezhebine bağlı Caferilik ele alınmıştır. Araştırmamız dört bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde genel çerçeve ortaya konulmuş ve araştırmanın amacı, önemi belirtilmiştir. İkinci bölümde Şia mezhebinin oluşum süreci incelemiş ve Şia içindeki bölünmeler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Şia mezhebi için önemli bir yer tutan Kerbela olayı ve Muharrem Ayı etkinliklerine değinilmiştir. Son bölümde ise Iğdır'da yaşayan Caferilerin dini yaşayış biçimleri ve kültürleri ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Şia, Caferilik, kültür
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Anglo-Sakson ülkelerinin muhasebe sistemlerinin Türkiye muhasebe sistemi ve UMS/UFRS kapsamında karşılaştırılmasına yönelik bir araştırma
Meltem Yoluk
Çalışmanın amacı, Anglosakson ülkelerinin muhasebe sistemi ve tarihçesi incelenerek Türkiye'nin muhasebe sistemi ve UMS/UFRS kapsamında karşılaştırılması, dolayısıyla, Anglosakson devletlerinde mevcut muhasebe sisteminin meydana getirdiği sorunlar, eksiklikler üzerinde durularak aralarındaki farklılıklar ve benzerlikleri belirlemektir. Günümüzde küreselleşmenin ve uluslararası ticaretin artmasıyla muhasebe sisteminin de ortak standartlara cevap vermesini zorunlu hale gelmiştir. Uluslararası faaliyet gösteren şirketler ekonomik kararlar alırken dünyada çeşitlilik ve farklılık gösteren muhasebe sistemlerine göre yapılan mali tabloları incelerken güçlükler yaşanmaktadır. Bu çalışmamızla Anglosakson ülkelerinin muhasebe sistemi tanıtılarak bu güçlüklerin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmamızın amacı Uluslararası Muhasebe/Finansal Raporlama Standartlarının günümüz koşullarında ülkelerin ihtiyaçlarına cevap verip vermediğini araştırmak amacıyla Anglosakson ülkeleri ve Türkiye Muhasebe Sistemi bağlamında incelenmesini sağlamak ve aralarındaki benzerlik ve farklılıkları belirleyip uyumlaştırma yapmaktır. Çalışmamız üç bölümden oluşmakta olup ilk bölümde muhasebenin genel bilgilerinden bahsedilmektedir. İkinci bölümde Anglosakson ülkeleri ile Türkiye tanıtılarak tarihsel gelişimleri, etkilendiği kültürler, muhasebe sistemleri içinde hesap planları, muhasebe kayıt yöntemleri, muhasebe ilkeleri, bilanço ve gelir tablosu, UMS/UFRS uyumları, vergi sistemleri ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise Anglosakson ülkeleri ile Türkiye' nin muhasebe sistemlerinin karşılaştırılması yapılarak tabloda sunulmaktadır. Sonuç bölümünde de elde edilen sonuçlar anlatılmaktadır. Bu çalışma ile ülkemizde literatür taramasında çok az veriye sahip olduğumuz diğer ülkelerin muhasebe sistemleri de literatüre kazandırılmış olacaktır. Aynı zamanda çok uluslu şirketlerin muhasebe kayıtlarını ve sonuç raporlarını uyumlaştırmasında da bu çalışmamız yardımcı olacaktır. Son olarak çalışmamız Anglosakson ülkeleriyle gelecekte oluşturulabilecek ortak muhasebe sistemi için kullanılabilecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Tunceli ili Pertek ve Çemişgezek ilçeleri ile Elazığili Keban ve Sivrice ilçelerinde balık tüketim alışkanlıklarının araştırılması ve karşılaştırılması
Muhammed Kürşat Durna
Bu araştırma, Elazığ ili Keban ve Sivrice ilçeleri ile Tunceli ilinin Pertek ve Çemişgezek ilçelerinin balık tüketim alışkınlıklarını tespit etmek için yapılmıştır. Tez çalışması 2021 yılında (%48,4 E, %51,6 K) anket uygulaması ile yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların, %28,3'ü (n=235) Pertek, %25,9'i (n=246) Keban, %24,2'si (n=230) Çemişgezek ve %27,4'ü (n=235) Sivrice de bulunan katılımcılardan oluşmuştur. Ankete katılan katılımcıların %36'sı öncelikle tavuk etini, ikinci sırada ise %34 ile kırmızı eti, üçüncü sırada %24 ile hem kırmızı et hem de beyaz eti tercih ettikleri ve dördüncü sırada ise %7 ile balık etini tercih ettikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların %28'i balık etinin lezzetli- besleyici ve sağlıklı beslenmede önemli, %16,1'inin ise aileden gelme alışkanlıktan dolayı tercih ettiklerini ifade etmişlerdir. Katılımcıların balık tüketim sıklığını %40,7'si ayda bir, %19,9'u haftada bir-iki kez, % 18,6'sı ayda 2-4 kez, %14,6'sı yılda bir ya da üç kez, % 2,6'si haftada 3-4 kez tükettiklerini ve % 3,4'ü ise hiç tüketmediklerini belirtmişlerdir. Balık etinin tüketim şekli olarak da %34,8'lik oranla kızartma , %32,6 oranında ise ızgara olarak tercihleri ortaya konulmuştur. Katılımcıların %34'ü işlenmiş balık ürünlerini hiç tercih etmediklerini, %34,0'ü konserve ve %9,2'si dumanlanmış balık ürünlerini tercih ettikleri belirlenmiştir. Katılımcıların balık alırken; %68,9'u tazeliğine, %20,4'ü türüne ve %6,9'unun fiyatına dikkat ettikleri belirlenmiştir. Balığın taze olup olmadığına karar verirken %33,4'ü solungaçlarına, %30,6'sı gözlerine, %20,7'si satıcıya güven ve %15,3'ü deri parlaklığına bakarak karar verdiğini söylemiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Karakaya Baraj Gölü'nde yaşayan Barbus Grypus Heckel, 1843 (şabut) populasyonunun bazı büyüme özelliklerinin belirlenmesi
Burhan Cengiz
Bu çalışmada; Karakaya Baraj Gölü'ndeki Arabibarbus grypus'un (Heckel, 1843) eşey dağılımı, boy ve ağırlık ilişkisi, yaş tayini, von Bertalanffy büyüme parametreleri ve kondisyon faktörü gibi bazı büyüme özellikleri araştırılmıştır. İncelenen 74 bireyin %37,84'ünün (28 adet) dişi, %62,16'sının (46 adet) erkek olduğu ve dişi/erkek oranının 1/0,6087 olduğu tespit edilmiştir. Örneklerin total boy ve ağırlıkları dişilerde 32,0-62,2 cm ve 354,0-3046 g; erkeklerde 25,0-63,0 cm ve 200,0-3350 g arasında değişmektedir. İncelenen örneklerin yaş grupları II ile VI arasında değişmektedir. Boy-ağırlık ilişkisi dişilerde W = 0,0067L 3,079, erkeklerde W = 0,011L 2,962 ve tüm bireylerde W = 0,0096L 2,993 olarak hesaplanmıştır. Karakaya Baraj Gölü'ndeki A. grypus'un izometrik bir büyüme gösterdiği saptanmıştır (p>0,05). von Bertalanffy büyüme parametreleri dişiler için Lt = 76,53 [1 – e –0,348 (t + 1,22)], erkekler için Lt = 89,83 [1 – e –0,212 (t + 2,08)] ve tüm bireyler için Lt = 92,40 [1 – e –0,200 (t + 2,21)] olarak tahmin edilmiştir. Büyüme performans endeksi (Ф') değeri dişi, erkek ve tüm bireyler için sırasıyla 3,309; 3,233 ve 3,232 olarak hesaplanmıştır. Kondisyon faktörü dişi bireylerde 0,707-1,120 ve erkek bireylerde ise 0,702-1,356 arasında değişmektedir.
